Kastamonu yöresinde yufka ekmeğine verilen ad...

Ter Ekmeği,

Malzemeler,  
2 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tuz 
1 yumurta 
1 paket instant maya 

Aldığınca ılık suyu karıştırıp yumuşak kıvamlı bir hamur yapılır. Sonra hamurdan yumurta gibi parçalar koparılarak bezelenir. Oklava, merdane ile unlayarak servis tabağından biraz büyükçe açılır. Elde edilen,  ter ekmeği denilen yufka sacın üzerinde arkalı önlü pişirilir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar-göçerlerin kıl çadırlarından oluşan yayla yerleşmesi...


Zoma,

Doğu ve güneydoğu Anadolu' da, özellikle Hakkari de yaşamın en güzel halkalarından birini Zoma(yayla) yaşantısı oluşturur. Yayla, zoma yerleşmesi denince hayvancılık akla gelir. Rençperlik, çiftçilik akla gelir, göçebe hayatı akla gelir. Yörenin iklim ve coğrafi yapısının zorlamasıyla hayvancılıkla uğrasan insanlar ilk baharın gelmesiyle hayvanlarına daha iyi bir otlak ve sulu alanlar bulabilmek ve neticede daha bol süt, peynir, yün vb. ürünler alabilmek maksadıyla yaylalara çıkmaktadırlar.

Yörede ilk baharın gelmesiyle  yayla (zoma)' ya çıkılır. Sonbaharın soğuk günlerinin başlamasıyla tekrar yerleşim yerlerine dönülür. Bu zaman zarfında üç ayrı mekan da zoma kurulur. Mayıs ayının başından haziran ayının ortalarına kadar süren kısmına ilkbahar yaylası, haziran ortasından eylül ortalarına kadar süren yaylaya yaz yaylası, eylül ortalarından ekim sonuna kadar süren yaylaya da sonbahar yaylası denir. İlkbahar yaylası yerleşim yerine yakın mezralarda veya otlak meralarda kurulur. Yayla yaşamının bu bölümünün en belirgin özelliği otlu peynir üretimidir.Yaz yaylası köyden uzak dorukları karla kaplı dağ eteklerine veya yine yer yer karla kaplı yüksek platolara kurulur. Yaz yaylasında kara çadırlar kar birikintileri içine kurulur.Bu yerleşimde yaz ortasında ilkbahar serinliği yaşanır. Kuzu kırpma şenliği bu yaylada gerçekleştirilir. Tereyağı üretimi ile yün yapağı ve keçi kılı kırpılması yaz yaylasında yapılır. Yüksek kesimler soğumaya başlayınca zoma yaşantısı biter ve tekrar göç yolunu tutar. Köye yakın mezralardaki vadi yataklarına konarlar. Konan yeni yere sonbahar yaylası denir. Bu nevi köye dönüş hazırlığıdır. Sonbahar yaylasında “teremast” denilen kışlık yoğurt yapılır. Koç katımı şenliği de bu yaylada gerçekleştirilir.

Zoma, sürekli kalınan değil hayvanların bakımı ve beslenmesini sağlamak ve daha fazla ürün elde etmek gayesiyle insanlarımızın kurduğu geçici yerleşim yeridir.Yöre insanının elemeği göz nuruyla keçi kılından dokunmuş kara kıl çadırlar vardır. Çadırlar ağaçtan yapılmış dikmelere oturtulmakta ve kenarlarından da kazıklara bağlanmaktadır. Çadırın kenarlarına çit denilen veya ağaçtan yapılmış örgüler konulur. Çadırın içi yine çit ve sicimle ortadan ikiye bölünür. Bir bölümü misafirler ve normal zamanlarda oturma yeri olarak kollanılırken ikinci yerde mutfak ve duşluk yer olarak kullanılır. Mutfak bölümünün ön tarafı ağaç dalları ve taşlarla kapatılırken oturma bölümünün önü çit ve sicimle kapatılır. Kimi zamanlarda havadar olsun diye önü açık bırakılır. Zomalarda elektrik yoktur. Çadırlar gaz feneriyle aydınlatılır. Yakacak olarak da tezek kullanılır. Aile fertlerinden yaşlılar ile kışlık ot biçen yetişkin erkekler köyde kalır. Zoma yaşantısında kadının görevleri çok ağırdır. Koyun sağmak, peynir, tereyağı yapmak,yoğurt yapmak, mutat ev işlerini yapmak hep kadının görevleri arasındadır. Erkeklerde çadırların kurulup sökülmesi, koyun otlama, yünlerin kırpılması, kışlık otun biçilmesi ve köye taşınması, hayvan ürünlerinin nakil ve satılması zomanın emniyet ve güvenliğinin sağlanması görevleri arasındadır.
 
