"Piyano Konçertosu", "Spartaküs" ve "Gayane" adlı bale müzikleriyle tanınmış Ermeni Besteci ...

Aram Haçaturyan, 
Aram Khachaturian,
Aram İlyiç Haçaturyan.
Ünlü Ermeni asıllı Sovyet bestecisi (1903-1978), 
Ermeni asıllı rus besteci ve orkestra şefi.


Haçaturyan, Sovyet müziğinin üç devi, Titans'ı olarak Sergei Prokofiev ve Dmitri Shostakovich ile beraber anılır.
 
Nahçıvanda fakir bir Ermeni ailenin çocuğu olan Haçaturyan, Tiflis doğumludur. 19 yaşında Moskova taşınmış. Aram önce viyolensel öğrendi. 1930 yılında Nina Makarova ile evlendi. 1934 yılında 30 yaşında Moskova Konservatuarından mezun olmuştur. 1943’de Komünist Parti’ye katıldı. Genelde eserlerinde klasik Avrupa müziği ve Ermeni halk müziğinden etkilenmiştir. 

Rusların doğuculuk geleneğini sürdürmüştür. Kafkas uluslarının ezgilerinden, müziklerinden esinlenerek yaptığı besteler dünyaca  gözde eserler olmuştur. 1951 yılında Moskova Gnessin Devlet Müzik ile Eğitim Enstitüsüsünde profesör olarak çalışmaya başladı.
Haçaturyan'ın bir çok eseri film ve Televizyon dizilerine konu olmuştur. Spartacus (TRT) ile  Frigya Adagio, Gayane (Kılıç Dansı) adlı balesi ile meşhur Sabre Dance gelen adagio ile ünlüdür.

Aldığı ödüller;
Yüzyılın en iyi bestekar ile şef ödülü-1951 (Moskova).
Yüzyılın en iyi bestekar ile şef ödülü (Viyana). 
Stalin ödülü (iki kez).
Sovyetler Birliği’nin halk sanatçısı ünvanı (1954).
Lenin ödülü (1959).

Ermeni Ulusal Marşı’nın da bestecisi olan Aram Haçaturyan, 1978’deErivan’da toprağa verilmiştir. Ermenistan'da anısına 1998 yılında 50 dram kâğıt para üstüne resmini koymuştur.

Eserleri;
Senfoniler; Senfoni No. 1- No. 2- No. 3
Piyano Konçertosu,
Keman Konçertosu,
Çello Konçertosu,

Masquerade Süiti,
Lermontov Süiti,

Bale; Spartaküs, Gayane, (meşhur kılıç dansı).
Oda müziği ; Keman ve piano için üçlü (1932), 
İvan’ın maceraları, Toccata, Etüd, Solo piyano, Piyano sonatı (1976)

Lezzeti tatlımsı ve anasonu çağrıştıran şemsiye çiçekli bir bitki ...


Rezene, (Foeniculum vulgare), 
Arapsaçı,
İrziyan, 
Raziyane, 
Mayana.
 
Apiaceae (Maydanozgiller) familyasından iki metreye kadar boylanan iki yıllık kokulu otsu bir bitkidir. Rezene şemsiye çiçekli bitkiler familyasındandır.  Lezzeti tatlımsıdır. Anason gibi tadı vardır. 
 
Akdeniz'de ve Orta Asya'da yetiştirilir. Tüm sıcak iklimli ülkelerde yetişmektedir. 

Rezene soğanımsı ve yuvarlak dişleri olan bir bitkidir. Beyaz bir sebzedir ve yeşil yaprakları vardır. Yaprakları soğan gibi büyürler. Salatası, yemeği yapılır. Rezene yemek ve salatada limonla bir şaheserdir.



Rezene tohumu (1-2 tatlı kaşığı) havanda hafifçe ezilerek dövülür. Orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suya atılır. Kaynar su içinde 8-10 dakika demlenir. Sonra süzülerek Meşhur Rezene Çayı elde edilir.  

Kansızlık, hazımsızlık, kabızlık, bebeklerde gaz sancısı, şişkinlik, ishal, kadınlarda adet düzensizliklerinin düzenlenmesi, solunum bozuklukları ve göz sağlığına iyi gelir.

