Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi ...

Erbabi,
Aşık Erbabi, 
(1805- 1884)
Hüseyin Farki,

Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi .
Dertli, Koşma, semai ve taşlamalarıyla tanınmış XVIII. yüzyıl halk şairi.
Asıl adı Hüseyin Farki olan Erbabi curasıyla şiirler söylemiştir. 

Erzurum'un Karaz köyünde doğan saz şairi 1220-1300 (1805-1884) yılları arasında yaşamıştır. Hüseyin Farki'ye Şeyhi tarafından Erbab denildiği için Erbabi takma adını kullanmıştır. Abdülmecit döneminde İstanbul'da askerliğini yapmıştır. Aynı dönemde Erzurumlu Emrah, Tokatlı Nuri, Aşık Dertli ile yaşamıştır. Divan edebiyatına hem aruz hem hece vezniyle yazdığı eserlerle katkı vermiştir. 


Aşık Erbabi'den bir taşlama;

Dünya ahvâlinden haberi yoktur,
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk!..

Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk!..

Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk!..

Sanırsın Allah'la akte oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk

Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk!..

Yazım ..

İmla,
Osmanlıca.
İng. ortography,
Alm. Rechtschreibung, Ortographie,
Fr. ortographe.

Dikte,
Yazım,
Yazma işi.
Yazı yazma.
Dil bilgisi kuralı.


Bir dilin belli kurallarla yazılması, yazıya geçirilmesi.
Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi.
Bir dildeki yürürlükte olan ses, şekil, köken vb. kurallara uygun olarak yazma.
Sözcüklerin, düzgün yazılmaları için saptanan kurallara göre, belli harflerle yazılışı.
Dildeki sözleri kurallarına uygun olarak yazma, dikte etme.
Eskiden Doldurma,
Doldurulma.

Müddeti mühlet vererek uzatma.

Piston ...

Piston, (Fr. piston, İng. piston),
İtenek.
Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir.
İtenek,
Tokaç, 
Piston mecazi anlamda Kayırıcı demektir.




























Kaynak; tr.wikipedia.org

Bartın ilinin bir ilçesi ..

Amasra,
Ulus,
Kurucaşile,
Bartın-Merkez

Bartın, 
Batı Karadenizdedir. 
Plaka Kodu: 74

1924 yılında Zonguldak’ın ilçesi olan Bartın, 1991 yılında il olmuştur. 

İlin Merkez, Amasra, Ulus, Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt Kozcağız, Kumluca, Abdipaşa olarak üç beldesi ve 264 köyü vardır.

Adını aldığı Bartın Irmağının antik çağdaki adı; Parthenios. Bartın nehri (Parthenious) 14 km. uzunluğundadır. Uluyayla, Ardıç, Kalkanlı ve Zoni (Arıt) Bartın ilinin bilinen yaylalarıdır.

Bartın kenti ve yöresi M.Ö. 14. yüzyılda Gaskalar'ın hakimiyetine girmiştir. Sonra; Hititler, Frigler, İonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslular, Roma ve Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar'ın egemenliği altına geçmiştir. Amasra ilçesi ise Cenevizlilerin bir merkezi olmaktan 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Bartın yöresindeki antik kentler;
Sesamos (Amasra),
Kromna (Kurucaşile),
Erythinoi (Çakraz).

Amasra:
Amasra' nın antik dönemlerdeki adı; Sesamos şehri.

Amasra doğal güzelliklerinin yanında ormanları ile de ünlüdür. Bölgede şimşir, meşe palamudu, kestane gibi ağaçlar yetişir. İlçenin kuzeyinde karadeniz, güney ve batısında Bartın, doğusunda Kurucaşile ilçesi bulunmaktadır. Deniz karadan itibaren kısa mesafeden derinleşir.

Amasra' nın Büyük Ada (Tavşan Adası) ile Çakraz, Kızılkum, Mogada, Güzelcehisar ve Bozköy bölgenin önemli plajlarıdır. Çakraz'daki Gürcüoluk mağarası ve Kayadibi'ndeki Sipahiler mağarası dikit, sarkıt, traverten ve soğan oluşumları için gezilmesi gereken yerlerdir.
Amasra kalesi, Boztepe Adası ve Zindan Mahallesi olmak üzere iki ana kütleden oluşur. Boztepe Kemeri denilen bir köprü ile bu iki kütle bağlanır. Boztepe’de Roma döneminden kalan Sormagir Kalesi vardır. Ayrıca Roma döneminden kalma Tomaşkuyusu mevkiinde yeraltı çarşısı vardır.
Kuruçaşile:
Bartın'ın kuzey doğusunda zeytin ve sandal burunları ile sınırlanan koylar üzerinde kurulmuştur. Antik Hisarkale Mahzeni, Tarihi Kromna kentindedir. (Tekkeönü köyü).

