Metaldan yapılmış hilal...

Alem, (Arapça).

Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.
Bayrak.
Nişan, işâret.

Düzensiz, karışık...

Dandini,
Düzensiz, karışık, darmadağınık.
Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde veya ninni söylenirken geçen bir söz.    

Düşünüp, taşınma etraflıca düşünme ...

Teemmül,(Arapça).
 Bir işi ayrıntılarıyla düşünme, düşünüp taşınma.

Düzgün ve özenli...

Onat,
Dürüst, iyi ahlaklı.
Özenli, düzgün, uygun.
Yararlı.

Düzgün parlak ve pürüzsüz bir kağıt...





Kuşe,
Kuşe kağıdı,
Papyekuşe,
Fransızca couché ,
İng. Glazed paper, glossy paper.
Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kağıt.

Kağıt, Yazı yazmak, kitap ya da dergi, gazete basmak, içine öteberi sarmak, gibi işlerde kullanılan, çeşitli bitkisel maddelerin hamur haline getirilmesinden sonra ince tabakalar halinde elde edilen maddedir. Kağıt, ilk defa Çinliler tarafından icat edilmiş, Araplar aracılığı ile İspanyadan Avrupaya geçmiştir. Çin'de yaşayan memur, Tsai Lun, 2000 yıl önce, MS 105 yılında dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezerek, lapa haline getirmiş, presleyerek suyunu çıkarmış ve bu ince tabakayı güneşte ipe asarak kurutmuş ve kağıdı icat etmiştir.

Kağıtlar, cinslerine göre aşağıdaki şekilde ayrılır;
Kuşe kağıdı (beyaz parlak kağıt), birinci hamur (beyaz mat), ikinci hamur (beyaz mat), üçüncü hamur (esmer mat), illüstrasyon (resim baskısına elverişli kalın ve ağır kağıt), pelür kağıdı, simili (iki yüzü parlak), yarım simili (bir yüzü parlak), verje (mat, kalın ve lifli), filigranlı (ışığa tutulunca içinde çizgiler görülen), çeşitli kalınlıkta karton ve mukavvalar.

Eski ve yeni kağıt çeşitleri ;
Çin kağıdı: İpekten ya da bambu kamışından yapılır, ince, sarımtırak kağıttır.
Duvar kağıdı: Oda duvarlarını kaplamak için hazırlanmış süslü ve kabartmalı kağıtlardır.
Çizgili kağıt: Defter yapımında kullanılan, üzerine çizgiler basılmış kağıt.
Resim kağıdı: Kurşun kalem, sulu boya, çini mürekkebi ile resim yapılabilen, pürtüklü.
Kopya kağıdı: Yazı makinelerinde, ikinci bir kağıda yazılanları çıkarmak için kullanılan arkası renkli korumuş mürekkepli bir cins özel kağıt
Saman kağıdı: Genel olarak san renkte, kurşun kalemle yazı yazmakta, müsvedde yapmakta kullanılan kağıt.
Sünger kağıdı: Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kullanılan içici kağıt.
Krepon kağıdı: Çiçek, fener yapmakta kullanılan, çekildikçe katları açılan renkli kağıtlar.
Elişi kağıdı: Bir yüzleri parlak, cilalı, renkli kağıt.
Esericedit: Yazı yazmak için kullanılan, belli boydaki birinci hamur kağıt.

Düzensizlik, bozulma...

Habal, (Arapça).
Bozulma, düzensizlik. 
Karma karışıklık. 
Sıkıntı, hüzün, keder, üzüntü.

Düşük kaliteli tütün...

Kapa,

Eskiden çeşitli madde ve hammaddelerle (tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol) ilgili tekellik görevini yürütmesi amacıyla 1862 yılında "İnhisar" adıyla kurulan idareye Tekel adı verilmiştir.

Eskiden Tekel, ekici tütün piyasalarında , iki türlü alım yapmaktaydı. Bunlardan birincisi ve başlıcası, iç tüketim ve ihracat için ürettiği sigaraların hammaddesi olan yaprak tütün alımı olup Tekel' in yapmış olduğu ikinci tür alım ise destekleme alımlarıdır. Tekel' in iki amaçla yaptığı tütün alımlarının yanı sıra, tütün ticareti ile uğraşan gerçek ve tüzel kişiler de önceleri sadece ihracat şartı ile tütün piyasalarından tütün satın alırlardı. Alınan bu tütünlerin işlemeleri yapılarak ihraç edilebilmekteydiler.

