Eski dilde, mesuliyetsiz, mesul tutulamaz, sorumsuz, muaf ...

Layüsel,
Eski dilde, mesuliyetsiz, mesul tutulamaz, sorumsuz.
Mesuliyetsiz,
Mesul tutulamaz. 
Sorumsuz.
Muaf,
Arapça, Layüsel (ﻻ ﻳﺴﺌﻞ) 
Arapça, layusel, Kendisine soru ve hesap sorulmaz, sorumlu tutulmaz, sorudan muaf demektir.

Eski dilde duvar...

Lad,
Farsça, Lad, duvar demektir.
Dar,
Cidar, 
Arapça, duvar, [جدار ]
Farsça, duvar, [ دیوار ] 
Duvar,
Örek,
Dikey düzlem,


Eski dilde duvar.
Dıvar, Divar,

Ars, iki duvar arasında olan duvar.

Bir binanın bedenini meydana getirmek, bir yeri çevrelemek, bölmek, bir ağırlığa dayanak sağlamak, toprak veya suyu tutmak gibi amaçlarla taş, tuğla, kerpiç, ahşap vb. malzemeden gereken kalınlıkta örülen ve diklemesine yükselen yapı.

Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem, örek.

Süt ve yumurtayla yapılan bir Arnavut tatlısı...

Kaymaçina,
Kaymakçina,
Kaymaçina Tatlısı,
Kaymacına,
Rumeli Tatlısı.
Kaymakcına, 
Kaymaçına,
Şazıman,
Tez pişti,


Kaymaçina Rumeli mutfağının en sevilen sütlü tatlılarından birisidir. Bir başka Rumeli sütlü tatlısı olan "Tez Pişti" ile benzerlikler gösterir. Hayvancılık ve mandıracılık faaliyetleri ile yoğun ilgilenen Rumeliler özellikle hayvanlarının yavruladığı zamanlarda komşularına hediye ve bu bereketi müjdelemek için kaymaçina yapar dağıtırlar. 

Özellikle Hıdrellez zamanlarında Hıdrellez pidesinin orta yeri açılıp bu tatlı konularak sofrada sunulur. Balkanların birçok yerinde rasladığımız kaymakçina tatlısını Trakyada özellikle Pomak ve Selanik göçmenleri yaşatmaktadır. Trakya'da Kırklareli'nin Istrancalar bölgesinde yer alan Balkan köylerinde bu tatlı gelenekten gelen aktarımlarla yöre mutfağında diri tutulmaya çalışılmaktadır. Şivesel özellikler sebebiyle "Kaymaçına-Kaymaçina" olarak da isimlendirilen bu sütlü tatlı içeriğindeki yumurta sayısı sebebiyle kokusu yönünden ağır bulunsa da, işinin ehli ellerde iyi özleştirilmiş ve yavaş ateşte fırınlanmasıyla bu durumu tersine çevirebilmektedir. 

Malzemeler;
1 Litre süt,
7 Çiğ ve oval yumurta,  
2 Su bardağı şeker,
1 Paket Vanilya,
1 Kaşık un, 

Hazırlanışı;
Yumurtaları derince bir kaba kırarak karıştırmaya başlayalım. İçine unu, şekeri, vanilyayı ilave edelim. Sütü yavaş yavaş ilave ederek köpük köpük oluncaya  kadar güzelce karıştıralım. İyice özleşene değin karıştırdığınız tatlımızın üzerinde oluşan fazla köpükler bir kaşıkla alınır.

Kaymakçinayı pişireceğimiz orta boy tepsinin dibine toz şeker döküp şekeri yakalım. Sonrada üzerine hazırladığımız karışımı dökelim. 185 derecelik fırında yarım saat pişirelim. Üzeri içeriğindeki yumurtalar sebebiyle kızarıncaya-hafif kahverengiye dönünceye kadar fırınlamaya devam edelim. Daha sonra 150 dereceye düşüreceğimiz fırında bir saat daha pişirelim. Koyulaşıp kıvamlanınca pişmiştir. Eser dinlendirilip, buz dolabında soğutulur. 

Dünyanın en değerli akvaryum balığı cinsi ...


Aro,
Aro Dynasty,
Dünyanın en değerli akvaryum balığı cinsi.
Dünyanın en değerli, en pahalı (80 bin dolar) akvaryum balığı.

Akvaryum, 
Fr. aquarium, 
İng. aquarium
Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabıdır.
Kökeni Latince su anlamına gelen aqua ve yer, bina anlamına gelen rium son ekinin birleştirilmesiyle oluşan aquarium kelimesinden üretilmiştir. 

