Kastamonu yöresine özgü bir tür çorba...


Ecevit,   
Ecevit Çorbası,      
Malzemeler;    
250 gr. Yoğurt    
1,5 Çay bardağı pirinç   
2,5 Su bardağı su   
1 Yumurta    


1 Tatlı kaşığı kuru nane - kekik   
2 Çorba kaşığı tereyağı    
Yeteri kadar tuz. (İsteğe göre pul biber.)       
Not: Yoğurdun taze köy yoğurdu, yumurtanın taze köy yumurtası ve tereyağının köy tereyağı olmasına dikkat edilmelidir.       

Yapılışı;   Tencereye 2,5 su bardağı su ve 1,5 çay bardağı yıkanmış pirinç ilave eder pişirmeye başlarız. Diğer yanda yoğurt ve yumurtayı iyice çırparız.   
Çırpılan karışımı kaynamakta olan pirinçli suyun içine yavaş - yavaş dökeriz. Pirinçler pişince tuzunu koyarız ve ocaktan alırız.   
Pişen çorbalarımızı kaselere koyar üzerlerine naneleri (nane ve kekik karışımı) serperiz.  Tereyağını tavada eritir ve kızınca kaselerin üstüne gezdiririz.    
Çorbamız Sıcak - sıcak servise hazırdır. İsteğe göre pul biber katılabilir.  
Afiyet Olsun

Antalya yakınında dağcılık açısından önem taşıyan bir yöre ve yayla...

Geyikli Bayırı,
Antalya ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.

Ardahan ilinde bir ılıca ve maden suyu...

Ur,

Pirinç...

Oriza,
Erz.
Çeltik.

Pirinç, buğdaygiller (Poaceae) familyasından mısır ve buğdaydan sonra en fazla ekimi yapılan otsu bir bitki türleri. Türkiye'de pirinç ekimi 1936 yılında yayımlanmış 3039 sayılı yasa ile düzenlenmiştir. Yasaya göre, pirinç (çeltik) ekimi il ve ilçelerde kurulacak çeltik kurullarından alınacak izne bağlıdır.

Pirinçten yapılan Çin birası...

Samşu,

Pirinç, buğdaygiller (Poaceae) familyasından mısır ve buğdaydan sonra en fazla ekimi yapılan otsu bir bitki türleri. Türkiye'de pirinç ekimi 1936 yılında yayımlanmış 3039 sayılı yasa ile düzenlenmiştir. Yasaya göre, pirinç (çeltik) ekimi il ve ilçelerde kurulacak çeltik kurullarından alınacak izne bağlıdır.

Bitlis iline özgü bir tür sulu köfte...

Gilorik, (Kılorik) sulu köfte. 

Bitlis; Türkiye’de sıcak etin yenildiği tek vilayettir. Etin; mezbahadan çıkmasıyla tüketilmesi, çok kısa bir süre içinde yapılır. Tüketilen et; teke, koyun, sığır ve kısmen de kuzudur.

Bitlis’e özgü yemek çeşitleri:
Ciğer Taplaması, Tutmanc Aşı (Tutmaç), Şekalok, Gılorik-klorik(sulu köfte), Has Dolması, Mişevşi, Ayran Aşı, Turşu Aşı, Çireş Çorbası, Kengerli Pilav,  Turşulu Dolma, Fındık Dolması, Gari Aşı, Halise, Soğan Köftesi, Çorti-Cortu taplemesi(Çorti,salamura lahana turşusudur), Gebol, Keledoş, Pıçoç, Halim Aşı, Yalancı Dolma, Şile, Parpar-pappar, Şalgam Yemeği, Soğan Yemeği, Umanç Aşı, Köki, Jağlı Yumurta, Cümür, Yarma Aşı, Kurut Aşı, Bezirgan Çorbası, Kaklı Pilav, Pazik Boranisi, Cevizli fetir, Şor Balıklı Pilav, Baklalı Pilav, Murtuğa-Murtuva (ev helvası), Pişrük, Kabak boranisi, Keşkek, İşbabiyan (Ahlat - Bitlis), Haşil, Tortuk, Kavurga, Ayvanet, Avşor Çorbası.

Yeni Zelanda' da yaşayan bir kuş...

Tieke,

Yeni Zelanda, Güney Büyük Okyanus'da bir ada ülkesidir. Güney Yarımkürede, Okyanusya'daki Güney Pasifik adaları arasında, Avustralya'nın yaklaşık 1.200 mil (2.000 km) güney doğusunda yer almaktadır. Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.
Yeni Zelanda'nın başkenti Wellington'dur. Üzeri kar kaplı dağ manzaraları ile bilinen bir ülkedir. En büyük ve en kozmopolit şehri Auckland'dır.

Anadolu' nun bazı yörelerinde, geceleri insanların üzerine çöküp korkuttuğuna inanılan düşsel yaratığa verilen ad...

Karakura,


Acıklı, kötücül bir ruhun adı. Bazı inanışlara göre yeni doğum yapmış lohusa kadınları korkutan ve ciğerlerini alıp götürdüğüne inanılan ruh, hayali yaratık. İnsanlara korkulu kabusları ve karabasanları gönderen odur. Adıyla çocuklar korkutulur. Bir kedi büyüklüğündedir ve keçiye benzer. Erkekleri boğmak için üzerlerine atlar.


Bir başka görüşe göre biçimsiz (şekilsiz) düşünülen bir varlık. Eski çağlarda insanları uykuda yakalayıp korkuturmuş. Sonra nefes almalarını engelleyerek ses çıkarmalarını önler, ciğerlerini alıp götürürmüş. Bu varlıklar kedi gibi hafiften ve sakin sakin gezen canlı biçiminde betimleniyordu.


Erzurum ve Erzincan yöresindeki inanışlara göre bu tabiat üstü güç, albastı gibi lohusalara musallat olan, onları korkutarak, ciğerlerini söküp götüren bir varlıktır. Konya civarında anlatıldığına göre, bu ruh, keçiye benzeyen fakat kedi büyüklüğünde olan, insanların üstüne çökerek onları boğmaya çalışan bir yaratık şeklinde düşünülür. Gün ışığından korkar, güneş doğunca kımıldayamaz; ancak o zaman yakalanabilir. Ona yemin ettirdikten sonra köle gibi kullanmak mümkün olurmuş. Karakura yatağında ekmek kırıntısı olan insanları da çok severmiş. Böyle yataklarda uyuyanlar karakura tarafından bastırılır, kabus görür, sıkıntı çekerlermiş. Ayrıca bu yaratık Sivas yöresinde "Elkişave" olarak da adlandırılır. Sivas'ta da bu hikâye aynen bu şekilde anlatılır.

Uzun kış gecelerinde dost, ahbap, komşu ve akrabaların birlikte yedikleri akşam yemeğine ve o gece yapılan eğlenceye verilen ad...

Ferfene,

Uzun kış gecelerinde dost, ahbap, komşu ve akrabaların yedikleri akşam yemeği ve o gece yapılan eğlence. topluca düzenlendiği gibi kadınlar, erkekler, kızlar ve delikanlilarca ayrı ayrı da düzenlenir. Kadınların ferfenesinde herkes payına düşen yemeği hazırlar. Akşam bu yemekler beraberce yenir. Sonra kahve içilir, fal bakılır, türküler söylenir ve karşılıklı maniler okunur. Yaşlıların masallar anlattığı da olur. Çeşitli oyunlar oynanır.
Erkekler ferfeneye ayrı ayrı yemek götürmezler, o gün kimin sırası ise tüm yemekler o evde hazırlanır. Kaz yahut hindi kesilmesi adetdendir. Yemekten sonra tavla, kağıt oyunları başlar, yüzük oyunu erkek ferfenesinin en vazgeçilmez keyfidir. Bazı geceler tel helvası çekilir. Gece nihayete ermeden salt bu geceye has olan tekerlemeli bir türkü söylenir ve ferfene sırasının kime geçtiği de bu türküyle açıklanır.

