Tıp dilinde 10-19 yaş gurubu için kullanılan sözcük...

Adolesan, (Adolescence),

Latince adolescentia, adolescere-büyümekten) dönemi çocukluk ile erişkinlik arasındaki fiziksel, cinsel, sosyal ve psikososyal geçiş dönemidir. Bu dönemde görülen fiziksel ve cinsel gelişim ergenlik olarak adlandırılır.

Ergenlik, (Latince; Adolescere),
Anlamı büyümek, zihinsel, fiziksel ve sahne olan bir geçiş insani kalkınma genellikle arasında meydana gelen ergenlik ve yasal yetişkinlik.

Deri altındaki ya da organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması...

Flegmon, (Fr. phlegmon, İng. phlegmon  )  
Nefha,
Sellülit.

Deri altındaki veya organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması.
Dokuların intersitisyumlarının sınırsız veya yaygın irinli yangısı, nefha. Fazla miktarda hiyaluronidaz ve fibrolizin üreten bazı streptokok türü bakterilerce oluşturulur ve çabuk yayılma eğilimindedir.
 
Genellikle streptokokların yol açtığı akut enfeksiyon. Bağdokuda yerleşir ve yayılır, apseden farklı olarak, çevresinde belirgin bir sınır yoktur. Enfeksiyona yol açan mikroplar, vücuda dışandan derideki küçük çatlaklardan girer ya da vücudun içindeki bir odaktan kan akımıyla taşınır. Streptokokların yerleşerek çoğaldığı bölgede hızla yayılan akut iltihap başlar, dokular hızla yıkıma uğrar. Hastalığın yayılmasını engelleyecek organik savunma mekanizmaları hızla harekete geçemediğinden enfeksiyon lenf damarları boyunca yeni dokulara yayılır. İltihaplı dokular şiş, kırmızı, sıcak ve ağrılıdır. Flegmon yüzeyde yerleşmişse, lenf yoluyla yayılım sonucunda ilk odaktan çıkan kırmızı çizgiler bölgesel lenf düğümlerine yönelir. Lenf düğümleri de hemen her zaman iltihaplanır (adenoflegmon).

Erizipel, Yılancık,
Deri ve deri altının yüzeyel, ani gelişen sellüliti. 


Karadeniz sahillerinde trata ağıyla yapılan balık avcılığına verilen ad...

Anamotrata,
Rüzgar kuvvetinden yararlanarak sü­rütülen trata ağı.
Karadeniz sahillerinde trav ve trata ağlarına veya avcılığına verilen ad. 

Meksika mutfağına özgü bir tür et yemeği...

Fajita,

Malzemeler:
150 gr Tavuk  Göğsü veya Bonfile (4-5 cm uzunluğunda şerit kesilmiş)
1 diş Sarımsak (püre)
100 ml Ayçiçeği yağı
1 avuç Renkli biber ve kuru soğan karışımı (1/2 cm kalınlığında şeritler halinde)
1 yemek kaşığı Casa Fiesta Fajita Baharatı,
2 adet  Casa Fiesta Unlu Tortula Ekmeği
1 yemek kaşığı Casa Fiesta Salsa Dip Sos
1 yemek kaşığı Guacamole 
(Avakadolu Dip sosu)
1 yemek kaşığı Ekşi Krema ,
2 lt bira, beyaz şarap veya su
Tuz ve taze çekilmiş karabiber

Hazırlanışı:
Kullanacağınız eti mümkünse bir gece önceden veya pişirmeden birkaç saat önce, püre sarımsak, tuz taze çekilmiş karabiber ve ayçiçeği yağı ile marine edin. Bu arada ekşi, kremayı hazırlamak için eşit miktarda krema ve süzme yoğurdu bir kapta çırpın birkaç damla limon suyu ekleyin. Fajitayı pişirmeye başlamadan önce uygun büyüklükte bir tavayı ocağa koyup, iyice ısındığından emin olun. Çünkü etleri tavaya attığınızda etler suyunu bırakmadan hızlı bir şekilde mühürlenmelidir. Etleri marine ettiğiniz yağıyla birlikte tavaya boşaltıp içleri çok kurumayacak şekilde yaklaşık 2 dakika pişirin. Kontrol edin. Eğer etlerin ocaktan alınmaya hazır olduğunu düşünüyorsanız, biber ve soğanları ve fajita baharatını ekleyin. Kısa bir süre karıştırarak soteleyin. (sebzelerin diri kalmasına özen gösterin). Tuzunu kontrol edin gerekirse tuz ilave edin. Daha sonra tercihen dökme demirden bir fajita tabağına veya normal bir tabağa alın. Bu arada tortilla ekmeklerini sıcak bir tavada veya ızgarada 5-10 saniye ısıtın. Fajitayı yanında, tortilla ekmeği, guacamole dip sos, salsa ve ekşi krema ile servis edin.

Fajita görsel olarak da çok zengin bir yemektir. Dökme demir bir fajita tabağını ocak üzerinde kızdırıp, pişirdiğiniz fajitaları bunun içerisine aldıktan sonra, tabağın iç kenarlarına su, sıvıyağ ve sirkeden oluşan bir karışım dökerek duman elde edebilir, etrafında sosları ve üzerinde dumanıyla misafirlerinize görsel olarak çok keyifli bir yemek sunabilirsiniz.

Yunan mitolojisinde, olaganüstü gücüyle tanınan dev avcı...

Orion,
Yunan mitolojisi'nde dev bir avcı.

Dev yapılı Orion Merope adlı bir prensese aşık olmuştur. Onun gözüne girmek için Khios adasını yabani hayvanlardan temizlemiştir. Kral Onopion kızını Orion'a vereceğini söylemişti; ama, düğünü durmadan geciktiriyordu. Dev avcı bir gün sarhoş o lup Merope'ye kötü sözler söyledi. Bunun üzerine Oinopion Dionysos'a (şarap tanrısı) baş vurup Orion'un cezalandırılmasını 
istedi. Tanrı derin bir uykuya daldırdı avcıyı, Khios Kralı da fırsattan yararlanıp onun gözlerini kör etti.

Orion bir süre kör dolaştıktan sonra bir tapınaktan gözlerinin iyileşebiliceğini öğrendi. Bunun için Dünyanın doğusuna gitmesi gerekiyordü. Doğan Güneşin ışıkları onun yüzüne vurunca gözleri açılacaktı. Anlatılanları yaptı ve gözleri açıldı. Dönüp Kraldan öç almak istedi ama adaya döndüğünde onu bulamadı. Orion Khios' tan Girit' e geçti. Orada Artemis'in (Roma Mitolojisinde Diana) avcısı olarak yaşamaya başladı. Çok geçmeden onun Aurora'yı (Şafak Tanrıçası) sevdiğni öğrenen Av Tanrıçası kısk ançlığa kapılarak Orion'u öldürdü. Ölümünden sonra Tanrılar Orion'u gökyüzüne çıkardılar.