Akvaryum Balıkları;
Anomala, 
Amano karidesi,
Aro, (en değerli akvaryum balığı)
Agassizi,
Ateş ağız Çiklit, 
Ateş Kuyruk,
Astronot,
Bleeker (Yosun yiyici balıklar),
Beta, (Son derece kavgacı ve hırçın bir balık.),
Borelli, Bolivan Ram, Barbodes, 
Boraras (Cüce, Leopar)
Cam Kedibalığı, Cennet balığı,
Çiklit Balıkları( Kakadu,  Sayika, Limon), Çöpçü Balıkları (Benekli),
Discus-Diskus,
Festivum,
Gökkuşağı balığı,
Gürami-Colisa 
(İncili, Mavi iplik, Çikolata, Bal, Cüce, Portakal, Çizgili İplik, Dudaklı, Öpüşen)
Gümüş Aravan, 
Japon Balıkları,
Kakadu(Lekeli), Kılıçkuyruk, Körkafa,  


Koi (büyük ve değerli bir akvaryum balığı),
Liberty (Vahşi Molly),
Lepistes (Guppy, Campoma), 
Mandalina balığı, 
Molly-Moli (Balon, Siyah), Melek Balıkları, 
Malavi,
Neon (Tetra),
Parodon (La plata),
Piranha,
Platy (Plati), 
Peguen Platy,
Ramirezi, Rubin,  
Rasbora (Fener, Karaleke, Güzel kuyruklu),

Sarı prenses,
Sazan Balığı (Kanbur, Cüce, Texas, Mavi-Jamaika, Altın, Banderolen, Küba-Gambusia)
Severum,
Salyangoz (Postacı, Elma),
Tilapia, Tilapiini, 
Tetra Balıkları,

Zebra.

Nezleye verilen bir ad...

İngin,
Nezle,
Burun akması, aksırma ile beliren hastalık, 
Arapça, nezle,  ( نازله ).
İnmiş. Sıkıntı. Zükâm, 
Engi (Halk dilinde).
Nezleye verilen bir ad.
Nevazil,
Zükam, 


Dumağı,
Tumağı,

Çaputlama,
Nazile,

Arapça soğuk algınlığı, [ زکام ] 
Soğuk alma, 
Rusça: nasmork
İngilizce: flue Grip.
İngilizce: common cold,(soğuk algınlığı)

Arapça, nuzul, (ﻧﺰﻟﻪ) 
Nuzul kelimesi, aşağı inmek anlamındadır. Buradan türetilen nezle kelimesi arapçadır. 
Daha ziyade soğuk algınlığında ortaya çıkan ve burun akması şeklinde kendini gösteren, virüslere bağlı yukarı solunum yolları hastalığı, zükam.


Nezle
Nazofarenjit, rinofarenjit, akut koriza ya da soğuk algınlığı olarak bilinir. Vücudun herhangi bir yerinden gelen akıntıdır. Nezlenin tedavisi yoktur, ancak semptomlar tedavi edilebilir. Üst solunum sisteminde oluşur. Çok kolay yayılan ve daha ziyade burnu etkileyen bir bulaşıcı hastalıktır. Öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı (rinore) ve ateş ile görülür. Hastalık bir haftada ya da yedi günde geçer.

Nezle en çok burnu, farenjit boğazı ve sinüzit sinüsleri etkiler. Enfeksiyondan korunmak için başlıca yöntem elleri yıkamaktır. Bazı bulgular maske takmanın da faydalı olduğunu göstermektedir.

Ortalama bir yetişkin insan yılda iki ya da üç kez nezle olur. Ortalama bir çocuk yılda 6-12 kez nezleye yakalanır. Antik çağlardan beri insanlarda nezle görülmektedir.  

Han-ı Yağma, Tevfik Fikret’in, “Yiyin efendiler yiyin” nakaratıyla da bilinen ünlü şiirinin adı ...

Hanı yağma.
Han-ı Yağma,
Tevfik Fikret’in, “Yiyin efendiler yiyin” nakaratıyla da bilinen ünlü şiirinin adı.

Trikinofobi, Gıda zehirlenmesinden korkma...

Trikinofobi,
Gıda zehirlenmesinden korkma.

Pupafobi, Kukladan korkma. ..

Pupafobi,
Kukladan korkma.
Kuklalardan korkma.

Mil, Selin getirdiği kumlu ve çamurlu toprak...

Mil,
Selin getirdiği kumlu ve çamurlu toprak.

Yurdumuzun tatlı sularında yaşayan bir balık ...

Froti, 
Barbus Barbus,
Ponwa,
Bıyıklı balık,
Froti,
İmsirak,
Kersine.



