Ağacı koyu kahverengiye ya da siyaha boyamada kullanılan beyaz ve billursu toz ...

Paramin, (Osmanlıca para-fenol diamin).
Ağacı koyu kahverengiye ya da karaya boyamada kullanılan beyaz, zehirli, billursu toz.

Yiyecek ...

Mekul,
Ekl olunmuş, yenmiş şey, 
Yiyecek.

Ahşap gemilerde sintine sularının akması için açılmış deliklerin her biri ...

Lev,
Ahşap gemilerde sintine sularının akması için açılmış deliklerin her biri.

Sintine, Bir teknenin su altında kalan ıslak kısminin iç tarafıdır. Bir teknenin su hattı altında kalan iç kısmıdır.

Bir şeye büyük bir istek ve heves duyan ...

Teşne, (Farsça).
Susamış.
İstekli, çok arzulayan, heveskâr.
Çok istekli.

Bulaşıcı hastalık salgını ...

Epidemi,(epidemic). 
Pandemi,
 
Enfeksiyon hastalıklarının yol açtığı yerel salgınlar. Fransızca kökenli  épidémie sözünün tıptaki kullanımı. Türkçe' de salgın hastalık anlamına gelmektedir.
1665 - 1666 veba : 34 milyon insanın ölümü ile sonuçlanan bir salgın hastalıktır.
1817 kolera : Hindistandan başlamış ve tüm dünyayı saran bir salgın hastalıktır.

Epidemi, Salgın, 
Belli bir bölgede aynı anda birçok kimsenin has­talanmasına sebep olan, hızla yayılan, salgın gösteren hastalığın olması demektir.
Pandemi, Kıtalararası salgın, bir hastalığın geniş bir sahaya yayılarak salgına sebep olmasıdır. 

Osmanlı ordusunda kullanılmış bir tür kısa mızrak ...


Hişt, (Osmanlıca).
Osmanlı ordusunda hassa birliklerinde kullanılmış kısa mızrak.
Eskiden kullanılan, kısa el mızrağına benzer bir savaş âleti. Daha ziyade Osmanlı ordularında bulunan bu silâh, özellikle hassa birliklerine verilirdi.
 
Mızrak, Uzun saplı ve sivri demir uçlu silah.
Harbe, Piyadelerin kullandığı nisbeten kısa bir mızrak çeşidi.
Kargı, Ucunda demiri olan bir nevi mızrak.

Bir sözleşmenin, iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırılması ...

İkale, 
Arapça kökenli bir kavramdır; mevcut bir sözleşmenin iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırılması anlamını taşır. 

Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi.

Demediği halde "Dedin" diye iddia etme.


Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu ...

Optik,
Işıkla ilgili olayları inceleyen fizik dalıdır. Optik ışıkla ilgili olayları üç değişik modelde inceler.

1) Geometrik optik:
Işığın izotrop (her tarafının fiziksel özelliği aynı) ortamda doğrusal yayılmasını temel kabul eder. Yansıma, kırılma ve aydınlanma olaylarını inceleyen optik kısmıdır. Newton, çalışmalarında ışığı bir kaynaktan yayılan tanecikler gibi düşünüyordu. Böylece geometrik optik gelişti. Işık olaylarını izah etmede yeterli zannedildi. Halbuki Newton’un düşünceleriyle gelişen geometrik optikle ancak yansıma, kırılma ve aydınlanma olayları izah edilebilir. Aynalar, ışık prizmaları, mercekler, optik aletler, geometrik optikle incelenebilir.

2. Fizik optik:(Dalga Optiği).
Işığın dalga yapısında olduğunu temel kabul ederek; girişim, kırınım ve kutuplanma olaylarını inceleyen optik kısmıdır. Newton’la aynı çağda yaşayan Huygens, Newton’un yanıldığını ve ışığın dalga şeklinde düşünülmesi gerektiğini ortaya attı. Dalga modeli, geometrik optikle açıklanamayan girişim, kırınım, polarma (kutuplanma) olaylarını açıklayabiliyordu.

3. Kuvantum Optiği: Max Planck’ın ışık dalgalarının enerjilerinin kuvantumlu oluşunu keşfetmesiyle ortaya çıkmıştır. Buna göre ışık, atomdan yayılan enerji paketleri (dalga katarları) şeklindedir. Her bir pakete “foton” denir.




























