Yaradılıştan var olan huy, ahlak, tabiat . ..

Hulk, (Arapça  خلق )
Huy.

Yaratılıştan olan haslet. 
Seciyye. 
Cibilliyet. 
Tabiat, 
Ahlak, 
Ruh hali,
İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhi ve zihni haller.

Yaradılış ...

Hilkat, (Arapça خلقت .)
Yaradılış,
Tanrı,
Eski dilde yaradılış.
Fıtrat, (Arapça).
Tıynet,
Yaradılış, yaratılma.
Doğuştan gelen vasıf. 
Yaratma. 
Yaratılış.
Huy özelliği.

Gösterişten kaçma ...

Tevazu, 
[Arapça  تواضع ] 
Alçakgönüllülük.
Alçak gönüllülük.
Gösterişten kaçma.
Alçak gönüllülük. 
Kibirsizlik. 
Mahviyet hali. 
Tekebbürrün zıttıdır.

İnsanda büyüklüğün mikyası, küçüklüktür, yani tevazu'dur. 
Küçüklüğün mizanı büyüklüktür,  yani tekebbür'dür.

Gösterişi ve özentisi olmayan, gösterişsiz ...

Babayani,

Gösterişi ve özentisi olmayan, 
Gösterişli olmayan,
Gösterişsiz, (İng. Modest).
Alçak gönüllü,
Mütevazi, 
Gururlu olmayan,
Alçak gönüllü, kendi fakrını bilen.
Geniş, hoşgörülü, hiçbir şeye aldırmayan.
Özentisi ve gösterişi olmayan insanlar.

Dolaşım ve solunum sistemlerinin çalışmaması ve merkezi sinir sistemi fonksiyonlarının durması şeklindeki ölüm ..

Somatik, (İng. somatic ).
Bedeni ,(Osm. bedei ).
Somatik ölüm.
Bedeni ölüm,
Dolaşım ve solunum sistemlerinin çalışmaması ve merkezi sinir sistemi fonksiyonlarının durması şeklindeki ölüm.
Hukuken solunum ve dolaşım sistemlerinin yapay destek almaksızın çalışmaması, merkezi sinir sistemi fonksiyonlarının durması ölüm olarak kabul edilir. Bu şekildeki ölüme somatik ölüm denir. 
Başka ölüm var mı? Herhalde kastedilen Beyin ölümü gibi herhalde.  
Somatik kelime anlamı olarak, vücutla ilgili, vücut yapısıyla ilgili, bedensel demektir. Somatik ölüm; Merkezi sinir sistemi, solunum sistemi ve dolaşım sitemi fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak kaybedilmesi durumudur. Hukuken ve tıbben yaşamın sonlanması anlamına gelen somatik ölüm bu şekilde ifade edilmektedir. Basit bir anlatımla işlevsel fonksiyonellerin sona ermesidir. Ölüm geri dönüşümü olmayan (irreversebl) ve ilerleyici (progressive) bir süreçtir. Bu süreç; agoni evresi ile başlayıp iskeletleşmenin sonlanması olan iskelet kemiklerinin dağılarak kimyasal yapılarına ayrılması ve doğal biyolojik ortam ile bütünleşmesi ile sonuçlanır.

Canlılığın sona ermesine bağlı ve bunu takiben, cesetlerde ortak değişiklikler meydana gelmektedir. Ölümden sonraki (Postmortem) değişiklikler şunlardır. ;

  •  Cesedin su kaybı,
  •  Kan ve vücut sıvılarında meydana gelen değişiklikler,
  •  Ölü soğuması (Algor mortis),
  •  Ölü lekeleri (Livor mortis),
  •  Ölü katılığı (Rigor mortis),
  •  Kokuşma (Pütrefaksiyon),
  •  Sabunlaşma (Saponifikasyon),
  •  Mumyalaşma (Mumifikasyon),
  •  Salamuralaşma (Maserasyon).

Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, rint ...

Kalender, 
(Farsça).
Rint,(Farsça rind).
Dünyayı terkederek elini çekip Allah yolunda giden kimse.
Dünyadan elini çekip herşeyi hoş gören kimse.
Dünya alâkalarından uzak, alâyişe aldanmaz hakikat adamı. 

Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan.
Sade yaşamaktan yana olan,  
Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse. 
Özensiz, kılıksız bir biçimde. Filozof.
Gösterişsiz, 
Ehlidil,
Gönül eri,
Aldırışsız, dünya işlerini hoş gören.
Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, rint.
Alçak gönüllü kimse,
Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.

