Bilginlerin birbirlerini yanıltmak ve sınamak için sordukları soru ...

Ugluta,
Bilginlerin birbirlerini yanıltmak ve sınamak için sordukları soru.
Bilmece, bulmaca, yanıltmaca.
Arapça, اغلوطە 

Çoğul, Uglulat, Egalit.

Bilmece, bulmaca, yanıltmaca. 
Uhciyye,
Uhcüvve,
Ugluta,
Ulguze.

"Tatula", "Boru Çiçeği", gibi adlar da verilen otsu bir bitki ...

Bengildek,
Banotu, 
Boru çiçeği,
Çan çiçeği.
Abuzambak,
Dikenli ceviz,
Kokar ot, 
Yaprakları çok kötü koktuğu için Kokulu ot denir.
Tatula, 


Zehirli bir otsu bitki.
Datura,
Fransızca Datura, 
İngilizce Thorn apple. 
Datura stramonium.

Datura inoxia,

Tatula,
Tatula çiçeği,
Şeytan elması,
Eşek hıyarı,
Dikenli elma,
Deli otu,
Kusturucu ceviz,  
Kokuşuk ceviz,  
Cevz-i masil, 
Stramoine,
Badincaniye.

Datura, patlıcangiller (solanaceae) familyasındandır.  Ondan fazla türü bulunur. Eskiden meleklerin trompeti-brugmans olarak kabul edilmiş. Yurdumuzda bazı tatula türleri doğal olarak yetişmektedir. 

Datura  yazın boru ( trompet ) şeklinde beyaz, pembe ve mor renkli çiçek açar. Bazı kültür formlarının  çiçekleri iki renkli ve katmerli olur. Yaprakları iri ve kötü kokulu olur. Meyve  kapsülleri,  dikenli ve ceviz şeklindedir. Çoğu zaman, yol kenarlarında kendiliğinden  yetişir. 

Tatulalar sıcak iklimlerde yetişir. Soğuğa karşı dayanıksızdırlar. Güneşli yerleri ve  humusça zengin nemli toprakları severler. Kışın  kurur ve ilkbaharda filizlenir. Tohumdan üretilir. Yetiştirilmesi çok kolay olup bakım istemez.

Tatula'nın Türkiye’de 3 datura türü vardır; 
Datura stramonium, 
Datura metel 
Datura innoxia. 
Tatula son derece zehirli bir bit­kidir. Uyuşturucu ve kas gevşetici etkisi vardır. 

"Öpüş", "Düşünen Adam" gibi yapıtlarıyla tanınmış Fransız Heykelci ...

Rodin,
Rodin, 
François-Auguste Rodin,
D.1840 Paris - 1917 Meudun, Fransa
Fransız heykeltıraş.
"Öpüş", "Düşünen Adam" gibi yapıtlarıyla tanınmış Fransız Heykelci.

1840 yılında Paris’ te doğmuştur. Okumayı bırakıp çizim yapmaya başlayan Rodin 1855 yılında heykel çalışmalarına başlamıştır. 1864 te heykeltraş Barye’ nin kursuna katıldı ve dekoratif işler üzerine çalışmaya başladı. Kırık burunlu adam adlı çalışması paris salonu tarafından rededildi. 

İlk önemli yapıtı Tunç Çağı olmak üzere cehennemin kapısı, öpüşme, düşünen adam, balzaç gibi bir çok esere imza attı.

Rodin’ in ünlü düşünen adam heykelinin aslında ünlü şair Dante’ nin portresi olduğunu biliyormuydunuz?

Modern çağın öncüleri arasında sayabileceğimiz Rodin, Pihidias ve Michelangelo ile birlikte heykel sanatının gelmiş geçmiş en iyi ustalarından biridir. 

Romantizm akımından yararlanan Rodin 1917 yılında vefat etmiştir.

Yaradılış, tabiat ...

Meşreb,
Meşrep,
Arapça,  مشرب .
Yaratılış, tabiat. 
Gidişat,
Adet.
İçme yeri.
Farsça Şen Şakrak, 
Şuhmeşreb,  شوخ مشرب 

Osmanlıca meşreb 
 مشرب / مَشْرَبْ
 Huy. 
Yaradılış. 
Adet. 
Ahlak.
Gidiş.
İçmek. 
İçilecek yer.
Fehmetmek.
Manevi haz ve feyz alınan yer ve yol.
Hareket tarzı, metodu.
Mizaç, huy, ahlâk.
İçecek yer.
Yaratılış, tabiat, huy.
Hareket tarzı, huy.
Meslek, yol.