Tütün ekicilerinin büyük bir emek sarf ederek ürettikleri tütünler, hasat edilip kurutulduktan sonra denk haline getirilmektedir. Ekici tütün piyasalarının açılışından önce Ege bölgesinde kasım aralık aylarında, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde ocak şubat aylarında, ekicilerin balyaladığı tütünler tekel - tüccar eksperleri tarafından köy köy, ekici ekici gezilip muayene edilerek her balyanın Amerikan grad, B grad, kapa ve duble kapa oranları tespit edilmektedir. Tütün alım usulleri 3 değişik yöntemle yapılmaktadır. Bunlar köy, ambar alımları ve müzayede sistemi olarak uygulanmaktadır. 

Tütün üreticilerimiz tarla devresi sona eren tütünlerini balya, denk veya karton kutu içinde ambalajlayıp, mahsulünün tamamını alıcıların tütün eksperleri tarafından değerlendirileceği köy meydanı, ambar gibi bir yere getirerek ekspertiz işlemine tabi tutulur. Amerikan grad, B grad, Kapa ve duble kapa oranlarına göre fiyatlandırılır.

Bu gün artık tütün ekimi tarımdaki gerilemeye paralel olarak bitmiştir. Dolayısıyla tütün alımı da yukarıdaki gibi kalite ve klasta alım işleri yapılmamaktadır.

Mesnevi çevirisi ile ünlü Osmanlı divan şairi...

Süleyman Nahifi, (1640-1739).

İstanbul'da doğan Nahifi' nin asıl ismi Süleyman' dır. Nahifi, Vaiz Abdurrahman Şeyh Muhyi' nin oğludur. Nahifi' nin iyi bir medrese tahsili yaptığı, Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği, eserlerinde yer verdiği İslami bilgilerden anlaşılmaktadır. Zamanın büyük şairleri olan Nabi, Naili, Nedim vs. gibi üstatların devrinde yaşadığı için onlardan faydalanmasını çok iyi bilmiş ve önde gelen divan şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca, Ünlü hattat Hafız Osman Efendiden hat dersleri alarak, “sülüs”, “nesih” ve “talik” yazı çeşitlerinde üstün başarı ile icazet almıştır.  Güzel yazı yazmadaki mahareti sebebiyle Yeniçeri Kalemine getirilmiş, 1688'de elçilik göreviyle İran'a gönderilen Kavukçu Mehmed Paşanın yanında katip olarak bulunmuştur. Nahifi, bu görevi esnasında İran' ın yazar ve şairleriyle dostluk kurarak, eserlerini inceledi. İran dönüşünde önemli devlet işlerinde ve özellikle maliye katipliklerinde çalıştı. Şehid Ali Paşanın emrinde Sadaret Katipliği vazifesinde bulundu. Damad İbrahim Paşa ile birlikte Pasarofça Antlaşmasının imzası için Viyana' da bulundu. 1739 yılında, doksan yaşını aşkın olarak vefat etti. Nahifi' nin şiirlerinde sade bir dil, çok rahat söyleyiş, ince buluş ve hayaller vardır. Divan şiirinin her dalında eser verdi. Hemen her eserinde dini ve tasavvufi konuları işledi. 

18 yıl çalışarak Türkçeye çevirdiği Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi' si en ünlü eseridir. Manzum Mesnevi Tercümesi 1851'de Mısır'da basıldı. 

Eserleri:  
Manzum Mesnevi Tercümesi, Divan (Türkçe), adab-ı Tarikat ve Kavaid-i Hakikat, Hilyetu'l-Envar, Miraciyye, Mevlidun-Nebi, Hicretü'n-Nebi, Manzume-i akaid, Faziletü's-Sıyam, Nasihatü'l-Vüzera, Kaside-i Bürde, Banet Suad ve Kaside-i Mudariyye tahmisleri, Kaside-i Lamiyye ve Kaside-i Emaliyye şerhleri.

Mekke' de bir tepe...

Safa,
Merve,

Safa tepesi Mekke'de Kâbe yakınlarında bulunup hacıların hacda tavaf yaptıkları günlerde yedi kere gidip geldikleri yolun bir ucundaki tepedir. Diğer tepenin adı Merve tepesi'dir.  
18. yy' da Mekke (Berthauld). İsmail bebekken Kâbe' nin yerine bırakıldığında, burası boş ve ıssızdı. Kabe' nin yeri, Safa ve Merve, çanak içinde bir üçgen meydana getiren, üç küçük tepe.


Mekke yolunda ihram giyilen yer...