Yaradılış, huy, karakter, mizaç ...

Meşrep, 
(Eski Osmanlıca).
Meşreb (Arapça مشرب ).
Ar. meşreb,
Davranış biçimi,
Huy. Tabiat,
Yaradılış. 
Karekter,
Mizaç, 
Huy, karakter, 
Şemail,
Adet. 
Ahlak.
Gidiş.
Gidişat.
Yaradılış, huy, Karakter, mizaç.
Davranış biçimi,
Meşrep,
İçmek. İçilecek yer.
Fehmetmek.
Manevi haz ve feyz alınan yer ve yol.

Sanki, hemen hemen ...

Adeta,  (Arapça. عاد).
Basbayağı.

Sanki,
Hemen hemen,
Adet olduğu üzere, her vakitki gibi, 
Alelade. 
Bayağı surette, adi bir suretle. 
Düpedüz.
Farz edelim ki, güya.
Sözüm ona, sözde.

Yörelere göre değişik isimlerde telafuz edilmektedir.
Sankem,  Sankim, Sanki, Sankime gibi.

Kısır, verimsiz ...

Akim, Osmanlıca, Arapça ( عقيم).
Kısır, (Fr. Stéril, İng. sterile).
Kısır, ürün vermeyen.
Kısır, verimsiz.

Beyhude.
Üreme imkanı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan). 
Doğuramayan (kadın), doğurtamayan (erkek).
Ürün vermeyen (toprak).
Başarısız, sonuçsuz,
Sonuçsuz, başarısız,
Verimsiz, yararsız, sonuçsuz,
İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.), steril
Yavru sahibi olma kabiliyeti bulunmayan, doğurma kabiliyeti taşımayan, steril.
Neticesiz, sonu yok.
Kısır, verimsiz, döl veremeyen.  
Neticesiz, sonu yok. 
Beyhude.
Yağmur getirmeyen rüzgar.
Çocuğu olmayan, kısır. 
Dölü olmayan, soyu olmayan. 
Çocuk sahibi olmayan.  

Avusturalya kıyı çimi, kıyı otları denen bitki örtüsü ...

 
Spinifex (genus),
Spinifex longifolius,
Kum otu,
Triodia. 
Kıyı çimi.
Botanikçilere göre Doğal halı.
Çorak bölgelerde kıvrık ipleri keskin dikenleri olan bir bitki örtüsüdür. 
Lifleri keskin ve kaktüs gibi dikenli bir yıllık bitkidir. 
Kıyı otları sınıfından olan spinifex, kum otu, kıyı çimi kıyı otu gibi adlarla da bilinir. 



Triodia Avustralya'ya endemik büyük bir cins çimdir. Kıyı cinsi olan bu 64 tanınmış türünden biri olan bu tür Spinifex olarak bilinir. Avustralya, Yeni Zelanda ve Yeni Kaledonya kıyılarında yetişir. Genelde kum içinde büyüyen ve yaygınlaşan bitki kumluk alanların stabilitesini sağlar. Böylelikle kumul ekosisteminin düzenlenmesinde etkilidir. Avustralya'ya özgü ve dikenli yapraklı, tombul otlardan bir örtü anlamına gelen Triodia cinsindendir. Avusturalyadaki düzlükler Triodia (Spinifex) otlarıyla kaplıdır. 

Batı Avustralya’nın kuzeyinde bulunan büyük kum çölü, çorak alan, geniş ve kıraç tuzlu bataklıklarla kaplıdır. Yeni Zelanda'da en önemli doğal kum bağlama otu spinifexlerdir.

İlkbahar ve erken yaz aylarında çiçekler açar. Bunlar erkek ve dişi tomurcuklar olarak gelişir. Spinifexler sonbahar rüzgar tarafından bu tohumlar taşınarak üretilmektedir. Spinifex çim dikenli tohum kafaları, rüzğarlarla toplanır sıkıştırılarak rulo yaparak tüm Avusturalya sahillerinde boy gösterirler. İnce kumlara dalan büyüme organları ile yeniden dağılım döngüsüne başlar. Doğal olarak üreyen bir bitki örtüsü Avusturalyanın düzlüklerinde yetişir. Her yıl tohumları rüzğarlarca taşınarak kumların içerisinde yeniden doğar. Tabi bu üremeye denizin gelgitleri de yardımcı olmaktadır. Tohumlar nemlenir ve çimlenmeye başlarlar.  Tohumlar bir tüylü yüzeyi ile renk grimsi yeşil yıllık otların içine büyür. Bu bir nevi doğal kum bağlayıcıdır. Kıyı çimi olarak plajların korunmasına yardımcı olur. 

