Zühal , Satürn ...

Sekendiz,

Sekendiz, Zühal , Satürn (gezegen), (Fransızca) Saturne,

Güneşten 1.4 milyar, dünyadan (en yakın konumda) 1.1 milyar km. uzak, güneş çevresinde 29.5 yılda dolanır, kendi çevresinde 10 saat 14 dakikada döner, (güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni), yoğunluğu 0.69 gr/cm3, kütle çekimi dünyadakinin 95.3 katı, hızlı dönmesinden dolayı kutuplar arasındaki çapı ekvator çapından 12.700 km. daha kısa, atmosferinde büyük miktarda hidrojen, önemli miktarda metan ve bir miktar amonyak (atmosferinde kristal halde) bulunur,

Zümrüte benzer değerli bir taş...

Zebercet (Olivin, Peridot)

Kalp, pankreas, dalak ve ciğer üzerinde olumlu etkisinin yanında, doku bozulmalarını da önleyici özelliği olan bir taştır. Rengi bağlı olduğu Zümrüt familyası gibi yeşil bir taştır.

Zebercet, Peridot taşının insan üzerindeki etkileri;

Bedeni temizleyip vücut-zihin dengesini sağlar, kaygıyı düşürüp zihni açar ve kişisel büyümeyi hızlandırır. Doku bozulmalarını önleyici özelliklere sahiptir. Kalp, pankreas, dalak ve ciğerler üzerinde olumlu etkileri vardır. Zebercet taşı, genelde küçük parçalar halinde bulunur. 1 cm. lik bir peridot, büyük sayılabilecek bir peridottur.

Norveç' li kuzeyin Chopin' i denilen bir Besteci...

Edvard Hagerup Grieg,
(15 Haziran 1843 - 4 Eylül 1907),

Norveçli bestekar ve piyanist. La minör'deki Piyano Konçertosu, Henrik Ibsen' in Peer Gynt oyunundaki müzikleriyle tanınmaktadır. İlhamını Norveç halk müziğinden alan bir besteciydi. Yazdığı pek çok kısa piyano parçasından ötürü kimilerince "kuzeyin Chopin'i" olarak adlandırıldı. Norveç tarihinde yeri büyüktür.Ölümünün 100. yılı olan 2007, Norveç Hükümeti tarafından resmi Grieg yılı ilan edilmiş ve anısına pe çok ulusal-uluslararası etkinlik organize edilmiştir.

Nişasta Helvası...


Sabuniye,

Malzemeler;
1 su bardağı sıvıyağ ve tereyağı karışımı,
2 su bardağı şeker
Yarım su bardağı nişasta

Sabuniye helvasının hazırlanışı:

Tencereye yağ ile şeker konup şeker eriyip kaynamaya başlayınca bir kapta nişasta 1 su bardağı su ile iyice karıştırılıp tencereye ilave edilir.

Tahta kaşıkla ezip karıştırarak uzun müddet kısık ateşte kavrulur. Güzel bir kıvama gelince ateşten alınıp servis tabağına alınır. Arzu edilirse üzerine kavrulmuş badem veya fındık parçaları ile süslenir.

Niğde ilinde bir yeraltı şehri...

Kavlaktepe,

Kavlaktepe, Konaklı ve Kavaltepe yeraltı şehirleri turizme açılmış, Kayır, Bağlama, Fertek yeraltı şehirleri ise henüz turizme açılmamıştır.

Kavlaktepe yeraltı şehri, Çamardı ilcesine bağlı Kavlaktepe köyündedir. Şehre 35 km. mesafededir. Kapadokya bölgesinde bulunan diğer yer altı şehirleri gibi korunma ve barınma amacı ile yapılmış, 12.yy Bizans dönemi kalıntısıdır.

Nohut büyüklüğünde, turuncu renkli meyveleri olan dikenli bir süs bitkisi...

Ateş Dikeni (Prekanta- Pyracantha Coccinea)

Gülgiller(rosaceae) familyasından, yaz kış yeşil kalan çalılardandır. Meyveleri halk arasında "Köpek Elması" olarak da bilinir. Boyu 3m. ince uzun ve oval yaprakları vardır. Salkım şeklinde sarımtrak ve beyaz çiçekler açar. Dikenli bir çalıdır. Koyu kırmızı, kırmızı turuncu ve sarı renkli, üzüm salkımı şeklinde meyveleri olur. Meyveleri tatlıdır. İnsan sağlığına, özellikle de yüksek tansiyona olumlu etkisi vardır. Ilıman yerleri sever. Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar. Üzerinde geliştiği toprakta çok besin öğesi aramaz. Bahçelere tek başına ya da gruplar halinde dikilebilir. Ayrıca çit oluşturmak için de kullanılır.Tohum ve çelik ile üretilir.

Rus asıllı ABD'li yazar Vladimir Nabokov ...

Vladimir Nabokov (1889-1977),

1899'da St. Petersburg'da doğdu. Aristokrat bir aileden gelen Nabokov, Devrim'den sonra 1919'da İngiltere'ye göç etti. Cambridge'deki Trinity College'da önce zooloji, ardından Fransız ve Rus edebiyatı öğrenimi gördü. Daha sonra Berlin ve Paris'te yaşadı. İlk kısa öyküsü 1924'te, ilk romanı Maşenka 1926'da yayımlandı (Telos, 1991). 1940'ta gittiği ABD'de Stanford Üniversitesi Slav dilleri bölümüne asistan oldu. 1941'de İngilizce yazdığı ilk eseri, otobiyografik bir roman olan The Real Life of Sebastian Knight yayımlandı (Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı). Wellesley College'da (1941-48) ve Cornell Üniversitesi'nde (1948-58) Rus ve Avrupa edebiyatı okuttu.

