Eski dilde Üniversite ..

Darülfünun, 
( دار الفنون).

Üniversite. (İng. university).
Üniversite, ( Fr. université). 
Darülulum, 
Durülilm, 
Külliye, 
Camia.

Arapça dar ve fünun sözcüklerinden türetilmiş olup fen evi, fen ilimleri evi anlamındadır.

Fen, Matemetik, Edebiyat, Hukuk, Tıp, Mühendislik, Denizcilik, Öğretmenlik gibi alanlarda eğitim ve araştırma yapan fakültelerden oluşan yüksek öğretim kurumudur. Bilimsel özerkliğe sahiptir. Kamukurumu olan üniversiteler yüksek düzeyde eğitim, öğretim yapmaktadır. Üniversiteler bir öğretim kurumu olup bilimsel araştırmalar ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri  kuruluş ve birimlerden oluşur.

Darülfünun her yıl seçilen bir emin-rektör ve fakülte temsilcilerinden (dekan) meydana gelen bir divan-senato ile idare edilirdi. Yönetmenlikte Edebiyat, Hukuk, Tıb ve Fünun bölümlerinde dört medrese-fakülte vardı. 

Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırma çalışmalarının bir parçası olarak üniversite öğrenime önem verilmiştir. 

Cumhuriyetimizin  ilk yıllarında İstanbul’da bulunan ve Osmanlı Devleti döneminde hizmete giren Darülfünun çağdaş eğitim sistemi yetersizdi. Köklü reformlar gerekmekteydi. Bunun üzerine 1931 yılında, Cenevre Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Albert Malche hükümet tarafından Türkiye’ye davet edilerek gerekli çalışmalar başlatılmış ve sonuçta Darülfünun'un kapatılıp yerine İstanbul Üniversitesi'nin kurulması kararlaştırılmıştır. İstanbul Darul Fünunu lağvedilip yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.(1933).
 

Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunmuş yağmurluk ...

Yamçı,
Camçı, Camıçı.
Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk.
Yağmur ve soğuktan korunmak için kıldan, keçeden yapılmış üst giysisi.
Bir yüzü uzun tüylü, kalın yün dokumadan yağmurluk.
Keçeden yapılan yağmurluk.
Keçeden yapılan çoban kepeneği.

Başlıklı deri yağmurluk. 
Adana bölgesinde kısa kollu keçe paltoya verilen ad.
Kütahya yöresinde yağmurluk için denir. 

Yumuşak keçeden yapılan ve sahibini yağmurdan ve soğuktan koruyan bir tür pelerindir. Kafkas erkeklerinin kullandığı vazgeçilmez bir giysisidir. Doğal olarak hava şartlarına rüzgar, yağmur, kar ve toza karşı bir korugan olarak kullanılır.  Keçi kılından keçe gibi dövülerek yapılır. Genelde siyah renkli olur. Pelerin şeklinde tüm vücudu koruyacak şekilde uzun yapılır.

Antil Adaları' nda, özellikle Jamaika' da yaygın olan ve siyahların anayurt olan Afrika' ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik, kültürel ve siyasal akım...


Rastafari,
Antil Adalarında, özellikle Jamaika'da yaygın olan ve siyahların anayurt olan Afrika' ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik, kültürel ve siyasal akım
Etiyopya imparatoru Haile Selassie, Tanrının dünyadaki tacı olarak gören dinin inanış ve düşünce biçimine Rastafarianizm adı verilmiştir. Bu ideolojinin renkleri siyah, kırmızı (kan), sarı (altın, mücevher) ve yeşil (dünya) renktir


Bu renkler Etiyopya bayrağını, siyah renk ise bilindiği gibi Afrika halkını temsil eder.
Antil Adalarında, özellikle Jamaika'da yaygın olan ve siyahların anayurt olan Afrika'ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan siyasi, mistik ve kültürel bir akımdır. Özellikle Afrika yerlileri arasında yayılmış bir inanç sistemidir. 
Jamaikada rasta denilen deadlock saç stili ve marijuana deyince hemen akla Bob Marley gelir. Rasta, zencilerin saçlarını tutamlara ayırarak örülmesi modelidir. Bu saç modeli ile marijuana beraber rastafariliği tanımlar. Marijuana ot, esrar, çat gibi uyuşturucu maddedir. Tanrının insanlığa bir armağanı olduğu ve Tanrıyla iletişim kurma aracı olarak görülür. 