Avusturalya'da ağaçsız anlamında yeryüzünün bittiği nokta olarak adlandırılan yer...

Nullarbor,
Latince Ağaçsız demektir. 

Doğa yüzünde bir leke olarak tanımlanan bu bölgeye Avrupalılarca düz geçilen bölge denir.
Avustralya’nın güneyinde bulunan Yeryüzünün Bittiği Nokta olarak adlandırılan Nullarbor Uçurumları Latincede ağaçsız anlamına gelir. Coğrafi olarak önemli bir yer olan bölge yaklaşık 200.000 km2 lik bir alandır. Dünyanın en geniş karstik kireç taşı oluşumlarının olduğu bu bölgenin genişliği  1100 km. dir.  

Bir teoriye göre Nullarbor Ovası, yer kabuğu hareketleri sayesinde yükselmiştir. Nullarbor Ovası eski sığ deniz yatağından dönüşmüştür. Karstik bir bölge olan Nullarbor Ovası, kireçtaşından oluşan oligosen ve miyosen mağara oluşumlarına sahiptir. Bu ovayı baştan başa geçmek her Avusturalya' lının rüyasıdır. Bu düzlük ilk kez Avrupalılar tarafından 1841 yılında Edward John Eyre tarafından geçilmiştir.

Aborijinler, Spinifex ve Wangai halklarının yaşadığı bu bölgede yarı göçebe bir yerleşim vardır. Özellikle Aborjinler-Aborijinler bu bölgeyi binlerce yıldır kullanmaktadırlar. 

Nobel Edebiyat Ödülünü alan ilk İsveçli, ilk kadın yazar ...

Selma Lagerlöf,
20 Kasım 1858 -16 Mart 1940.
Asıl adıyla Selma Ottilia Lovisa Lagerlöf.
Efsane ve masallara dayanan yapıtlarıyla tanınan İsveçli yazar.
Nobel Edebiyat Ödülünü alan ilk kadın yazar olup aynı zamanda ilk İsveçli yazardır.

1858 yılında Varmland, Marbacka adlı bir çiftlikte dünyaya geldi. Çocukken geçirdiği bir hastalık yüzünden bir süre sakat kaldı. Stockholm'de öğretmen olarak öğrenimini tamamladı. 1885-1895 yılları arasında Landskrona'da öğetmenlik yaparken Gösta Berlings Saga'yı yazdı. 1895-1896 yıllarında İtalya'da, 1899-1900 yıllarında Filistin'de, 1901-1906 yıllarında Belçika, Almanya ve İsviçre'de bulundu. 1907'den itibaren Falun' da yaşamaya başladı.

Daha sonra kendisini tamamen edebiyat çalışmalarına verdi. Köyünde dinlediği masallarla daha başka köylülerden işittiği hikayeleri bir yere yaza yaza, bunları ilerideki romanlarının ham maddeleri haline getirdi. 1890-1891 yıllarında Gösta Berling hikayesi adındaki ünlü romanını yazdı. 1890'larda İsveç'te romantizmin canlanışına katkıda bulundu. 


Selma Lagerlöf 1894′te önemli eseri olan Osynliga Länkar (Görünmez Bağlar)'ı yazdı.  Bu eseri sayesinde İsveç Kralı ile Eğitim Bakanlığı kendisine para yardımında bulundular. 1895'te bir burs kazandı. Öğretmenliği bırakarak yurt dışı gezilerine katıldı. Başka ülkelere seyahate çıktı. İtalya’ya seyahati dönüşünde Antikrists mirakler (Deccal'in Mucizeleri)'i adlı sosyalist içerikli romanını yazdı. Mısır ve Filistin seyahatleri sonrasında geçirdiği kışın etkisiyle iki ciltlik (1902) Jerusalem (Kudüs) eserini yazdı. 

