Gemi ve teknelerde kullanılan tahta kova...

Gerdel, (Rumca)
 
Süt vb. şeyler koymaya, hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta veya deriden kap. 
Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç ya da pirinç çemberli tahta kova.

Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç veya pirinç çemberli tahta kova.

Gemi ve teknelerde kullanılan tahta kova. 
Ağaçtan oyularak yapılan yuvarlak tekne.
İçine süt sağılan helke.

Gerdel kelimesinin diğer anlamları;
Rize ve çevresinde, "ineğe verilen yemin konulduğu tahta kap" 

Güney Amerika' da yerlilerden, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları ülkelerin toplumsal ve siyasal yaşamında belirleyici bir konuma gelmesini savunan hareket ...


İndigenismo,
Indigenismo, Indianismo,  
Bir toplumsal düşünce eğilimi,
Güney Amerika' da yerlilerden, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları ülkelerin toplumsal ve siyasal yaşamında belirleyici bir konuma gelmesini savunan hareket.


Birçok sanatçı ve yazar, 1920 ve 1930 yılında büyüyen işçi sınıfı ve köylü hareketinin etkisi altında kalarak bu hareketi başlatmışlardır. Kızılderililerin yaşamını betimleyen hareket. 


Indigenismo
Latin Amerika fikirler ve hareketler çeşitli setleri atanmış bir terimdir. Bazı çağdaş kullanımlarında, ulusal düzeyde reformlar veya bölge çapında işbirlikleri yoluylaHer iki durumda da, indigenismo bu tip yerli halkı istiyor olsun, Amerika Yerli halklar için daha fazla sosyal ve siyasi içerme peşinde anlamına gelir kültürel ve dilsel farklılıklar, yerli haklarını savunmak, tanınması ve sömürgeci ve cumhuriyetçi devletlerin geçmişte yanlış davranış için bazı durumlarda tazminat talepleri olmuştur.



Terimin ikinci kullanımı ise, daha yaygın ve daha fazla tarihsel derinliğe sahiptir. Başlangıçta, indigenismo 1910-20 devriminin konsolidasyon sonrasında Meksika'da etkili olmuştur. Milliyetçi ideolojinin bir bileşeni oldu. Bu "indigenismo" yani yerli kültürel mirasın bazı yönlerini överek, ama öncelikle geçmişin bir kalıntısı olarak Meksikalı milletin büyük ulusal anlatı içinde Avrupa ve Amerindian "rasemik karışım" indigenismo ürünüdür. İndigeneity bir hayali, folklorized şekil için nostalji ifadesiydi. Lázaro Cárdenas (1934-1940), nadiren modern Meksika toplumu içinde asimile hedef olan çağdaş yerli halk, taşınır indigeneity bu değerli kılma cumhurbaşkanlığının olası istisna ile. Indigenista politikalarının yazarları yerli halkı korumak ve rahatlatmak için arayan olarak görüyorlardı rağmen, kendi çabaları devrim öncesi geçmişin açıkça ırkçı zorla asimilasyon ile temiz bir mola yapmak değildi.

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde, halk arasında tatarcık sineğine verilen ad ...

Yakağan,
Yakarca,
Tatarcık, 
(İng. sandfly, Fr. phlebotome, Lat. Ixiolirion tataricum - Phlebotomus papatasii ).

Tatarcık sineği,
Sıcak ülkelerde, özellikle Akdeniz çevresinde yaşayan, türlü hastalıklara yol açan küçük bir sinek, yakarca (Phlebotomus). Tatarcık sinekleri geceleri faal, gündüzleri izbe, loş, karanlık ve nemli mikrohabitatlarda saklanarak yaşar. 


Dişi tatarcık sineğinin dişileri yumurtalarını beslemek için insan ve hayvanların kanını emerler. Erkekleri ise kan emmezler. 


Halep çıbanı, tatarcık humması, kala azar gibi önemli birçok hastalık etkenlerini bulaştırıcı tatarcık sinekleridir. Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, 2 mm kadar uzunlukta, kanatları kadife gibi tüylü, çeşitli layşmanya türlerini taşıyarak kalaazar hastalığına ve Halep çıbanına sebep olan bir tür. İnsan sağlığı için çok zararlı bir hayvandır.
 