Bazı yörelerde yalnız genç kızların düzenlediği eğlenceye ferfene denir. Günü ve kimin evinde yapılacağı yahut yiyeceği getireceği küçük kağıtlara yazılıp kura ile belirlenir. Bazı yörelerde ise ferfeneye yalnız evli olmayan delikanlılar katılır. Önce aralarından bir delikanlı başı seçilir. Herkes evinden çeşitli yiyecekler getirip delikanlı başına teslim eder, o da bunları satıp parasıyla koyun yahut keçi satın alır. Ferfene günü pişen yemeklere bu hayvanın eti konur. Tüm bunlar anadolu insanının sıcak, keyifli ve dostluğa düşkünlüğünü gösteren eğlencelerdir. Gösterdiği farklılıklar da yörelerin farklılıklarına işaret eder.


Çerkez gençleri de, kendi aralarında sohbet ettikleri, şarkı söyleyip oyun oynadıkları “zehes”, “ferfene” ve “muhabbet” gibi adlar verilen eğlenceler düzenlerler. Bu eğlencelerde erkek beğendiği kızı “kaşen” seçip tatlı sözlerle onun gönlünü kazanmaya çalışır, dans edip şarkı söyler. Eğlence bittiğinde kaşenlik de biter. Genç erkek, bu türden başka bir eğlencede kendisine başka bir kaşen seçebilir.

 

Piyasadaki fiyatların belli bir süre içinde oynaklığı, dalgalanması...

Volatilite (Oynaklık),

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür. Volatilite istikrarsızlık durumunun ölçümüdür.

Genellikle bir finansal enstrümanın belirli bir zaman aralığında değerindeki değişimin standart sapması anlamındadır. Çoğunlukla finansal enstrümanın belirli zaman periyodundaki riskini ölçmeye yarar. Bazen direk bir değer olarak (mesela 5 TL), bazen de yüzde verilerek (mesela %5) belirtilir. Volatilite yerine "dalgalanma derecesi" kavramı da kullanılmaktadır.

Pirene dağlarının en yüksek tepesi...

Aneto,

Pireneler (İspanyolca: Pirineos; Fransızca: Pyrénées; Katalanca: Pirineus; Aragonca: Perinés; Baskça: Pirinioak),  

Pirene Dağları, Fransa ile İspanya'yı birbirinden ayırır. İki ülkenin arasındaki sı­nır, ortada yer alan en yüksek dağ sırasının doruk noktalarından geçer. Pireneler yaklaşık 430 km uzunluğundadır. En yüksek noktası 3.404 metrelik Aneto Tepesi'dir. Doruklar hep karla kaplıdır; yüksek vadilerde küçük buzullar vardır. İspanya kesiminden daha çok yağış alan Fransa kesimi aynı zamanda daha ağaçlıktır.

Fransa ile İspanya arasındaki başlıca kara ve demiryolları Pireneler'in alçalarak denize yaklaştığı iki uçtan geçer. İç kesimlerde ise, en önemlileri Somport, Perche ve Perthus olan geçitlerden yararlanılır. Romalılar'ın da kullandığı Somport Geçidi 7.824 metrelik bir tünelle Fransa demiryolu ağını İspanya de­miryolu ağına bağlar.

Dağların ortasında yer alan Andorra dün­yanın en küçük devletlerinden biridir. Pireneler'deki hızlı akışlı ırmak­lardan elde edilen enerjiyle elektrik üretilir. Batıdaki vadilerde tahıl ve meyve yetiştirilir.

Fiziksel olarak Pireneler bölgesi üç bölüme ayrılmaktadır: Orta, Atlantik (Batı) ve Doğu. Orta Pireneler yüksek dorukların olduğu bölümdür. 

Bunlar:
  • Maladeta sırtında, Aneto ya da Pic de Néthou 3.404 m.
  • Mont Posets 3.375 m.
  • Mont Perdu veya Monte Perdido ya da Mont Perdut 3.355 m.
Aragona Özerk Bölgesinin Huesca ili sınırları içerisindedir. Benasque, Aneto'ya tırmanmak isteyenlerin üs olarak kullandığı bir kasaba.  Tepeye ilk kez Rus Platon de Tchihatcheff 1842 yılında tırmanmıştır.

Pirinçten yapılan bir sebze yemeği...

Dible,(Fasulyeli Pilav)

Malzemeler;
1 kg fasulye
1 su bardağı pirinç
3 adet orta büyüklükte soğan
1 çay bardağı zeytinyağ
1 adet küçük domates
1 çorba kaşığı tereyağ, pul biber, karabiber.

Hazırlanışı;
Taze fasulye küçük küçük(yarım santimetre kalınlıkta) doğranır. Soğan soyulur, yıkanır, yarım daire şeklinde ince ince piyazlık doğranır. Yıkanmış olan fasulyelerin yarısı, yayvan bir tencerenin içine konur. Fasulyelerin üstüne yıkamış olduğumuz pirinç, doğranmış soğan, rendelenmiş domates, bir miktar tuz, pul biber konur. Üstüne geriye kalan fasulyeler eklenir. Yarım çay bardağı su ve tereyağ ilave edilir. Kısık ateşte kendi buharında pişmeye bırakılır. Pişme süresince (45-50 dakika) ara sıra karıştırılır. Pirince tavada zeytinyağ iyice
yakılır, üstüne dökülür. Pilav gibi demlenmeye bırakılır.

Kalıba dökülerek dondurulmuş kremayla yapılan pasta...

Parfe,
 
Limonlu Parfe tarifi;
 
Malzemeler;
1 Adet Limon
1 Su Bardağı Toz Şeker
3 Yumurta
2 Paket Kremşanti
1 Bardak Süt

Yapılışı;
Bir kasenin içinde 1 bardak sütle 2 poşet kremşantiyi çırp, buzdolabına koy. Bir başka kasede 3 yumurtanın akını köpük haline gelinceye kadar çırp, buzdolabına koy. Ayrı bir kasede 1 adet limonun kabuğu ve suyunu, 1 yumurta sarısı ve 1 su bardağışekeri çırp, onuda buzdolabına koy. Hepsini 1 gece dinlendir. Daha sonra hepsini bir kasede karıştırıp, altına petibör bisküvi ufalanmış borcama veya şekilli bir kalıba yay. Derindorucuda dondurma hali alana kadar beklet, dilimleyip servis yap.

Pirinç türü...

Pirinç, buğdaygiller (Poaceae) familyasından mısır ve buğdaydan sonra en fazla ekimi yapılan otsu bir bitki türüdür. Türkiye'de pirinç ekimi 1936 yılında yayımlanmış 3039 sayılı yasa ile düzenlenmiştir. Yasaya göre, pirinç (çeltik) ekimi il ve ilçelerde kurulacak çeltik kurullarından alınacak izne bağlıdır.Tanesinin şekline göre pirinçler üç gruba ayrılır; yuvarlak taneli olanlar nişasta açısından daha zengindir. İtalya, İspanya, az miktarda da Afrika ve Asya'da yetiştirilir. Çorba ve tatlılar için idealdir. Uzun taneli olanlar ( 6mm.'den uzun ) yarı saydamdır ve aynı oranda nişasta içermezler; bu yüzden de pişirilirken daha az yapışırlar. Kaliteli pirinç taneleri genellikle uzun olanlardır ve İtalya, Pakistan, Hindistan ve Amerika'da yetiştirilir.

Türleri;

Amberbu, 
Baldo, Basmati, Bersani (Uzun taneli),  
Çilav (Kokulu, yasmin türü-Yasemin Kokulu pirinç)

Dağ,
İran pirinci,
Kabuklu pirinç, Kepekli pirinç,

Moki(Japon Pirinci),
Nero-Uzun taneli,
Rako(İri taneli bir tür) ,
Sütlüaş,
Yabani pirinç,

Sayfa kenarları bozulmuş ve yıpranmış elyazmalarında, kağıt eklenerek yapılan onarım...