1907′de Upsala Üniversitesi kendisine fahri doktora ünvanını verdi. 1909′da Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. 1914′te İsveç Akademisi’ne üye seçildi. Ondan sonra kendisini gene sadece edebiyat hayatına vererek çalışmalarına devam etti. Doğduğu köyde 82 yaşında 16 Mart 1940'te öldü.
Türkiye'de Uçan Kaz adıyla gösterilen Nils Holgerssons underbara resa genom Sverige (Nils Holgersson'un yabankazlarıyla maceraları) adlı kitabından yola çıkarak hazırlanan çizgi film dizisidir. Türkçede ayrıca Kurtlar ve Uçan Kazlar adlı çocuk kitapları vardır.


Başlıca eserleri şunlardır:

Gösta Berling’in Hikâyesi (1891), Osynliga länkar - (Görünmez Bağlar) (1894), Antikrists mirakler -Deccal’in Mucizeleri (1897), Eski Şato (1899),  Kunganilla Kıraliçeleri (1899), Legender och berattelser (1899), En herrgårdssägen-Malikane Öyküleri (1899), Balıkçının Yüzüğü (1899), I Dalarne (1901), Bir Masal Üstüne Masal (1902), I det heliga Landet (1902), Jerusalem-Küdüs (1901-02), Arne’nin Paracıkları (1904), Herr Arnes penningar - Bay Arnes’in Hazinesi (1904), Kristuslegender 1904, Nils Holgerssons underbara resa genom Sverige-Nils Holgersson’un yabankazlarıyla mecareları (1906-07), Lilekrona’daki Ev (1911), Portekiz Kralı (1914), Cinler Alemi (1915), Mârbacka-Anı (1922), Charlotte Löwensköld (1925), Anna Swärd ( 1928), Ett Barns Memoarer (Bir Çocuğun Anıları; 1930), Dagbök för Selma Lagerlöf -Selma Lagerlöf'ün Günlüğü-Hatıra Defteri (1932), Sonbahar (1933), Noel Hikayeleri (1938).

Saç kepeği ...

Donra,
Kepek,
Saç kepeği,
Kaş konağı. 
Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir. 
Ölü deri,
Pul pul olmuş ölü deri, 
Kepek genellikle ciddi bir soruna işaret etmez ve bulaşıcı değildir. 


Toplum içerisinde kepekli saçla dolaşmak iyi karşılanmaz. Bu sebeble kepek sıkıntı yaratır. Esasen kepeğin temizlik ile bir alakası yoktur. Ama öyle görünür. Dışarıdan sanki saçlar kirliymiş, kişi bakımsızmış izlenimi doğurur. Bu durum hoş değildir.

Kepek çok miktarda ve ciddi bir seviyede ise kafa derisinde kaşıntıya neden olur. Kepeğe karşı bir çok tedavi yöntemi mevcuttur. En etkili tedavi yönteminin başında kepek şampuanı kullanmak gelir. Eczanelerde, marketlerde, bakkallarda dahi  satılan kepek şampuanları vardır. Saçınıza uygun olan ve denediğiniz bir çeşit iyi gelebilir. Bu konuda müthiş iddialı şampuanlar mevcut olup çözüm olarak kullanılmaktadır. Herkese göre mevcut bir şampuan vardır. Daha etkili bir çözüm için cilt doktoruna danışabilirsiniz. 

Bana göre çözüm şöyle; Bildiğiniz doğal yeşil, açık kahverenkli veya beyaz renkli sabunlarla saçları yıkamak bir çözümdür. Eskiden Kerpeten marka derlerdi. Hakiki zeytinyağından yapılan sabunlar. Uzun saç herzaman bakım ve temizlik sorunu getirir. Kısa saç uygun çözüm için avantajdır. Kepekten korunmak için bal kullanımının da uygun sonuç verdiği söylenir. Bir bardak sıcak suda 1 kaşık balı eritin. Parmaklarınızla saç diplerinize masaj yapın. Bu sıvıyı saç diplerine yedirin. Bir süre bekledikten sonra saçınızı yıkayıp durulayınız. Etkili olduğunu söylüyorlar. Bir de kepeğe karşı elma sirkesi de iyidir derler. Saç bakımı ve onarımı için sirke bir nevi zayıf bir asit olarak çözüm getirebilir. Ayrıca Bıttım sabununda etkili olduğu sonuçlarının iyi olduğu söyleniyor.