İzmir'in Kemalpaşa ilçesinin eski adı ...

Nif,
Nymphaion,
Kemalpaşa,
İzmir'in Kemalpaşa ilçesinin eski adı Nif'tir.
İzmir’in doğusundadır. İlçe'nin güneyinde Torbalı ve Bayındır ilçeleri vardır. Kuzeyinde ise Manisa ili yer alır. 
Nif'in doğusunda Turgutlu, batısında Bornova ve Buca ilçeleri bulunuyor.


Kirazıyla meşhur Nif ilçesinin adı, 
Mustafa Kemal Paşa'nın bu bölgede 9 Eylül 1922 tarihinde konaklamasından dolayı değiştirilerek Kemalpaşa konmuştur. İlçe 655 km² yüzölçümü ve 48 mahallesi ile İzmir'in en büyük ilçeleri arasında yer alır.

İzmir'in ilçeleri;
Toplam 30 ilçesi bulunan İzmir'in 2018 verilerine göre en kalabalık ilçe Buca, nüfusu en az olan ise Karaburun ilçesidir.

Aliağa,
Buca, Bergama, Bayraklı, Balçova, Bayındır, Beydağ, Bornova,
Çeşme, Çiğli,
Dikili,
Foça,
Gaziemir, Güzelbahçe
Kemalpaşa (Nif), Konak, Karabağlar, Karaburun, Karşıyaka, Kınık, Kiraz
Menemen, Menderes,
Narlıdere,
Ödemiş,
Selçuk, Seferihisar
Torbalı, Tire, 
Urla

Eski dilde, zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi ...

Havsala,
Arapça, Havsala  حوصله ,
Kavrama gücü, havsala.
Zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi.

Arapça ḥavṣala kelimesinin diğer anlamları;
Karın boşluğu. 
Mide.
Cevf.
Eski dilde, Kuşun kursağı, Kuş kursağı.
Anatomide Leğen.
Eski dilde, mecaz anlamda zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi.

Havsala,
حوصله / حَوْصَلَه 
Zihnin bir şeyi kavrama derecesi. 
Anlayış. 
Akıl.
Anlama gücü.
Kavrama kabiliyeti.

Tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında birinci olan yahudi asıllı, Alman teorik fizikçi ...

Albert Einstein,
Almanca,Albɛɐ̯t ˈaɪnʃtaɪn, 
D. 14 Mart 1879 Ulm, Alman İmparatorluğu.
Ö. 18 Nisan 1955 Princeton, New Jersey, ABD, 
76 yaşında ölen yahudi asıllı Alman teorik fizikçi. 
1921 yılında, Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür.

İsviçre Patent Ofisi (Bern) çalışmış. Zürih Üniversitesi' nde öğrenim görmüş ve çalışmıştır. Prag, Karlova Üniversitesi, Berlin, Prusya Bilim Akademisi ve Kaiser Wilhelm Enstitüsü' nde çalışmış. Daha sonra Hollanda  Leiden Üniversitesi ve ABD'de Princeton Üniversitesi' nde çalışmıştır.


Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya gelmiş. Yaşamının ilk yıllarını Münih'te geçirdi. Daha sonra Lise ve yüksek eğitimini İsviçre' de tamamladı. İş bulamadığı için bir patent ofisinde müfettiş olarak çalışmış. 

1905 yılında fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayımladı. 1914 yılında Max Planck'ın kişisel ricası ile Almanya'ya geri döndü. 

1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları ile Nobel Fizik Ödülü'nü aldı. Nazi Partisi' nin iktidara yükselişi nedeniyle 1933 yılında Almanya'yı terk edip,  Amerika Birleşik Devletleri' ne yerleşti. Ömrünün geri kalanını geçirdiği New Jersey eyaletinin Princeton ilçesinde 18 Nisan 1955 tarihinde hayatını kaybetmiştir.


Einstein'ın 72. yaş gününde, UPI fotoğrafçısı Arthurr Sasse tarafından çekilen ve 2009 yılında açık arttırmada 74,324 dolara satılan Einstein'ın ünlü fotoğrafı yan tarafta gösterilmiştir. 

Newton mekaniğinde matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. 

E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle - enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. 

Yahudilik dinine ve diğer kutsal kitaplara inanmadığını belirtmiştir. Einstein ve Bertrand Russell birlikte nükleer silahlara karşı bir manifesto yayımlamışlar.

1999 yılında tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında 1. sırayı almıştır.

Einstein kelimesi, dahileri tanımlamak için kullanılan bir kelime olarak kullanılmaktadır.

