7 Mayıs 1915'te bir Alman denizaltısı tarafından batırılan ve ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi...

Lusitania,
Almanlar, kaçak silah taşıdığı iddiasıyla bir İngiliz yolcu gemisi olan Lusitania'yı 7 Mayıs 1915' te batırdı.

Amerika’ dan gelen, eşya ve 2000 yolcusu ile Lusitania gemisi 7 mayıs 1915 de İrlanda açıklarında Alman Denizaltısı tarafından batırılır. Boğulan 1200 yolcudan 124’ü Amerikan vatandaşıdır. Gemi savaş malzemesi taşımasına rağmen uluslar arası deniz hukuku anlaşmasına aykırı bir davranışı yoktur. Ama bu olay Almanya’nın bütün yansız devletleri ve ABD’yi karşısına alır. Amerikan halkı çok öfkelidir. Amerikan hükümetinin savaş kararı almasını ister.Barışçı önlemlerle Almanya’yı Uluslar arası Deniz Hukukuna uygun davranışlara çekmeye çalışan Wilson 13 Mayıs 1915’de Almanya’ya bir nota verir28 Mayıs 1915’de Almanya, ABD’nin Lusitania’nın batırılması ile ilgili notasına cevap verir. Almanlar, cevaplarında Lusitania’nın toplarla silahlandırılmış bir yardımcı kruvazör olduğunu savaş gereçleri taşıdığından bir savaş gemisi sayılacağını ileri sürerler.Amerika bu önlemleri yeterli görmez. Amerika–Almanya gerginliği devam eder.  Bu gerginlik ABD’yi üçlü anlaşma gurubu yanında savaşa zorlayacaktır ve ABD savaşa ancak iki yıl sonra, kendisi açısından çok daha elverişli koşullarda girmiştir.

Verme, ödeme...

İta, (Arapça).

Kırmızıya çalar eflatun renk ...

Siklamen, (Sıklamen-Cyclamen).
Bir renge ismini veren, Tavşankulağı, Buhurumeryem, Mormilik, Domuz ekmeği, Topalak isimleri ile de anılan Sıklamen-Cyclamen, ormanda ve kayalık yerlerde yetişen Myrsinaceae familyasından  çok yıllık yumrulu bir bitikisidir. Akdeniz bitkisidir. Kışları - 4 dereceden soğuk olmayan her yerde rahatlıkla yetişebilir. İlkbaharda, sonbaharda ve kışın açan üç değişik grup sıklamen vardır.  

Aşırı sıcakta yaşayamaz. Fazla su sevmez. Rutubetli bir toprağı, serin ortamı olsun yeter. Mayıs ayına kadar değişik renkli çiçeklerini açar. Düz beyaz, pembe, mor, vişne, karışık renkli çiçekleri vardır. Yaprakları yuvarlak, kalp gibi, kimi zaman düz yeşil, kimi zaman de yeşil üzeri gri boyalı gibi olabilir.

Aşırı soğuk, uzun süreli don yapmadıkça bitkiyi etkilemez. Sulamasına dikkat edin. Asla su verirken çiçekleri ıslatmayın. Kuytu alanda üzerine dökülen sudan buruşabilir. Sıklamenleri bahçenizde kışın yaprağını döken ağaç altlarına dikerseniz, yazın fazla güneş ve su istemidiğinden kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. Yaprakları, çiçekleri geçtikten sonra, eylül, ekim ayına kadar bitkiyi asla sulamayın. Soğan kupkuru kalsın. Sonbahara doğru tektük yaprak çıkarmaya başlayınca sulayın. Çiçeklenme döneminde iki haftada bir sıvı gübre vererek sürekliliğini sağlarsınız.

Yol üzerinde oluşmuş çukur....

Kasis, (Fr. cassis).
Hendek,
Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler.
Yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek. 
Bir yolun doğrultusunu dik kesen bir yandan öbür yana geçen ark.

Bu işaret levhası, taşıtların daha önceki yol şartlarına göre normal hızlarını düşürmedikleri takdirde, taşıtları tehlikeye düşürebilecek hendek, kasis, çukur ve benzeri üst yapı bozukluklarını uyarmak için kullanılır. Kaplama ile köprüler arasındaki trafik güvenliğini tehlikeye düşürebilecek kot farkları da bu işaret levhası ile bildirilebilir. Eğer bozuk olan yol kesimi 100 metreden daha uzun ise bozuk olan kesimin uzunluğu ilave bir panelle (PL-1) gösterilmelidir. (Ör. 150-800 m gibi) Gerekli görüldüğü hallerde bu işaret levhası, Azami Hız Sınırlaması levhaları ile birlikte kullanılabilir. Bozuk olan yol kesimi onarıldıktan sonra bu işaret levhası derhal kaldırılmalıdır.  


“Kanlı Düğün”, “Carmen”, “Büyülü Aşk”, “Tango” gibi filmleriyle tanınmış İspanyol sinema yönetmeni...

Carlos Saura (d. 4 Ocak 1932) .
İspanyol sinema yönetmeni, senarist, aktör ve yapımcı.

Carlos Saura 4 Ocak 1932 tarihinde İspanya'nın Aragón bölgesinde Huesca'da dünyaya gelmiştir. Doğduğunda "Carlos Saura Atarés" ismi ile nüfusa kaydedilmişti. Avukat bir baba ve piyanist bir annenin 4 çocuğundan ikincisiydi. Kardeşlerinden Antonio Saura dışavurumcu bir ressam olmuştur, aynı zamanda bir aktördür.

Franco'nun 1975 yılında ölümüyle İspanya'da ifade özgürlüğünün egemen olduğu yeni bir dönem açıldı. Buna rağmen isyankar ruhlu Saura çocukken yaşadıklarını ve İspanya tarihinin bu kara sayfalarını kafasından söküp atamıyordu. Artık iki tür film yapmaya başladı, eskisi gibi sosyopolitik konuları işleyen filmler ve fazlaca polemik yaratmayan sanat filmleri. Ünlü İspanyol flamenco dansçıları ve aynı zamanda birer koreograf olan Antonio Gades ve Cristina Hoyos'la yaptığı işbirliği ile 1980'lere damgasını vuran 3 dans filmi çekti. Saura'nın "Flamenco Üçlemesi" adı da verilen bu filmler bir Lorca uyarlaması olan Kanlı Düğün (Bodas de Sangre) (1981), Georges Bizet'nin de daha önce operaya uyarlamış olduğu Prosper Mérimée'nin eserinin flamenco uyarlaması Carmen (1983) ve yine bir İspanyol besteci Manuel de Falla'nın ünlü eserinden uyarlanan Büyülü Aşk'tır (El Amor Brujo) (1986).