 

Mısır unu ve soya fasulyesi ile yapılan ekmek...

Haçanpur, 
Haçapur,
Mısır ve fasulye ile yapılan ekmek.

Malzemeler;
2 bardak ılık su, 
1 yumurta,
(içine) yarım su bardağı sıvı yağ,
Yufkayı yağlamak için ayrı yağ kullanın,  tuz, un . 
Böreğin içi kıymalı, fasulyeli veya peynirli hazırlanabilir.

Hazırlanışı;
Yukarıdaki malzemeler iyice yoğurulur. Dinlenmeye bırakılır. Bu arada iç malzemesi hazırlanır. Hamur alabildiğince açılır . İçi sıvıyağla yağlanır.  Yufka ortaya doğru katlanır. Bütün kenarlar ortada toplanıp kare hale getirilir. Sonra yine yağlanıp içi koyulur. Bu sefer zarf gibi katlanır. Tepsiye koyulup elle iyice yayılır . Tepsi boyunda yayabilirsiniz.  Fırına sürün, yaklaşık 1 saat sonra pişer. İşte size kolay, lezzetli bir börek. 
Afiyet olsun...

Karadeniz yöresine özgü aynı adlı taş üzerinde pişirilen mısır ekmeği...

Bileki, 
Pileki,

1,5 cm. kalınlığında kat kat ve çeşitli boyutta granit taş.  Mısır ekmeği pişirmeye yarayan içi oyuk taş. Taş kapta pişirilen mısır ekmeği.

Düz taş, ocakta kullanılan ve mısır ekmeği pişirilen taş. demektir. Ekmek, hamsi ve hamsili ekmek pişirme taşıdır. Düz taş üzerinde ve bileki-pileki taşının içinde pişirilen ekmeğe de bileki denilmektedir.


Bileki-pileki, Türklerin Orta Asya’da külde veya közde ekmek pişirme yönteminin Anadolu’ daki uzantısı gibi görünmektedir. Ekmeği közde pişirdikleri için közmen demişler.

Bileki; ateşe dayanıklı, işlemesi kolay, damarı ve eki olmayan düzgün kara taştan yapılır. Artvin ve çevresinde bileki taşlarının kesildiği özel taş ocakları bulunmaktadır. Genellikle tepsi biçiminde yuvarlak olarak bileki taşı oluşturulur. Tepsi biçiminde yapılanlarda ekmek pişirilmektedir.

Doğu Karadeniz yöresine özgü, ''laloto'' da denilen ve mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir tür ekmek ...

Lames,
Laloto,
İçine sebze konularak pişirilmiş pide.
Taş kapta pişirilen mısır ekmeğine ise bileki denir. Bu taş, içinde ekmek pişirilen, taştan yapılmış bir çeşit kaptır.

Mısır Ekmeği, Bileki, (Ekmeğin pişirilen taşın adıdır).
1,5 cm. kalınlığında kat kat ve çeşitli boyutta granit taş. 
Mısır ekmeği pişirmeye yarayan içi oyuk taş.
Taş kapta pişirilen mısır ekmeğine bileki denir.
Karadeniz mutfağından değişik bir tat, Lames orjinal adı Laloto, sebzeli ekmek de diyebilirsiniz. Trabzon Maçka çevresinde yapılan yöresel bir yemek. Bayramlarda ve özel günlerde yapılır. Çok lezzetli ve tam bir vitamin deposu. 

Malzemeler; (5-6 lames için).
Hamur için; 4 tas buğday unu,  yarım tas mısır unu,  1 tatlı kaşığı kuru maya,tuz ve su  ile tüm malzemeler karıştırılarak cıvık bir hamur elde edilir. (Ekmek hamuru kıvamında) Mayalanmaya bırakılır.  

Hamurun iç malzemesi;
3 orta boy soğan, 
2 havuç(rendelenmiş), 
1 kase haşlanmış renkli fasulye (barbunya),
1 bağ karalahana (küçük doğranmış ve haşlanmış), 
2 bağ pazı (küçük doğranmış ve haşlanmış), 
1 tatlı kaşığı nane, 
2 baş sarmısak (küçük doğranmış), 
1 kaşık salça,tuz ve baharatlar 
tereyağ ve sıvıyağ.

Yukarıdaki iç malzemeleri tereyağ ve sıvıyağ ile kavurulur.  Tepsi yağlanır. Hamurun elimize yapışmaması için elimizi ıslatalım. Tepsiye bir miktar hamur alalım, tepsiye koyalım. Elimizi ıslatıp tepsiye yayalım. Hamurun üstüne kavrulan iç malzemesinden koyarak hamuru kapatıp üzerine basırarak tepsiye yayalım. Altı ve üstü kızarana kadar fırında pişirelim. Lames hamuru ince olur ve iç malzemesi bol olmalıdır.
Afiyet olsun herkese.

Karadeniz yöresine özgü, mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan ve "Lames" de denilen ekmek ...

Laloto,
Lames,
Mısır Ekmeği, Bileki, (Ekmeğin pişirilen taşın adıdır).
1,5 cm. kalınlığında kat kat ve çeşitli boyutta granit taş. 
Mısır ekmeği pişirmeye yarayan içi oyuk taş.
Taş kapta pişirilen mısır ekmeğine bileki denir.
Karadeniz mutfağından değişik bir tat, Lames orjinal adı Laloto, sebzeli ekmek de diyebilirsiniz. Trabzon Maçka çevresinde yapılan yöresel bir yemek. Bayramlarda ve özel günlerde yapılır. Çok lezzetli ve tam bir vitamin deposu. 

Malzemeler; (5-6 lames için).
Hamur için; 4 tas buğday unu,  yarım tas mısır unu,  1 tatlı kaşığı kuru maya,tuz ve su  ile tüm malzemeler karıştırılarak cıvık bir hamur elde edilir. (Ekmek hamuru kıvamında) Mayalanmaya bırakılır.  

Hamurun iç malzemesi;
3 orta boy soğan, 
2 havuç(rendelenmiş), 
1 kase haşlanmış renkli fasulye (barbunya),
1 bağ karalahana (küçük doğranmış ve haşlanmış), 
2 bağ pazı (küçük doğranmış ve haşlanmış), 
1 tatlı kaşığı nane, 
2 baş sarmısak (küçük doğranmış), 
1 kaşık salça,tuz ve baharatlar 
tereyağ ve sıvıyağ.