Madagaskar yerlileri ölülerin kemiklerini toprağın altından çıkarıp, kasabanın etrafında bir tur gezdirdikten sonra tekrar gömülmesi törenine verilen ad.

Famadihana, 
Ölü döndürme, 

Madagaskar'da düzenlenen ve dünyada ‘Ölüler Günü’ olarak bilinen etkinlik.

Famadihana Madagaskar insanlarının bir mezar geleneğidir. Kemiklerin dönümü olarak bilinir. Famadihana yedi yılda bir uygulanan bu gelenek on yedinci yüzyılda başlayan, yeni ve genç bir gelenektir. 



Madagaskar yerlileri ölülerin kemiklerini toprağın altından çıkarıp, kasabanın etrafında bir tur gezdirdikten sonra tekrar gömüyorlar. Bu törene 'famadihana' adı veriliyor.

Madagaskar'da bir ölü ölünce, (ölü ölmez) insanların vücutları tamamen çürür. Ama ruhları atalarının dünyasına katılacağına inanılıyor. Bu sürece yardımcı olmak için aileler Famadihana adlı bir mezar geleneğini devam ettirmektedirler. Bu gelenekte, aileler her yedi yılda bir mezardan kemikleri çıkararak yeni ipek kumaşlara sararlar. Aileler ve sevdikleri yeni ipek kumaşa sarılan bu kemikler ve cesetlerle beraber bu mezar etrafında dans ederek havaya kaldırır. Sonra yeniden gömülür.   

Famadihana uygulaması ipek örtülerin maliyeti ve bazı Hıristiyan kuruluşlarının (Evanjelik Protestanlar) muhalefeti nedeniyle gerileme yaşıyor. Tören, ölü için onur olup sevdiklerine bağlanmak için toplanan grubun bir canlı müzik eşliğinde yapılan bir kutlamadır. Bu kutlamalar şarkı, dans, içki, gıda ve aileyi içerir. Aileler zebu et, yemekler, çorbalar, içecekler, tatlılar hazırlar ve hep beraer yerler. Törene ölü ve yakınları davet edilen bir aile birleşimidir.  

Dünyada ciddi cenaze geleneklerinden farklı olarak, famadihana töreni yas değil bir kutlama ve eğlence, kahkaha zamanıdır. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler, aile ve kasaba eşrafı ve hatta zaman zaman gelip geçenlerden önemli insanlar bu törenlere katılırlar.




Famadihana töreni aile bağlarını kutlamak için eşsiz bir ritüeldir. Bu bir festival havasındadır. Madagaskarda büyük bir sevinç içinde aileler cesetleri ile canlı müzik eşliğinde müzik ve dans eder, oyunlar oynanır, hayvan kurban edilerek etler çeşitli misafirlere ve aile üyelerine dağıtılır. Yaşlılar çocuklarının kendilerinden önceki ölen ölülerin önemini açıklarlar.  Ölülerin ruhları uzun yıllar yaşayabilir. İnsan vücudunun tam ayrışması tamamlanarak uygun törenlerle atalarının dünyasına katılmak inancına dayanan festival havasında bir törendir. Bu törenlerle geniş aile bir araya gelip akrabalıkları kutlanmaktadır.

Yaprakları maydanoza benzeyen, yenilebilir bir ot ...

Gimi,
Eğrelti otuna benzer gövdesi yenen bir bitki.
Yaprakları maydanoza benzeyen, yenilebilir bir ot .
Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü, beyaz çiçekli ve otsu bir bitki.

Yunan mitolojisinde kavga tanrıçası ...

Eris,
Eris (Farsça Zeki, akıllı, uyanık, zeyrek, uslu demektir).
Tanrıça dişi Tanrı demektir.
Yunan mitolojisinde Kavga Tanrıçası, Uyumsuzluk Tanrıçası, Nifak Tanrıçası, 
Yunan mitolojisinde Fesat Tanrıçası, Fitne Tanrıçası, Anlaşmazlık Tanrıçası,
Yunan mitolojisinde Savaş Tanrısı Ares' in kızkardeşidir.
Eris,Yunan mitolojisinde savaş tanrısı Ares'in kız kardeşi olup kavga, fitne ve fesat tanrıçası olarak bilinir. Truva Savaşı'nın çıkmasına neden olduğu rivayet edilir. 