Dünyaca tanınmasına yol açan Lolita 1955'te Fransa'da, 1958'de ABD'de yayımlandı (Lolita, İletişim, 1988). 1960'ta yerleştiği İsviçre'nin Montreux şehrinde 1977 yılında ölen Nabokov, geride yirmi kadar roman, öyküler, şiirler, tiyatro oyunları, çeviriler, edebi deneme ve eleştiriler bırakmıştır. Nabokov aynı zamanda bir pulkanatlılar (kelebekler) uzmanıdır. Anadili Rusça dışında İngilizce ve Fransızca'yı da ustaca kullanan; sanatı ve sanatçının ifade biçimini konu alan eserlerinde edebi parodiye yer vermesi ve üslupçuluğu ile, alışılmışın dışında bir roman örgüsü kurmadaki ve kurgu mantığıyla oynamadaki ustalığı ile dikkat çeken Nabokov, çağımız edebiyatı içinde önemli bir yere sahiptir.

Başlıca eserleri;
Zaşçita lujina (1930, Savunma), Kamera Obskura (1932, Karanlıkta Kahkaha, İletişim, 1993), Otçayanniye (1934, Umutsuzluk), Priglaşenniye na kazn (1935, İnfaza Çağrı, Ayrıntı, 1989), Bend Sinister (1947, Uğursuz Dönemeç), Pale Fire (1962, Solgun Ateş), Speak, Memory (1967, Konuş Bellek), Ada, or, Ardor: A Family Chronicle (1969, Ada ya da Azim: Bir Aile Tarihi), Transparent Things (1972, Saydam Şeyler, Kabalcı, 1994) Ölümünden sonra 1980'de derlenen Lectures on Literature: British, French and German Writers (Edebiyat Dersleri, Ada, 1988) Bir Gün Batımının Ayrıntıları / Toplu Hikâyeler I (İletişim, 2000)

Nohutla yapılan bir yemek...

Falafel (Nohut köftesi),

Arapların baş yemeklerinden biri, bakla ve nohuttan yapılan ve bir tür etsiz köfte olan Fallefel' dir.

Malzemesi:

1 su bardağı haşlanmış nohut, 1/2 soğan, doğranmış 2 yemek kaşığı maydanoz, doğranmış 2 yemek kaşığı taze kişniş, doğranmış 1 tatlı kaşığı tuz , 1/2-1 tatlı kaşığı pul biber , 4 diş sarımsak , 1 tatlı kaşığı kimyon, 1 tatlı kaşığı kabartma tozu, 4-6 yemek kaşığı un, Kızartmak için sıvıyağ,


1. Nohutu ve soğanları mutfak robotuna koyun. Maydanoz, kişniş, tuz, biber, sarımsak ve kimyonu ekleyin. Püre haline gelmeden ezilmelerini sağlayın.

2. Kabartma tozunu ve 4 yemek kaşığı unu ekleyip robotu çalıştırın. Elinize yapışmayan bir kıvama gelene kadar un veya bulgur ekleyin. Karışımı bir kaba alın, üzerini kapatıp buzdolabında birkaç saat bekletin.

3. Beklettikten sonra köfte harcından küçük parçalar koparıp yuvarlayın. Kızgın yağda altı tanesini kızartıp bir kağıt havlunun üzerine alın. Kalanı da aynı şeklide pişirin.

Ulusal Kiliselerin İsimleri, İngilizce Adlarıyla...

ABD - Episcopal Church in the United States of America, Orthodox Church in America, United Church of Christ, Communion of Christ the Redeemer, Evangelical Lutheran Church in America; National Catholic Church of America (Polish)
Almanya - Evangelical Church in Germany
Avusturalya - Uniting Church in Australia, Anglican Church of Australia
Avusturya - Old Catholic Church of Austria


Bangladeş
- Church of Bangladesh
Bermuda - United Church of Bermuda
Brezilya - Brazilian Catholic Apostolic Church
Bulgaristan - Bulgarian Orthodox Church

Çe
k Cümhuriyeti - Czechoslovak Hussite Church
Çin - Three-Self Patriotic Movement, China Christian Council, Chinese Patriotic Catholic Association
Danimarka - Church of Denmark
Endoneyza - Persekutuan Gereja-Gereja di Indonesia Communion of Indonesian Churches (Reformed and Lutherans)
Eritrea - Eritrean Orthodox Church
Ermenistan - Armenian Apostolic Church

Etiyopya - Ethiopian Orthodox Church
Filipinler - Philippine Independent Church
Finlandıya - Evangelical Lutheran Church of Finland, Finnish Orthodox Church
Fransa - Gallican Church
Güney Amerika - Nederduitse Gereformeerde Kerk - Afrikaner Dutch Reformed Church of South Africa, Anglican Church of Southern Africa

Gürcistan - Georgian Orthodox and Apostolic Church
Hindistan - Church of North India, Church of South India, Indian Orthodox Church and Mar Thoma Church
Hollanda - Protestant Church in the Netherlands
Irak - Assyrian Church of the East, Chaldean Catholic Church,
İngiltere - Church of England
İskoçya - Church of Scotland
İrlanda - Celtic Church, Church of Ireland
İsrail/ Palestinian territories - Orthodox Church of Jerusalem, Latin Patriarchate of Jerusalem, Episcopal Church in Jerusalem and the Middle East, The Evangelical Lutheran Church in Jordan & the Holy Land

İspanya - Spanish Reformed Episcopal Church
İsveç - Church of Sweden
İsviçre - Swiss Reformed Church - some cantons
İtalya - Roman Catholic Church, Lombardy , Ambrosian Catholic Church,
İzlanda - Lutheran Evangelical Church
Jamaika - United Church in Jamaica and the Cayman Islands
Japonya - United Church of Christ in Japan
Kanada - United Church of Canada, Anglican Church of Canada