Mikroorganizmaların salgıladıkları enzimlerin etkisiyle bazı organik maddelerin dönüşüme uğraması ...

Mayalanma,
Fermantasyon, (Alm. Fermentation Gärung, Fr. Fermentation, İng. Fermentation).
Tahammür,(Arapça).
Ekşimek.

Mikroorganizmaların salgıladıkları enzimlerin etkisiyle bazı organik maddelerin dönüşüme uğramasıdır. Bir maddenin bakteriler, diğer mikroorganizmalar ve mantarlar vasıtasıyla, ortama ısı vererek ve köpürerek kimyasal olarak çürümesidir. Sıvı ya da hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayına fermantasyon, mayalanma, tahammür denir.

Fermantasyon biyokimyasal bir süreç olup karbonhidratların alkol ve asitlere dönüştürülmesidir. Biyokimyanın fermantasyonla ilgilenen dalına Zimoloji denir. 

Glikozun alkole dönüştüğü reaksiyonlara fermantasyon denir. Bu dönüştürme işi maya adı verilen mikroorganizmaların salgıladıkları enzimlerin etkisiyle gerçekleşir. Fermantasyon Oksijen yokluğunda karbonhidratların bozulmasını içeren, enerji veren bir metebolik işlemdir.

Hamurun mayalanması, sütün ekşimesi, yoğurt ve peynir yapılması, şarap ve sirme yapımı esnasında fermantasyon, mayalanma olayı gerçekleşir. Fermantasyon sindirimde de çok önemlidir. Mide öz suyunda bulunan pepsin ve rennin proteinlerin sindirimini temin eder.Rennin sütü pıhtılaştırır. Mide öz suyunda bulunan HCl, bakterileri öldürür. Eğer asit oranı yetersiz ise fermentlerin etkisini azaltır. Bu durumda bakteriler canlı kalır. Bu da sindirim bozukluğuna dolayısıyla mide rahatsızlığına neden olur.

Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanan bir halk dansı ...

Kazaska, (Rusça).
(kaza'ska)
Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanan bir halk dansı. 
Bir dans müziği.
Kazaska, Kazak kızı sözcüğünden alıntıdır. 
Rusça sözcük Kazak, Güney Rusya akıncılarına verilen ad.

 




Kafkasyada oynanan bir halk oyunudur.
Kafkas oyun ve figürlerine Şeyh Şamil denir. Rusyada ise Kazaska denir.

Müslümanları cuma, bayram ve cenaze namazlarına çağırma ...

Sala, (Arapça)
Müslümanları cuma, bayram ve cenaze namazlarına çağırmak.
Namaza davet etmek, çağırmak. 
Minarede okunan salavat, salat, dua. 
Essalat veya Salat kelimesinden türetilmiştir.
Salat arapça  namaz demektir.
Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan duaya sala denir.

Kuzey Amerika kızılderililerinin geleneksel konutu olan, koni biçiminde çadır...


Tipi, 
(İngilizce: Tipi, Teepee).
Kızılderili Çadırı,

Kuzey Amerika kızılderililerinin geleneksel konutu olan, koni biçiminde çadır. Yaz, kış kullanılabilen deriden yapılmış çadır. Bu deri Bufalo derisi olup su geçirmez özelliğinden dolayı tercih edilir. 
Ancak günümüzde kumaştan yapılmaktadır. 
Kuzey Amerikadaki Kızılderililer tarafından hayvan derileri kullanılarak yapılan koni biçiminde çadır. 


Tipi denilen bu çadırlar, kışın ılık, yazları serin olur. Aşırı yağışlara karşı dayanıklı olup kuru, kalır. Konar, Göçer bir hayat yaşayan kızılderili kabileler tarafından taşıma ve kurma kolaylığı nedeniyle çok kullanılır. Kızılderili kadınlar tarafından bile kolaylıkla kurulabilen Tipi denilen bu Çadırların ortasında ateş yalılabilmektedir. Çadırın ortası kazılarak yakılan bir ateş çadırın ortasında yakılarak ısınma veya yemek pişirme işlemi sağlanabilir. Çadırın yapısında baca görevi görecek şekilde tasarlanmıştır. Çadırın iskeletini kavak ya da çam ağaçlarından yapılan uzun direklerle kurulur.