Saçlarda kepeğin varlığı özellikle kadınlarda bir felaket olarak karşılanır. Çünkü bakımlı ve temiz saçlar kadını her zaman güzel gösterir.  Kepek saç güzelliğini oldukça olumsuz etkiler. Kesin tedavi kepeğin ortaya çıkma nedenlerini bulmak ve onlarla savaşmaktır. Kepek baş derisindeki keratenize olmuş ölü hücrelerden kaynaklanır. Sağlıklı bir baş derisinde 10 bin ile 200 bin arasında saç kökü vardır ve gözle fark edilmeyecek kadar deri dökülmesi olur. Bu olayın istenmeyen oranda olması rahatsızlık verir. Aşırı kuruluk, antibiyotik, hormonal ilaç kullanımı, dengesiz beslenme v.b. nedenlerle pul pul dökülme olur. Sarışınlarda saç telleri daha ince, buna karşılık saç yuvaları daha sıktır.

Donra kelimesinin diğer anlamı;
Soğuk etkisiyle elde, ayakta oluşan çatlaklar.
Kir, su ve ısı değişimi sebebiyle el ve ayaklarda meydana gelen siyahımsı çatlaklar, yaracıklar.
Kalınlaşmış, sertleşmiş çıban, kel.
Nasır.

Hicri takvimin başı olan Muharrem ayının onuncu gününe verilen ad ...


Aşure,
Aşir (Arapça),
Arapçada aşere,  on demektir.
Aşir, onuncu anlamında olup Muharrem ayının onuncu gününü ifade eder.
Halkımız onuncu gün manasına gelen aşir kelimesini aşure şeklinde telaffuz ederek Muharrem ayının onuncu gününü aşure günü olarak bilir.
Hicri takvimin başlangıcı Muharrem ayıdır. Bir anlamda Aşure ayı da denir. Bir Muharrem yeniyıl başı olarak ve Muharrem ayının onuncu günü de Aşure günü olarak bilinir.

Hz. Peygamberin Ramazan ayından sonra oruç tuttuğu ay muharrem ayıdır. Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günü özellikle oruç tutulurak anılır. Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin ve yakınlarından bir grup,  72 kişi, Kerbela’da Emeviler tarafından öldürülüşünün yıldönümü olarak muharrem ayının ilk 10, kimilerine göre 12 günü, matem orucuyla yas tutulur. Bir tatlı geleneği olarak bu acıyı paylaşmak için matem orucunun sonundaki iki günde aşure yapılıp dağıtılır. Alevi aşuresi sıcak yenir.

Sadece bu bilinen inançların uygulamalarından başka farklı inançlara sahip topluluklarda da aşure yapılır. Aynı coğrafyada yaşayan Müslümanlar, Hristiyan Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Museviler de aşure veya aşureye benzer tatlılar yaparlar. Ermenilerde tatlı çorba denen Anuş Abur bir tür aşure olup yeni yılı karşılarken yapılıyor.

Başka bir ifade ile; Nuh’un gemisindekiler tufandan kurtulmanın mutluluğuyla ambarın dibinde kalan tüm kuru erzakı bir araya getirerek Şükran çorbası yaparak yeniden doğuşu simgeleyen bir yiyecek olarak bilinir. Esasen aşure her dinde yeniden doğuşu simgeliyor.  Bu 

Dini inanış ve göreneklere göre aşure tatlıları;

Anuş Abur; Ermeni aşuresi, Tatlı Çorba olarak bilinir. Ermeniler 31 Aralık-6 Ocak arası yeni yıl sofraları için hazırlarlar. Anuş Abur tatlısına fasulye ve nohut gibi bakliyatlar konulmuyor. Üzerine ceviz, nar, kuru kayısı ve badem ile süsleme yapılıyor.  
Koliva; Rumların ölenlerin arkasından buğdayla yaptıkları helvadır. Bir çeşit susuz aşuredir. Haşlanmış buğday bezler üstüne konarak kurutulur. Sonra badem, fıstık, üzüm, tarçın, kişniş, kimyon, galeta ve bisküvi tozu ile karıştırılır. Hazırlanan tatlı üzerine pudra şekeri konarak kilisede ya da mezarlıkta dağıtılıyor. 