Kaynak;
http://www.mailce.com/

Yok etme, giderme ...

İzale, (Arapça),
Yok etme, giderme.
Zevale erdirmek. 
Gidermek. 
Ortadan kaldırmak. 
Mahvetmek.

Kaşındırıcı bir deri hastalığı ...

Liken, (Yunanca),
Kaşındırıcı bir deri hastalığı.
Çok sayıda küçük kabartılardan ibaret deri lezyonu.
Bir mantarla bir su yosununun ortak yaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı da Liken' dir. 

Liken Planus;
Deri, deri ekleri ve mukozaların (başta ağız içi, yemek borusu, kadın cinsel organın parçaları olan vulva, vagen) ve erkek cinsel organının tutulduğu iyi huylu bir deri hastalığıdır.

Kaşındırıcı bir hastalık olup 30-60 yaş arasında ve kadınlarda daha sık olmak üzere her yaşta görülebilir. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, psikojenik stres  gelişmesinde başlıca rol oynar.  Bunun dışında bazen hepatit B, hepatit C, primer biliyer siroz gibi karaciğer hastalıklarına ve diyabet (şeker hastalığı)’ e eşlik edebilir. Özellikle başlangıç döneminde şiddetli kaşıntı olabilir. Bunun dışında ateş, halsizlik, bulantı, kusma, ishal gibi diğer pekçok hastalıkta görülebilecek şikayetler görülmez. 


Hastalığın tedavisinde en çok kullanılan ilaçlar, kaşıntıyı önlemeye yönelik olarak sedatif (sakinleştirici) etkili antihistaminikler (Atarax, Avil vs..) ve topikal yani sürme şeklinde kullanılan güçlü kortizon içeren merhemlerdir (psovate, dermovate, elocon vs..). Kortizonlu merhemler doktor kontrolü dışında uzun vadeli kullanılmamalıdır. Aksi takdirde deride incelme, kıllanma, stria denilen ince, çizgilenmeler, telenjiektazi yani ince damarlanmalar oluşabilir. 

Deri Hastalıkları:
  1. Atopik Ekzama (Atopik Dermatit)
  2. Ergenlik Sivilcesi (Akne Vulgaris)
  3. Kellik (Alopesi)
  4. Kurdeşen (Urtiker)
  5. Liken (Liken Planus)
  6. Mantar Hastalığı ( Fungal Enfeksiyon)
  7. Pitriazis Rosea
  8. Uçuk (Herpes Simpleks)
  9. Vitiligo
  10. Behçet Hastalığı
  11. Cüzzam (Lepra)






















Kaynak: http://www.itf.istanbul.edu.tr

"Civanperçemi" de denilen ve çiçekleri halk hekimliğinde kullanılan, otsu bir bitki ...

Ayvadana, 
(Rumca).
Ayvadana, Ayvadene, Ayvıdene, Hayvadene.
Pelin otu, 
Adi pelin, 
Misk otu, 
Koyun otu, 
Civanperçemi.  
Ayakotu. 
Bayır peleni, 
Keteğen,

Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). Yaban nanesi yaprağına benzer yapraklı, sarı acı çiçekli, ilâç (Artemisia vulgaris Compositae) olarak kullanılan güzel kokulu bir yabani ot. 

Yapraklarında şekerler, uçucu bitkisel yağlar, tanen, terpen, uçucu yağ, A vitamini ve B vitamini bulunur. Çiçekli dalları kullanılır. 
 

Papatyagiller familyasındandır. 50-200 cm boylarında, içi boş, kırmızımsı dik gövdeli, hafif kokulu, odunsu köksapıyla çok yıllık, odunsu-otsu bir bitkidir. Temmuz, ekim aylarında küçük borumsu çiçekler açar. Hafif bir kokusuyla buruk bir tadı vardır. Ayvadana bitkisi kendine özgü acımtırak ve keskin bir kokuya sahiptir. Acı tadı sebebiyle genel olarak yemekler de baharat niyetine kullanılmaktadır.

Avrupa’da 1800 metre yüksekliğe kadar olan sürülmemiş alanlarda kendiliğinden yetişir. Ülkemizde de Trakya’da, Bursa’da Uludağ eteklerinde, Karadeniz Bölgesinde, Samsun, Erzurum, Diyarbakır dolaylarında bulunur.