Mikat,

İhrama girme yeri ve zamanı. Mekke çevresinde, çeşitli bölge ve ülkelerden hacca gelenlerin ihrama girecekleri özel yerleri ifade eden bir fıkıh terimi; çoğulu mevakit gelir. Bir kimsenin hac veya umre için mikatleri ihramsız geçmesi caiz değildir. Aksi halde bir kurban cezası veya mikat yerine dönmek gerekir. İhrama girme yerleri Mekke'de oturanlar veya Mekke ile mikat yerleri arasında yahut mikat yerleri dışında kalan belde ve ülkelerde oturup hac veya umre yapacak kimselere göre değişiklik gösterir. Ancak mikat yerinden önce ihrâma girmek ittifakla caizdir. Hatta Hanefilere göre, bir sakınca doğmayacaksa, ihramı öne almak daha faziletlidir. Mikatları beklemeksizin, ailesinin bulunduğu yerden ihrama girmek hac ve umreyi eksiksiz tamamlamak demektir. 

Mikatlardan içeride bulunan kimseler, ihramsız Mekke' ye girebilirler. Fakat hac veya umre için, bulundukları yerden ihrama girerler. Mikat içinde, fakat Mekke dışında bulunan, bulunduğu yerde; Mekke' nin içinde oturanlar ise, kaldığı evde ihrama girerler. Dışarıdan hac veya umre için gelen kimse mikatı ihramsız geçerse ya bir kurban keser veya geri dönüp mikat yerinde ihrama girer. Mekke'ye girme niyeti olmaksızın mikatı ihramsız geçene birşey lâzım gelmez.

Mecusiliğin kitabı...

Avesta,

Avesta, antik mezopotamya dini olan Zerdüştçülükün kutsal kitabı. İranlı Zerdüşt tarafından kurulan tek tanrılı inanç sistemi. İnanılan tek tanrıya verdikleri Ahura Mazda adıyla bağlantılı olarak Mazdeizm de denir. Sonraki dönemlerde ise daha çok Mecusilik adıyla anılmıştır. Tek tanrılı bir inanç sistemi getirdiği için kimilerince peygamber olarak kabul edilen Zerdüşt' ün hayatıyla ilgili bilgiler daha çok efsanelere dayanır. Bu dini kuran Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler Avesta´da toplanmıştı. Bu yazılar, Zerdüşt´ün neye inandığını ve Zerdüştçülüğün temellerini anlatan tek belgedir. Avesta dili eski iran dillerinin bir parçası olan Indo-Iranian dilinden olup Sanskritçeye bağlanır ve Zazaca ile çok büyük benzerlikler gösterir.  Avesta 21 kitaptan oluşmakta iken, İskender' in işgali sırasında yok olan kitaplardan sadece Yasna, Visparad ve Vendidad (veya Videvdat) kalmıştır .

Mekke' deki kutsal yapı...

Kabe,
Mekke'de, Mescidi Haram'ın yaklaşık olarak merkezinde bulunan küçük bir kutsal yapı. Müslümanlarca dünya üzerindeki en kutsal mekan kabul edilir.Müslümanlar Namaz kılarken yüzlerini Kabe'ye dönerler. Ölüler yüzleri Kabe'den geçen meridyene bakacak şekilde gömülür. Kabe, Hac ibadeti için her yıl Müslümanlarca ziyaret edilir.


Kabe'nin duvarları Mekke tepelerinden getirilen toplam 1614 adet siyah taşdan yapılmıştır. Kabe kapısı, yer yer gümüş kaplamalı olup altın yaldızlarla süslüdür. Bu kapıya daraç denen, tekerlekli özel bir merdivenle çıkılır. Kabe’nin tabanı ve duvarları mermer ile kaplıdır. Kabe’ nin içinde üç ahşap sütun vardır. Kabe tavanı bu sütunlar üstüne oturur. Tavanda gümüş ve altın kandiller asılıdır.

Kabe köşeleri rükün olarak adlandırılır. Kuzey köşesine (Irak tarafını gösterir) Rüknül Iraki, batı köşesine (Şam tarafını gösterir) Rüknül Şami, güney köşesine (Yemen tarfını gösterir) Rüknül Yemani, Hacerül Esved' in bulunduğu doğu köşesine de Rüknül Hacerül Esved denir. Doğu köşesinde, yerden 1,5 m yükseklikte Hacerül Esved (Kara Taş) vardır. Hacer-ül-Esved ile Kabe kapısı arasında kalan kısıma El Mültezem denir. Kabe' nin kuzey köşesi ile batı köşesi arasında Altınoluk bulunur. Kabe' nin duvarları, Sitare adı verilen örtü ile örtülüdür.

Mentol...

Naneruhu, (Fr. menthol).

Nane kokusu. 
Nane bitkisinden elde edilen esansiyel bir yağ türü.