Eski dilde yenilik ..

Teceddüt, (Arapça).
Teceddüd.
Yenilik,
Tazelenme.
Yenilenme.
Yeni olmak , 
Cedid olmak , 
Yenilenmek , 
Yenileşme,  
İnnovation.

Akdeniz ülkelerinde yetişen, ağacı her zaman yeşil, eti yağlı bir meyve ...


Zeytin, (Olea europaea). 
Zeytin ağacı,
Zeytun. 
Zeytuni, Zeytin renginde olan.
 


Akdeniz ülkelerinde yetişen, ağacı her zaman yeşil, eti yağlı bir meyve.  Akdeniz ülkelerinde yetişen, dikensiz dalları olan, 10-20 metre yüksekliğinde bir ağaçtır. 
 Ağacın yüksek besin değerli yağlı meyveleri taze iken yeşil olup sonradan kararak siyahlaşır. 


Etli meyvesinin içinde sert bir çekirdek bulunur. Çekirdekten ve etli kısımdan yağ elde edilir. Uzun ömürlü bu ağacın yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Bu küçük yapraklar rengi gümüş renklidir. Meyvesi ve eti yağlı bir ağaçtır. 

Zeytinyağı, (İng. olive oil). 
Sıvı Altın.
Zeytin tanelerinden çıkarılan yeşilimsi-sarımtırak renkte bitkisel sıvı bir yağ. Zeytinden elde edilen, açık sarı renkli sıvı bir yağ. Bu yağın yoğunluğu 0,91 g/ml. olup suda çözünmez. İçeriğinde triolein ve tripalmitin bulunur.  Zeytinyağının muhteviyatında bulunan E vitamini, kansere karşı koruyucu bir etki yapar. Saç dökülmelerine karşı çok faydası olup sadece yağda çözülebilen A, D, E ve K vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, magnezyum, az miktarda demir, bakır, manganez gibi mineraller, kemik gelişimini sağlar. Kalp sağlığı, sindirim sistemi, çocuk gelişimi, şeker hastalığı için doğal bir ilaç olup bir vitamin deposudur. Zeytinyağı kolesterol içermez. Antioksidan maddeler içermesi nedeni ile yüksek sıcaklıklarda bile dayanıklıdır. Bağırsaklar tarafından en iyi emilen ve geçişi düzenleyici özelliği olup kızartmalarda kullanılabilecek en sağlıklı yağdır. Safra taşı riskini azaltır.

Tarih, zeytinyağı üretimine ilişkin en belirgin izlerin Akdeniz'de Girit Medeniyeti'ne, M.Ö. 4500 yıllarına dek uzandığını göstermektedir.  Güçlü ticaret filolarına sahip olan Giritliler'in gerçekleştirdiği zeytinyağı ticaretinin günümüzdeki en canlı tanıkları, Knossos ve Faistos saraylarının yıkıntıları arasında bulunan 2 metrelik Pithoi denilen zeytinyağı küpleridir.  
 
Beyaz bir Güvercinin ağzında zeytin dalı ile simgelenmesi barışı resmeder. Zeytin ağacı tarih boyunca kutsallığın, barışın, bolluğun, bilgeliğin, ve sağlığın sembolu olmuştur. Antik Yunanistan'da düğünlerde gelinlere zeytinden yapılmış bir taç giydirilir. Antik Yunanistan'da ve Batı kültüründe zeytin dalı, barışı veya zaferi simgeleyen sembol olarak tarihe geçmiştir. Barışı simgelemesine neden, rivayet odur ki; Üç semai dinin tüm metinlerinde adı geçen büyük tufanda Nuh peygamberin gemisindeki bir beyaz güvercini güverteden keşif için uçurur. Bu beyaz güvercin gemiye ağzında bir zeytin dalıyla geri döner. Böylece Nuh peygamber tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlar. Bu nedenledir ki beyaz güvercin ve ağzında zeytindalı barışın simgesi olmuştur.

Zeytinyağı Üretimi:
Zeytin ağacı narin bir ağaçtır. Ağır ve zahmetli büyümesine karşın oldukça uzun ömürlüdür. Bir zeytin ağacının ortalama ömrü 300-400 yıldır, ancak 3 bin yaşında zeytin ağaçlarına da rastlanmıştır. Bu nedenle zeytin ağacının adı mitoloji ve botanikte ölümsüz ağaç olarak geçer.

