Osmanlıların ekonomik ve toplumsal yapısı üzerine araştırmalarıyla tanınmış ünlü bir tarihçimiz...


Halil İnalcık (1916,-), Türk tarihçi.

26 Mayıs 1916'da dünyaya gelen Halil İnalcık aslen Kırım Tatarıdır. Ailesi, 1905 yılında İstanbul Kanatlarımın Altında'a yerleşmişti ve babası Seyit Osman Nuri, burada bir kolonya imalathanesi işletmişti. Halil İnalcık 8 yaşındayken ailesi Ankara'ya taşındı ve ilkokulu burada Gazi İlkokulu'nda bitirdi. Babasının aileyi terkedip Mısır'a yerleştiği için onu annesi büyüttü. Sivas Öğretmen Okulu'nda yatılı okuyan İnalcık, 1932 yılında Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'na nakledildi ve buradan 1935 yılında mezun oldu. O dönem Atatürk, tarih tazini bilimsel temeller dayandırmak için Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ni kurmuştu. Öğretmen olan İnalcık'a burada eğitim görme hakkı kazandı. Üniversitede Fuad Köprülü, Şemseddin Günaltay, Muzaffer Göker ve Yusuf Hikmet Bayur gibi önemli isimlerden ders alma şansına sahip oldu. 1940 yılında mezun olduktan sonra okulda kaldı ve Yakınçağ Bölümü'nde asistan oldu. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı tezi ile doktora yaptı. Türk Tarih Kurumu tarafında da yayımlanan bu tezi belgelere dayandırılarak hazırlandığı için büyük ilgi uyandırmıştı. 1972 yılına dek bu üniversitede Osmanlı ve Avrupa Tarihi dersleri verdi. Yine aynı yıl Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi. 1986 yılında buradan da emekli oldu.
1973 yılında "The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600" adlı kitabını yayımladı. 1977 yılında Fernand Braudel Araştırma Merkezi'nde Immanuel Wallerstein'ın düzenlediği uluslararası konferansta sunduğu bildiriyle, tarihçilik anlayışının "Fransız Annales Ekolu" doğrultusunda olduğu ve çalışmalarını bu temel üzerinden sürdürdüğünü anlayabilmekteyiz. Bildiride Annales yönteminin Osmanlı ekonomik ve sosyal tarihine bakışta kökten değişiklikler getirebileceğinden nasıl yararlı olabileceğinden söz etmişti.
Sofya, Boğaziçi, Uludağ, Selçuk, Atina, Kudüs İbrani ve Bükreş Üniversite'lerinden uluslararası başarılarının göstergesi olarak doktora payesi almıştır. 1986’da Amerikan Akademisi’ne, 1993'te British Academy’e üye seçildi ve böylece uluslararası alanda seçkin bir yer alan ilk tarihçimiz oldu.

1993 yılından itibaren Bilkent Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Rockfeller Vakfı, Türk Tanıtma Vakfı, ODTÜ Mustafa Parlar Vakfı, Sedat Simavi Vakfı, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Hizmet Ödülleri'ne sahip olan İnalcık, yazdığı sayısız makale ve kitaba sahiptir.
Eserlerinden Bazıları: The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600 (1973) Studies in Ottoman social and economic history (1985) The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire (1993) Süleyman the second and his time (1993) An Economic and Social History of the Ottoman Empire (Donald Quataert ile birlikte) (1994) From empire to republic: essays on Ottoman and Turkish social history (1995) Sources and studies on the Ottoman Black Sea (1995) History of Humanity (editor, Peter Burke ile birlikte) (1999) Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte) (2003) Essays in Ottoman History , Eren Yayıncılık Makaleler 1: Doğu Batı, Doğu Batı Yayınları (2005) Fatih devri üzerinde tetkikler ve vesikalar (1954) Osmanlı'da Devlet, Hukuk, Adalet (2000) Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1/1300-1600 (Prof. Dr. Donald Quataert ile, 2001) Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 2 / 1600-1914 (2004) Osmanlı İmparatorluğu - Toplum ve Ekonomi, Eren Yayıncılık Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600) ( 2003) Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Eren Yayıncılık ABD Tarihi, Allan Nevins/ Henry Steele Commager (çeviri) (2005) Şair ve Patron (2003) Balkanlar, (Prof. Dr. Erol Manisalı ile)

"Doğu Anadolu Kırmızısı" da denilen bir sığır cinsi...

Zavod, Zavot

Yerli sığır ırklarından Doğu Anadolu Kırmızısı (DAK) ve Zavot ırkı sığırların neslinin, hayvan ıslahı çalışmaları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bilinmektedir.

Besicinin, et ve süt verimi daha yüksek olan kültür ırkı sığırları tercih etmektedir. Devlet desteğiyle hayvan ıslahının hız kazanmalıdır. Bu nedenle yerli ırk sığır varlığında hızlı bir azalma söz konusudur. Saf kan yerli ırk çok az. Yerli ırk sığırların varlığının azalması da hayvan genetik kaynaklarının süratle yok oluş sürecine girmesi anlamına gelmektedir. Anadolu`da 3 bin yıllık bir tarihi olduğu tahmin edilen DAK ırkı sığırların çok ilginç özelliklere sahiptir. Bu ırkın şap gibi bazı salgın hastalıkları tedavi görmeden kendiliğinden atlatabildiğine ve çok kötü şartlarda bile hayatta kalabildiği bilinmektedir. Zavot ırkı sığırların da olumsuz çevresel faktörlere karşı dayanıklılığının yüksektir. Bakım ve beslenme koşullarının düzeltilmesi durumunda bu hayvanların günlük 20 kilogram süt verebileceği bilinmektedir.
DAK ve Zavot ırkı, gen kaynakları açısından çok büyük öneme sahiptir.Yerli ırk sığırların, küçük cüsseli olması nedeniyle dağlık bölgelerdeki meralarda daha rahat beslenebildiğini ve bu yüzden etinin çok lezzetli olduğu bilinmektedir. Halbuki Simental, Holstein ve Montofon gibi kültür ırkı sığırların ise iri cüsseli olması nedeniyle meralarda rahat hareket edemediklerini, bu nedenle daha çok ahırlarda beslendiği bilinmektedir. Ahırda beslenen ile merada beslenen hayvanların etinin lezzeti de farklı oluyor. Meralarda binbir türlü çiçekle, otla beslenen hayvanların eti çok daha kaliteli ve lezzetlidir. Bu nedenle DAK, Zavot ırkı üretimi korunmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Devletin hayvancılık politikası bu durumlara göre yeniden gözden geçirilmelidir.