Eserleri;
Görelilik; 
Özel ve Genel Kuram: Popüler Bir Yorum, 1920.
Görelilik’in Anlamı, 1921.
Tek Atomlu İdeal Gazların Kuantum Kuramı, 1924.
Brown Hareketi Kuramı Üzerine Araştırmalar, 1926.
Siyonizm Hakkında, 1930.
Niçin Savaş, 1933.
Felsefem, 1934, Gördüğüm Kadarıyla Dünya, Denemeler, 1934.
Fiziğin Evrimi, Leopold Infield ile birlikte, 1938.
Otobiyografik Notlar, Denemeler, 1949.
Denemeler, 1950.

Hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacıyla vucuda verilen çözelti ...

Aşı,
İng.  vaccine, vaccinal.
Aşı, hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacıyla vucuda verilen çözelti.
Enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudu korumak için aşı yapılır. Böylece bağışıklık sistemine yardımcı olunur. 


Aşı, çeşitli tehlikeli hastalıkların önünü almak için aşılanan madde. Birşeyden alınıp diğer birşeye aktarılan madde.

Aşılar ile aktif bağışıklık sağlamak amacıyla, gücü azaltılmış canlı organizmalar, ölü veya etkisiz hale getirilmiş organizmalar veya arıtılmış bakteri ürünleri kullanılır.

Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik. Aşı ile vücut, söz konusu enfeksiyona karşı bağışıklık kazanır. 

Aşı ile kişiye, enfeksiyon etkeninin antijeni verilir. Vücutta antikor yapımı uyarılır. Vücuda doğrudan antikor verilerek pasif bağışıklık sağlanır.

Hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyiğin uygulanması 
(Çiçek, Verem, Tifo ve Kolera, Tüberküloz aşısı gibi).

Ziraat,
Aşı, bitkilerde, bir bitkiye, diğer bir bitkiden alınan parçanın kaynaştırılması amacıyla gerçekleştirilen işleme de verilen ad. Yabani veya cinsi adi bir ağaca, cinsine yakın diğer iyi bir ağaçtan vurulan kalem veya yaprak aşısı.  

Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi. Bu yolla eklenen parça.

Türkçenin bayraktarı, büyük mutasavvıf, 12 bin beyitlik Garipname eserinin ünlü şairi ...


Aşık Paşa,
D. 1272 - Ö. 1333
Asıl adı Ali,
Türkçenin bayraktarı.
Mutasavvıf.
Garipname, 
Garibname, ahlaki, felsefi, psikolojilik, tasavvufi mesnevisidir.
XIV.yüzyılda yazılmış, 12 bin beyitlik Garipname eserinin ünlü şairi. 


Asıl adı Ali olan Aşık Paşa, Türk şair ve mutasavvıfıdır. Kırşehir'de 1272 (h. 670) yılında doğdu. Dedesi Şeyh Baba İlyas, babası Muhlis Paşa olup eğitimini Kırşehir’de görmüştür. Ailesi Horasan'dan göç etmiştir. Eserlerinde öz Türkçe kullanmıştır. Bu nedenle Türkçenin bayraktarı olarak anılmaktdır. Kırşehir Beyi olarak görev yapan Aşık Paşa, Mısır’da da elçilik yapmıştır. Kırşehir’e geri dönen Aşık paşa 1333 (h.733) yılında hayata veda etmiştir. Mezarı Kırşehir'de bulunur ve Aşık Paşa anıtı vardır.

Arapça, Farsça, İbranice ve Ermenice dillerini çok iyi konuşan, Aşık Paşanın en önemli eseri on bölümden oluşan 12 bin beyitlik, 1329 yılında yazılmış Garibname’dir. Eserinde Kur'an-ı Kerim ve hadislerden yararlanılmıştır. Ana konusu tasavvuf ve dindir. Aşık Paşa, Mevlana’ nın etkisinde kalmıştır. Ayrıca çok sayıda aruz ve hece vezni ile yazılmış şiirleri mevcuttur. 

Osmanlılarda gece bekçisi ...

Ases,
Arapça,  عسس .
Gece bekçisi, Ases,
Osmanlılarda gece bekçisi .
Gece bekçilerine Ases denir. 
Bunların amirine de Asesbaşı denilmektedir.

Osmanlı Devletinde gizli sivil polis örgütünün amirine Böcekbaşı adı verilir. Osmanlılarca Zabıta Amiri veya gizli polis şefidir.

İkinci dereceden zabıta amiri olup, bu günkü manada polis müdürü konumundadır. 


