Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan bir malzeme,

Kocası ölen ya da kocasından boşanan kadının yeniden evlenmesi için beklemesi gereken süre ...

İddet, 
(Arapça),
Bekleme müddeti.
Sayılmış. 
Madud.
Cemaat.
Hıfz.

Kocasından ayrılan kadının, başkası ile evlenebilmesi için, üç defa hayız görüp temiz oluncaya kadar geçen zaman. Kocasından boşanırsa 100 gün, kocası ölürse 130 gün.

Kocası ölen ya da kocasından boşanan kadının yeniden evlenmesi için beklemesi gereken süre.

Kocasından ayrılmış kadının tekrar başka bir erkekle evlenmek için kanun bakımından beklemek zorunda olduğu süre.

Nişan,

İz,
İm,
İşaret, (Arapça).
Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.
Nişan,
Belirti, Gösterge, Alamet.
El, yüz hareketleriyle gösterme.
Emare,

Filistinlilerin İsrail altındaki topraklarda 1987' de başlattıkları silahsız direniş hareketine verilen ad ...

İntifada,
(Arapça الانتفاضة),
Filistin halkının başkaldırısı.
Filistinlilerin İsrail'e karşı sürdürdükleri mücadeleye verilen ad.
Filistinlilerin İsrail altındaki topraklarda 1987 yılında başlattıkları silahsız direniş hareketine verilen ad.

En geniş çaplı mücadele 8 Aralık 1987 tarihinde Filistin İslami Direniş Hareketinin öncülüğünde başlatılan intifadadır. İntifada, 7 Aralık 1987 tarihinde Filistinli işçileri taşıyan arabaya bir Yahudi'nin kamyonetiyle çarparak dört Filistinlinin ölümüne dokuz Filistinlinin de yaralanmasına sebep olması üzerine başladı.  


Üyelerinin tamamı İslami Hareket mensubu olan Gazze İslam Üniversitesi Öğrenci Meclisi yaralılarla ve ölenlerin aileleriyle ilgilenerek halkı Şifa Hastanesi etrafında toplanmaya çağırdılar. Böylece halk 8 Aralık 1987 sabahı yahudi askerlerin dağılması için halka ateş açınca, halk yahudi askerlere taşlarla saldırdı. İşte bu olay intifadanın başlangıcı oldu. Bu olaydan sonra Filistin'in ve özellikle Gazze bölgesinin her tarafında işgalci askerlere taşlarla saldırılar devam etti.

Filistin Kurtuluş Örgütü, (FKÖ) ; Arapça: منظمة التحرير الفلسطينية Munazzamat .
Filistin Kurtuluş Örgütü'nün lideri ve Filistin Ulusal Yönetimi'nin ilk başkanı, Yaser Arafat

Derece, rütbe, aşama ...

Paye, (Farsça).
Derece, (Arapça).
Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe,
Rütbe,
Aşama,
Radde,
Mertebe,
Merhale,
Denli, kadar.

Savaş gemilerinde temizlik işleriyle görevlendirilmiş er ...

Uskupador,
Denizcilikte eskiden,bir yerin temizlenmesiyle görevlendirilmiş tayfa için kullanılan deyim.
Savaş gemilerinde temizlik işiyle görevlendirilen er.

Uskur,
(İng. screw). 
Pervane
Deniz taşıtlarının pervanesi.

Branda,  
(İt. branda), 
Savaş gemilerindeki asma yatak.  
Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. 

Yelkenli bir yarış teknesi ...

Dragon,
3 kişilik, yaklaşık 2 ton ağırlığında, yıllarca olimpik kalmış bir sınıftır fakat şu anda olimpiyatlarda yer almamaktadır. Denizci kişiliği, sürat ve zerafetin bütünleştiği dengeli yapısı ile Dragon sınıfı tekneler pek çok denizcinin hayallerini süslemektedir. Johan Anker adında bir Norveçli tarafından 1929 yılında tasarımı tamamlanan Dragon’un orijinal tasarımı Norveç (fyord) iç sularında rahatlıkla seyahat edilebilecek iki ranzalı bir kabini içermektedir. 

Sahipleri tarafından çok çabuk benimsenen tekne, on yıl içinde avrupa genelinde bir üne kavuşmuştur. Dragon’a karakteristiğini veren uzun omurgası ve zarif çizgisi değişmemiş, ancak günümüz üretimlerinde konstruksiyonda son teknoloji kullanılarak dayanıklı ve bakımı kolay bir gövde elde edilmiştir.

Yelkenli türleri,
Avizo (Haberleşme gemisi),
Barko, Barkopestir, Brik,
Dragon,
Europe,
Finn,
Kadet-cadet, Keç,  Kotra, 
Laser, 
Mistral (Yarış teknesi),
Optimist,
Pırat,


Pink(üç direkli),
Regata,
Soling, 
Snipe,
Star,
Şalopa,
Tırhandil, 
Tornado,
Uskuna,

470, 
49er,




Kuzey Amerika' da yaşayan, iri boynuzlu bir geyik ..

Elk,
Kuzey Amerika'da en yoğun geyik popülasyonlarına Kanada Rocky Dağları ile Alberta ve British Kolombiya bölgeleri arasındaki Kolumbiya Dağları'nda rastlanır. 

Geyiklerin genellikle engebeli ormanlık araziye uygun uzun güçlü bacakları ve kıvrak, küçük gövdeleri vardır. 

Geyikler aynı zamanda mükemmel yüzücüdür. Geyik boynuzları diğer geviş getiren çift toynaklıların boynuzlarından farklıdır. 