Menzil...

Erim,
Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim. Mesafe.
İnilen yer. Konulacak yer.

Mercanada...

Atol (Fr. atoll ).
Halka ada.

Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık.

Merasim...

Merasim (İng. ceremony).
Rasime,
Tören,
Seramoni,

Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.
Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı, merasim, seremoni.
(Adet,  Eskiden kalma adet).

Mercan türünden bir balık...

Fangri Balığı (Sparus pagrus).

Bir Mercan türüdür ve Trança ile büyük benzerlik gösterir. Ortalama 25-35, en çok 80 cm. boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdenizde yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan Ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti lezzetli olanlardandır., ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.Ortalama 25-35, en çok 80 santimetre boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdeniz’de yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti en lezzetli olanlardandır, ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.

Vücut oval, dorsal yüzgeçler yüksek, vücut pullarla kaplı, renk sırtta koyu, yanlarda açık pembe, karın beyaz, baş kısmı ve yüzgeçlerde hafif pembemsi lekeler vardır. Genel görünümü pembe renklidir. İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir. Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer. Kuyruk yüzgecinin arka kenarları merkezde siyah, uçta beyaz renklidir. Derinliği 60m. kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar.

Menteşe...

Reze, 
Menteşe, (Farsça bendkeşe).

Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça, reze.

Mercek dizgesi...

Oküler, (Fr. oculaire, İng. ocular ).
Objektif,
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi.

Fotoğraf makinelerinde, film gösteri makinelerinde ve benzeri aygıtlarda bulunur.

Oküler, mikroskop, teleskop vb. sistemlerde kullanılan gözün hemen önündeki mercek grubundan oluşan dizgedir. Asıl amacı önündeki mercek sisteminin renk, şekil gibi kusurlarını minimize ederek kullanıcıya net bir görüntü sağlamaktır.

Mercek...

Lens (İng.),
Adese,
Mercek,
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens.

Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne.
İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. 
Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. Lens.

Medine ile ilgili...

Yesribi,

Hicretten önce Yesrib olan şehrin ismi Muhammed tarafından "Medinet ül Münevvere" (Aydınlanmış Şehir) olarak değiştirilmiştir.

Peygamberimiz Medine' ye gelince şehrin “Yesrib” olan ismini “O Medine' dir” diyerek değiştirdi. Medine' nin diğer isimleri şöyledir.  Azra, Yesrib, Medirra,  Medirke,  Meddiyne, Mezzine.

Medine...

Azra, Yesrib,
Medirra,
Medirke,
Meddiyne,
Mezzine

Medinet ül Münevvere (Aydınlanmış Şehir)


Medine, Suudi Arabistan' ın Mekke kuzeyinde yer alan Mekke' den sonra ikinci büyük şehridir. Eski adı Yesrib'dir. Peygamberimiz Medine' ye gelince şehrin Yesrib olan ismini “O Medine' dir” diyerek değiştirdi.


Hicretten önce Yesrib olan şehrin ismi Muhammed tarafından "Medinet ül Münevvere" (Aydınlanmış Şehir) olarak değiştirilmiştir. İslam dini için özel bir şehirdir. İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah'ın kabri bu şehirde bulunmaktadır. İlk İslam devletinin başkentidir.


Hicaz’ da Hz. Muhammed’in türbesinin bulunduğu şehir.
Delinmemiş inci.
Ayak basılmamış kum.
El değmemiş bakire kız.
Hz. Meryem’ e verilen ad.

Mekik oyasına benzer dantel...

Kopanaki,(Rumca).

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. 
Bu araç üstünde örülen bir tür dantel.

Maznun...

Sanık,(İng. defendant, accused  ).
Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş (kimse), maznun.
Kendisine karşı ceza verilmek üzere kamu davası açılan kişi.

Sırbistan' a özgü bir halk dansı...