Yukarıdaki iç malzemeleri tereyağ ve sıvıyağ ile kavurulur.  Tepsi yağlanır. Hamurun elimize yapışmaması için elimizi ıslatalım. Tepsiye bir miktar hamur alalım, tepsiye koyalım. Elimizi ıslatıp tepsiye yayalım. Hamurun üstüne kavrulan iç malzemesinden koyarak hamuru kapatıp üzerine basırarak tepsiye yayalım. Altı ve üstü kızarana kadar fırında pişirelim. Lames hamuru ince olur ve iç malzemesi bol olmalıdır.
Afiyet olsun herkese.

Lenf bezi kanseri...


Lenfoma, (Fr. lymphoma, İng. lymphoma  ).
Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü.
Lenfoyit doku kanseri.
Lenfositlerin neoplastik bozukluğu.

Lenfoma, “lenf sisteminden” kaynaklanan kanserlerin ortak adıdır. Lenfoma çok çeşitli alt tiplerden oluşan, çok farklı davranış özellikleri gösterebilen bir hastalıklar topluluğudur.  Lenf sistemi bedenimizin bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Lenf sistemi mikroplarla ve diğer pek çok hastalıkla mücadele eden akyuvarları (lökositler, kanın beyaz hücreleri) depolar ve bedenimizin her köşesine taşır. Lenf sistemini tüm bedenimizde dağılmış olan bir ağa benzetebiliriz. Bu ağda lenf damarları, lenf bezleri ile diğer lenf organ ve dokuları bulunmaktadır. Lenf damarları, kan damarları gibi ama onlardan ayrı bir sistem içinde, bedenimizin tüm bölgelerine dağılır. Lenf damarlarında renksiz, suya benzeyen bir sıvı taşınmaktadır. Bu sıvıya lenf sıvısı denir. Lenf sıvısında yer alan akyuvarların bir grubu, hastalıklarla mücadele etmek üzere bedenin her noktasına ulaştırılmaktadır. Lenf sisteminde görev yapan akyuvarlara lenfosit de denir.  Lenf damarları, lenf bezleri, diğer lenf organ ve dokularıyla birlikte tüm bu yapıya lenf sistemi denir. Bu yapı içinde ortaya çıkan kanserlerin genel adı da lenfomadır.

En hızlı ilerleyen kanser türlerinden olmasına rağmen, tedavi başarısı yüksek olan Lenfoma, boyun, koltuk altı ve kasıklarda ağrısız bezeler, gece terlemesi düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş yapıyor. Sürekli yorgunluk ve kilo kaybı da belirtiler arasında.Kanser, yılda 10 milyondan fazla yeni olguyla karşımıza çıkan, sonuçları en ağır hastalıklardan biri. Lenfoma da en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri. Buna rağmen, tedavi başarısı oldukça yüksek. En önemli belirtileri boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki ağrısız bezeler, gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş olarak tanımlanıyor. Yorgunluk, kilo kaybı da lenfomanın habercisi olabilir

Kayısı ve çeşitleri ...


Kayısı (Prunus armeniaca), 2-10 m yüksekliğinde, dikensi ve tüysüz bir ağaçtır.
Yapraklar uzunca ve mızraksı, kenarları dişli, ucu sivri veya küttür. Çiçekler beyaz veya pembe renkli olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler. 
Meyvelerin üzeri tüylü olup, sarımsı-turuncu renkte eriksidir.

Çekirdekli kayısı kurusu' na, Haş denir. 
Çekirdekli olarak güneşte kurutulmuş kayısı' ya Bitirgen denir.
Kayısı, coğrafik olarak dünyanın hemen hemen her yerine dağılmış olsa da daha çok Akdeniz'e yakın olan ülkelerde Avrupa, Orta Asya, Amerika ve Afrika kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları bulmuştur. Dünya yaş kayısı üretiminde Türkiye birinci sıradadır. Türkiye'yi İspanya, İtalya, birleşik devletler topluluğu, İran Fransa, Yunanistan ve ABD izlemektedir. Bu birinci grup ülkelerin yaş kayısı üretimleri 100 bin tonun üzerindedir. Birinci gruba Fas, Pakistan, Suriye, Çin, Güney Afrika, Macaristan, eski Yugoslavya, Romanya, Avustralya, takip etmektedir.

Yerli Kayısı Çeşitleri; 
Tirintina: Erken turfanda ürün veren bir kayısı çeşididir. Ağaçlar 3-4 yaşında ürün vermeye başlar. Sürgünler genellikle dikine uzamaya meyillidir. Bu sebeple sık dikim yapılabilir. Meyveler az miktarda şeker içerdiğinden tadı pek hoş değildir. Ancak dayanıklı, iri ve erken olgunlaşması nedeniyle tercih edilir. Çekirdeği acıdır.

Septik: Erken ürün veren türlerden biridir. Meyvelerinin dayanıklılığının az olması ve daha erken ürün veren türlerin yayılmasıyla birlikte üreticiler arasında rağbet görmemektedir. Çekirdeği tatlıdır. 

İtalyan Tokalı: Kayısı sezonunun tam ortalarında ürün verir. Meyveler hafif mayhoş, lezzetli ve nispeten dayanıklıdır. Olgunlaşmış haldeyken rengi oldukça sarıdır. İyi bakım yapıldığında ürün rekoltesi genellikle stabildir. Çekirdeği tatlıdır. 

Karacabey: Sezonun sonunda, geç turfanda ürün verir. Meyveler oldukça mayhoş, sert ve dayanıklıdır. Olgunlaştığında rengi sarıdan çok kırmızımsıdır. İyi bakıldığında ağaçlar uzun ömürlüdür. Acı ve tatlı çekirdekli olmak üzere iki farklı çeşidi vardır. Bursa’nın erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli olup zayıf büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve kalp şeklinde, 35-45 g ağırlığında, meyve karın çizgisi belirgin ve simetriktir. 
Mahmudun Eriği
Erzincan’ın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli büyür. Ağaç verimliliği orta düzeydedir. 
Çekirge 52
Bursa’nın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçlar yayvan şekilli olup kuvvetli büyür. Meyve oval şekilli, 40-50 g ağırlığında, meyve karın çizgisi belirgin ve asimetrik iki parçadan oluşur.