Geyik boynuzları özellikle yazları olmak üzere her yıl gelişen kemiksi bir yapıya sahiptir ve genellikle yalnızca erkek geyiklerde oluşur.


Diğer geyik türleri;
Ak kuyruklu geyik, 
Katır geyiği, 
Ren geyiği, 
Elk, 
Mus.

Müzikte mizahın babası olarak tanınan Fransız besteci ve piyanist ...

Eric Satie,
Alfred Eric Leslie Satie 
(d. 17 Mayıs 1866 Honfleur - ö. 1 Temmuz 1925 Paris) 
Fransız besteci, piyanist.

Piyano eserleri, tiyatro ve bale müzikleri bestelemiştir. Besteleri orijinal, mizahi, minimalisttir. Müzikte mizahın babası olarak tanınır. 

Mizahçı kişiliği parçalarına verdiği adlarda ("Armut biçiminde parça" ) ve müziğe koyduğu anlatım biçimlerinde ("dişi ağrıyan bir bülbül gibi") görülür. Fatmagül' ün suçu ne? dizisindeki müthiş müzikler bu adamın. Ama parsayı Fatmagül ve yayıncı TV kanalları götürüyor. Bu adamın bir tek gnossienne ve gymnopedie eserlerini dinledim, etkisi hala üzerimde ve herkesde aynı etkiyi yapıyor rahmetli, nur içinde yatsın.

Normandiyalı bir baba ve İskoç bir annenin çocuğu olan Satie, Normandiya'da doğdu. Müziğe org çalarak başladı. Önce, ünlü orgcu Felix Alexandre Guilmant ile çalıştı, daha sonra Paris Konservatuarı'nda Albert Lavignac ile derslere devam etti. Başarısız bir öğrenci olan Satie, 8 yıl sonra 1886'da konservatuardan ayrımak zorunda kalarak orduya yazıldı; bir sene sonra bronşite yakalandı ve bu sebeple ordudan ayrıldı; adını Erik olarak değiştirdi ve ilk eseri Valse-Ballet'i yayınladı.

Sivil hayata dönünce, dönemin mizahçı, ressam ve empresyonistlerinin buluşma noktası olan evinin yakınındaki Le Chat Noir kabaresininin abonesi oldu. 1888'de piyano için Trois Gymnopédies adlı eserini besteledi. Bu eserde arkadaşı J. P. Contamine de Latour'un bir şiirinden esinlendi. Bir sene sonra Paris Büyük Sergisi'nde duyduğu Rumen pop müziği ve Endonezya vurmalı çalgılar topluluğu'nun yaptığı müzikten etkilenerek Gnossiennes üzerinde çalıştı. 1891'de bir kabarede ikinci piyanist olarak çalışmaya başladı ve burada besteci Claude Debussy ile tanıştı. Bir yanlış anlaşma yüzünden 1916'da dostlukları bozuluncaya kadar çok iyi arkadaş idiler.

Aynı yıl bir Katolik tapınağında mistik bir organizasyonun yöneticisi olan Josephin Pelodin ile tanıştı; onun takipçisi ve daha sonra da şapelin yöneticisi oldu. Trois Prélude du Fils des étoiles ve Le Sonneries de la Rose-Croix eserlerini bu mistik havanın etkisi ile yazdı. 2 yıl sonra ustası ile anlaşmazlığa düştü ve özgürlüğünü ilan ederek gruptan ayrıldı.

Hemen ardından 1893'te Danses gothiques'i yazdı. Bu eseri bilinen tek aşkı olan ressam Suzanne Valadon ile ilişkisinin bitmesi üzerine yazdı. Valadon, bir portresini yaparak kendisine armağan etmişti ancak bu hediyeyi verdikten 6 ay sonra sonra onu terketti. Acı çektiği bu dönemde ruhunu dinlendirmek için bu piyano eserini besteledi.

1893-1895'te kendi kilisesini kurdu. Bu kilisenin tek üyesi kendisiydi. Bu dönemde dini ve sanatsal görüşlerini açıklayan mektuplar, kitapçıklar yazdı. 1895'te, 18 saat boyunca aralıksız 840 defa çalınacak 8 ölçülük bir motiften oluşan Vexations'i besteledi. Aynı yıl, kendisine kalan az bir miktar miras ile görüntüsünü değiştirdi, bir rahip kılığı taşımaktan vazgeçti ve "Kadifeli Centilmen" görünümüne büründü.

1898 sonlarında ekonomik nedenlerle Paris'in bir kenar mahallesine taşındı, kendisine ilham veren büyük odalı bir evde Pièces froides (Soğuk odalar)'ı besteledi. Her gün, ölünceye kadar yaşadığı bu evden çıkarak Paris'in içine kadar 10 km yürüyerek gittiği, çeşitli kafelere uğrayıp içki içtiği ve bestelerini yaptığı, gece aynı şekilde döndüğü bilinmektedir.

1900'de tüm gizemli ve mistik uğraşlara son vererek müzikhol divası Paulette Darty ile çalışmaya başladı. Bu dönemde kafelerde konserler verdi ve popüler müzik ile uğraştı. Je te veux, La Diva de l' 'Empire, Tendrement gibi şarkılar besteledi. Son yıllarında yazdığı kabaret müziği eserlerin hepsini değersiz olarak niteledi.
1905'te halen amatör bir müzisyen olarak görülmekten ve akademik müzik dünyası ile çatışmaktan bıktığı için bir okula yazıldı ve Albert Roussel ile kontrpuan çalıştı. 1908'de diplomasını aldı.