İlik balığı, Gördek,
Lipari.
Acıbalık, Afanyus, Ak levrek,
Aynalı Sazan, 
Bıyıklı balık, Bıyıklı sazan, 
Barbus Barbus, 
Cüce sazan
Çamur sazanı (Siyah sazan), Çapak balığı, Çapaki
(Bodur Çapak, Ak Çapak),
Çılpık, Çim sazanı (Amur), Çörüş balığı,
Dağ alabalığı, Dikence,


Eğrez (Egrez) balığı, Gambusya,
Gocut balığı,
Gördek,
Gümüş,
Horozbina,
İmsirak,
İlik balığı, kepekleme,
İnci balığı, (Darah).
Kadife Balığı,(Yeşil Sazan).
Kambur sazan,


Karakeçi, Karaman, Kayabalığı,
Kersine.
Kefele (Bekir, Kasna), Kellen, Kepekleme, 
Kepenez (Beledi),
Kızılgöz, Kızılkanat, Kocaağız (Sis balığı),

Levkit balığı, Lota,
Mahsi, Morina (Huso huso), Mahsi,
Perki, Ponwa,
Siraz (Gocut balığı).
Sudak, Salya (Lucioperca lucioperca),

Şaput, Fırat ve Dicle ırmaklarında yaşayan yayınbalığına verilen ad.
Şebbot balığı, Mezopotamyada karaburun sazan balığına verilen ad.
Taranga, Rumca adı (Perki) Bargam, Kalinos
Turna balığı, Yılan balığı,
Yayın Balığı, ( Gelebicin, Galyanos, Gılyanus, Yılanus, Kelebek, Atbalığı, Su aygırı, Karabalık, Ağzı büyük, Şaput.


Asya'nın tropik bölgelerinde yaşayan hörgüçlü bir sığır türü ...

Zebu,
Asya'nın tropik bölgelerinde yaşayan hörgüçlü bir sığır türü.
Asya'nın tropikal bölgelerinde yaşayan hörgüçlü bir sığır türü .

Zebu,
Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.
Hörgüçlü bir sığır türü.
Zebu, 



Latince zebu.
Bos indicus sığırı.
Bilimsel adı, 
Bos primigenius indicus .
Zebu, Hindistan'ın yanı sıra Asya'ya ve Tropikal Afrika ile Madagaskar'a özgüdür. 
Boynuzlugiller familyasından, memeli bir hayvandır. Sığırdan başlıca ayrılığı omuzunun üzerinde büyüyecek bir kas tümseğinin bulunması ve değişik büyüklükte olabilen özgün boynuzlarıdır. (bazı ırklarda boynuzların uzunluğu 1,20 m'yi bile aşar). 

Zebu uysal ve dayanıklı bir hayvandır; sıcak iklimlere çok iyi dayanır. Her iki türün iyi yanlarından yararlanmak için zebu ile sığır çiftleştirilir. Zebu, Amerika ve Avustralya' ya da götürülmüştür. Zebu derisi sığır derisi gibi sepilenir ama hayvanın sırtındaki hörgüç nedeniyle işlenmesi daha zordur.

Denizli'nin Acıpayam ilçesinde bir yayla ...

Eşeler,
Denizli'nin Acıpayam ilçesinde bir yayla.

Acıpayam Yaylaları;   
Gireniz Yaylası:   Acıpayam ilçesinin güneyindedir.    
Eşeler Yaylası:   Acıpayam'ın doğusunda yer alır. Dodurgalar Kasabasından ulaşılır.    

Şaman Yaylası:   Acıpayam'ın güneybatısında, Tavas ilçe sınırındadır. 

Acıpayam, 
Ege Bölgesi'nin güney doğusunda, Akdeniz Bölgesi dahilinde bulunur. Denizli iline bağlı bir ilçedir. 


Acıpayam, Akdeniz Bölgesi'ndedir. Acıpayam, 940 m rakımlı, 1628 km² yüzölçümü olan Denizli'nin en büyük ilçesidir. 

Acıpayamın doğusunda, Burdur iline bağlı Çavdır, Yeşilova ve Gölhisar ilçeleri vardır. Batısında Tavas ve Beyağaç, kuzeyinde Serinhisar ve Çardak ile güneyinde Köyceğiz ve Çameli ilçeleri sınırları oluşturur. İlçe merkezi ve merkeze bağlı 14 belediye, 38 köy ile, toplamda 52 yerleşim birimi vardır.


Denizli'nin Yaylaları

Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kahya.

Kethüda,
Kahya,
Farsça, kethüda,  kahya کدخدا .
Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kahya.
Eskiden büyük devlet adamlarının, zenginlerin işlerini gören kimse, kahya,
Sanat ve meslek erbabının işlerine bakmak üzere esnaf arasından seçilip hükumetçe tayin edilen kimse.

Nesne, şey ...