Kurucaşile, dünyada yapılan ilk ahşap teknenin yüzdürüldüğü yer olarak bilinir. Bu özelliğinden dolayı en güzel ahşap guletler burada yapılır.

Ulus:
Bartın'ın güneydoğu yönünde, Ulus ve Eldeş çaylarının birleştiği bir vadide kurulmuştur. Ulukaya Köyü yakınında Ulukaya şelalesi ve kanyonu vardır.

Acem pirinciyle pişirilip üzerine kuzu eti konarak yenen İran pilavı ...

Çilav,
İran Pilavı,
Üzerine et konmuş özel İran pirinciyle pişirilmiş pilav. 
Acem pirinciyle pişirilip üzerine kuzu eti konarak yenen İran pilavı.

Malzemeler;
1 paket çilavlık pirinç (jasmin, amberbu veya basmati)

(kişi başına ½ bardak hesap edilir)
1,5 litre su
3 kaşık tereyağı, Tuz



 

Yemek Tarifi,
Pirinç akşamdan ıslatılır (veya 4-5 saat önce) su kaynatılır. Kaynayan suya daha önceden ıslatılmış, yıkanmış ve süzülmüş pirinç atılır. 1-2 defa kevgir ile karıştırılır ve 6 dakika pişirilir. 6 dakika sonra hemen kevgire alınıp süzülür, üzerine 1 bardak soğuk su gezdirilir ve tekrar bir tencereye alınır. Üzerine hafifçe kızdırılmış yağ ilave edilir. 1-2 defa çevrilip demlenmeye bırakılır ve sıcak olarak servis yapılır.


Kuzu Etli Çilav-İran,
Malzemeler;
1 kg kemiksiz kuzu budu (kuşbaşı doğranmış)
4 çorba kaşığı rafine yağ
2 soğan (dilimlenmiş)
1+1/2 su bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz
1 kahve kaşığı tarçın
1 çay kaşığı karabiber
2+1/2 su bardağı pirinç (yıkanıp, 30 dakika ıslatılmış ve süzülmüş)
500 gr taze bakla
90 gr (6 çorba kaşığı) tereyağı (eritilmiş)
3 çorba kaşığı dereotu (doğranmış)

Yapılışı;
Rafine yağı büyük bir tencerede orta ateşte ısıtınız. Kuşbaşı etleri iki üç defada kahverengi olana kadar sote ettikten sonra bir delikli kepçeyle bir tabağa aktarınız. Soğanları tencereye koyup ara sıra karıştırarak 10 dakika pembeleşinceye kadar kavurunuz. Etleri tekrar tencereye koyup tuzun yarısını, tarçını, biberi ve suyu da koyup karıştırınız. Ateşi kısıp tencerenin kapağını kapatarak 35 dakika, etler yumuşayana kadar pişiriniz. Tencereyi ateşten alıp, bir kenara bırakınız.  Önce fırınınızı orta sıcaklığa getirip (180°C) ısıtınız.
Çilavı için büyükçe bir tencereyi yarısına kadar suyla doldurup harlı yüksek ateşte kaynatınız. Pirinci ve kalan tuzu katıp 1,5 dakika daha kaynattıktan sonra, pirinci bir kaba süzünüz. Aynı tencerede baklaları da 10-15 dakika kaynatınız. 

Tereyağı tencereye koyup pirincin, baklanın ve dereotunun yarısını sırayla katınız. Delikli bir kepçeyle öteki tenceredeki kuşbaşı etleri ve soğanları da tencereye koyunuz. Geriye kalan baklaları, dereotunu ve en üste pirinci yayıp, üstüne etlerin içinde piştiği suyu dökünüz.
Tencereyi harlı ateşte bir taşım kaynatınız. Ateşten indirip kapağını kapayarak fırına sürünüz ve pirinç pişip suyunu çekene kadar 30 dakika pişiriniz. Fırından alıp hemen servis ediniz.
 