1995'te Flamenco adlı iddialı belgeselle İspanya'nın ulusal dansının dünyasına tekrar bir dönüş yaptı. Bundan üç yıl sonra da bu kez Arjantin'in ulusal dansını anlatan bir dramatik belgesel olan "Tango" (1998)'yu çekti. Arjantin'in en pahalı filmi olarak ilan edilen Tango'nun çekimlerinde çok özel donanımlar kullanılmıştı ve Saura'nın erken dönem filmlerinden izler taşıyordu.

Filmleri;
1956 : El Pequeño río Manzanares kısa metrajlı 1957 : La Tarde del domingo (Pazar Öğleden Sonra) kısa metrajlı 1958 : Cuenca kısa metrajlı renkli belgesel. 1960 : Los Golfos (Uçurum) 1964 : Llanto por un bandido 1966 : La Caza (Av) - İlk Gümüş Ayı ödülü 1967 : Peppermint Frappé - İkinci Gümüş Ayı ödülü 1968 : Stress es tres tres 1969 : La Madriguera 1970 : El jardín de las delicias 1973 : Ana y los lobos 1973 : La prima Angélica 1975 : Cría cuervos 1977 : Elisa, vida mía 1978 : Los ojos vendados 1979 : Mamá cumple cien años 1980 : Deprisa, Deprisa 1981 : Kanlı Düğün (film, 1981) (Bodas de Sangre) 1982 : Dulces horas 1982 : Antonieta 1983 : Carmen 1984 : Los Zancos 1986 : Büyülü Aşk (El Amor Brujo) 1988 : El Dorado 1989 : La Noche oscura 1990 : Ay Carmela! 1992 : El Sur 1992 : Marathon 1992 : Sevillanas 1993 : ¡Dispara! 1995 : Flamenco 1997 : Taxi 1997 : Pajarico 1998 : Esa luz! 1998 : Tango 1999 : Goya en Burdeos 2001 : Buñuel y la mesa del rey salomón 2002 : Salomé 2004 : El séptimo día 2005 : Iberia 2007 : Fados

Kurtuluş, kurtulma ...

Reha,
Halas,
Selamet,
Bir yerden, bir şeyden kurtulma, kurtuluş.

Bir müzik yapıtının seslendirilme hızı...

Tempo (İtalyanca tempo),
Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızlarını belirtmek için kullanılan kelime, vuruş.
Ölçünün ayrılmış olduğu zamanlardan her biri, vuruş.

Hz. Muhammed’in çevresinde toplanan Müslümanların tümü...

Ümmet, (Arapça emme fiilinden isim olup çoğulu umem' dir ).

Ümmet kelime olarak bir anneden doğan çocuklara verilen isimdir.  Hz. Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümüdür. Müslüman dinine bağlı olanların tümüne verilen ad. İslam toplumunun tamamını ifade eden bir kavramdır. Ümmet içindeki her fert, Allah' ın bir kuludur. Her kul, İslam ölçüleri dahilinde kulluğunu yerine getirmekte ve eşit haklara sahip bulunmaktadır.  

Ümmet aynı zamanda siyasi bir kavramdır. Cumhuriyet' e geçişle birlikte ümmet kimliği geride bırakılıp, ulus-devlet kavramının ayrılmaz bir parçası olan millet kimliğine geçilmiştir.

Argoda sazlı sözlü eğlenceye verilen ad...

Keriz, (Farsça).
Eğlenti,
Geriz, çirkef, pislik, aptal, kumar, su yolu, ark.

Bağışıklık sistemi bozukluğu hastalığı...

Lupus hastalığı,

Lupus bağışıklık sistemi bozukluğu hastalığıdır. Eklem ağrılarıyla akseden hastalığın, tam adı sistemik lupus eritematozus olan bu hastalık büyük ölçüde 15-40 yaş arasındaki kadınlarda görülür. Lupus hastalarının % 85’i kadındır. Hastalığın nedeni henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bazen başka sebeplerle alınan ilaçlar lupus belirtilerine yol açar. Bu ilaçlar arasında klorpromazin, hidralazin, izoniyazit, metildopa, prokainamit ve kinidin sayılabilir. Hastaların bir kısmında akciğer zarında, böbreklerde, kalpte yada beyinde iltihaplanmalar ortaya çıkar ve bu biçimiyle lupus öldürücü bile olabilir. Hastalığın şiddeti kişiden kişiye büyük değişkenlik gösterir. Bazı vakalar önemsiz, bazıları ciddidir. 

Lupus en büyük hasarı böbrekler üzerinde yapar. Lupusun tedavisinde kullanılan ilaçların çok ciddi yan etkileri vardır. Hastalığın geriletilmesinin vereceği faydanın yanında tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri hasta ve tedavi ekibini uğraştırabilir.  Lupus belirtileri En yaygın belirti eklem ağrısıdır,  ama ateşe ve döküntülere de sık rastlanır. Lupusa yakalananların yaklaşık yarısında yanaklardan buruna doğru kelebek biçiminde tipik bir döküntü görülür. Bu döküntü güneşte kalmaya bağlı olarak ortaya çıkabilir. Diğer belirtiler arasında halsizlik, kilo kaybı, isteksizlik ve iştah kaybı sayılabilir. Hafif seyreden nispeten zararsız lupusta tedavi gerekmeyebilir ya da küçük müdahaleler yeterli olabilir. Saç dökülmesi de sık görülür ve bazı hastalarda yara yada döküntü gelişebilir. Kalpte, akciğerde ve karnı saran zarlarda iltihaplanmalar olabilir. Kalp zarında iltihaplanma tedavi edilmezse, kalp yetersizliği gelişebilir. Konjunktivit, ışığa hassasiyet ve bulanık görme gibi göz sorunları da ortaya çıkabilir. Lupuslu bazı hastalarda kalın bağırsak sorunları, ayrıca psikoz, havale, inme ve halüsinasyon gibi nörolojik sorunlarla karşılaşılabilir. Böbrek yetmezliği lupusun en önemli komplikasyonudur.  Lupus teşhisi koymak bazen güç olabilir. Doktor antinükleer antikorların bulunup bulunmadığını saptamak için bir kan tahlili isteyecektir. Bu antikorlar hemen her zaman lupusun göstergesidir. Döküntü, ışığı duyarlılık, ağızda ülser ve eklem iltihabı gibi 11 ölçütten dördünün ya da fazlasının saptandığı kişiler muhtemelen lupusludur.  Lupus tedavisi Lupus vücudun değişik sistemlerini etkileyebilir ve değişik şiddetlerde ortaya çıkabilir, bu sebeple tedavi de duruma göre değişir. Nispeten hafif lupusta tedaviye pek gerek yoktur. Deri güneşten dikkatle korunmalı yada gerektiğinde kortikosteroit içeren ilaçlar sürülmelidir. Dinlenme ve eklem ağrısını gidermek için yeterli olabilir. Az yağlı ve tuzlu beslenme de yararlıdır. Sigara lupusun etkilediği kan damarlarında iltihabı artırdığından özellikle zararlıdır. Ayrıca düzenli egzersiz yaparak eklemlerin ve kasların çalışması sağlanalıdır.  Döküntü yada daha ciddi eklem sorunları varsa, sıtma ilaçları ve kortikosteroitler gerekebilir. Lupus hayati organları böbrek, kalp, akciğerler, beyin etkilenmişse, kortizon tedavisi, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi ve hidroksiklorokin tedavisi gerekebilir. Bütün bu tedavilere rağmen lupus tedavisi zor bir hastalıktır. Birçok hasta da ciddi iç organ tutulmasına bağlı olarak hayatı tehdit edici tablolar ortaya çıkabilir.