Nen,
Nesne,
Şey,
Obje,
Herhangi bir şey.
Nesne,

İngilizce: object, 
Fransızca: objet, 
Almanca: Objekt, 
Gegenstand, 
Latin: objectum
Rusça, dopolneniye
Arapça, كائن

Karşıda bulunan, karşıya konan anlamındadır.
Karşımızda bulunan şey. 
Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanan nesne.
Kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey.
Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek nesne,
Gerçeklik olarak, dış dünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey. 

Cümlede yüklemin doğrudan etkisinde kalan geçişli fiilin zorunlu kıldığı tümleç, düz tümleç.
Öznenin, zihin ve bilincin dışında ve ondan ayrı olarak bulunan şey, bilgiye konu olan şey, obje.

Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. 
Öznenin dışında kalan her konu, obje.

Bir şey, hiçbir şey.  

“Rus Beşleri” adlı grubun üyesi olup özellikle “Prens İgor” adlı operasıyla tanınmış besteci ...

Borodin,
Aleksandr Borodin,
1833 Sankt-Petersburg, Rusya - 1887 Sankt-Peterburg, Rusya.
Prens İgor adlı operası,
Borodin’in Prens İgor adlı operasının ikinci sahnesinde yer alan Poloveç Dansları, melodik yapısı ve doğu halk melodilerini duyuran özelliğiyle dikkat çeker. 
Rus Beşleri adlı grubun üyesi olup özellikle “Prens İgor” adlı operasıyla tanınmış besteci.

Rus Beşleri;
  1. Aleksandr Borodin (1833-1887), [Prens  İgor]
  2. Cezar Cui (1 835-1918), 
  3. Mili Balakirev (1837-1910), [İslamey adlı piyano fantezisi ]
  4. Modest Mussorgski (1839-1881), [Trajik operası Boris Godunof ]
  5. Nikola Rimski-Korsakov (1844- 1908), [İspanyol Kapriçyosu, Şehrazad adlı senfonik süiti]
Rus Beşleri, Rus müziğini esas alan ve bunun için bir araya gelmiş bestecilerdir. Rusya’da birçok etnik toplulukların birleşmesi sonucu, zengin bir halk müziği oluşmuş. 

Halk melodileri, dinsel müzikler ve sanat müziğinin sentezi ile ortaya çıkan ulusal Rus Müziğidir. Rus Beşleri, batı müziğinin etkisinden sıyrılmaya çalışan bir grup olup Rus ruhunu taşıyan müzikleri bestelemiştir.

Rusya’nın her yöresinden halk melodilerini yoğun bir şekilde kullanan Balakirev, Rus Beşleri içinde müzik eğitimi görmüş tek besteci olup, İslamey adlı piyano fantezisi ile ünlüdür.

RUS BEŞLERİ - Mili Balakirev


"Baş bulgur" da denen pilavlık bulgur. ..

İrinti,
Baş bulgur da denen pilavlık bulgur.
Bulgurluk buğday, yörede sarıbursa denilen kırmızı, sert buğdaydan olur.

Buğday kalburlardan elenir. Elendikten sonra suda yıkanır, kara kazanlarda hedik yapılır. Evin damına serilen bezler üzerinde kurutulur. Kurutma esnasında bozulmanın, ekşimenin olmaması için belli aralıklarla karıştırılır. 


Yağmurdan ıslanmamasına dikkat edilir. Sonra içindeki ot tohumları vb. temizlenir. Daha sonra değirmene götürülerek, dinkte döğdürülür, kabuğunun çıkması sağlanır. Savrulur ve öğütülür. Buna bulgur denir. Bulgurları korumak için bulgur çeşitlerinin konulduğu bez torbaların içine az miktarda tuz karıştırılır. Eve getirilen bulgur, kalburlarla savrulur, savrulma sonucu çıkan kepekli bulgura pıtpıtı(pıtik) denir. Pıtpıtı (pıtik), Pıtpıtı çorbası yapılır. Hayvanların yemlerine de katılarak değerlendirilir.


Bulgur elenerek boylara ayrılır:
Baş bulgur (iri bulgur, irinti) : 
Dolma yapımı, batırma, pilav ve tevek sarmasında sıklıkla tercih edilir.


Orta bulgur : 
Pilav vb. de tercih edilir.

Düğür (düğürcek, simit, sümüt)
Bulgurun en ufağıdır. Özellikle yaşlılar, dişi kalmayanlar simit bulgurdan yapılmış pilavı tercih ederler. Düğürden kısır, çiğ köfte de hazırlanır. Çiğ köfte için; çiğ köftelik bulgur (orta bulgurun daha incesi) kullanılır.

Bulgurun ölüsü :
Bulgur elenirken baş bulgurdan daha iri, genellikle haşlanmış buğdayın ikiye bölünmüşü en üstten el ile toplanarak ayrılır. Buna bulgurun ölüsü denilir. Pilav yapımında kullanıldığı gibi baş bulgura karıştırılarak da kullanılır.

