Mal ya da hizmet karşılığı yapılan ticaret ...

Barter, (Takas)
Takas,
Değiş-Tokuş,

Para kullanmadan mal değişimiyle yapılan ticaret. 
Barter kelimesi İngilizce kaynaklı olup, takas (değiş-tokuş) anlamına gelmektedir.  

Barter kelimesi, mal yada ürünlerin ekonomik değer taşıyan başka nesneler ile değiştirilerek alışı ve/veya satışı anlamında kullanılmaktadır. İnsanlar eskiden malların takas edilmesi yoluyla ticaret yapmaktaydı. Buna takas yöntemi deniyor. Daha doğrusu mal ve hizmetler birbiri karşılığında değiş tokuş edilirdi. Günümüzde ise bu değiş-tokuşa uluslararası ticaret dilinde mal takası anlamındadır. Paranın kullanımı ile birlikte barter ticareti direkt mal takası şeklinden, indirekt mal takası şekline dönüşmüştür. 

Günümüzde artık para, para yerine geçen eşyalardan sonra finans dünyasına kredi kartları, banka otomatları, kıymetli kağıt fonları, leasing, faktoring gibi yeni sistemler girmiştir. Tabi tüm bu uygulamalar maliyeti artırdığından fiyat artışları başlamıştır. 
Barter iki ürün arasındaki değişimi ifade eder. Bir firmanın satın aldığı mal, ürün ve hizmetin bedelini ürettiği, elindeki mal veya hizmetle geri ödemesidir. 

Para dolaşımı olmadan yapılan, mal ve hizmete karşılık, ihtiyaç duyulan mal, ürün, eşya, hizmet satın alınmasıdır.

Günümüzde Barter uygulamasında en çok kullanılan üç yöntem şunlardır: 
  • Barter Exchange,
  • Toptan Barter,
  • Uluslararası Barter,


Dinsel müzik türü ...

Oratoryo,  
(Fransızca Oratorio, İtalyanca Oratorio).
Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseridir. Önemli konular işleyen bestelenmiş manzume veya şiirlere denir.
Solo, koro ve çalgı için yazılan, oyun öğesi içermeyen kutsal nitelikteki müzik yapıtıdır.


16. yüzyılın ikinci yarısında Roma'da ortaya çıkan, hem kilise, hem de tiyatro ile ilgili müzik türüdür. Lirik, epik ve dramatik türleri olan oratoryo motet, kantat ve bazen de opera ile yakınlığı vardır.  Bilindiği kadarıyla çileyi anlatan dini şarkıların oratoryoyu ortaya çıkardığı sanılmaktadır. 1563 yılında Oratorium Tarikatı'nın kurucusu Aziz Filippo Neri, Kilise ve dini toplantıları için bir çok eser yazdırdı. Çile içerikli yazılan eserlere Oratoryo denmesi bu nedenledir.



Dünyadan güncel oratoryo ve yazarlar;
Fransa; Gabriel Pierné, V. d'Indy, Debussy, Milhaukantat, d, Arthur Honegger (Kral Davut).
İtalya; Raimondi,  Respighi, Tebaldini ve Bossi, Molipiero, Perosi.
Çekoslovakya; Martinu. 
İngiltere; Maclean, Elgar, Delius, Walton, Bantock, Holst, Vaughan Williams, Britten,
Belçika; Sylvain, Paul Gilson, Albert Dupuis, Léon Jongen, Ryelandt .
İsviçre; Gagnebin, Joseph Lauber Herman Suter, Frank Martin (Golgotha, İsa'nın Doğuşu).
Polonya; Szlmanowski.
Brezilya; Villa-Lobu.

Türk Oratoryoları
Oratoryo türünde eserler veren Türk müzisyenleri;
Ahmet Adnan Saygun,
Nevit Kodallı,


Türk Oratoryolarından bazı örnekler;
Atatürk Oratoryosu (10 Kasım)
Sevgili Öğretmenim 19 Mayıs Oratoryosu
Çanakkale Geçilmez
Çanakkale Oratoryosu
Meslekler Oratoryosu
Öğretmenler Günü Oratoryosu
10 Kasım Oratoryosu
Atatürk Oratoryosu
Yunus Emre Oratoryosu

Bal konulan ufak tekne ...

Şaful,
Laza, (Halk dilinde),
Farul,
Bal koymaya yarayan küçük tekne.
Bal konulan ufak tekne.

Miseb, Bal konulan tulum, bal tulumu.

Çok esnek bir kumaş cinsi ...