Derinlere uzayan kökleri sayesinde kalkerli, çakıllı, taşlı ve kurak topraklarda yetiştirilmeye elverişli olan zeytin ağacı için en verimli ortam yazları sıcak, kışları ise ılıman geçen iklimlerdir. Çünkü zeytin ağacı ışığı, güneşi ve 15° C üstündeki sıcaklığı sever. Yıllık ortalama 220 mm yağış zeytin ağacının verimli bir şekilde büyümesi için yeterlidir. Zeytin ağacı genellikle rakımı düşük coğrafyalarda yetişir. Ancak denizden 1000 metre yükseklikte de zeytin tarımı yapılabilmektedir. Çalı görünümündeki zeytin ağacının yapraklarının üst yüzü koyu, alt yüzü ise gümüş rengindedir. Yapraklar mükemmel bir düzen içinde dalın iki tarafından karşılıklı olarak çıkar. Ortalama 40 - 50 cm. genişliğindeki gövde çürümeye karşı çok dayanaklıdır. Ağaç yaşlanınca yamrulardan gelişen yeni uçlar gövdeyi tazeler. Ortalama boyu 4 - 10 m olan zeytin ağacı bir yıl bol, bir yıl az ürün verir. Çiçek verme mevsimi kuzey yarım kürede Nisan - Haziran ayları arasındadır. Yeşil zeytinler Ağustos ayı sonundan Kasım ayı başına kadar olan süre içinde olgunlaşır.

Zeytin hasatında toplama şekilleri binlerce yıldan bu yana neredeyse hiç değişmemiş, asırlar boyunca elle toplama ya da silkme yöntemi kullanılmıştır. Bir de, yere düşmüş zeytin meyvelerini toplama yöntemi vardır. Hasat, Kasım ile Mart ayları arasında yapılır.

Ancak genel yöntem silkmedir. Elle toplamada, sağma veya taraklama yöntemi, yerden toplamada ise merdane veya fırça kullanılır. Günümüzde zeytin hasadında makineden de (sarsma ve yerdeki meyveleri emici ekipmanlarla toplama) yararlanılmaktadır. Uygulamada en fazla emek gerektiren yöntem, elle toplamadır. Saatte en fazla 9-10 kilogram zeytinin toplandığı bu yöntem, meyve sağlam ise en iyi kalitede zeytinyağı üretilmesini sağlar

Zeytinyağı kültüründe, binlerce yıldan bu yana değişmeyen başka bir gelenek de zeytinden yağ çıkarma yöntemidir. Bunun nedeni zeytinyağının, zeytinlerin soğuk presten geçirilmesiyle elde edilmesi ve hiçbir kimyasal işleme gerek duymadan yenilebilmesidir. İşte bu yüzden, bugün hala Ortadoğu'da rastlanan zeytin üretme yöntemiyle, yaklaşık 6 bin yıl önceki zeytinyağı elde etme yöntemi arasında hiç fark yoktur. Zeytinler ezilerek hamur haline getirilir. Daha sonra bu hamur sıkılır veya presten geçirilir. En sonunda ise yağ, zeytin meyvesinin suyundan (karasu) ayrıştırılır. 19. yüzyılın başında ise teknolojinin gelişmesiyle hidrolik pres makinelerine geçildi. Bugün hidrolik pres makinelerinin yanı sıra, zeytin hamuruna hiç pres uygulamadan merkezkaç kuvvetiyle zeytinyağı elde etmeyi sağlayan makineler de kullanılıyor. Bunların içinde de en yaygını "kontinü sistemi" dir.

Kontinü sisteme, tam otomatik sistem denir. Önce zeytinler türlerine göre ayrılır. Huni adlı çukura dökülen zeytinler makine sistemiyle yapraklardan temizlenir ve kırıcıda ezilip kırılır (makine, üçbin devirle çekirdeği unufak eder). Buradan çıkan hamur, karıştırma yoğurmadan sonra su verilir, posa ve şırası ayrıştırılır. Şıradan da yağ ve karasu ayrıştırılıp, yağ filtre tankına alınır, son tortuları ayıklanıp dinlenme tankına bırakılır. Buradan doğal yağ güğümlere, teneke ve şişelere doldurulur. Yağdan geriye kalan prina tekrar öğütülüp sabun yapmada kullanılır. Prina posasına pelet denir ve yakacak, yakıt olarak kullanılır.