Kolo,
Sırbistan, Srbija.
Balkanlar' da bulunan bir devlet. Sırbistan Karadağ’ın ayrılmasıyla oluşmuştur. Kuzeyinde Macaristan, batısında Hırvatistan ve Bosna Hersek, güneyinde Makedonya ve Kosova, doğusunda Romanya ve Bulgaristan bulunur.
İnsanı dinlendiren asma bahçeleri, yemyeşil ovalara kurulu manastırları, nehirleri, gölleri ve kaplıcalarıyla insanı etkileyen Sırbistan' ın başkenti Belgrad, Sabi (Save) Nehri' nin Tuna Nehri'ne karıştığı noktada bulunur.
Güneydoğu Avrupa'da yer alan eski  Avrasya olarak bilinen eski Yugoslavya' nın bir arada kalan iki parçası olan Sırbistan ve Karadağ' ın oluşturduğu Sırbistan-Karadağ Devlet Birliği, 21 Mayıs günü Karadağ' da düzenlenen referandum sonucu De Facto şekilde ortadan kalktı. Birliğin De Jure, yani hukuki anlamda son bulması ise 3 Haziran 2006 tarihinde her iki ülke parlamentosunun birliğin sona ermesini onaylaması ile gerçekleşmiştir. Ayrılıktan sonra denizle ilişkisi kesilen Sırbistan'ın iki otonom bölgesi bulunmaktadır. Bunlar  Voyvodina (başkenti Novi Sad) ve Kosova'dır (başkenti Priştina).

Anayurdu Peru olan ve "ağaç kavunu, armut kavunu" gibi adlar da verilen bir meyve...

Pepino,
(Solanum muricatum),
Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru'dur. Patlıcangiller familyasından bir meyvedir. Pepino, kavun aromalıdır. Meyvesi etli ve sulu olup ince kabukludur. Meyveleri partenokarpik oluştuğundan tohumu meyve içinde bulunmaz. Son yıllarda Türkiye' de yetiştirilmeye başlanan tropikal egzotik bir meyvedir. Pepino, içerdiği yüksek potasyum oranı ile kan şekerini düşürüyor. Şeker hastalıkları, parkinson hastalığı, dalak yetmezliği,  bağırsak kanseri, gen hastalığı, mide rahatsızlığı, anemi hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. 


Afrodizyak etkisi de bulunan pepinonun, uyku düzenini dengede tutması, menopoz döneminde yaşanan psikolojik sorunlarda olumlu etki yapması ve içerisinde K vitamini bulunduğundan kanın pıhtılaşmasını da sağlamaktadır. Ülkemizde üretimi yapılan pepino, Miski çeşitidir. Bol güneş ve temiz havayı sever. Pepino meyvelerinize el sürdürmeyiniz.

Tropikal Amerika' da yetişen ve "hura" da denilen kerestelik bir ağaç...

Asaku,
Tropikal Amerika' da yetişen Hura da denilen kerestelik bir ağaç,

Anadolu’ nun Likya bölgesinde antik bir kent....

Simena, 
Diğer adı, Kekova, 
Kekik yetişen düzlük anlamında bir kelime. Eski Simena antik kenti üzerinde kurulmuş olan Kaleköy, yarımda şeklinde olup, ulaşımı teknelerle sağlanmaktadır. 
M.Ö. IV. yüzyılıdan kalma deniz içerisinde bulunan lahit çok dikkat çekici ve adeta Simena ile özdeşmiştir. Ortaçağ'da kullanılmış kale ulaşımı kolay olup yaya şekilde varılabilir.    


Kale içerisinde yedi oturma sırası ile üç yüz kişilik antik tiyatro salonu mevcuttur. Kıyıda hamam ve kitabesi vardır. İkisi ev tipi lahitler olmak üzere daha çok mezar bulunmaktadır. 

Bu bölgedeki Antik kentler;
Alabanda, Alinda, Amos, Amyzon, Apollina, Aphrodisias, Aperlai, Alimala,
Balbura, Bubon,
Choma,
Euromos,
Gega (Gegai),
Halikarnassos, Hydisos, Hierapolis,
Iasos, İsinda(Belenli),
Ksanthos, Xanthos (Kaş'a 45 km), Kibyra, Knidos, Kedreaix, Kalynda, Kyaneai,
Labraynda, Lagina, Laodikeia, Limyra, Letoon
Myra, Mylasa,
Nysa (Nisa),
Oinoanda, Olympos (Yanartaş efsanesinin vuku bulduğu şehir.),
Patara (Ovagelemiş), Phellos (Felen Yaylası), Piginda, Phaselis,
Pinara,
Rhodiapolis,
Stratonikeia, Simena,
Tlos, Tralles, Trebenna, Tybenissos,

Ortadoğu’da, “Ölüdeniz” de denilen bir göl...

Lut,  
(Alm. Tote Meer , Fr. La mer Morte, İng. Dead sea.)

Ürdün ile İsrail arasında yeryüzü' nün en alçak ve en tuzlu gölü. Kudüs’ ün 24 km doğusundaki Ürdün Vâdisinde bulunan gölün kuzeyden güneye uzunluğu 74 km, genişliği (doğu-batı istikâmetinde) 16 km’dir. Lût Gölünün alanı 930 km2dir. Gölde ortalama derinlik 300 metredir. En derin yeri ise Akdeniz' in yüzeyinden 401 m’dir.