Yörede kullanılan tulumlar işlevlerine göre halk arasında değişik isimler alırlar. Keçi derisinden yapılan ve sağılan sütlerin zomaya taşınmasında kullanılanlarına “mesk”, koyun derisinden yapılan ve tereyağı, peynir gibi ürünlerinin saklanmasında kullanılanlarına “pist”, bakliyat ve kuru gıdanın saklanmasında kullanılanlarına da “hinban” adı verilir. Büyükbaş hayvanların derisinden yapılan ve içinde yoğurdun çırpılarak tereyağı elde edilmesin de kullanılanlara da “mesk”(yayık) adı verilir. Tulumların belirgin vasfı hayvansal ürünlerin içinde uzun süre bozulmadan saklanabilmesi ve özelliğinden hiç bir şey kaybetmemesidir. Bunun yanında tulumların hazırlanış sekli başlı başına bir sanattır.

Şubat ayında havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi...

Cemre,
(Arapça), 
Kor durumunda ateş anlamına gelir.

Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
Eskiden 365 günlük bir yıl Kasım ve Hızır olarak ayırmışlardır. Kasım ayı, 180 gün ve hızır ayı, 185 gün olarak ikiye ayrılır. Kasım, Kasım ayının sekizinde başlayan eski Kasım ayının, 46'sına erbain, 86'sına da hamsin denir. Kışın en soğuk 90 günü bu ay içinde geçer. Cemre' lerin ilkinin, eski Kasım ayının 105'inde (19-20 Şubat ) "havaya", ikincisinin Kasım ayının 112'sinde (26-27 Şubat) "suya", üçüncüsünün de Kasım ayının 119'unda (5-6 Mart) "toprağa" düştüğü varsayılır.

20 Şubat – 1.Cemre Havaya
27 Şubat – 2.Cemre Suya
06 Mart – 3. Cemre Toprağa

Cemrelerin düşmesi esnasında  hava ısınıyormuş gibi görünsede hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz. Güneşten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar. Yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtır. Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak, hava ve su şeklinde olur. Cemre folklorik bir inanıştır.

Ayrıca, Arafattan gelen hacıların Mina vadisinde attıkları taşlarla oluşan yığınlara da Cemre denir.

Hindistan’da, Gandi gibi önde gelen önemli ruhani kişilere verilen unvan...

Mahatma,
Mohandas Karamçand Gandhi, 
(Gujarati:  2 Ekim 1869– ö. 30 Ocak 1948) 

Mahatma Gandhi Hindistan’ın büyük milli lideri. Mahatma Mübarek lakabı ile tanınır. Batı Hindistan’ da Kathiavvar yarımadasının Porbandar şehrinde 1869 yılında doğdu.  Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri. 

Gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş ile ilgili olan Satyagraha felsefesi' nin öncüsüdür. Bu felsefe Hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturmuş ve dünya üzerinde vatandaşlık hakları ve özgürlük savunucularına ilham kaynağı olmuştur. Gandi Hindistan'da ve dünyada, Tagore tarafından verilen ve ''yüce ruh'' anlamına gelen mahatma  ve ''baba'' anlamına gelen ''bapu''  adlarıyla anılır. 


Hindistan'da resmi olarak Ulus'un Babası ilan edilmiştir ve doğum günü olan 2 Ekim ''Gandhi Jayanti'' adıyla ulusal tatil olarak kutlanır. 15 Haziran 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oybirliği ile 2 Ekim gününü "Dünya Şiddete Hayır Günü" olarak ilan etmiştir.

Mavi ve beyaz çizgili bir cins pamuklu örtü...

Anabas,
Eskiden Normandiya’da, bugün Hollanda’da dokunan, mavi ve beyaz çizgili bir cins pamuk örtü. 

Saat zincirinin üzerine sarıldığı silindir...

Lekende,

Laos’ta yaşayan bir halk...

Lametler,

Çin Hindi Yarımadasına göç eden Laos halkının asıl vatanı, Çin’dir. Laos’un, 14. asırdan önceki tarihi hakkında vesika yoktur. İlk Laos krallığı, 14. asır ortalarına doğru kurulmuştur.  14. asır ortalarına doğru kurulmuştur. 1453 senesinde Fraya Fa Ngum, Lanxang (milyonlarca fil) krallığını kurdu. On altıncı asrın sonunda bu krallık, “İngiliz Milletler Topluluğu”nun bir üyesi (sömürgesi) oldu.