Likra, (Lycra),
Çok esnek bir kumaş cinsi.
1959 yılında Virginia DuPont'un Benger Laboratuvarı'nda kimyagerler CL Sandquist ve Joseph Shivers tarafından 1959 yılında icat edilmiştir. Ürün bir poliüretan-poliüre kopolimerdir. Asıl adı genişletir kelimesinin bir anagramı olan spandex'tir. 
 Güçlü ve dayanıklı sentetik bir dokuma olan bu ürün Kuzey Amerika'da bu isimle bilinir. Avrupada elastan adı ile bilinir. Fransada elasthanne, Almanyada elastan ve Lycra, İspanya ve Portekizde elastano, İtalyada elastam ve Hollandada Elasthaan adları ile anılır. İngiltere, İrlanda, Arjantin, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde Spandex için Marka isimleri Lycra, Elaspan (Invista), Acepora (Taekwang), Creora (Hyosung), Roica ve Dorlastan (Asahi Kasei), Linel (Fillattice) içerir, ve ESPA (Toyobo) gibi isimlerlede bilinir. En yaygın olanı likra, spandex, elaspandır.

Genellikle başka dokumalarla karıştırılır ki ürün hem esnek, hafif, hem de şeklini koruyabilir olsun. Kimyasal etkilere ve kuru temizlemeye dayanıklıdır.  Likra elastik ve yıkanınca hem enden hemde boydan çekebilen lifli bir kumaştır. Likra elyafı, ancak % 0,3 oranında nem alabilir.Tekstil sanayinde f,iyatı yüksek olduğundan saf olarak kullanılmaz.  Likranın minimum oranda kullanılması ekonomiktir. Polyester, pamuk, viskon gibi elyaf türleri ile % 2 - %20 arasında karıştırılır. Karışım, kumaş üretimi esnasında veya kumaş üretiminden önceki safhada filament, iplik bazında karıştırılır.

Kumaş boyama esnasında şeffaf tipleri karışım içinde kullanıldığı zaman diğer elyaf ile boyamada uyumsuzluk oluşturursada büyük bir sorun değilidir. Likra lastik elastikiyetinde, çok filamentli kesiksiz lif olarak üretilmiş bir kumaştır. Esasen Likra ismi Du-Pont firması tarafından üretilen poliüretan kısa zincirli sert bir blok oluşturan elyafın ticari adıdır.
Yüksek elastikiyet derecesine sahiptir. Kumaş ve iplik elastik olup, özellik olarak uzunluğunun beş katı uzayabilir ve eski haline gelebilir. Bu ürün çok sağlam olmasına karşın Lateks (Latex) kadar dayanıklı değildir.

Likra dökümlülüğünü etkiler, giyside form bozukluklarını, deformasyonu engeller, estetik ve kullanım rahatlığı sağlar. Bu özelliklerinde dolayı bir alanda kullanılma imkanı vardır. Genellikle mayo, çorap, streç giysiler, spor giysiler gibi esneklik gerektiren giysilerde kullanılır. Likra kullanımı ile şifon inceliğinde kumaşların üretiminin mümkün olması, bu elyafın kullanım alanını artırmıştır. Özellikle bayan çorapları, mayo, spor giyimde önemli bir kullanım alanına sahiptir. Dokuma ve örme kumaş üretiminde kullanılmaktadır. İç çamaşırı, tıbbi malzemeler, bazı teknik aksesuarlar, Likranın diğer kullanım sahalarıdır. Sentetik olarak üretilen iplik, çorap ve bir çok benzer tekstil ürününde esnekliği sağlayarak kullanım kolaylığı ve estetik açıdan hoşluk yaratır.

Bilgisiz, toy ...

Kanbeyin,
Genç, bilgisiz, toy.
Bilgisiz,
Toy, Acemi,
Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan. 
Deneyimsiz, acemi, çaylak.
Gelişimsel duruma göre, daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren (kişi).

Eğik olarak kesilmiş kenar ...


Pah, (İng. bit, cant ).
Eğik olarak kesilmiş kenar.
Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme.
Rendelenmiş tahtanın keskin yanı.
 
Mimarlıkta Pah,
Duvar köşesindeki keskinliği gidermek için yapılan körletme.

Satrançta özel bir hareket...

Rok,
Satranç, (Far. échecs, İng. chess, Alm. Schach).
İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun.