Osmanlı döneminde askeri polis teşkilatına Zaptiye denilmektedir. Osmanlı devletinde kol gezen kolluk eri ' ne Salma denir. 

Bir bölgede bütün tımarlı sipahilerin en büyük amirine Alaybeyi denir. 

Ases, Gece bekçisi. 
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi.

Eski Türklerde "Şaman, Baksı, Kam, Ozan" gibi adlar da verilen büyücü şairler için kullanılan bir başka sözcük ...

Oyun,
Şaman,
Baksı,
Kam,
Ozan.
Eski Türklerde "Şaman, Baksı, Kan, Ozan" gibi adlar da verilen büyücü şairler için kullanılan bir başka sözcük.

Kötümser, karamsar, ümitsiz ...

Bedbin,
Farsça,  بدبين 
Farsça bed-bīn,
Kötümser, karamsar. 
Kötümser, karamsar, ümitsiz.
Kötümser, Bedbîn / بدبين / بَدْبِينْ

Pesimist,

Kötümser,

Kötü görüşlü. 
Ümidsiz. 
Her şeyin fena cihetini görmek isteyen. 
Bed ve fena görüp, beğenmez, istihsan etmez olan. 
Kötümser, herşeyin kötü yönünü gören.

Filipinler'de etkin bir yanardağ ...

Pinatubo, 
Taal,
Mayon,

Pinatubo Yanaradağ, 
Filipinler'in Luzon Adası'nın merkezinde aktif bir yanardağdır. Dağ, Manila'nın 90 km kuzeyinde, Angeles'in 24 km batısında yer alır. 1991 yılına kadar sönmüş bir volkan olarak kabul edildi. 

Pinatubo'nun, 500-600 yıllık sessizliğinin ardından Haziran 1991 yılında son patlaması  gerçekleşti. Bu patlama, 20. yüzyılın en şiddetli patlamalarından biri olmuştur.

Taal yanardağ, 
Filipinler'de Luzon Adası'nda bulunur. 311 m yüksekliğinde bir yanardağdır. Filipinler'in en aktif 2. yanardağıdır. Başkent Manila'nın 50 km güneyinde yer almaktadır.

Şimdiye kadar 33 defa püskürmüştür. 1906-1911  yılında püskürmüş. 
1965 yılında püskürmesiyle birlikte oluşan gelgit dalgası yanardağ yakınlarındaki Taal gölünde birçok teknenin batmasına neden olmuştur.

Filipinler'in tüm yanardağları Pasifik Deprem Kuşağı içerisinde yer almaktadır.

Filipinler'deki Mayon Yanardağı

Graham Bell, Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı ...

Graham Bell,
Alexander Graham Bell,
D. 3 Mart 1847, Edinburg, İskoçya 
Ö. 2 Ağustos 1922, Baddeck, Kanada,
Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı.
Telefonu Graham Bell icad etmiştir. 
Esasen sağırların sessizliğini ortadan kaldırmak için çalışırken icad ettiği telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı. 

Graham Bell'in annesi doğuştan işitme engelliydi. Babası Graham’ ın sağlığı için Kanada'ya göçtü. Babasının ölümü üzerine Graham Bell Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Önce Ontario'ya, daha sonra Boston'a yerleşti. Burada bir süre işitme engellilere dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.

Boston Üniversitesinde Profesör oldu. Bell, Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. Graham Bell, 7 Mart 1876 günü patentini aldı. Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Teleşla Watson'u yardıma çağırdı.

Bell New York-Şikago arasındaki uzun mesafeli hattın denemesi sırasında, "Mr. Watson. Come here. I want to see you (Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.)"

Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 10 Mart 1876 günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson, Bell'in sesini "telefon"dan duydu. ABD'nin 100’üncü kuruluş yıl dönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden dört yaşından beri sağır olan Mabel ile evlendi.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell'e telefonla seslendi. "Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın." Bell şapkasını salladığında artık telefon büyümeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye'de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. İlk kadın santral memuru da Boston'da çalışmaya başlayan Emma Nutt oldu.

Bell 1915 yılında New York'u San Francisco'ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson'a "Watson seni istiyorum, buraya gel" dedi.

İşitme engeline karşı yürütülen çalışmaların sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı çan kullanıldı.

Malezya ve Endonezya'da odun kömüründe pişirilen çok baharatlı şiş et ...

Satay,  
Sate,
Malezya ve Endonezya'da odun kömüründe pişirilen çok baharatlı şiş et.

