Kesilmesi zor odun ...


Ankas,
Kesilmesi zor odun.
Odun, Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç demektir. Odunu yakılacak duruma getirmek için kesmek gerekiyor. Önce dağdan, ormandan kesilerek kütük, ağaç, olarak getirilir. Zaten kalın ve kaba kesilmiş ağaç parçasına da kütük denir. Hızarda küçük parçaları ayrılır. Daha sonra balta ile bir kütük üzerinde kesilir. Bazen öyle bir kütük gelirki bir türlü kesemezsin. Budakların kesiştiği yer olur. Balta direkt olarak uygun ayrılma yerine rastgelmez. Hatta mazallah balta veya odun ayrı kuvvetlerin çarpışması sonrasında kayıverir ve bir ka neden olabilir. Dikkatli olmak gerekir. İşte bu tür kesilmesi zor olan oduna ankas denir. Tabi buradan kaynaklanan  ters ve akılsız kimseler için argoda aynı tabir kullanılır. Yani yontulması, kesilmesi zor olan anlamında.

Eskiden öyle odun ton ile kilo ile satılmazdı. Bir eşek, at, katır yükü diye satılırdı. Bu miktar bir çekiye eşitti. Zengin isen ormandan kamyonla satın alırsın. Bu durumda ster olarak satılırdı. Evin önüne yıkıp hızarda kestirirsin. Sonra da balta ile sobalık duruma getirirsin. Tabi bu odunları balta ile kesmek ayrı bir ustalıktır. Herkes kesemezdi. Ellerin su toplar. Bir tarafın sakatlanabilir. Ama öyle çatır, çutur ses çıkararak yanmasıda ayrı bir zevktir.

Argoda ankas,
Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt.


Ankas kelimesinin diğer anlamları;
Erkek tilki yavrusu.
Yalan,
Şaka. 


 

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç ...

Çalpara, (Farsça),
Halk arasında Şakrak.
 
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç.

 Parmaklara takılan, dört veya iki parça ağaçtan yapılmış zil gibi müzik aleti.

Eski oyuncuların ellerinde birbirlerine vurarak dansa tartım tuttukları sopalar abanoz.

Çalpara genellikle abanozdan yapılır. Uzunlukları 8-10 cm'dir. Vurdukça tok ses çıkarır. Uçları ufak menteşelerle bağlanır, bazen dize konularak, bazen elde şaklatılarak çalınır. 


Çalpara kelimesinin diğer anlamları;
Çalpara,(İng. ladycrebe). 
Kabuklular (Crustacea) sınıfından bir eklembacaklı türü. Uzunluğu 3-5 cm. Karapaksi ve bacakları tüylü olur. Akdenizde yaşar. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir çeşit çağanoz (Portunus puber). 
Araba dingilinin ucuna geçirilen yassı halka.
Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
Suların azaldığında parası ödenmek üzere tarlayı belediyeye sulatma işi.
Pis, kötü kadın.
Küçük tencere.
Kalaylı tencere.
Beceriksiz, eli işe yakışmayan.
Dibi dar ağzı geniş kap.
 


Akdeniz bölgesinde Limonlu da denilen bir çay ...

Lamas,
Limonlu çayı. 
Lamos,
Lamus de Lamos

Lamas, (Lamuso) ismi nehir tanrısı anlamına gelmektedir. 

Trakheia-Dağlık Kilikya ile Pedias-Ovalık Kilikyayı birbirinden Lamos nehri ayırır.  

Limonlu nehrine yakın önemli antik dönem yerleşim yerleri Diocaeserea-Uzuncaburç, Olba-Uğra, Elaioussa Sebaste-Ayaş ve Korykos-Kızkalesi olarak bilinir. 
Eskiden Lamos, çevresindeki bölgenin başkenti Lamotis olarak  anılmıştır. 

Mersin ilinin Erdemli ilçesine bağlı Limonlu´dan Akdeniz´e dökülen Çay, Aksıfat ve Eldilek dereleri ile birleşerek Limonlu (Lamas) Çayını oluşturur. Uzunluğu 130 km. lik Limonlu çayı Kayıcı vadisinden akarak Limonlu sahilinden Akdenize dökülür. Lamas-Limonlu çayı Uzuncaburç civarında Sarıaydın Kırobası, Kızılgeçit arasında vahşi ve derin kanyonlar oluşturur.