1910'da müziği Serge Diaghilev, Pablo Picasso, Francis Picabia, Maurice Ravel, Igor Stravinsky ve Jean Cocteau'nun dikkatini çekti. Cocteau ile birlikte her ne kadar grup ile birlikte sayılmasa da Les Six (Altılar)adlı besteciler grubunun kurucusu oldu. Bu grup, Ravel ve Debussy'de görülen empresyonizme, Stravinsky'nin Slavizmine, Schöenberg'in post-Wagnerciliğine karşı olan ve net bir müzik dilini savunan 6 besteciden oluşmaktaydı (Louis Durey, Arthur Honegger, Germaine Tailleferre, Darius Milhaud, Georges Auric ve Francis Poulenc) .

Kırklarına kadar besteci olarak ciddiye alınmayan Satie, Parade (Geçit Resmi) adlı bale müziği ile üne ulaştı. O sırada Paris'i kasıp kavuran Rus Balesi'nin programına alınan bu eseri Cocteau ve Picasso ile beraber yaratmıştı. Balenin sunuş metnini Apollinaire yazdı, koreografisini Massine, dekorlarını Picasso yaptı. Cocteau'nın önerisi ile eserin orkestrasyonunda daktilo, sis düdüğü ve bebek çıngırağı gibi araçlar kullanmıştı. Bu eser, büyük skandala yol açtı ve Satie'nin besteci olarak adını duyurmasını sağladı. Zürih'te Dadacılar onu hareketlerinin onursal üyesi yaptılar.
1924'te, Picabia'nın metnine dayanan Relache adlı ikinci bale eseri, René Clair tarafından Entr'acte adıyla filme alındı ve büyük olay yarattı.
Onun müzik anlayışını en iyi yansıtan eseri ise 4 soprano ve bir oda orkestrası için yazılmış Socrates adlı senfonik dramadır. Bu eser Stravinsky'i büyük ölçüde etkilemiştir.

Satie, 1 Temmuz 1925'te Paris'te bir hastanede siroz hastalığından hayatını kaybetti. Müziği geniş kitleler tarafından sevilmese de özellikle genç besteci ve müzisyenler arasında pek çok hayranı vardı.

Hayatı boyunca gariplikleri ile anıldı. Ölümünden sonra gardrobunda bulunun birbirinin aynı 12 kadife takım elbise, düzinelerce şemsiye ve birbirine eş 84 mendil uzun süre müziğinden daha çok konuşuldu. Müzik dünyasının ilgisinin onun garip kişiliğinden, eserlerine yöneltmesi 1948'de ABD'de bir üniversitede gerçekleşen Satie Festivali ile mümkün oldu. Bu festivali organize eden Amerikalı besteci John Cage, Satie'nin Vexations adlı eserini duymuştu ve 1963'te New York'ta 10 piyanistin 2 saatlik nöbetlerle piyano çalması ile eser seslendirildi. Bu deneyimden sadece John Cage değil, Yoko Ono ve John Lennon da çok etkilenmişti ve kendi ifadelerine göre 1968 yılında Vietnam Savaşı'nı protesto için hafta boyunca kendini hapsetme protestosunu Vexations deneyiminden esinlenerek gerçekleştirdiler. Satie'nin eserleri, 1960'lardan sonra popüler oldu.

1917, 1920 ve 1923'tye yazdığı 5 eser, musique d'ameublement (Mobilya Müziği) olarak adlandırılır. Dinlenmek için değil, arka planda yer almak için yazıldığını söylediği mobilya müziği parçalar, deneysel çalışmalardır. Bu eserler defalarca tekrarlanan birkaç ölçülük kısa parçalardan ibarettir. Dinleyicinin dikkatini çekmemeye çalışır. Vexations mobilya müziği örneklerindendir.

Eserlerinden Gnosienne için; Ayla Kahraman' ın aşağıdaki çok güzel yorumuyla bahsedersek; Huzur verici sakince akıp giden melodilerin sahibi.. Kimileri buna hüzün adını koyuyor bense huzur olmasından yanayım. Arka arkaya gelen aralıklı piyano vuruşları adeta beyninize kazınıyor böyle sessiz başlarken yumuşak notalarla akıp gidiyor onun eserleri. Ve sonra ani çıkışlar. 

Gnosienne gerçekten inanılmaz bir eser hepsi öyle ama onun verdiği “huzur” veya hüzün ne derseniz deyin bambaşka. Zaten piyanonun huzuru diğerlerinden çok farklıdır. Gürültü yaratan bir elektronik gitardansa kesinlikle bu yavaş piyano melodilerini tercih ederim. Yann Tiersen de hiç fena değil. Amelie ve Goodbye Lenin de ne kadar usta olduğunu fark ettik. Bunun dışında Eric Satie‘ yi kulaklarınıza aşina yapan en canlı müzik belki de “Je Te Veux”dür. Ama sözsüz yalın piyano eşliğinde dinlemek.
































Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Erik_Satie

Trabzon' daki "Meryemana Manastırı" na verilen bir başka ad ...

Sumela,
Sümela Manastırı
Panagia Sumela, Theotokos Sumela,

Trabzon’un 54 km. güneyinde, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan (Eski Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Eski Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksidir.

Maçka’nın 17 km. güneyinde Altındere köyü’nde, Meryemana (Panagia) deresinin batı yanında, Mela Dağı’nın deniz seviyesinden 1,150 m. yükseklikteki kayaları oyarak ve doğal mağaralardanda faydalanılarak yapılmış manastırın adı “Sümela”, Rumca karanlık, siyah anlamına gelen “melas” kelimesinden gelmektedir. 