Golifa; Rumların yas yemeği olarak bilinen koliva, Kıbrıs Türkleri tarafından tat ve anlam değiştirerek goliva olmuştur. Kıbrıs’ta yılbaşı öncesinde ve muharrem ayında pişirilir. Aynı aşure gibi konu, komşuya ve akrabalara dağıtılır. Golifa ve koliva bir cins kuru aşuredir. Haşlanmış buğday, nar, badem, susam, çörekotu, kişniş tohumu ve anason kullanılıyor. Şeker katılmıyor.
Aşure;
Aşure yediçeşit ya da 40 çeşit malzeme ile yapılır. Alevi inancına göre 12 İmam’a atfen 12 farklı malzeme kullanılır. Aşurenin üzerine meyveler konur, Kerbela şehitlerini temsil etsin diye. Ancak kırk çeşit malzeme ile aşure yapmak çok zordur. Bu nedenle eskiler bir kaşık balla aşureyi tatlandırırlar. Bal arıların kırk çeşit çiçekten bal eyledikleri için aşure tamamlanır. En az yedi kişiye dağıtılır.

Malzemeler:
500 gr. buğday-
aşurelik buğday (3 su bardağı), 1/2 çay bardağı pirinç, 1 su bardağı nohut, 
1 su bardağı kuru fasulye, 200 gr. kuru kayısı, 200 gr. kuru üzüm, 1 su bardağı fındık,
3 lt su, 2 su bardağı süt, 4 su bardağı toz şeker, 1/4 çay kaşığı-çerek tuz, 1/4 çay kaşığı-çeyrek karabiber, 1/2 çay bardağı karanfil suyu, (1 tatlı kaşığı karanfili kaynatıp, suyunu alın), Sıcak süt.
Aşurenin üzerine konmak  için;  
25 gr. Fındık,  25 gr. Kuş üzümü, 100 gr. Ceviz, 1 adet Nar,  Tarçın.


 Sıcak süt, şeker, tuz, karabiber, fındık, karanfil suyu ekleyerek 15dk daha kaynatın.  Tek tek cam kâselere bölüştürün.  Aşure kâselerde soğumaya yüz tutunca, üzerini fındık, ceviz, fıstık, kuş üzümü, kuru üzüm ve nar taneleri ile süsleyebilirsiniz.  Aşure pişirirken toplamda 3lt kadar su kullandım. Yanınızda sürekli kaynar su bulundurun, gerektiğinde ilave edebilmek için önemli. Aşurenin kıvamına göre su ekleyebilirsiniz.  Şeker miktarını damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz. 4 su bardağı bizim aile için ideal oldu. Siz az şekerli seviyorsanız, 3 bardak kadar ekleyip tadını kontrol ettikten sonra gerekli gördüğünüz miktarda ilave edebilirsiniz





Yapılışı;
Aşure tatlı kaşığı ile yeneceği için malzemler doğranırken bu kaşığın içine rahat rahat sığacak büyüklükte olmalıdır. Ustalar derki, kaşığı aşureye daldırdığınızda en az 5 çeşit malzeme kaşığa sığabilmelidir. 
 
Buğdayı geceden ayıklayıp soğuk suyla ovarak yıkayın. Üzerini 2-3 parmak örtecek şekilde soğuk su koyarak kaynatın ve kaynama başlayınca tencerenin kapağını ve ocağın ateşi kapatın. Buğdayların şişmesi için bu gerekli. Sabaha kadar sıcak ortamda bekletilen buğdayların kabarması bu şekilde sağlanacaktır. 

Aynı şekilde önceden nohut ve fasulyeleri  de ılık suya koyarak gece boyunca bekletilir. Fasulyeleri sakın süzüp bekletmeyin, parçalanıp dağılırlar. Sabah nohutu düdüklü tencerede yaklaşık 1 saat kadar haşlayın. Aynı anda fasulyeyi de aynı şekilde 1 saat normal tencerede haşlayın. Farklı sürelerde pişen nohut ve fasulye kullanılabildiği için şöyle bir özelliğe lütfen dikkat ediniz. Nohut ve fasulye aşureye katıldıklarında şeker bunları biraz sertleştirecektir.

Yıkanıp küp küp doğranmış kuru kayısılar, üzerlerini kaplayacak kadar su ve 1/2 su bardağı şeker konulmuş küçük bir tencerede haşlanır. Haşlanan kayısılar delikli kepçe ile bir tabağa alınarak bekletilir. Benzer şekilde yıkanmış kuru üzümler aynı şerbetin içine atılıp haşlanır. Delikli kepçe ile kayısıları koyduğumuz tabağa üzümlerde konur. Kuru incirler yıkanıp küp küp doğrandıktan sonra su içinde(şekersiz) haşlanır. İncir de kayısı ve üzümlerin içine konur. Haşlama için kullanılan bu şekerli su dökülür. Çünkü kararmıştır. Kullanırsanız aşurenin rengi istenmeyen şekilde kara olur. Bu şekilde zorlukla hazırlanan malzemeler sayesinde aşure berrak, açık bir renk alır.