Gendime, (Döğme-Dövme),
Kaynatılmış buğdaydan yapılır. Bu haşlanmış buğday değirmen sokularında döğülerek elde edilir. Bundan çorba ve aşure yapılır. Halk arasında genelime adı verilir. Buğday yıkanır, kurutulur, ayıklanır, değirmende biraz ezilmek suretiyle elde edilir. Genellikle çorbalarda, bazen da pilav yapımında kullanılır.

Yarma (Köftelik),
Buğday değirmende sokuda döğdürülür. Unlu bir görünümdedir. Köfte yapımında kullanılır. Etsiz köftelerin ve sarmaların yapımında kullanılır. Buğday yıkanır, kurutulur, ayıklanır. Değirmende belli bir kıvamda öğütülür. Bulgura göre daha ince ve unlu bir görünümü vardır. Yarma elenerek irileri ayırt edilir. Ayırt edilen iri yarmaya irinli adı verilir. Çorba ve bazı dolmalarda kullanılır.

Yarmaca,
Siyah-Kara nohut el değirmeninde çekilerek iki parçaya bölünür. Bu nohut türü çorba ve pilav yapımında kullanılır. Görünümü nohudun ikiye bölünmüş ve biraz daha küçük halidir. Özellikle bulgur pilavı yapımında kullanılır.


Put …

Sanem, 
Fetiş, 
Haç, 
Put,
Farsça but, 
Azeri, büt 
Rusça, idol  

Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş.  

Put kelimesi yörelere göre başka anlamlarda da kullanılmaktadır. 
Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik.  
Ağırlık ölçüsü (16 Kg., Batman, Üç tenekelik tahıl ölçüsü). 
Besiye verilen hayvan. 
Eski paralardaki resimler. 
Saban demirini yerine tutturan çivi

Yannis Ritsos’un, dilimize de çevrilmiş bir şiir kitabı...

Erotika,
Yannis Ritsos’un, dilimize de çevrilmiş bir şiir kitabı.

Yannis Ritsos,
D. 1 Mayıs, 1909 Monemvasia – Ö. 11 Kasım, 1990
Yunan şair.
Ritsos 1977 Lenin Uluslararası Barış Ödülü sahibi.
Peloponez yarımadasında Monemvasia'da doğdu. Liseyi burada bitirdi ve Atina'ya gitti. 

Verem hastalığı nedeniyle 1927–1931 yıllarını bir sanatoryumda geçirdi. İlk şiirlerini burada yayımlamaya başladı. 1931 yılında komünist gruplara katıldı.

Şair, solcu siyasal görüşleri yüzünden Ege Adalarına sürgüne gönderilmiş. 
Yunanistan’da yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, ayrıntıları bütün yalınlığıyla şiirlerine yansıtmış. Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır.

Eserleri;

  • Alışkanlıklar Da Değişir
  • Umarsız Penelope
  • Yaşlı Kadınlar ve Deniz
  • Helena ve Nöbetçi
  • Boyun Eğmeyen Ülke
  • Graganda
  • Erotika
  • Dikkatli Ariostos (Anlatı/Roman)
  • Seçme Şiirler
  • Tüm Şiirleri
  • Ölü Ev
  • Taşlar, Yinelemeler, Parmaklıklar
  • Trakter (1934, Traktör), 
  • Epitaphios (1936),
  • Ayışığı Sonatı (1956)
  • Parantezlerdeki Ritsos
  • Rumluk Yaşlı Kadınlar ve Deniz
  • Bir Mayıs Günü Bırakıp Gittin Beni
  • Görülmemiş Bir Çiçek Açma


Otlak ...

Örü,
Mera,
Otlak,
Hayvan otlatılan yer, mera, örü.
Salmalık,
Yaylak,
Örü,
Köylerde tüm köye ait olan ve hayvan otlatılan yerdir.



Hayvanların otlamasına, sürülerin yaylacılık sırasında geçmelerine bırakılmış, üzerinde yetişen otların türü bölgenin yüksekliği ve doğal koşullarına bağlı olarak değişen topraklara verilen ad.

Mera, otlak, yaylak, meyilli, engebeli ve taban suyunun derinde olduğu yem bitkilerinin bulunduğu alanlara ve hayvancılık amacı ile kullanılan alanlara örü de denir. Bu topraklar hayvancılık amacıyla kullanılır.

Engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Yağış suları sızarak veya yüzey akışı ile kaybolurlar. Toprakları sığ, kumlu veya çakıllı bir türdendir. Su tutma kapasitesi düşük ve yağışlı dönem haricinde kurudur. Bu alanlar su, bitkiler için yeterli değildir. Bitki örtüleri seyrek ve kısadır.

Siyanür, Hidrosiyanik asidin tuzu ya da esteri olan çok güçlü bir zehir ...