Karadenizli hristiyan Rum’lar Mela dağındaki mucizevi Panagia ikonundan bir şey diledikleri zaman "stou mela" derlermiş, bu zamanla Sumela'ya dönüşmüş. Bu da ikona neden Panagia Soumela denildiğini açıklamaktadır. Bu yüzden manastıra “Karadağın (Mela dağının) bakiresi”de denilmektedir. 

Atinalı Barnabas ile Sophroinos adlı iki keşiş rüyalarında, Hz. İsa’nın öğrencilerinden Evangelist St. Lukas’ın yaptığı üç Panagia ikonundan , Meryemin İsayı kollarında tuttuğu ikon Evangelist St. Luke'un yaptığı üç Panagia (Meryemana) ikonundan , Meryemin bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olan Sümela'nın yerini birbirinden habersiz ayrı ayrı yerlerde görmüşler, deniz yoluyla Trabzon'a gelmişler ve gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmışlardır (Bunlardan biriside Kıbrıstaki Kykko manastırındadır). Bundan sonra rüyalarında gördükleri bu yeri aramışlar ve en sonunda Maçka Altındere vadi’ sinde, Karadağın 300 m. yüksekliğindeki sarp yamacında buldukları mağarada karar kılmışlardır. 

Mela dağının sarp kayalığında, bu küçük mağaranın, yüzyıllar boyunca, kayaların sabırla oyularak büyütülmesi ile bugün gördüğümüz kartal yuvasına benzeyen manastır ortaya çıkmıştır. Yapımına ne zaman başlandığı kesin olark belli olmamakla beraber M.S. 375-395 yılları arasında, Anadoludaki sayısız örneği gibi Kapadokya stili inşa edildiği sanılmaktadır. Kilisenin kuruluşundan itibaren yaklaşık 1.000 yıllık tarihi karanlıktır. Kilisenin MS 365-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu'da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmıştır.

2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana'nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiş, ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiştir.





























Kaynak, http://tr.wikipedia.org ; http://www.trabzonkulturturizm.gov.tr/

İktisadi bir değerin sağladığı gelir ...

Getiri, (İng. yield, return).
Bir yatırımdan veya taşınır değerden elde edilen gelir.
Bir yatırımdan veya menkul değerden elde edilen gelir.
Faiz,
Kazanç.
Yarar,

Risk-Getiri,
Bir yatırımın öngörülen getirisi karşılığında mevcut riskini ifade eder. 
Risk genelde yatırımın geçmiş getirilerinin standart sapması (historical volatility) ile ifade edilir. Yatırımdan beklenen getiri ise (expected return), geçmiş getirilerinin ortalamasıdır. Belli bir risk karşılığında elde edilebilecek maksimum getirilerin oluşturduğu risk-getiri eğrisine “efficient frontier” adı verilip, özellikle karşılaştırma, ölçüt (benchmark) amaçlı kullanımı söz konusudur. Vadesine kadar elde tutulduğunda getirisi kesin olan tahvil-bono türü yatırımlar bu tür analizlerde genelde risksiz yatırım olarak kabul edilirler. Ancak bu tür kıymetler üzerinde vadesinden önce işlem yapılması söz konusu ise benzer piyasa riskleri (faiz, kur) söz konusudur.











Kaynak: http://muhasebeturk.org

"Vurgun, Kazanç, Kar" anlamında argo sözcük ...

Voli,
Argoda,  Vurgun, kazanç, kâr.
Kolayca ve haksız ele geçen kazanç.  
Ortaklıktaki darlıktan yararlanarak aşırı kazanç sağlama amacıyla kurulan düzen.

Rumca Voli,
Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları.

Ses ve yazılış bakımından aynı anlamca farklı sözcükleri bir arada kullanma sanatı ...

Cinas, (Osmanlıca).
Fr. Antanaclase.
Söz sanatı terimi,

Benzeyiş, münâsebet.
Birçok mânâya gelebilen söz, imalı, telmihli söz. 

Telâffuzu bir, mânası ayrı olan kelimelerin bir sözde bulunması. Bunu yapmaya "tecnis" denir, o kelimelere de "cinas" denir.

Söz arasında yolunu bulup aynı kelimeyi ayrı anlamlarla tekrarlama.
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma,
Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.
Kavga, gürültü.
















Kaynak: Güncel Türkçe Sözlük

Bozuk ve okunaksız yazı ...

Kakografi,
Kötü el yazısı. 
Bozuk ve okunaksız yazı.
Kötü el yazısı ya da kötü yazım.
Kötü el yazısı ya da kötü yazı yazmak.


"Asıllar, Temeller" anlamında eski sözcük ...

Esasat, (Arapça, Osmanlıca).
Esas,
Esaslar. Temeller, kökler.
Esaslar,
Asıllar,
 

Bir tür uzun konçlu çizme...

Sokman, (Sökmen),
Halk dilinde çizme, 

Bir çeşit uzun konçlu çizme.
Çizme,
Mest üzerine giyilen çizme.
Kabadayı, yiğit delikanlı.

İki kulplu, dibi sivri ve geniş karınlı antik testi ...


Amfora, (Latince Amphora). 
Amfora (İng. amphora).
Amfor.

İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.
Mürekkep balığı avcılığında kullanılan ağız açıklığı 10-15 cm çapında ve boyu 25-30 cm olan kırmızı topraktan pişirilerek yapılan kulplu veya kulpsuz küp.
 