Ayvadana' nın Faydaları: 

İştahsızlığı giderir.
Bronşit tedavisinde kullanılır.
İshali durdurucu niteliktedir.
Aşırı kullanıldığında toksik etki yapabilir o yüzden dozunda kullanmak gerekmektedir.
Banyoda esans amacıyla da kullanılabilmektedir.
Kansızlığa iyi gelir. Adet kanamalarını düzene sokmaktadır.
Bağırsak kurtlarını, parazitlerini düşürür.
Safra salgısını arttırmaktadır.
Sinir sistemini kuvvetlendirir.

Kaynatılıp  saça sürülürse saçları büyütücü etkisi vardır.






















Kaynak http://www.bitkisel-tedavi.net/

Ucuzluk, indirim ...


Damping,
Düşürüm,
İskonto, (İt. sconto).
İndirim. 
Kırdırma. 
Osmanlıca,  Tarh-ı Tenasübi, 
Senedin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim. 
Söz için bir bölümünü söylenmemiş sayma,
Düşürme işi. 
Mallarda yapılan genel ucuzluk.
Tenzilat.

Eski Türk devletlerinde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen unvan ...

İliğ,
İlig,
Eski Türklerde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ünvan.
Uygurlar, Karahanlılar ve Selçuklularda hükümdar ve şehzadelere verilen ünvan.
Eski Türkçede ünlü, meşhur anlamına gelen kelime.
Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı. 
Çağatayca'da Nim, mülayim sıcak, kızğın, ılıca demektir.
En büyük devlet yöneticisi hükümdardır. Eskiden hükümdarlara Tanhu, Şanyü, İdikut, Erkin, İlteber, Külerkin, Uluğerkin, Melik, Yabgu, İliğ, Padişah, Şehzade,  Kağan, Hakan, Han, Sultan gibi ünvanlar kullanılmıştır.

El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar...

Secavent,
El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar.

Kur’an-ı Kerim' de, önemli ve bilmemiz gereken duraklari , kelimelerin üstünde ve altında bazı işaretler bulunur ki bunlara secavent (duraklama) adı verilir.

El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar.

Bir cins cila ...

Vernik,
(Rumca).
Osmanlıca Rugan, Cila.
İng. varnish,

Bazı maddeleri parlatmak veya havanın etkisinden korumak için sürülen bir sıvı.
Sürüldükleri yüzeyde koruyucu katman yapan katı cisimlerle ya da kuruyan yağlarla, bunları eritme özelliğindeki sıvılardan hazırlanan gereç.
Boyanmış yüzeyleri korumak üzere kullanılan reçine veya reçinemsi maddelerin alkollerdeki çözeltisi.

Lak, 
(Fr. laque, İng. lac ).
Uzak Doğu'da yetişen Amerika elmasından çıkan zamk.
Boya ve parlatıcıların yapımında kullanılan şellakın elde edildiği doğal bir ham özdek. 
Selüloz esterlerinin çözeltilerinin genel adı.
Çelik yüzeyleri, yenime karşı korumak için kullanılan cila özdeği.

Taş ya da tuğlayla yapılmış yapı ...

Kagir, (Farsça).
Taş veya tuğladan yapılan (yapı), kârgir.
Yığma yapı.
Taş veya harçla yapılmış olan.
İş tutan, iş yapan.

Taş veya tuğladan yapılmış olan anlamını taşır. Eskiden ahşap malzemeden yapılan evler yangında çabuk kül olduğu için sonraki dönemlerde kagir evlerin yapımı tercih edilmiştir. Yapıların inşaatında bağlayıcı olarak harç kullanılan yapım tekniğidir.

Bu tip yapılarda malzemeler genellikle tuğla, taş, beton, blok, cam ya da bloktur. Uzun süre dayanımlarını koruyabildiklerinden dolayı tercih edilmektedir. 

Orta Arabistan' da büyük bir çöl ...


Nufud Çölü,
Orta Arabistan'da büyük bir kum çölü.
Orta Arabistan' da büyük bir çöl.
Suudi Arabistan’da bir çöl.