Kaliteli zeytinyağı elde etmek için, Zeytinlerin, hasattan sonra mümkün olan en kısa süre içinde işlenmesi gerekir. Çünkü zeytin bekletilirse fermante olur, bu ise zeytinyağının kalitesinin düşmesine yol açar. Ancak, zeytinin bol olduğu dönemlerde, bekletilme mecburiyeti de doğabilir. Bu durumda işlemeden bekletilen zeytinler, genellikle 20-30 santim yüksekliğindeki yığınlar şeklinde, iyi havalandırılmış ve serin depolarda saklanır. 

Doğal zeytinyağı kaliteli olması için şu işlemlerden geçirilir: 
Zeytin zamanında toplanır, fazla bekletilmeden yağhanede iyice temizlenir, en uygun kaplarda dinlendirilir, serin ve karanlıkta korunur. 

Dört çeşit kalite zeytinyağı vardır: 

Sızma (kusursuz), 
Doğal (hafif kusurlu), 
Doğal birinci (hafif kusurlu), 
Lampant (kusurlu). 

Zeytinyağında renk, koku, tat değerlendirmesi yapan uzmanlar vardır. Uzmanlar yağın organoleptikini şu parametrelere göre belirler: taze, yakıcı, acı, meyvamsı, tatlı, kekremsi veya küflü, rutubetli, sirkemsi, ekşi, çamurlu, metalik, yanık, karasu, tuzlu, minder, kurtlu, salatalık.

Piyasanın %65'i markasızdır. Zeytinde ürün rekoltesi 40-250 bin ton arasında değişmektedir. Ülke genelinde kişi başına tüketim 2 kilodur. Bu düşük tüketimin sebebi, zeytinyağının pahalı oluşundandır, çünkü ayçiçek yağı 4-5 kat daha ucuzdur. Bu üründe de diğer pek çok üründe olduğu gibi, üreticiden ucuz çıkmakta tüketiciye pahalı satılmakta, yani aracılar kazanmaktadır.

Tarım Bakanlığı'nın belirlediği ölçülere göre beş tür zeytinyağı vardır:

Naturel zeytinyağları;
Zeytin ağacı meyvesinden doğal niteliklerinde değişikliğe neden olmayacak bir ısıl ortamda, sadece yıkama, sızdırma, santrifüj ve filtrasyon işlemleri gibi mekanik veya fiziksel işlemler uygulanarak elde edilen, berrak, yeşilden sarıya değişebilen renkte, kendine özgü tat ve kokuda olan doğal halinde gıda olarak tüketilebilen yağlardır.Doğal Zeytinyağı,tabiatın bize sunduğu en kaliteli besinlerden birisidir. Renginin tonu, üretim yerine göre değişir. Endülüs doğal zeytinyağlarının rengi sarıya bakarken, Toskana ve Akhisar 'da yeşil hakimdir.

Doğal zeytinyağı düşük oranda doymuş yağ asidi, oleik asit, E A, D, K vitaminleri içermektedir. Cilt, saç, kemik sağlığında ve sindirimde yararlıdır. Kandaki kolestrolü azaltır, damar tıkanıklığı ve yüksek tansiyonu engeller. Mideyi ülsere karşı korur, hazmı kolaylaştırır. Safra taşını önler.

Naturel Sızma zeytinyağı;
Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda 0,8 gramdan fazla olmayan yağlardır.
Naturel birinci zeytinyağı;
Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 2.0 gramdan fazla olmayan yağlardır. Naturel ikinci zeytinyağı;
Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 3.3 gramdan fazla olmayan yağlardır.

Rafine zeytinyağı;
Zeytin ham yağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen, sarının değişik tonlarında rengi olan, kendine özgü tat ve kokuda bir yağdır. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 0.3 gramdan fazla olmamalıdır. Rafine yağ, ince, yemeklik yağdır. Temizleme işlemi damıtma, nötralizasyon, ağartma, deodorizasyon işlemleridir. Bunun doğalla harmanlanmasından yemeklik tipler (riviera ve A tipi)üretilir.