Tatarcık sineği, boyları 1 ila 3 mm arası olan, uzun bacaklı, vücudu kıllı,  insan kanıyla beslenen ve hayvan ağıllarında, pis su akıntılarında yaşar.

Terlemekten ya da sıcaktan vücutta görülen küçük pembe kabartılar ...

İsilik,
Isırgın,
Miliyer,
Miliaria,

Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar, ısırgın. İsilik tıp dilinde, "miliaria" olarak adlandırılır.

İsilik,  gözenek ismiyle de bilinen ciltteki ter bezi kanallarının tıkanmasıyla oluşan cilt döküntüsüdür.


İsilik belirtileri yüzeysel kırmızı kabarcıklardan ve/veya derin kırmızı yığın şekline kadar değişiklik gösteren deri döküntüsüdür. İsiliklerin bazı çeşitleri çok yoğun bir şekilde kaşıntıya ve karıncalanmaya neden olabilir.

Bebeğin yüzünde; alın, yanaklar, gözkapakları ve burunda oluşur. Ayrıca, vücudun kıvrım bölgelerinde, bez nedeniyle bel ve göbek bölgelerinde de sıkça rastlamak mümkündür. Önlemi alınmadığında vücudun heryerini kaplayabilir. Kızarık, kabarcık ve döküntülerden oluşan isilik, birkaç gün ya da haftalarca sürebilir.

Kasıklar, koltuk altları, boyun ve ense, kulak arkası, parmak arası gibi derinin ince olduğu bölgelerden başlar. Bu bölgeler dar ya da kalın giyisiler nedeniyle daha çok terlemekte ve uzun süre nemli kalmaktadır. Bu durumda da isilik çıkmaktadır. Önlem olarak bol nemlendirici kullanılmalı ve pamuklu giysiler giiyilmelidir. En çok bebeklerde görülen bu durumlarda ateşli bir hastalık geçirdiğinde ya da ateşi düştükten sonra da isilik ortaya çıkar.  Çeşitli mantar vakaları da isiliğe ve döküntüye neden olabilir. Egzama ya da cild de döküntü varsa mutlaka doktora görünülmelidir.

Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tümü ...

Nafia, (arapça).
Bayındırlık İşleri.

Eskiden,
Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri.
Bayındırlık, bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmaların tümü. 
İnşaat işleri.
Faydalı işler. 
Menfaatli olanlar.

Nafia işlerinin öncüsü DSİ;
Su işlerinin örgütlü bir şekilde ve sürekli olarak ele alınması 1914 yılında Nafıa Nezareti’nin yeniden yapılanması ile oluşturulan “Umur-u Nafıa Müdüriyet-i Umumiyesi”nin (Bayındırlık İşleri Genel Müdürlüğü) kurulmasıyla başlar.

Cumhuriyetin ilânıyla beraber Türkiye, özellikle 1930’lu yıllarda ülkenin su kaynaklarını geliştirme yolunda geniş çaplı girişimlerde bulunmuştur. 

1925 yılında “Umur-u Nafıa Müdüriyet-i Umumiyesi”ne bağlı bir “Sular Fen Heyeti Müdürlüğü” kurularak Bursa, Adana, Ankara, Edirne ve İzmir Su İşleri Müdürlükleri oluşturulmuşsa da gerek gözlem yetersizliği gerekse ödenek azlığı, işlerin beklenen ölçüde gelişmesine imkân vermemiştir. 

1929 yılında ise ortaya çıkan şiddetli kuraklık ve kıtlık neticesinde o yıl “Sular Umum Müdürlüğü”nün kurulmuştur. 

1939 yılında da Nafıa Vekaleti’ne bağlı olarak “Su İşleri Reisliği” kurulmuştur. Bu tarihten sonra su işlerinin önemi çok daha iyi anlaşılmış, su kaynaklarının istikşafı, etütleri ve planlamaları ile su ölçümleri yapılmıştır. 

Su İşleri Teşkilâtı 1953 yılında yeniden düzenlenmiş; 18.12.1953 tarihinde kabul edilen ve 28.02.1954 tarihinde yürürlüğe giren 6200 sayılı kanun ile yetkileri arttırılarak, Bayındırlık Vekâleti’ne bağlı, katma bütçeli, tüzel kişiliğe sahip Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü kurulmuştur.