Arabistan Yarımadasının yarısı çöllerle kaplıdır. Bu çöller çeşitli özellikler taşır ve değişik isimler alırlar.

İç bölgelere doğru gidildikçe uçsuz bucaksız ve düz yaylalar ile çöller ve kumluklara rastlanır.

Kuzeyde, uzunluğu 600, genişliği ise 300 km kadar olan Nufud çölü vardır. Buralarda develerin dahi zor yürüyebileceği kumluk yerler mevcuttur. 

Çöllerde devamlı akan ırmaklar yoktur. Şiddetli akan sellerden meydana gelen Sular vadilerden akarlar. Vadiler yılın büyük bir kısmında kuru bir akarsu yatağı olarak kalır.

Arap Yarımadası'nın kuzey merkezi kesiminde geniş kum çölü. Yüzölçümü yaklaşık 50.000 km2 dir. İki kısımdan oluşur: Suriye Çölü ve Şamar Dağları arasında Büyük Nufud (başlıca vaha kasabaları Ceuf, Hail), Necid ve Rub ül-Hali Çölü arasında Küçük Nufud. Her iki çöl alanında da yağışlar 100 mm.nin altındadır ve belli rejimleri yoktur. Kuyular da seyrektir. Bununla birlikte, Nufud mutlak bir çöl değildir; kışın yer yer bazı otlaklar da görülür. Buralarda deve ve koyun besleyen göçebeler yaşar.

Suriye Çölü: 
Suudi Arabistanˊın 30° kuzey kesimini kaplar. Batıdaki dağlık bölge sınırından Mezopotamya’nın batı sınırına kadar uzanır. Suriye Çölü çalılıklarla kaplıdır. Hurma ağaçlarının yetişmesine müsait bazı sulak yerleri vardır.

Dehna Çölü: 
Nufud Çölüne bitişiktir. Güneye doğru bir şerit halinde uzanır. Uzunluğu 600 genişliği ise 50 km kadar olup, kızıl kumlarla kaplıdır. Kum tepelerinin yüksekliği yer yer 100 metreyi aşmaktadır.

Rub’ul-hali Çölü: 
Güneyde büyük kum yığınlarının bulunduğu çöldür. Oldukça ıssız bir yerdir. Buralarda Su olmadığı için Bitki ve hayvanlara pek rastlanmaz.

Necd Çölü: 
Çöller arasında en sulak olanıdır. Hemen hemen bütün şehirler bu bölge etrafında toplanmıştır. Bu bölgelerde sulama yapılabildiği için geniş ölçüde hurma yetişir. Toprakları oldukça bereketlidir. Burası aynı zamanda petrol yatağı bakımından da zengindir. Son yıllarda büyük mikdarda petrol bulunmuş ve bunları işlemek için modern tesisler kurulmuştur.

Hamad Çölü;
Suriye Gölü' ne Hamad çölü de denir. Arabistan'ın kuzeyinde Suriye, Irak ve Ürdün arasında yer alır. 

İslamda, gerçeğe akıl yoluyla değil sezgi yoluyla varılabileceğini savunan düşünce akımı ...

İşrakiye,
İşrakilik, 
İşrakiye, Arapça, "ışığın açılması, parlama, güneşin doğması, aydınlanma ve doğu” anlamına gelen “şark” kelimesinden türetilmiştir. 

İşrak, hem bu felsefenin temel taşıdır hem de felsefeye adını verir. 
Arapça bir sözcük olan işrak “Doğu, aydınlıkla ilgili, ışıkla ilgili” anlamlarına sahiptir.

Şihabeddin Sühreverdi tarafından kurulmuş olan bir İslâm Felsefesi ekolüdür. Kendisini çekemeyen çevrelerin jurnalleriyle yönetim tarafından tehlike görüldüğü için idam edilerek öldürülen ve bu sebeple Sühreverdilik tarikatının kurucusu diğer Sühreverdi' den ayırt edilmek için adının arkasına Maktül ibaresi konulan Şihabüddin Sühreverdi çok genç yaşta felsefe ile ilgilenmiştir. Bu öğreti, akıl yerine keşf ve ilhama dayanır. Bu özelliğinden dolayı da Meşşailik ve Tasavvuf arasında orta bir yol tutar. İşrakilik’ in birtakım kaynakları vardır. Bu kaynaklar, İslam dini, İslam Tasavvufu, Meşşailik, Eski Yunan Düşüncesi, Eski İran inançları ve Sabiîlik olarak gösterilebilir.