Kıbrıs
- Coptic Orthodox Church, Orthodox Church of Cyprus
Kiribati - Kiribati Congregational Church
Kongo - Church of Christ in Congo
Lübnan - Maronite Catholic Church
Macaristan - Reformed Church in Hungary
Madagaskar - Church of Jesus Christ in Madagascar
Makedonya - Macedonian Orthodox Church

Meksika - Iglesia Catolica Apostolica Mexicana (ICAM), Hostia Sangrante
Namibya - United Evangelical Church of Namibia
Nauru Adası - Nauru Congregational Church
Nikaragua - ''Miskitos'' Moravian Church
Nijarya - National Association of Aladura Churches, Church of Nigeria
Norveç - Church of Norway
Pakistan - Church of Pakistan
Papua Yeni Gine - United Church in Papua New Guinea and the Solomon Islands
Polonya - Polish Catholic Church
Portekiz - Lusitanian Catholic Apostolic Evangelical Church
Romanya - none; traditionally the Romanian Orthodox Church has seen itself as the national church, but since 2004 the ROC resigned to any claim of this status to conform with the country's secular constituition.

Rusya - Russian Orthodox Church
Samoa - Congregational Christian Church in Samoa
Sırbistan - Serbian Orthodox Church
Solomon Adaları - United Church of Solomon Islands
Suriye - Syriac Orthodox Church Jacobite, Syrian Catholic Church, Eastern Orthodox Patriarchate of Antioch.
Tonga - Church of Tonga
Tuvalu - Church of Tuvalu
Türkiye - Karamanli Turkish Orthodox Church

Ukrayna - Ukrainian Autocephalous Orthodox Church, Ukrainian Orthodox Church (Moscow Patriarchate), Ukrainian Orthodox Church - Kiev Patriarchate, Ukrainian Greek Catholic Church
Yeni Zelanda - Anglican Church in Aotearoa, New Zealand and Polynesia; ''Maori'' Ratana Church
Yunanistan - Church of Greece
Zambiya - Uniting Church of ZambiaNational church tr:Ulusal Kilise en:National church

Nijerya' da bir eyalet...


Nijerya (Nijerya Federal Cumhuriyeti),

Batı Afrika'da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer alan bir ülkedir. Başkenti Abuja, en büyük şehri Lagos'tur.Para birimi Naira(= 100 Kobo) .Resmi dili İngilizce olup Hausa, Yoruba, Igbo (Ibo), Fulani dilleri de konuşulmaktadır.
Lagos’tan Kamerun sınırına kadar olan şerit, ekvatoral ormanlık araziyle örtülüdür.Nijerya’nın ormanlık bölgesi, Savana bölgesidir. Ülkeyi baştan başa ( 320 km) kateden Nijer Nehrinin batı bölgesi, dağlık bir arâzidir. Bu yüksek dağlar arasında Adamawa Dağlarıdır. Ülkenin en yüksek yeri, yine bu dağlar üzerindeki Dimlang Tepesidir. (2042 m.) Timia vahası Nijeryadadır.

Bölge; Lagos Federal Başkent,
Eyaletler; Abia, Abuja, Adamawa, Akwa Ibom, Anambra, Bauchi, Bayelsa, Benue, Borno, Cross, Delta, Ebonyi, Edo, Ekiti, Enugu, Gombe, Imo, Jigawa, Kaduna, Kano, Katsina, Kebbi, Kogi, Kwara, Nassarawa, Nijer, Ogun, Ondo, Osun, Oyo, Plato, Nehirler Bölgesi, Sokoto, Taraba, Yobe, Zamfara,

Nijerya' da yaşayan Yorubalar arasında yaygın bir dinsel hareket...

Aladura,
National Association of Aladura Churches,The Church of the Lord (Aladura),

Dear reader,
Dear browser, Peace, grace and mercy of God Almighty ever be with you and all that is yours in Jesus name, Amen.
Beloved, God has called us into communion in Christ Jesus. This calling and gift of communion grants us responsibilities for our common heritage and life before God to do His good will and live a life that is pleasing unto Him.

By the grace of God we have been given the Communion of the Church of the Lord [Aladura] Worldwide (CLAW), United Aladura Churches (UAC) and the World Council of Churches (WCC) through which we can respond to God's calling in Christ Jesus (Acts 2:42). The beauty, miracle and challenge of maintaining our communion in Christ Jesus, especially in the communion of ALADURA churches, and the need for mutual commitment, dedication and discipline as a witness to the promises of God (Jeremiah 29:11), in a world of confusion, conflict, instability, corruption and fragmentation, we are united in Christ as ALADURA churches to remain faithful to the promises of God.

Yours In His Service,
The Most Rev. Dr. Rufus Okikiola Ositelu
(Ph.D. Comp. Sci; Ph.D. Religion)
The Primate of the Church of the Lord (Aladura) Worldwide

Nohut ve parça etin de konulduğu yoğurtta kaynatılmış bir tür mantı...

Sisperek, Şişperek (Mantıya benzer bir yemek.)

Nohut ve parça etin de konulduğu, yoğurtta kaynatılmiş bir tür mantı olarak bilinen Sisperek, kurutulmus patlıcan, pirinç, nohut, soğan, sarımsak ve koruk ekşisi ile yapılan Börk Aşı, ince bulgur ve yağsız kıymanın misket haline getirildiği ''Analı Kızlı'', nane ve haspir olarak adlandırılan yöresel sofranın lezzet verdiği ''Yuvalama'', daha çok börülceyi andıran ve bol soğan, tarhun otu ve sumak ekşisinin lezzetini artırdığı ''Mas çorbası'' ise değişik kültürlerin lezzetleri olarak bilinmektedir.

Güneydoğu' da Güveç 'in kaşifi Süryanilerdir. Bir çesit güveç yemeği olan Meftune ile nohutlu, patlıcanlı bir yemek olan Muheserlas yine Süryani mutfağındandır. Ermeniler' in dalak dolması ile nohut ve patatesten yapılan Topik' ler, İsa' nın doğum süreci olarak belirtilen 26 Aralık-6 Ocak tarihleri arasında yapılır.