Hacıkız
Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik, dalları yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve şekli oval, 30-40 g ağırlığında, kokulu ve gösterişlidir. 
İsmailağa
Malatya’nın sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik olup kuvvetli büyür. Kurak ve kötü beslenme şartlarında peryodisite gösterir. Meyve şekli oblong, 40-50 g ağırlığında ve gösterişli meyvelere sahiptir.


Ethembey
Edirne’nin sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik olup orta kuvvetli büyür. Meyve kalp şeklinde, 30-40 g ağırlığındadır. Meyve karın çizgisi belirgin ve asimetrik iki parçadan oluşur.

Adilcevaz-5
Bitlis’in sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli büyür. Meyve şekli oval, 40-50 g ağırlığında, karın çizgisi belirgin ve simetrik iki parçadan oluşur.

Turfanda Eskimalatya
Malatya’nın çok erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve şekli oval, 30-45 g ağırlığında, meyve karın çizgisi belirgin ve simetrik iki parçadan oluşur.
Çiğli
İzmir’in sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli ve orta kuvvette gelişir. Ağaç verimliliği orta düzeydedir. Meyve şekli basık-yuvarlak, 20-25 g ağırlığında ve meyve simetrik iki parçadan oluşmuştur.

Sakıt 2
Akdeniz bölgesinin geçci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları küçük, yayvan taçlı ve zayıf gelişir. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve kalp şeklinde, 25-35 g ağırlığında , meyve karın çizgisi belirgin ve simetriktir.

Şekerpare: Sezonun ortasından sonra, geç turfandan önce ürün verir. Ağaçlar pek fazla dikine uzamaz, bodur kalmaya eğilimlidir. Yapraklar her daim içe doğru hafif kıvrık vaziyette, ağacın susuz kaldığı izlenimi verir şekilde aldatıcı bir görünüme sahiptir. Meyveler oldukça ufak ve nakliyata dayanıksızdır. İlaçlama yapılsa bile çok kolay çillenir. Ancak çok yüksek şeker barındırması nedeniyle meyveler çok tatlı ve lezizdir. Hem sofralık tüketim hem de kurutma için en lezzetli türdür. Çekirdeklerin içi dolgun ve tatlıdır. 
Ağacının ve meyvesinin narin yapısı, rekoltesinin düşük olması gibi nedenlerden dolayı çok fazla üretimi yoktur. Ülkemizin birçok yerinde değişik kayısı çeşitlerine Şekerpare ismi verilmekle birlikte Iğdır Şekerparesi en tanınmış olanıdır. Iğdır ve çevresinde sofralık ve kurutmalık olarak yetiştirilmektedir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaçları yüksek verimlidir. 

Tokaloğlu-Erzincan
Erzincan’ın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli gelişir. Meyveleri oval şekilli, 40-55 g ağırlığındadır.

Tokaloğlu-Yalova
Yalova’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik-yayvan şekilli ağaçları kuvvetli gelişir. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve yuvarlak şekilli ve 35-50 g ağırlığındadır.

Hacıhaliloğlu
Malatya’nın en önemli kurutmalık kayısı çeşididir.
Hasanbey
1930 Yılında Malatya’nın eski Belediye Başkanlarından Hasan Derinkök’ün bahçesinde bulunan Malatya’nın en önemli sofralık kayısı çeşididir. 
Kabaaşı
Malatya’da 1970’li yıllarda yapılan bir seleksiyon çalışması sonucu bulunmuş kurutmalık bir kayısı çeşididir.

Dövülmüş sarmısak, yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos...

Ayoli, (Fr. Aïoli).
Zeytinyağı ile yapılmış mayonez cinsinden sarımsaklı sos.
(Provence dilindeki, ai "sarmısak" ve oli "zeytinyağı"ndan oluşan aioli'den). 
Dövülmüş sarmısak, yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.

Malzemeler;
1 Yumurta, 1 Yumurta sarısı.
2/3 kap =170 ml. Dijon hazır hardal,
Hardal (Almanya Bautzen' den özel olarak yapılmış acılı hardal).
1 yemek kaşığı sarımsak puresi-onceden ezilerek hazırlanmış.
1 çay kaşığı tuz-Üstlerini her zaman düzleyin ve karabiber
½ kap=125 ml zeytinyağı,
1 ½ kap=375 ml sıvı bitkisel yağ,
2 yemek kaşığı taze limon suyu.
 
Yapılışı;
Çelik bıçaklı robotta hardal, yumurta sarısı, sarımsak püresi ve zeytinyağı ile pure yaparak iyice karıştırın. Robota çalışırken, çok yavaş yavaş tepesinden içeri yağları dökün. Sonradan  sos koyulaştıktan sonra, sıvı yağ hızlı dökülebilir. Sosunuz iyice koyulaştığında, limon suyu ile inceltin; Tadına bakın. Gerekirse yağın hepsini kullanın. İlave olarak karabiber ve tuz ilave edin. Kızartılmış patatesle, sandoviçle, balıkla vs. birlikte servis ederek afiyetle yeyiniz.  

 

Tiroit bezinin enfeksiyon dışında bir nedenle iltihaplanması hastalığı...

Haşimoto, (Hashhimoto).
Tembel gelin hastalığı,
Hipotiroidi.
 
Az çalışan tiroit bezi, Hipotiroidizm ve Haşimoto hastalığı.
Haşimoto hastalığı, bağışıklık sisteminin tiroit bezinde yarattığı bir iltihaplanmadır. Bu durum tiroidin çok veya az çalışmasına yol açabilir.
Haşimoto özellikle orta yaştaki kadınlarda, tiroidin az çalışmasıyla birlikte kendini gösterir.  
 
Belirtileri;
Halsizlik, yorgunluk, uyku artışı, kabızlık, eklem ağrıları, adale krampları, deride kuruluk, çatlaklar, ciltte sararma (karoten birikimi), göz kapaklarında ve yüzde şişme, saçlarda dökülme, kuruma, çabuk kırılma, kaşların dış kısmında dökülme, ses kalınlaşması ve boğuklaşması, üşüme, soğuktan kaçma, denge bozuklukları, bazen depresyon, adet düzensizliği.   
 
Ancak çoğu hastadaki belirtiler, sessiz ve fark etmeden ilerler. Bu nedenle özellikle ailenizde Haşimoto hastalığı olan yakın bir akrabanız varsa onu mutlaka bir doktora götürün. Hekim, muayene ettikten sonra TSH, T3, T4, Anti-TPO antikorları gibi bazı laboratuvar tetkikleriyle, gerektiğinde ultrasonografik ve sintigrafik incelemelerle teşhisi kesinleştirecek ve uygun tedaviyi verecektir.