Zorba hükümdar...

Tiran,

Bezekçilikte kullanılan, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedef ...

Arusek, Yeşil ve pembe dalgalı sedef.

Sedefkarlık(bir osmanlı sanatı).
Daha ziyade "arusek" ismi verilen veya "çöp" diye bildiğimiz renkli cins sedeflerin kullanıldığı yerler; masa kanepe büfe ayna gibi eşyalardır.

İpten düğümlü saçaklarla oluşturulan bir el sanatı...

Makrame, (İp Düğümleme Sanatı)

Makrame,araçsız elle yapılan ve birbirleri arasından geçirilen iplerin yardımlaşarak meydana getirdiği düğümlerle gelişen , bir düğümleme sanatıdır.

Haberleşmede,  Arşivlemede, Matematikte, Avcılıkta, Denizcilikte, Süslemede makrame kullanılmıştır.
 

Kullanılan İpler;
Doğal ipler : Bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen liflerin iplik haline getirilmesiyle oluşur.
Hayvansal ipler; yün,ipek vb. , Bitkisel ipler ; pamuk, keten, jüt vb.
Yapay (Suni) ipler: Petrol ve organik maddelerden elde edilen liflerden yapılan iplerdir.
Akrilik, suni ipek,floş,naylon,orlon vb.

Madensel ipler : Çeşitli metallerden (altın, gümüş ) elde edilen teller ve sim kordonlardır.

Yusufçuk...

Kız böceği, (dragonfly). (Anisoptera),
Yusufçuklar genelde güneşli havalarda uçmayı tercih ederler. Görme duyuları çok gelişmiştir. Birbirlerine birleşmiş olan petekgözleri yaklaşık 1000 ayrı "göz"den oluşur. Kanatları gövdelerinin üst kısımlarında bulunur ve genelde saydam iki çift kanatları olur. Bilinen 500 dolayında alt türü bulunur ve en çok tropik iklimde yaşarlar. Kimilerinin uçuş hızı saate 95 kilometreyi bulabilir.Ayrıca Yusufçuk böceklerinin dişileri çiftleştikten sonra erkek yusufçuk böceğinin kafası ile beslenir. Bu yüzden tüm erkek yusufçuk böcekleri sadece 1 defa çiftleşebilirler.Yusufçuk böceklerine Türkçede kız böceği, helikopter böceği de denildiği gibi gövdeleri ince olan türlere iğnecik de denir.

Narinliğinden dolayı "yusufçuk" (kız böceği) adı verilen bu küçük avcı yaratığa, çenesinde dişler olduğu ve çenesi çok kuvvetli olduğu için, entomologlar "odonat" terimini kullanırlar. Anizopter ve zigopter diye iki büyük grup vardır; bunlar da kendi aralarında küçük gruplara ayrılırlar. Anizopterler, yavaş ve göz kamaştırıcı uçuşlarıyla ve istirahattayken kanatları sırtlarına yapışık halde olmalarıyla tanınırlar. Hareketleri daha hızlı ve devamlıdır. Bağırsak solunumu yaparlar. Göller ve durgun sularda sıkça bulunurlar.

Yutak iltihabı...

Farenjit,

Farinks adı verilen yutağın (farenks) iltihaplanmasına (enflamasyon) yani yutak iltihabına verilen isimdir.Hemen hemen herkes az ya da çok farenjit geçirir. Farinks, burun ve ağız boşluğunun arka tarafıdır. Yukarıdan aşağı doğru oluk şeklinde uzanan bir bölümdür. Burun arkasındaki kısmına nasofarinks(geniz) adı verilir. Ağız boşluğunun arkasındaki kısma ( ağzı açınca tam karşıda görülen kısmı) ise orofarinks adı verilir. Aslında aşağı doğru uzanan kısmına da hipofarinks denir ama burası bazı tümöral hastalıklar için önemliyse de farenjit açısından önemli değildir.

Farenjit diyince orofarinksin iltihabı anlaşılır. Bademciklerin enfeksiyonu, tonsilit, de eş zamanlı olarak görülebilir. Eğer farenjit yeni oluşmuş ve şiddetli şikayetler yapıyorsa buna akut farenjit denir. Ancak uzun süreden beri var ve hastada çok şiddetli olmayan şikayetler yapıyorsa buna da kronik (müzmin) farenjit adı verilir

Yuvarlak ve yassı biçimli nesne...

Kurs,

Birini başkasına karşı kışkırtma...

Fit, Fitne,




İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya, hak ve hakikatten saptıracak şey. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Fikir ihtilâfı. Şikak. Kavga.

Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması...

Bis,

Derinin buruşukluğunu açmak için saraçların deri üstünde sürttükleri ağzı kürek biçiminde araç...

Nalpara,

Sudan' da yaşayan zenci bir halk...

Dagular,

Afrika'nın en geniş ülkesi. Başkenti Hartum'dur. Sudan kuzeyden Mısır, kuzeydoğudan Kızıldeniz, doğudan Etiyopya ve Eritre, güneyden Kenya, Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (Zaire), batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, kuzeybatıdan da Libya'yla çevrilidir.

Resmi dil ve eğitim dili Arapçadır. Halkın çoğunluğu Arapça bilmekle birlikte, çoğunluğun ana dili Arapça değildir, Nübyece, Beja, Fur, Nuban, Ingessana gibi diller konuşulur.