Siyanür,
İngilizce, cyanide
Fransızca, cyanure, 
Almanca, Zyanid
Arapça, السيانيد
Çok kuvvetli zehirlerden biridir.
Hidrosiyanik asidin tuzu ya da esteri olan çok güçlü bir zehir.
Kimyada (CNH) formülü ile gösterilen organik bir bileşiktir.
Siyanür hem gaz hem de kristal tuz formunda olabilir. 

Son derece toksik kimyasal bir bileşiktir. Hidrojen siyanür (HCN) gibi renksiz bir gaz, Sodyum siyanür (NaCN) veya Potasyum siyanür (KCN) gibi kristal formda bulunabilir.  
Hidrojen siyanid veya HCN olarak da bilinen hidrosiyanik asit, endüstriyel olarak büyük çapta üretilen, uçucu bir sıvıdır. 

Organik siyanitlere genellikle nitril denir. Nitrillerde, CN grubu, kovalent bir bağ ile karbona bağlanır. Siyanür, bir karbon ve bu karbona bağlı üç azot atomu içerir. Sodyum siyanür, Potasyum siyanür, Hidrosiyanik asit, Prussik asit.

Endüstride, kağıt yapımında, tekstil ve plastik imalatında, metalürji ve fotoğrafçılık sektörlerinde kullanılmaktadır. Tıpta da siyanürlerle birçok mikrop öldürücü ilaçlar yapılır. 

Siyanür, hem doğal süreçler hem de endüstriyel faaliyetler sonucunda suya, toprağa veya havaya girer. Soluma ile, su içerken, yemek yerken veya siyanür içeren topraklara dokunarak siyanüre maruz kalınabilir. Siyanür gazı solunması en fazla zarara yol açar. Sodyum siyanid ve potasyum siyanid gibi tuzlar oldukça toksiktir. 

Siyanür, solunduğu zaman vücut hücrelerinin oksijen kullanmasını önler yani hücreleri öldürür. Herhangi bir şekilde büyük miktarda siyanüre maruz kalmak bilinç kaybı, düşük kan basıncı, akciğer hasarı, yavaş kalp hızı ve solunum yetmezliğine neden olan  ölümcül bir zehirdir.

Siyanürün özellikleri;

  • Siyanür doğal bir birleşim olup karbon ve azottan oluşur.
  • Madencilikte altın kazanımı için siyanür uzun zamandan beri kullanılmaktadır.
  • Modern dünyada siyanür yaygın bir şekilde kullanılan bir kimyasaldır. 
  • Siyanür sanayide kullanılır. Kullanılan siyanürün %20' si Madencilik sektöründe kullanılır.
  • Siyanür kimyasal ,fiziksel, biyolojik şekilde oluşmaktadır. 
  • Doğada sabit şekilde bulunmaz bozuşma gösterir.
  • Siyanür kanserojen ve radyoaktif değildir.
  • Ağır metal değildir. 
  • Üretilen siyanür güvenle kullanılabilir, saklanabilir ve nakledilebilir.
  • ABD çevre departmanı içme suyunda siyanür konsantrasyonunu 0.2 ppm olarak sınırlandırmıştır.

Hamamlarda soyunma yerleri...

Keçelik,
Hamamlarda soyunma yerleri.
Arapça, Hamam,  حمّام, 
Hamam,
Hammam,
Özel bir düzenle ısıtılan sıcak ve soğuk suyu bulunan, yıkanma amacıyla kullanılan yapı.
Hamamlar, uzun müddet kalmamak şartıyla, sıcak su ve sabunla yapılacak vücut temizliği için iyi bir yıkanma ve temizlenme yerleridir.

Hamamda terleyen vücudun, bir bez veya süngerle ovularak yıkanması, vücutta kan dolaşımını kolaylaştırarak insana rahatlık verir.

Antik Romalılar'a kadar uzanır. Vezüv yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompeii şehrinde yapılan kazılar, Romalılar'ın kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Roma'daki hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için kullanılmış. 

Natır,
Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan kadınlara denir.

Tellak,

Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan erkek kişilere denilir.

Türk hamamları ve özellikleri;
Türkler İstanbul'un fethinden sonra burada ve Osmanlı Devletinin dört bir yanında binlerce hamam yaptılar. Bazen hamamlarda içki alemlari de yapılırdı. On yedinci yüzyılda, sadece İstanbul'da 168 büyük çarşı hamamı vardı.

Türk hamamları başlıca üç kısma ayrılır:
Soyunma yerleri
Yıkanma yerleri:
Soğukluk,

Hamam (Sıcaklık);
Isıtma yeri (Külhan)
Soyunma yerleri, Keçelik.
Geniş bir sofa ve çevresinde bölmeli sekiler bulunur. Yıkanan kimseler, bu sekilerde uzanıp dinlenirler.