Batı dillerinde Ölü Deniz diye adlandırılan Lut Gölünün  başka bir özelliği de suyundaki tuz yoğunluğunun çok yüksek olması ve tuz miktarının %30' u bulmasıdır. Halbuki öteki denizlerde tuz yoğunluğu ancak %3-4 kadardır. Bu göle giren bir kimsenin suya batması ve yüzme bilmeyenlerin boğulması ihtimali yoktur. Sanki yüzme yeleği takmış gibi su insanı suyun yüzünde tutar. Gölde, balık yahut yosun yoktur. Hatta, gölün üzerinden uçan kuşların da öldüğü söylenir. Gölden çıkarılan belli başlı mineraller, klorin, bromin, sodyum, sülfat, potasyum, kalsiyum ve mağnezyumdur.

Bir çeşit küçük atmaca....

Cura,
Halk dilinde  bir çeşit küçük atmaca. 
Atmacanın erkeğine de Cura, Cüre denir.

Nijerya' nın para birimi...

Naira,
Kobo,
Nijerya (Nijerya Federal Cumhuriyeti),
Batı Afrika'da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer alan bir ülkedir.
Başkenti Abuja,
En büyük şehri Lagos'tur.

Para birimi Naira (= 100 Kobo).
Resmi dili İngilizce olup Hausa, Yoruba, Igbo (Ibo), Fulani dilleri de konuşulur.

Ülkenin sınır komşularını Nijer, Çad, Kamerun ve Benin oluşturur.

Nijerya'nın güneyinde Gine Körfezi içerisinde yer alan Benin Körfezi yer almaktadır.


Ülkenin ismi Nijer Nehri'nden gelmektedir. Nijer nehri Tuareg dilinde nehirlerin nehri anlamındadır. Arapça'da Nahr al-anhur olarak Latince'de ise Niger olarak kullanılmıştır.

Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim...

Cicim,
Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim.

Cicim ve Zililer dokuma ayrıntıları olan kilim çeşitleridir. Cicim ve zililer yüz ve tersleri ayrı dokumalardır. Yüzde meydana getirilecek desenin motifleri düz dokuyu yapan atkı ve çözgü iplik sisteminin yanı sıra renkli ikinci bir atkı ipliğinin (kırma) çözgülerin arasından önden arkaya geçirilmesi ile yapılır. Ön bölümde ipler dağınık ve karışık, tersinde ise düzenli bir kompozisyon oluşturur.            

Cicim, yalnız kendi tekniğiyle dokunduğu gibi, cicim-kilim, cicim-zili, cicim-sumak veya bunların birkaçından oluşmuş kuşaklar halinde dokunabilir. Bazen cicim dokumanın arasına zili veya sumak teknikleri ile de süsleme katılabilir. Cicimle aynı teknik özelliklere sahip zililer, desenlerinin yüzeyde hiç boşluk bırakılmadan dokunmuş olması ile cicimlerden ayrılır. Zililer, ıstar adı verilen dikey tezgahta ters tarafı yüzde olmak üzere dokunur. 

Polonya’nın Lublin kenti yakınında, altı yüz binden fazla insanın yok edildiği Nazi toplama kenti...

Belzec,
1942’ de Polonya’ daki Belzec kampında 600.000, 1942 Mayısında kurulan Sobibor’ da 200.000 Çekoslovakya’ da Treblinka kampında, 900.000 kişi öldürüldü. Bu insanların çoğu Yahudi ve çingeneydiler. Belzec’ ten sadece iki kişi sağ çıkabilmişti. En büyük ölüm kampı Auschwitz ve Birkenau (Auschwitz-II) kamplarıydı. 


Bütün Avrupa’dan toplanarak kamplara tıkılanlardan 10 milyon kişi ölmüştü bunların tam 4 milyonu Auschwitz’de öldürüldüler. Öldürülen toplam 10 milyon insanın 6 milyonu sadece etnik ve dinsel kimliklerinden dolayı imha edilen soykırıma tabi tutulan Yahudiydi.
Naziler ilk toplama kampı Dachau (Münih) kampını Hitler' in 1933 yılında iktidarı ele geçirmesinin hemen ardından kurdular. Savaşın sonuna kadar, 22 ana toplama kampı (Stamlager) ve bunlara bağlı 1.200 kamp, Aussenkommandolar ve binlerce daha küçük kamp kurulmuştur. Bunların yanı sıra, Avrupa' nın Alman kontrolü altındaki tüm bölgelerinde binlerce küçük kamp da oluşturulmuştur.