Laos denize kıyısı olmayan bir ülkedir. , Kamboçya, Çin, Tayland ve Vietnam ile komşudur. Arazi yapısı çoğulukla kayalık dağlar ovalar ve platolardır. Tarıma uygun toprakları ise azdır. Laos’ta hiç demiryolu yoktur. Budizm, Laos’un resmi dinidir. Phi adındaki başka bir inanç da, ilkel kabileler arasında yaygındır. Lao menşeli olmayanlar, genellikle Budist değildir. 

Etnik yapı;
Laoslu %68, Lao Theung %22, Lao Soung %9, Vietnamlılar/Çinliler %1.
Başkent: Vientiane,  
İdari bölümleri: 
16 eyalet ve 1 belediye; Attapu, Bokeo, Bolikhamxai, Champasak, Houaphan, Khammouan, Louangnamtha, Louangphabang, Oudomxai, Phongsali, Salavan, Savannakhet, Viangchan, Viangchan, Xaignabouli, Xaisomboun, Xekong, Xiangkhoang.

Lametler, Laos kuzeybatı bölgesinin özgün sakinleri arasında yer alan halkdır. Onlar Annamite Zinciri batısında yaşayan Lao Thung ("dağın Laotians") ile ilgilidir. Lao Thung Laos toplam nüfusun yaklaşık dörtte birini oluşturur.  Lametler  Laos' un kuzeybatı uzak dağlık bölgelerinde dağılmış olan köylerde yaşamaktadır. Ne yazık ki, ovalarda yaşayan çoğu Kha (köle) denilen kişilerdir. Lametler, Palaung ve Wa adlı Mon-Khmer dili konuşmaktadırlar. Çoğu yetişkin erkeklerde de Tai Yuan konuşulur. Her evde yaklaşık altı-yedi üyeden oluşan aileler olarak yaşarlar. Lametlerin  evleri ahşap ya da bambu kazıklar üzerine inşa edilmiş ve kapalı mutfakları vardır. Lametlerin yazılı bir dilleri yoktur.

Soyunda şair yokken ve hiçbir eğitim almadan kendi kendine şair olan kimse...

Nabiga,
Sonradan şâir olan.
Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse.
Nevabig, Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse.

İşler, görevler...

Umur, (eskiden).
Emirler.
İşler, görevler.
Hususlar. 
Maddeler.

Eğri olma, eğrilik...

İvicac, 
Doğru davranmamak, eğri büğrü olmak. 
Hamlık.
Hakkı bâtıl, bâtılı hak göstermek.

Şeftali cinsi...

Hale,
Hülü,
Nectarin,
Cavalier, 
Cardinal,
Gülaven,
Sarıpapa, (Sarı renkli ve tatlı bir şeftali).
Adıyaman,

Önceleri botanik adına (Prunus persica) bakılarak şeftalinin anavatanının İran yada Kafkasya olduğu sanılmaktaydı. Ancak zamanla yapılan araştırma çalışmaları, yabani şeftalinin İran’da asla bulunmadığını göstermiştir.

Şeftalinin anavatanının Doğu Asya ve Çin (Orta Çin) olduğu belirlenmiştir.

Şeftali, dünya üzerinde çok geniş yetişme alanına sahip bir meyve türüdür. Avrupa’nın İngiltere ve kuzey memleketleri (Finlandiya, Norveç, İsveç) dışında hemen her tarafında yetiştirilmektedir. Amerika’ya XVI. yüzyılda İspanyol gemicileri tarafından götürülmüş . Amerika'nın kuzey ve güneyinde yetişmekte olup, Avustralya ve Yeni Zellanda’da en fazla yetiştirilen meyve türüdür. Afrika kıtasında da şeftali yetiştirilen alanlar her geçen gün genişlemektedir. Dünya üzerinde en büyük şeftali yetiştiricisi ülkeler sırasıyla; İtalya, ABD, Çin, Yunanistan, İspanya, Fransa, Rusya, Türkiye, Meksika ve Arjantin ‘dir.

Filipinler' in Başkenti...

Manila,

Filipinler ya da resmî adı ile Filipinler Cumhuriyeti, (Filipince: Pilipinas) 
Güneydoğu Asya'da Malay Takımadaları bölgesinde yer alan adalar ülkesidir. Başkenti Manila'dır. Filipinler toplam 7 bin 107 adadan oluşur. Manila II. Dünya Savaşı’na kadar Asya’daki en güzel görünümlü şehirlerden biriydi. Savaş sırasında oldukça hasar gören şehrin hala görülmeye değer birçok noktası bulunuyor.