Darfur başkent Hartum'un 1300 km batısında bir bölgedir. Yerel ve arap kabilelerin hayvancılıkla geçindiği bölgede su kaynaklaarı ve otlakların paylaşımı konusundaki uyuşmazlıklar, kuraklığın etkisi ile büyümüş, 2003 yılında, yerel bir isyanın ardından, bölgedeki kabileler ile Hükümet tarafından kurulan ve desteklenen milis kuvvetleri (janjavid) arasında çatışmalar başlamıştır. Bu çatışmalarda Darfur nüfusunun üçte biri -yaklaşık 2 milyon insan- zorla yerinden edilirken, yüz binlerce insan öldürüldü. (Etnik temizlik). Halen 1,5 milyon kişi yerleştirildikleri mülteci kamplarında yaşamaktadır.

Ürdün' de Emeviler döneminden kalma ünlü saray...

Mşatta (Meşatta),
Hişam.


Emevilerin Suriye çöllerinde yaptırdıkları saray, köşk, kale gibi yapılardan günümüze çok azı ulaşmıştır. Lût Gölünün kuzey ucundaki Kuseyr Amra Köşkü, çevresi geniş surla çevrili bir alandadır ve salon ile hamamdan oluşur. Salonun duvarlarının Emevilerin askeri zaferlerini betimleyen resimler kaplı olması dikkat çekicidir. Bu resimlerde de Yunan ve İran etkisi görülür. Emevi sanatının bir özelliği de, duvar yüzeylerini hiç boş yer bırakmaksızın bezemekti. 

Şamın 200 km güneyinde kurulmuş tipik bir çöl sarayı olan Mşatta Sarayı, kulelerle güçlendirilmiş bir surun ortasında yer alır.  Amman'ın 35 km. güneyinde bulunan Meşatta Sarayı'nın 8. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı olup, kaleyi andıran kalın duvarları vardır. Mşatta Sarayı’nın içinde de Yunan ve İran etkisi taşıyan zengin bezemeler vardır. Kurtuba’daki Medinetüz Zehra Sarayı da Emevilerden kalmadır.

Emevilerden kalan bir başka yapı biçimi de bir tür han olan ribat idi. Bir surla çevrili olan ribatlarda odalar, ambar, ahır, sarnıç ve gözcü kuleleri bulunuyordu. Uzun yolculuklar sırasında konaklamak için kullanılan ribat, aynı zamanda küçük birer askeri üstü.

Resim sanatında biçimlerin dış çizgileriyle fon arasındaki yumuşak geçişleri belirten terim...

Sfumato,
Duman gibi havaya karışıp yok olmak anlamındadır.
Rönesans döneminde kullanılmıştır. O döenmd dört kanonik resim modundan biridir. 
Bu modlar; Sfumato, Cangiante,  Unione ve Chiaroscuro.
En güzel sfumato resmi ünlü ressam Leonardo da Vinci'nin ünlü Mona Lisa'sıdır. 

Övme, övüş...

Sitayiş,  (Osmanlıca)

Sena,

Meth.


Medhetme. Medih.

Vaşak denilen hayvanın ufak bir türü...

Üşek, Farsça ve Arapçaya waşaq biçiminde Türkçeden geçmiştir. (Lynx lynx, Felis lynx)

Vaşak,


Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.
 

Hint mitolojisinde ilk insan...

Manu,

Güzel, hoş, sevimli...

Anik, 
Latif, Nik, Oflaz, Uz, İyi.

Güzel, hoş...

Rana,

"İyi, güzel" anlamında yerel bir sözcük...

İspiri,
Nik.

Kendini beğenmiş kimseler için kullanılan bir alay sözü...

Ekabir,
Kendi keyfini düşünen. 
Kendini beğenmiş.
Devlet ileri gelenleri, makamca büyük kimseler.
Arapça kendini beğenmiş, (ﺍﻛﺎﺑﺮ) 



Ekabir, arapça,  çok büyük anlamındaki ekber kelimesinden türetilmiştir.
Büyük adamlar, ileri gelenler, 
Yüksek mevkilerde bulunanlar.

Egoizm,
Bencillik,
Fr. égoïsme 
İng. egoism.

Arapça, Hodgam, خودبین
Arapça enaniyyet,
Enaniyet.
Farsça, Hodbin, 
Hodgam.
Bencil. 
Enaniyetli. 
Kibirli.


Bencillik

Yunan ulusal dansı...

Romaika,
Sirtaki,
Hasapiko,

Günümüz Yunan kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelen Sirtaki dansı Bizans döneminde İstanbul'da oynanan Hasapiko Argo dansından doğmuştur. Hasapiko ağırlıklı olarak İstanbul'un Fener ve Balat semtlerinde, kasap loncaları arasında doğdu ve 1900'lü yılların başına kadar kasap loncalarında popülerliğini korudu.

Zikir ayinlerinde kullanılan büyük def...


Darabana, Mazhar
Daraban (Osmanlıca), Vurma, vuruş. Çarpış, çarpıntı, çarpma.


Her tür müzikte eşlik etmeye yarayan daire, def, bendir, arbani, tambourine ve darabana özel bir ritim aletidir. Derisi tamamen doğal deriden imal edilmiş olup natürel görünümdedir. 

Zikir için kullanılan bendir ayrıca zikir defi, zikir bendiri, darabana diye anılır. Derinin ağaca tutturulmasında çok eski geleneksel bir metod olan derinin kasnağa dikilmesi metodu kullanılmıştır. Bu dikişlerde ise yine hakiki deri kullanılır. Sol elle tutulup sağ elin parmakları ile vurulur, ayrıca sol elin iki parmağı da usulü takip eder.  

Geçmişte tekkelerde zikir esnasında ilahiler, kasideler okunurken usul tutmak için kullanılırdı. Zamanımızda yine dini musiki icra eden korolarda da ayni maksatla kullanılmaktadır.

Yunan rakısı...


Uzo,(ouzo)(uyzo).