Gövdesinden daha ince olan boyun kısmının altında dibe doğru daralarak sonlanan iki kulplu, antik testi.
Antik dönemlere özgü bir çeşit Yunan çömleği.

Hindu inanışında, tanrısal bir varlığın bir kötülüğe karşı koymak için insan ya da hayvan bedenine bürünmesi ...

Avatara,
Avatar,(Avatara).
Hindu inanışında, tanrısal bir varlığın bir kötülüğe karşı koymak için insan ya da hayvan bedenine bürünmesi.

Hindu inanışında tanrısal bir varlığın dünyadaki belirli bir kötülüğe karşı koymak üzere insan ya da hayvan bedenine bürünmesine Avatar denir. 

Hindu inancında insanlar tarafından Vişnu' nun on avatarı vardır. Bunlardan dokuzuncusu olarak görülen buda dinsel bir niteliğe bürünmüştür.

Arkadaşı, sevgilisi olmayan erkeğe argoda verilen ad ...

Sap,
(Argo).
Erkek,
Arkadaşı, sevgilisi olmayan erkeğe argoda verilen ad.

Bir siyasi parti içinde oluşan grup ...

Hizip, (Arapça).
Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon. 
Fraksiyon, 
Bölüngü, 
Bölüntü,
Klik, 
Bölük, kısım. 
Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü. 


Bir kimseyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. ..

Tahrik, 
(Arapça, تحریك).
Bir kimseyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma.
Cinsel isteği, duyguları uyandırma, artırma. 
Yola çıkartma, hareket ettirme, kımıldatma. 
Kımıldatma.
Kımıldatılma. 
Yerinden oynatma. 
Hareket ettirme.
Yola çıkarma.
Azdırma, kışkırtma.
Uyandırma.

Cezimli bir harfi harekeli okuma.

Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma ...

Tahkir, 
(Arapça küçümseme, تحقیر).
Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma.
Hareket etmek. 
Hor görmek. 
Küçük görmek. 
Aşağı ve alçak addetmek.

Trafiği yoğun yollarda orta kaldırım ...

Refüj, (Fr. refuge).
Refüj 
Refuge, traffic island, safety island, safety zone. 
Orta kaldırım.
Trafiği yoğun yollarda orta kaldırım.
Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım, orta kaldırım. 
Geniş ve işlek yolların ortasında yayaların yolu iki aşamalı geçebilmesi için yapılmış dar kaldırım.. 


Trafiği yoğun yol ...

Arter, (Fr. artère, İng. Artery).
Trafiği yoğun yol. 
Trafiği yoğun olan ana yol.
Ana yol demektir.  

Arter, Van Gölü içinde bulunan Kuş Adası' nın Batı kaynaklarındaki adı.

Derileri geleneksel yöntemlerle sepileyen kimselere verilen ad ...

Karatabak, 
Tabak,
Deri işleme ve deriden eşya yapımı, Anadolu coğrafyasının en eski zanaatlarındandır. Bu kişilere debbağ, tabak, karatabak veya sepici denir.

Derileri geleneksel yöntemlerle sepileyen kimselere verilen ad.
Debağlık, Dabağ, Debbağ, Dabbağ, (Şanlıurfa yöresinde).

Dabağlamak,
Debbağlamak,
Tabaklamak,
Sepilemek,

Eskiden Anadolu'nun bin yıllara dayalı geçmişinden gelen deri işlemeciliğin makine kullanmadan sadece kol gücüne dayalı olarak yapanlara Karatabak denir. İmalatlarda parşömen, davulluk, semerlik, ayakkabılık türü deri işlemeyler büyükbaş ve küçükbaş hayvanların derilerinden yapılır.

Gön debbağlığı ve deri debbağlığı olmak üzere iki bölüme ayrılan bu zenaatın her bölümü ayrı debbağhânelerde ve ayrı ustalar tarafından icra edilirdi. 

Gön debbağlığı, 
Öküz, İnek ve Deve gibi büyükbaş hayvanların derilerinin işlenmesine “Gön Debbağlığı”, bu sanatı yapanlara da “Göncü” denilmektedir. Buradaki gön kelimesi kösele anlamında olmayıp, kalın deri anlamındadır. Bu deri, postallarda yüz ve astar olarak kullanıldığı gibi sarraçlıkta da kullanılmaktadır.

Deri debbağlığı,
Koyun ve keçi gibi küçük baş hayvanların derilerinin işlenmesine “Deri Debağlılığı”, bunları işleyenlere de “Debbağ” denilmektedir. Gön denilen kalın derilere nazaran daha ince olan bu deriler postal ve ayakkabılarda astarlık deri olarak kullanılmaktaydı. Koyun derisinden yapılan ve postallarda astar olarak kullanılan deriye meşin denir.  Keçi derisinden yapılan deriye Sahtiyan denir. Meşin ve sahtiyanın cildi bozuk olanlarına da ince astar denir.




Yeni Zelanda' da yaşayan ve "Zilkuşu" da denilen bir kuş ...

Korimako,
Yeni Zelanda' da yaşayan ve "Zilkuşu" da denilen bir kuş.
Yeni Zelandalı Bellbird (Anthoris melanura), zilkuşu bir cins tüneyen ötücü kuştur.
Korimako, Yeni Zelandalı bellbird (Anthornis melanura), Zilkuşu.
Çabuk hareket eden, bir çoğu bir an dahi nadiren duraklar. Çoğunlukla sarı ve yeşil renkli olup, uçmaz. O yeşilimsi rengi ile cinsinin tek yaşayan üyesidir. Zilkuşu çok önceleri Avrupalı ​​yerleşimciler tarafından keşfedildi. 