Akdeniz bölgesinde Limonlu da denilen bir çay ...

Lamas,
Limonlu çayı. 
Lamos,
Lamus de Lamos

Lamas, (Lamuso) ismi nehir tanrısı anlamına gelmektedir. Trakheia-Dağlık Kilikya ile Pedias-Ovalık Kilikyayı birbirinden Lamos nehri ayırır.  

Limonlu nehrine yakın önemli antik dönem yerleşim yerleri Diocaeserea-Uzuncaburç, Olba-Uğra, Elaioussa Sebaste-Ayaş ve Korykos-Kızkalesi olarak bilinir. 
Eskiden Lamos, çevresindeki bölgenin başkenti Lamotis olarak  anılmıştır. 

Mersin ilinin Erdemli ilçesine bağlı Limonlu´dan Akdeniz´e dökülen Çay, Aksıfat ve Eldilek dereleri ile birleşerek Limonlu (Lamas) Çayını oluşturur. Uzunluğu 130 km. lik Limonlu çayı Kayıcı vadisinden akarak Limonlu sahilinden Akdenize dökülür. Lamas-Limonlu çayı Uzuncaburç civarında Sarıaydın Kırobası, Kızılgeçit arasında vahşi ve derin kanyonlar oluşturur.

"Karatavuk" da denilen ötücü bir kuş ...


Bakal,
Karatavuk, (İng. black bird, Fr. merle commun ).
Karabakal,
Bozbakal,
Zemsku .
Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş (Turdus merula). 
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, uzunluğu yaklaşık 25 cm kadar, erkeği kara, dişisi kahverengi olan, Palearktik bölgede orman, fundalık ve bahçelerde yaşayan, meyvelerle beslenen Türkiye'de yerli bir kuş türü.

Karatavuk, karabakal, bakal Turdus merula: 
Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının karatavukgiller (Turdidae) familyasından ürkek bir kuş türü olup uzunluğu 25 cm. dir. Bu kuşun erkeğinin tüyleri kara, kapkara renklidir. Bu nedenle karatavuk  veya karabakal deniyor. Dişisinin tüyleri ise kahverenklidir. Dişisine bazı yörelerde boz bakal da denir.  

25 cm. kanat genişliğine sahip olup hızlı uçabilen bu kuşlar beslenmek için parlak sarı renkli gagasıyla topraktan tohum, kurtçuk ve böcekleri çıkararak yer ama esas besinini tohumlardan sağladığından zararlı hayvan olarak kabul edilir. Çok hareketli olan bu kuşlar genelde eti için avlanır.  Üremeleri esnasında dişi kuş yuvayı yapar ve yılda iki defa her seferinde 4-5 yumurta yumurtlar. İki haftalık  kuluçka sonrasında yavrular dış ortama açılırlar. Böylece orman ve sık çalıklarda çok sessizce gezinirler. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında daha ziyade öterler.

Çam ormanlarında pek rastlanmayan bu kuşlar, Palearktik bölgede yani Avrupa, Kuzey Afrika, Batı Asya, Sibirya, Kuzey Çin ve Japonya'yı kapsayan bir zoocoğrafik bölgede orman, fundalık ve bahçelerde yaşar.


Görüşüp konuşma, halleşme ...

Hasb-i hal, (Osmanlıca).
Laflamak.
Sohbet,

Görüşüp konuşma,
Halleşme.
Dertleşmek,
Hal hatır sormak.
Hoşbeş etmek, 
Sohbet etmek.
Söyleşmek, karşılıklı konuşmak.

Türk boylarından Terekemeler arasında söylenen türkülü büyük halk hikayesi.

Alıyar,
Türk boylarından Terekemeler arasında söylenen türkülü halk hikâyelerine verilen ad.
Terekemeler arasında söylenen türkülü büyük halk hikâyesi.

Terekeme, halk oyunu.