Vassale,

Büyük Çuval...

Haşa,

Özellikle Yahudilik ve Hıristiyanlıkta kıyamet günü...

Eskatologya,
Yunanca, Eschatology.

Felsefede insanın ve dünyanın sonunu, öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrı bilimi kolu.

Yunanca'da son anlamına gelen eskhatos’tan türetilen ve hıristiyan ilahiyatının asli bir parçası olan eskatoloji, ölüm, kıyamet, cennet ve cehennem gibi “en son şeylerle” ilgilenir. 


Müslümanlıkta da ahiret kelimesinin ahir (son) kelimesinden türemesine benzer.

Piyano'daki dokunçlar veya telli çalgılarda sap...

Tastiera,

Piyanoyu andıran tuşlu urik aleti...

Selesta,

Kırık çanak çömleği yapıştırmaya yarayan, yumurta akı, kireç, süt ve pamuk karışımı...

Sep,

İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan ve kumun 5-6 cm. altında yaşayan lezzetli bir midye türü...

Akivades - Kum Midyesi (Tapes decussatus)Vücut iki eşit kabuktan yapılmış, kabukların üzerinde hem dikey hem yatay ışınlar vardır. İç kısmı beyazımsı olup, iki kapama kası vardır. Önde üç adet kardinal diş bulunur, kabuğun içinde monto izi gayri muntazam görüntüdedir. Kabukta esmer benekli noktalar vardır. Solunum ve boşaltım sifonları bulunur. ayakları gelişmiş olup, toprağı kazmaya yarar. Zeminin 5-25 cm derinliğinde kumluk çakıllık ortamlarda yaşar.

Büyük makamdaki kimseleri hoş sözlerle, fıkra ve öykülerle eğlendiren kimse...

Nedim,

Aydın ilinde "ulusal park" kapsamına alınan yarımadanın adı...

Dilek Yarımadası-Kalamaki  
(eski yunanca adıyla Kalamaki -Türkçesi hasır otu, yeni adıyla dilek yarımadası)

Ege Bölgesinde Aydın ilinin Kuşadası ve Söke ilçeleri sınırları içerisinde yer alan Milli Parka, Kuşadası-Söke karayolu ile ulaşılır. Milli Park Kuşadasına 28 km., Sökeye 34 km. uzaklıktadır. 

Aydının eski isimleri Tralles ve Güzelhisar olup 14. yüzyıl' da Anadolu Beylikleri döneminde kurulan Aydınoğulları beyliği döneminde ismi Aydın olarak değişmiştir.


Dilek Yarımadası - Büyük Menderes Deltası Millî Parkı, dünyada bir örneği daha olmayan, bir yanda Akdeniz'den Kafkasya'ya kadar kıyılarda yayılım gösteren neredeyse tüm bitkilerin doğal olarak bir arada görüldüğü bir botanik bahçesidir.
 
Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Millî Parkı 27.675 hektarlık bir alana sahiptir. Bu alanın 10.985 hektarı 1966 yılında Millî Park ilan edilen Dilek Yarımadası’na, 16.690 hektarı 1994 yılında Milli Park ilan edilen Büyük Menderes Deltasına aittir. Karşısında Sisam adası bulunan Millî Parkın Dilek Yarımadası bölümü, Samsun Dağları'nın Ege Denizi'ne doğru uzanan son noktasıdır. 20 km uzunluğunda ve ortalama 6 km genişliğindedir. Jeolojik yapısı; Paleozoik şistler, Mezozoik kalkerler ve mermerler ile Neojen tortul kütlelerden meydana gelmiştir. Yarımadanın morfolojik yapısı içinde bir çok tepe, vadi, kanyon ve koy bulunur. Ortalama 650 m yüksekliğe sahip yarımadanın en yüksek yeri Millî Parkın adını aldığı Mykale yani Dilek Tepe'dir ve 1237 m yüksekliğindedir. Ayrıca kumlu, killi, yatık ve yüksek kıyı şekillerini içeren plajlarıyla ilgi çekici kıyı özelliklerine sahiptir. Yarımadanın güneyine bitişik olan Büyük Menderes Deltası’nın en önemli su kaynağı 584 km. uzunluğundaki Büyük Menderes Nehridir.
Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Millî Parkı'nda yaklaşık 250 adet kuş türü bulunur ve bunlardan 70'i burada ürer. Nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan Küçük Karabatak ( Phalacrocorax pygmeus ), dünyada toplam sayıları 3000 çift olduğu tahmin edilen Tepeli Pelikan ( Pelecanus crispus ), Küçük Akbalıkçıl ( Egretta garzetta ), Küçük Kerkenez ( Falco naumanni ), Akça Cılıbıt ( Caharadrius alexandrinus ) ve Akkuyruklu Kartal ( Haliaeetus albicilla ) deltada üreyen önemli kuş türlerinden bazılarıdır.

 
Millî Park içerisinde 804 bitki türü belirlenmiştir. Bu bitkilerden 6'sı dünyada sadece burada görülür. Ayrıca dünyada sadece Türkiye'de bulunan 18 bitki türünü de barındırır. Akdeniz maki bitki örtüsünün hemen hemen bütün bitki türlerinin en canlı ve sağlıklı örnekleri yarımadada yer alır. Dilek Yarımadası, genelde yaygın olarak Kuzey ve Batı Anadolu'da yayılış gösteren Anadolu Kestanesi ( Castanea sativa Mill.)'nin en güneye indiği, ülkemizde birkaç yerde bulunan Kartopu ( Viburnum tinus L.)'nun, Finike Ardıcının ( Juniperus phoenicea L.) , Melez Pırnal Meşesinin ( Quercus ilex x coccifera ) ve Dallı Servinin küçük orman toplulukları meydana getirerek yetiştiği tek yerdir. Başka deyişle, Millî Park, Akdeniz'den Karadeniz'e kadar tüm Anadolu'da var olan bitki türlerinin doğal olarak bir arada görüldüğü biricik doğa müzesi olma özelliğini taşımaktadır. Bu benzersiz biyolojik çeşitlilik nedeniyle Dilek Yarımadası, Avrupa Konseyi tarafından “Flora Biyogenetik Rezerv Alanı” yani, bitki örtüsü açısından soyu tükenmekte veya genetik çeşitliliği çok azalmakta olan canlı türü ya da topluluklarını korumaya yönelik uluslararası düzeyde koruma alanı olarak kabul edilmiştir. 

 
Millî Park, 28 memeli, 42 sürüngen, 45 çeşit balık türüne ve çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapar. Yunusların ve Deniz Kaplumbağalarının özgürce dolaştığı bu ortam içinde, türlü alglar, ahtapot ailesinden kafadan bacaklılar, deniz kestaneleri ve deniz yıldızları, süngerler ve pek çok balık türü yaşar. Orfoz, Lağos, Sinarit, Mığrı, Müren, Levrek, Eşkina, Akya, Sarpa, İskaroz, Papaz balığı, Karagöz, Melanur, Lapin, Mırmır, Sargoz, Hanoz, İskorpit, Kefal, Çipura bu balıklardan bazılarıdır. 1998 yılında Kavaklıburun koyu sahilinde karaya vuran, Akdeniz'de yaşayan bir tür olan Uzun Balina (Baleoneptera phiselus linnea)'nın 14 metre boyundaki ölüsü Millî Park sahillerinin ender de olsa balinalara ev sahipliği yaptığını ortaya çıkarmıştır.
Millî Park, nesli tükenmiş ya da tükenmek üzere olan Anadolu Parsı’nın (Panthera pardus tulliana ) batıda yaşadığı son noktadır. Dünyanın en nadir 10 deniz memelisinden biri olan Akdeniz Foku ( Monachus monachus ) da milli park kıyılarında yaşar. Yaban domuzu ( Sus scrofa ), Karakulak ( Caracal caracal ), Vaşak ( Lynx lynx ), Çakal ( Canis aureus ), Sırtlan ( Hyaena hyaena ), doğaya terkedilmiş ve yabanileşmiş sığırlar ve atlar ile bir çok hayvan türü milli parkta bulunan hayvanlardan bazılarıdır. 