Arapların baş yemeklerinden biri, bakla ve nohuttan yapılan ve bir tür etsiz köfte olan Fallefel' dir. Bol soğan ve zeytinyağı ile yapılan Sigilmarsi dolmaların şahı olarak bilinir. Mücettere adı verilen mercimekli bulgur pilavı da Arap lezzetindendir.

İsrail' in Kuruluş Günü' ne, Filistin' lilerin "Felaket Günü" anlamında verdikleri ad...

Nakba,

Filistinliler, İsrail'in kuruluş gününü "Felaket Günü" (Nakba) olarak adlandırıyor. İsrail Devleti' nin kuruluşu 14 Mayıs 1948’de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından ilan edilmiştir.İsrail Devleti'nin bayrağı Musevi dua şalı tallit' in deseninden esinlenilmiş ve rengi Davud' un Kalkanı' nın (Magen David) rengi olan mavidir.Başkenti Küdüs olup nüfusunun çoğunluğu Yahudidir. Para birimi Yeni İsrail Şekeli' dir.


Ortadoğu’da Doğu Akdeniz kıyısındadır. Batısında Akdeniz, doğusunda Ürdün, kuzeyinde Lübnan ve Suriye, güneybatısında Sina Yarımadası ve Gazze vardır. Ülkenin güneyinde Necef Çölü vardır. Lut Gölü bu İsraildedir. Karmel Dağı ile Yafa arasında Şaran Ovası vardır. Esdradelon Ovası Taberiye Gölü' ne kadar devam eder.İsrail’in doğusu dağlık olup Şamiriye ve Yahudiye tepeleri yer alır. İsrail’in en yüksek noktası 1208 m’lik Nyron Dağıdır. Golan Tepeleri de kuzeydoğudadır.



İsrail Devleti'nin resmi amblemi Yedi Kollu Şamdan'dır (Menora), bu şamdanın şeklini eski çağlardan beri varolduğu bilinen moriah isimli yedi dallı bitkiden aldığı söylenir. İki yanındaki zeytin dalları İsrail'in barış arayışlarını simgelediği iddia edilir.


Kuram ya da tasarım durumundaki bir düşünceyi uygulama alanına geçirme...

Kılgı (uygulama ve meslek pratiği) ,

Üzerlerine ne denli sık ve ne denli uzun uzadıya düşünürsek düşünelim, anlığı her zaman yeni ve her zaman artan bir hayranlık ve huşu ile dolduran iki şey vardır: Üstümdeki yıldızlı gökler ve içimdeki ahlaksal yasa. İkisini de sanki karanlıklara bürülüymüşler ya da ufkumun ötesinde aşkın bir alandaymışlar gibi araştırmam ya da yalnızca tahmin etmem gerekmez; onları önümde görünüm ve dolayısızca varoluşunun bilinci ile bağlarım. Birincisi dışsal duyu dünyasında doldurduğum yerden başlar ve onunla bağıntımı dünyalar üzerine dünyalarla, dizgeler üzerine dizgelerle ölçüsüz bir büyüklüğe, ve dahası bunarlın dönemsel deviminin, bunun başlangıcının ve sürmesinin sınırsız zamanlarına genişletir. İkinci görülemez ’kendim’den, kişiliğimden başlar ve beni gerçek bir sonsuzluğu olan bir dünyada sergiler ki, ancak anlak için sezilebilirdir ve onunla oradaki gibi salt olumsal değil, ama evrensel ve zorunlu bir bağıntı içinde olduğumu anlarım.

Meriç ırmağının deltasında, birçok kuş türünü barındıran ve" Tabiatı Koruma Alanı" kapsamına alınan bir göl...

Gala,
Marmara bölgesinde, Edirne ili, Enez ve İpsala ilçesi sınırları içerisindedir. Gala gölü’nün çevresi bataklıktır. Yüzölçümü yaklaşık 7,7 km² olan göl, Meriç ırmağı ile bağlantılıdır. Gala gölü ile Pamuklu göl birleşmektedir. Ortalama derinliği 70 santimetre’dir. Çok tuzlu olan suları kullanılmaz. Göl çevresi bütünüyle bataklıktır. Bu bataklıkların doğal bitki örtüsü sazlık ve kamışlıktır. Gala gölü’nden temel yararlanma biçimi balıkçılıktır.

Diğer göller:
Kum,
Sığırcık gölü,
Pamuklu gölü,
Çeltik gölü,
Tuzla gölü,
Dalyan gölü,

Edirne'de Meriç ırmağı deltasında bir göl...

Bücürmene,


Dalyan Gölü'nün güneyindeki Bücürmene Gölü'nün alanı yaklaşık, 76 hektardır. Bu alan mevsimlere göre değişebilmektedir. Ortalama derinlik 50-80 santimetre arasında değişir. Suyu sodyumlu ve tuzlu olduğundan kullanılmaz. Kuzey ve doğu bölümlerinde doğal bitki örtüsü sazlık ve kamışlıktır. Bunun dışında kalan kıyıları kumluk olduğundan herhangi bir bitki örtüsü yoktur.

Osmanlılarda yüz kişiden az akıncı birliğinin sınır boylarında düzenledikleri akın...

Potra veya Potre, 
(Bulgarca poter ya da potera’ dan).

Osmanlının dillere destan Akıncı Ocağı, devletin kuruluşunda ve yükselişinde, tımarlı sipahisi sınıfından sonra en büyük hizmeti gören akıcılar (Atlı Cengaverleri) ordusudur. İlk zamanlar akıncı beylerinin çoğu, Osman Gazinin yoldaşları olan kumandanların çocuklarıydı. Akıncı beylerinin yetkileri çok geniştir, onlar istediklerini ocağa alır istemediklerini de ocaktan çıkarabilirlerdi. Akıncı beylerinin rütbeleri sancak beyi seviyesindeydi.