Eski, sözlü geleneği koruyan öykülere verilen ad,
Terekeme, Kadın erkek birlikte oynanan bir çeşit halk oyunu.
Terekeme folklor oyunu, bir bayan ve erkek tarafından oynanan, bayanların zerafetinin erkeklerin ise cesur duruşlarının ağır hava ile gösterildiği bir oyundur. Adını bir Türk boyundan alır. Terekeme halk oyunları düğünlerde ve sosyal buluşmalarda oynanır. Türkiye' de Kars ve civarında yaşarlar. Kıyafet ve oyun, Kafkasyanın tüm etnik unsurlarında görülür.

Kuzey Doğu Kafkasyada yaşarlar. Azerbeycan ve Gürcistanın değişik bölgelerinde ve Ukraynada yaşarlar. Terekeme (Karapapak), Qarapapaklardır.

İtalyadan çeşitli ülkelere yayılan "sarı cüce" ye benzer iskambil oyunu ...

Bog,
İtalya'dan çeşitli ülkelere yayılmış bir iskambil oyunu. 
İtalya'dan çeşitli ülkelere yayılan "sarı cüce" ye benzer iskambil oyunu.

Hakkını arama, baskıya direnme, akıncı, plaçkacı. ...

Çapulcu, (İng. Chapulling).
Chapulling, 
Hakları için mücadele etmek, savaşmak.
Plaçkacı,
Hakkını arama, baskıya direnme. (A.G.).
 
Çapulcu kelimesinin TDK Büyük sözlükteki anlamı;
Başkasının malını alan, yağma, talan eden kimse, talancı, yağmacı, plaçkacı. (G.Ö.),
Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan, plaçkacı. (G.S.), 


Çapulcu düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan anlamına gelen bir yerme ifadesidir.(05.06.2013). 

Düşman toprağına atla hücum edip yağma eden. (Osmanlıca sözlük)
Akıncı, yağmacı. (Osmanlıca sözlük).
Kendisine ait olmayan malları zorla veya yağmalayarak alan kimse.

Kabarık görüntü vermek için değişik malzemelerle yapılan bir tür iç giysisi. ..


Tarlatan, (Fr. tarlatane). 
Kabarık görüntü vermek için değişik malzemelerle yapılan bir tür iç giysisi.
Jupon, Jüpon. 
Tarlatan renkli olabilir. 
Eteğin içine giyilir ve eteğin kabarık durmasını sağlar. 

Tarlatan, gelinlik ve abiyelerde etekleri kabarık tutmak için kullanılan malzemedir. 
Vual tül ve çelik telli balinden imal edilmektedir. 
Tarlatanlar farklı ebatlarda ve farklı tasarımlarla her türlü ihtiyacı karşılayacak şekilde üretilir. Tarlatanlarda genelde metal boning kullanılır. 

Günümüzde geliştirilen polyester boningler daha çok kullanılmaya başlanmıştır. İç etek olarak da bilinen Jüpon olarak kullanılan Tarlatanlarda boning aksesuarının üretiminde balen kullanılmamaktadır.

Tarlatan çeşitleri;
Vual Tarlatan, Patiska, 
Fırfırlı Tarlatan, Tüllü Tarlatan, 
Elastik Korsaj Kuyruklu Tarlatan.
Tüllü Fırfırlı Tarlatan, Elastik Korsajlı Tarlatan, 

Yanyol ...

Varyant, (Fr. variante, variant, version).
Yanyol,
Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol.
Otoyolların kenarında, yerleşim alanları arasında gidiş gelişi sağlayan, ayrılmış özel yol.
Karayolunda, daha düzenli ve güvenli bir trafik akışını yanyol sağlar. 
Mevcut karayolu üzerinde yeni bir projenin yapılabilmesi için yapılan tali yol.
Karayolu üzerinde, yol kenarındaki mülklerden karayoluna her noktada yapılabilecek geçişleri önlemek ve trafiği topluca katılma veya ayrılma imkanı sağlayan alternatif yol.
Sapma, ayrılma, Deviation.
Servis yolu.

Tefarik otu da denilen,kokulu ve esanslı bir yağ elde edilen otsu bir bitki...

Paçuli,

Tefarik,(Arapça).
Tefarük.  
Tefarik otu, 
Paçuli, (Patchouli).

Pogostemon patchouly, Pogostemon patchouli


Yüksekliği 60-100 santimetre olan, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli, güzel kokulu bir bitki ve kökü.
Esansı çok hoş bir toprak kokusuna sahip bitki.  
Kokulu ve esanslı yağı halk hekimliğinde kullanılan otsu bir bitki.