Satay, Malezya ve Endonezya'da odun kömürü ile pişirilen çok baharatlı etin şiş ve mangalda pişirilmesi ile yapılır. Endonezya, Malezya ve Singapur'da sunulan ünlü sokak yemeklerinden biridir. Genellikle kömürle ızgarada pişirilir.   


Hint, Portekiz, Arap, Çin, Malezya ve İngiliz mutfaklarından alınmış bir çok uygulama bu bölged sık görülür. Endonezya ve Malezya mutfağı genel anlamıyla pirince, ete, balığa ve sebzeye dayanır ve sarımsak, köri ve zencefil gibi en bilinen baharatlar çok önemlidir.  Baharat Adası diye de bilinen Maluku adası, Karanfil ve Hint cevizi gibi doğal baharatları Endonezya ve dünya mutfağıyla tanıştırmıştır. Bu baharatlar arasında en çok öne çıkan safrandır. 

Et, kuzu, balık ve pirinci safranla birlikte pişirirler. Endonezya, Malezya, Laos mutfağından Pala, Cengkeh gibi farklı baharatlar dünya mutfağına girmiştir.  Kızartmalarda baharat kullanımı fazladır.

Doğu Endonezya mutfağı, Polinezya ve Melanezya mutfağına benzerlik gösterir.  Soyalı yemekler de bölgede çok popülerdir.  


Endonezyalılar evlerde ve lokantalarda da yerel yiyecekler genelde elle yenir. Bundan dolayı lokantalarda ve evlerde yemeklerle birlikte bir kap içerisinde temiz su da ikram edilir. İçinde limon parçaları bulunan bu su el yıkamak için kullanılır.  

Pirinç, Endonezya mutfağının temel taşlarından birini oluşturur. Neredeyse her yemekte pilav bulunmaktadır. Bu pilav sadece suda kaynatılmış tuzsuz ve yağsız bir pilav türüdür. 

Pilav, muz yaprağına sarılıp dolma şeklinde, kraker şeklinde hazırlanmış pilav ve Hindistan ceviziyle tatlandırılmış pilav olmak üzere çok çeşitli pilav çeşitleri vardır.  

Endonezya mutfağında yer fıstığı sosu çok sık kullanılır. XVI. yüzyılda İspanyol ve Portekizli tüccarlar tarafından Meksika’dan Endonezya’ya getirilen yer fıstığı bugün Endonezya mutfağının başlıca yiyecekleri arasındadır. 

Satay, Rendang ve Sambal gibi Endonezya orijinli yemeklerin çoğu günümüzde Malezya ve Singapur gibi diğer Güneydoğuasya ülkelerinde de yaygındır. Tofu (tahu) ve Tempe gibi soyalı yemekler de bölgede çok popülerdir. Tempe  Cava icadı olarak da bilinir. 

Pek çok şehirde sokaklarda küçük arabalarda Bakmie (makarna) ve Bakso (köfte) satan sokak satıcılarına rastlamak mümkündür. Endonezya sokak yemekleri Siomay ve Batagor (kızarmış köfte ve tofu), kızarmış balık cipsi (Pempek), Bubur ayam (tavuk çorbası), satay, Nasi goreng ve Mie goreng (kızarmış pilav ve kızarmış makarna)'dır. 

Merhem ...

Pomad,
Pomat,
Fransızca pommade.
Melhem,
Merhem,
Arapça,  مرهم
Em,


Yağlı ve kokulu merhem.
Çare,

Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç.
İlaç,

Deriye, yaraya sürülen ilâç.
Acıyı teskin eden şey.
Kederi, derdi gideren.
Deriye, yaraya sürülen ilâç.
Yara ilacı.

Pomad, yara kremi. 


Nalbant ...

Takav,
(Arapça),
Nalbant,
Farsça, Na'l-bend,
Nal takan.
Hayvanların ayağına nal çakan kimse.

Nalbant.
Kayar,


At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası. Binek hayvanlarına bağlı bir sanattır.


Kullanılan malzemeler:
Nal, mıh, çekiç, kerpeten, satraç veya sunturaç (tırnak kesme aleti) dörpü, eğri, (kırılan mıhı çıkarmaya yarar), nal makası, zımba, yavaşı (hısan) hay­vanların burnunu sıkan alet. Nalın tırnağa takıldığı çivilere mıh denir ve özelliği dövmedir.

Nalbantlar kapama nal tabir edilen bütün nal kullanırlar. Nal, atın ayağının bir kayışla arkaya doğru kaldırılmasıyla takılır. Nallar hayvanın ayağına toynağına (ölü tırnak kısmına) “nal tokmağı” denen tahta tokmaklar ya da “nallama” adı verilen özel çekiçlerle çakılırdı.