"Firavunfaresi, Kuyruksüren" gibi adlar da verilen ve Afrika' da gruplar halinde yaşayan memeli bir hayvan ...


Mangust, 
Mongo, Mongos, (İng. Mongoose).
Kuyruksüren, (Herpestes ichneumon).
Firavunfaresi,
Firavunsıçanı, 
Firavun kedisi,
Yeriti,
Kobra Avcısı,

Antik çağın kutsal sayılan hayvanı .



Etçiller (Carnivora) takımının, misk kedisigiller (Viveridae) familyasından, 65 cm kadar uzunlukta, 40 cm kadar kuyruğu olan, esmer, kahverengi, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ön Asya'da yaşayan bir tür. Mısır firavun sıçanı, yer iti. Bacakları kısa, vücudu uzun ve zayıftır. Kuyrukları uzundur, kuyruklarını dengede kalmak içni kullanırlar. Usta bir kazıcı olan bu hayvanın pençelerinin ucunda tırmığa benzer güçlü tırnaklar bulunur.

Etçillerden, Afrika'da, özellikle Mısır' da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan, kuyruksüren.  Firavunfaresi kuyruğu ile birlikte 1 metre boyundadır. Çok hareketlidir ve korkunç bir hasımdır. İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz. Firavunfareleri küçük memeli, kuş, balık, yumurta, meyve, kertenkele, yılan, timsah yavrusu, kurbağa ve böceklerle beslenirler. Hatta firavunfareleri engerek ve kobra gibi zehirli yılanları avlamalarıyla ünlüdür.

Firavunlar döneminde firavunfaresi Mısırlılar için kutsaldı. Piramitlerde bu hayvanın bazı mumyalarına rastlanmaktadır. firavunfaresi timsah yumurtalarını yemeyi çok sevdiği için timsahların çoğalmasını ve Nil nehrini istila etmesini önlüyor olduğundan kutsal sayılmışlardır.

Birbirleriyle üç yolla iletişim kurarlar. bunlar koku, ses ve vücut dilidir. 20 farklı sesleri vardır. her biri farklı anlam içerir. Kayıp, alarm, yemek, koruma, korku çağrısı gibi.

Yüksek bir yere tüneyen gözcü grup arkadaşları yiyecek ararken nöbet tutar. Güvenli yuvalarının dışındayken yırtıcılar yüzünden gökyüzünü gözlerler. Uzağı görme yetenekleri üstündür. Yırtıcı tehdidi olduğunda bekçinin alarm çığlığıyla tünellere kaçarlar. Kaçmak mümkün olduğunda kuyruğu havada etrafa keskin bakışlar fırlatarak koşup saklanır, mümkün olmadığında ise kavgaya tutuşur.

Çok iyi kazıcıdırlar, sert kumları kazarak yuva yaparlar. Yuvaalr toprak altında çukurlardan oluşur. Tüneller ve dışarıya çıkmak için delikler vardır. Geceleri sıcaklık düşünce grup tüy yumağı şeklinde yuvada uykuya dalar.























http://www.trakus.org/

Binek hayvanlarının sırtına konulan oturmalık ...

Eyer,
Binek hayvanlarının üstlerine rahatça, sağlam bir biçimde oturmayı sağlayan oturmalığa eyer denir. Eyerler binek hayvanlarının cinsine, bunlara biniliş çeşidine göre değişir. Binek atına vurulan eyerle yarış atlarına vurulan eyerler arasında fark vardır. Bunun gibi, kadınlar için, savaşa katılacak biniciler için de ayrı eyerler yapılmıştır.

Eyerin bilinmesinden önce atların çıplak sırtlarına binilirdi. Bu ise, atları yorduğu gibi, biniciye de iyi bir biniş sağlamazdı. 


Eski kaynaklara göre, Mısırlılar çıplak atlara binerlerdi. Yakın zamanlara kadar Kızılderililer de çıplak atlara biniyorlardı. Asur kabartmalarındaki atların üzerlerinde ise, kolin örtüler bulunmaktadır.