Bir çabaya bağlı olsun olmasın, bedensel ya da ruhsal yorgunluk hali ...

Asteni, (İng. asthenia).
Adinami. 
Zayıflık, 
Dinlenmekle geçmeyen yorgunluk. 
Düşkünlük, kuvvet, dermansızlık, beden zafiyeti ve enerjinin kaybedilmesi.

Halsizlik, yorgunluk, kuvvetsizlik, tembellik veya enerjinin kaybolması gibi durumları ifade eden genel bir terim. Bu hastalar ayakta duramazlar veya dursalar bile hemen oturmak isterler. Çeşitli sistemik veya psişik hastalıklarda ortaya çıkabilir.
 
Sabahları uyanırken güçlük çekiyorsanız sürekli bir üşengeçlik isteksizlik ve konsantre bozukluğunuz varsa çabuk yoruluyor ve kendinizi sürekli uykusuz hissediyorsanız asteni kişilerinden birisisiniz.

Asteni bir enerji bozukuluğudur. Kişinin kendisini sürekli bitkin güçsüz hissetmesidir. Asteni daha çok mevsim geçişlerinde iş koşulları ağır kişilerde ve kronik rahatsızlığı olan ve enfeksiyon geçiren kişilerde ve ameliyat sonrası iyileşme dönemlerinde görülen bir şikayettir. Ayrıca tedavisi mümkün olan bir durum olan asteni doğru kişiler tarafından doğru ilaçlarla kişi eski sağlığına kavuşabilir. Ayrıca kişi içeriği konusunda tam bir bilgi sahibi olmadığı gıdalardan ve kimyasal maddelerden uzak durarak kendilerinin yararına en önemli adımı atmış olurlar.

Gerçekleri olduğu gibi yansıtmayı amaçlayan sanat akımı...

Realist, (Fr. réaliste). 
Gerçekçi.

Gerçekliğin insan zihninden bağım­sız olduğunu söyleyen genel öğretinin şu ya da bu versiyonunu benimsemiş olan kişi ya da yaklaşım; 
Gerçekçi bir tavır takınan, görünüşlerin kendisini yoldan saptıramadığı, yanılsamalara kapılmayan kendini duygularına kaptırmayan kişi.

Bir tür uzun konçlu çizme...

Sokman,
Halk dilinde,  Bir çeşit uzun konçlu çizme.
Uzun konçlu çizme,
Uzun konçlu çorap ise Kora,
Uzun konçlu, kapalı ayakkabı, potin, Bot.   
Büyük yol çizmesi.

Zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat...

Narh, (Farsça).  
İng. officially fixed price,

Zorunlu mallar ve üretim faktörleri için resmi yetkelerce belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat.
Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat.

Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli...

Etalon, (Fransızca étalon). 
Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli.

Şeker kamışından elde edilen sert bir içki...

Rom,
Şeker kamışı melası, şeker kamışı veya şeker kamışı suyundan elde edilen şurubun sadece alkol fermentasyonu ve hacmen en fazla % 96’ya kadar distilasyonu ile üretilen distilatın kullanılmasıyla elde edilen ve romun belirli duyusal özelliklerini taşıyan distile alkollü içkidir.

Rom, Şeker kamışı suyu, melası ve damıtılmasından arta kalan vinas, su ile karıştırılarak şıra oluşturulur. Kuru üzümde kullanılır. Şıra 48 saat ile 5 gün arası bir süre mayalandıktan sonra damıtılır. Meşe fıçılarda eskitilip süzüldükten sonra içmeye hazır hale gelir. Şeker kamışı üretilen yerlerde yaygınca üretimi yapılmaktadır. Alkol derecesi en az %38'dir. Yüksek alkollü bir içkidir. Orta Amerika, Latin Amerika ve Karayip Adalarında üretimi ve tüketimi yaygındır. Light rom sınıfından Bacardi en bilinen çeşididir.

Çekirdekli kayısı kurusu ...

Haş,

Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat...

Olivin,
Yüksek sıcaklık silikat minerali ailesidir. Rengi siyahtan zeytin yeşiline değişir. Camsı parlaklıktadır. Konkoidal kırılma gösterir. Kristalleri genelde küçüktür. Kayaca taneli bir görünüm verir. Mg ve Fe iyonlarını içeririr. Magmada ilk önce kristalleşen yapı budur.

Konya'nın Derebucak İlçesi'ne bağlı Çamlık Beldesi'ndeki Kızıldağ Bölgesi, dünyanın en büyük  rezervini barındırıyor. 50 milyon tonluk görünür rezerv olduğu tahmin ediliyor. Türkiye'nin bin yıllık ihtiyacını karşılamaya yetecek olan madenin 'gravitesi'nin çok yüksek olduğu bilinmektedir.

Olivin dünit, madeninin yüksek ısıya dayanıklı ateş tuğlaları yapımında ve demirdöküm sanayiinde kullanılır. Olivin, son yıllarda Avrupa ve dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde, özellikle demir-çelik ve döküm sanayiinde çok önemli bir mineral olarak kullanılmaktadır. Ancak Türkiye'de tanınmadığından gerektiği kadar kullanılamıyor. Olivin, özellikle serbest silis içermemesi ve içerdiği silis' in tamamen bağlı olması nedeniyle, sağlığa zararlı değildir. Bu nedenle Olivin kullanımı her zaman tercih edilmektedir. Ağustos ayının şanslı taşı olarak daastrolojide kullanılmaktadır. 

Demir-Çelik Sanayiinde: 
Yüksek fırınlarda cüruf düzenleyici, elektrik ark ocaklarında delik kumu, tandiş destek kumu, pota destek kumu olarak kullanılmaktadır.

Refrakter Sanayiinde: 
Forsferit ateş tuğlası imali, katkı maddesi, refrakter harçlar (püskürtme, tamir harcı vb.) ve refrakter beton yapımında kullanılmaktadır.

Döküm Sanayiinde: 
Kalıp ve maça kumu olarak, özellikle mangallı dökümlerde, alternatif olan silis kumuna göre daha iyi sonuçlar vermektedir.

Kumlama Sanayiinde:
Fiziksel özelliği bakımından sert ve tane kırılım yüzeyinin köşeli olmasından dolayı, metallerin, bina ve gemi yüzeylerinin temizlenmesinde raspa kumu olarak kullanılmaktadır.  

Mineral Sıvı Yapımında: Olivin, dayanıklılığı, içinde nem barındırmaması, yeşil ve yeşil tonları içeren rengi ve ısı yalıtımı sağlamasından dolayı mineral sıva yapımında tercih edilmektedir.  