Satranç oyunu, ‘Satranç Tahtası’ diye adlandırılan kare şeklinde bir alan üzerinde iki rakip arasında taşları sırayla oynatılmasıyla oynanır. Oyunu beyaz taşlarla oynayan oyuncu başlatır. Rakibi hamlesini yapmış olan taraf hamlededir. Her iki tarafın da amacı, rakip şahın, kurallara uygun bir hamleyle, tehdit altında olmaktan kurtulması mümkün olmayana dek rakip şaha saldırmaktır. 

Bunu başaran taraf rakibini ‘ Şah-Mat’ yapmış demektir ve oyunu kazanır.
Oyuncunun ; şahını tehdit altında bırakmasına, tehdit altına sokacak hamle yapmasına ve rakibinin şahını kapmasına izin verilmez. Mat olan taraf oyunu kaybeder. Her iki taraf için de Şah-Mat yapmak mümkün değilse oyun berabere biter. 

Taşların Hareketi,
Şahın iki türlü hareketi vardır.
  1. Bir veya daha fazla rakip taş tarafından tehdit edilmeyen komşu karelere gidebilir. 
  2. Rok.
Bu şahla aynı sırada bulunan aynı renkli kalenin ortak hareketidir. Bu iki taşın hareketi tek bir hamle sayılır; şah bulunduğu kareden kaleye doğru iki kare ilerler ve ardından kale şahın üstünden atlayarak bir kare yanına (komşu kareye) konarak yapılır.
 
Rok yapma hakkı aşağıdaki durumlarda yoktur :
  • Şah daha önce oynamışsa, veya Rok yapılmak istenen kale ile daha once hamle yapılmışsa.
  • Şu durumlarda rok yapmak geçici olarak mümkün değildir:
a) Şahın durduğu, rok atarken geçeceği veya rok attığında gideceği kareler rakip taşlarca tehdit ediliyorsa,
b) Rok atılacak kale ile Şah arasında herhangi bir taş varsa.
 
Şah ; eğer rakip taş ya da taşlar tarafından tehdit ediliyorsa,- bu taş ya da taşlar kendi şahını tehdit altında bırakacağı için hamle yapamıyor olsalar bile - şah çekilmiştir. Oyuncular şahlarını tehdit altında bırakacak ve tehdit altına sokacak hamle yapamazlar.
















Kaynak; http://www.bulmacabul.com/




Fransızca şarkılar için kullanılan bir kelime ..

Şanson, ( Fr. chanson, İng. song).
Kıta adı verilen ve şarkı gibi söylenen mısra dizisi. 
Şarkı. 
Melodi.
Günlük ve politik konulara ya da aşk, şarap, yaşama sevinci gibi konulara değinen, kabarelerde söylenen şarkı, 
Müzikli oyunlarda tek kişinin söylediği şarkı. 

Fransız edebiyatında dünya işlerini konu alan ve şarkı olarak söylenebilen her türlü epik yada lirik şiir. Daha sonra 15. - 17. yüzyıllarda aşk, içki konularını işleyen Fransız şarkılarına verilen ad. Bugün, daha çok kabarelerde, bir sanatçının tek başına çalıp söylediği alaycı, yerici şarkı türü.

Şanson genelde Fransızca şarkılar için kullanılan bir kelimedir. Özellikle bir radyoda Fransızca nostalji bir  melodi,  şarkı, çaldığı zaman bu şarkı hoşumuza giderse güzel şanson şeklindeki ifadeyi kullanırız. Fransız şarkılarına bayılırım yerine fransız şansonlarına bayılırım demek eskilerin tercihidir.


























Kaynak: 
http://www.lafsozluk.com/
http://tdkterim.gov.tr/ 

Askısız sütyen ve korsenin birleşik olanı ..

 Gepiyer,
Askısız sütyen ve korsenin birleşik olanı.
Halk arasında gelinlik iç çamaşırı olarak bilinir.


Esasen Gepiyer kelimesi Ajda Pekkan Hanfendi ile gündeme düştü. Günümüzde pek kullanılmayan bu kelimeyi, Ajda Pekkan şöyle anlatıyor; 2009 yılındaki açıkhava konserinde farklı bir şeyler yapmak amacıyla konsere kayınvalidemin gepiyeriyle sahneye çıkarak uygulamıştır. Kullandığı gepiyer kaynanasının çeyizinden kalmış ve Ajda hanıma kullanılmak üzere hediye edildiği yazılmıştır. 
Şöyleki " O gepiyer, sahne kıyafetlerimde bir değişimi de beraberinde getirdi. Jarseler yerine daha farklı, dinamik kıyafetler tercih ettim, etmeye de devam ediyorum" şeklinde açıklamıştır.

Büstiyer, (Fr. bustier).
Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük.