Yıkanma yerleri
Soğukluktan geçilerek girilen hamam kısmına denir. Burası da bazı bölümlere ayrılır: Kurna başı denilen herkesin teker teker yıkandığı yer, halvet adı verilen kapalı ve yalnız başına yıkanma hücreleri. Bir de üzerine uzanıp ter dökülen göbek taşı bulunur. Burası, hamamın mermer kaplı zemininden daha yüksek yapılmış ve çeşitli geometrik şekillerde olabilen yerdir.

Isıtma yeri - külhan
Hamamın altında olup burada ateş yanar. Ateşten yükselen alev ve duman, mermer zeminin altındaki özel yollardan, duvar içlerinden geçer, tüteklik adı verilen bacadan çıkar.

Külhandaki ocağın üzerinde sıcak su kazanı, onun da üzerinde soğuk su deposu bulunur. Ocağın dip kısmındaki birkaç kanal, hamamın yıkanma yerinin ortasındaki göbek taşının altına kadar uzanır. Ocakta yanan odunların tesirli alev ve dumanları, bu kanallardan göbek taşının altına gider. Bu taşın altındaki karanlık yer çok ısındığından buraya cehennem denir.

Çarşı hamamları, haftanın belli günlerinde kadınlara, başka günlerde erkeklere açıktır. Çifte hamam olanlar ise birbirine bitişik iki hamam olup, biri kadınlara, diğeri erkeklere ayrılmıştır. Bu hamamlar her gün açıktır.

İstanbul'un ünlü ve Dünyaca tanınmış hamamları, Bayezit, Çemberlitaş, Hoca Paşa, Fındıklı hamamları, Fatih'te Mehmed ağa hamamı'dır. Zamanla tahribata dayanamayıp yıkılmış hamamlar da vardır. Padişah ve çevresindeki zenginlerin meşhur konak hamamlarından hiçbiri bugün kalmamış. Birde Saray hamamları Topkapı ve Dolmabahçe vardır. 

Bursa'nın doğal, sıcak ve kükürtlü sularıyla meşhur kaplıca hamamları vardır. Gönen kaplıca hamamları çok meşhurdur.

Sauna,
Fin hamamına ise sauna denir.
Duman saunasına da Enonkoski denir.
Fin hamamları (saunalar), Türk hamamından oldukça farklı bir geleneğin ürünüdür. 
Geleneksel Fin hamamında mayo, havlu veya peştemal pek giyilmez, çıplaklık bu toplumda tabu değildir. Aileler saunaya hep birlikte giderler. Bu eski bir gelenektir, pek çok ailenin özel saunası vardır. Kamuya açık saunalarda erkek ve kadın bölümleri ayrıdır. Saunalar cinsellikle ilgili görülmez. Fin halkı için sauna, kiliseden sonra en kutsal kabul edilen mekandır. XX. yüzyılın başlarına kadar pek çok Fin kadını çocuklarını sıcak ve temiz bir ortam sayılan saunada doğurmuştur.

Saunada loş bir ışık vardır, konuşulmaz, sessizce ve rahatça oturulur. Sıcaklık genellikle 80-110 °C' dir. 

Vihta, üzerinde yaprak bulunan huş ağacı dallarını birbirine bağlanmış halidir. Vihta ile ciltlerine hafifçe vurularak kan dolaşımını hızlandırır. Huş ağacı kokusunun da ferahlatıcı etkisi için kullanılır.

Gambia'nın para birimi ...

Dalasi,
Gambian dalasi,
Dalasi, Gambiya para birimidir. 
Gambiya Dalasisi, (D)
Alt birimi Bututs,


Gambiya dalasisi kodu GMD kısaltmasıdır. 
Gambiya Dalasisi, 100 bututs birimine bölünür. 
GMD Central Bank of The Gambia tarafından denetlenmektedir.



Gambia,
Gambian,
Senegal'e komşusudur.  Atlantik kıyı şeridinin dar olduğu küçük bir Batı Afrika ülkesidir. Ülke, Gambiya Nehri civarındaki çeşitli ekosistemleriyle tanınıyor. 


Ülkedeki, yaban hayatı, Kiang West Ulusal Parkı ve Bao Bolong sulak alanlarındadır. Burada maymunlar, leoparlar, suaygırları, sırtlanlar ve nadir kuşlar bulunur. 


Ülkenin Başkenti; 
Banjul
Önemli şehirleri;
Banjul,
Serrekunda,
Abuko,
Brikama, Bakau, Bansang,
Lamin, 
Farato, Farafenni,


Gunjur, 
Sabi, 
Demba Kunda,  

Nüfus: 2.101 milyon (2017) 
Resmi dili: İngilizce.