Söz konusu 22 ana kamp alfabetik sıraya göre şöyledir:
Arbeitsdorf, Auschwitz (Silezya-Polonya),
Bergen-Belsen(Hannover), Buchenwald (Weimar), Dachau,
Flossenbürg (Bavyera),
Gross-Rosen (Silezya-Polonya),
Herzogenbosch,


Kaunas, Krakow-Plaszow,
Majdanek(Polonya-Lublin), Mauthausen (Avusturya), Mittelbau-Dora (Saksonya),
Natzweiler-Struthof (Alsace), Neuengamme (Hamburg),
Ravensbrück, Riga-Kaiserwald,
Sachsenhausen (Oranienburg), Stutthof ( Danzig),
Vaivara, Varşova,
Wewelsburg.

Ayrıca diğer kamplar;
Hollanda-Vaught,
Treblinka,
Sobibor,
Ravensbrück,
Babi Yar
Chelmno,
Belzec,
Auschwitz-Birkenau(Silezya-Polonya),
Jungfernhof (Litvanya),
Maly Trostinets (Belarus),

Chelmno’daki kurbanlar gaz odalarında (iç bölmelerine motor egzozu verilen, hava geçirmeyen gaz arabaları) öldürüldü. Belzec, Sobibor ve Treblinka kamplarında, gaz odalarına bağlı sabit motorlardan çıkan karbon monoksit gazı kullanıldı. En büyük ölüm merkezi olan Auschwitz-Birkenau’ da öldürme maddesi olarak Ziklon B’ nin (kristalin hidrojen siyanid) kullanıldığı dört büyük gaz odası vardı. Majdanek’teki gaz odalarında hem karbon monoksit, hem Zyklon B kullanılıyordu. Hitlerin Nihai Çözüm uygulamasında milyonlarca Yahudi ölüm merkezlerindeki gaz odalarında öldürüldü.

IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu, Hıristiyan inanışın tersine olarak İsa’nın Tanrılığını yadsıyan mezhep...

Aryanizm, (Fr. arianisme). 
IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkar eden mezhep. Arius’ün mezhebinden olanlara Arians denir.
 
Aryanizm, 4. yüzyılda İskenderiye'de yaşamış ve İstanbul' da ölmüş olan Arius' un geliştirdiği teolojik doktrindir. Aryanizmin en tartışmalı tarafı Hıristiyanlık' taki baba-oğul ilişkisiyle ilgiliydi. Kısaca İsa'nın tanrısallığının inkarıdır.
 
Katoliklere göre İsa, Tanrı Baba' nın oğlu ve Tanrı Baba gibi gerçek tanrıdır. Oysa, Arius ve taraftarlarıne göre İsa ancak ikinci derecede ve bağımlılığı olan bir tanrılığı haizdir. Başka bir deyişle, İsa başlangıcı olmayan, sonsuz ve her şeye gücü yeten gerçek tanrı değildir. Bu doktrin, Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında yazılmış bazı metinlerde birkaç dayanak noktası bulabiliyordu. 3. yüzyılda Origenes, oğulun babanın buyruğu altında olduğu fikrini uyandırabilecek bazı deyimler kullanmıştı. Arius bu formülleri genişletti ve bundan kapsamlı bir teori çıkardı. Aryanizm, Pavlik Hıristiyanlık ile bir süre mücadele ettiyse de, Roma İmparatorluğu'nun Pavlik Hıristiyanlığı resmî Hıristiyanlık olarak kabul etmesinden sonra, Aryanlar ikinci planda kaldı ve Kitab-ı Mukaddes'in Aryan versiyonları yasaklandı.
 
Unitaryenizm,Hıristiyanlıkta ki gibi üçlü bir tanrı anlayışını reddeden, dini düşünce taraftarlarına genel olarak Uritaryen denir. Unitaryen adı Tanrının Birliği inancından gelmektedir. Hristiyanlıkta Pavlus ile ortaya çıktığını ileri sürülen Teslis doktrinine karşı, ilk yüzyılda başlayan ve Arsus' la şekillenen bir muhalefet bulunmaktadır. 325 yılında yapılan İznik Konsili' nde Aryus' un görüşleri reddedilmiştir. Bu tarihten sonra Aryus' un görüşleri Aryanizm adıyla anılmaktadır. Ancak Unitaryenizm adıyla bir hareket haline gelmesi 16. yy.' da olmuştur. 

Rusya gibi geri kalmış bir ülkede silaha başvurarak sosyalizmi kurma girişimlerinde bulunmanın sonunda diktatörlüğe ve çöküntüye yol açacağını ileri sürmüş Marksist kuramcı ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi' nin lideri...