Dereotu;  İran yemeklerinde çok kullanılır ve bu kuzulu çilava da lezzet katar. Kuzu etli çilav, baş yemek olarak yanında yoğurtla yada çoban salatasıyla servis edilebilir.

Alnında beyaz beneği olan at. ..

Agar,
Aloş,
Gaşga.
Akrah.
Alnında beyaz renk olan ata, Aloş denir.
Alnında beyaz beneği olan ata Ağar denir.
Alnında beyazlık olan ata Akrah denir.
Alnında beyaz lekesi olan ata Gaşga denir.


Ahıtmalı, Akıtmalı, Alnından burnuna doğru beyaz leke olan hayvandır.
Asbag, alnı veya kuyruğunun ucu beyaz olan ata denir.
Gögsünde beyazlık bulunan ata Edgam denir. 
Alnında beyaz bulunan at ya da sığıra Aynalı denir.

Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce ...


Paradoks, 
(Fransızca paradoxe).
Çelişki. 
Çelişme,
Yanıltmaç,
Çatışkı.
Kökleşmiş kanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.
Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce olarak da tanımlanabilir.
Düşünceler arasında tartışmaya açık, kesin bir yargı içermeyen karşıtlık.
Aykırı düşünce.


Fransızca paradoxe sözcüğünden türemiştir. Etimolojik olarak paradoks sözcüğü, Yunanca paradoxos kelimesinden gelmektedir. Yunanca karşıt düşünce, çelişen düşünce demektir. Esasen paradoks kabul görmüş bir düşünceyle çelişen veya karşıtı bir ifade anlamında kullanılmıştır.  

Günümüzde ise paradoks kelimesi felsefi ve mantıksal bir anlamda kullanılmaktadır.

Giritli filozof Knossoslu Epimenides Paradoksu aşağıdaki gibidir. Bu paradoks mantıktaki bir sorundur. "Bütün Giritliler yalancıdır" diyerek bizi çelişkiyi açıklar. Görünüşte doğru olan bir ifadedir. Ama bir çelişki yaratmaktadır. Şayet gerçekten Giritliler yalancı ise kendisi de Giritli olduğundan o da yalancıdır. Yani söyledikleri çelişmektedir. Çoğu zaman çelişkili görüken sonucun aslında çelişkili bir tarafı vardır. Kendi içinde tam tersi bir sonuç doğuran bu ifade absürd veya çelişkilidir. İşte bu bir paradokstur.

Eleştirmen, Eleştirici, tenkitçi ..

Münekkit
Arapça, Münekkid, .
Eski dilde münekkit .منقد .

Münekkit, (İng. critic; reviewer, Fr. critique).
Eleştirmen, 

Eleştirmeci,
Eleştirici,
Tenkitçi
,
Tenkit eden.
Eleştirme yapan kimse.
Eleştiri yazıları yazan kimse.

Kütlesel çekim kuvveti, kütle çekimi ...

Gravitasyon, 
(İng. gravitation ).

Kütlesel çekim kuvveti, kütle çekimi. 
Evrensel ağınım,
Ağınım.

Evrendeki her cismin birbirine uyguladığı çekim kuvvetidir. Yer kürenin diğer cisimlere uyguladığı kütle çekimine ise yer çekimi denir.

Nesnelerin birbirlerine doğru çekme kuvvetine kütle çekimi denir. Yukarıdaki formülde gösterildiği gibi cisimlerin kütleleriyle doğru orantılı olan bu çekme kuvveti kütlelerin ağırlık merkezlerini birleştiren mesafenin karesiyle ters orantılıdır.

Gök cisimlerinin hareketleri esnasında kütlelerin birbirine uyguladığı çekim kuvvetini Isaac Newton, keşfetmiştir. Bu nedenle Newton kanunu denir. Bu kanun, dünyadaki cisimlerin yeryüzünde durması, gezegenlerin yörüngelerinde dolaşmaları gibi fiziksel olayları açıklayan kütle çekimi yasası olarak bilirinir.

Çipura balığının yavrularına verilen ad ...