 
M.Ö. 9. yüzyılda 12 ion kentinin kutsal toplanma merkezi Panionion, antik Thebai kenti, Ayayorgi Manastırı, tarihi Doğanbey Köyü, Karina, Hagios Antonios Manastırı ve Zeus Mağarası da Millî Park sınırları içerisindedir. 

 
Yılda yaklaşık 600 000 yerli ve yabancı misafir Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Millî Parkı'nı ziyaret etmektedir. 


 
Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Millî Parkı sahilleri, yapılaşmanın olmadığı, en temiz ve doğal kıyılardandır. Millî Park'a gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, 2004 Yılı Uluslararası Mavi Bayrak ödüllü koylarda deniz sporları yapabilecekleri gibi, belirlenmiş rotalarda doğa yürüyüşü, dağ bisikleti, foto safari, manzara izleme, olta balıkçılığı, kültürel yürüyüşler, kuş gözlemciliği, resim ve botanik turu etkinlikleri de yapabilirler.

Kars' ın doğusundaki ünlü eskiçağ kenti...

Ani Harabeleri,


Kars, (Ermenice: Ghars veya Kars - Gürcüce dilinde kapı kenti anlamına gelen Kariskalaki)
Kars adı, M.Ö. 130-127 tarihleri arasında Kafkas Dağlarının kuzeyinden gelen Bulgar Türkler'inin Velentur boyunun Karsak Oymağı' ndan gelmektedir.


Kars'ın Merkez ilçesinde, il merkezine 48 km. uzaklıkta, Arpaçay Nehri boyunda bulunan Ani (Ermenice: Անի, Latince: Abnicum), ören yeri. 961-1045 yılları arasında BagratlıErmeni hükümdarlarının başkenti olmuştur. 11. ila 12. yüzyıla ait bazı İslam mimarisi eserlerini de barındırır. hanedanından

22 medeniyet görmüş, her uygarlık kendi döneminden eserler yapmış, bir tek Moğollar yakıp, yıkıp bu 1001 kiliseli kente zarar vermiş. Kentin adı en erken 6. yüzyılda Gamsaragan sülalesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçer. Ermeni Gamsaragan ailesi ile Gürcü Bagratuni (Bagratlı) ailesi arasındaki uzun mücadele ikincilerin zaferi ile sonuçlanmış ve 780 yılında Gamsaragan'lar mülklerini Bagratlılara satarak Bizans ülkesine göçmüşlerdir. 



Bagratlı I. Aşot 885 yılında Abbasi Halifesi ve Bizans İmparatoru tarafından "Ermenistan Kralı/Şehinşah-ı Armen" olarak tanınmıştır. Aşot ve oğulları önce (bugünkü Tuzluca ilçesinin 8 km kuzeyinde Halimcan köyü yakınında bulunan) Bagaran kentinde, daha sonra (Akyaka ilçesinde Koyucak mevkiinde bulunan) Şirakavan'da ve Kars merkezde hüküm sürmüştür. 961 yılında 3. Aşot (953-977) başkentini Ani'ye taşıyarak burada büyük bir kentin inşaına başlamıştır.

Kent en parlak devrini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşamıştır. Bu devirde kent nüfusunun 100.000'i aştığı rivayet edilmektedir. 1045'te Bizanslılar Ani'yi zaptedip Bagratlı devletine son verince savunmasız ve huzursuz kalan bölge, 1064'te Selçuklu sultanı Alparslan'a teslim olmuştur.
Kent, 1064 yılına kadar Bizans yönetiminde kalmış ve bu tarihte Selçuklular tarafından zaptedilmiştir. Ancak kentte Selçuklu idaresinin kurulmuş olduğuna dair bir belirti yoktur. Selçuklu fethinden kısa bir süre sonra kent ve çevresinin Kürt kökenli Şeddadî beyliğinin yönetiminde olduğu görülmektedir. Ani'deki en önemli İslam eseri olan Menuçihr Camii, 1072 yılında Şeddadî emiri Menuçihr tarafından yaptırılmıştır.

1190 yılı dolayında Zakare Mkhrgrdzeli adlı Gürcü beyi Ani hisarını üs alarak Kars ve Ahıska bölgesini kapsayan bir egemenlik kurmuştur. Bunun soyundan gelenler önce Tiflis'teki Gürcü krallarına, sonra Moğol İlhanlılar'a bağlı "atabey" sıfatıyla hüküm sürmüşlerdir. Ani'deki Hıristiyan eserlerinin bir çoğu bu devirde yapılmış veya onarılmıştır. Daha sonra kent Celayirli ve Karakoyunlu devletlerinin egemenliğine girmiş ise de, nüfusu ağırlıkla Ermenilerden oluşmuştur.


Ani 1319'daki depremde ağır hasar görmüş, daha sonra Timur tarafından ele geçirilerek tahrip edilmiştir. Buna rağmen 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terkedilinceye dek, kentte bir nüfusun barındığı anlaşılmaktadır.



Dörtgen  ve daire planlı çok sayıda burçla güçlendirilmiş Ani surlarının uzunluğu 2 bin 500 metre, yüksekliği ise 8 metre kadar. üzerinde kükreyen bir aslan kabartması ve Menuçihr tarafından koydurulan kitabe-nini bulunduğu Orta Kapı (Aslanlı Kapı) yedi girişi bulunan kentin görkemli kapılarından biri. Kuzeyde ki bu kapının sağında, iki dairesel planlı burç ile korunan Çifte Beden Kapısı (Kars Kapısı), solunda ise taştan satranç tahtası bezemeli Hıdırellez Kapısı yer alır. Acemoğlu ve Mığmığ deresi (Tatarcık) Kapıları doğuya, Arpaçay’a açılır. Arpaçay yönüne açılan bir diğeri de Divin Kapısı’dır.  Arpaçay’ın karşı kıyısına ulaşan eski kervan yolu (İpek Yolu) buradaki köprüden Divin Kapısına ulaşıyordu. Suyolu kapısı ise, kentin batıya açılan tek kapısı.  Arpa Çay ve Alacasu vadilerine hakim yüksek bir kayalık üzerinde kurulan kentin en yüksek kesiminde  ilk kez Urartuların yerleştiği iç kale bulunuyor. Saddadoğullarından Ebu Süca Menuçihr tarafından 1072 yılında yaptırılan bu üç nefli caminin özellikle tavanı zengin Selçuklu motifleri ile süslü. Caminin gözcü kulesi olarakta kullanılan 99 basamaklı minaresi Ani’nin çağlarboyu süren önemli konumuna işaret ediyor. 

Bir  zamanlar uzun kervanların, çan sesleri arasında aylarca gece gündüz ilerlediği İpek yolu üzerinde ki 100 bin nüfuslu Krallar Diyarı Ani’de şimdi hüzün hakim.

Kenelerden bulaşan ve romatizma ile kalp ve sinir rahatsızlığına yol açan hastalık...



Lyme,

1975 yılında ABD Connecticut'ta Lyme kasabasında özellikle gençlerde yoğun bir şekilde artrit vakaları görülmeye başlandı. Yapılan araştırmalar bu durumun bazı keneler tarafından (Ixodes Ricinus, Ambylomma Americanum, Lonestar Tick) bulaştırılan bir tür bakteriden kaynaklandığını ortaya çıkardı. Bu hastalığı oluşturan bakteriye Borrelia Burgdorferi adı verilmektedir. Lyme Hastalığı ise adını ABD'nin bu kasabasından almaktadır. Lyme hastalığına literatürde Borreliosis veya Borelyoz da denmektedir. Genelde Ixodes ricinus türü (sert keneler) kenelerin ısırması ile insana geçen Borrelia burgdorferi adlı bakterinin yol açtığı bir hastalık olup ilk belirti deride kenenin ısırdığı bölgede kızarıklıktır. Bu hastalık Kalp ritm bozukluklukları, şişlik, menenjit, felç, psikoz, işitme kaybı, göz rahatsızlıkları, karaciğer yetmezliği gibi hastalıklara yol açabilir.