Sinir hücrelerinde bulunan protein...

Tau,

Tau proteini, aksonların mikrotübül yapısında bulunur ve Santral Sinir Sistemi (SSS)' nin dejeneratif hastalıklarında Beyin Omurilik Sıvısı (BOS)'na salınır. Bu nedenle BOS Tau düzeyinin, bazı hastalıkların tanısı ve aksonal hasarın şiddetinin belirlenmesinde bir belirteç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Alzheimer Hastalığı' nda oluşan temel patolojilerden biri, ana bileşeni Tau proteini olan Nörofibriller Yumak (Nörofibriller Tangle) diye bilinen intranöronal birikimlerdir. Ancak hücre içi birikimlerde bulunan Tau, mikrotübüle bağlı bulunandan farklı olarak hiperfosforile şekildedir. Bu birikimlerin, hücrenin temel iskeletini bozarak önce aksonal iletinin bozulmasına, sonra da hücrenin ölümüne neden olduğu düşünülür. 

BOS Tau düzeyi, kafa travmasında, aksonal hasarın derecesini belirlemede, nöroprotektif ajanların etkinliğini izlemede, prognozu belirlemede ve klinik iyileşmenin takibinde de bir belirteç olarak kullanılabilir. Multipl Skleroz'daki aksonal hasarın belirlenmesinde çelişkili sonuçlar elde edilmiştir. İnmenin akut döneminde nöronal hasarın gelişimine koşut bir artış görülürken, birkaç ay sonra normale dönmektedir. 

Sonuç olarak, BOS total tau düzeyinin nöron yıkımını izlemek, BOS fosfor ile tau düzeyinin ise Nörofibriller Yumak oluşumunu izlemek için yararlı bir belirteç olduğu anlaşılmıştır. 

Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese...

Gebre (Lat. copra),
Kaşağı, Kefe,

Hayvan tımar etmekte kullanılan kıldan kese. Keçi kılından yapılan kese olup hayvanların tımarında kullanılır.   

Tımar, atın derisinde bulunan kir ve tozların temizlenmesidir. " İki tımar bir yem yerine geçer " diye bir Türk özdeyişi varsa da bu özdeyiş atın bakım ve temizliğine özen gösterilmesinin önemini belirtir. Gerçekte tımarın, ata verilen yem ile ilgisi yoktur. İhtiyacı kadar yem verilmeyen bir atı tımar ile gerekli olan kondisyonda tutmak mümkün değildir. Tımar, atın önemli ölçüde deri solunumunu kolaylaştırır, ata huzur verir ve yemini iştahla yer. Ata tımar her gün ve binilmeden önce mutlaka yapılmalıdır. Eyer ve kolon kıllar arasında bulunan kir, toz ve özellikle küçük saman, ot çöpleri deriyi rahatsız eder. Tımar önce kaşağı yada sert bir fırçanın dairesel veya ileri geri, aşağı yukarı hareketlerle bedene sürülmesi ile başlar. Yapılan bu hareketler tüy yatımının aksi yönünde olmalıdır. Bu hareketler ile kir ve tozlar temizlendikten sonra daha yumuşak bir fırça tüy yatımı yönünde sürülerek tımara devam edilir. Yüz ve bacakların karpal ve tarsal eklemlerden aşağı kısımları kıl gebre ile temizlenmelidir. Yele ve kuyruk, derin olmayan kalın dişli tarak ile taranarak temizlenir. Ata binilmeden önce ve binildikten sonra tırnak ve çatal bakımı yapılmalıdır. Tırnak tabanı temizleme kancası ile temizlenmelidir.

Kağıt oyununda ortadaki parayı ödemek için oyuncunun önüne koyduğu toplam para...

Kav,

Yaratıcısının adı bilinmeyen yapıt.

Anonim, (Fr. anonyme, İng. anonym).
Yazarı belli olmayan, bilinmeyen.
Adı sanı bilinmeyen,
Çok ortaklı.
Yaratıcısının adı bilinmeyen,

Hindistan cevizinin kurutulmuş, yağca zengin etli bölümü...

Kopra,
Hindistancevizi,
Kopra(Copra),
Narcıl,
Coconut, 
Cokernut.

Kopra adı Pasifik Adaları’nda Hindistan Cevizi’nin etli kısmının kurutulmuşuna verilen addır.

Kurutulan hindistan cevizi tozunun prosesten geçirilerek elde edilen yağ Kopra veya Hindistan cevizi yağı adı ile anılır. Gıda ve deterjan sanayinde hammadde olarak kullanılmaktadır. 

Özellikle gıda sanayiinde yemeklik yağ olarak kullanılan kokonat yağı dünya sebze yağı üretiminin %20’lik bölümünü karşılar. Bu anlamda, margarin, salata yağı üretiminin kullanılır. Sahip olduğu köpürücü özelliğik katan lauric asitten ötürü sabun, deterjan ve şampuan üretiminin yanı sıra kozmetik sektöründe de aranan bir üründür

Kokonat yağı, geleneksel olarak kopra’nın kırılması (grating ve grinding) ve suda kaynatılması ile elde edilir. Günümüzde ise modern teknikler kullanılmaktadır.

Kokonat kabuğu ayrıldıktan sonra ikiye parçalanır ve kurumaya bırakılır. Kokonat yağı temelde küçük çaplı atölyelerde üretilmektedir. Yüksek kaliteli kopra genelde %60 ila 65 yağ oranı içerir.

Artığı ise hayvan yemi olarak değerlendirilir. Kokonat yağının en önemli üreticisi Filipinlerdir. Ayrıca, Endonezya, Papua Yeni Gine, Mozambik, Malezya ve Pasifik Adaları diğer üretici ülkeler arasında sayılmaktadır .

Kuzeydoğu Anadolu’ da kullanılan telli bir çalgı...

Çarta,

Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli çalgı bağlama' dır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, bağlama, meydan sazı , divan sazı, bozuk, tambura , cura, üçtelli, onikitelli, çarta, ırızva, çöğür vb. adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Cura' dır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tambura' dır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı' dır. Tamburaya göre bir oktav kalın ses verir.

Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşur.  Bağlamanın akordu üzerindeki burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama değişik biçimde akort edilir. Bağlama düzeni veya Kara Düzen, Misket Düzeni, Müstezat, Abdal, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.

Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz...

Gürz, (Far. gurz). 
Bozdoğan,

Silah olarak kullanılan ağır topuz. Silahın icadından evvel kullanılan bir harp aleti. Gürz, yekpare veya yalnız baş tarafı demir ve bakırdan, sapı ise ağaç ve demirden olan bir nevi topuzdur. Demir, bakır, pirinç veya bronzdan yapılıyordu. Piyadelerin kullandıkları gürzler daha hafiftir. 

Gürzün Türkçesi "bozdoğan" dır. Bozdoğan bir cins yırtıcı kuştur. Gürz, bozdoğanın kafasına benzediği için bu adla anılmıştır. Gürzün baş kısmı çivili veya düz olurdu. Altı yüzlü olanlara "şeşper" denilirdi.

Yeniçerilerin giydiği, çuhadan yapılmış ucu kıvrık ve uzunca külah...

Barata,

Yeniçeriler,
Çeri,  Türkçe'de asker demektir. Yeniçeri ise yeni asker anlamına gelmektedir. Janissaries veya janizaries olarak yabancılar tarafından kullanılmaktadır. I. Murat, yeni bir sınıf ihdas ettiği, kendisine babadan kalan yaya (piyade) ve atlı (süvari) yanında yeni bir asker sınıfı ortaya çıkardığı için, bu zümreye Yeniçeri denilmiştir.

Yeniçeri, hıristiyan çocuklarından devşirme yöntemi ile yetiştirilen askerdir. Osmanlı Devletinde padişahın şahsına bağlı kapıkulu ocaklarının piyade sınıfı. Eyaletlerdeki topraklı veya timarlı sipahilerle diğer eyalet kuvvetlerinden tamamen ayrı olarak Osmanlı devlet merkezinde padişahların şahıslarına bağlı kapıkulu denilen yaya ve atlı maaşlı askerler vardı (Kapıkulu Ocakları). Kapıkullarının en meşhur sınıfı Yeniçeri Ocağı idi.

Çölde işaret için konulan taşlar. ...

Aram,

Yağışların çok az, düzensiz ve tesadüfi olduğu bitki örtüsü ve hayvanların yaşamasına elverişsiz yerlere çöl  denir. Çöl, yerkürede yer alan ana biyom tiplerinden birisidir. Çöller, temel olarak ekvatorun kuzey ve güneyinde 15-40 dereceler arasında, bulunan çok kurak alanlardır. Çöl atmosferinin düşük nemliliği gece ve gündüz arasında çok büyük sıcaklık farklarının oluşmasına neden olur. 

Çöl ortasında yer alan küçük dağ ve tepe...

Berdeng,

Danimarkalı ünlü kuvantum fizikçisi...

Niels Bohr (1885 -1962),

Danimarkalı bir fizikçi olan Niels Bohr, atomun ilk kuantum modelini önerdi. Kuantum mekaniğinin gelişmesine ilk aktif olarak katıldı ve bu konuda pek çok felsefi çalışmalar yaptı. Nükleer teorik fiziğe, çekirdeğin sıvı damlası modelinin geliştirilmesi ve nükleer fisyonda işi içeren başka birçok önemli katkılar yaptı.Atomların yapısı ve onlardan yayılan ışınım üzerine çalışmaları için 1922'de fizikte Nobel ödülünü kazandı.

Bohr 1911' de Kopenhag Üniversitesi' nde Doktorasını aldı. Bir sonraki yıl Cambridge' te J.J. Thomson' un yönetiminde çalıştığı İngiltere' ye ve daha sonra da Ernest Rutherford' un yönetiminde çalıştığı Manchester'a gitti. 1912' de evlendi ve 1916'da fizik profesörü olarak Kopenhag Üniversitesi'ne döndü. Bohr 1920' ler ve 1930' lar boyunca Kopenhag'da Carlsberg bira fabrikasının desteği ile, İleri Araştırmalar Enstitüsü'nü yönetti. (Bu muhakkak ki teorik fizik alanına bira tarafından sağlanan en büyük destek idi.) Enstitü, dünyanın en iyi fizikçileri için bir mıknatıs gibiydi ve fikir alışverişi için bir forum niteliğindeydi.Adam adama temeline dayalı fizik yapmaya katı bir şekilde inanan Bohr, konukları ile sorunları ortaya koymada, düşüncelerde ve tartışmalarda her zaman başı çekiyordu.

Bohr 1939' da bilimsel bir konferansa katılmak üzere ABD ziyaretinde, Hahn ve Strassmana tarafından Berlin' de Uranyumun fisyonunun keşfedildiği haberini de getirdi. Kısa bir süre sonra diğer bilim adamları tarafından da doğrulanan sonuçlar, 2.Dünya Savaşı sırasında ABD' yi de geliştiren atom bombasının temelleriydi. Bohr Danimarka' ya döndü ve 1940' taki Alman işgali sırasında oradaydı. Hapisten kurtulmak için 1943'te İsveç'e kaçtı ve tehlike altındaki pek çok Danimarka vatandaşının kaçmasına yardım etti.

Her ne kadar Bohr 1945'e kadar bizzat Los Alamos' taki Manhattan projesinde çalıştıysa da, ilgili ülkeler arasındaki açıklık konusunda ilk adımın nükleer silahların kontrol altına alınması olduğunu derinden hissetti. Bohr savaştan sonra, atom enerjisinin barışçı kullanımının geliştirilmesini içeren kararını birçok insani yayın organında ilan etti. 1957' de Barış için Atom ödülünü aldı.

Avcı külübesi...

Bek,
Güme,
Gümele,

Kuşaktan kuşağı geçen kalıtımsal öge...

Gen (Fr. gene). 

İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge. Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden kalıtımın temel birimi. Kalıtsal karakterler ana babadan oğul döle genlerle taşınır. 

Tek bir gen belirli bir DNA uzunluğunda (bazı virüslerde RNA) olur. Genler protein sentezini yönetir, kendilerini eşler ve RNA tiplerinin sentezini yaparlar. Polipeptit zincirinin sentezini yöneten fonksiyonel gen bir sistrondur.

Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış ya da kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış, sığ koy ya da körfez...

Körfez,
Lagün, (Fr. lagune, İng. lagoon ).

Bir kıyı dili ile önü kapanmış, kıyısından küçük bir ayakla denize yine bağlı kalsa da, artık bir göl durumuna dönmüş eski körfez.
Deniz kulağı, karaların denize uzanan kısmı, burun.
Denizle irtibatlı ve denizin etkisi altında bulunan göller.