Rivayete göre; Yunan tanrılarının en dürüstü, en dindarı olarak bilinen Aiakos'un oğlu Telamonunun kardeşi Peleus ile dönemin en iyi savaşcısı olan Aşilin annesi suyun tanrıçası, gümüş ayaklı Thetis ile evlenmek için tertipledikleri düğün törenine bütün tanrıları, tanrıçaları, ölümlüleri davet etmişler. Ama fitne ve fesat çıkartarak kavgaya neden olacağını düşünerek tanrıça Eris’i düğüne çağırmamışlar.    

Koca nifak tanrıçası hemen fitne ve nifak tohumlarını saçmış ortalığa. Üzerinde en güzel olana yazılı altın bir elmayı düğün alayına sunmuş. Hemen Zeus’un eşi Hera; en güzel ben olduğum için bu elma benim hakkım diyerek sahiplanmek istemiş. Amma düğünde bulunan Athena atılmış; nereden senin hakkın oluyormuş diyerek itiraz etmiş. Bu elma benim hakkım demiş. Yani çok güzel tanrıçaların arasında herkesin bildiği üzere en güzel benim diyen Afrodit almak istemiş. Güzellerin hepsi ben dha güzelim diyerek sahiplanmek isteyince ortalık karışmış. Bakmışlar olacak gibi değil. Hemen en büyük TanrıZeus’a soralım demişler.  Zeus düşünmüş taşınmış bir yol bulamamış. Bir tarafta kıskanç mı kıskanç karısı, öte tarafta Atena ile Afrodit gibi ateş parçası dilberler. Zeus çözüm olarak en güzel ve doğru kararı bir ölümlü verir diyerek yakışıklı Truva prensi Paris’i önermiş. Bunun üzerine, üç kadın da Paris’in aklını çelmek etkilemek için ona cilve yapmışlar. Hatta rüşvet önermişler. Hera beni seçersen, seni Avrupa ve Asya’nın efendisi yaparım demiş. Atena sana bilgelik ve cengaverlik bağışlarım. Tarihin unutmayacağı bir kahraman olursun demiş. Afrodit ise ben sana böyle şöyle paye vermem.  Ama sana ölmeden önce öyle bir dilber veririm ki, dünyanın bütün erkekleri ona aşık olur. Yine de sen bilirsin diyerek son sözü söylemiş. Dünyaya hakim olan bir cengaver mi ? Dünyanın Kahramanı mı? Yoksa aşk mı? 

Akıllı adam Paris. Hemen kararını vermiş. Aşk demiş. Yani Afrodit demiş. En güzel olarak seçilen ve altın elmaya sahip olan olan Afrodit sözünü tutmuş. Paris’e, o zaman dünyanın en güzel kadını olan Yunan kralı Menelaus’un karısı Helen’i ayarlamış. Tabiki bu sonuçla Hera’nın nefretini kazanır. Truva kentinde Sparta Kralı Menelaus ile Yunanlılar (Akalar) arasında bir savaş başlar. Bu duruma en çok Eris sevinir. Bu nedenle iki ulus on yıl süre ile birbirleri ile savaşır. Düşünün fitne, nifak, bölücülük nefretle birleşince Dünya tarihi değişiyor.

Doğu Akdeniz ülkelerinde yerleşen ve ticari etkinliklerde bulunan Avrupa kökenli kişiler ..

Levanten, 
Levantar.
Levantin, Lövanten diye okunur.
İng. levantin, Fr. levantin.

Doğu Akdeniz ülkelerinde yerleşen ve ticari etkinliklerde bulunan Avrupa kökenli kişiler. 
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad.
Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı kişilere denir.
Argoda Tatlısu Frengi denir.

Levanten, özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde (özellikle İstanbul-İzmir gibi) ticaret, tefecilik, bankerlik gibi işlerle uğraşan müslüman olmayan azınlıktan olan kişilere Osmanlı döneminde verilen ad.  