Hastalığın belirtileri diğer birçok hastalıkla karışır ve çoğunlukla her hastada farklı belirtilerle kendini gösterir. Diğer hastalıkları taklit etmesi nedeniyle Lyme hastalığı Amerika'da "büyük taklitçi" olarak anılmaktadır. Hastalık değişik şekillerde ortaya çıkmakla beraber deri, merkezi sinir sistemi, göz ve kalp gibi organlarda olabilir. Eklemlerde şişlik, sıvı birikimi, aşırı yorgunluk hissi, uyku bozuklukları, dikkatte dağınıklık, unutkanlık, algılama performansında düşüş, hareket etmede zorluk görülür. Hastalık antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Ancak ağırlık kazanan görüş uzun, yoğun ve agresif bir antibiyotik tedavisinin çoğunlukla gerekli olduğudur. Genel olarak antibiyotiklerden oluşan bir kombinasyonun kullanılması, damardan ilaç uygulamaları gerekli olmaktadır. 

Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar (zoonozlar) incelendiğinde karşımıza kabarık bir tablo çıkmaktadır. Bu zoonozlar; viral, bakteriyel, paraziter ve mikotik kökenli olabilirler. Bu zoonoz hastalıklardan biride kene kaynaklı, bakteriyel bir hastalık olan Lyme Hastalığıdır. Kene (Ixodoidea), eklem bacaklıların örümceğimsiler (Arachnida) sınıfından kan emici ve gözsüz bir dış parazit olarak tanımlanır.

İlkçağda Arabistan' ın güneybatısında yaşamış önemli bir kabile...

Himyeriler,
Arabistan Asya kıtasının güney- batı ucunda yer alan büyük bir yarımadadır. Genellikle çöllerle kaplı bir alandır. İslam öncesi dönemde Arap yarımadasında kurulan önemli devletler şunlardır;

Main,
Sebe,
Himyeriler,
Gassaniler,
Tedmürler,
Nabatlılar.

İslam öncesi Arap yarımadasında siyasi bir birlik yoktu. Araplar kabilelerden meydana geliyordu. Bu kabileler arasında sürekli savaşlar, kan davaları vardı. Mekke şehri bütün kabileler tarafından kutsal kabul edilmişti. Her yıl Mekke şehrinde toplanır, panayırlar, eğlenceler yaparlardı. İslam öncesi Araplar putlara tapıyorlardı. Araplarca kutsal sayılan yüzlerce put vardı. Bütün bu putlar Mekke' deki Kabe içerisinde yer alıyordu. ( Kabe İslam öncesi de Araplar tarafından kutsal kabul ediliyordu. ). İslam öncesi Arap toplumunda kadının hiçbir değeri yoktu. Halk göçebe ve şehirli olmak üzere ikiye ayrılmıştı.

Çorum ilinde bir yayla...


Elmabile,

Abdullah Yaylası (Kargı),
Kuşcaçimeni yaylası, Kunduzlu yaylası, Demirbükü ve Yalak Yaylaları (Bayat)
Elmabile-Beşoluk ve Çiçekli yaylaları,(İskilip-Tosya karayolu üzerinde),
Karaca yaylası (Osmancık-Başpınar)
Kargı yaylası-Eğinönü , Aksu , Karandu , Göl , Örencik , Karaboya , Gökçedoğan yaylaları (Kargı)

Sinop ilinde doğal güzellikleriyle tanınmış bir koy...

Hamsilos,
 
Sinop il merkezine 11 km. uzaklıkta, Türkiye'nin en kuzey ucunu oluşturan İnceburun üzerinde bulunan Hamsilos Koyu ve çevresi doğa harikası olarak nitelendirilmekte olup, Kültür Bakanlığı tarafından da 1991 yılında, birinci derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. Hamsilos'a giden tek yol Akliman'dan geçer.

Hamsilos'un gerçek ismi Hamsoros' dur, ancak herkes tarafından Hamsilos olarak bilinir.
Sinop' un birer doğa harikası yerleri Akliman, Hamsilos, İnceburun, Sarıkum Gölü ve Plajıdır. Karadeniz'de çok az olan koylardan biri olarak fırtınalı havalarda balıkçıların sığınağı.
 

Artvin ilinde, önemli bir rafting parkuru olan akarsu..

Barhal 
(Altıparmak),

Artvin İli sınırları içinde yer alan Altıparmak (Barhal) çayı, Kaçkar dağlarının güney yamaçlarından doğar, yaklaşık 40 kilometrelik bir mesafe kat ettikten sonra Yusufeli'nin 2 km. güneyinde Çoruh nehrine karışır. Altıparmak çayı, kano ve nehir kayağı için elverişli olup yüksek dağlarla çevrili son derece güzel ve etkileyici bir vadi içinden akmaktadır. Vadi, yaban hayatı açısından da çok zengin bir güzelliğe sahiptir. Altıparmak çayı havzasına Artvin veya Erzurum üzerinden Yusufeli'ne gelerek ulaşılabilir. Öğdem deresi, Altıparmak çayına karışmaktadır.

Yusufeli'nden yaklaşık 19 km. uzaklıktaki Sarıgöl beldesinin Deftise mahallesi, Karadeniz yöresinin özgün mimari anlayışıyla yapılmış olan evleri ile dikkati çekmektedir. Sarıgöl beldesine 12 km. uzaklıktaki Altıparmak (Barhal) köyü, Kaçkar dağına tırmanış rotası üzerinde ana kamp yerlerinden biridir. Köyde konaklama ve yeme içme imkanları bulunmaktadır. Altıparmak köyünden, 24 km. ileride Yaylalar köyüne stabilize bir yolla ulaşılmaktadır.

Barhal çayı üzerindeki parkurla, kano ve nehir kayağının başlangıcı için en elverişli nokta, Sarıgöl'ün kuzeyindeki Deftise mahallesidir. Başlangıç noktası ile barhal çayının Çoruh nehri'ne ulaştığı nokta arasındaki parkur uzunluğu yaklaşık 22 kilometredir. Yer yer 3 - 4 zorluk derecesinde olan parkur boyunca çay yatağı taşlık ve kayalık olup, özellikle suyun debisinin düşük olduğu dönemlerde çok dikkat edilmelidir.

Deftise'den hareket edildikten sonra 1.5 km. uzaklıktaki Sarıgöl beldesine ulaşılır. Sarıgöl'den yaklaşık 3 km. ileride kayalar üzerinde tarihi bir kale bulunmaktadır. Öğdem deresinin Altıparmak çayına karıştığı yerin yakınındaki beton köprüyü geçtikten sonra Yusufeli'ne gelmeden önce sağ tarafta, kayalar üzerindeki Bahçeli kalesi dikkati çeker. 

Parkur, Yusufeli'nde bitirilebileceği gibi, 2 km. ileride Altıparmak çayı, Çoruh nehri'ne karışmadan önce de parkuru tamamlamak mümkündür.
Kano ve nehir kayağı için en uygun zaman, Mayıs-Ağustos ayları arasıdır.

Hızlı akan nehirlerde kontrolü sağlamak zor olduğu için, nehirler akış hızlarına göre, yani zorluk derecelerine göre numaralandırılıyor.