Orjinal adı ouzo olan ama Türkiye'de uzo olarak bilinen Yunan halkının rakıya benzeyen ama daha az anasonlu hafif içkisidir. Uzo' nun anlami bazı kaynaklara göre İtalyanca uso kelimesinden, bazı kaynaklara göre ise Türkçe üzüm kelimesinden gelmiştir. Osmanli Sultanı icin rakılar gemilerde özel olarak yapılmış tahta sandıklarda taşınırmış. Sandıkların üzerine "Marsilya'da kullanılmak üzere" yazısı İtalyanca "uso Masslia" diye yazılmıştır. Bir rivayete göre bir grup Yunan bu sandıkları açıp rakıyı denemişledir. Hoşlarına giden bu içkiyi üretmeye karar vermişlerdir. Yunanistan'da Türk Rakısı'na en çok benzeyen içkinin anasonlu Tsipouro olduğu söylenmektedir.  


Yunanistan'da uzo aperatif içki olarak tüketiliyor. Yanında Türkiye'deki meze ve et yemekleri yerine deniz ürünleri (karides, kalamar, ahtapot) servis ediliyor. Türkiye'de akşamcılar için rakıya hele de su koymadan önce buz koymak, korkunç bir hata kabul edilirken uzo tersine susuz ve buz katılarak içiliyor. Yunanistan'da 40'ı aşkın etiket altında satılıyor. İki dublelikten iki litreliğe kadar çeşitli boyda şişelerle satışa sunulan bu markaların en ünlüleri ise Middili'de üretilen Mari, 12 ve Barbayanni(Barbagianni ). Uzo'da anasonun yanı sıra rezene gibi farklı tatlandırıcılar mevcuttur. Girit' te ayrıca Rakı (Tsikoudia/Tsipouro) içkisi üretilmektedir, fakat bu içkinin Türk Rakısı ile herhangi bir bağı yoktur. Bu içki daha çok İtalyanların Grappa'sına benzemektedir. Midilli'de üretileni daha makbul olarak kabul edilir.

Hz. Muhammed' in çevresinde toplanan Müslümanların tümü...

Ümmet,

Barındırma...

İbate,(Osmanlıca)
Bir yerde barındırma. Gece yatırma.

Rusya'da 1990'lı yıllardan sonra özelleştirmelerle zengin olan işadamları için kullanılan sıfat...

Oligark,

Rusya'da 1990'lı yıllardan sonra özelleştirmelerle zengin olan işadamları için kullanılan sıfattır. 'Servetinin kaynağı karanlık' anlamında da kullanılmaktadır.SSCB dağıldıktan sonra varolan kaynaklar, kurumlar ve bilimum malın üzerine konan zengin Ruslara verilen isimdir. Aslında oligarklar sadece Rusya'da bulunmaz, Sovyet döneminin çöküşünden sonra tüm sovyet uydularında da böyle insanlar ortaya çıkmıştır.

İri ve boru biçiminde beyaz ya da sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi...

Kala (Gala), 
(Diğer adları: Gelinçiçeği, Zantedeskiya). Yılanyastığıgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika’dır. (Zantedeschia aethiopica, Calla lily, Lily of the Nile) beyaz çiçekli süs bitkisi.  

Rizomlu (kökgövdeli) çokyıllık dayanıklı otsu bitkilerdir. Uzun saplı, temren (ok ya da mızrak ucu) biçimli, koyu yeşil renkli, iri ve gösterişli yaprakları vardır. Kala yalnızca köklü olarak değil kesilerek de satıldığı için çiçekçilikte çok değerli bir bitkidir. Çiçekleri kadar yaprakları da çok alımlı olan kala bitkisi kalın ve etli köksaplanndan (kök ve sürgün veren toprakaltı gövdeleri) üretilir; bu köksaplar zehirlidir.


Köksaplardan çıkarak öbekler oluşturan koyu yeşil renkli ve mızraksı iri yaprakların arasından beyaz çiçekler yükselir. Kalın sapların ucunda açan bu çiçekler ortasındaki "çomak" adı verilen sarı renkli ve dilsi uzantılarıyla çok ilginç bir görünüm sergiler. Aslında botanik açısından bu dilsi uzantı yani çomak çok sayıda küçük çiçeğin oluşturduğu bir çiçek başağı onu çevreleyen ve saran beyaz renkli örtü de bir çiçek yaprağıdır. Çiçek yaprağının bu pürüzsüz beyaz renginden ötürü bitkiye "gelinçiçeği" de denir. Kalanın sarı ya da pembe çeşitleri de geliştirilmiştir. Kalaya yakın akraba olan Zantedeschia cinsinden bazı türler de süs bitkisi olarak yetiştirilir. Kala gibi yılanyastığıgiller (Araceae) familyasında yer alan başka bir türe (Calla palustris) de yaygın olarak kala adı verilir. Aslında "kala" sözcüğü bu türün bilimsel cins adından türemiştir. Genel görünümü kalayı andıran ama ondan farklı olarak nemli ve serin yerleri seven bu tür en çok göl ve havuz kenarlarında yetişir. Kıpkırmızı bir üzüm salkımını andıran meyveleri çok zehirlidir.

İlkbahar mevsiminde açan uzunca, ağzı açık boru biçimli, 25 cm’ye kadar uzunlukta olabilen beyaz çiçekleri de pek göz alıcıdır. Kala bitkisi duvar diplerinde, kayalık bahçelerde ve havuz kenarlarında çok iyi geliştiği gibi evlerde pencere önü ya da balkonlara konulan saksılarda daha küçük boyluları da yetiştirilebilir. Kalalar, pek makbul kesme çiçeklerden sayılır. Kala bitkileri güneşli ama serin ya da ılık ortamları ve organik madde yönünden zengin bitek ve nemli bahçe toprağını sever. Kış mevsiminde, en düşük 8 santigrat dereceye kadar dayanabilir. Çiçek açtığı dönemde bol bol sulanan bitkinin daha sonra suyu biraz azaltılır.

Kala, kalın etli taç yaprakları ve 15-20 cm arası uzunlukta tekli çiçek başları bulunan iri çiçeklerdir. Beyaz, sarı, pembe, lavanta, gül, turuncu ve yeşil gibi renk seçenekleri vardır. Kala çiçeklerinin vazo ömürleri 7-10 gün arası değişir. Sıkça sulayın ve kıvrılmayı önlemek için her birkaç günde bir gövde uçlarını kesin.

Bitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyuyla dolu bulunan boşluk...

Koful,

Taze sığır gübresi ...

Mayıs,

Uydudan gelen düşük frekanslı sinyali güçlendirip, daha yüksek bir frekansa çeviren unitenin adı...

LNB, (Low-noise block), 
LNA (Low-noise Amplifier), LNC (Low-noise Converter), 

LNB'lerde iki önemli kriter mevcuttur; gelen sinyalı güçlendirebilme kapasitesi ve LNB'nin sinyale eklediği gürültü. Gürültu seviyesi dB ile ölçülmektedir. HEMT'lerle (High electron mobility transistör) bu gürültü seviyeleri oldukça aşağıya çekilebilmiştir.

İçindeki yüksek frekans osilatörü ile (mixer'da) girişime giren uydu sinyali, "girişim sinyali" farkı filtrelerce ayıklanarak indirgemektedir. 900-2000Mhz civarına inen Ku band siyalindeki bilgi bu şekilde daha az kayıp ile koaksiyel kablo ile taşınabilimektedir.

Doğu mitolojisinde, korkunçluğu, olağanüstü gücü ve kötü ruhlu oluşuyla anılan bir cin...

İfrit,

Doğu masal ve efsanelerinde, kötü ve korkunç cin. Ateşten müteşekkil ekseriyası dinsiz olan cinimsi varlıklar, kanatları vardır, büyü yaparlar. Cin taifesinden çok muzır, şerir ve korkunç bir cins. Korkunç, kızgın ve öfkeli insan için de kullanılır.

İfrit çok güçlü bir cin olduğu gibi son derecede tehlikeli bir cin türünün genel adıdır. Böylesine güçlü ve tehlikeli olan İfrit cinini çağırmak bu yüzden tafsiye edilmez, heleki İfrit çağırmaya soyunan kişi acemi ve bu konuda tecrübesizse bu kişi için İfrit çağırmak son derece zararlı olacaktır.

Bu cini çağırsanız cin çarpmış gibi olursunuz...

Et yiyen, etçil ...

Lahim,(Osmanlıca).
Et yediren. Devamlı olarak et yiyen.

Kosta Rika' da halen faal olan bir yanardağ...

Turrialba,

Zengin kıyı anlamına gelen Kosta Rika, küçük bir Orta Amerika ülkesidir. Nikaragua'nın güneyinde yer alan bu ülke Latin Amerika'nın en önemli noktalarından biridir. Deprem, Atlas Okyanusu kıyısı boyunca kasırga, yağış sezonu boyunca alçak kısımlarda su baskınları, toprak kaymaları ve volkanik aktivite Kosta Rika' da görülen doğal afetlerdir. 19. yüzyıldan bu yana 'uyuyan' Turrialba yanardağı zaman zaman faaliyete geçmektedir. Kosta Rika'nın başkenti San Jose’nin doğusunda bulunan Turrialba kül ve duman püskürtmeye devam etmektedir. Yanardağın çevresinde önemli bir yerleşim birimi yoktur.Önemli yerleşim yerleri; Alajuela, Cartago, Guanacaste, Heredia, Limon, Puntarenas, San Jose(Başkent)' dir.

Fas kökenli bir köpek ırkı...

Aidi,

Kabyle Köpeği, Kabyle Dog, Chien d'Atlas, Fas çoban Köpeği, Atlas çoban Köpeği.

Fas kökenli köpek ırkı. Eğitime yatkın ve dayanıklıdır. Avcılık, çobanlık ve bekçilikte kullanılır. Fas Sahrası' nın bazı bölgelerinde yaşamaktadır. Yetenekleri sayesinde varlığını günümüze kadar bozulmadan sürdürebilmiştir. Çoban, bekçi, muhafız, çakal avcısı olarak kullanılır. Zehirli yılanların varlığını sezme yeteneği vardır.Tüyleri kalındır ve boynunda onu gündüzleri güçlü ve kavurucu güneş ışıklarından, geceleri ise şiddetli ayazdan koruyan bir yelesi vardır.


Temel Özellikleri Güçlü, dayanıklı bir köpektir. Airedale Terrier'e biraz benzer. Meraklı, sinirli, iyi arkadaştır ve eğitime çok yatkındır. Çoban köpeği (sığır çobanı), familyasından,  koklayarak iz sürebilen, kum, açık kahve, beyaz, kirli açık kahve renklerinde, 10-13 yıl ömrü olan bir bekçi, koruma köpeğidir.

İspanya' da üretilen ünlü bir beyaz şarap...


Jerez,

İspanyollar`ın dünya şarap piyasasına sundukları çerez şarapların en önemlisi olan Sherry(Şeri okunur), ününü İspanya dışında kazanmış, yüksek alkollü, özel bir şarap. Adını İspanya`nın Cadiz şehri yakınlarındaki Jerez bölgesinden alıyor. Jerez de la Frontera ve Sanlucar de Barmeda alt bölge bağlarından gelen üzümlerle üretiliyor. 