Levantenler, Avrupa asıllı olup bu liman kentlerine yerleşmiş veya evlenerek soyu karışmış kimselerdir.  

Genellikle, deniz ticareti yapan Akdeniz ülkelerinden (Venedik, Genova, Ragusa) ticaret ile uğraşan diğer ülke ve şehirlerden gelip (Amsterdam, Hollanda v.b.) daha ziyade İzmir ve İstanbul'a yerleşmişlerdir.

İzmir Alsancak semtinin eski adı ..

Punta,
(Rumca).

İzmir Alsancak semtinin eski adı.
Eskiden Alsancak semtine verilen ad.
Alsancak'ın liman ile kıbrıs şehitleri arasında kalan küçük bölgesine verilen rumca ad. 




Halk arasındaki bir söylentiye göre, eskiden bu yörenin limanında çalışan Rum görevliler ve hamallar çalışırlarmış. İzmir'in rutubetli havasından ve ayazından dolayı zatürre hastalığına yakalanırlarmış. 

Zatürre, batar, punta, pnömoni, akciğer iltihabı demektir. Hastaların akciğerlerinde nokta şeklinde lekeler oluştuğundan rumca punta denmiştir. Yunanca punta nokta anlamındadır. Bundan dolayı Alsancak körfezinin o ayazı ve zatürre eden havasından dolayı bu semte Punta adı verilmiştir. 

İzmir'in kurtuluşundan sonra bu semte Alsancak semti denmiştir. 

Zatürre hastalığı ...

Punta,
Zatürree,  

Zatürre,
Batar,(Halk dilinde).
Pnömoni, (Pneumonia).
Akciğer yangısı,
Zat-ür rie,(Arapça).
Akciğer zarı iltihabı. (akciğer lobunun iltihaplanması).

Halk arasında Akciğer iltihabı, 
Zatürre hastalığında akciğerlerde siyah noktalar halinde lekeler oluştuğundan dolayı yunanca nokta anlamında punta denilmektedir.


Tıp dilinde pnömani olarak bilinir. Zatürre, sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı olup bakterilerin yol açtığı, yüksek ateş, öksürük ve koyu balgamla kendini belli eder. Genellikle kış mevsiminde daha çok görülür. Hastalık ölümcül sonuçlar doğurabilir. Akut, subakut, ve kronik pnömoniolmak üzere sınıflandırılabilir. Ayrıca viral, bakteriyel, mikotik, mikoplazmal, paraziter, lober, bronköpnomoni, irinli, fibrinli, interstisiyel, embolik, granülomatöz olarak bahsedilen zatürre çeşitleri vardır.
Akciğerlerin görevi olan solunum, oksijen alış veriş işlevi bozulur. Bu nedenle kanda oksijen seviyesi azalır. Zatürre teşhisi için akciğer röntgen filmidir. Zatürreye uygun tedavi şeklini belirlemek için neden olan mikrobun tayin edilmesi gerekir. Bu amaç için balgam ve kan tahlili yapılır. Bronoskopi (Bronşları endoskopik olarak incelenmesi)  gerekebilir.  

Zatürre hastalığına alkol ve sigara kullanan kişiler, yeni ameliyat olmuş kişiler, kronik bronşit, akciğer ve kalp hastalığı bulunanlar, kısaca bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar daha çok yakalanıyor. 

Zatürreye neden olan bakteriler, mikroplar temas sonucu, solunumla beraber vücuda alınır. Burun ve ağız birleşiminde, üst solunum yollarında gruplar halinde yerleşip çoğalırlar. Kalabalık yerler, kapalı alanlar, insanların toplu halde yaşadığı okullar, kantinler, sinema, tiyatro, askeriye ve yurtlar zatürrenin bulaşma ihtimalinin fazla olduğu yerlerdir. Hastalık soğuk algınlığı kadar bulaşıcı değildir. Salgın şeklinde ortaya çıkabilir. Bulaşması için en uygun ortam bir arada yaşayan ailedir. Özellikle küçük çocuklar arasında yaygındır.