Nalbantlar nal çakmanın yanı sıra toynak bakımını da yapar ve toynak hastalıklarını tedavi ederdi. Nalın ne hikmeti olduğu bilinmez ama bazı ev sahipleri evin giriş kapısının üstüne, uğur getirmesi için nal çakarlar.

Aşağıdaki atasözü;
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
Önemsiz gibi görünen bazı eksiklikler büyük sonuçlara gebe olduğunu anlatmaktadır.

Türk Tiyatrosu'nda ilk epik tiyatro örneği olan "Keşanlı Ali" adlı oyunun yazarı ...

Haldun Taner,
(D. 16 Mart 1915 – Ö. 7 Mayıs 1986 İstanbul)
16 Mart 1915 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, Osmanlı meclisinde İstanbul miletvekili olarak İstanbul Üniversitesinde (Darülfünun) Hukuk Fakültesi profesörü Ahmed Selahattin'dir. 1935 yılında  Galatasaray Lisesini bitirdi. Devlet tarafından Almanya'ya Heidelberg Üniversitesi'ne gönderildi. Siyasal Bilimler Fakültesi'ne devam etti. Zatürree nedeniyle eğitimini bırakıp 1938 yılında İstanbul'a geri döndü. 

1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Filolojisi Bölümü'nü bitirdi. 

İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde, Gazetecilik Enstitüsü'nde, Sanat Tarihi Kürsüsü'nde asistanlık ve LCC Tiyatro Okulu'nda hocalık yaptı. Viyana'daki Max Reinhardt Tiyatro Akademisi'nde iki yıl öğrenim gördü. 1957 yılında Türkiye'ye döndü. 

Tercüman ve Milliyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 

Türk Tiyatrosu'nda ilk epik tiyatro örneği olan Keşanlı Ali adlı oyunu, Türkiye, Almanya, İngiltere, Çekoslovakya, Yugoslavya'nın çeşitli kentlerinde oynandı. 
Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nu, Ahmet Gülhan ile Tef Tiyatro Grubu'nu kurdu.

7 Mayıs 1986 yılında İstanbul'da yaşamını yitirdi. 

Eserleri;

Öyküleri,

  • Yaşasın Demokrasi (1949)
  • Tuş (1951)
  • Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu (1953)
  • Ayışığında Çalışkur (1954)
  • Onikiye Bir Var (1954)
  • Konçinalar (1967)
  • Sancho'nun Sabah Yürüyüşü (1969)
  • Kızıl Saçlı Amazon (1970)
  • Yalıda Sabah (1983)
  • Töhmet

Oyunları;

  • Günün adamı-Dışardakiler (1957)
  • Ve Değirmen Dönerdi (1958)
  • Fazilet Eczanesi (1960)
  • Lütfen Dokunmayın (1961)
  • Huzur Çıkmazı (1962)
  • Keşanlı Ali Destanı (1964)
  • Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (1964)
  • Zilli Zarife (1966)
  • Vatan Kurtaran Şaban (1967)
  • Bu Şehr-i Stanbul Ki (1968)
  • Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1971)
  • Astronot Niyazi (1970)
  • Ha Bu Diyar (1971)
  • Dün Bugün (1971)
  • Aşk-u Sevda (1973)
  • Dev Aynası (1973)
  • Yar Bana Bir Eğlence (1974)
  • Ayışığında Şamata (1977)
  • Hayırdır İnşallah (1980)
  • Eşeğin Gölgesi
  • Haldun Taner Kabare

Diğerleri;

  • Devekuşuna Mektuplar (1960)
  • Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978)
  • Düşsem Yollara Yollara (1979)
  • Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979)
  • Yaz Boz Tahtası (1982)
  • Çok Güzelsin Gitme Dur (1983)
  • Berlin Mektupları (1984)
  • Koyma Akıl Oyma Akıl (1985)
  • Önce İnsan Olmak (1987)

Aldığı Ödüller;

  • 1953  yılında Uluslararası Hikaye Yarışması Türkiye Birinciliği (Şişhaneye Yağmur Yağıyordu)
  • 1955 Sait Faik Hikaye Armağanı (Onikiye Bir Var)
  • 1956 Varlık Dergisi, Türkiye'nin En Beğenilen Öykü Yazarı seçildi
  • 1972 Türk Dil Kurumu, Tiyatro Ödülü (Sersem Kocanın Kurnaz Karısı)
  • 1983 Sidat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
  • Bordighera Müzik Festivali, Hikaye Ödülü (Sancho'nun Sabah Yürüyüşü)

Japon usulü Tavuk şiş ...