Gübre Yapımında: Toprağın magnezyum ve demir ihtiyacını karşılamak amacıyla gübre yapımında katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

Denge ve Dolgu Malzemesi: 
Olivin, yüksek yoğunluğundan dolayı denge unsurunun esas olduğu bazı alanlarda kullanılmaktadır. Tren yollarında ve deniz platformlarında sağlam ve dengeli bir temel sağlamak için de olivin çakılları kullanılmaktadır.

Çekirdekli olarak güneşte kurutulmuş kayısı ...

Bitirgen,
Tatlı Kayısı,
Bir kayısı çeşidi.

Kekliğin boynundaki siyah halka...


Ala,
Ala Keklik,
Kınalı Keklik,

Keklik, evcil ve yabani hayatta 14 alt türü olan, önemli bir ticari potansiyele sahip süs kuşlarından biridir. Avcılık, et üretimi ve yumurtası için beslenen kekliklerin eti çok lezzetli ve yağ oranı düşüktür. ABD, Fransa, İspanya, Macaristan ve Çekoslavakya gibi birçok ülkede keklik üretilmekte ve bu üretilen hayvanlar özel avlaklarda avlandırılmaktadır. Ülkemizin ekolojik şartları av alanları kurulması için uygun olup yurdumuzda bu avlaklardan sadece Nazilli-Alamut köyünde vardır. 


A.B.D.’ ne 1951 yılında İzmir’den keklik götürülmüş ve 4 ayrı bölgeye (New Mexico, Arizona, Utah ve Nevada eyaletleri) salınarak adaptasyon çalışmaları yapılmış ve o bölgede bu keklikler ''Türk kekliği'' (Alectoris graeca kleini) olarak avlandırılmıştır. Türkiye’de en yaygın olarak bulunanı kınalı kekliktir. 5-10 yıl öncesine kadar yabani hayatta keklikler sürüler halinde bulunurken, bugün sayıları azalmış, avcılar avlayacak keklik bulamaz hale gelmiştir. Özellikle bilinçsiz avlanma ve tarımda verimi artırmak için kullanılan kimyasallar nedeniyle tabii dengenin bozulmasının tabii keklik populasyonlarının yok olmasına sebebiyet verdiği düşünülmektedir.

Ülkemizde Karadeniz'in çok yağışlı ve sık ormanlarla kaplı bölgeleri hariç Marmara, Ege, Akdeniz bölgesindeki düz ovalar dışında her tarafta rastlanır. Doğada keklikler toplu halde yaşamlarını sürdürürler. Kayalık, taşlık, çalı ve otlarla kaplı yamaçlar, vadiler, ekili alanlar çok yağış almayan yarı kurak bölgeler kekliklerin yaşama alanıdır. Keklikler doğada bitki tohumları, böcek, kurt, bitki kökleri yerler; Genel olarak besinleri tahıldır. Kınalı kekliklerin erkek ile dişinin görünümleri aynıdır. Erkeklerin ayaklarında mahmuz denilen kıkırdaksı bir doku bulunur. Yetişkin erkeklerin kafaları dişilere göre biraz daha büyüktür. Boyları 34-35 cm. arasındadır, kanat açıklığı 55-60 cm. dir. Kekliklerin doğada çiftleşmesi hava şartlarına göre şubat veya mart aylarındadır. Çoğunlukla senede bir sefer kuluçkaya yatarlar. Dişiler kaya diplerine çalılar arasına basit bir yuva yapar. Yumurta sayısı 15-21 adet arasındadır.  Kuluçka süresi 24 gündür.

Mükemmel uçucu ve iri bir deniz kuşu...



Fregat kuşu, (fregata). Alm. Fregattvögel, Fr. Frégate, İng. Fregate bird. 
Firkateyn kuşu, 

Fregatkuşugiller (Fregatidae) familyasındadır. Tropikal ve yarı tropikal bölgelerde yaşar. Uzun sivri kanatlı, hızlı uçucu deniz kuşları. Erkeklerinin boğazında balon gibi şişebilen kırmızı keseleri vardır.  Çok uzun kanatlarıyla yorulmak bilmeden uçan bu iri deniz kuşları­nın adı hızlı bir savaş gemisinden gelir. Bir zamanlar firkateyn tipi yelkenli gemiler, de­nizdeki ticaret gemilerini yağmalayan korsan-larca kullandırdı. Firkateynkuşları da bir an­lamda, öbür deniz kuşlarının avını yağmala­yan gökyüzü korsanlarıdır. Çoğu zaman, av­lanmaktan dönen deniz kuşlarını izleyip ağız­larındaki balıkları bırakıncaya kadar onları kovalar ve düşen balıkları havada yakalarlar. Ayrıca, sudan sıçrayan balıkları yakalamakta ve alçaktan uçarak suyun üstündeki küçük deniz canlılarını toplamakta çok ustadırlar. Hatta öbür deniz kuşlarının yavrularını bile yakalayıp yerler

Beş türü bilinmektedir. Leyleksiler takımının, Fregatidae âilesi türlerine verilen genel ad. İri yapılı, uzun kanatlı, hızlı uçucu deniz kuşlarıdır. Bâzı türlerin boyları bir metre ve kanat açıklıkları 2-3 metreyi bulur. Hepsi mâvimsi veya yeşilimsi siyah tüylüdür. Gençlerin kafaları beyaz, dişilerin ise göğüs ve karın kısımları beyaz lekelidir. Uzun gagalarının ucu kıvrık, kuyrukları çatallı, ayakları kısa ve perdesizdir. Erkeklerinin başı ile göğsü arasında kırmızı renkli tüysüz bir kese bulunur. Üreme devrelerinde bunu balon gibi şişirerek dişileri cezbederler ve erkekleri ürkütürler. Tropik ve yarı tropik bölgelerin deniz kıyılarında ve küçük adalarda yaşarlar. Ağaç tepeleri, çalılıklar ve kayalar üzerinde yuva yaparlar.