Lidaki,
Çipura balığının yavrularına verilen ad.
Çipura balığının küçüğü.
Çipura, (Çupra).
Alyanak,
Mendik,
Lidaki (Küçüğü)
Latince adı : Sparus Auratus
İng. Gillthead Seabream,
Alm. Dorade Royal,
Fr. Daurad,



Çipura balığı (Sparus aurata), Sparidae familyasına ait bir balıktır. Genelde Akdeniz balığıdır. Akdeniz ve Ege denizinde yaygın, Marmara denizinde seyrek olarak rastlanan Çipura balığının boyları ort. 25–35 cm., ağırlıkları 0,5–3 kg. civarındadır.

Bu familyadan balıklarda olduğu gibi güçlü çenesiyle (bir midyeyi kıracak kadar) küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yiyebilen etçil bir balıktır. Kabuklularla beslenirken etli kısımlarını yer, çenesi filtre gibi çalışır kabuklarını geri kusar. Yaz aylarında sığ sularda, kış aylarında ise derinlerde yaşar. Derin yerlerde taşlık kayalık diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur. Balık büyüyüp irileşince derin sulara çekilirler. Göçmen balığıdır. Yemlenmek için kıyıya, kumluk yerlere gelir.

Çipura balığı günümüzde Türkiye, Yunanistan, İsrail ve İspanya gibi ülkelerde çiftliklerde üretimi yapılabilmektedir. Üreme zamanı Ekim ve Aralık ayları arasında olup bu dönemde 100.000–150.000 yumurta dökerler.

Dilim dilim kesilerek tatlısı yapılan büyük ve yumuşak bir limon ...

Kebad,
Osmanlıcada iri limon anlamında kebad kelimesi kullanılır.

Limon çeşitleri;
Eureka, Mexican Lime, Yediveren, Tatlı limon, Kütdiken, Meyer, İnterdonato, Misket limonu, Kebad, İtalyan memeli .


Limonlu bir tatlı;
Malzemeler,
1-2 Adet iri limon, 1 Adet yumurta, 1 Paket bisküvi (petibör), 2 Su bardağı şeker, 3 Su bardağı su,  3 Kaşık Mısır nişastası, 1 Tatlı kaşığı sıvı yağ ve Hindistan cevizi.

Yapılışı;
Hazırlanan şekerin üzerine yumurtanın akı, rendelenmiş limon ve bir limonun suyu ilave edilir. 3 yemek kaşığı nişastayı üzerine ekleyin. 3 bardak suyla karıştırırak çırpın. Hazırlanan karışım ocağa konulur. Jöle kıvamına gelinceye kadar pişirilir. 1 paket bisküvi bir cam tepsiye dizilir. Üzerine hazırlanan bu Jöle konulur. Biskiviler kat kat hazırlanır. Zevkinize uygun olarak hindistan cevizi serpilir. Soğuk servis yapılır. Afiyet, şeker olsun ...


Limon;
Limon (Citrus limon) aslında Akdeniz Havzası ve Ortadoğu’da oluşmuş bir türdür.  Limon genellikle kuzey ve güney yarı kürenin subtropik iklim bölgelerinde yetiştirilen bir türdür.  Boyu 3-7 m. civarında, orta büyüklükte ağaçlardır. Taç yapraklıdır. Genç sürgünleri köşeli dal oluşumu ile bilinir. Köken olarak limonun anavatanı Himalaya Dağlarının güney etekleridir. Anavatan olarak belirtilen bu bölgede daha çok limon benzerleri yada melezleri bulunmaktadır.


Limon C vitamini, şeker, sitrik asit ve tuzları bakımından zengindir.  Ortaçağ kaşifleri, eskiden iskorbüt hastalığından korunmak için kullanılmıştır. Eski insanlar tarafından çeşitli zehirlere karşı bir panzehir, bir ilaç olarak ve böceklere karşı da kullanılmıştır. Ateş düşürücüdür. Kanı temizler. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve romatizma için iyidir. Bağırsak, mide, idrar yollarında mikropları öldürür. Gıda zehirlenmesini önler. İdrar söktürür, taş düşürmede yardımcı olur. Cilde iyi gelir. Dişleri beyazlatır. Diş etlerine iyi gelir. Balla karıştırılan limon, şurup yerine, boğaz ağrısına iyidir. Limonun içindeki sitrik asit akne, sivilcelere iyi gelir.  

Yabani, vahşi olma durumu ...