Endülüs Emevileri`nin İspanya`da hakim oldukları dönemde Araplar Jerez`i ArapçaSherris ve Sherisch olarak adlandırmışlar. Latince`de ise Jerez bölgesi XresSherry adını literatüre yerleştirmişler. Sherry`nin tarihi 3 bin yıl öncesine uzanıyor. Avrupalılar bu eski bağlardan üretilen nefis şarapların güzelliğini 15. yüzyılda keşfetmiş. Hollandalı ve İngiliz tüccarlar dönemin en önemli limanlarından Cadiz`den kuzey Avrupa ve İngiltere`ye taşımışlar. İspanyollar şarabı orijinal ismiyle (Jerez) adlandırıyor. Sherry şarabı bir likör (çerez) şarap. Alkolü ve şeker miktarı bilinen sofra şaraplarından yüksek. Hacmenfino, amontillado ve oloroso olmak üzere üç farklı tipte üretiliyor. En ince yapılısı fino, gövdeli ve güçlü olanı ise oloroso. Fino tiplerinde alkol ve şeker oranı düşük, altın sarısı renkleriyle dikkat çekiyorlar. Olorosolar ise kehribar, kahverengi tonları, zengin yapılarıyla ortaya çıkıyorlar. telaffuz ederken, adıyla tanınmış. Bu şarabı çok benimseyen İngilizler ve Hollandalılar ise dünyada yaygın olarak kullanılan yüzde 15.5 alkolden yüzde 21 alkole kadar çıkan farklı tipleri var. İspanya`da

Sherry`lerin en tipik özelliği; özellikle fino tiplerinde ön burunda algılanan fındık, badem ve kuru meyve aromaları. Şaraba bu niteliği kazandıran ise fermantasyonda kullanılan, zar oluşturma yeteneğine sahip özel mayalar. Ancak, her Sherry şarabı İspanyolca`da `şarabın çiçeği` olarak adlandırılan bir zar üzerinde gelişim sürecini geçirmiyor. Fermantasyon bitiminde alkolce zenginleştirilip büyük meşe fıçılarda olgunlaştırılıyorlar. Sherry üretiminin bir diğer özelliği ise üretimin İspanya`da Bodega adı verilen büyük şarap evlerinde, Solera adı verilen, üst üste beş sıradan oluşan fıçılarda özel bir sistemle olgunlaştırma işlemi geçirmesi.

Üretiminde kullanılan üç temel üzüm çeşidi var: Palomino Fino, Palomino Jerez ve Pedro Ximenez. Bunlara Moscatel çeşidi de katılabilir. 


Anadolu`nun üç önemli beyaz şaraplık çeşidi olan Emir, Narince ve Hasandede, İspanya`dan getirdiğimiz özel mayalarla mikro ölçekte Sherry üretimine uygunlukları bakımından denendi. Emir üzümü fino tipi için, Narince ise amontillado için başarılı sonuçlar verdi. Umarım Türkiye`de de bir gün endüstriyel boyutta üretilir.


`Sherry` tüketim zevki bakımından ele alındığında İngiliz ve İspanyol zevkleri çok farklı. İspanyollar, İngiltere`ye ihraç edecekleri Sherry şaraplarını özel olarak tatlandırıyorlar. Çünkü İngilizler tatlı tercih ediyor. Böylece Cream Sherry denen İngiliz publarının vazgeçilmez içkisi ortaya çıkıyor. İspanyollar bu şarapları yemek sonrası-öncesi tükettikleri gibi, yemekle beraber de tüketiyor. 1999`da Jerez şaraplarını incelemek için gittiğim Cadiz`in sofra kültüründe fino veya fino`nun bir türevi olan manzanilla tipi nefis Sherry`lerin Araplar`ın kuskusları ile servis edilmesini önce yadırgadım. Ancak, büyük zevk aldım. Güney İspanya`da farklı tipte Jerez`ler sofrada yemeğin her aşamasında alındığı gibi, barlarda da çerez ürünlerle alınıyor. İngiltere pazarı için hazırlanan önemli ara Sherry tipleri Amoroso: Koyu renkli, şekerli `oloroso.` İngiliz zevkine uygun olarak hazırlanır. Dolgun yapıda olanlar İngiltere`de `East India` adıyla satışa sunulur. Biraz daha düşük kalitede olanlarsa `Brown Sherry` olarak bilinir.

Cream Sherry: İngiltere ve Avrupa`da en popüler Sherry tiplerindendir. İspanya`da üretilip Bristol`de tatlandırılır. İngiliz publarının vazgeçilmez şarabıdır. 


Tiopepe: `Dry sock` ve `Double century` olarak piyasaya sunulan bu tip şaraplar dömi sek yapıdadırlar.

Sherry türleri;

Sek olanlar


  • Fino
  • Amontillado
  • Oloroso
  • Palo Cortado

Tatlı olanlar

  • Pedro Ximénez
  • Moscatel

Kısa namlulu bir çeşit tüfek...

Filinta,

Kısa namlulu top türü...

Havan,
Obüs,

Hafif silahlardan veya piyade silahlarından daha büyük çaplı, mürettebat tarafından kullanılan büyük top, obüs veya roketatar gibi modern savaş silahlarına verilen ad.

Namlu çapı 60 kalibreden (0,6 inç veya 15 mm) büyük olan silahlar ağır silahlar, daha küçük namlulular ise hafif silahlar olarak adlandırılır. Ancak bu kaidenin istisnaları vardır. Bir veya iki kişi tarafından kullanılabilmeleri sebebiyle 60 mmlik bozokalar ve 89 mmlik süper bazokalar gibi daha büyük taşınabilir roketatarlar, 57 mmlik geri tepmesiz toplar bazan hafif silah olarak sınıflandırılmıştır. 


Günümüzde ağır silahlar (Tank , top , obüs havan gibi silahlar) yerden yere, yerden havaya, havadan yere ve havadan havaya şeklinde de sınıflandırılmıştır.
 

Kısa mızrak...

Süngü,

Çirişlenmiş bir tür parlak bez...

Ketal,

Denizcilikte hep birlikte yapılan işlerde gayret vermek için söylenen sözcük...

Yisa,

Güney Amerika' da büyük sığır sürülerini güden çoban...

Goşo,

Çok verimli olan...

Ongun,
Mümbit.

Asya' nın Tropikal bölgelerinde yetişen kalın gövdeli bir palmiye...