Sütyen, (Fr. soutien-gorge sözünden).
Göğüsleri dik tutup dolgun göstermek için kullanılan, saten, dantel vb. kumaşlardan yapılan kadın iç çamaşırı.

Korse(Fr. corset).
İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. Ajda Pekkan, Aynı zamanda herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda bedeni düzgün tutmaya yarayan nesne, sargaç.

Güzellik, yüz güzelliği ..

Sabahat, 
(Arapça, صباحات).

Yüz güzelliği. 
Güzellik, 
Hüsün ve cemal.
Sima letafeti,
Güzel yüz, 
Güzellik, 
Letafet.

Korkmak, ürkmek ...


Ocumak,
Ocunmak, 
Çekinmek,
Gücenmek, 
Korkmak,
Ürkmek.
Yılmak,
Bir şeyden korkmak, ürkmek, çekinmek.
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak.
Tiksinmek.
Çaresiz kalmak. 

Kaygı duymak, endişe etmek,
Çekinmek, sakınmak, saygı duymak.
Yapamamak, cesaret edememek.
Bir şeyden soğumak.

Subay ...

Zabit, (Arapça),
Zâbitân.

Subay,
Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker,
Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker.
Askere kumanda eden rütbeli asker.
Kuvvetli,
Yavuz.
Zabteden.
Başkalarını zabtedip idare etmeğe memur olan.
Subay.



Subay kelimesinin diğer anlamları;
Bekâr, tek, eşsiz, çocuksuz.
Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran.
Dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan kimse.
 

Adana yöresine özgü, köfte ve nohutla yapılan bir tür çorba ...

 
Gar,  
Gar Çorbası.  
Adana yöresine özgü, köfte ve nohutla yapılan bir tür çorba,     

Malzemeler;  
1 Su bardağı Nohut (Akşamdan ıslatılmış), 
Esasen her zaman buzdolabında haşlanmış nohut bulundurulmalıdır.  
300 gr. kıyma  
1 Baş kuru soğan (Rendelenmiş) ,  
Maydanoz (İnce kıyılmış).  
Bir tatlı kaşığı karabiber,  
Bir tatlı kaşığı pulbiber,  
Bir tatlı kaşığı tuz,  
Bir yumurta,  
İki yemek kaşığı zeytinyağı,  
1 Yemek kaşığı biber salçası veya domates salçası,  
1 Çay bardağı un.  
Kuru nane

Yapılışı;
Nohutları akşamdan ıslatın. Ertesi gün suda  haşlayın. Kıymanın içine soğanı rendeleyin. İçine karabiber, kimyon, tuz ve diğer baharatları ve kıyılmış maydanozu ekleyin. Harç içine zeytinyağınıda katın. 5 dakika kadar iyice yoğurun. Hazırladığınız  harç ile  minik minik, misket şeklinde köfteleri hazırlayıp bir tepsinin içine koyduğunuz unun içinde yuvarlayarak una böleyiniz. Daha sonra bir tencerede bir çay bardağı sıvı yağ ile yemeklik doğranmış bir baş soğanı, salçayı ve naneyi kavurun. Malzemeleri 2 dakika kavurduktan sonra göz kararı kaynamış su ilave edin. (Bu su et suyu olursa ayrı bir lezzet katar.)  


Tepsi içindeki köftelerin ununu hafifçe silkeleyerek kaynayan salçalı suyun içine atın. Haşlanmış nohutları ekleyin. Köfteler pişinceye kadar kısık ateşte pişirin (15-20 dakika). Köftelerin pişip pişmediğini ikiye bölerek anlayabilirsin. Pembe olmamalı. 
Daha sonra tencerenin kapağını kapatıp 5 dakika dinlendirdikten sonra servis yapın. Afiyetle yiyiniz.


Adana yemekleri;
Adana yöresi, çok eski tarihlerden günümüze kadar gelen birikimlerin sonucunda zengin bir kültüre sahiptir. Çukurova'nın yıllarca hayat verdiği Adana, Hitit kültürü dahil olmak üzere bir çok kültürün birikimi ile günümüzdeki halini almıştır.

 En ünlü yemeği Adana Kebap'tır genelde Şalgam ile tüketilir.

Bamya Dolması - Etli Dolma - Aşlama (Meyan Kökü ile yapılan soğuk bir şerbet) - Analı kızlı (Çorba) - Güç ( Adana'ya özgü bir Sandviç) - Karakuş (Tatlı)

Çingene Kebabı - İlke kebabı - Ciğer Kebabı - Kesme / Hamur Çobası - Yüksük Çorbası - Düğün Çorbası - sarmısaklı köfte, içli köfte, sakatat dolması,   sebze yemeklerinden süllüm, mercimekli ıspanak başı, kabak çintmesi, bulgur yemeklerinden ekşili topalak köfte.