Kuş, Yeni zellanda' nın ünlü şafak korosunun çan şarkısının önemli bir bileşenini oluşturmaktadır.  Yeni zellandanın endemik bir kuşudur.
 
20. yüzyılın başlarında tükenmiş olan bu kuşun dört alt türü vardır: 
a. Melanura melanura, 
b. Melanura dumerii, 
c. Melanura oneho.
d. Melanura obscura.

Hac zamanı dışında Kabe ve diğer kutsal yerleri ziyaret etme ...

Umre, 
(Arapça, العمرة).
Hac mevsimi dışında Kabe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme.

Müslümanların Kabe'yi ziyaret etmelerine denir. Ziyaret biçimi hacca benzer. Fakat hac gibi Zilhicce ayında olması gerekli değildir. Yani kısaca hac zamanı haricinde yapılan hacca umre denir.
Hac mevsimi dışında Kabe'yi ve Mekke ve Medine' deki mukaddes yerleri ziyaret etmek. 

Farz olan hacca Hacc-ı Ekber denildiği gibi, Umreye de Hacc-ı Asgar denilir. Cuma gününe tevafuk eden hacca da Hacc-ı Ekber denilir.

Müslümanlıkta Umre yapmak, Hanefi ve Maliki mezheblerine göre Sünnet, Şafi ve Hanbeli mezheblerinde ise farzdır. Bu ziyaret yaşamın herhangi bir anında yapılabilir. Hac ve umreyi peş peşe yapmak İslama göre tavsiye edilmiştir. Yani umre menduptur. Arefe ve Bayram günlerinde yapılır ise umre mekruh olur.

Hac dışında ve hac zamanında yapılan hac üçe ayrılır. 
İfrad haccı. Hac aylarında sadece hac yapmaktır. 
Temettu haccı. Hac aylarında ayrı ayrı ihrama girerek umre ve hac yapmaktır. 
Kıran haccı. Aynı ihramda umre ve haccı birleştirmektir.

Budizm' in Japonya' da büyük önem taşıyan kolu ...

Zen,
Budizm' in Japonya' da büyük önem taşıyan kolu. 
Budizm 'in kurucusu Buda (Guatama, Gotama) ( MÖ.563 - 483 ) Kuzey Hindistan 'da Lumbini koruluğunda doğmuş bir filozoftur. Buda “aydınlanmış” anlamına gelir. 
Budizm başlıca iki büyük mezhebe ayrılır: 

Bunlar Hianayana  ve Mahayana' dır. 
Hindistan'daki Dhyana okuluna kadar uzanan bir Mahayana Budist okulunun Japonca' daki ismi Zen'dir. 

Hindistan' dan Çin' e geçen okul burada Ch'an olarak ismini duyurmuştur. Tang Hanedanlığı döneminde Çin' de belli başlı Budist okullar arasına giren Ch'an, Çin' den Kore, Vietnam ve Japonya' ya yayılmıştır. 


XX. yüzyılda Batı' da tanınmaya başlayan bu okul, İngilizce ve diğer Batı dillerine Zen ya da Zen Budizm ismiyle girmiştir.

Zen Budizmi kavramlardan ve kelimelerden daha çok mananın üzerinde durmaktadır. İnanca olduğu kadar meditasyona ve kişisel deneye verdiği önemle diğer Budist okullarından ayrılır. Yeniden doğum olgusu üzerinde fazla durulmaz, anı yaşamanın önemli olduğuna dikkat çekilir.  Japon Zen’ inde başlıca Rinzai, Soto ve Obaku okulları vardır. Rinzai okulu koanlara fazlaca önem vermesiyle tanınır. Zen Budizminde en çok Lankavatara, Elmas ve Platform (Altıncı Pirin Platform Sutrası) Sutralarına önem verilir.

Dört İncil yazarlarından biri olan hıristiyan azizi ...


Markos,
 
Dört incili yazan Hıristiyan azizleri;
Markos,
Luka,
Matta, 
Yuhanna.

Dört İncil vardır. Neden? Çünkü tanıklar çoktu. Bu tanıkların amacı yazmak değil, anlatmaktı. On yıllar boyunca, o zaman bilinen dünyayı dolaşıp İsa'yı, yaşamını ve öğretisini anlattılar ve her yerde küçük cemaatler kurdular. Bu tanıklıklar sonradan kaleme alındı. Ve 65-75 seneleri civarında Markos, Matta ve Luka ellerindeki belgeleri kullanarak İncil'lerini yazdılar. Daha sonra dördüncü İncil, Yuhanna'nın İncil'i kaleme alındı. Bu yıl tüm kiliselerde Markos’un İncil’i okunuyor.

Markos incili,
Markos ne bir havaridir, ne de bir şakirt. Bir taraftar olup İsa' nın ardından giden ve İsa'yı uzaktan izliyen Markos'un annesi ve kendisi Yeruşalem'deki ilk Hıristiyan cemaatinin üyeleridir. Markos Şimon Petrus'a çok yakındır. Markos'un,, bu ilk cemaatin sayılır üyeleri arasında bir kuzeni de vardır : Havarilerin Barnabas (tesellici) adı verdikleri Yusuf. Barnabas da kendi adına bir incil yazmıştır.