Vahşet,
(Arapça وحشت).
Vahş - Vahiş.
Yabanilik,
Vahşilik,
Vahşi olma durumu.

Yabanilik.
Yabani, 

Issızlık, tenhalık, yanlızlık.
Vehim, ürküntü. 

(Arapça, Vehm, وهم )
Korku.
Tenha, ıssız, korkunç yer.
Elbise ve silâhını çıkarıp atmak.
Aç kimse.



Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde bir mağara ..


Lor,
Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde bir mağara.
Lor Mağarası.
Culundu Mağarası. 
Pınarbası Mağarası.

Lor mağarası, Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesi, Güvercinlik Köyündedir.

Kahramanmaraş ilindeki mağaralar;
Alikaya Mağarası
Döngel Mağarası,
Direkli mağarası,
Savruk mağarası,
Gümüşkaya mağarası.
Bulut deliği mağarası, 
Ballı mağarası (Kahramanmaraş ili, Göksun ilçesi),
Göz Mağarası (Kahramanmaraş ili, Afşin ilçesi),

Samsun'da Ladik gölü kıyısında bir kale ...

İkizari,
İkizari kalesi, Köyiçi. 1973 yılında Samsun ili sınırları içinde Prof. Dr. Ulug Bahadir Alkim (1915-1981) tarafından gerçekleştirilen araştırmalar esnasında Köyiçi Tepesi yerleşmesi tespit edilmiştir. Ladik ilçesinin 10 km doğusunda Mazlumoğlu Köyünün güneybatısında, Ladik Gölünün kıyısında yer alan bu yerleşke İkizari kalesi olarak tarihe geçmiştir. Ünlü tarihçi Strabon, Ladik Gölünün hemen kıyısında yer alan İkizari Kalesi ve onun yakınında bulunan harabe bir saraydan bahsetmiştir.

Ladik Gölü: 
Ladik ilçesine 10 km. uzaklıkta olup tersakan ırmağının kaynağını oluşturur. Sazlık bir alana sahip olan 10 km2 lik gölde alabalık ve turna balığı bulunmaktadır. Turna balığı bu gölün en önemli özelliği olup çok lezzelidir. Balıkçılık ve hasır yapımı yörede yapılmaktadır.



Bingöl ilinde bir baraj ...

Özlüce,
Kığı,
Gayt,
Gülbahar,

Gayt Barajı,
Zonlu toprak dolgu baraj olup Bingöl merkezdedir.  Gayt çayı üzerine 1986 yılında kurulup işletilen baraj, 4200 ha' lık bir alanı sulamak amacıyla yapılmıştır. Talvegden 31,5 m. yüksekliktedir.

Özlüce Barajı,
Peri akarsuyu üzerinde yapılmış ve işletilen baraj kil çekirdekli kaya dolgu tipinde barajdır.  170 MV kurulu günde barajın yıllık elektrik üretimi 413 GWh. dır. Talvegden 124 m. yükliktedir. 

Halen inşaatı devam eden diğer barajlar ise şunlardır.;
Kığı Barajı, 
Peri çayı üzerinde yapımı devam eden 146 m. yükseklikte bir barajdır.140 MW kurulu günüdeki barajın yıllık üretimi 450 GWh ' dır.

Gülbahar Barajı
Koçan suyu üzerinde, sulama amaçlı bir baraj olup 60.25 m. yüksekliktedir.

Jeolojide gezegen kabuğunu oluşturan doğal mineral kütlesi ...

Kayaç,
İng. roch, 
Fr. roche, 
Alm. rock.

Külte,
Sahre, (Sahr).
Gestein.


Jeolojide gezegen kabuğunu oluşturan doğal mineral kütlesi.


Çeşitli mineraller ve organik maddelerden meydana gelen kütleler, külte.
Yer kabuğunu oluşturan mineral kütle.
Jeolojinin temel dalı olan Petrografi, kayaçlarla ilgili bilim dalıdır.

Kayaçlar, oluşumuna, mineral yapılarına, içeriğindeki kimyasal bileşenlerine ve dokularına göre sınıflandırılır. Doğada büyük yer tutan ve kabuğunun temel yapı birikimleri olan kayaçlar oluşumlarında rol oynayan süreçlere bağlı olarak üç sınıfa ayrılır.