Akıncılar içerisinde fedai, dalkılıç, serdengeçti, deli, azap, gönüllü, beşli gibi şahıs ve grup isimleri vardı. Küçük rütbeli akıncı zabitlerine ‘toyca’ veya ‘taviçe’ denirdi. Akıncılar, yakaladıkları esirlerden aldıkları bilgileri merkeze iletirlerdi. Akınlar, katılan akıncı sayısına göre isimler alırdı. 100 kişiden az akıncıyla yapılana çete, 100’den fazla kişiyle yapılana haramilik, akıncı beyinin kumandası altında yapılana ise, akın denirdi.

Ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam...

Kunt,
Denli,
Kavi,


Sağlam, metin, zorlu, kuvvetli, güçlü. Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert. 
Kunter, sağlam yapılı yiğit, sert yiğit. 

Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı...

Ünanimizm,

XX. Yüzyıl başlarında bireyci dünya görüşüne ve simgecilik akımına bir tepki olarak doğmuş, Jules Romains tarafından kurulan, fertlere değer vermeyerek topluluğu meydana getiren tek ruhu konu olarak ele alan edebiyat akımıdır. Temeli toplumsal bir mistisizme dayanmaktadır.

Herkesçe kabul edilebilecek bir temele değil de kişisel inanışa dayanan, öznel...

İndi,

Nil ırmağında kullanılan yelkenli bir tekne türü...

Feluka,

Gaise 
(yelkenli ticaret gemisi)
Cerme,
(Nil Nehrinde ve İskenderiye kıyılarında işleyen küçük tekne)
Tuva
(Kızıldeniz , Basra Körfezi ve Hint okyanusunda işleyen üçgen biçimli yelkenli),
Akabe, Nil ırmağında çalışan bir tekne türüdür.

Latin donanımlı teknenin baş ve kıç yelkenlerini kullanmak güç olmasına karşın, söz konusu sularda rüzgar sabahtan akşama kadar tek yönden estiği için, tuvalar bakımından herhangi bir kullanım güçlüğü sözkonusu değildir.

Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzer bir giysi...

Fermene (İtalyanca),
Gücük,
Osmanlılarda özellikle Rumelide giyilen işlemeli dar ve yuvarlak yanlı bir giysi. Kaytan ve sırma işlemeli, önü kapanmaz yeleğe benzeyen esnaf tabakasına mahsus bir giysidir. Kadife ya da çuhadan yapılıp içi iki kez astarlanarak yapılan bu giysiyi o zamanlarda galata ve cevresinde fermeneci çarşısında yaparlarmış.

Balear adalarının en büyüğü...

Balear Adaları İspanya'ya bağlı beş büyük ve onları çevreleyen birkaç küçük adadan oluşan bir özerk bölgedir. Tüm İspanya'nın resmi dili olan İspanyolca ile birlikte Katalanca da bu bölgede resmi dildir. Bölgeyi oluşturan adalardan büyük olan beş tanesi Menorca, Mallorca, Cabrera, Ibiza ve Formentera' dır. Başşehir Palma de Mallorcaolupo nüfusu 675.400dür.


Mayorka (Mallorca),

Mayorka Adası’nın en büyük şehri Palma, tarihsel mimari dokusunu koruyabilmiş ender İspanyol kentlerinden. Palma’da tüm yollar, çınarların gölgesindeki kahve teraslarında bira ya da “sangrilla”larını yudumlayan turistlerin önü sıra küçük alanlardan geçerek katedrale çıkıyor. Katedralin içinde dolaşırken tahtadan yontulmuş bir kesik baş heykeli dikkatimi çekildi. Başında sarık, kan bulaşmış ak sakalıyla bir Müslüman’dı bu ve büyük olasılıkla Hıristiyan egemenliğini anımsatmak için oraya konulmuştu.Palma Kadetrali’nin yapımına, adadaki Arap egemenliğine son veren Aragon Kralı Don Jaime’nin buyruğuyla, 13. yüzyılda başlanmış. Halk “La Seu” ismini takmış.
 Balearlar’ın Mayorka’dan sonra gelen ikinci adası Minorka. Minorka’ nın liman kenti Mahon’dur. Adanın kuşatması sırasında amiral gemisinden atılan bir serseri güllenin mutfak penceresinden girerek sepetteki yumurtaları kırıp zeytinyağı şişesini devirerek mayonezi, bir evin mutfak penceresinden giren Türk güllesine borçluyuz. Yumurtayla zeytinyağını karıştıran gülle soframızdan eksik etmediğimiz “Mahonnaise”in, bir başka deyişle mayonezin bulunmasına neden olmuş.

Kat, büklüm anlamında eski bir sözcük...

Ta,
Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat.

Bankiz, Kutup bölgelerinde deniz suyundan oluşan yüzer buz kütleleri ...

Bankiz,
Kutup bölgelerinde ve yüksek dağlar üzerinde,başlıca şekillendirici dış kuvvet buzullardır. Bu alanlarda yağışlar genellikle kar şeklinde olur. sıcaklık sıfır santigrad derecenin altında olduğundan yağan karlar tamamıyla eriyemez, arta kalanlar üst üste yığılır. Yıl boyunca ortadan kalkmayan karlara kalıcı kar (toktoğan kar) adı verilir.

Kutuplarda ve Dağların yüksek kesimlerinde meydana gelen buzulların birçok çeşidi vardır. (Sirk Buzulu-Vadi Buzulu-Örtü Buzulu)

Örtü Buzulu;
Kutuplara yakın sahalarda oluşan ve binlerce kilometre alan kaplayan buzullardır. Antarktika ve Grönland örtü buzullarının ülkemizde görüldüğü yerlerdir. Kutup bölgelerindeki buzullar, buzul dağları oluşturacak kadar büyüktür. Bunların denize ulaşan kısmına aysberg denir. Kutup bölgelerinde deniz içinde oluşan buzullara bankiz adı verilir.