Üreme mevsimlerinde koloniler meydana getirirler. Havada süzülürken dev bir kırlangıcı andırırlar. En hızlı uçan deniz kuşlarıdır. Çok iyi uçmalarına rağmen, küçük ayakları perdesiz olduğundan pek iyi yüzemezler. Telekleri su emerek ağırlaştığı için, suya nâdiren dalarlar. Havada saatlerce süzülür, uzun çatallı kuyrukları sâyesinde ani ve hızlı manevralar yaparlar. Deniz kırlangıçları, karabataklar, pelikanlar ve sümsük kuşları bunlara karşı dikkatli olmak zorundadırlar. Bunlar balıkçı kuşlarına saldırarak, avladıkları balıkları gagalarından düşürüp havada ustaca kaptıklarından, “hava korsanları” veya “firkateynkuşları” olarak da anılırlar. Deniz kuşlarının yumurta ve yavrularını çalıp yedikleri de olur.
Beslenmeleri tamâmen yağmacılığa dayanmaz, deniz ve karada kendileri avlandığı gibi gemilerden atılan çöpleri de yerler. Suyun yüzeyindeki balıkları kapacak kadar alçalırlar. Uçarken gagalarını su yüzeyine daldırırlar. Canavar balıklardan kaçıp havaya sıçrayan uçan balıklar, çoğunlukla firkateynkuşlarına yem olurlar. Üreme devresinde erkek fregatkuşu, yuva olarak seçtiği yeri, birkaç dalla işâretleyip, oturur. Yanından geçen dişilere karşı boynundaki parlak kırmızı kesesini şişirerek gagasını tıkırdatır.

Bu çağrıya uyan dişi, ağzında bir dalla yanına konarak yuvayı birlikte yapmaya başlarlar. Dişi, bir tek iri beyaz yumurta yumurtlar. Eşler sırayla kuluçkaya yatarlar. 6-7 hafta kadar sonra yavru yumurtadan çıkar. 5-6 ay gibi bir süre anne ve baba tarafından beslenip bakılır. Sonra yuvayı terk ederek başının çâresine bakmaya başlar. Fregat kuşları, hârika uçuşlarına rağmen, karadan 120 kilometreden fazla uzaklaşmazlar. Bilinen beş türün en irisi, 115 cm kadar uzunluğa varan görkemli fregat kuşudur. Amerika kıyılarında Kaliforniya Körfezi ile Ekvator arasındaki adalarda ve Afrika kıyılarında boldur. Ayrıca evcilleştirilerek Büyük Okyanustaki bâzı adalar arasında posta güvercinleri gibi haberleşmede de kullanılmaktadır.

Solunumun az ya da çok süreli durması...

Apne, (Latince, İng. apnea). 
Solunumun geçici bir süre içinde durması.
Solunumun geçici bir süre durmasıyla belirgin solunum tipi.

Kenevirden yapılmış çok kalın ip...


Halat, (Rumca), İng. rope.
Nabl,
Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip. Çapı 12 mm’den daha kalın olan, balıkçılıkta da çerçeve yaka ve kuvvetlendirmede kullanılan, telden veya doğal ve sentetik iplerden yapılan, av araçlarında çekme ve donam amacıyla kullanılan ipler. Keten, kenevir, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halata ise urgan denir.

Üç veya daha fazla telden örülmüş kalın ip. Çelik veya keten, naylon vb. maddelerden yapılabilir. Denizciler çevresi 2.5-3 cm’den daha fazla kalın olanları halat olarak kabul eder.  Halat yapımında kullanılan en sağlam lifler, sisal keneviri ve meyve vermeyen muz ağaçlarından elde edilir. Bu ağaçlar dünyada en çok Filipin Adalarında bulunur. 

Halat, kenevir lifi ve Hint keneviri gibi yumuşak liflerden de yapılır. On dokuzuncu yüzyılda daha dayanıklı halatların yapımından öncesine kadar, kenevir lifi geniş çapta kullanılmaktaydı.  Halat yapımı, lifin türüne bağlı olmaksızın aynı sistemle yürütülür. İlk önce örmeye hazırlık olarak lifler uzatılıp birleştirilir. Lifler bobinlere sarıldıktan sonra bunu eğiren bir makinadan geçirilerek halat telleri yapılır. Son safha, telleri halat haline sokmaktır. İstenilen kalınlığa göre örme işlemi yapılır. Halatın kalınlığı tel sayısına bağlıdır.  Son zamanlarda sun’î lifler, tabiî liflerin yerini almaya başladı. 

İkinci Dünya Savaşı öncesinde suni lif olarak ilk defa naylon kullanıldı. Naylon halatlar fazla elastikiyete sahiptir. Diğer sun’î lifler dakron ve polyethylene lifleri dahildir.  Halatlar insanların çok eskiden beri ürettiği ürünlerden biridir. İlk zamanlarda ağaçları bağlamak, ağ yapmak ve derin vadiler üzerinde köprü yapmak maksadıyla kullanıldı.  Halat, insanların denize açılmalarından beri denizcilerin ana techizatlarından biridir. Bazı milletler halatı, kalasları gemilerinin iskarmozlarına bağlamada kullanmıştı. Uzun deniz yolculuklarının başladığı dönemde gerek yelkenleri germede, gerekse demirlemede esas malzemeydi. Hatta modern nükleer gemilerde bile malzemeleri bağlama ve demirleme için kullanılmaktadır.

Dinsel tören ve kuralları...

Rit,
Dinsel tören, Ayin, Ritüel.

Dini inançların tören ve kurallarına rit denir. Başka bir ifade ile rit, dini tören ve tapınmanın şeklidir. Tapınma ile ilgili davranışlara ve dini törenlerde kullanılan nesnelere de “ritüel” adı verilir. Bu davranışlar insanda heyecan yaratır; nesnelerin de uğur getireceğine inanılır.  Eski Türk topluluklarının bayramlarında da ritüel değer taşıyan bazı davranışlar ve nesneler bulunmaktadır. Mesela, kurban ve yağmur riti bunların başında geliyordu. Eski Türk dini “Gök Tanrı” inancına dayanıyordu. Bu, tek Tanrılı bir inanış idi. Türk inancının merkezine oturtulmuş olan “Gök Tanrı”, evrenin ve bütün canlıların yaratıcısı durumundaydı. Başta insan olmak üzere bütün canlılar onun iradesine bağlıydı. Yeryüzündeki hayatı, tabiatı ve iklimi o düzenlemekteydi. Hâkimiyet ve hükümdarlık, onun bağışıyla   gerçekleşmekteydi. Ancak ondan dilekte bulunulabilmekteydi. Kısaca söylemek gerekirse, onun her şeyde rolü ve etkisi vardı. Dolayısıyla Türkler, kendilerini daima, hayatları üzerinde tek ve mutlak söz sahibi olan “Gök Tanrı“nın destek ve himayesini almak durumunda hissetmişlerdir.   Bunun için de bayramlarına önce “Gök Tanrı”ya kurban kesmekle başlamışlardır. Kurban olarak da, hayatlarında önemli bir unsur olan ve başlıca rol oynayan atı tercih etmişlerdir.

Peygamber gönderme...

Biset,
Peygamber gönderilmesi.

