Dalgıca, su altında gelen inme ...

Vurgun, (İng. Bends).
Dekompresyon hastalığı.  
Dekompresyon basınç azalması demektir.
Dalgıca, su altında gelen inme. 
Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıca gelen inme veya ölüm. 

İnsan damarlarındaki azot normal basınç altında sıvı haldedir. Azot, yüksek basınç altında yani suyun altında basınç arttığında buharlaşarak küçük kabarcıklar haline gelir. Basınç aniden düşünce yani suyun altından yüzeye çıkıldığı zaman bu kabarcıklar hemen sıvı hale gelemezler.  Damarlardaki bu durum beyin ve kalp gibi hayati organları etkiler. Esas olay derinlere gidildikçe akciğer kapasitesi düşer ve kan basıncı artar. Vücut ısısı düştüğü için kalp atışları hızlanır ve bilinç gitmeye başlar. Yüksek basınçlı bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi durumunda insan vücudunda görülen bu rahatsızlıktan dolayı inme, ölüm olabilir. İnsanın solunum ve dolaşım sistemini etkileyen bu hastalığa tıp dilinde dekompresyon denir.

Çok derine inen bir dalgıcın derinlige bağlı olarak kanındaki azotun damarları tıkaması ile beyne oksijen gitmez bu nedenle ölüm veya sarhoşluk veya inme olabilir. Vurgunun tedavisi, vücudu hiperbarik bir odada önce yüksek basınca maruz bırakmak, sonra basıncı gitgide azaltarak dengeye getirmektir. Derinlere inmede krtik derinlik 30 m. olarak bilinir.

Kil ya da milden oluşan katmanlı tortul kayaçlar grubunun ortak adı ...

Şeyl,(İng. Shale).
Kil ya da milden oluşan katmanlı tortul kayaçlar grubunun ortak adı.
Organik malzeme yönünden zengin tortul kayaçlar. 
En meşhur şeyl, Burgess Şeylidir ki 500 milyon yıl önce oluşmuştur. Burgess Şeyli dünyanın en ünlü fosil alanlarından birisidir.  


Orta Kambriyen devrine ait olan ve eski yumuşak parça izlerini içeriğinde bulunduran bu bölge zengin bir fosil yatağıdır. 

Genellikle tabakalı olarak bulunan ve içeriğinde organizma kalıntıları (fosil) ihtiva eden Şeyl çimentolu tortul kayaçlara, Grovak, Arkoz, Kumtaşı, Silttaşı, Konglomera, Kiltaşı, Arjilit, Çamurtaşı, Detritik Kalker gibi güzel bir örnektir.
Kiltaşları, silttaşları, konglemera, çamurtaşı daha fazla basınç altında sıkışmaya uğramasıyla ince yapraklı bir yapı kazanır ki işte bu şeyl olarak adlandırılır. Bu şekilde oluşan sedimanter kayaç tipi şeyl olup ince taneli homojen, ince plaketlere ayrılabilen, çizilebilen bir kayaç türüdür. 

Canlıların sınıflandırılması, bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünü...

Taksonomi, (Fr. taxonomie),
(İng. taxonomy, Alm. Taxonomie).
Sistematik.
Sınıflandırma,
Tasnif, (Arapça تصنيف ), 
Tasnif etmek, tasniflemek.
Bölümlendirme, 
Klasifikasyon.
Biyosistematik, sistematik.  
Organizmaları sınıflandırma bilgisidir. 


Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapma. 

Taksonomi , sınıflandırılma ve bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünüdür. 
Yunanca düzenleme anlamındaki taksis(taxis) ve  kural-yasa-metod anlamındaki nomos kelimelerinden türetilmiştir. Taksonomi, sınıflandırma, isimlendirme ve tanımlama olmak üzere üç alanda yapılır. Bu alanlar organizmaların gruplandırılarak veya  ortak benzerlikleri esas alınarak takson adı verilen  gruplar içinde düzene konmasına sınıflandırma işidir. Her organizma türünün çeşitli  taksonomik dizilerine belirli kurallara göre isim  verme işlemi ise isimlendirilir. Organizmaların özelliklerini saptayarak hangi taksona ait oluklarını belirleme işlemi ise tanımlamadır.
Organizmaların çeşit ve farklılıkları ile akrabalıkları arasındaki prensip ve kurallara göre incelenir ve canlılar çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılır. Bu işlemler esnasında takip edilen yöntem, prensip ve kurallar bütününe Taksonomi denir. Herhangi bir organizma ya da organizma grubuna ait yapılmış gözlemler sonucunda ortaya konmuş olan bilgileri toplayarak, uluslararası kullanışlı ve pratik bir sistemdir.