Riviera zeytinyağı
Rafine zeytinyağı ile gıda olarak doğrudan tüketilebilecek naturel zeytinyağları karışımından oluşan, yeşilden sarıya değişen renkte, kendine özgü tat ve kokuda bir yağdır. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda l.5 gramdan fazla olmamalıdır. Yemek ve kızartmada kullanılır.
Rafine prina yağı
Ham prina yağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen, rengi açık sarıdan kahverengi sarıya kadar değişebilen bir yağdır. Rafine prina yağı olduğu gibi veya naturel zeytinyağları ile karıştırılarak tüketime sunulabilir. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 0.3 gramdan fazla olmamalıdır.
Karma prina yağı
Doğrudan gıda olarak tüketilebilecek naturel zeytinyağları ile yemeklik rafine prina yağı karışımından oluşan bir yağdır. Bu yağların duyusal özellikleri karışımda kullanılan yağların duyusal özellikleri arasında değişir. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 1.5 gramdan fazla olmamalıdır.


Asit oranları;

zeytinyağı üretimi yapan köylüler arasında asit yerine Dizem kullanılır. Örneğin 0,8 Asit olarak bilinen sızma zeytinyağı köylüler arasında 8 Dizem olarak geçer. Kısaca 1/10 Asit 1 Dizeme karşılık gelmektedir.

Kaliteli doğal zeytinyağı üretiminde birçok ideal koşulun bir arada bulunması gerekir. Zeytinyağının tadını ve kalitesini, yöre ikliminden toprağın verimine, zeytinin toplanma şeklinden kullanılan gübreye ve mekanik ezme makinelerinin özelliklerine kadar her şey belirler. Riviera tipi zeytinyağında ise kalite, üretim tesisinin rafinasyon teknolojisi, doğal zeytinyağının yüzdesi ve niteliğiyle doğru orantılıdır. Üretilen zeytinyağının kalitesini belirlemek ise bambaşka bir uzmanlık alanıdır. doğal zeytinyağında kalite dendiğinde, iki faktör önem taşır. Birincisi, kimyasal analizlerle ölçülebilen asit oranıdır. İkinci faktör ise lezzet ve kokuyu tespit etme ve ölçmedir. Tadım uzmanları tarafından gerçekleştirilen bu işleme "degüstasyon" adı verilir. Tadım uzmanlarının birikimine bağlı olarak gerçekleştirilen degüstasyon, zeytinyağına vurulan kalite damgasının en önemli aşamasıdır.

Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu Akdeniz iklimi özellikleriyle İtalya, İspanya, Yunanistan ve Tunus gibi diğer Akdeniz ülkeleriyle birlikte dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticilerindendir. Üretime gelince dane zeytin yoğunluklu olarak Aydın, İzmir, Balıkesir'de yapılıyor. Ortalama 100 Milyon olan zeytin ağacı sayısı da gün geçtikçe de artmakta. Devlet İstatistikleri Enstitüsü araştırmalarına göre, Türkiye'de üretilen zeytinlerin 68'i yağ üretimine ve 28'ide sofrada kullanılmak üzere yetiştiriliyor. Zeytinin ürününü 2 senede bir verdiği düşünülürse, verim alınan senede ortalama 150.000, az ürün verdiği senede elde edilen zeytinlerden ortalama 70,000 ton zeytinyağı üretilmektedir.

Ortalama 850 zeytinyağı fabrikasıyla Türkiye dünyada zeytinyağı üretiminde 5. sırada yer alıyor. Dünyada 7.5 milyon alan üzerinde mevcut toplam 800 milyon adet zeytin ağacının yüzde 98'i Akdeniz havzasında bulunmaktadır. Dünya zeytinyağı üretiminin ise 95'i Akdeniz ülkelerinde yapılmaktadır. Dünya zeytin üreten ülkeler arasında; mevcut ağaç sayısı açısından Türkiye 4’ncü, yetiştirilen alan açısından da 6’ncı sırada yer alır. Ayvalık, Edremit Körfezi, Gemlik, Yalova gibi yerlerde yoğun olarak zeytin ağacı yetiştirilir.