Arenga,(Malezya dilinde areng). 
Hindistan’da ve Insulinde adalarında yetişen, kalın gövdeli büyük palmiye cinsi. Bu cinsin en çok tanınan türü seker palmiyesidir.(Arenga saccharifera) Başka bir türünden do­kumacılıkta kullanılan bir lif elde edilir. On türü vardır.Palmiyeler bilhassa tropik ve subtropik bölgelerde yaygın olarak bulunan bir bitki türüdür. Arakasea (Arecaceae) ailesinden ağaçsı gövdeye sahip tek çenekli (monokotilodon) bitkiler olan palmiyeler, karakteristik görünüşleri nedeni ile genelde dıştan bakmakla tanınırlar. Ancak sikas, pandanus, kordilin ve yukka gibi benzer bitkiler acemiler tarafından palmiye ile karıştırılabilirler.
Palmiyeler genellikle yaprakları ile taç oluşturan ağaçsı bitkilerdir. Çoğu tür tek gövdeye sahiptir. Bazı türlerde gövde toprak altında olabildiği gibi bazılarında, hiç gövde bulunmayabilir. Genelde palmiyelerin tek gövdeli olmalarına karşın bazı türler yan piçleri nedeni ile çok gövdelidir. Sarmaşık özelliğinde olan palmiyeler de mevcuttur. Palmiye yaprakları çok belirgin ve karakteristik şekle sahiptir. Çoğu türün yaprakları palmat (el ayası şeklinde) veya pinnat (tüysü) yapıya sahiptir. Palmat yerine, yelpaze şeklinde terimi de kullanılmaktadır. Ancak bunların dışında, değişik şekillerde yapraklar da görülür.

Bütün dünyada yaygın bir dağılım gösteren palmiyelerin en fazla tanınan ve kültürü yapılanları, gerek estetiği gerek ekonomik değerleri bakımından Hindistan Cevizi (Cocos nucifera) ve Arap Hurması (Phoenix dactylifera) dır. Afrika Yağ Palmiyesi (Elaeis guineensis) de ekonomik değeri en fazla olan palmiyelerdendir.

Tropiklerde palmiye yapraklarından ev duvarları ve çatılarının yapımında, yaprakçıklar ve yaprak saplarından örme çanta, sepet, şapka hatta bir çeşit kağıt yapılmasında yararlanılmaktadır. Palmiye gövdeleri, inşaat malzemesi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, sulama kanalları, küçük tekne, ok, mızrak yapımında da kullanılırlar. Metroksilon cinsi palmiyelerde, gövdenin iç fibröz kısmı, sago denilen saf karbonhidrat yapısında nişasta içermektedir. Bu nişasta yerliler tarafından besin maddesi olarak kullanılmaktadır. Yine bazı palmiyelerde gövde çizilerek elde edilen bol şekerli sıvıdan, şeker elde edilmekte veya bu sıvı fermente edilerek, alkollü içkiler yapılmaktadır. Kalamus ve benzeri tür, sarmaşık palmiye gövdeleri, "rattan" olarak adlandırılırlar. Bunlardan aynı bambudan olduğu gibi örme sandalye, sehpa, dolap ve diğer mobilya imal edilmektedir.

Tropikal ve subtropikal bölge vejetasyonunun en önemli öğelerinden olan palmiyeler yalnız çöl, deniz kumsalları veya çok sıcak bölgelerde değil, yüksek dağlarda veya tropikal ormanlarda ağaç altı örtüsü olarak da bulunurlar. Çin yelpaze palmiyesi (Trachycarpus fortunei) -18C dereceye dayandığı için Kanada'nın birçok yerinde ve İsviçre'de Alp dağlarının eteklerinde yaşayabilmektedir. Yine Afganistan ve İran'ın yüksek dağlık bölgelerinde bulunan Mazari palmiyesi (Nannorrhops rictchina) -21C° soğuğa dayanabilmektedir.

Ülkemizde çok azımızın bildiği doğal palmiye toplulukları vardır. Ülkemiz doğal palmiyelerinin adı Datça Hurması (Phoenix theophrastii) ve yeni bulunan, muhtemelen P. theophrastii'nin bir alt türü olan Gölköy Hurmasıdır (P. Theophrastii spp Gölköy).

Bazı türler;

Arenga - Areca-Archontophoneix alexandrea-Archontophoneix cunninghamiana,
Bismarcia nobilis - Borassus
Ceroxylon,
Çin palmiyesi(Trachycarpus fortunei),
Hindistan cevizi - Hurma
Phoneix canariensis (Kanarya adası palmiyesi),
Phoneix roebelini - Phoneix theophrastii - Phoneix reclinata - Phoneix rupicola,
Ravanea rivularis - Ravanea madagascariensis - Roystone regia - Roystone hispaniola,
Sabal minor - Sygarus coronata-  Sygarus romanzoffianum- Sygarus schizophylla.
Washingtonia robusta- Washingtonia filiferia - Washingtonia robusta .

Pelerinli palto...

Reglan, 
Pelerinli bir çeşit palto. Genellikle bluz, t-shirt gibi giysilerde olduğu gibi kol kısmının direkt olarak omuzdan değilde yakadan birleştirilmesidir. Omuzlardan geçerek boyna kadar uzanan (kol).

Makferlan,(Mc Fairlane özel adından).
Omuzdan yarı bele kadar inen pelerini olan palto.

Ferlan, Omuzlardan aşağı dökülen geniş,kolsuz bir çeşit üstlük,harmani


Hawaii inancında ateş tanrıçası...

Pele,
Hawaii Volkan ve Ateş Tanriçası.

Ateş Tanrıçası Pele'nin adası olarak anılıyor. Diğer bir adıyla da, Büyükada. Volkanik lavlarla yeşilin içiçe geçtiği bir mekan. Geri kalan yedi Hawai adasının toplamının iki katı büyüklüğünde. 800 bin yıl önce beş volkanın patlamasıyla oluşmuş. Burada deniz ve güneşle yaşanacak birlikteliğin dışında görülecek ilginç yerler var. Volcanic Art Center, Hawaii'li sanatçı ve fotoğrafçıların eserleriyle görülmeye değer bir müze.   
Hamakua Coast Highway, sizi yemyeşil vadilerin olduğu, "krallar vadisi" olarak bilinen Honokaa ve Waipio kasabalarına götüyor. Yıllar önce savaştan kaçanların sığındığı Puuhonua o Honaunau'yu bu adadadır.