Dalga ve akıntıların birlikte oluşturduğu kıyı oklarının bir koy veya körfezin önünü kapatması sonucunda oluşan göllerdir. Bu göllerin bir çok yerde deniz ile bağlantısı kesilir.  Bu göllere örnek olarak ; Marmara denizinde yer alan Küçük ve Büyük Çekmece gölü ile Terkos gölü verilebilir.

Kalınca ve açık samanrenginde, yarı mat bir kâğıt türü...

Abadi (Farsça),
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir tür yazı kâğıdı.
Hindistan'ın Devlet-Âbad kentinde yapıldığı için abadî adı verilen sarıca renkli, güzel ve parlak bir tür yazı kâğıdı.

Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerine verilen ad ....

Abaki,
Abak,
Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerine verilen ad.

Kovboy filmi...

Western,

ABD' deki bir zamnalar hakim olan okyanus kıyısından batıya doğru göç sırasındaki vahşi batıya ait yaşam tarzı ve kültürüdür.  ABD vatandaşlarının giyimleri, politikaları ve edebiyatı ile de bütünleşmiştir. Western  güçlünün ayakta kaldığı bir  kültürdür. Amerikalıların kullandıkları kot pantolonlar ve şapkalar, deri çizmeler, büyük tokalı kemerler, etekli bayan elbiseleri, barları ve hapishaneleri, paltolar, rodeo, düello, amigo, şerif, kovboy, inek, tren, viski ve tütün ile kızılderilileri ile bu kültürün birer parçalarıdırlar.

Tüm Zamanların En İyi 10 Western Filmi,
Affedilmeyen-Unforgiven [ 1992 - ABD ] Yönetmen: Clint Eastwood 
Bir Zamanlar Batıda-C'era una Volta il West [ 1968 - İtalya ABD ] Yönetmen: Sergio Leone 
İyi Kötü Çirkin-Buono, il brutto, il cattivo [ 1966 - ABD ] Yönetmen: Sergio Leone        
İhityarlara Yer Yok-No Country for Old Men [ 2007 - ABD ]   Yönetmen: Ethan Coen   
3:10 to Yuma-3:10 to Yuma [ 2007 - ABD ] Yönetmen: James Mangold   
Sierra Madre Hazineleri-The Treasure of the Sierra Madre [1948-ABD] Yönetmen: John Huston      
The Wind-The Wind [ 1928 - ABD ] Yönetmen: Victor Sjöström 
Kurtlarla Dans-Dances with Wolves [ 1990 - ABD ] Yönetmen: Kevin Costner 
A Fistful of Dollars-A Fistful of Dollars  [ 1967 - ABD ] Yönetmen: Sergio Leone        
The Gold Rush-The Gold Rush [ 1925 - ABD ] Yönetmen: Charles Chaplin

Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği, bacağı çorap gibi saran bir tür çizme...

Sabuk,
Salenk,

Altı ince, hafif ve yumuşak çizme. Yörede sabuk veya salenk olarak adlandırılır. Boğaz kısmı yumuşak deriden ve meşinden yapılan altı kösele alçak topuklu, ince dikimli ve sivri burunlu siyah bir çizmedir. Boğaz kısmı katlanarak da giyilir. Ayrıca yörede körüklü çizme de giyilir. 

Hem mest hem de çizme şeklindeki ayakkabının adıdır. Üstü ve koncu çok yumuşak bulunan deriden yapılır. Baldır üstüne kadar koncu, zıpka denilen poturun dar paçası üstüne çekilir. Bu konçda dar olup, bacak ve baldıra tıpkı dar bir çorap gibi yapışır. Ne kadar hareket edilse düşmez. Sabuk un tabanı çizme tabanı gibi köseleden olup bazen demir çiviler, kabaralar çakılır. 

Kısa ve özlü söz....

Lakonik, (Fr. laconique). 
Kısa ve özlü (söz), veciz.

Aforizma, (Fr. aphorisme) Özdeyiş.


İnce ve düzgün dokunmuş pamuklu bir kumaş...

Opal,  

Pamuktan dokunmuş gayet ince ve düzgün bir kumaştır. Opal genel olarak havsız durumdadır. İnce ve oldukça seyrek bir şekilde dokunması bunu diğer kumaşlardan ayırır. Yumuşaktır. Vücudu tahriş etmediklerinden bebek çamaşırları yapmaya çok elverişlidir.

Sarkaç, pandül...

Rakkas,(Osmanlıca).
Sarkaç, (İng. pendulum). 

Düzgün salınım yapan, bir noktasından asılmış bir ağırlık. 

Düzgün olarak gidip gelme devimi yapabilen herhangi bir düzen; saat içindeki ince, sarmal yay gibi. Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.

Ağırlığı önemsiz bir ipin ucuna asılmış küçük bir kütleden oluşan sisteme basit sarkaç denir.                 

Basit sarkaç, denge konumundan α ≤ 10˚ olacak şekilde açılarak serbest bırakılırsa, A ve B noktaları arasında periyodu;

Salınım sırasında;
                 
Sarkaç A dan 0 ya ve 0 dan B ye T/4 saniyede A dan B ye de T'2 saniyede varır.                 
Sarkaç denge konumuna yaklaşırken ivme ve kuvvet azalır, hız artar, denge konumundan uzaklaşırken kuvvet ve ivme artar hız azalır.                 
A ve B noktalarında hız sıfır, ivme maksimum, 0 noktasında hız maksimum kuvvet v ivme sıfırdır.                 
A ve B noktalarında toplam enerji; potansiyel enerji 0 noktasında da kinetik enerji şeklindedir.                 
Basit sarkacın periyodu kütlesinden bağımsız olup boyuna ve çekim ivmesine bağlıdır. Bundan dolayı basit sarkaç çekim ivmesinin farklı olduğu ortamlara götürülürse periyodu değişir.                
Sabit ( a ) ivmesi ile hareket eden asansörde salınan basit sarkacın periyodu;      
Asansörün ivmesi yukarıya doğru ise işaret ( + ), aşağıya doğru ise işaret ( - ) alınır.

Tropikal Amerika ormanlarında yaşayan bazı etçil küçük memelilerin ortak ad, ...

Olingo, (Bassaricyon), 

Rakungiller (Procyonidae) familyasından memeli hayvan cinsi olup küçükayıgil ailesindendir. 

Olingo' nun yurdu Güney Amerika'da Ekvador ile Nikaragua arasındaki bölgelerdir. Kinkaju'dan biraz daha küçük bir hayvandır, fakat altın tonlu kahverengi kürkü daha uzun ve sık tüylüdür. Kuyruğu da bol tüylü olmakla beraber, tutma ve kavrama kabiliyetinden yoksundur. 