Derece 1: Çok basit akıntıya sahiptir. Küçük kolay geçişler için uygundur.
Derece 2: Akıntı azdır; düzenli bir akışa sahiptir. Küçük kayalar ve dalgalar vardır, ancak hiçbir tehlikesi olmayan, basit geçişler için elverişlidir.
Derece 3: Orta zorluktadır. Bu sınıfta boyu bir metreyi bulan dalgalanmalar oluşabilir. Görüş mesafesi sınırlıdır.
Derece 4: Çok zor ve büyük rapidler vardır. Düşüşlerin başlangıcını ve bitişini kestirmek güçtür. Hırçın geçişler ve zorlu engellerle dolu bir sınıftır.
Derece 5: Aşırı zor, yüksek debi ve akıntı, tehlikeli kayalar, dik yamaçlar, arka arkaya gelen düşüşler, ilerlemede sınırlı geçişler vardır. Amatör raftingciler için önerilmeyen parkurdur.
Derece 6: Nehrin metrelerce yukarıdan dökülür; sık engellerle doludur. Geçişi uzman raftginciler için bile zor ya da imkansız olan sınıftır.

Heybeli adanın rumca adı...

Halki,

Prens adaları; 
İstanbul’un Anadolu yakası açıkların bulunan: Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sivriada, Yassıada, Sedefadası, Tavşan Adası ve Kaşık Adasından oluşur. Heybeliada, İstanbul Prens Adalarının en yeşil adasıdır. Eski adı Rumca bakır anlamına gelen Halki'dir. Heybeye benzediği için Heybeliada adını almıştır. 




İskeleden inilince solda Deniz Lisesi ve ona bağlı binalar uzanır. Bu binaların arasından geçilerek arkada, Çam Limanı tarafında, şu an faliyeti olmayan Sanatoryum’a gidilir. Çamlimanı' ndan sandala binip açılanlar bestelemiş "Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık" şarkısını.

İskelenin sağında çarşı, meyhane ve kahveler yer alır. Büyük Rum Kilisesi Aya Nikola (Ayios Nikolaos) buradadır. Bazı ilginç ahşap evlerin önünden örneğin İlyasko Yalısı’nın, Hulusi Bey Köşkü’nün (Hacopulos’lar yaptırmıştı), Adalar’da kışın da açık kalan otel Panaroma’nın yanından geçerek yürüyünce, çamlık piknik yerlerine gelinir (o zamandan beri Panaroma kapandı, Hakli Palas ise onarılarak faaliyete geçti). Bunun ilerisinde Değirmen burnu denilen bölge vardır (adı verilen değirmen kalıntıları da ayaktadır). Ada’nın en büyük plajı buradadır.





Adanın eni 2700 metre, boyu 1200 metredir. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe'dir (136 metre). Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi'dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Adada dörtte liman vardır. Güzel bir koyda bulunan Çam Limanı ile Bahriye Limanı bunların en önemlileridir. Adanın önemli yapıları, Bahriye Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu (Kuruluş: 1924),

Heybeliada'nın ünlü sakinlerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi, Abbas Halim Paşa Köşkü, Papaz Okulu, diğer dini yapılar ve resmi binalardır.

Adada Türkler’in fethinden önce yapılmış son ve Adalar’daki tek Bizans Kilisesi, Kamariotissa’ dır. Kiliseyi son İmparatoriçe Maria Komnena’nın yaptırdığı sanılıyor. İstanbul’ da Fener’deki Aya Maria dışında, dört yapraklı yonca modeline göre yapılmış tek kilise budur. Bu kıyıda Aya Yorgi (Ayios Yeorgios) Manastırı, Çam Limanı’nın batı ucunda Tarik-i Dünya Manastırı vardır.Ayrıca İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in elçisi Edward Barton’ın mezar taşıdır. Üzerinde –imla yanlışları da olan- Latince bir kitabe ve Barton’ın aile arması var. Bu tarihi eserler askeri arazide olduğu için özel izin alınmadan görülemiyor.

Fazla yapılaşmamış olan öbür tepede, Ayia Trias Manastırı’yla (bu da Bizans’a uzanır) birlikte Rum Ortodoks Ruhban Okulu vardı. Heybeliada, fetihten bir zaman sonra, Rum nüfusun başlıca dini eğitim merkezi olmuştu (dünyevi eğitim merkezi Fener’de kaldı). Din adamı adayları Yunanistan’dan ve Rumlar’ın bulunduğu her yerden buraya okumaya gelirdi. 1970’lerde Türk hükümetiyle Rum Ortodoks Patrikhanesi arasındaki bazı anlaşmazlıklardan ötürü bu eğitim durdu.

Ortodoks Rum dini kurumlarının yanında 1940’larda yapılmış Beth Yaakov sinagogu da vardır. Kuzey kıyısında da Hidiv ailesinden Sait Halim’in kardeşi Abbas Halim Paşa’nın konağı halen ayaktadır. Çünkü orası Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşadığı yerdir.Burgaz deyince akla Sait Faik’in gelmesi gibi Heybeli’nin yazarı da Hüseyin Rahmi’dir.

Sinemacılıkta, çekimin başlaması için işaret vermeye yarayan ve menteşeli iki tahtadan oluşan düzenek...

Klaket, Şakşak.


Filmde montaj aşamasında önem arz eder. Klaket, filmde görüntü ile sesi eşleştirmek için kullanılır ve montajcıya gerekenbilgileri verir. Klakete şakşak da denilir. Üzerindeki bilgiler filmin, yönetmenin, görüntü yönetmeninin adları, sahne, plan ve çekim sayıları, ses çekim sayısı ve film ve ses bandı bobin numaralarıdır. Ses, sinemada en önemli anlatım öğesidir. Montajcı, ses bandındaki klaket sesini görüntüdeki kare ile eşler. Buna senkron (eşleme) yapmak denir.

Sette; kamera asistanı klaketi, açık şekilde, kamera objektifinin önünde tutar. Yönetmen yardımcısı "ses kayıt" der ve ses teknisyeni teybini çalıştırır ve "akıyor" der. Ardından kamera operatörü kamerayı çalıştırır ve o da "akıyor" der. Bu işaretten sonra kamera asistanı, yüksek sesle klaketin üzerindeki bilgileri okur; "Sahne 24 A, çekim 1" der ve diğer bilgileri de okuduktan sonra klaketin yukarıda duran çubuğunu sertçe kapatır ve koşarak kameranın arkasına geçer. Çekim bitene kadar orada bekler. Film çekimlerinden bildiğimiz Klaket kullanımının amacı basit görünse de aslında montaj aşamasında oldukça önemlidir.

Klasik Türk müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda yinelenen parça...

Teslim,(arapça).
Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça.

Yok etme, giderme, ortadan kaldırma ...

İzale, İfna, imha.

Hazırlık sınıfı...

İhzari,
Hazırlık niteliğinde olan, hazırlayıcı.

Muğla ilinde antik bir kent...


İosas,  
Güllük Körfezi kuzeyindeki Kıyıkışlacık köyü  ile iç içe bulunur. 

İasos antik kenti Milas sınırları içinde bir tarihi mekandır.

Mandalya Körfezinin dibinde kurulmuş, daha eski plan ve haritalarda Asin kale ve Asin Kurin olarak adlandırılmaktadır.


Milas, Muğla,
Akhiyava,  
Euromos, Milas' ın Selimiye beldesinde bulunmaktadır.  
İdyma (idymos),  

Karia, 
Kaunos, 
Keramus-Keramos (Ören), 
Knidos,  
Latmas,     
Labranda-Milas'ın kuzeyindeki Koca yayla'da (14 km) bulunan Labranda Türkiye'nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biridir,  
Leton,  
Lykia,  



Mylasa,    
Pınara,  
Telmessos, 
Tlos,

Yurdumuzun güneyinde yaşayan alevi Kusayrilere verilen ad...

Fellahlar,  (Arapça),
"Fellah" kelime anlamı Çiftçi, Mısır köylüs, Zenci, Arap.
Fellahlar Adana, Hatay, Mersin'de yoğunlaşan ve sayıları 1 milyona yaklaştığı tahmin edilen Nusayrilerdir. 1600' lü yıllarda Suriye ve Irak'tan ve daha sonra Mısır'dan bataklıkları ıslah etmek için Çukurova yöresine getirilen Fellahların 1950'li yıllara kadar tarım ve bahçe işleri ile geçindiklerini, bölgedeki Ermeni nüfusunun azalmasıyla esnaf ve zanaatkarlığa başladıkları belirlenmiştir.