Zaman açısından ilk olanı Markos İncilidir.  Hıristiyan kaynaklarına göre 58 yıllarında yazılmıştı. Birçok araştırmacılara ve bu arada dinsel tarih yazarı Mircea Eliade'ye göre Hz.İsa'dan 30-35 yıl sonra 70 yıllarında yazılmış olduğudur. İncil'in kimin tarafından kaleme alındığı hususunda kesin bir kanıt olmamasına rağmen, kilise babalarından Papios 140 yılında yazdığı mektubunda, bu İncil' in havari Petrus' un yardımcısı Aziz Markos tarafından yazıldığını açıklamıştır. Bu yazı, Hıristiyan kaynaklarca kabul edilerek onların da görüşü olmuştur.
 
Ayrıca Hz. İsa’nın havarilerinden birisi de olan Barnabas, Barnaba, adlı havari kendi adını taşıyan İncil ile de tanınır.
 

Osmanlı mutfağına özgü kuzu etiyle yapılan bir yemek ...

Mutancana,
Toprak kapta pişirilmiş anlamına gelen XV-XVI. yüzyıl, şekerli, meyveli bir Saray Yemeğidir. Mutancana, 14 Haziran 1469' da II. Mehmed' in yemekleri arasında görüldüğü gibi, XVI. yüzyıl saray mönülerinde bir kış yemeği olarak 1539 ziyafet defterinde yer almaktadır.




Malzemeler:
1,5 kg but kısmından az yağlı kuzu kuşbaşı
1 kase arpacık soğan
2 yemek yaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı bal
10 adet kuru kayısı
10 adet mürdüm eriği kurusu
Badem.

Yapılışı:
Orta ocak ateşine büyük boy tencere konularak yağ konulmadan önce ısıtılır ki yağ yanmasın. İçerisine 2 yemek kaşığı tereyağı eklenerek eritilir. Ardından 1,5 kg az yağlı kuzu kuşbaşı eti tencereye koyarak kavrulur. 1 kase badem sıcak suya konularak kabuklarının yumuşaması sağlanır. 10 adet kuru kayısı ve 10 adet mürdüm eriği küçük küçük doğranır. 1 kase arpacık soğanlar soyulup temizlendikten sonra bütün halde bırakılır. Etin kendi suyunda daha iyi pişmesi için tencerenin kapağı kapatılır ve kavrulmaya devam edilir. Ortalama 5 dakika sonra suyunun kalınlaşması için 1 yemek kaşığı un eklenerek harmanlanır ve 1 kase arpacık soğan eklenerek 30 dakika kadar pişirilir. Ardından mürdüm eriği, kayısı, 1 yemek kaşığı bal eklenerek 10 dakika kadar daha pişirilir. 1 avuç kabuğu soyulmuş badem orta ocak ateşinde ki küçük boy tavada kavrulur. Kavrulan bademlerde yemeğimize eklenerek servis tabağına alınır. Yemeğin yapılış süreci ortalama 45 dakika olup 6 kişilik servis edilebilir.

Osmanlı mutfağına özgü yemekler;
Mutancana-Kuzu eti, arpacık soğan, kırmızı üzüm, bal ve badem.
Nırbaç-Kuzu eti, kişniş, tarçın, zencefil, damla sakızı
Ayva Kalyası-Nohut, kuzu eti, havuç, ceviz, pekmez, ve ayva yemeği
Kabaklı Burani-Kuzu eti (But), kişniş, tarçın, soğan, balkabağı, kimyon
Soğanlı Kabuni-Kuzu eti, kimyon,tarçın,soğan,tereyağ, pirinç, nohut.
Çeşidiye, (Terkibi Çeşidiyye),
Lalanga,
Fırında bıldırcın dolması,
Mahmudiye,
Sefire,
Muzhir kebabı,
Gendüme,
Osmanlı kebabı,
Erkli yahni,
Merserem,  Osmanlı mutfağına özgü,koyun etiyle yapılan bir yemek.






















Kaynak: http://www.startv.com.tr/

Yerölçümünde uzaktan gözlenen taksimatlı cetvel ...

Mira, (İt. mira),
Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata.
Yerölçümünde uzaktan gözlenen taksimatlı cetvel .

Topoğrafik ölçümlerde kullanılan, kuru çam veya dişbudak ağacından imal edilen 3-5 m. uzunluğunda ağaç lata. Bu lata üzerinde cm bölümleri bulunur ve mira ucundan mesafeleri rakamlarla belirlenir; mira bölümlerinin okunmasını kolaylaştırmak için mira bölümleri kırmızı-beyaz ve siyah-beyaz boyanır.

Nivelman(leveling), Nivelman mirası,
Noktalar arasındaki yükseklik farkını belirlemek amacıyla doğrudan ya da dolaylı olarak düşey mesafeleri ölçme işlemleri yapılır. Bu işler esnasında Jalon, mira ve teodolit, nivo gibi  ölçüm ekipmanları kullanılır. 

Türleri; astrojeodezik nivelman, astrogravimetrik nivelman, barometrik nivelman, diferansiyel nivelman, doğrudan nivelman, birinci derece nivelman, jeodezik nivelman, enkesit nivelmanı, karşılıklı nivelman, stadya trigonometrik nivelmanı, termometrik nivelman.
Mira Latince bir kelimedir. Eski likya kentlerinden birinin adı. Bir kuyruklu yıldız adı. Ayrıca ispanyolcada da "bak" anlamındadır. Ayrıca bereket demektir. Yine Ceti yıldızının adıdır. Bu yıldız Yunusların geceleri yön bulmak için kullandıkları yıldızın adıdır. Mira Ceti, (diğer adları: Mira, Omicron Ceti, Omicron Balina, Balinanın Harika Yıldızı, The Wonderful) Balina takımyıldızında bulunan "Mira" olarak adlandırılan değiken yıldız sınıfına ismini veren, Dünya'ya 418.2 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızdır.