Zatürre gecikmeden tanı konması ve tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Hastalarda tedaviye gecikmeden başlanılması gerekir. Yaşlı hastalarda erken teşhis tedaviyi olumlu olarak etkiler. Zatürre hastanın yaşına, hastalığın ağırlığına, başka bir hastalığının bulunup bulunmamasına göre evde ya da hastanede tedavi edilebilir. Evde bakım şartları uygun olmayan ve ilaçlarını düzenli kullanamayacak hastalar ile
hastalığın şiddetine, neden olan mikroba göre hastanede tedavi edilmelidir.

Yüksek risk taşıyan hastalara bağışıklığı artırmak amacıyla,
koruyuculuğu 7-10 yıl olan  zatürre (Pnömokok) aşısı önerilir. Tekrarı beş yıl sonra bir kere daha yapılabilir ama daha fazla tekrarı önerilmez. 

Endonezya'da bulunan faal bir yanardağ ...


Rokatenda Yanardağı,
Endonezya  240 milyon kişinin yaşadığı,  fay hatları üzerinde yer alan bir adalar ülkesidir.

Endonezya'nın güneyindeki Palue adasındadır. 

Palue Adası, Doğu Nusa Tenggara eyaletinde yer alan, 12 bin nüfusa sahip 4 kilometre yarıçapında bir adadır.


Endonezya'nın halen faaliyette olan Yanardağ ve volkanları;
Krakatoa Yanardağı (Rakata, Endonezya), 
Tambora (Sumbawa, Endonezya), 
Rokatenda Yanardağı (Palue adası-Endonezya), 
Merapi Yanardağı, 
Semeru Yanardağı ya da  Mahameru yanardağı (Java adasında),
Vurlali Dağı‎,(Banda).
Sinaburg Yanardağı,
Karangetang, (Api Siau) Endonezya'nın Sulawesi kıyısındaki, Siau Adasındadır.


Volkan;
Dünyanın iç tabakalarında bulunan magmanın, yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir.   

Çağdaş Cermen Dillerinden biri ...

Cermen dilleri, Kuzey Avrupa'da konuşulan, Hint-Avrupa dil ailesinin bir koludur.

-İngilizce.
-Almanca.
-Felemenkçe.
-Danca.
-İsveççe.
-Norveççe.
-İzlandaca.
-Faroece.










Sivri uçlu cisimleri kendine veya başkasına batırmaktan zevk alan kişi ...

Pikarist,
Piquerism, (pikarizm). 
Pikerizm, sivri uçlu cisimleri kendine batırmaktan zevk alma durumu.
Biraz mazoşist eğilimler vardır. Acı çekmekten hoşlanan, kimi zaman bundan haz alan kişilere denir.  Pikaristlerin sadist ve mazoşist özellikleri olabilir. Sonuçta aşırı bir düşünce anlayışı ile kendilerini feda edebilirler. Belkide zevklerin en uç noktalarında gezinen manyakların bir ifade tarzıdır. Bunların ne yapabileceklerini  alınacak acıyla orantılıdır.
Nitekim  bir sapıklık, bir hastalık olduğudur. Tedavisi varmıdır. Bu dünyada ölümden gayrı çözüm vardır. 

Batı ordularında atlı ya da yaya olarak çarpışan, savaşan asker sınıfı...

Dragon, (Fr. dragon, İng. Dragoon). 
Eskiden kimi batı ülkeleri ordularında atlı ya da yaya olarak savaşan asker sınıfı.
Batı ordularında atlı ya da yaya olarak çarpışan, savaşan asker sınıfı.
Batı ordularında, atlı veya yaya olarak çarpışan asker sınıfı.

Dragon kelimesinin diğer anlamı; Ejderha.

Cezayir' de geleneksel olarak üretilen yumuşak halı ...

Zerbiyya,
Cezayir'de geleneksel olarak üretilen yumuşak halı.


Ringa balığı avlamada ve bunları işlemede kullanılan gemi ...

Drogen,
(Hollandaca)


Ringa balığı avlamada ve bunları işlemede kullanılan gemi.
Çamaşır gibi asarak kurumaya bırakmak,
Kurutmak,  

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