Şimdi tüm malzemelerimizi alacak, büyük bir tencerede lapa vaziyetteki buğday su ile karıştırılarak, süzülür. Yıkanmış pirinç ve su ilave edilerek kaynatılmaya başlanır. Tenceremize her malzeme katıldığında hafif bir şekilde karıştırılır. Tenceredeki harcımız kaynama başlayınca haşlanmış nohut ve fasulye katılır. Her malzeme katılınca kaynama duracak yeni malzeme katmak için tekrar kaynamanın başlaması lazımdır. Her seferinde kaynamanın başlaması beklenir. Haşlanmış kuru meyvelerin hepsi katılınca bir taşım kaynatılır. Sonra süt ve şeker ilave edilir. Yeniden kaynama başlayınca bir kahve fincanı gülsuyu katılır ve 2 dakika daha kaynatılır ve ocağın altı söndürülür. Aşurenizin üstünü süsleyerek servis yapınız. Unutmayın en az yedi kişiye dağıtınız.

Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan uzun saplı tahta kepçe ...

Mablak,
Arapça (ملعقة).
Miblak.
İngilizce Spatula. 
Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı, yayvan uçlu kepçe. 
Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan uzun saplı tahta kepçe.
Eski dilde hamur, merhem, boya gibi şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan araç.

Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı, yayvan uçlu, tahta kepçe.
Hamur yoğurma aleti. 
Eczacıların kullandığı düz macun kaşığı.
Eski dilde Spatula, 
Bir tür kepçe.
Ucu küt ve uzun saplı olan kepçe. Macun, helva ve dondurma gibi yiyecekleri karıştırmak ve çevirmek icin kullanılan ağaçdan yapılan bir alet.

Gösterişli ve şatafatlı, debdebeli, tantanalı ...

Mutantan, (Arapça).
Eskiden gösterişli, şatafatlı anlamındadır.

Debdebeli. 
Tantanalı. 
Gürültülü. 
Gösterişli ve şatafatlı.

Çarkıfelek bitkisinin tadı kavuna benzeyen meyvesi ...

Maruçya, 
Passiflora, 
Maruçya.
Armut Kavunu,
Çarkıfelek. 
Maracuja,
Tutku meyvesi,
Aşk meyvesi,
Passion Fruit, Farsça, Osmanlıca saat (ساعت) anlamındadır.



At arabası tekerleğinin çarkını ya da değirmen çarkını andıran çiçeklerinden dolayı çarkıfelek, feleğin çarkı, saat gibi isimler verilmiştir.

Çarkıfelek bitkisinin tadı kavuna benzeyen meyvesine Maruçya, Passiflora, Armut Kavunu denir. Tropikal Amerikada yetişen sarılıcı ve tırmanıcı bir bitkidir. Sarmaşık veya asma türündendir. Dış kısmı mor iç kısmı ise çekirdekli ve sulu olan  ekşimsi bir bitkidir. Vitamin (A, C, B1, B2, B5), protein ve mineral bakımından zengindir. Kalsiyum ve Fosfor yönünden zengindir. 

Doğal sakinleştirici özelliği vardır. Bu nedenle sakinleştirici bir  meyve olup bir-iki taneden fazla yenmesi sakıncalıdır. Eczanelerde satılan passiflora şurupları bu meyveden yapılır.  Hoş aroması vardır. Meyve cinsel isteği artırdığından Passion Fruit-Mutluluk meyvesi de denir. Aşırı tüketimi uyku, halsizlik yapar. Güney Brezilya, Kuzey Arjantin ve Avustralya gibi ülkelerde yetişir. Harmin, harmol, harman ve passiflora adı verilen alkaloitleri vardır. İçerisinde flavon, glisosit ve sterol adlı diğer maddeleri içerir. 
Fotokimyasallar açısından da zengin bir meyve olup passiflorine, likopen ve karotenoidleri içerir. Yapraklarında siyanid glukosit maddesi bulunur. Buda toksik ve zararlı etki yapar ki az tüketilmesi tavsiye edilir.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!