Buzul Vadisi;
Buzullar tüm vadiyi doldurarak hareket ettikleri için tüm yüzeyi aşındırırlar. Bu nedenle buzulların vadileri akarsularınkinden farklı olarak inişli çıkışlıdır. Enine profili “U” biçimindedir. Ana buzula bağlı olarak yan buzulların oluşturduğu vadilere de asılı vadi denir.


Hörgüç Kaya;
Buzullar dirençli kaya sırtlarını törpüleyerek hörgüce benzer yuvarlak şekiller oluşturmuşlardır. Bunlara hörgüç kaya adı verilir. Türkiye’de Doğu Anadolu’da Nemrut Dağı’nda örneği görülmektedir.


Buzul Yalağı;
uzulların aşındırma ile oluşturduğu çukurlardır. Sonradan buzulların erimesi ile bu çukurlarda sirk gölleri meydana gelmiştir.


Buzul Biriktirme Şekilleri;
Buzullar aşındırdıkları materyalleri bir süre taşıdıktan sonra başka bir yerde biriktirirler. Böylece, buzul biriktirme şekilleri oluşur. Buzullardan çıkan akarsular, buzulların önünde ova şeklinde geniş düzlükler oluştururlar. 


Bu düzlüklere sander düzlükleri denir. 

Buzulların,vadi ve yamaçlardan koparmış oldukları kaya parçalarına taş ve Topraklara moren (buzultaş) denir. Bunlar, buzulların tabanında buzul dillerinin yanlarında ve önlerinde birikirler. Böylece moren setleri meydana gelir. 

 Dağların yükseklerinde buzulların ilk oluşmaya başladığı yerdeki çukurluklarda sular toplanarak küçük göller meydana gelir. 

 Bunlara sirk gölleri denir.Buzul biriktirmesi ile oluşan alçak tepelere Drumlin denir.

Bir sicimin ucunda döndürülen iki tahta parçasından oluşan ve Amerika, Avusturalya ve Yeni Gine' de kullanılan bir müzik aracı...

Romb,

Abdülhak Hamit Tarhan' ın bir şiir kitabı...

Abdülhak Hamit Tarhan
(19. Yüzyıl sonu ve 20. Yüzyıl başı edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen şair ve oyun yazarı ve büyükelçi.)


5 Şubat 1851’de İstanbul’da doğdu. Hekimbaşı Abdülhak Molla'nın (1876-1853) torunu, tanınmış tarihçi ve Tahran büyükelçisi Hayrullah Efendi'nin oğluydu. Abdülhak Hamid ilk tahsiline Evliya Hoca, Behaeddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi özel hocaların huzurunda başladı. Özellikle Hoca Tahsin Efendi'nin Abdülhak Hamid üzerindeki etkisi büyüktür. Daha sonra Bebek Köşk Kapısındaki mahalle mektebi ile Rumelihisar Rüşdiyesine kısa süre devam etti. Ailesi tarafından Paris’te eğitim yapması uygun görülünce ağabeyi Nasuhi Bey ile 1863 Ağustosunda Paris’e gitti. İstanbul’da Fransız mektebine başladı ve Fransızcasını ilerletmek için Babıali’de tercüme odasına girdi. On dört yaşlarındayken, Tahran büyükelçiliğine tayin edilen babasıyla birlikte İran’a gitti, 1,5 sene özel olarak Farsça dersleri aldı. İstanbul’a döndükten sonra, önce Maliye mektubi, daha sonra sadaret kaleminde vazife yapan Abdülhak Hamid, buralarda Ebüzziya Tevfik ve Recaizade Mahmud Ekrem'le tanıştı. Sami Paşa’dan Hafız Divanı’nı okudu. Bu arada Tahran hatıralarını anlatan Macera-yı Aşk adlı ilk eserini yazdı ve meşhur Makber mersiyesini yazmasına sebeb olan Fatma Hanım'la evlendi. 1876 senesinde, hariciye mesleğini seçti. Paris Sefareti ikinci katibliğine tayin edildi ve iki buçuk sene vazife yaptı. Bu arada Fransız edebiyatını yakından tanıma fırsatı buldu. Paris dönüşü bir süre açıkta kaldı. 1881’de Poti, 1882’de Golos, bir sene sonra da Bombay başşehbenderliklerine (konsolosluk) tayin edildi. Bombay’da üç sene kaldı. Eşi Fatma Hanım Beyrut’ta vefat etti. Bombay dönüşünde Londra elçiliği başkatipliğine tayin edildi. Fakat Zeynep isimli manzum piyesi yüzünden, vazifeden alındı. Bir süre boşta gezdikten sonra edebiyatla uğraşmayacağına söz vermesi üzerine, tekrar Londra’daki eski görevine gönderildi. Bu gidişinde İngiliz olan Nelly Hanım ile evlendi. 1895 senesinde Lahey büyükelçiliğine iki sene sonra tekrar Londra elçiliği müsteşarlığına tayin edildi. Hanımının rahatsızlanması üzerine, 1900’de İstanbul’a döndü. 1906’ya kadar İstanbul’da kaldı. 1906’da Brüksel büyükelçiliğine tayin edildi. 1911’de hanımı Nelly’nin ölümü üzerine Belçikalı Lüsyen Lucienne Hanım ile evlendi. Balkan savaşları sırasında kabine tarafından azledilince, İstanbul’a döndü. Maarif Nezareti teklif edildi ise de kabul etmedi. Bir süre açıkta kaldıktan sonra ayan üyeliğinde bulundu. Mütareke yıllarında Viyana’ya gitti. Burada sıkıntılı günler geçirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra anavatana döndü. 1928 senesinde İstanbul milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. Kendisine vatana üstün hizmet fonundan maaş bağlandı. Ayrıca belediye de, dayalı döşeli bir apartman dairesi verdi. 1928'de İstanbul milletvekili olarak TBMM'ye girdi; bu görevi ölümüne değin sürdü. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’dadır.


Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimatı, meşrutiyetleri ve cumhuriyeti görmüştür. Bu devirlerdeki Tanzimat, Servet-i Fünun, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca uzun seneler doğuda ve batıda diplomat olarak bulunması her iki edebiyatı tanımasına sebep oldu. Bu sebeple Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış sonra batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak batı tekniği ile eser vermiştir. Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamid yazdıklarıyla bunu uygulamıştır. Eserlerinde batı edebiyatından bilhassa Shakespeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür. Şiirlerindeki başlıca konu romantik ve felsefi düşünceler, ölüm duyguları ve insan kaderi hakkındadır. Şiirlerinde pekçok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramalar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Kendisine son zamanlarda "Şair-i Azam" ya da "Dahi-i Azam" (en büyük şair) ünvanı verilmiştir.


Şiirleri:
Arziler (1925) ,
Bala’dan Bir Ses (1911),
Garam (1919),
Hacle (1886) ,
İlham-ı Vatan (1918),
Kahpe (1885),
Makber,
Ölü (1885),
Ruhlar (1922),
Tayflar Geçidi (1919),
Validem (1913),
Yabancı Dostlar (1924), Yadigar-ı Harb (1913),


Tiyatroları:
Abdullah-i Sagir (1917) ,
Duhter-i Hindu (1876),
Eşber (1880),
Finten (1898),
Hakan (1935) ,
İbn-i Musa (1880), İçli Kız (1875), İlhan (1913) ,
Liberte (1913),
Macera-ı Aşk (1873),
Nesteren (1878),
Sabrü Sebat (1875),
Sardanapal (1908),
Tarhan (1916) , Tarık yahut Endülüs’ün Fethi (1879), Tezer (1880),
Zeynep (1908) ,

Temeli taklide dayanan sözsüz oyun...

Mim, Pandomim (Pandomima)
Sözsüz tiyatro oyunudur. Gösteri sanatının dallarından biridir. Kısaca "mim" olarak ifade edilir. Pandomimde sanatçı, yüz mimiklerini, el-kol harketleri ve vücut hareketlerini kullanarak temayı anlatmaya çalışır. Evrensel bir tiyatro dilidir. Milattan önceki dönemlerde Mim sanatının uygulandığı görülmüştür.
Tanınmış sanatçılar; Erdinç Dinçer, Marceau Marcel,

Mim sözcüğü, "taklit etmek" veya "temsil etmek" anlamına gelen Grekçe "mimeisthai" sözcüğünden gelir. "Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun" olarak Türk Dil Kurumunca açıklanmaktadır.Eskiden Mim oyunu köylerde sessiz oyun, pandomim gibi oynanırken şimdilerde İnternetten blog dostları arasında oynamaktadır. Blog dostları arasında bu tür oyunları oynamak adet olmuş.. Mesela bir blogcu tarafından mimlenen kişiden istenen, en yakınındaki kitabı alıyorsunuz ve 61. sayfanın son paragrafını yazıyorsunuz..Oyun böyle oynanıyor. Sonra siz de bir blogcuyu mimliyorsunuz. Böyle gidiyor.

Amerika zamkı...

Takamara,

Akasya, kitre, Takamara gibi kimi ağaçların kabuklarından sızıp donan, camsı bir madde olup, kağıt, mukavva gibi şeyleri yapıştırmada kullanılan bir madde.

Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan bir tür reçine...

Aselbent 
(Styrax officinalis),
Benzoin Siam (Styrax tonkinensis) ,

Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan, aselbent ağacının kabukları çizilerek elde edilen bir reçine ve bu reçinenin elde edildiği ağaç. Aselbendin kendine özgü zengin, sıcak, hafif odunsu, kremsi, vanilyaya benzeyen bir aroması var. Çatlamış deriye çok iyi gelir. Aisha, aselbenti vücut yağlarında ve banyo ürünlerinde kullanıyor.

Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaçtır. Boyu 20 m. ye kadar ulaşabilir. Bu ağacın gövdesi çizildiği zaman bir tür süt salgılar. Bu süt güneş ve havanın etkisi ile sertleşip sakız haline gelir. Bu sakızdan infüzyon ve lapa yolu ile faydalanılır.
Hazmı kolaylaştırır, kesiklerde ve yaralarda kullanılır, Antiseptik bir etkisi vardır. Astım, broşit, öksürük ve larenjitte etkilidir.
Kas, Kemik ve Eklemler için Artrit ve romatizmada faydalıdır. Gut hastalığının tedavisinde etkilidir.Stresi azaltır.

Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki...

Raziyane,(fars. râziyâne), (Foeniculum dulce).


Rezene,
Sincibil, Sincilip, Rezdane - Adana yöresindeki adı
Mayana - Diyarbakır yöresinde,
Arapsaçı -Ege bölgesinde,
İrziyan,
Bokluk otu - İneboluda verilen ad.


Maydanozgiller familyasından, Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır.Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.Anasonla tat benzerliği çok kuvvetli olan rezene, hamilelere ve yeni doğmuş bebeklere şifa dağıtmayı kendine bir görev biliyor adeta... Hamileliğinin son günlerinde rezene çayı içen annenin sütü artarken, bu şifalı ot bebeğin gaz çıkarmasına da yardımcı oluyor.Rezene, öksürükte balgam söktürücü, özellikle bebekleri ve küçük çocukları yatıştırıcı ve mide şişkinliklerini giderici olarak geliştirilmiş pek çok ilaçta etken madde olarak kullanılır.Rezene-anason-frenk kimyonu eşit oranda karıştırıldığında, hem daha etkili, hem de daha lezzetli bir çay hazırlanabilir.
Çok ender olarak deri alerjileri görülebilir. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.