Yakitori,
Japonca: 焼 き 鳥
Japon usulü Tavuk şiş.
Yakitori spor maçlarında satılmaktadır. 
Yakitoriya, yakitori konusunda uzmanlaşmış küçük dükkanlardır. 
Genellikle yalnızca eve servis hizmeti veren kompakt bir dükkan şeklindedir.


Malzemeler: 
6 adet kemiksiz tavuk budu (derili)
1 demet taze soğan 
7 baharat karışımı (isteğe bağlı olarak)
150 ml soya sosu
½ su bardağı şeker
5 tatlı kaşığı sake veya sek beyaz şarap
1 yemek kaşığı un 

Baharat;
Yakitori baharatları esas olarak iki türe ayrılır: 
Tuzlu veya tuzlu-tatlı. Tuzlu tip genellikle ana baharat olarak sade tuz kullanır. Tuzlu tatlı çeşidi için dara, mirin, sake, soya sosu ve şekerden oluşan özel bir sos kullanılır. Diğer yaygın baharatlar, birinin zevkine göre toz acı biber, shichimi, Japon biber, karabiber ve wasabi içerir.

Yapılışı: 
Sos için bir tencereye soya sosunu, şekeri, sake ve unu koyup kaynatıyoruz. Kaynayınca altını kısıp sos üçte birini çekene kadar 10 dakika ağır ağır pişiriyoruz. Tavuk butlarının her birini altı parçaya ayırıyoruz. Soğanları da 3 cm uzunluğunda kesiyoruz. Tavuk ve soğanları sırasıyla şişlere diziyoruz ve mangal ya da ızgarada orta ateşte 5-10 dakika pişiriyoruz. Pişirme esnasında sık sık üzerine fırça yardımıyla sosu sürüyoruz. Servis tabağına alıp üzerine yedi baharat karışımını serperek kalan sosla birlikte servis ediyoruz.

Hazırlanması, etin tipik olarak çelik, bambu veya benzeri malzemelerden yapılmış,  adına kushi denen  ile bükülmesini içerir. Daha sonra, bir kömür ateşi üzerinde mangalda ya daa ızgarada pişirilir. Pişirme sırasında veya sonrasında, et tipik olarak dara sosu veya tuz ile baharatlanır. 

1805-1883 yılları arasında yaşayan, koşma, semai ve destanlarıyla tanınmış halk şairimiz ...

Erbabi,
1805-1883 yılları arasında yaşayan, koşma, semai ve destanlarıyla tanınmış halk şairimiz.

Erbabi,
Aşık Erbabi, 
(1805- 1884)
Hüseyin Farki,

Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi .
Dertli, Koşma, semai ve taşlamalarıyla tanınmış XVIII. yüzyıl halk şairi.
Asıl adı Hüseyin Farki olan Erbabi curasıyla şiirler söylemiştir. 

Erzurum'un Karaz köyünde doğan saz şairi 1220-1300 (1805-1884) yılları arasında yaşamıştır. Hüseyin Farki'ye Şeyhi tarafından Erbab denildiği için Erbabi takma adını kullanmıştır. Abdülmecit döneminde İstanbul'da askerliğini yapmıştır. Aynı dönemde Erzurumlu Emrah, Tokatlı Nuri, Aşık Dertli ile yaşamıştır. Divan edebiyatına hem aruz hem hece vezniyle yazdığı eserlerle katkı vermiştir. 

Aşık Erbabi'den bir taşlama;

Dünya ahvalinden haberi yoktur,
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk!..
Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk!..

Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk!..

Sanırsın Allah'la akte oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Huriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk

Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hu çekerken şişmiş ağzında dili
Erbabi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk!..

Abhazların kendilerine verdikleri ad ...


Aspuva,
Abhazlar,
Abhazların kendilerine verdikleri ad.

Abhazca, Аҧсуа, 
Apsva,
Apsua.


Abhaz ise Abhazya'da yasayan ve kendilerini Apsuva olarak adlandıran gruba Gürcülerin verdiği ad olarak bilinir.

Abhazya Cumhuriyeti, Abkhazia,
Resmi Dil, Rusça, Abhazca
Başkent, Sohum
Cumhurbaşkanı (2019), Sergei Bagapş'dır. 2019 verilerine göre yüzölçümü, 8 600 km2 dir. Nüfus, 215 972 kişi olarak Hristiyan ve Müslüman'dır.

Abhazya Cumhuriyeti, Gagra, Gudauta, Sohum (Başkent), Gulripş, Tkuarçal, Oçamçira ve Gal olmak üzere 7 idari bölgeden oluşmaktadır.