Tefarik otu da denilen, kokulu, esanslı bir yağ elde edilen otsu bitki, Paçuli.  

Malezya, Hindistan,  Doğu Hint adalarında yetiştirilen Ballıbabagiller familyasından, boyları 60-100 cm., yaprakları büyük, pembe benekli beyaz çiçekler açan çok yıllık otsu bir bitkidir. Nanegiller familyasından olan bu bitkinin biraz kurutulup mayalandırılmış yapraklarından uçucu, kokulu, sarımsı yeşil renkli tefarik yağı elde edilir. Terafik yağı parfüm endüstrisinde ve böcek uzaklaştırıcı, mikrop kırıcı olarak kullanılır. Egzama rahatsızlıkları ve cilt kırışıklıkları için tene sürülerek ovulur. Giysileri güve türü böceklerden korumak için  kurutulup toz haline getirilmiş tefarik otu yaprakları küçük keseler içinde dolaplara, çekmecelere, sandıklara, kumaş aralarına konur. Hint mürekkebinin kokusunu tefarik otu verir. Ayrıca bu bitkinin kalıcı kokusu, parfüm ve sabunlarda kullanılır. 

Şal, halı ve kilimleri güveden korumak amacıyla tefarik kokusu sürülerek Hindistandan İngiltereye gönderilir ve ‘Patchouli' kokmayan şal,halı ve kilimler makbul sayılmaz. Bu koku, morfine  benzeyen endorfin salgılayarak kişileri uyarır. 
Gül yağı, yasemin, adaçayı, kananga, tefarik ve greyfurt kokusu her zaman depresyon, ve cinsel uyarım tedavisinde önerilir. Tefârik esansı fazla sürüldüğünde sakinleştirici ve uyku azaltıcı tkisi vardır.


Eskiden Arapça tefarik, kırmızı, beyaz ve mor kumaştan dikilen, gömlek ve şalvardan oluşan, kol ağızları, paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi demekmiş.

Tefarik kelimesinin diğer anlamları;
Müteferrik olanlar. 
Tefrikalar. 
Ayırma ve seçmeler.
Taksitler. 
Ufak tefek şeyler. 
Ayrıca şeyler.
Küçük hediyelik eşya. 

Hastaların üzerindeki bakterilerin tanınmasını sağlayan tüm dünyada kullanılan kabları icat eden bakteriyolog ..

Julius Richard Petri, (1852 – 1921)
Bakteriyolog,  

Julius Richard Petri'nin icat ettiği Petri Kabı tüm dünya ülkeleri tarafından kullanılan insanların  üzerindeki bakterileri tanınır hale getirmiştir.

1871-1875 yılları içinde Kaiser Wilhelm Akademisi' nde tıp okudu ve  1876 yılında Askeri Doktor olarak mezun oldu. O Berlin'de Charite Hastanesi'nde çalışmalarını sürdürdü. Julius Richard Petri Bert Koch gibi bir bilim adamının yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Berlin'de, 1877 1879 yılları arasında Kraliyet Sağlık Ofisi (Kaiserliches Gesundheitsamt) 'ne atanmış ve ünlü bakteriyolog Robert Koch'un asistanı olmuştur.  


Koch laboratuvarında  eşinin katkılarıyla kültür bakterileri üretmeye başladı. Petri sonra standart kültür çanak veya Petri plakalarını icat etti. Böylece önceden mümkün olmayan hastalıklara neden olan bakterileri tanımlamak için bu kabları icat etti. Petri kapları genellikle mikrobiyoloji çalışmalar için kullanıldı. 

 Çanak kısmen sıcak sıvı ihtiva eden agar ile doldurulur. Besin, kan, tuzlar, karbohidratlar, boyalar, göstergeler, amino asitler ve antibiyotikler içeren belirli maddelerin bir karışımıdır. Agar soğutularak katılaşır.  Petri kapları bazen havadaki partiküllerin yerleşmesini kontaminasyon riskini azaltmak için ve kültürlü mikrop biriken ve rahatsız edici su yoğunlaşmasını önlemek için ters (üstte agar) inkübe edilir. Bilim adamları uzun geleneksel sert yüzeylerde fenotipleri ifade edemez.