Ağaççıl ve gececildir. Anal koku bezlerine sahiptirler. En yakın akrabaları koati' lerdir. Kinkaju ile olan benzerliği paralel gelişmiş olup eş kökenli değildir. Orta Amerika' dan Peru ve Nikaragua' ya kadar Güney Amerika yağmur ormanları ana yaşam alanları ve yayılımıdır.

Tropikal Amerika ormanlarında yaşayan küçük etçil memeli hayvan...

Kinkaju -Kinkajou, (Potos flavus).
Bal ayıları,

Kinkaju veya öbür adıyla bal ayısı (aşkı), koati' nin akrabası ve komşusudur. Güney Meksika ile Güney Brezilya' daki Mato Grosso arasındaki tropikal bölgelerde bulunur. Bu kahverengi tüylü küçük hayvanın en garip tarafı, uzun ve kuvvetli kuyruğudur. Ormanda komşuluk ettiği tropikal maymunlarınınki gibi, onun kuyruğunun da tutma ve kavrama kabiliyeti vardır. Bu kuyruk kinkaju için adeta  bir  beşinci  eldir Kinkaju' nun kuyruğu o kadar kuvvetlidir ki, hayvancık bununla dallara asılarak sallanabilir. Bu akrobasi hareketini pek sever ve sık sık tekrarlar. Hiç kimse kinkaju' yu ağacından düşüremez. Bir dala kuyruğundan başka dört ayağıyla da asıldı mı, bir kasırga dahi onu yerinden oynatamaz. Bu çevik hayvan ormanlık yurdunun ağaçlarının üzerinde maymun gibi yolculuk eder. Yere pek ender iner. Gideceği yere gitmek için, ağaçtan ağaca geçer.

Kinkaju gündüz saatlerini sık yaprakların arasında veya bir ağaç kovuğunda, kuyruğu vücudunun etrafına sarılmış halde topaç olarak uyumakla geçirir. Akşam uyanma ve beslenme zamanıdır.. En sevdiği yiyecek meyvalar, özellikle tropikal Amerika' da pek bol olan yabani incirdir. Meyvanın etini çıkarmak için, daha da uzatabildiği uzun dilinden faydalanır. Ağaç üzerinde beslenirken vakit vakit hafif bir tıslama veya kısa bir havlama salıverirse de, çoğu zaman sessizdir.
Meksika yerlileri kinkaju' ya miko leon
(maymun aslan) derler. Bu etçil hayvan, et yeme huyundan vazgeçerek, maymunlar gibi meyvalarla beslenmek üzere ağaçlara tırmanmıştır. Kinkaju uysal bir hayvandır. 

Yavru sayısı iki ile dört arasında değişir. Kinkaju' lar doğdukları sırada yeni doğmuş kedi iriliğinde ve yumuşak siyah tüylerle örtülüdürler. On günlükken gözleri açılır. Kuyrukları cisimleri kavrama kabiliyetini ancak bir aylık oldukları zaman kazanır. Yedi haftalık küçük kinkajular artık kuyruklarından dallara asılabilirler.
Yetişkin Kinkaju'nun 55 - 56 santimlik kuyruğu baş ve vücut toplamından uzundur. Kedimsi yuvarlak kafasında pırıl pırıl iri gözler dikkati çeker. Yüzü kısa ve sivrice, kulakları küçük ve yuvarlaktır. Bacakları kısadır. Yumuşak ve sık tüylü kürkü bir teviye koyu sarı veya altın tonlu kahve rengidir. Kinkaju' ya adını veren Güney  Amerika' nın Tupi kızılderilileridir. Bazı kabileler bu hayvana potto derler. 

Soyma, soygun...

Tufa,
Osmanlıca, Sihir, efsun. 
Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun.
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık.

Soya çekim...

Irsiyet,
İrs,
Kalıtım,
Çekinik,

“Affedilmeyen”, “Milyon Dolarlık Bebek”, “Yenilmez” gibi filmleriyle tanınmış ABD’li sinema oyuncusu ve yönetmeni...

Clinton Eastwood Jr, (1930, San Francisco), 
ABDli sinema oyuncusu, yönetmen, yapımcı, besteci.

San Francisco' da doğdu. Eastwood, Oakland Teknik Okulundan 1948 yılında mezun oldu. Clint, 1949 yılında orduya katıldı. Ordu döneminden sonra Eastwood, öğrenim hayatına devam etmeye karar verdi ve Los Angeles Şehir Kolejinde İş Yönetimi bölümüne kayıt oldu. İlk oyunculuk denemesi "The Revenge of The Creature" adında gerilim filminde çok küçük bir bölümde idi. Daha sonraki filmde küçükte olsa ilk defa bir rolde oynadı filmi adı "Tarantula and Lady Godiva" idi. Pek çok B-tipi filmde rol alan aktör, New York’a geçti ve 1959-1966 yılları arasında "Rawhide" adlı TV dizisinde oynadı.  Avrupa’ da spagetti western türünün unutulmaz yönetmeni Sergio Leone’ nin spagetti üçlüsünde oynadı. 1964 yılında "A Fistful of Dollars" ile "herkes ya zengin olur ya da ölür" temasından yola çıkarak kanlı kovboy filmleri serisine başlayan aktör, başı boş gezen ve acımasız Amerikalı kovboy portresiyle dünyaca üne kavuştu. İki yıl sonra "For A Few Dollars More" ve efsane "The Good, The Bad, and The Ugly" filmlerinde oynayan aktör, klasik revizyonist western türünün klasiklerine imza attı. Ülkesine geri döndükten sonra 1968 yılında "Coogan’s Bluff"da canlandırdığı akıllı şehirli kovboy tiplemesiyle, filmin yönetmen Don Siegel ile uzun bir iş arkadaşlığına ilk adımını attı.   Siegel’in 1971 yapımı Dirty Harry adlı filminde canlandırdığı Kirli Harry Callahan adlı polis karakteriyle ikinci bir efsane daha yaratan aktör, bu ölümsüz ve kural tanımaz polis karakterini 1983 yapımı "Sudden Impact" adlı filmde tekrarladı. Daha çok içe dönük yaşayan ve insanlarla iletişim kurmakta güçlük çeken maço erkek tiplemeleriyle öne çıkan Eastwood, 1988 yılında "Bird" adlı filmde jazz müzisyeni Charlie Parker’ı canlandırdı. 1992 yılında başrolünde kendisinin yanı sıra Morgan Freeman’ın da yer aldığı "Unforgiven"ın yönetmenliğini üstlenen Eastwood, o dönem En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında Oscar kazandı. Aktör, yönetmenliğini yaptığı "Midnight in the Garden of Good and Evil" ile dikkatleri üzerine çekti. John Berendt’ in gerçek bir olayı ele alan aynı adlı kitabından uyarlanan film, Savannah’da yaşanan bir cinayet davasını konu alıyordu. Eastwood, 1999 yılında insanı son ana kadar şüphede bırakan gerilim filmi "True Crime"ın yönetmenliğinin yanı sıra yapımcılığını da üstlendi. Aktör,2000 senesinde Tommy Lee Jones, Donald Sutherland ve James Garner gibi usta oyuncuların bir araya geldiği "Space Cowboys" adlı bir uzay macerasının yönetmenliğini üstlendi.Ardından "Blood Work" adlı filmde rol alan Eastwood, 2004 senesinde En İyi Yönetmen dalında Oscar kazandığı "Million Dollar Baby" filminde aynı zamanda başrolü de üstlendi.