Magmatik(Kor) kayaçlar,
Ateş kürenin yapısında bulunan erimiş haldeki magmanın yeryüzünde yada yer kabuğunun derinliklerinde soğuyarak katılaşmasıyla oluşan kayaçlara Magmatik kayaçlar denir.
Örnek; demir, granit ve kuvars , feldispat , mika , amfibol , olivin gibi minerallerden oluşan siyenit.

Tortul kayaçlar,
Yer yüzündeki magmatik kayaçların sıcaklık değişiklikleri, yağmur, kar, donma, çözülme, rüzğar gibi dış etkenlerle küçük parçalara bölünür. Bu kayaçlara Tortul kayaçlar denir ve oluşumlarına göre mekanik, kimyasal, organik tortullar olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Tortul kayaçlar içinde canlı kalıntıları olan fosiller bulunur.

Başkalaşım kayaçları,
Örnek; Mermer, Kalkerin başkalaşımı, Elmas, Kömürün başkalaşımı ile oluşur.

Dünyanın en ünlü komünist devrimcilerinden biri olarak nitelenen Vietnamlı efsanevi komutan ...


Vo Nguyen Giap, (1911-2013).
General Vo Nguyen Giap, 
Dünyanın en ünlü komünist devrimcilerinden biri olarak nitelenen Vietnamlı efsanevi komutan .

Güneydoğu Asya’da Vietnamda ABD ve Fransa’ya karşı savaşan ve zafer kazanan komutanlardan biri olan
General Vo Nguyen Giap, 11.10.2013 cuma günü 102 yaşında hayatını kaybetti.  Cenaze törenine tüm Vietnamlılar eşlik ederek Quang Binh bölgesinde Mui Rong’de defnedilmiştir.
Vietnam Savaşında lider Ho Chi Minh'ten sonra ülkesinin en tanınmış komutanlarından birisiydi. Kuzey Vietnam Halk Ordusu eski komutanı başkent Hanoi'de bir hastanede tedavi görürken 11.10.2013 tarihinde vefat etmiştir.
Giap, 1954 yılında Dien Bien Phu Savaşın esnasında Fransız Ordusunu bozguna uğratarak büyük bir üne kavuşmuştur. Bu savaşın sonucunda Vietnam ikiye bölünmüş, kuzeyde sosyalist bir rejim güneyde ABD destekli bir devlet kurulmuştur.

Kuzey Vietnam'da savunma bakanı olarak görev yaptı. Kuzey Vietnam'ı Güney Vietnam'a bağlayan ve "Ho Chi Minh Yolu" olarak da bilinen, kısmen yerin altından kısmen balta girmemiş ormanların içinden geçen yolu tasarlamıştır. Yaklaşık 2 bin kilometrelik bu yol vasıtasıyla Amerikan ordusuna karşı savaşan Vietnam askerlerine lojistik destek sağlandı. 
ABD bu yolu ortaya çıkartmak için “Agent Orange” adlı kimyasal gaz kullanmıştır.

Kağıt ya da bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı ..

Kola, 
(İt. colla).
Kağıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.
Eskiden matbaalarda, saraflarda, ciltcilik yapan dükkanlarda, kitapçılarda çok kullanılan bir malzeme olup kolalama işlerinde sıkça tercih edilirdi.

Kola kelimesinin diğer anlamları aşağıdaki gibidir.;
Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. 
Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. 
Kolalama,
Ayakyolu, hela, WC, Tuvalet.
Köle,
Yarılmaya hazır odun kütüğü
Elbise temizleyicisi
Kulağı kısa olan koyun ve keçi.

Kola,(Cola acuminata); Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olup bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitkisidir. Kola, Çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bir bitki (%2-3 Kafein içerir).
Kola bitkisinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek.
Meşrubat,

Anaerkil, Anaerkillik ...


Matriarkal. (İng. Matriarchal, Fr. Matriarcal ),
Maderşahi, 
Maderşahilik, Metrielil.
Anaerkil.
Anaerkillik.
Ana erki temeline dayanan, 

Aile ve devlet idaresinde annenin veya anne soyundan gelen en yaşlı bir kadının hakim olduğu toplum düzenine anaerkil düzen denir. Kadının toplumda ana olarak etkin (baskın-başat) olmasıdır. Anaerkil kelimesi tıpkı ataerkil kelimesi gibi türkçedir. 