1969 yılında Cornell Universitesinden ekolojist R.H.Whittaker   bir sınıflandırma yapmıştır. Bu sınıflama beş ana bölümden oluşmuştur. Canlılar dünyası, ilkel bir hücreliler (Monera), Gerçek hücreliler (Protista), Mantarlar (Fungi), Bitkiler (Plantae) ve Hayvanlar (Animalia) olarak adlandırılmıştır. İskoç biyolog John Hogg'un önerisi ile ne hayvan, ne bitki olan organizmaları Protista (Protoctista) olarak adlandırılmıştır. Daha sonra 1976 yılında  İllions universitesinden Carl Woese, Bacteria, Archaea, Eukarya (Eucarya) olmak üzere üç ana kategoriden oluşan ve domain diye adlandırılan 23 temel bölümü içeren bir sınıflandırma yapmıştır.  18. yüzyılda İsveçli doğa bilimcisi Carl Von Linnaeus (Linne) (1707-1778)’un kurduğu sınıflandırma sistemi günümüze kadar geliştirilerek devam etmiştir.  Linne'nin çalışmaları sistematik zoolojinin temelini oluşturmuştur. Yüzyıl sonra Darwin tarafından yayınlanan, Türlerin Orjini(1859) adlı eseriyle organik evrimden bahsedilmiştir. Böylece taksonomik çalışmalar türlerin basitçe kataloglanmasından çok, türler arasındaki akrabalık ilişkilerini anlama şeklinde yapılmıştır. Bu sınıflama içinde hiyerarşik kategoriler vardır. Canlılar ilk önce alemlere ayrılır. Sonra bu alemler kendi içinde filumlara (şubelere) bölünür. Filumlar ise daha alt gruplara ayrılarak sınıflanır. Sınıflama büyükten küçüğe doğru 7 taksonomik kategoride olur. Bu kategoriler; 
  1. Alem (Kingdom), 
  2. Filum (Phylum, çoğulu Phyla), 
  3. Sınıf (Class), 
  4. Takım (Order) 
  5. Aile (Family) 
  6. Cins (Genus, çoğulu Genera) 
  7. Species (Tür).

Isı yayımı ...

Konveksiyon, (Fr. convection, İng. convection).
Isı yayımı.
Taşınım.
Osm. intikal-i hararet.
 
Bir maddenin kütlesel hareketleriyle sağlanan ısı aktarımı.
Hareket eden gaz veya sıvı ile ısının bir yerden diğer yere taşınması. Doğal konveksiyon, sıcaklık farklarından oluşan yoğunluk farkları dolayısı ile oluşur.
Sonuçta sıcak hava soğuk havadan daha az yoğundur; sıcak hava soğuk havaya göre yukarıya hareket eder.

Hareket eden gaz veya sıvı ile ısının bir yerden diğer yere taşınmasına konveksiyon denir. Doğal ısı yayımı, sıcaklıkla değişen yoğunluk farklarından oluşur. Sonuç olarak sıcak hava, soğuk havaya göre daha az yoğun olduğundan dolayı sıcak hava, soğuk havadan daha yukarıda hareket eder.  Katı yüzey ile akışkan içerisindeki akımlar vasıtasıyla oluşan ısı transferine konveksiyon denir. Bir nevi ısı transferidir. Bu ısı transferi başka şekilde de olabilir. Kondüksiyon, iletim, yayınım gibi. Taneciklerin birbirine çarpması ile ısı enerjisi aktarılır.Buna iletim yoluyla yayılma diyoruz. Katı, sıvı ve gazların hepsine görülebilir. Evlerimizdeki kalorifer petekleri konveksiyon ısıyı konveksiyon ile yayan ısı kaynaklarına en güzel örnektir.

Konveksiyon bir meteoroloji olayı ile sınırlı değildir. Aslında, bizim günlük faaliyetlerimizin birçoğunda konveksiyonu gözlemlemek mümkündür. Mesela bir kahve ya da herhangi bir sıcak içecek içerken buharın yukarıya doğru çıktığını görürüz. Bu bir konveksiyondur. Kış aylarında kullanılan ısıtıcılar, radyatörler, sıcak hava ısıtıcısı sıcak havayı odanın üst taraflarına yayar. Sıcak hava yukarıya çıkacak soğuk hava aşağıya inecektir. Zamanla, bu süreç sıcak ve soğuk yer değişimi ile devam eder ve havayı karıştırarak ısıtacaktır.