Bir tür deniz taşımacılığı ...

Roro,
Ro-Ro taşımacılığı ,

Günümüz gemi taşımacığında temel amaç, gemilerin limanda daha az süre kalarak verimli bir şekilde kullanılması ve taşıma maliyetlerinin azaltılarak maksimum kar elde edilmesi haline gelmiştir.

Bu bağlamda modern gemi ve araç, gereç ihtiyacı gün geçtikçe artmaktadır.


Eskiden olduğu gibi, limanlardaki her çeşit yükü taşıyabilecek gemiler yerine, günümüzde artık yükte uzmanlaşmanın normal bir sonucu olarak belirli yük grupları için gemi inşası söz konusudur.
Bu durum kuşkusuz yatırım maliyetlerini de arttırmaktadır. Gemi taşımacılığı işleminde pahalı yatırım yoluyla rekabet gücü sağlayan ve taşımalara oldukça fazla hız kazandıran gemilerin başında Ro-Ro gemileri gelmektedir. 

Ro-ro gemilerinin isimlerini belirtmek gerekirse; 
Uzakyol ro-ro gemileri
Sürücülü ro-ro gemileri
Konvansiyonel ro-ro gemileri
Kombine ro-ro gemileri
Araba taşıyıcıları
Araba yolcu gemileri
Orman ürünleri ro-ro gemileri
Raylı feribotlar
Kanal ve nehir ro-roları
Ro-ro barge gemileri, şeklinde sıralanabilir.
Ro-Ro gemilerinin tercih edilmesinde en büyük etkenlerden birisi de, şüphesiz fabrikada üretilen malın bir tek taşıyıcı araca sadece bir kez yüklenip boşaltılmasına olanak vermesi ve taşıma süratini büyük ölçüde arttırmasıdır. Böylece hem malın aktarımlar esnasında meydana gelebilecek hasarlara karşı korunması ve hem de daha az yol kat eden araçların yıpranma sürelerinin azalması sağlanmaktadır. Bu çerçevede , yükte uzmanlaşmanın sonucunda Ro-Ro gemileri taşıma kapasiteleri veya taşıdıkları yüklere bakılarak bir sınıflandırmaya tabi tutulabilmektedirler. 

Ancak Ro-Ro gemilerini kesin sınırlarla birbirinden ayırmak imkansızdır. Çünkü Ro-Ro gemileri en fazla yük esnekliğine ve en kolay revize edilebilme özelliklerine sahip gemilerin başında gelmektedir. Dolayısıyla çok genel bir sınıflandırma yapılarak konu incelebilir.Son olarak ro ro taşımacılığın büyük avantajlarından bahsedicek olursak; tahliye ve yükleme çubuğu ile limanlarda kalış süresinin azlığı nedeni ile, liman giderlerinin azalması,süratlerinin yüksek oluşu ve limanlarda bekleme sürelerinin düşük olması ile,daha çok sayıda sefer olanağı,insan gücünden tasarruf olanağı,yüklerin yük sahiplerine daha kısa sürede ulaşması şeklinde tanımlanabilir. Gemi taşımacılığı işleminde ro ro gemilerinin payı oldukça büyüktür.

















Kaynak;
http://www.gemitasimaciligi.net/


Günahtan ve kötülükten sakınma ...

İtisam,
Takva, 
Züht.
Allah'tan korkma., 
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme
Günahtan ve kötülükten sakınma.  
Günahlardan sakınmak.
Pak olmak.
Bir şeye yapışarak sıkı tutmak ve korunmak. 
İstediğini vermek.
Bir şeyi sımsıkı tutma .

Terbiye etme ...

Tedib, (Arapça, Osmanlıca).
Edeblendirme. 
Terbiye verme.
Haddini bildirme.

Yarı tavlı toprak ...

Alatav,
Alakur,
Yarı kuru toprak. 
Yarı yaş, yarı kuru olan toprak. 
Yarı tavlı toprak,
Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).
Yarı yaş, yarı kuru toprak, az tavlı yer.
İyice pişmemiş yemek,
Az kızdırılmış demir.
Az sıcak. 
Çok pişmiş yemek.
Demirin tam tava gelmemiş durumu.

Yarı yaş, yarı kuru olan toprak ...

Alatav,
Yarı yaş, yarı kuru olan toprak.
Yarı tavlı toprak,
Alatav,
Alakur,
Yarı kuru toprak 
Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).
Yarı yaş, yarı kuru toprak, az tavlı yer.
İyice pişmemiş yemek,
Az kızdırılmış demir.
Az sıcak. 
Çok pişmiş yemek.
Demirin tam tava gelmemiş durumu.

Endonezya Hava Yolları ...


Garuda,
Garuda Indonesia, 
Garuda Indonesia Endonezya’ nın bayrak taşıyıcı havayoludur. Soekarno-Hatta Uluslar arası Havalimanı ve Bali’deki Ngurah Rai Uluslar arası Havalimanı havayolunun kullandığı hub’lardır. 


Havayolu’nun Güneydoğu Asya , Doğu Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Avustralya bölgelerinde çeşitli noktalara seferleri bulunmaktadır. 

Garuda Indonesia Skytrax tarafından, 4 yıldızlı havayolları içinde ve ayrıca Skytrax’in Kalite Onaylı Havayolları içinde listelenmiştir. BSP üyesi olup, biletleme işlemleri GDS üzerinden yapılabilir.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!