Ancak esas itibariyle anaerkillik manasında matriarka kelimesi, Latince mater (anne) ve Yunanca achein (hükmetmek) kelimelerinden türeyerek Fransızca'ya oradan da Türkçeye de geçmiştir. Bu anlamda anaerkilliğe dayanan, temeli ana erki olan anaerkil, matriarkal veya maderşahi de denir ve bir toplumsal örgüt düzeni olarak görülür. 

Temelini kadının üstünlüğü fikri oluşturuyor. Kadınlar soyu oluşturuyor. Kadın hakimiyeti ön plandadır. Bu tür toplumsal düzende kadınlara çok saygı gösterilir. Kadın egemen olan bu toplumda, evin reisi ve tek söz sahibidir. Bu tür toplum yaşantısı kadına göre düzenleniyor. Mesela;  Erkekler soyadını annelerinden alıyorlar ve miras anneden kız çocuğuna geçiyor. Anaerkil bu toplumda, kız çocukları çok önemli çünkü soyun devamı ancak kız çocuklarıyla sağlanabildiği düşünülüyor.

Kadınların yönetimi denen Jinekokrasi ve evlilikte anne veya kadın tarafına yerleşme anlamında olan matrilokalite, iç güveyisi anaerkillik ile karıştırılmamaıdır. Kuzey Amerika'da ve Avustralya'da bazı kabilelerde anaerkil toplum düzeni görülsede; günümüzde anaerkilliğin hakim olan toplumlar artık yoktur ve ataerkillik yani partiyarka dünya toplumlarına egemen olmuştur.


Anaerkil bir toplum düzeni örgütlenmesinde; çocuk anneye ve annenin ailesine verilir. Kadının  soyundan sayılır. Toplumun siyasal bakımdan temsili ve yönetimi, yakınlık derecesine göre ailenin en yaşlı kadınındadır. Baba, annenin evinde veya kadının ailesiyle beraber kalır. Babanın akrabaları yabancı sayılarak aile üyesi sayılmaz. 

Hindistanda eğrisel çatılı tapınakların mahyasını süsleyen yollu yastık biçiminde mimari öğe ...


Amalaka,
Hindistanda eğri çatılı tapınakların çatılarına konan yastık başı biçiminde süs.
Hindistanda eğrisel çatılı tapınakların mahyasını süsleyen yollu yastık biçiminde mimari öğe.
Hindistanda eğrisel çatılı tapınakların çatılarına konan yastık biçiminde mimari öğe.
 Hindistan'da, eğrı-çatılı tapınakların (çikhara) çatılarına konulan yastık taşı biçiminde bir süs.  


Hint tapınaklarının yastık biçimindeki çatısına verilen mimari ad. Hint mitolojisinde muhtelif rivayetleri ifade eder. Bir Amalaka, bir tapınağın ana kulesi üzerine oturur. Taş Disk. Amalaka aşağıdaki tanrı için sembolik bir koltuk olarak tasarlanmış ve temsil edilmiştir. Başka bir ifade ile güneşi sembolize eder. Göksel dünyaya açılan bir kapı olarak nitelenir.  Hindistan'da eğrisel çatılı tapınakların (sikhara) mahyasını süsleyen, yollu yastık biçiminde mimari öğe olan Amalaka, Emblica myrobolan meyvasının sanskritçe adıdır.

Hindu tapınağı tanrılar ve insan arasında temasın sağlandığı yerdir. 
Tapınağın odak noktası tanrının tasvirinin bulunduğu merkezidir (garbhagriha) ve tapınak mimarisi dışarıdan garbhagrihaya doğru inananların hareketini sağlayacak ve tavaf olanağı veren kemerli yollarla, tanrıya yaklaşıldıkça kutsallığı artan salon ya da odalarla (mantapa) tasarlanmıştır. 
Hint mimarsinde eğri mahyalı bir çeşit çatı' ya sikhara(çikhara) denir.

Pek zayıf, kuru ve çelimsiz insan...

Kadid, 
(Arapça)

Kadit, 
Nahif, 
Pek zayıf, kuru ve çelimsiz insan.
Güçsüz, 
Zayıf, 
Çok Zayıf.
Çelimsiz.
Etleri dökülmüş olup yalnız kemikten ibaret olan gövde.
İskelet.
Kurutulmuş et. 
Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.

Yıldızımsı gök cismi ...