Soğuyan ve macun şekerini andıran lavların üzerinde parmaklarınızın ucunda yürüyün; yeraltından fışkıran buharı bedeninizde hissedin ve yeni oluşan volkanik kayalarda dahi şaşırtıcı bir şekilde kök salan eğreltiotlarını yakından inceleyin. Yanardağ tanrıçası Pele'nin efsaneleri için Hawaiililere kulak verin ve onun varlığını her yanda fark etmeye hazır olun: bir dönemler alev alev yanan çukurlardan çevreye yayılmış taşlarda, donmuş lav denizinde, taşlaşmış ağaç mezarlıklarında ve Kilauea'nın doğu açılma çatlağından gelen keskin sülfür dioksit kokusunda. Sonra Pele'nin boğucu sıcaklıktaki evini, Pu'u 'O'o kraterini, ziyaret edin.

ABD' li yahudi kökenli bir kadın yazar ...

Gertrude Stein (Şubat 3, 1874 – Temmuz 27, 1946)

1874 yılında ABD'nin Pennsylvania eyaletinde, Allegheny'de doğdu. Almanya'dan ABD'ye göçmüş Yahudi kökenli bir ailenin çocuğudur. Harvard Üniversitesi'nde kız öğrencilerin gittiği Radcliffe College'da ve Baltimore'daki Johns Hopkins Tıp Okulu'nda öğrenim gördü. 1903 yılında Amerika'yı terk edip Paris'te yaşamaya başladı. Paris'te erkek kardeşiyle birlikte keşfettiği (Cézanne, Matisse, Braque, Juan Gris ve Picasso gibi) yenilikçi ressamların tablolarını almaya başladı ve bu tablolar giderek Avrupa'nın en önemli resim koleksiyonlarından birini oluşturdu.

Bu arada yazın denemelerine girişen Gertrude Stein on dokuzuncu yüzyılın yazın geleneklerini yıkmayı hedefledi. Paris'e yerleşir yerleşmez Quod Erat Demonstrandum adlı kısa bir roman yazdı. Bu roman ancak ölümünden sonra, 1951 yılında Things As They Are (Her Şey Olduğu Gibi) başlığıyla yayımlandı. Gertrude Stein'ın bir yazar olarak tanınmaya başlaması 1909 yılında kendi girişimiyle New York'ta yayımlattığı Three Lives (Üç Yaşam) adlı kitapla gerçekleşti. 1914 yılında yayımlanan ve alışılagelmiş mantık ve dilbilgisi kurallarını tümden yıktığı Tender Buttons (Sevecen Düğmeler) adlı kitabında ise okurları neredeyse şoka uğrattı. 1922 yılında yayımlanan Geography and Plays (Coğrafya ve Oyunlar) ve 1906-1908 yıllarında yazılmasına karşın ancak 1925 yılında yayımlanan bin sayfalık romanı The Making of Americans (Amerikalıların Oluşumu) ile tümüyle çizgidışı ve anlaşılmaz bir yazar olarak ünlenen Stein kitaplarını yayımlatma konusunda hep güçlükle karşılaştı. 1926'da yazma sürecini betimlediği Composition As Explanation'ı (Açıklama Olarak Kompozisyon), 1935'te de Amerika'da verdiği konferansların metinlerini derleyen Lectures in America'yı (Amerika'daki Konuşmalar) yayımladı. 58 yaşında yazdığı Alice B. Toklas'ın Özyaşam öyküsü yine temelde yazarın dil deneyciliğini yansıtsa da, daha önceki yapıtların tersine retrospektif nitelikte, oldukça anlaşılır bir kitaptı. Daha sonra gelen Everybody's Autobiography (Herkesin Özyaşam öyküsü, 1937) ve Wars I Have Seen (Gördüğüm Savaşlar, 1945) adlı kitapları da yaygın bir biçimde kabul gördü. Roman, eleştiri, şiir, oyun vb. türlerde çeşitli yapıtlar veren Gertrude Stein 1946 yılında Paris'te öldü. 

Hayatı iki büyük ilişki ile şekillenmiştir: İlki kardeşi olan Leo Stein ile 1874-1914'e kadar, ikincisi ise Alice B. Toklas ile 1907'den ölüm tarihi olan 1946'ya kadar sürmüştür. Stein Paris'de bulunan salonunu ilk önce Leo ile daha sonra Alice ile paylaşmıştır. Hayatı boyunca Stein zamanında edebiyat ve sanat alanında öncülük etmiş ünlü kişiler ile ilişkilerde bulunmuş ve onların saygılarını kazanmıştır.

İngiliz edebiyatında anne, baba ve dadıların çocuk yetiştirmede gösterdikleri tahammülsüzlüğe tepki olarak gelişen akım...

Nonsense,

Saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak.

Nonsen'sical (s.) saçma, manasız,anlamsız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

Küba kökenli bir dans...

Caz
Havana-New Orleans 'a özgü
Çaçaça
1950’lerin bu gözde dansı ve müziği.
Habanera,
Küba’daki ispanyol topluluğu içinde gelişmiş, çiftlere has, ağır ve duygu yüklü bir dans.
Danzon
Küba’nın Matanzas şehrinde, toplumun varlıklı kesimlerinde ortaya çıkmış bir dans.
Konga,
Mambo 
1930-40’lı yıllarda doğmuş bir dans.
Rumba
En eski Afro-Küban artistik formu.
Salsa 
Köklerinde Karayipler, Orta ve Güney Amerika var. Salsanın en tanınan biçimleri rumba, son ve danzon.
Son
Salsa’nın atası sayılır.
Timba, 
Çok dinamik bir salsa türü.
Yambu, 
En eski rumba stili.

Ünlü müzisyenler;
Eduardo Sanchez de Fuentes, 
Gonzalo Roig, 
Alexandra Garcia Caturla, 
Amadeo Rolda.

Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey...

İçlem (Tazammun)(Intension.)
Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, kavramın ya da o kavramı dile getiren terimin içinde toplandığı belirlenimlerin tümü....Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey, kavramı meydana getiren nitelik ve özellikler bütünüdür.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