Siyer, İslam din biliminde peygamberlerin, din büyüklerinin, halifelerin hayat hikâyesidir. Siyer, sire ve siret kelimelerinin çoğuludur ve hayat tarzı demektir. Karşıt anlamı suret'tir.
Resul: Mucizesi ve kitabı olan peygamber.
Nebi: Mevcut dini yenileyen.
Burak : Peygamberimizin Miraca çıkarkenki atı.

 

Eskiden karagöz oynatılan kahvelere verilen ad...

Tatu, (Argo).

Gölge oyununun oynatıldığı kahvelere verilen ad.
Karagöz oyunu oynatılan kahvelere verilen ad.

Karagöz oynatıcılarına "Hayali, Hayalbaz" adı verilir. 
Karagöz oynatıcısının yardımcısına ise "Yardakçı" adı verilmektedir. 

"İkinci Yeni" akımının şairleri, yazarları ...

Edip Cansever,

Ahmet Oktay, Atilla İlhan, Asım Bezirci,
Cemal Süreyya,

Ece Ayhan, Ergin Günçe, Ercüment Uçarı,
Fethi Naci,
İlhan Berk,
Kemal Özer,
Memet Fuat, Metin Eloğlu, Muzaffer Erdost,
Nihat Ziyalan,
Oktay Rıfat Horozcu,
Özdemir İnce,


Sezai Karakoç,

Tevfik Akdağ, Turgay Gönenç, Turgut Uyar,
Ülkü Tamer, 

Güney Amerika müziğine özgü bir tür panflüt...

Antaras,
Panflüt, bir flüt çeşididir. 
Güney amerika'da bolca bulunan, soldan sağa doğru boyları kısalarak giden boru şeklindeki ağaçlardan oluşmuş (ağaç sayısı flütün büyüklüğüne göre değişmektedir), boruların hafif bir ovallikle yan yana dizilmiş olduğu üflemeli bir çalgıdır. Borular eğer düz şekilde yan yana gelirse çalgı başka bir isim ile adlandırılmaktadır Neolitik çağdan beri kullanılmış, flüt benzeri üflemeli bir çalgı olan panflüt' ün en büyük ustası Gheorghe Zamfir' dir.

Sergen...

Raf,
Terek,

Sergen,
Nesnelerin, insanlara gösterilmek, satılmak için sergilendiği camlı bölme veya yer, camekân, vitrin.
Kapkacak konulan dolap. 
Mutfak rafı. 
Odalarda tavana yakın konulan raf. 
Mutfak dolabı, teldolap. 
Odalarda yatak, yorgan konulan dolap, yüklük.
Duvarlara yapılan bir buçuk metre boyunda tahta kaplama.

Eski dilde cuma ya da bayram gününe verilen ad...

Azine, (Farsça).
Cuma veya bayram günü.

Eski Dilde Bayram

Bayram günü, 
Bayram.
İd,
Îd (Arapça).
Eid (Farsça). 
Bayram,

Özel olarak kutlanan gün.
Bir dinde mübarek addolunan gün. 
Ulusal veya dinsel bakımdan önemi olan, kutlanan gün.
Sevinç, neşe.

Kaşgarlı Mahmud bayram kelimesinin kökenini Dîvan-ı Lugati't-Türk'te, bezram olarak açıklamış. İran'da Farsça, sevinç ve eğlence günü anlamında kullanılmış. Farsça'ya da eski Türkçe'den geçtiği rivayet olunur. Arapça ve Süryanice'de bayram kelimesinin karşılığı iyd. Aslında tekrar dönmek anlamına gelen avd, avdet etmekten türetilmiş. Bu anlamda sadece sevinçlerin yıl dönümleri değil kederlerin de yıl dönümlerini kapsıyor.

Kurban Bayramı, Arapça: عيد الأضحى; ʿĪd al-Aḍḥa,
Ramazan Bayramı,  Arapça: عيد الفطر Ayd-ül Fitr,

Çeşitli hastalıklara neden olan, küre biçimli bakteriler cinsi...

Stafilokok, 
Micrococcaceae familyasından küre biçimli bakteri cinsi. İrinli çıbanların oluşmasına ve impetigo gibi iltihaplı deri hastalıklarına yol açar. İnsan için önemli olan stafilokoklardan bazıları yara enfeksiyonları, çıbanlar ve diğer deri enfeksiyonlarıyla besin zehirlenmesinin önemli etkenlerinden biri olan S. aureus’tur.

Giyiminin düzgün ve temiz olmasına özenmeyen, pasaklı...

Çapaçul,
Kılığının veya eşyasının düzgün ve temiz olmasına özenmeyip düzensizlik içinde yaşayan, pasaklı

Hz. muhammed' in çevresinde toplanan Müslümanların tümü...

Ümmet, (Arapça ummet). 
Hz. Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü.
Bir peygambere bağlı cemaat.
Bir peygambere inananların tümü. 
Müslüman dinine bağlı olanların tümüne verilen ad.

Bit, tahtakurusu gibi asalak böceklerin yumurtası...


Sirke, (Fr. Larve, İng. nits ).
Bit yumurtası.
Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası.
Baş bitinin (Pediculus capitis) saç üzerinde bırakılmış yumurtası.

Baş biti, emici bit'lerin en yaygınıdır. Kanatsız ve yassı vücudu erkeklerde 2 milimetre, dişilerde ise 3 milimetre uzunluğunda olur. Kafasının yanlarındaki iri, siyah gözleri başka türlerde ya körelmistir, ya da hiç yoktur. Ağız parçaları dıştan gözükmezler, fakat baş biti kan emmek isteyince, kafasının içinde gizli kısımlar meydana çıkar. 

İlk olarak, sindirim kanalının hortuma benzer üst başı meydana çıkar ve deriye dayanır. Arkadan, o ana kadar bir kesenin içinde gizli olan bir diken belirerek, deriyi, kanlı dokularına kadar deler.

Baş biti'nin dişisi, halk dilinde "sirke" denilen 50-60 yumurta yumurtlar ve bunları tek tek saçların dibine perçinler. Her yumurtanın serbest ucunda, yavru bitin dünya yüzüne çıkarken yukarı iterek düşürdüğü bir kapakçık bulunur. Baş derisinde ısı ve yiyecek durumu yerinde olduğundan, yavru bitler 2-3 haftada erginleşerek üremeye hazır hale gelirler.

Alışılmış olan, yenilik getirmeyen...

Klasik, (Fr. classique). 
Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser,
Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser,
Alışılmış. 
Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan.
XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan, 
Sanatta kuralcı. 
Kökleşik.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