Gemi demirinin zinciri ...


Gomina, 
Gemi demirinin zinciri,

Çapa, Lenger, Gemi demiri.

Çipo, Çapa, Gemiyi istenilen bir yerde tutmak için bir zincirle denize atılan gemi demiri.

Tırnak, Gemi demirinin ucundaki yassı parça.
Kalamo, Gemi zincirinin su içindeki bölümü.
Kuzine, Gemilerde yemek pişirilen yer, mutfak.
Gemene, Gemi çapasına bağlı bulunan kalan halat ya da zincir.


Gemi;
Su üstünde dengede durabilen, manevra kabiliyeti bulunan (makine, yelken, tayfa, kaptan,  kürek yardımı vs.) belli bir büyüklüğe sahip olan ulaşım aracına tekne denir.
 
M.Ö. 4000 yıllarında Mısırlılar tarafından ilk gemiler inşa edildi. Nil nehrinde ticaret için gerekli olmuştur. Suda yüzebilen taşıt yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Malzeme olarak kamış ve ahşap kullanarak ilk gemiler yapılmıştır. Bunu yapan kişiler halat ve yelken işiyle uğraşan gruplar olmuştur.  İndus nehri kenarında yaşayan Hintliler ise ilk gemi inşacılardır. Hatta türkçede denizde seyretmek, seyre çıkmak olarak kullandığımız Navigasyon sözcüğünün kökeni Sanskritçe olan "navgathi" kelimesinden gelmektedir. 

Gemi inşaası için ayrılan özel bölümlere yerlere tersane denildi. Yük taşımak için büyük gövdeleri olan tekneler yapılmıştır. Fenikeliler Akdeniz’de  Koloniler arasında ulaşım ve ticaret için gemiler gerekliydi. Vikingler uzun tekneler yapmışlardır. 1500'lü yıllarda kalyon adı verilen tekneler yapılmıştır. 19. yüzyılda yelkenlerin yerini buhar gemileri almaya başlamıştır. Bunlar halen kullanılmaktadır. 

Gemi çeşitleri;
Tanker, Konteyner, Cevher, LASH, Kurtarma, Buzkıran, Fabrika, Frigorifik, Savaş gemileri.

Kent ...

Şar, (Farsça).
Şehir, belde.
Şehir, Kasaba, Kend.
Site, yerleşim yeri,
 
Kent,( İng. city ).
Sürekli toplumsal gelişme içinde bulunan ve toplumun, yerleşme, barınma, gidiş geliş, çalışma, dinlenme, eğlenme gibi gereksinmelerinin karşılandığı, pek az kimsenin tarımsal uğraşılarda bulunduğu, köylere bakarak nüfus yönünden daha yoğun olan ve küçük komşuluk birimlerinden oluşan yerleşme birimi.
 
 

Kimi eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdaksı levha ...


Menisk, (Fr. ménisque).
Bazı eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm.
Menisküs, (Latince). 
Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapıda oluşan yaralanma.

Menisk'in diğer bir anlamı, 
Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek.
Menisküs, meni sözcüğü Yunanca'da ay anlamına gelmektedir. 

İnsan dizinde yer alan ay-hilal-C harfi şeklinde kıkırdak dokudan oluşmuş bir yapıdır. Doku, dizde, parlak beyaz renkte, üstte ve altta yer alan iki ana bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunan yumuşak kıvamda kıkırdaktır.  Menisküs iki kemiğin sürtünmesini engellemektedir. Her dizde iki adet menisküs bulunur. Bunlar iç ve dış menisküstür. Menisküslerin dizlerde yük emici, eklemlerde uyum ve dizllerde algılayıcı sensör görevi yapar.  Menisküs hastalıklarında osteoartrit (kireçlenme) görülür. Hastalık ve yırtılmalarda ağrı şeklinde kendini gösterir. Oturup kalkerken, merdiven inip çıkarken ortaya çıkar. Yırtık durumunda dizde kızarıklık görülür. Menisküs yırtığı, ön çapraz bağ yırtığı, kıkırdak yaralanması, iç ya da dış yan bağ yırtılması şeklinde oluşan lezyonların tedavisinde, cerrahi veya konservatif (ameliyatsız) yöntem uygulanır. 

Bu hastalık sporcular, özellikle futbolcular için sık rastlanır. 

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!