Zeytinyağı Yapılışı;
Zeytinyağı için zeytin sıkılır, hamuru çıkarılır, şırası elde edilir. Şırada su ve yağ karışıktır. Yağ, su ve tortudan ayrıştırılır. Sıkma için havan, dibek, ezme havuzu, tokmak, ayakla ezme, merdane, patos, delip, yuvgu, değirmentaşı, torku, falaka, pres, kontinü adlarıyla sistemler geliştirilmiştir. Bazı yörelerde elle sıkmadan suyağı, suzeyti; ayakla sıkmadan ayakyağı denilen saf zeytinyağı hala üretilmektedir. Çuvalda sıkılmayı beklerken kendiliğinden akan yağa burunyağı, gözyağı denir. Bez çuvala kese, kazana dağar, kazan karıştırmaya yarayan kabak kepçeye çomça, şaraphaneye sıkanak, teknelere innaz denir. Basit sıkmada siyah zeytinde 20 kilodan 4 kilo saf yağ çıkar. Basit usulde, Ekim-Aralık ayında zeytin toplanır, dal ve yapraklardan çamur ve topraktan temizlenir, çuvala konur, hortumla yıkanıp temizlenir. Çuvaldaki zeytin bir zemin üzerinde ağaç tokmakla kırılır, iki gün bekletilir, sonra ayakla ezilir, bir defa kuru sonra suyla ezilir ve yalaka şırası çıkartılır. Üste çıkan yağ kepçeyle alınır kazana konur, dinlendirilir. Tortusu dibe çöker, bundan sabun yapılır, üstteki temiz yağ kaplara doldurulur. Dağ köylerinde karayağhanelerde mengene (cırcır) ile sıkılır. Yağhaneye tasirhane, masara da denir. Zeytin sineğinden hastılıklı olan zeytinden çıkarılan yağa kıymalı yağ denir. Lodos ve poyrazda yapılan sıkma, yağ asidini yükseltir.
Saklanması: Zeytinyağı ışık, sıcak, hava, zaman faktörlerinden etkilenir. Alırken ve saklarken, kapalı ve ışıksız yerde korunmalıdır. Serin bir yerde durmalıdır. Buzdolabına konulmaz. Cam ve koyu renkli olan şişeler tercih edilmelidir. Hava almamalıdır. Zeytinyağı bekledikçe bozulur. Sızma tipi salatalar ve cacıkta, doğal tip kızartmalar ve yemeklerde kullanılır. Kızartmalarda birkaç kere aynı yağ kullanılabilir.

Zeytinyağı Kullanımı
Zeytinyağı, %75 oranında oleik asit gliseritleri taşır. A, E vitaminleri ve az miktarda fitoserol maddesi bünyesinde bulunur. Zeytinyağı, sabahları aç karnına 1-2 çorba kaşığı alındığında yumuşatıcı ve yatıştırıcı olarak etki yapar. Özellikle bağırsak hareketlerini düzenleyici ve safra söktürücü etkisi vardır. Safra kesesi tıkanıklığında ya da taş varlığında halk arasında sabahları aç karnına 50-100 gr. alınır ve tedaviye 1 hafta devam edilir.

Yıllık kişi başı tüketim (litre);
İspanya 15.0 ;
İtalya  13.5 ;

Yunanistan 26.1 ;
Türkiye  1 ;
Amerika Birleşik Devletleri  0.6 .

Önemli bir bilgi de Arkadaşım Fehmi Ersan'dan;
Zeytin ağacı ile incir ağaçları aynı dönemde meyve verir. Bu dönem zeytin sineğinin üremeye başladığı zamanlardır. Zeytin sineğinin, zeytin ağaçları ve zeytin meyvesine zarar vereceği dönemlerde, iyice olgunlaşan incir ağaçlarının meyveleri bal dökmeye başlar. İncirin balı, zeytin sineğine cazip gelir ve zeytin yerine incir meyvesini tercih eder. Zeytinliklerdeki incir ağaçları tıpkı bir paratoner gibi zeytin sineklerini üzerine çeker. İncir balını yiyen zeytin sinekleri bir süre sonra zehirlenerek ölür. Mübadele öncesinde Anadolu’nun Ege kıyılarında yaşayan Yunanlıların her zeytin tarlasına 3-4 adet incir ağacı dikmiş olmasının sebebi de budur. Oysa bizim özellikle yeni nesil zeytin üreticilerimizin bir çoğu bu gerçeği bilmedikleri için, zeytin bahçelerindeki yüzlerce incir ağacını sinek topluyor diye kesmişler ve odun yapmışlardır.