Tarihte ilk eyerlere Roma, Bizans ordularında rastlanır. Doğulular’ dan öğrenilen bu eyerlerin önlerindeki, arkalarındaki çıkıntılar binicinin öne, arkaya kaymasına engel oluyordu. VI. yüzyıldan sonra üzengili eyerlerin çıkması oturuşu hem kolaylaştırdı, hem daha sağlamlaştırdı. Hun ordusundaki atlar eyerliydi. Haçlı Seferleri’nden sonra eyerlerde büyük gelişmeler göze çarptı. Eyerlerin üstleri deriyle kaplanıp, kolanla sıkı sıkıya hayvanın sırtına bağlandığı gibi, iç tarafları da hayvanın derisini zedelememesi için abayla kaplıydı.
Bugünkü biniş eyerleri az çok farklarla birbirine benzerler. Önce hayvanın sırtına abadan bir belleme yerleştirilir, bunun üzerine de eyer konur. Eyer’in üstü binicinin oturmasını rahatlaştıracak biçimdedir, iç tarafı da ağırlığın hayvanın sırtına eşit bir şekilde dağılmasını sağlar. Hayvanın sırtında sağlam durması, yana, öne, arkaya kaymaması için kolanla bağlanır. Karnı çok çekik olan hayvanlarda, eyerin öne kayması ihtimali göz önünde bulundurularak, ayrıca göğüsten de kayışlar geçirilir. Kimi eski eyerlerde kuskun adı verilen bir kayış da vardır; kayış hayvanın kuyruğunun hemen altından geçirilerek eyerin kaymamasını sağlar. İyi bir eyer hem binişi kolaylaştıracak biçimde olmalı, hem de hayvanın vücudunda vuruklar, ezikler yapmamalı, yaralar açmamalıdır. Bu bakımdan, eyerin biçimi, altının temizliği dikkat edilecek noktalardandır. Küçük bir kum tanesinin sürtünmesiyle bile deride derin yaraların açıldığı görülmüştür.


Yarış atlarına vurulan eyerlerde rahatlıktan çok hafifliğe önem verilir. Hafif ağırlık altında yarışması gereken atlara vurulan eyerler çoğunlukla, 1,5 kg.’dan hafiftir. 400 Gr. kadar gelen çok hafif eyerler bile vardır. Askerî eyerlerde nalları, savaş gereçlerini, uzun yol için gerekli araçlarla malzemeleri koymaya yarayan çantalar, örtü, battaniye vb. gibi şeyleri bağlamak için kayışlar bulunur. Kadın eyerleri, binicinin ata yan olarak binmesini kolaylaştıracak şekilde yapılmıştır. İki yanında heybe gibi gözler bulunan Çerkez eyeri, çocuk eyeri gibi eyerler de varsa da, bunlar bugünkü binicilikte kullanılmıyor.































http://www.yeniansiklopedi.com/
 

Geminin alabildiği yük miktarı, tonaj ...

Lasta, ( Fr. lasta )
Bir geminin alabildiği yük.
Geminin alabildiği yük miktarı, tonaj.
Bir geminin alabildiği yük miktarı. 

Kuzey Avrupa'da kullanılan 200 kilograma yakın gemi yüklerine Lasta denir. Lasta aynı zamanda büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimidir. 


Böbreküstü bezlerinin salgıladığı etkin madde ...

Adrenalin, Alm. Adrenalin (n), Fr. Adrénaline (f), İng. Adrenalin.

Böbreküstü salgı bezlerinin iç kısmından salgılanan mühim bir hormon. Buradan salgılanan diğer mühim bir hormon da “noradrenalin”dir. Adrenalin 1894; nodrenalin ise 1949’da keşfedilmiştir. Her iki hormon “katekolamin” denen maddeler sınıfından olup, bunlardan adrenalin, laboratuvarlarda sentez yoluyla elde edilen ilk hormondur. 
 
Bugün için laboratuvarda adrenaline; gerek yapı bakımından, gerekse tesir bakımından benzeyen başka maddeler de sentez edilmiş ve tıbbi tedavi alanında ilaç olarak kullanılmıştır. Bunlardan bazıları; Metaraminol, efedrin, fenilefrin v.b.’ dir.