Osmanlı döneminde değişik dini inanışları nedeniyle ''Garipler Topluluğu'' olarak da adlandırılan Fellahların İslam dininin Nusayri öğretisine göre hareket ettiklerini, bu öğretide Yahudi ve Hıristiyanlığın da izleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam
etti:

''İslam dininin batını itikatından Nusayri öğretisine göre hareket eden fellahlar, Arap Alevi ya da Nusayri olarak da biliniyorlar. Fellahlar küçük yaşlarda topluluklarına ait dinsel öğretilerini saklamak için (sır tutmayı) düzenlenen törenler eşliğinde akideyi
öğrenirler. Fakat bu kural erkek çocukları için geçerlidir. Bu nedenle erkek çocukları 12 yaşına geldikten sonra, evinden ayrılarak (Amca) diye tabir edilen, topluluğun dinsel olaylarını anlatan ve öğreten
kişilerin yanında aylarca eğitim görürler.

Dini öğrenimleri tamamlandıktan sonra, o süre içerisinde neler yaşadığını kimseye anlatmamak için 40 defa yemin eden çocuklar topluluklarına ait sır tutmayı bu yaşta öğrenir.''

Aslan, dinsel ve kültürel yapılarında tamamen kapalı kutu olan fellahların bu yönünün çok ilgi çekici olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

''Topluluk, İslam dini bünyesinde Yahudi ve Hıristiyan inanışlarda gözlenen bazı ritüalleri içerisinde barındıran dinsel yapıya sahip. Bilindiği gibi sır ve sonradan Yahudi olamama kavramı Yahudilerde gözlenen bir olgudur. Bu, Fellahlar için de bire bir
örtüşen bir durum. Ayrıca, Hıristiyanlık'a ait inanışlar, topluluğun yaptığı ibadetler arasında yer alır. Örneğin, Ramazan ve Kurban Bayramı dışında Paskalya'yı da kutlarlar ve Hz. Ali'nin doğumunda
çeşitli etkinlikler düzenlerler. Namaz ibadetleri, çok farklıdır. Çünkü onların inanışına göre, namaz istenilen zamanda ve uzunlukta kılınır.''

Kitabında ''sırlarını açığa çıkardığı gerekçesiyle'' bazı tepkiler almasına rağmen ''kendilerini ulusal topluma tanıttığı için bu topluluktan çok sayıda övgü aldığını da belirten Aslan, ''Bir araştırmacıyım, merak uyandıran, toplumun bilmesi gereken tüm konuları
bilim adamı ciddiyetinde sunmak durumundayım'' dedi.


Nusayriler (Arap Alevileri), Suriye'nin Lazkiye, Banyas ve Tartus illerinde ve Hatay, Adana ve Mersin' de yerleşmiş dini etnik gruptur.SuriyeEsedlerin de mensubu olduğu Nusayriler, Suriye'de sayıca azınlık (Suriye'nin toplam nüfusunun %14'ü) olmalarına rağmen iktidardadırlar. Adana ve Mersin'de yaşayan yerel halk tarafından Fellah (çiftçi) olarak adlandırılan Arap halkıyla etnik köken ve dini inanç bakımından ilgileri bulunmamaktadır. Adana ve Mersin'deki Arapların kökeni üzerine iki ayrı görüş vardır: yönetimindeki
Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde 19. yy başında Mısır'ın Anadolu'ya saldırısından sonra Mısır ordusundaki askerlerin bir bölümünün dönmeyip Anadolu'da kaldığı ilk önermedir. Ancak daha kuvvetli olan erken Hıristiyanlık döneminde zaten burada olmaları ve daha sonra yaklaşık İS. 7. - 8. yüzyılda bölgenin İslam-Arap ordusunun istilasına uğramasıyla Arapların yerleşmesi şeklindedi

Fellah olarak adlandırılmalarının da sebebi Çukurova'da sadece tarım yapmalarıdır, fellah = çiftçi demektir.  Bölgedeki Türkmenler onlar için "kesinlikle hizmetçi değil sadece Arab oğlu" anlamında "Arab uşağı" tabirini kullanırlar. Antakya ve İskenderun Nusayri Arapları ve Sünni Arapları bölgenin yerli meskûnlarıdır ve erken dönemlerden beri burada ikamet ederler. Adana, Mersin' deki Arap Alevilerinin de gerçek Nusayri Osmanlı döneminin vilayet müfettişlerinden Emin Galib Et-Tavil'in Nusayriler adlı kitabına bakılması yeterlidir ve kökenli olduklarını öğrenebilmek için

Yanardağ yamacından akan çamurlu akıntı...

Lahar,
Bir yanardağ (ya da volkan ), magmanın (Dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkta ergimiş ya da erimiş kayalar), yer yuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir. Yanardağların püskürmeleri ve volkanik etkinlikler farklılık gösterir. Tüm bu yanardağ etkinlikleri insanlara zarar verebilir. 

Bu etkinlikler; 
Nuees ardentes-Kızgın bulutla, 
Volkan külleri, 
Lav akıntıları, 
Laharlar (döküntü akıntıları), 
Karbondioksit çıkışı .

Bunlardan Laharlar
Volkanik çamur, Japonca'da kullanılan bir sözcük olan lahar ile de ifade edilmekte olup, bunlar doğrudan patlamadan kaynaklanmışsa birincil, eğer başka nedenlerden dolayı ise ikincil lahar adı verilir. Laharlar volkanik patlama öncesinde, sırasında  veya sonrasında meydana gelebilirler ve sıcak veya soğuk malzemeden oluşabilirler. Tsunamilere de neden olabilirler.  

Yaklaşık 75-90 cm’ lik eski bir uzunluk ölçüsü ...

Zira,
1 Arşın (Zira)=0,757738 mt.

Kimi dillerde erkek cinsten sayılan sözcük...

Eril, Müzekker.(dil bilgisi)
Bazı dillerde erkek cinsten sayılan (kelime), müzekker.
Erillik, erkeklik.

Eril bir ilahi varlık olarak Tanrı, en azından cinsi anlamda, dişil bir ilahî varlık olan 'tanrıça'nın karşıtı olarak tanımlanabilir. Tanrıça terimi sadece dişil ilahlara verilirken, tanrı terimi dişil veya eril veya cinsiyetsiz veya monoteistik Tanrı anlayışlarının hepsinde kullanılabilir. Yani belirli olarak eril tanrıları tanımlamaz.

Antalya yöresine özgü, kaburga eti ve pirinçle yapılan bir yemek...

Laba,
Kaburga kemikleri haşlanır; suyunda pirinç pişirilir. Et kızartılarak, tepsiye
serilen pilavın üzerine konup pişirilir.


Antalya yemekleri;
Turunçgiller, muz, susam, yer fıstığı, soya, domates ,salatalık, biber, taze fasulye, kabak, patlıcan, zeytin Antalya tarımında yer bulur. Sıcak iklim sebebiyle sebze ağırlıklı bir mutfak göze çarpmaktadır. Greyfurt, limon, portakal, bergamot, turunç ve benzeri narenciye ürünlerinin yanında, patlıcan, karpuz ve incirden yapılan reçel çeşitleri vardır.

Taratorlu Piyaz : Sarımsak dövülüp limon suyuyla sulandırılır; tahin veya dövülmüş ceviz katılır. Bu tarator sosudur; haşlanmış fasulyeye sirke ile ilave edilir. Üzerine kıyılmış domates, katı haşlanmış yumurta ve maydanoz konur. Antalya'nın en ünlü yemeğidir.

Hibeş: Sarımsak dövülüp limonsuyu, kimyon, tuz ve tahinle iyice karıştırılır. Servis yapılırken üzerine zeytin yağda acı biber dökülür.Özellikle alkollü içecekle ikram edilir.