Filipince ve İngilizce resmî dillerdir.Filipin, üç coğrafik alana bölünür; Luzon, Visayas ve Mindanao. Bunlar, on yedi bölgeye, seksen bir ile, 118 şehir, bin 510 belediyeye ve 41 bin 995 Barangay (bölge hükümetleri) ayrılır. Filipinler 85 milyona aşkın nüfusuyla (2005) dünyanın en çok nüfusuna sahip 12. ülkesidir. Manila dünyanın en kalabalık 11. başkentidir.

“Acıbalık, gördek” gibi adlar da verilen bir balık..


İlik,
İlik balığı,
Kepekleme (İznik, kepeğin buğusunda pişirildiğinden),
Liparida (Musevilerce) .
Gördek,(Fr. Bouviere commune).
Acıbalık, (Rhodeus Seiceus Amarus).

Acı balık (Rhodeus sericeus), sazangiller (Cyprinidae) familyasından küçük bir balık türü.  Midyeler üreme sistemlerinin önemli bir bölümünü oluşturur.
Dişi acı balık yumurtalarını midyenin içine bırakır. Yumurtalar midyenin içinde gelişir ve yüzebilir hale geldiklerinde dışarı çıkarlar. Midyenin larvaları midyeden çıkan balıklara yapışır ve düşüp başkalaşım (metamorfoz) geçirirler.

Çek Cumhuriyeti Bilimler Akademisi'nin yeni bir araştırması acı balıklar ve midyelerin sanıldığı gibi simbiyotik değil; aksine parazitik yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bu araştırma acı balıkların aslında midyelerin paraziti olduklarını; çünkü üremeleri sırasında midyeye enfeksiyon taşıma riski bulunduğunu göstermiştir.  Acı balıklar genellikle yüksek bitki yoğunluklu yerlerde yaşarlar. Dayanıklı balıklardandırlar; fazla oksijen bulundurmayan sularda yaşayabilirler. En fazla 7 - 10 cm uzunluğunda olurlar.

Acı balık (Rhodeus Amarus), 8 santimlik uzunluğuyle sazangillerin cücesidir. Orta ve Doğu Avrupa’yla memleketimiz tatlı sularında yaşar. Bu türün ilginçliği düğün kıyafeti ile olağanüstü üreme metodundadır. Erkekler yumurta dökümü mevsiminde pembe ve mor tonlara bürünürler, dişilerde ise, yumurtalarım tatlı su midyelerinin solungaçları araşma dökmelerini mümkün kılan bir yumurta borusu uzar. Erkek de spermaların aynı yere döker, böylece döllenme midyenin içinde olagelir. Yumurtalar bu kuluçka makinesinin içinde çatladıktan sonra yavrular birkaç gün daha bu emin köşede barınırlar. Asya’da da acı balık’a benzer balıkların birkaç türü Japonya' dadır.  Ege bölgesindeki akarsularda yaşıyor.


Bitkilerle ve küçük böcek larvalarıyla beslenirler. Bu balıkların en ilginç özeliği ise üreme olayıdır. Üremesi için mutlaka tatlısu midyesi olması gerekmetedir. Dişi balık uzun bir tüpçük çıkartır ve bu tüpçuk sayesinde midyenin içine yumurtalarını bırakır ve midye içerisinde yavrular oluşarak çıkarlar. Ayrıca erkek balığının renkleri çok güzel çiftleşme zamanı kıpkırmızı bir renge bürünürler hareketleri ve kur yapışları ayrı bi güzelik katar kendilerine fazla büyümeyen bu balıklar. Bir çok kişi tarafından bilinsede bir türlü akvaryumlarda beslenmemektedir. Bitkili akvaryumlarda çok rahatlıkla bakılabilirler.

“Ufuklar” anlamında eski sözcük...

Afak, (Arapça).
Yer ile göğün birleşmiş gibi göründüğü yer, uzak daire.
Dört taraf,
Etraf,
Cihetler.
Ufuklar.

Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan ''Voynuk'' örgütündeki subaylara verilen ad...

Likator,
Osmanlılar döneminde Savaş zamanı ordunun ve yüksek komutanların atlarına bakan, barışta da has ahır ve çayır hizmetlerinde çalıştırılan, Hıristiyanlardan, özellikle Bulgarlardan oluşturulan asker sınıfına voynuk örgütü ve bu örgüt içindeki subaylara Likator denmektedir.