Filmleri;
2008 Gran Torino
2004 Million Dollar Baby / Milyon Dolarlık Bebek 
2002 Blood Work / Kanlı İş
2000 Space Cowboys / Uzay Kovboyları
1999 True Crime / Gerçek Suç
1997 Absolute Power / Mutlak Güç
1995 The Bridges of Madison County / Madison County Köprüleri
1993 A Perfect World / Kusursuz Dünya
1993 In the Line of Fire / Ateş Hattında
1992 Unforgiven / Affedilmeyen 
1990 The Rookie / Çaylak 
1990 White Hunter Black Heart / Beyaz Avcı, Kara Yürek
1989 Pink Cadillac / Pembe Cadillac
1988 The Dead Pool / Kirli Harry: Ölüm Havuzu
1986 Heartbreak Ridge / Zorlu Yokuş
1985 Pale Rider / Namludaki Adalet
1984 City Heat / Şehrin Ateşi
1984 Tightrope / Düğüm
1983 Sudden Impact / Kirli Harry: Ani Darbe
1982 Honkytonk Man / Müzikholdeki Adam
1982 Firefox 1980 Any Which Way You Can / Ne Yaparsan Yap, Yap
1980 Bronco Billy / Bronco Billy
1979 Escape from Alcatraz / Alcatraz'dan Kaçış
1978 Every Which Way But Loose / Her Ne Yaparsan yap, Boşver
1977 The Gauntlet / Düello 
1976 The Enforcer / Kirli Harry: Uygulayıcı
1976 The Outlaw Josey Wales / Kanunsuz Josey Wales
1975 The Eiger Sanction / Zirvede Ölüm
1974 Thunderbolt and Lightfoot / Yıldırım ve Hafifayak
1973 Magnum Force / Kirli Harry: Magnum Gücü
1973 Breezy / Esinti 
1973 High Plains Drifter / Kasabadaki Yabancı
1972 Joe Kidd / Joe Kidd
1971 Dirty Harry / Kirli Harry
1971 Play Misty for Me / Ölümün Sessi
1971 The Beguiled / Kadın Affetmez
1970 Two Mules for Sister Sara / Sarah Kardeş'e İki Katır
1970 Kelly's Heroes / Çılgın Savaşçılar
1969 Paint Your Wagon / Altın Avcıları
1968 Where Eagles Dare / Kartal Yuvası
1968 Coogan's Bluff / Coogan'ın Blöfü
1968 Hang 'Em High / Onları Yükseğe As
1967 The Magnificent Stranger / Muhteşem Yabancı
1967 The Witches / Cadılar
1966 The Good, the Bad and the Ugly / İyi, Kötü ve Çirkin
1965 For a Few Dollars More / Birkaç Dolar İçin
1964 A Fistful of Dollars / Bir Avuç Dolar
1959 Maverick (TV) / Maverick
1959 Rawhide (TV) / Dolu Dizgin (Dizi)
1958 With You in My Arms / Kollarımda Sen
1958 Ambush at Cimarron Pass / Cimarron Geçidinde Pusu
1958 Navy Log / Donanma Günlüğü
1957 Escapade in Japan / Japonya'dan Kaçış
1957 West Point (TV) / Batı Noktası (TV)
1956 Death Valley Days (TV) / Ölüm Vadisinde Günler
1956 The First Traveling Saleslady / İlk Kadın Seyyar Satıcı
1956 Away All Boats / Tüm Botlar İleri
1956 Star in the Dust / Tozlu Yıldız
1956 Never Say Goodbye / Asla Elveda Deme
1956 Highway Patrol (TV) / Otoyol Devriyesi (TV)
1955 Tarantula / Tarantula 
1955 Lady Godiva of Coventry / Covenrty'li Leydi Godiva
1955 Francis in the Navy / Francis Donanma'da
1955 Revenge of the Creature / Yaratığın İntikamı

Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan, altı düz tekne...

Layter,
Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan altı düz, sağlam yapılı sac tekne.
Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılan,genellikle altı düz, sığ su teknesi.
Alt kısmı düz, geniş ve sağlam yapılı bir yük gemisi.
Layter gemileri; 
Yük doldurulabilen küçük salapurya ya da mavnalara layter denir. Layter gemisi de, bu salapuryaları yüklü halde kıç taraftan alan ana gemidir. Bir merkezde toplanan salapuryalar, açık denizlere açılacak layter gemisiyle buluşturularak yüklenir. Layter gemilerinde bir tek üst güverte vardır. Kamaralar ön tarafta, makina dairesiyse arkaya yakındır. Aktarma boruları geminin iki yanına alınarak, krenin çalışması için güverte üstünde gerekli açıklık bırakılmıştır. Geminin uzunluğu boyunca ayrılmış çelik bölmeler ile enine ayrılmış bölmeler, geminin ambarlarını oluşturur ve layterler bu hücrelere istiflenir. Ambarlarda, layterler için düşey kızaklar vardır; çift katlı dipte de, layterler için hazırlanmış yuvalar bulunur. Ambarları birbirine bağlayan merdivenlerle, layterlerin bakımı ve denetimi sağlanır. Kren, kıç taraftaki iki büyük konsolla desteklenir. Krenin kaldırma kapasitesi 500 tonun üstündedir; bu, bir layteri güverte boyunca taşıyıp ambara iletmeye yeterlidir. Her layterin aktarılması 15 dakika sürer. Günümüzde bir layter gemisi, yaklaşık 400 tonluk yük kapasitesi, 18,8 m boyu ve 9,5 m eniyle, 80 tane layter taşıyabilir. Layterler, ambara istiflenebileceği gibi, tek parçalı, «pontonlu Bu sistemin bir üstünlüğü de, su derinliğinin büyük gemilerin yanaşmasına elverişli olmadığı yerlerde kullanılabilmesidir. Karışık yükler birbiri ardınca yüklenip boşaltılabilir. Gemiden bırakılan layterler, akarsu yoluyla, istenilen yere çekilerek götürülür.

Günümüzün ticaret gemileri şu gruplara ayrılabilir: 
Kuru yük gemileri (şilepler); 
Dökme yük gemileri; 
Konteyner gemileri; 
Layter gemileri;
Yolcu gemileri; 
Petrol tankerleri; 
Sıvılaştırılmış petrol gazı tankerleri.