Biyolojiye yaptığı katkılarla günümüzde büyük öneme sahip olan Julius Richard Petri 20 Aralık 1921 tarihinde hayatını kaybetti.

Kars yöresinde, evleri ısıtmakta kullanılan büyük sobaya verilen ad ...

Galanka,
Kars yöresinde, evleri ısıtmakta kullanılan büyük sobaya verilen ad.

Kars yöresinde kışlar soğuk ve uzun geçtiğinden değişik bir ısınma aracı kullanılırdı. Odanın köşesine yarım daire biçiminde çıkıntılı büyük bir soba yerleştirilir, bu sobaya galanka denir. Sobanın altı demir döküm, üstü tavana dek uzanan ve yukarıya doğru daralan geniş saç boru biçiminde olan bu soba ortada yanarak birden fazla oda ısıtılırdı. Mutfaklarda da peç denilen fırın, büyük kuzine veya şömine biçiminde ısınma araçları vardır. Bu araçlar üstünde yemek, ekmek pişirilir. Bu ısınma araçlarında kömür yakılır. Sıcak hava borularla duvarların içerisinden geçirilerek odalar ısıtılır. Bu nedenle etrafı çok sıcak olur. Çok soğuk kış gecelerinde burada yatılmaktadır. Mutfak altında da kiler bulunur. 

Kars ve Ardahan yöresine özgü bir tür yufka ekmeği...

Feselli,
Katmer, 
Gözleme,
İçine maya konulmayan, yağda kızartılan yufka gibi bir çeşit ekmek.
Bir çeşit bişi. 
Kars, Ardahan yöresinde katmere verilen ad.
Doğu Anadolu bölgesine ait bir çesit gözlemedir.
Tatlı veya tuzlu olarak hazırlanarak reçel, peynir, marmelat ve diğer yiyeceklerle çok güzel olur. 

Malzemeler;
Un, Su, Maya, Tuz, Margarin, Tereyağı.

Yapılışı;
Malzemeler birleştirilerek hamur yoğrulur. Kulak memesi yumuşaklığında olmalıdır. Biraz bekletilir. Hamur küçük küçük kesilir. Pazı, künt denilen parçalara ayrılır. Her bir parça oklava ile yufka halinde açılır. Yufkanın içi yağlanarak rulo halinde bükülür. Yuvarlak hale getirilir. Yeniden açılarak ince olarak tekrar açılır. Sac üzerinde kısık ateşte pişirilir. Piştikten sonra yeniden yağlanır. Mis gibi afiyetle yenir.

Karnıyarık yemeği...


Kıstırma,
Karnıyarık,
İmambayıldı. (patlıcan yemeği).
Uzunlamasına yarılan kızarmış patlıcanların ortasına kıymalı iç konularak hazırlanmış yemek.

Karnıyarık yemeği.
Patlıcan ile kıymanın müthiş buluşmasıyla ortaya çıkan farklı bir lezzettir.

Malzemeler;
250 Gram kıyma(orta yağlı)
6 Adet oval ve orta boy patlıcan. (
Sapları yeşil, taze, sert olmayan, yumuşak ve çekirdeksiz patlıcanlar seçilmelidir.)

8 Adet yeşil biber
2 Adet orta boy soğan
3 Adet domates
1/2 Bağ maydanoz
4 diş sarısak.
1 Yemek kaşığı salça.
2 su bardağı zeytinyağı.
1 Tutam tuz, karabiber, kırmızı biber.


Patlıcanları yıkayıp şeritler halinde çizgili-alacalı soyun. Sapın yeşil kısmını koparın. Dibinden kökünü ayırmayın. Aksi halde patlıcanlar dağılabilir. Yarım saat kadar kızartırken yağ çekmemesi için tuzlu suda bekletin.  Kızartmak için patlıcanları sudan çıkarıp kurulayın. Kızartma tavasına az bir yağ koyun. Sonra içine bir tutam tuz atılıp kızdırılmış zeytinyağında patlıcanları bütün olarak önlü arkalı yumuşayıncaya kadar yüksek ateşte kızartın. Ağır ağır ve ağzı kapalı bir tencerede kızartın. Sivri biberleri de aynı şekilde ucunu keserek aynı yağda kızartın. Hepsini kızarttıktan sonra kağıt havlunun üzerine alın ve yağı süzülürken içini hazırlayın.