Voynuk Teşkilatı,
Voynuk teşkilatı Sultan Birinci Murad Han (1359-1389) zamânında Rumeli beylerbeyi olan Timurtaş Paşa tarafından ilk defa Bosna’da kuruldu. Mensupları Bulgarlar arasından seçilerek, yaygınlaştırıldı. Hassa, amme veya seferli ve Çayır Voynukları hâlinde teşkilâtlanırdı. Hassa voynukları, Istabl-ı âmire (saray ahırı) hizmetlileriydi. Amme voynukları, seferlerde askerî hizmetlerde bulunurlardı. Muharebeye gitmek için davet edilenlere Sefer Voynukları denirdi. Istabl-ı âmire’ye çayır biçmek ve hayvanları çayırlatmak için gelmeleri emir olunan voynuklara da Çayır Voynukları denilirdi. Hassa Voynuklarının başına Voynuk Beyi, Amme Voynuklarının bulunduğu timar sâhiplerinin başına da Voynuk Seraskeri denirdi. Has Ahır hayvanlarıyla, Istabl-ı âmire çayırlarına bakan voynukların kayıtlarını tutup, bunlarla ilgili muâmelelerle Voynuk Kâtibi meşgul olurdu. Mıntıkalardaki birlik kumandanlarına Çeribaşı denirdi.Voynuk Beyi, Seraskeri ve Çeribaşı Müslümandı. Diğer küçük âmirlerden Primkür ve Likatör Hıristiyandı. Voynuklar “Gönder” adıyla üçer dörder kişilik müfrezelere ayrılmışlardı. Her gönderden bir tânesi nöbetleşe her sene hizmete girerdi. Voynuklar nöbet hizmetine kendi beygirleriyle gelirlerdi. Hizmete gelen nöbetçi voynukların yoklamaları defterdarlara âitti. Mevcutları binin altındaydı. Voynukların kaynağı Rumeli olup, bilhassa Bulgaristan idi. Açık kadrolara, ölen veya sakatlanan voynuğun oğlu, kardeşi veya akrabâlarından biri tâyin edilirdi. Voynukların oğullarına ve Voynukluğa aday olan akrabâlarına “Zevâit Voynuk” denilirdi. 

Ölüm ve sakatlanmalar hâlinde Zevâit Voynuklarıyla kadro tamamlanırdı. Zevâitle kadro tamamlanmazsa dışardan Voynuk yazılırdı. Voynuklara hizmeti karşılığı verilen arâziye “Baştına” adı verilirdi. Voynuk, hizmeti karşılığında Baştına’yı (belirli ve sınırlı bir alan) kullanırdı. Bu arâzi için hiçbir tarafa vergi ve rüsum vermezdi. Voynuk belirli arâzisinden başka yer tuttuğu zaman bu arâzinin aşar ve sâir rüsûmunu dirlik sâhibine vermeye mecbur olduğu gibi kendi dirliğini teşkil eden arâziden başkasının istifâdesi hâlinde de bunun vergi ve rüsûmunu kullanandan almak hakkına sâhipti. 

Voynuk Teşkilâtı 1691’de kaldırıldıysa da, 1693’te tekrar kuruldu. 1878 târihinde ise tamâmen kaldırıldı.

Ortaoyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan...

Palanga,
Ortaoyunu'nda oyun alanı. Meydan, orta.

Ortaoyunu, çevresi izleyicilerle çevrili bir alan içinde oynanan, yazılı metne dayanmayan, içinde müzik, raks ve şarkı da bulunan doğaçlama bir oyundur. Ortaoyunu adının geçtiği ilk belge 1834 tarihlidir. Daha eski kaynaklarda bu oyun; kol oyunu, meydan oyunu, taklit oyunu, zuhurî gibi adlarla anılmıştır.

Orta oyunu, han ya da kahvehane gibi kapalı yerlerde de oynanmakla birlikte, genel olarak açık yerlerde ortada oynanan bir oyundur. Oyunun oynandığı yuvarlak ya da oval alana palanga denir. Oyunun dekoru; yeni dünya denilen bezsiz bir paravandan ve dükkân denilen iki katlı bir kafesten oluşur. Yeni dünya ev olarak, dükkân da iş yeri olarak kullanılır. Dükkanda bir tezgah, birkaç hasır iskemle bulunur.


