Felsefi söz ve düşünce...

Hikemi, (Arapça).
Felsefe ile ilgili. 
Felsefi söz veya düşünce.

Yürekli, güçlü, iradeli...

Öktem,
Gözü pek, 
Babayiğit, 
Koçak, 
Cesaretli, cesur, cüretli, 
Cüretkar
Yürekli, güçlü, iradeli.
Güçlü, onurlu.
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretli, cüretkar.

Kredi mektubu...

Akreditif,
Akreditif, özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında bir bankacılık faaliyeti olarak gelişmiştir. Akreditif kelime anlamı olarak, itibar göstermek, tasdik etmek anlamlarına gelen accredites kelimesinden türetilmiştir. Birbirini iyi tanımayan alıcı ve satıcı için güven unsuru oluşturan bir banka taahhüdü olarak ortaya çıkmaktadır. Esas olarak akreditif, bir kredi aracı değil, ödeme aracıdır. 

Akreditif, uluslararası ilişkilerde aynı anlama gelen çeşitli deyimlerle kullanılmaktadır.
“Documantery Credit” Vesikalı Kredi
“Letter of Credit” Kredi Mektubu
“Documantery Letter of Credit” Vesikalı Kredi Mektubu
“Commercial Letter of Credit” Ticari Kredi Mektubu

Alıcı sipariş ettiği malın belirtilen süre içinde, istediği kalite ve durumda eline geçmesini ve mal bedelini de malı teslim aldıktan sonra ödemek ister. Satıcı ise, mal bedelinin ödeneceğinden emin olmak, hatta bazı hallerde malın üretiminden önce bedelinin garanti edilmesini ister. Bu çıkar çatışması neticesinde akreditif sistemi ortaya çıkmıştır. Alıcı ve satıcıya ek olarak bankaların itibarları da devreye sokulmak suretiyle çözüm getirilmiştir.  

Amir; Akreditif işlemini başlatan ithalatçı, yani satım akdinde alıcıdır.
Akreditif Bankası; Akreditif Amirinden aldığı talimatlara göre akreditifi açan bankadır. Aldığı talimatlar uyarınca akreditif metnini hazırlayarak satıcının bankasına iletir. Amir bankanın, muhabir bankaya veya lehdara akreditifin açılması ile ilgili olarak gönderdiği mektuba Küşat (Açılış) mektubu denir.
Lehdar; Lehine akreditif açılan, ihracatçıdır. Akreditif konusu malın satımı konusunda Akreditif Amiri ile sözleşme yapmıştır ve bu mal veya hizmetleri satan, ihraç eden taraftır.

Japonlara özgü giysiler...

Kimono,
Yukata,
Kimono;
Sözlük anlamı Giysi anlamına gelen Kimono Japonya' ya özgü en geleneksel öğelerden biridir. Kimonolar mevsimsel, sezonluk kimonolar, törenlerde giyilen özel kimonolar, erkekler için dikilen kimonolar gibi bir çok çeşidi vardır. Halen kullanılan kimonolar, Japonya' yı ziyarete gelen turistlerin ilgisini çekmekte ve kısa süreli de olsa ziyaretçiler gerçek anlamda kimono giyme fırsatı bulmaktadırlar.

Nara döneminde (710-94), kosode (küçük kol) olarak adlandırılan giysi. Kimono olan gerçek adını, 18. yüzyılda almıştır. Kadınlar Kimonolarını özellikle geleneksel çay ve ikebana törenlerinde giyerler. Genç kızlar ise furisode olarak adlandırılan çok renkli kolları diğer kimonolara göre daha uzun, parlak Obi (kemer) olan kimonoları giymektedir. Ölüm törenlerinde hem erkekler hem bayanlar siyah kimono giyerler.

Geleneksel olarak kimono giyim teknikleri annelerden kızlarına aktarılır, fakat günümüzde bu teknikleri öğreten okullara rastlanmaktadır. Özel ipekten, yünden veya sentetikten üretilen kimonolar kış aylarında giyilmektedir. İlk önce beyaz çoraplar olan tabi' ler giyilir. Daha sonra kimononun alt kısmını oluşturan yelek ve etek giyilir. Daha sonra kimononun altındakileri tutmaya yarayan nagajuban (bir çeşit iğne) ve datemaki kemeri bağlanır. Son olarak kimono giyilir ve obi ile bağlanır. En son olarak ise Zori' ler ayağa giyilir, böylece kimono giyimi bitirilmiş olur. 

Kimono aşağıdaki bölümlerden oluşur;
Yuki - Kol
Ushiromigoro - Arka ana bölge
Uraeri - İç yaka
Doura - Omuz dikiş yeri
Fuki - Ön kıvırım
Sode - Kol bölgesi
Okumi - Kol altı açık bölge
Sodeguchi - Kol açıklığı
Tamoto - Kol cebi
Maemigoro - Kol altı uzun parça
Tomoeri - Yaka  
Susomawashi - Alt astar.

Yukata;
İnce, pamuklu yukata ise hem erkekler hem de bayanlar tarafından yaz ayları boyunca giyilmektedir. Diğer ülkelerde çoğunlukla Kimono adı altında satılan ürünler aslında Yukata' dır. Genellikle bunlarla beraber geta' lar giyilmektedir. Günümüzde renkli renkli yukatalar. Yaz şenliklerinde birçok genç kızın ve erkeğin giysileri olmaya devam etmektedir.

Ayak giyimi;
Zouri ve Geta, Japonya'da en sevilen geleneksel sandaletlerdir. Her ikisi de Y şeklinde bir bantla, ayak baş parmağı ve ikinci parmak sokularak giyilir.

İstanbul’da, Bizans mozaik sanatının en güzel örneklerini barındıran yapı...

Kariye, 
Kariye Müzesi.
Khora (Chora).
Kariye’ deki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine (XIV. y.y.) ait en güzel örneklerdir. Bu mozaik ve fresklerdeki derinlik figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzamalar bu dönemin üslubudur. 

Kariye Müzesi İstanbul Edirnekapı'da bulunan müzedir. Bizans döneminde kilise, fetihden sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır. Kariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının son dönemine ait (14. yy.) en güzel örneklerdir. Önceki Dönemin yeknesak fonu burada görülmez. Derinlik fikri, figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleridir.

Kariye, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmış, 1511 Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir.1945 yılında müzeye dönüştürülmüş, 1948–1958 yıllarında Amerikan Bizans Enstitüsü’nün yaptığı mozaik ve freskoların üzeri açılarak ortaya çıkarılmıştır. Kariye eski Yunanca kent dışı (kırsal alan) anlamındaki Khora  (Chora) sözcüğü Kariye olarak geçmiştir.

V. yüzyılda yapılan şehir surlarından önce sur dışında bir şapelin varlığı bilinmekte olup, bu şapelin yerine ilk Khora Kilisesi, Justinianus tarafından (527–565) yeniden yaptırılmıştır. Kommenoslar döneminde Blakhernai Sarayının yakınında olduğu için kilise önemli dini merasimlerde saray şapeli olarak kullanılmıştır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