Bu hormonlar (adrenalin ve noradrenalin) tesiriyle kalb atım sayısı, dolayısıyla nabız sayısı, atardamar kan basıncı, solunum hızı ve derinliği, metabolizma, kaslara giden kan mikdarı, kasların kasılma gücü ve kasların yorgunluk süreleri hep artar.

Yine bu hormonların tesiriyle vücudun tehlikelere karşı adaptasyonu ve başarısı yükselir.

İnsan ve çeşitli memeli hayvanlarda böbreküstü bezinden salgılanan bu iki hormonun oranları değişiktir. Çok asabileşme sırasında daha çok noradrenalinin salgılandığı, yapılan tedkiklerden anlaşılmaktadır. Kedide ve aslanda eşit oranlarda salgılandığı halde, sığır, tavşan ve kobaylarda % 85 adrenalin salgılanır. İnsanda bu oran % 90’dır. Ancak bu mukayesede düşündürücü olan bir misal var ki o da, hiç düşmanı yok veya kızmaz gibi bilinen balinada % 100 noradrenalin salgılanmasıdır.

Tıpta adrenalinin tedavi gayesiyle çok kullanıldığı hususlar şunlardır: Bazı sebeplere bağlı olarak durmuş olan kalbe, göğüs duvarı üzerinden uzun bir iğneyle kalb karıncığı boşluğuna doğrudan doğruya girilerek adrenalin zerkedildiğinde kalb yeniden çalışabilir.

Bronşiyal astımda özellikle nöbetler sırasında (ancak bir hekim tarafından ve onun kontrolünde) kullanılırsa bronş spazmının, bronş cidarındaki aşırı kanlanmanın ve şişliğin giderilmesine sebeb olur.

Ameliyatlarda çalışılan bölgelerdeki damarların üzerine damlatılırsa, damarların büzülmesine ve kan kaybının azalmasına sebeb olur. Bölgesel anestezik maddelere belli oranlarda katılarak, müdahale edilen satıhta, (anestezi) uyuşmanın daha uzun süre devam etmesini sağlar.

Adrenaline verilen başka bir ad...

Epinefrin,
Epinephrine.

Alm. Adrenalin (n), Fr. Adrénaline (f), İng. Adrenalin.
Böbreküstü salgı bezlerinin iç kısmından salgılanan mühim bir hormon. Buradan salgılanan diğer mühim bir hormon da “noradrenalin”dir. 
 
Adrenalin 1894; nodrenalin ise 1949’da keşfedilmiştir. Her iki hormon “katekolamin” denen maddeler sınıfından olup, bunlardan adrenalin, laboratuvarlarda sentez yoluyla elde edilen ilk hormondur. Bugün için laboratuvarlarda adrenaline; gerek yapı bakımından, gerekse tesir bakımından benzeyen başka maddeler de sentez edilmiş ve tıbbi tedavi alanında ilaç olarak kullanılmıştır. 
 
Bunlardan bazıları; Metaraminol, efedrin, fenilefrin v.b.’ dir.

Eski dilde dudak ...



Leb,
Dudak, 
Fr. Lèvre, İng. lip, Lat. labrum.
Dudak. 
Şefe (Osmanlıca).
Kenar.
Sahil. Kıyı.

Birçok hayvanlarda ağız deliğini çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı. 

Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri:


 

Adaletle iş gören, hakkı yerine getiren ..

Adil,
Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli.
Doğruluktan ayrılmayan kimse. 
Adaletli. 
Hakka uygun, haklı.
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.

(Âdile) Adâlet eden. 
Allah'ın emirlerini noksansız tatbik eden. 
Doğru. Doğruluk gösteren. 
Adâlet sahibi. 

Yıllık ...

Anal,
Salname, (Farsça),
Yıllık, (Fr. Annuel, elle, İng. Annual).
Senelik, yıllık. ( Osm. senevî, Osm. Salname ).
Yılda bir çıkan ve o yıla özgü belirli bir alana ya da konuya ilişkin olguları, olayları kapsayan yapıt.
Yılda bir çıkarılan ve yılın olaylarını göstermek üzere düzenlenen kitap.
Yıla ilişkin.


 

Erzincan' ın bir ilçesi ...