Seyircilerin oturdukları yerin hemen arkasında, ve oyun yerine (sahne`ye) aktörlerin girmesi için serbest `sahne` olarak kabul edilen yer boyutları aşağı yukarı 15x25 m. kadar, yuvarlak veya yumurtamsı bir alndır. Seyircilerle oyun yeri, ip gerilmiş kazıklarla ayrılır, meydanın sağı kadınlar içindir; eskiden buraya kafes konurdu; sol taraf erkek seyirciler içindir. Çalgıcılar da burada, seyircilerin tam önünde yer alırlar.

Orta oyununun kişileri ve fasılları Karagöz oyunuyla büyük oranda benzerlik gösterir. Oyunun en önemli iki kişisi Kavuklu ile Pişekâr'dır. Kavuklu, Karagöz oyunundaki Karagöz'ün karşılığı, Pişekâr da Hacivat'ın karşılığıdır. Orta oyununda da gülmece öğesi, Karagöz oyunundaki gibi, yanlış anlamalara, nüktelere ve gülünç hareketlere dayanır. Oyunda çeşitli mesleklerden, yörelerden, uluslardan insanların meslekî ve yöresel özellikleri, ağızları taklit edilir. Bunlar arasında Arap, Acem, Kastamonulu, Kayserili, Kürt, Frenk, Laz, Yahudi, Ermeni vb. sayılabilir. Orta oyununda kadın rolünü oynayan kadın kılığına girmiş erkeğe Zenne denir. Kavuklu Hamdi ile Pişekâr Küçük İsmail Efendi, orta oyununun önemli ustaları sayılır.

Orta Oyunu; Mukaddime (Giriş), Muhavere (Söyleşme), Fasıl (Oyun) ve Bitiş bölümlerinden oluşur.  Geleneksel Türk halk tiyatrosunun önemli seyirliklerinden olan orta oyununun başlıcaları şunlardır: Mahalle Baskını, Terzi Oyunu, Yazıcı Oyunu, Büyücü Hoca. Fotoğrafçı, Hamam, Tahir ile Zühre, Kale Oyunu, Pazarcılar, Çeşme, Gözlemeci. Çifte Hamamlar, Kunduracı, Eskici Abdi.
 

Granitle aynı kimyasal yapıda olan ve “riyolit” de denilen kayaç...

Liparit, (Fransızca).

Granit  (Liparit ya da Riyolit). Mineral, yunanca reo, akmak, ryo’dan fransızca, rhyolite.
Granitle aynı kimyasal yapıda, içinde mikrolitler olan kayaç, liparit. Yani serbest silis bakımından zengin, mikrolitli iç kayaç.

Tersiyer ya da post-tersiyer kaynaklı magmatik bir kayaçtır. Koyu kıvamlı asit lavların kısa mesafeli akması sırasında oluşur. Kuvars içerir, ancak ana öğesi feldispattır. Sertliği 6, özgül ağırlığı 2.3-2.7'dir. Rengi sarı, kırmızı beneklerle beyazdan griye doğru değişir. Kırıldığında sönük parlak, ince taneli bir yüzey verir. Volkanik alanlarda görüşür. Mezolitikten başlayarak güneydoğu Asya ve diğer alanlarda kullanılmıştır. Granitin sürtmetaş örnekleri de oldukça yaygın bir durumdur. 

Genellikle ağır mineraller ba­kımından fakir olan riyolit, cam bakımın­dan zengin bir hamur içinde, ya fenokristaller, ya küçük billurlar, ya da küçük kürecikler şeklinde bol miktarda kuvars kapsar. Fenokristaller arasında feldispatlara da rastlanır. Riyolitoyit’ te kuvars billurlaşmamıştır, silis fazlası cam halindeki hamur içinde bulunur. Bileşimine göre, hiper alkali riyolitler ve alkali riyolitler ayırt edilir. Hiperalkali riyolitlerde, sodyum ve potasyumlu feldispatlar ile demir ve sod­yumlu bir veya daha çok mineral (aejirin, riebeckit) bulunur. 

Alkali riyolitler için­de de alkali feldispatlar ve plajiyoklazlar vardır. Piromeritler, çok büyük küreli (25 cm kadar) riyolitlerdir. Riyolitlerde, çoğu zaman, grena, topaz, kuvars gibi pnömatolitik minerallerin billûrlaşabildiği «litofiz» denen boşluklar bulunur. Riyolitler lav akıntıları veya damarlar meydana geti­rir. Kuvarslı porfirler paleozoyik çağ ri­yolitleridir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