Daha sonra aynı tavada doğranmış soğanları kavurun. Sonra kıymayı ekleyerek suyunu çekinceye  kadar kavurarak pişirin. Kavrulan kıyma karışımına kabukları soyulmuş 4 adet domatesi küp küp doğrayın. Suyunu çekene kadar pişirin. Pişen içe, kızarmış biberlerin içini çıkarıp kabuklarını soyun ve parmak kalınlığında doğrayıp ekleyin. Sonra çok ince doğranmış sarımsakları, tuzu, baharatları, karabiberi  ve yine ince  kıyılmış  maydanozları ilave  edip karıştırın.  Domatesler suyunu salıp, ölene kadar pişirin. Bir iki taşım  daha kaynatın. Tencere veya tavanın altını kapatın dinlensin.
 

Sonra tepsiye veya tencereye kızarmış patlıcanları yerleştirin. Ortalarını,bıçak yardımıyla 1,5-2 cm. derinliğinde çizgi şeklinde açın, Bu kesikleri bir kaşık yardımıyla, patlıcanın içine bastırarak iç malzemesine yer açın. İçlerine tuz serpin. Hazırlanan içi patlıcanların ortasına doldurun. Doldurduğunuz patlıcanların üzerine kalan 1 adet domatesi eşit büyüklükte olacak şekilde halka halka koyun. Herbirinin üzerine ortadan ikiye kesilmiş yarım biber koyun. 

Ayrı bir yerde 1 kaşık salçayı 1 kase sıcak suda özeyerek tepsinin dibine, patlıcanların aralarına dökün. İçine birkaç diş sarımsak atın. Daha sonra 180 derece de ısıttığınız fırına sürerek 20-25 dakika pişirin. Tencereye hazırladıysanız ocakta 20-25 dakika pişirin. Üzerine kıyılmış maydanozları serperek servis yapın. Afiyet olsun.


İmambayıldı. 
Malzemeler:
5 adet
oval ve orta boy patlıcan. (Sapları yeşil, taze, sert olmayan, yumuşak ve çekirdeksiz patlıcanlar seçilmelidir.) 

2 su bardağı sıvıyağ
2 kuru beyaz soğan
6-7 diş sarımsak
7 sivribiber
2 yemek kaşığı zeytinyağı
6 domates
1 tatlı kaşığı tuz ve şeker
1 tatlı kaşığı karabiber
½ demet maydanoz

1 limonun suyu
 

Hazırlanması:
Patlıcanları yıkayıp şeritler halinde çizgili-alacalı soyun. Sapın yeşil kısmını koparın. Dibinden kökünü ayırmayın. Aksi halde patlıcanlar dağılabilir.
Yarım saat kadar kızartırken yağ çekmemesi için tuzlu suda bekletin. Suyunu mutlaka havlu ile alın. Sonra içine bir tutam tuz atılıp kızdırılmış zeytinyağında patlıcanları bütün olarak önlü arkalı yumuşayıncaya kadar yüksek ateşte kızartın. Ağır ağır ve ağzı kapalı bir tencerede kızartın. Hepsini kızarttıktan sonra kağıt havlunun üzerine alın ve yağı süzülürken içini hazırlayın.

Soğanları yarım halka piyazlık doğrayın. Sarımsakları ikiye kesin. Biberleri doğrayın. Hepsini bir yemek kaşığı zeytinyağı ile birlikte tavada öldürün. Üzerine kabukları soyulmuş,ve küp küp doğranmış domatesleri ekleyin. Domatesler ölene kadar kavurun.Tuz, karabiber, şeker ve ince kıyılmış maydanozu ekleyip ateşi söndürün.

Patlıcanları tencereye dizin. Ortalarını, bıçak yardımıyla 1,5-2 cm. derinliğinde çizgi şeklinde açın. Kaşıkla içini genişletin. Tabana kadar inmeyin. İçlerine biraz tozşeker, tuz serpin ve hazırlanan iç malzemesini doldurun. Tavada kalan domatesli suyu tepsinin dibine dökün. Üstüne çok az zeytinyağı gezdirin. Tencere veya tavanın kapağı kapalı olarak 20-25 dakika pişirin. Afiyet olsun.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