Turunç Reçeli: Kalın kabukları soyulur. Kabuklar iplere dizilip üç gün soğuk suda bekletilir. Bir tencerede kaynatılır; suyu süzülür. 10 turunca, yarım bardak su ve bir kilo şeker ilave edilir. Bir süre pişirilir.

Patlıcan Reçeli : Patlıcanlar soyulup, birkaç saat kireçli suda bekletilir. Bol suda yıkanıp şekerle bir gece suyu alıncaya dek bekletilir. Şeker koyulaşıncaya kadar karanfille kaynatılır.

Toros Salatası (Al Köz-Al Göz):
Malzemeler: 

3 patlıcan, 3 kırmızı biber, ince kıyılmış nane,
maydanoz, fesleğen, 3 diş sarımsak, 1 kahve fincanı sirke, erik ekşisi veya limon suyu, 2 fincan zeytinyağı, tuz
Hazırlanışı: 

Patlıcanlar ocak üzerinde közlenir, kabuklan soyularak limonlu zeytinyağı bulunan ka*ba konur. Fırında pişirilen biberler temizlenir ve şeritler ha*linde doğranılarak patlıcanların yanına konulur. Soğanlar da közlenerek diğer malzemenin yanına konur. Sirke, sarımsak, 1 kahve fincanı su, erik ekşisi bir kapta kanştınlır, patlıcanların üzerine dökülür. 4-5 saat buzdolabında bekleilen salatanın üzerine nane, maydanoz ve fesleğen konularak servis yapılır.

Kabak Çiçeği Dolması:

Malzemeler: 
30 adet kabak çiçeği, pirinç, 6 soğan, 2 domates, fesleğen, karabiber, zeytinyağı, nane, şeker, limon, 1 limon, tuz
Hazırlanışı: 

Kabak çiçeklerinin ortaları çıkarılarak kopartılır ve yıkanarak süzülür. Kızgın zeytinyağında sırasıyla soğanlar, rendelenmiş domates ve şeker kavrulur. Pirinç, tuz, karabiber, fesleğen ve nane karıştırılarak soğumaya bırakılır. Harç, çiçeklerin içine doldurularak çiçeklerin uç yapraklarıyla kapatılır ve yağlı bir tencereye dizilir. 1 çay bardağı su ilave edilen tencere orta ateşte pişirilir. Dolmalar suyunu çektiğinde l'er çay bardağı sıcak su ilave edilir. Pişince üzerine limon suyu gezdirilerek servis yapılır.




Kulak-Mantı çorbası,
Börülce salatası,
Borana,
Kuzu göbeği kavurması,
Ekşili bal kabağı,
Muhliye,
Akya-Kuzu buğulu kızartma,
Gülgas-Göleviz-Gölevez,
Kölle,
Domates civesi,

Çin müziğine özgü bir tür flüt...

Di,

Afganistan'da büyük meclis ...

Loya Jirga,

Afgan Büyük Şurası (büyük meclis),
Loya Jirga Hamid Karzai ' yi devlet başkanı olarak seçti.

Bayağı, adi, sıradan, aşağılık...

Banal, Esafil.

Hindistan' da Tac Mahal' in bulunduğu kent...

Tac Mahal 
(M.S. 1630)  
Agra, 
Hindistan.

Babür İmparatorluğunun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı olan Şah Cihan tarafından Hindistan’ın Agra şehrinde Yamuna Nehri kıyısına yaptırılmış bir anıt mezardır. 


Bu türbe, dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilir. 


Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşinin ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır. 
1630 yılında inşaasına başlanan eser, 22 yıl sonra tamamlanmıştır.

Saygınlığını ve çokluğundan dolayı değerini yitirmiş, değersiz...

Müptezel,

Bakınız, mübtezel,
bulmacabil

Mübtezel,
Arapça,  مبتذل

Pek bol ve ucuz.
Değersiz.
Hor kullanılan.
Ortaya düşmüş olan.

Müptezel, Arapça bir kelimedir.
Eski dilde saygınlığını yitirmiş.
Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz.
Orta malı.
Çok bulunan.

Bayağılaşma, ayağa düşme...

İptizal (Arapça),
Bayağılaşma, ayağa düşme.

Kars yöresine özgü bir halk oyunu...

Askerani (Gence), 
Kars yöresinde, tek ya da çift kişiyle oynanan bir halk oyunu. Azeriler arasında yaygındır. (Terekeme de denir.)
Almadere, Arzuman-Arzumani.
Berta(Deli horon), Berzini,
Çarışka,
Döne, Döndürme,

Halay; Üç Ayak, Sarı Seyran, Kürdün Kızı, Şekeroğlan.
Gaşenk, Gümrü barı (Gümürü),
Kemal Paşa, Kıskanç, Kindavur(Kentvari), Koçare,

Laçın-Ters Laçın Barı,

Lezgi-(Hangi) -Lehuri (Toplu oyunlar)- Lezinka(Tekli oyunlar). 

Pappuri(Papori), Paşa göçtü,
Şadara,
Tapiri (Papori-Pappuri), Terekeme(Karapapak), Temirağa( Temurağa), Tütye(Tütiye).
Üç Ayak,
Vokzalı.

Kars, halk oyunları yönünden çok renklidir. Ağırlık olarak bar(yattı) ve kafkas yöresi oyunları olsa da halaylara ve semahlara da kimi ilçe ve köylerde rastlanır. Tek halkalı, çift halkalı oyunlar olduğu gibi karşılama biçiminde oynanan oyunlar da vardır. Kars halk oyunları çoğunlukla kaçma (kadın-erkek) oynanır. Kars'ın kimi ilçelerindeki oyunlarda nitelikli bir görünüm açısından Kafkas oyunlarıyla benzerlikler görülür. Orta oyunu özelliğinde konulu, Öykülü danslarla da günlük olaylar, savaşlar ve olağan üstü konular simgelenir. Nanay denilen çalgısız oyun havaları da yaygındır.

Bar, Tütiye, Mahmudiye, Aşırma (Tek Ayak Bar ), Üç Ayak Bar, Çember Sıçratma (Tik Bar), Bekir-Bengi, Karapürçek, Tamzara, Daldalar, Ezingah Deresi, Kars'ın Önü, Hoşbilezik (Altun Yüzük), Can Maral (Göçergin Vurdum), Zencirli Köroğlu, Dur Yerinde (Şüregel Barı), Ardahan , Yayla , Köroğlu, Koçarı , Temur Ağa, Deliloy, Laçın, Papuri (Pağpuru), Sallama, Gülüm Oğlan, Ay Işığı, Bir Gül Ektim, Diz Kırma, Kır-Al, Boyakçının Gelini, Hey-Narı, Kundurayı Mor Boyarlar, Şerbeti Kaldı Tasta, Bu Gelen Nahır mıdır, Sorul, Almalı Dağlar, Senalar, Bizim Bağda, İndim Derede Durdum, Dağdan Kestim Değnek;

Karapapak denilen Türkmenlerin oynadığı Terekeme, Tellice, Lezgi , Koloş, Orta Çala, Süsen Sümbül, Kalender, Memmet Bağır, Almadere, Çil Horuz, Düz Yallı, Narı, Şanalım, Kesme;

Azerbaycan asıllı toplulukların oynadığı Edilceben Senem , Ceylani, Askerani (Gence), Mirzayi, Kaşengi, Lezgi, Beşacılar, Nez Beri (Naz Barı), Lale, Kuçeler (Köseler), Enzeli, Karabağ, Uzun Dere, Arzuman, Iğdır Yallısı, Sincani (Zengani), Gumurü Yallısı, Gulbi;

Doğu Anadolu'dan gelen toplulukların oynadığı Delilo, Koççeri, Göle'nin Düzü, Hay Molo, Nare, Lorke, Gaçke Barı, Kule, Hey Narı, Berzini, Çepik, Hekari gibi halk oyunları oynanmaktadır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