Tarihi ipekyolu  üzerinde olan Erzincan'da 27 aralık 1939'da ve 13 mart 1992'da Erzincan da iki büyük deprem olmuştur. Erzincan'ın, Otlukbeli ilçesinde 1473 yılında ünlü Otlukbeli Savaşı olmuştur. Erzincan'da Karasu Nehri Fırat nehrinin önemli bir koludur. Aygır, Yedi Göller, Ardıçlı Göl, Otlukbeli Gölü, Tercan ve Erzincan Baraj Gölleri vardır.


Erzincan'ın biri Merkez ilçe olmak üzere on ilçesi vardır.  
 
İliç,
Kemah,
Tercan,
Üzümlü,
Çayırlı,
Kemaliye,
Refahiye,
Otlukbeli,

Peygamberleri Hud' u dinlemedikleri için Tanrı tarafından yok edilen kavim ...


Ad,
Ad Kavmi,

İslam dininin kutsal kitabı Kuran'da geçen eski bir Arap kabilesi. Tarihsel anlamda bir paraleli bilinmemekte, herhangi bir millet ile kesin bir biçimde ilişkilendirilememektedir. Kuran'da kendilerine Hud'un peygamber (yani Allah'ın elçisi) olarak gönderildiğinden bahsedilir. 
Ad kavminin yaşadığı yer Ahkaf olarak bilinir. 




Ad kavminden Kuran'da yüksek binalar inşa eden, her yüksek konuma anıtlar diken ve bu yaptıkları işin kendilerini ölümsüz kılacağını zanneden bir kavim olarak bahsedilir. 

Kuran'a göre yaratılmış en güzel şehir. Ad kavminin yaptığı İrem şehridir. İrem şehri için "sahte cennet" tabiri de kullanılır. Bazı müfessirler, Yemen ile Umman arasındaki geniş bir beldenin bu isimle anıldığını kaydederler.
























Cilacılıkta kullanılan bir tür zamk, reçine ...

Lak, (İng. lac , Fr. laque ).
Cila işlerinde kullanılan zamk.
Cilacılıkta kullanılan bir tür zamk, reçine.
Uzak Doğu'da yetişen Amerika elmasından çıkan zamk. 
Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde.
Boya ve parlatıcıların yapımında kullanılan şellakın elde edildiği doğal bir ham özdek.
Selüloz esterlerinin çözeltilerinin genel adı. 
Çelik yüzeyleri, yenime karşı korumak için kullanılan cilâ özdeği.
Güney asyada, Croton ve Ficus türlerinin dallarında oluşan reçine. 
Coccus Lac'ın gövdesi, kırmızı boya. 
Sülfürlü süt, Lac sulfuris. 
Alfa lak, Lak'ın çözünmeyen kısmı için önerilen isim. 
Şellak, Lak tohumlarının ezilip çözlmesiyle elde edilen kısım. 
Çubuk lak, Lak ağacından elde edilen kırmızı ham lak.

Tavuk ve hamurla yapılan bir çerkez yemeği ..

Kırniş, 
Gınnış,

Malzemeler;
Yarım kilo un, su, tuz.
Bütün yada kişi sayısına göre tavuk budu.
Sarımsak (1 yada 2 baş).

Hamuru mantı hamuru gibi yoğrulur. Bir kaba unu koyalım. Unun ortasına yumurta, su ve tuz koyarak hamur kulak memesi yumuşaklığında olacak şekilde yoğrulur. Bezelere ayrılır. Bezeler el ile oklava gibi yuvarlanır.bu hamurdan parmak ucu büyüklüğünde parçalar koparılır.

Koparılan hamurlar tezgahın üzerinde 3 parmakla açılarak yuvarlanır. Temiz bir bez üzerine tek tek sıralanır. Bir taraftanda tavuklar üzerini geçecek kadar suda haşlanır. Haşlanan tavuğun üzerinde biriken yağı bir kaseye kepçe yardımıyla alınır. Porsiyonlara ayrılır. Tavuklar da bir kaba alınır. Öte yandan sarımsaklar soyulup dövülür ve porsiyonlara ayırdığımız tavuk sularına paylaştırılır. Tencerede kalan tavuk suyuna biraz daha su eklenir ve kaynatılır. Kaynayan suya tuz ekleyip hamurlar atılır yumuşayana kadar haşlanır. Tabaklara bölüştürülür tavuk ve sarımsaklı tavuk suyuna batırılarak afiyetle yenir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