Işık, şimşek parıltısı ...

Sena.
Şimşek parıltısı.
Işık, Aydınlık.

Sena kelimesinindiğer anlamları;
Ulviyet, Yücelik, Yükseklik.
Bir ot ismi.
Övme,
Medih,

Övme, methetme ..

Medih, (Arapça).
Bir insanı, bir nesneyi ya da eylemi üstün bir özelliği nedeniyle övme anlamındadır.
Sena.
Övme,
Övgü,
Medhetme, Methetmek.
Övmeye ve medhetmeye sebeb olan şey. 
Övme bahsi.
Övme konusu ile ilgili.
Övmek işi, 
Sena, 
Övüş.

Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarındaki Mareşal rütbesinin karşılığı ...


Müşir, (Arapça).
[مشير‎ ]

Mareşal. (Fr. maréchal, İng. Marshal).
Latince mariscalcus kökeninden türetilmiştir. 
En yüksek askerî rütbe
Bu rütbede bulunan general, müşir.
Müşir kelimesi, Eskiden Mareşal anlamında kullanılır.
En büyük ünvanı taşıyan asker. 

Silahlı kuvvetlerde orgeneral rütbesine kadar terfi etmek mümkündür. Ancak savaş zamanında meydan muharaebesi kazanan, üstün başarı sağlayan ordu komutanlarına gazi, mareşal rütbesi verilir. Bu rütbe kıdem, süre ile hak kazanılmıyor. 

Sakarya meydan muharebesi Gazisi Mustafa Kemal Atatürk' e  Mareşal Gazi ünvanı verilmiştir. Yine Fevzi Çakmak içinde Mareşal ünvanı verilmiştir. Osmanlı döneminde de bir çok paşaya müşir rütbesi verilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Müşir rütbesi 1934 yılında iptal edilmiştir. Cumhuriyet döneminde bu askeri rütbe, TBMM tarafından verilir.

Müşir kelimesi Emreden, işaret eden, bildiren anlamındadır.

Belçika'da farklı bir mimaride yapılmış şeffaf bir kilise ..

Limburg,
Limburg Kilisesi. 
Şeffaf  Kilise,

Ünlü mimar Gijs Van Vaerenbergh tarafından yapılan bu kilise 10 metre yüksekliğinde olup 100 katmandan ve 2000 çelik kolondan oluşmaktadır. 

Güneş doğumu ve batımı ve perspektifsel bakışla etrafınızdaki herşeyi kiliseye baktığınızda kolayca görebilirsiniz.


Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse).

Deyyus, (Arapça).

Derare. 
Deyyus kelimesi Süryanice'den Arapçaya oradan da Türkçeye geçtiği de söylenir.
Karısının, yakınının kötü hallerine göz yuman, ses çıkarmayan adam (kimse).
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse). 
Karısının, sevgilisinin veya yakınının namus, ahlak, iffet dışındaki hareketlerine ilgisiz kalan kişi, kimse.
Deyyus karısının ve yakınlarının namuslarına halel getirecek davranışlarına karşı gayret (kıskanma) duymayan, onların ırzını ve namusunu sakınmayan kimse demektir. 

Bir sövgü sözü. Aynı anlam veya benzeri diğer kelimeler;
Kavat, Gavat, (Arsız).
Dümbük. (İç Anadolu'da Pezevenk ya da Godoş anlamındadır.)
Pezevenk.
Godoş,

Topçeker ..

Gambot, (İng. gun-boat). 
Topçeker.

Ganbot,
Yapısı küçük nisbeten ağır toplarla mücehhez harp gemisine verilen ad.Karaya yakın sularda ve büyük ırmaklarda kullanılan birkaç top ve makineli tüfekle teçhiz edilmiş küçük savaş gemisine verilen ad. Daha çok sömürgelerde yelkenli, buharlı olarak kullanılırdı. Bazen niteliği belirlenememiş küçük savaş gemileri için de aynı terim kullanılmıştır. Özellik olarak nehirlerde devriye işinde kullanılan bu gemilere torpido yüklenebilmektedir. Bu türlerine torpido gambotu denir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