Hekimlikte kullanılan bir ravent türü...

Ribas,

Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılmış bir raventtir.

Ravent’in bazı türleri (Rheum compactum, undulatum v.b) süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fakat sebze olarak yetiş­tirilen türleri de vardır; yeni filiz ve sür­günlerle üretilir. Ravent’ in yaprak sapla­rından reçel ve ezme yapılır.Ravent içindeki antrasen türevi heterozitlerden (antraglükozitler) dolayı iç yumuşatıcı nitelikler taşır; ayrıca içinde tanen bulunduğu için peklik verici ve kuvvet­lendiricidir.

Hekimlikte kullanılan sarı çiçekli ve acı köklü otsu bir bitki...

Kantaron, 
Bindebirlik otu, 
Kanotu,
Yaraotu, 
Kılıç otu,   
Kuzu kıran otu,   
Koyunkıran,  
Mayasıl,

Kantaron bitkisinin yöresel adlarıdır.   

Tüm dünyada St. John Bitkisi, olarak da bilinen sarı kantaron, (Hypericum perforatum L.) birçok ülkede fitoterapi alanında ve geleneksel tıpta antidepresan olarak kullanılmaktadır.     

Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz. Hristiyan inancında kutsal bir yeri vardır. Avusturya’da İsa’nın haç kanı, Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır.   

Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (flavonoids; quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hyperic, pseudohypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin içermektedir.    

Halk arasında ishal tedavisinde, romatizmal ağrıların tedavisinde, çocukların gece işemelerinde, gut hastalığının tedavisinde, ülser tedavisinde, kadınlarda menapozun dönemindeki ruhsal durumunun yedavisinde, sarılık hastalığına karşı ve yara iyileştirici olarak kullanılmıştır.

Tuz gölü çevresinde yetişen Tuzcul Kantaron, tuzcul bataklıklarda yaşar.      

Güney Amerika yerlilerinin oklarının uçlarına sürdükleri çok güçlü zehir...

Kürar (Zehir),
Curare
, Oorali,

Kana karıstıktan sonra çigili kasları, diyaframı felç ederek, solunum durması nedeni ile ölüme sebebiyet veren madde.

İnsanlar doğadaki zehirleri tarihler boyu hem öldürücü silah hem de tedavisel amaçla ilaç olarak kullanmışlardır. Hayvansal zehirler arasında yılan, örümcek,yengeç ve kurbağa venomları, bitkisel kaynaklı zehirler arasında ise kürar sayılabilir. Bakteriyel zehirlerin en bilinen örneği ise botulinum toksini (BT) dir. Ölümcül besin zehirlenmelerinin sorumlusu olan bu güçlü zehir, çizgili kaslarda nöromüsküler iletimi engelleyerek paralizilere (felç) yol açmaktadır. Ancak insan aklı dünyanın bu en güçlü zehirini değişik yollarla yine insan sağlığı ve hatta güzelliğinin hizmetine sunmayı başarmıştır.

İçkicilerin kendi aralarında rakıya verdikleri ad...

Amberiye,  
Efendi,

Rakı, yapımında suma ve anason tohumu kullanılan alkollü bir içkidir.

 






Aşık Ali Tanburacı' dan bir Kırklareli türküsü,
Bahçelerde Biberiye (makidonlu)


Bahçelerde biberiye
Şişe dolu Amberiye
Sen benimsin gel beriye.


Aman aman aman balabancı
Sol yanımda vardır sancı
Aman Makidonlu Makidonlu
Güzellerin içinde pek şanlı


Bahçelerde olur marul
Sular akar harıl harıl
İnce belden sıkı sarıl


Bahçelerde olur haşhaş
Rakı içtim oldum sarhoş
Ela gözler olur bir hoş.

Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki...

Tarhun 
(Artemisia dracunculus, Tarragon, Estragon.)
Betel,
Kafuru,

Tarhun baharat olarak kullanılan bir bitkidir. Kuzey yarım kürede yaygın olarak yetişir. Boyu 120-150 cm.'dir. Yaprakları 2-8 cm. uzunluğunda, 2-10 mm genişliğindedir. 

Keskin ama hoş kokulu, dayanıklı çokyıllık çalımsı bitkidir. Tarhunun yapraklı dalları iyot, mineral tuzlar, A ve C vitamini yönünden zengindir. Kökeni Sibirya'dır, buradan tüm Avrasya'ya yayılmıştır. En çok Fransız yemeklerinde baharat olarak kullanılır. Ülkemizde kesme çorbası, salata gibi yemeklere katılır. 

Tarkhun isimli gazlı bir içeceğe tat vermesi için Gürcistan, Ermenistan ve Rusya' da da kullanılır. İştah açıcı, sindirim sindirimi kolaylaştıran ve idrar söktürücü özelliği vardır. Antiseptik özelliğine ilaveten adet düzenleyici, kramp giderici, güçlendirici tonik etkisi vardır.

Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki...

Kantiyane, (Latince, Gentiana)
Kızılkantarongillerden, Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki.

Yılan Otu, Kızıl Kantaron, Eşek Turpu, Arapdede, Pancar otu,  Büyük kantaron, Centiyan, Cintiyan, Güşad otu, Sarı centiyan, Sivri kökü, Gentiana lutea, Gentianae

Çok yıllık, rizomlu ve sarı çiçekli bir dağ bitkisidir. Kökü iştah açıcı ve kuvvet verici olarak kullanılır. Doğu Karadeniz bölgesi ve Uludağ’da yetişen, 1 metre kadar yükseklikte, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. Yaprağı ceviz yaprağına benzer. Meyvesi baş tarafında çanak gibidir. İçi sarı, dışı esmerdir. Hekimlikte, kökü kullanılır. Sarı ve mavi türü vardır. İştah artırır, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve ekşimesini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır. 



Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