Japonların vücut teması kurmadan birbirlerine verdikleri selam ...

Ojigi,
Japonca   
Japonya'da selamlama.
Eğilerek yapılan Japon selamı.
Sosyal veya dini durumlarda yaygın olarak kullanılan selamlama.
Saygı, özür veya minnettarlık işareti olarak kullanılan kişinin kafasını veya gövdesinin üst kısmını eğme eylemidir.
Japonların vücut teması kurmadan birbirlerine verdikleri selam.
Selamlama, eğilme,

Henei, 
Japonca 返礼
Mukabil selam, selamlamaya karşılık verme; 


Çeşitli şekillerde yapılan bu selamlama hareketinin herbiri farklı anlam ve biçimdedir.
En yaygın olan üç tanesi şunlardır. (Eshaku, Keirei, Saikeirei)

Eshaku,
Japonca 会釈;
Genellikle bir kişinin üst gövdesinin yaklaşık 15 ° 'lik hafif bir eğimiyle yapılır. Eğme pozisyonunda, birinin gözleri ayağının önünde üç metre aşağı yukarı bakmalıdır. Genellikle aynı statüye sahip meslektaşları arasında veya daha fazla resmi hareketin gereksiz olduğu düşünülürse, örneğin sokakta rasgele birine rastlamak gibi bir şey olduğunda, iş dünyasında çok rahat bir selamlama şeklidir.

Keirei, 
Japonca 敬礼;
Japon işinde en yaygın kullanılan ojigi çeşididir. Eshaku'dan daha resmi ve saygılı bir izlenim verirken, son tür ojigi olan saikeirei ile karşılaştırıldığında daha az beceriklidir. Geleneksel olarak, keirei, üst gövdenin yaklaşık 30 ° 'lik bir eğimiyle gerçekleştirilir. Kıvrılma pozisyonunda, birinin bakışları ayaklarının önünde yaklaşık 1 metre yerde durmalıdır. Kullanımı için olası senaryolar arasında müşterileri selamlamak, bir toplantıya katılmak ve işteki üstlere teşekkür etmek yer alır.

Saikeirei, 
Japonca 最 敬礼,
Adından da anlaşılıyor. En büyük saygıyı gösteren selamlama, ojigi. En saygılı jest.
Çoğunlukla çok önemli personeli tebrik ederken, özür dilerken ya da büyük iyilikler için kullanılırken kullanılır. Saikeirei, üst gövdesinin, tipik olarak 45 ° ila 70 ° arası eğme. Ek olarak, saikeirei yalnızca ciddi durumlarda kullanıldığından, kişinin saygı ve samimiyetini göstermek için nispeten uzun bir süre boyunca hala pozisyonda kalması beklenir.

İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş ...

Organze,
Fransızca, organza
İtal. organza
İng. Organza
Organdy.

İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş.
Organze, Bu kumaştan yapılmış. 

İpek, keten veya bunlara benzer sentetik iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde, hafifçe kolalanmış kumaş.
Şeffaf ipek kumaş,

Bu kumaştan yapılmış (giyecek).
Organzine, organzin ibrişimi.

Arapça, urgencі,
Urgenci, Özbekistan’ın ipeğiyle meşhur Urgenç şehrinin adından verilen kumaş.

Eski dilde arka çıkan, destek olan, yardım eden ..

Müzahir,
Muzahir,
Arapça, (ﻣﻈﺎﻫﺮ) 
Müzahir kelimesi, Arapça, yardım etmek anlamındaki muzaheret kelimesinden türetilmiştir.
Arka çıkan, destek olan, yardım eden.
Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı.

Arabozucu anlamdaki kelime ve Türkçede sık kullanılan müzevvir;
Arapça, müzevvir, [ مزور ] 
Arabozucu.

Cinsel ilişki ...

Cima,
Eski dile kullanılan bir kelimedir.
İnsanlarda çiftleşme, cinsel ilişki.
Arapça, cima [ جماع ] 
Cinsel ilişki.
Cima etmek, 
Cinsi münasebet. 
Çiftleşmek. 
Zamm etmek.

Nikahsız cinsel ilişkiye ise zina denir.
Zina, 
Arapça, [ زناء ] 
Nikahsız cinsel ilişki.
Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki.
Haram ve büyük günah olan ve nikahsız olarak yapılan cinsi münasebet.


Zina eden, 
Zinakar, 
Arapça zinakar, [ زناکار ] 

Zaniye,

Zina eden kadın. 
Meşru olmayan nikahsız cinsi münasebette bulunan kadın.
Arapça, zaniye, (ﺯﺍﻧﻴﻪ) 
Zaniye Arapça zanі kelimesinden türetilmiştir. Zani zina eden anlamından gelir. Zaniye, zina eden kadın demektir.
Zina eden kadın.  

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