İller;
Sohum (Başkent),
Afon,
Gagra, Gal, Gudauta,
Oçamçira,
Tkuarçal,

Abhazlar;
Abhazya’da yaşayan Güney Kafkas halkıdır. Gürcistan dışında en büyük Abhaz nüfusu Türkiye’dedir. Türkiye’deki Abhazlar ve Çerkesler beraber Ruslar tarafından sürgün edilmiştir. Ayrıca Rusya, Kazakistan ve Ukrayna’da da Abhaz nüfusu vardır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Abazalar ile Abhazların aynı kökenli olduğu kabul edilir. Kafkas dilleri ailesinin Abhaz-Abaza dilleri grubunu oluşturan dilleri konuşurlar.

Abhazya’daki Abazalar için Abhaz, Rusya’daki Karaçay - Çerkes Cumhuriyeti’ ndeki Abazalar, Abazin olarak adlandırılır.

Abhaz Mitolojisine göre, bilgi ve akıl tanrıçası Atana’dır.

Alışılmış olandan büyük büyük olan ...

Battal,
Arapça, battal,  بَطَّالْ
Alışılmış olandan büyük büyük olan.
En ve boyca alışılmış olandan büyük.

Mecaz anlamda battal, işe yaramaz, kullanılmaz anlamında kullanılır.
İşsiz, çürük, kullanılmaz.
Boş.
Hükümsüz.
İşsiz.
Metruk.
Kullanılmaz.

Batıl, Mensuh ve mefsuh.
Faydasız.
Pek büyük. Hantal.
Hükümsüz.
Arapça, Köhnemiş Hantal, Hükümsüz.

1953 yılında Çanakkale Boğazında Dumlupınar denizaltısına çarparak batmasına neden olan İsveç yük gemisi ...

Naboland,
1953 yılında Çanakkale Boğazında Dumlupınar denizaltısına çarparak batmasına neden olan İsveç yük gemisi.
Türkiye, Asya ve Avrupa kıtasını birbirine bağlayan bir coğrafi konuma sahip olmasından dolayı deniz ulaşımı açısından dünyanın önemli stratejik noktalarından birisi üzerinde bulunmaktadır. 


İstanbul ve Çanakkale Boğazları, dünya üzerinde bulundukları konum itibarıyla deniz trafiğinin geniş amaçlı ve en yoğun olarak kullanıldığı su yollarından birisidir.
        
Türk Boğazları, tarihin her döneminde deniz trafiğinin yoğun olmasına paralel olarak önemli deniz kazalarına sahne olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş dönemi Türkiye’sinde meydana gelen önemli deniz kazalarından birisi ise 4 Nisan 1953 tarihinde Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden Dumlupınar Denizaltı kazası olmuştur.
            
Dumlupınar Denizaltısı, 1944 yılında Amerika’nın Corn kentindeki Electric Board Company tersanesinde inşa edilerek1 23 Nisan 1944 tarihinde ilk kez suya indirilmiş2, II. Dünya Savaşı yıllarında Blower adıyla Amerikan Deniz Kuvvetlerinde görev yapmıştır.

Caferiye mezhebinin, On İki İmamcı olan kolu...


İsna Aşeriye,
Oniki imam,
İmamiye,

Ashabul intizar,
Kaimiyye,

Caferiye mezhebinin, On İki İmamcı kolu.
Şiiliğin en önemli kolu İmamiyye’dir. 

İsna Aşeriye mensuplarına Caferi de denilir. Bu mezhep günümüzde daha çok İran ve Irak’ta yaygındır. 
İran’ın resmi mezhebidir. 

Şia mezheplerinden Caferiye veya İmamiye-i isna aşeriye mezhebine göre, din ve dünya işlerini düzenleyen ve dini önder ve hüccet olarak kabul edilen on iki rehber.


İsna Aşeriye, ilki Hz. Ali olan bu on iki imamı, mezheplerinin temeli sayan Şiilere verilen isim’dir.

Bunlara göre imamet Hz. Ali’den başlar, oğlu Hz. Hasan’dan sonra Hz. Hüseyin’e geçer. Hz. Hüseyin’den itibaren kesintiye uğramadan babadan oğula devrederek on iki imamı tamamlar.

On iki imam sırasıyla şunlardır:
Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ali Zeynel-abidin, Muhammed el-Bakır, Cafer es-Sadık, Musa el-Kazım, Ali er-Rıza, Muhammed et Taki, Ali en Naki, Hasan el-Askeri, Muhammed el-Mehdi.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