Dünyada goril incelemeleriyle tanınan önemli bir ABD'li kadın etolojist, hayvansever ...

Dian Fossey ,  
(1932-1985).
ABD'li kadın etolojisttir.
Amerikalı Zoolog.

Hayatını goriller üzerine incelemeye adamış, gerçek bir hayvanseverdir. Ruanda yerlileri dağda yalnız yaşayan kadın anlamına gelen, Nyiramachabelli adıyla çağırmışlar.  

Ruanda Milli parkında 18 yıl gorilleri incelemiştir. Belki de ölüm nedeni olacak kaçak goril avcılarına karşı en amansız mücadelesini sürdürmüştür. Ruanda Volcanoes milli parkında Protais Zigiranyirazo adlı bir yerli tarafından başı palayla parçalanmış olarak hunharca öldürülmüştür.  

 
ABD'nin San Fransisco kentinde başlayan hayatı bir film ile, Sisteki Goriller-Gorillas in the Mist, 1988 yapımı  Sigourney Weaver tarafından sinemada canlandırılmıştır. ABD'deki San Jose State Üniversitesi'den lisans ve Cambridge Üniversitesi'nden 1974 yılında doktorasını bitiren Dian Fossey davranış bilimi ve primatoloji alanlarında uzmanlaşmıştır. Dünyaca ünlü primatologlardan Jane Goodall, Louis Leakey, George Schaller gibi ünlülerle beraber anılır.





Kene ve uyuz böceği gibi organik maddelere dadanan çok küçük örümceğimsi böceklerin ortak adı ...


Akar, (Fr. acare). 
Mite, (İng. Mite).
Bir parazit.
Genellikle insanlar ve hayvanlar üzerinden beslenen bir parazittir.
Kene ve uyuz böceği gibi organik maddelere dadanan çok küçük örümceğimsi böceklerin ortak adıdır. 
Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir canlı türü. Gözle görülmeyecek kadar küçük yapılı bir haşeredir. Ölmüş deri parçalarıyla beslenen bir mikroskopik canlı türüdür. 

Sıcak ortamlarda üreyen, bakteri ve mikropların olduğu alanlarda yaşar. Vücutta kaşıntı ve kızarıklık yapan halı, çarşaf, giyecek türü tüylü,  pamuklu eşyaların arasında bulunur. Deri enfeksiyonlarına neden  olan Akarlar, egzama, mantar vb.  benzeri rahatsızlıklaradan dolayı epitelyumun üzerindeki ölü deri tabakası veya dökülen deri ve kıl ile beslenir. Toz ve havada bulunan bu haşereler ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olur ya da astım, nefes darlığı, bronşit gibi hastalıkları tetikler. Bu yaşabileceği ortamlarda düzenli olarak ilaçlamak gerekir. Çok küçük olduklarından görünmezler.

Akar kelimesinin diğer anlamları;
İşleyen yara. 
Fistül, 
Sürekli  kanayan, akan çıban, sıraca.
Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
Sıvı, mai, likit.
Çağlayan. 
Akıntılı yer.
Çeşme, pınar, 
Kaynak, su oluğu. 
Çeşme yalağı. 
Suni ipekli, Adi kumaş.
Akarca.
Kumlu yer,
Köşk, yüksek bina.
Babil vilayetinde bir yer adı.
Dehşetli olmak. 

Yaralamak. 
Boğazlamak. 
Zayi etmek, Kaybetmek.
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkan, tarla, bağ vb. mülk, akaret.
Kiraya verilerek gelir getiren taşınmaz mal. (İng. real estate).
Korku ve dehşetten kişinin ayakları titreyip dövüşememesi.
Eskişehir yöresinde eskiden akarsuların kenarındaki ya da içinden dere geçen çamaşırlık için kullanılır. 

Dünyanın en derin çukuru ...


Mariana,
Mariana Çukuru, Mariana Trench.
Challenger Çukuru. 
Büyük Okyanusta Guam adası yakınında Japonya ile Endonezya arasında bulunan ve dünyanın bilinen en derin noktasına verilen ad.  Pasifik Okyanusunda Dünyanın en derin çukuru olan Mariana 11,3 km. derinliktedir.  Bu derinlikte 16000 lb/squareinches basınç yani dipteki basınç yeryüzündeki basınca göre bin kat daha fazla basınç vardır. Bu bölgede  Karidese benzer amfipodlar koloniler halinde bu derinlikte ve basınç altında yaşarlar.

Avatar, Abyss ve Terminatör filmlerinin ünlü yönetmeni Kanada'lı James Cameron kendi dizaynı olan Dikey Torpil adını verdiği özel bir denizaltı ile bu çukura inmiştir. İkibuçuk saat gibi bir sürede dünyanın dibini bulan yönetmen bir saat on dakikada yüzeye çıkmıştır. Bu derinlikteki sıcaklık, 1-4 santigrat derece civarındadır. İnilen bu derinliği ise şöyle tasavvur edebilirsiniz.  Mesela dünyanın en uzun kulesi, 830 metrelik Burj Khalifa veya dünyanın en yüksek noktası Everest Dağı, 8850 metre ya da ticari uçakların uçuş irtifası 10668 m. artık siz tahayyül edin derinliği.

Bir canlı türünü barındıran kendine özgü yaşam ortamı ...

Habitat, (İng. habitate). 
Latince canlıların doğal yaşam alanı anlamındadır.
Canlıların yapılarına, cinslerine, türlerine ve yaşam şartlarına göre değişiklikler gösterebilir. 
Bir canlı türünü barındıran kendine özgü yaşam ortamına verilen ad.
Bir canlı türünü ya da canlı birliklerini barındıran ve kendine özgü özellikler gösteren yaşama ortamı. 
Yetişme ortamı.
Yerleşme, oturma, yaşama. 
Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt.
Her bir canlının doğal olarak yaşama alanına denir.
Bir bitki veya hayvanın doğal yaşama alanına veya çevreye habitat denir.
Bir organizmanın yaşadığı ve geliştiği ortamdır.



Habitat kelimesi çeşitli bilim dallarında ve dünyada bir çok yerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu kavram, 1978 yılında Kanada’nın Vancouver şehrinde Birleşmiş Milletler tarafından düzenlediği Habitat-I ile doruk noktasına çıkarak kurumsallaşmıştır. 

Çevrede canlı için gerekli oksijenin bulunmaması ...

Anoksi, (İng. anoxia).
Anoksiya.
Hipoksi, 
Dokuların yeterince oksijenlenememesidir.
Oksijen yetersizliği. 
Oksijenin azalması veya yokluğu.
Çevrede canlılar için gerekli oksijenin bulunmaması.
Gerekli oksijenin alınmayışı sonucu doku ve organlarda beliren oksijen yetersizliği.
Denizlerin Oksijen tüketimine verilen ad.
Kanda oksijen azlığı.


Kanda ileri derecede oksijen azlığı veya hiç oksijen olmamasına anosemik durum denir. Anosemik bir durumda; Atmosferik veya solunum sistemindeki patolojik olaylara bağlı olarak kanın yeterli derecede oksijenlenememesinden dolayı anoksiya oluşur. Vücudun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için belirli düzeyde Oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen düzeyi bu değerin altına düşerse bu duruma hipoksi (hypoksia) denir. Esas anlamı Oksijen azlığı anlamındadır. Oksijenin tamamen tükenmesi durumuna ise anoksiya denir. Oksijen yokluğu anlamına gelir. Hipoksi durumunun değişmemesi durumunda hücreler  fonksiyonlarını yitirir ve bilinç ve doku kaybı olur. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