Kuvazar,
Kuasar,
Yıldızımsı.
Yıldızımsı gök cismi.
Yıldızsı gök cismi.
Yarı Yıldızımsı Astronomi Radyo Dalgası Kaynağı.
Astronomide, yıldızımsı gök cisimlerine verilen ad.
Büyük bir enerji ile parlayan, evrenin en uzak köşelerinde görülen gök cisimlerine, gökadalara, yıldızlara verilen ad. 


Esasen kuvazar(kuasar) ışık veren gazla çevrili büyük bir kara deliktir. 
Kuasarlar, evrenin erken dönemine ilişkin şimdiye kadar görülen en parlak nesne olarak bilinir. Yıldızımsıların parlaklığını merkezindeki kara deliklerin yarattığı belirtiliyor.  Ancak bu kara deliklerin kütlesi güneşin kütlesinden 2 milyar kez daha kez yoğun olduğu şeklinde belirtilmektedir. Gerisini siz düşünün. Milyonlarca ışık yılı ile uzaklığı ölçülebilen ve olağanüstü parlaklığı nedeniyle on milyar ışık yılından daha büyük mesafeden  gözlenebilen gökcisimlerinin ortak adıdır.

"Eşeği saldım çayıra" dizesiyle başlayan nefesiyle tanınmış XVII.yüzyıl halk şairi ...


Kazak Abdal,
Asıl adı Ahmed. 

XVII. yüzyıl halk şairi.

Taşlamalarıyla ünlü bir Bektaşi şairi. 
Bazı kaynaklarda Romanya Türkleri’nden olduğu ve sakalını tıraş ettiği için "Kazak" mahlasını aldığı yazılır. Şiirlerindeki yergiler zaman zaman küfür düzeyine varır. 
Zahid denilen softalarla, medreselileri sert biçimde eleştirir.  Yalın ve sade bir dille yazdığı şiirleri hiciv örnekleriyle doludur. 


Günümüzde şiirleri hala güncelliğini korumaktadır.
Bektaşi şairlerinden olan Kazak Abdal, Denizli'deki dergahında yatmaktadır.

Bahse konu şiiri şöyledir;

Eşeği saldım çayıra   
Otlaya karnın doyura   
Gördüğü düşü hayıra   
Yoranın da avradını   
   
Münkir münafıkın soyu   
Yıktı harap etti köyü   
Mezarına bir tas suyu   
Dökenin de avradını   
   
Derince kazın kuyusun   
İnim inim inilesin   
Kefen dikmeye iğnesin   
Verenin de avradını   
   
Dağdan tahta indirenin   
Iskatına oturanın   
Hizmetini bitirenin   
İmamın da avradını   
   
Müfşidin bir de gammazın   
Malı vardır da yemezin   
İkisin meyyid namazın   
Kılanın da avradını   
   
Kazak Abdal söz söyledi   
Cümle halkı dahleyledi   
Sorarlarsa kim söyledi   
Soranın da avradını

Herhangi bir konuda çok ileri gitme, taşkınlık, ölçüyü aşma anlamında eski bir kelime ...

İfrat,
Tefrit'in zıddı.
Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma.
Taşkınlık.
Haddinden geçmek. 
Pek ileri gitmek.
Takatinden ziyade iş vermek.
Tefrit karşıtıdır. Tefrit, ortalamanın yani vasatın çok altında kalmak, geride kalmak. Normalden aşağı olmak anlamında olup ifratın zıddıdır.

Ayakkabı, yemeni ...


Cistik,
Ayakkabı.
Yemeni.
Bar oynarken ayağa giyilen ayakkabı.

Yemeni, Üstü kırmızı ya da siyah deriden tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir.
Hafif ve kaba ayakkabı. 


Ayağa giyilen ayakkabılar için verilen diğer isimler şöyledir.;
Kundura, Köçekçe,
Potin, Postal,Pisi pisi, 
Mecidiye,
Reşik,
Edik,  
Harik,
Çapula, Cistik, Cıstik, Çuala, Çetik, Çarık,
Babet,
Dore,
Mest,
Yemeni, 

Kenarda, kıyıda, köşede veya çok uçta olan ...


Ücra (Farsça). 
Çok uçta. 
Çok uçta olan.
Kenarda veya kıyıda köşede olan.
Pek uçta ve kenarda olan. 
Uzak.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