Mırmırık Çorbası ;
Malzemeler: 1 su bardağı yeşil mercimek /1 baş soğan /1'er çorba kaşığı katı yağ ve salça /1 adet limon suyu /1,5 lt. et suyu /kırmızıbiber /tuz, Hazırlanışı; Mercimeği et suyunda kaynatarak pişirin. Küp küp doğranmış soğanı, yağ ve salça ile kavurun. Bunu et suyunun içine bir limon suyu ile birlikte boca edip 5 dakika kaynatın. 
Çorbanız hazır.


İçli köfte - Çiğ köfte - Sarımsaklı Köfte - Şırdan Dolması - Karın Dolması - Ispanaklı veya Etli Kömbe - Sülüm - İhbeyşi - Dul avrat çorbası -Dilme - Fellah Köftesi - Lepe - Babagannuç (Babahannuş) - Bartefit - Mercimekli Ispanak aşı - Kabak Çintmesi - Kıkırdak mantısı - Ekşili Topalak - Şalgam Suyu - Aşlama - Ayran - Kaynar - Nar ekşisi - Taş Kadayıf - Karakuş Tatlısı - Nemse Tatlısı - Halka Tatlısı (Kerana-Kerhane Tatlısı) - Bici - Bici  (Nişasta ile yapılan bir tatlı) - Gar Çorbası.




Yunan mitolojisinde, Zeus' la seviştiğinden ötürü Hera' nın kıskançlığına uğrayarak canavarlaşan kız ...

Lamia,  
Türkçede Parlayan, parıldayan, parlak anlamındadır.

Lamia (La `mēə, lamiai).
Yunan mitolojisinde çocukları korkutmak için kullanılan, keder-çılgın kadın anlamına gelen yaratık. Dişi bir hayalet olarak kayıtlara geçmiştir.  Bu konuda iki rivayet vardır. Bu rivayetlerden en baskını Libyan kraliçesi olarak bilinendir. İkinci rivayet ise bir tür  yaratık olarak Lamia açıklar. Yunan mitolojisinde genç erkeklerin kanını emen dişi vampirler için bu kelime kullanılmıştır..Zeus'un sevgilisi kıskanç Hera, tarafından kendi çocukları öldürülmüştür.

Sonra Lamia üzerinden mutlu anneler için kıskançlık, çaldı ve başkalarının çocukları öldürdü. Daha sonra efsane, adı Lamia da onun yıkıma bir gençlik sokulmuş bir kadın için kullanılmıştır.

Antik Yunanlılar Lamia' nın küçük çocukları çalıp kanlarını içen bir vampir olduğu inancına sahiptiler. Yılana benzer bir yaratık olan Lamia' nın kafası ve göğüsleri ise bir kadına benzerdi. Mağarada yaşayan bu yaratık çocukları boğarak öldürdüğü rivayetide vardır. Efsaneye göre, bir zamanlar Zeus'la aşk yaşayan bir Libyan kraliçesi olan Lamia, Zeusun sevgilisi Hera tarafından çok kıskanıldı.  Zeus'un kıskanç karısı Hera tarafından bir canavara dönüştürüldü. Hera, Zeus'dan olma tüm çocukları  Skylla, Akheilos, Sibylla Herophile ve Sibylla' yı öldürdü. Hera, Lamianın gözlerini kapanmaz duruma getirerek lanetledi. Lamia ölü çocuklarının görüntüsünü sürekli gördü. Zeus Lamia'nın bu durumunu gördü. Ona acıdı. Onu eski haline getirdi. Lamia gözlerini kapatabildi. Çocuklarını  kaybettikten sonra, Öfke ve hayal kırıklığı içinde olan  Lamia'nın bu kötü kaderi ona öc alma fikri verdi. Tüm annelerin çocuklarını çok kıskandı ve çocukları kaçırıp onların kanlarını içerek intikam almaya başladı. Bazı kitaplarda Lamia kendini güzel bir kadına çevirerek, erkekleri baştan çıkarıp onları öldürürdü.

Bu gün bile Dünyanın bazı bölgelerinde, hala anneler bir bebeğin esrarengiz ölümü karşısında çocuğun Lamia tarafından boğularak öldürülmüş olduğu şeklinde rivayetlere devam etmektedirler.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