“Taşizm” de denilen soyut resim anlayışı...

Lekecilik, (Fransızca tache, leke)

Taşizm (Tochisme), Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışıdır. Ressamın resim bezi ya da kağıdı üzerine düşünmeden boya serperek oluşturduğu lekelerin etkisine dayanan resim anlayışıdır.

Leke sözcüğü ilk kez 1950’ de Fransız Sanat yazarı Michel Seughor tarafından kullanılmıştır. Seughor leke olarak sürrealist otamotizmden doğan ve expresyonizmin soyuta yönelmiş olan anlayışına demektedir. Fransa'da, temsilcileri Vasarely, Dewasne, Dyrolle ve Mortensen olan Konstrüktivizm üzerine, kesin bir tepki yapan ve adına sanat eleştirmeni Seuphor tarafından "Tochisme" yani "Lekecilik" denilen resim üslûbu süratle gelişti.Taşist anlayış ilk olarak Amerika'da Mark Tobey (1890 doğumlu) de görülmüştü. O, içinde renkli unsurları bir merkeze bağlamadan tuvalin bütün yüzeyine yayarak, resmin akışını süratlendiren çalışmalarıyla Avrupa resminden ayrılıyordu.

Soy ağacı...

Dendrogram,
Secere,

Kağıt oyunlarında ortaya para koyma...

Dav,
Kağıt oyunlarında ortaya para koyma,
Kumarda kâğıt aldıkça ortaya para koyma,
Postu, kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası (Hippotigris burchelli) 

Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen...

Başat,
Dominant,
Baskın,
Hakim,

Ege bölgesinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki...

Tilkişen, (Acutifolius-Sivri yapraklı) Yabani Kuşkonmaz.  
Zambakgiller familyasındandır. Kuşkonmaza benzeyen bir çeşit bitki.
Manisa ve Muğla yöresinde Acı ot,  Dikenli acı ot, Kırgın otu (Akseki yöresinde), Aydın yöresinde Kedirgen, Ayvalık bölgesinde İzmiye, Kıbrıs' ta Ayrelli  adları ile bilinir.

40-150 cm. çalımsı ve odunsu, sarılıcı, hepyeşil, dikenli bir çalıdır.Küçük yaprakları batıcıdır.Üzümsü siyah meyveleri vardır.Bitkinin genç sürgünleri hafif acılıdır. Yemeği ve salatası ege bölseinde çok yapılır.

Kavurması;

Tilkişenleri tek tek kontrol ederek taze yerleri ayıklanır. Kartlaşmış kısımları atılır. Daha sonra tavada biraz soğan sarartılarak pembeleştirilir. Doğranmış tilkişenler  tavaya konularak biraz kavrulur. Kısık ateşte kırmızı pul biber, karabiber ve tuz eklenerek kavrulur. En son  üzerine yumurta kırılarak servis yapılır.


Boyunduruk cezası...

Pillory,

Eskiden kullanılan ve boyun ve kolları geçirmeye mahsus delikleri olan suçluları teşhir aleti, boyunduruk. 

Boyundurukla teşhir etme işidir.


Bozuk para cüzdanı...

Portmone, (Fr. porte- monnaie). 
Bozuk para cüzdanı.

Dinamit yapımında soğurucu olarak kullanılan yeşil silisli tortul kayaç...

Gez (Fransızca gaize).

Tıkız, pürtüklü, gri -yeşilimsi, silisli tortul kayaç.  Az çok killi ya da kireçli, glokonit bakımından zengin ve opal bir bağlayıcı içinde sünger iğnecikleri ve silisli mikroorganizmalar içeren ince bir kumtaşı görünümündedir. Hafif ve gözenekli olan gez, dinamit yapımında soğurucu olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, harcın ve betonun deniz suyunun kimyasal etkilerine karşı direncini artırmak için portland çimentosuna da katılmaktadır.

Dinamit, nitrogliserinin diatomite adsorbe edilmesiyle üretilen bir patlayıcı türüdür.



1846 yılında, Ascanio Sobrero adında bir İtalyan kimyacısı, gliserini sülfirik asit ve nitrik asitle karıştırarak, nitrogliserin adını verdiği, sıvı halinde son derece etkili ve tehlikeli bir patlayıcı madde yapmıştı. Bu sıvı patlayıcı ve en ufak sarsıntıya karşı çok duyarlı olduğundan,taşınması ve kullanılması son derece sakıncalıydı. 

Alfred Nobel adında İsveçli bir kimyacı, nitrogliserin' i belirli ölçüde tehlikesiz kılmanın yolunu ancak yirmi yıl sonra buldu. Düşüncesini uygulayarak, nitrogliserini, İdeseiguhr denilen bir tür kumlu toprakla karıştırdı ve buna dinamit adını verdi. Dinamit deyimi, Yunanca güç, kuvvet, anlamına dynamis kelimesinden geliyordu. Daha sonraları, söz konusu kumlu toprak yerine talaş, un, magnezi ve sodyum karbonat kullanıldı. Böylece, nitrogliserinin daha az duyarlı ve tehlikeli olması sağlanmıştı. 
 
Esas (temel) unsurlarının karışımıyla meydana gelen dinamit, hamur halinde plastik gibi, camcı macununu andıran bir görünüş alır. Sonra çapı yaklaşık olarak 5 santim, uzunluğu 20 santim olan çubuklar haline getirilir. Her çubuk su geçirmez kağıtla sarılır. Su geçirmez kağıt aynı zamanda parafine batırılmıştır. Yol ve büyük binaların yapımında,barajlar için, tüneller açmak amacıyla delinmez, aşılmaz kayalıkların havaya uçurulmasında kullanılan dinamit, bu tür uygulamalarda insanlık için çok yararlıdır. Ancak, kötü, yıkıcı, öldürücü amaçlarla da kullanılır. 


Alfred Nobel, buluşunun karşılığında milyonlara sahip olmuş, buna rağmen, dinamitin kötü ve ölümcül amaçlarla kullanılması ihtimalini hiçbir zaman aklından silememişti. Bunun savaşlarda öldürücü bir silah niteliğiyle kullanılabileceğinin farkındaydı, insanlığı daha barışçı bir yolda yürümeğe sevk etmek için, servetiyle Nobel Armağanı denilen uluslararası bir kurum tasarladı. Bu kurumun denetimi İsveç Hükümetinin elinde olacaktı. 





Her yıl çeşitli konularda ve dallarda (tıp, matematik, fizik, edebiyat, politika ve diplomasi gibi ) insanlığa en yararlı olduğu kabul edilen ve özel bir kurul tarafından seçilen kimseler, o konuda veya dalda Nobel Ödülü alacaklardı.

ALFRED NOBEL

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