Yine başka bir örnek. Her gün doğada gördüğümüz doğal olarak oluşan süreçler vardır. Sis tabakasının oluşumu. Isı yayımı yüzeye yakın hava, daha sıcak atmosferik hava daha yukarı çıkar. Bu nedenle çoğunlukla serin sonbahar sabahları sis görülür. Özellikle daha soğuk olan su tabakaları üzerinde. Bir yangından yükselen duman ısınan hava ile yukarı gider. Ayrıca, eskiden tütünler kurutulurken hevenkler ahırlarda kurusun diye yukarıya tavanarasına asılır ki sıcak hava yukarıya çıkarak kurutsun diye. Titreme olayı bu nedenle olur. Hava konveksiyonunda soğuk hava deri ile temas ettiği zaman titreme olur.

Göl ve denizlerin dibinde yaşayan ...


Demersal, (İng. demersal).
Sualtında, batmış .
Batmış.
Göl ve denizlerin dibinde yaşayan.
Göl ve denizlerin taban ya da tabana yakın kısımlarında yaşayan.
Dibe ait, dipte yaşayan.
Denizin dibinde ya da dibine yakın yerlerde yaşayan canlılar için kullanılan bir terimdir.
Örnek olarak çipura, barbun, tekir, kalkan, dil balığı deniz dib balıklarıdır ve demersal tür olarak anılır. Ama yengeç, deniz kestanesi, midye vb. bu türden değildir.  Demersal balıklar deniz veya göllerin altında veya yakınında yaşarlar ve beslenirler. Genellikle çamur, kum, çakıl ya da kayalardan oluşan deniz zemini ve göl yatakları anlaşılır. Birde yarı demersal vardır ki hemipelajik (İng. hemipelagic  ) denir. Anlamı ise; hayatının büyük bir bölümünü serbest yüzerek geçiren sadece üreme veya beslenmek için zemine bağlı olan, meropelajik, yarı demersal, yarı pelajik anlamındadır.

Beyin iltihabı, yangısı ...

Ensefalit, (Fransızca encéphalite).
Beyin iltihabı, Beyin yangısı. 
Beyin ödemi.
Beyin dokusunun enflamasyonu (iltihabı).
En sık görülen iltihablanma şekli (viral) virüs kaynaklıdır. Beyin dokusunda virüsler, mantarlar, bakteriler, parazitler sonucunda iltihab oluşur. Baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, ateş, nöbet, bilinç kaybı, bellek sorunu, iştahsızlık, yorgunluk ya da güçsüzlük gibi belirtilerle ortaya çıkar. İki türlüdür. Birkaç gün gibi kısa sürede ortaya çıkan beyin yangılarına akut ensefalit, uzun zamanda ortaya çıkan beyin iltihaplarına ise kronik ensefalit denir. Kronik ensefalit aylarca sürebilir. 
Beyin iltihabı sonucunda beyin dokusunun  şişmesinden dolayı beyinde kanama ve beyin hücrelerinde hasar meydana gelir. 

Ensefalit ile Menenjiti birbirine oldukça benzemesine rağmen karıştırmamak gerekir. Menenjt (Fransızca méningite), beyin ve omurilik çevresinde bulunan dokuları etkileyen bir hastalıktır. Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama ve benzeri belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık olup ensefalit gibi viral ya da bakteriyel bir hastalıktan kaynaklanır. Menenjitte beyin ve omurilik çevresindeki dokularda iltihablanma olarak görülür.

Ateş düşürücü, antiviral ve ağrı kesici ilaçlar kullanılarak tedavi edilir. Aşırı ateş ve şiddetli agrılı yangılarda hasta, Hastanede tedavi edilmelidir. Hastanın solunumu yeterli de­ğilse, oksijen verilmeli daha doğrusu solunum ciha­zına bağlanması gerekir. Hastadaki huzursuzluğu gidermek içinde sedatifler-sakinleştiriciler kullanılır.

Eski dilde beğenilmediğinde geri verilmek şartıyla alınan mal, seçmece .. .

Muhayyer, 
(Arapça).
Seçilmesi serbest olan. 
Seçmece. 
Beğenmece.
Seçmeli,
Sağlamlığı ve kullanılabilirliği açısından önerilen.
Satılan malı beğenmezsen geri alma koşuluyla satma.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