Kautsky,
Karl Johann Kautsky
(16 Ekim 1854, Bohemya - 17 Ekim 1938, Amsterdam), Marksist, sosyal demokrasi kuramcısı Alman liderdir.
Siyasi yaşamına Avusturya Sosyal Demokrat Partisi'nde başlayan Kautsky, zaman içinde Alman sosyal demokratları içinde sivrildi ve 1895'te Engels'in ölümüyle birlikte hareketin önde gelen "otorite"si durumuna geldi.1917 Ekim Devrimi, başlangıçta destekleyen Kautsky, daha sonraları tek parti diktasının dünyadaki sosyalist işçi hareketinin önünü tıkayacağını, demokrasinin bütün olanaklarından, onu ortadan kaldırmadan faydalanmak gerektiğini belirtmiştir. 1919 yılında Kaustky, Sovyet rejimini incelediği "Proletarya Diktatörlüğü" kitabını yayınlamıştır. 



Kautsky, genel olarak demokratik devrimle yani evrimci bir tarzda aşama aşama sosyalizmin gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini, demokrasi dışı yöntemlerin, işçi ve emekçi kitleleri hazır olmadıkları ileri bir aşamaya geçirmesinin bir anda ihtilalle mümkün olamayacağını ifade etmiştir. Bu anlamda grev, genel oy hakkı, sosyal güvenlik, sendikal mücadele, toplu sözleşme, özgür basın ve Avrupa'da parlementer rejime işçi ve emekçilerin katılmasının önemli kazanımlar olduğunu ifade etmiştir.

İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi...

Rem, (Röntgen Equivalent Man).
1 Röntgenlik X veya  γ ışını ile aynı biyolojik etkiyi oluşturan herhangi bir radyasyon miktarıdır. Rem=(Rad)x(QF)

Radyasyonun dokularda yaptığı biyolojik hasarın ifadesinde kullanılan radyasyon ölçü birimi.
Doz eşdeğerinin eski birimi. 1 Rem, bir radlık yüksek voltaj X ışınlarının insan dokusuna verdiği kadar zarar vermeye yeterli radyasyon miktarı ölçüsüdür. X-Işınları, 0,125 ile 125 keV enerji aralığında veya buna karşılık gelen 0.01 ile 10 nm dalgaboyu aralığındaki elektromanyetik dalgalar veya foton demetidir.

Yeni birim: Sievert(Sv) 1 rem = 10¯² j.kg¯¹

Sievert,
SI birimler sisteminde doz eş değer birimi J/kg olup bunun özel adıdır, 1 Sv, 1 Gy'lik X ve gama ışını ile aynı biyolojik etkiyi meydana getiren herhangi bir radyasyon miktarı, 
1 Sv = 100 Rem' e eşdeğerdir (Q=1 için).

Rolf Maximilian Sievert: 6 Mayıs 1896 da İsveç’ te doğan ve 3 ekim 1966 da ölen Sievert, radyasyonun biyolojik etkileri çalışmasında büyük katkıları olan Medikal Fizikçidir. 1979 yılında eşdeğer radyasyon doz miktarı Rolf Maximilian Sievert adına itafen Sievert birimi kullanılarak ifade edilmektedir.

Radyasyon sevileri hakkında aşağıdaki ölçüler bilgi olarak sunulmuştur.
10000 mSv; Bir defada bütün vücudun ışınlanması halinde hastalanmaya ve takibeden birkaç hafta içinde ölüme neden olur. Ancak bu doz miktarı vücudun belli bir bölgesine kanser tedavisi amacı ile verilirse etkili olur.                                                                                                                                                               
1000 mSv; Bir defada bütün vücudun ışınlanması halinde mide bulantısına neden olur; fakat hemen ölüm olayı görünmez. Işınlanmadan uzun yıllar sonra her 100 kişiden 1’inde kansere neden olabilir.  

100 mSv;
Bir defada maruz kalınması halinde gözlenebilen etkisi olmaz.   
                                       
5 mSv; Radyasyon görevlisi olmayan halktan bir kişinin yılda almasına izin verilen (ardışık beş yılın ortalaması 1 mSv’i geçmemek koşulu ile) radyasyon dozudur.                                                        
1 mSv; Doğal kaynaklardan yayılan, deniz seviyesinde normal back-ground dozudur. Bu doz, dünyadaki bütün insanlar tarafından alınan minimum dozdur. Uzun yıllar sonra kanser olma olasılığı 100.000 kişide 1’dir.                                                                                                                             
0.05 mSv;
Back-ground radyasyonunun 20’de 1’i olan bu miktar, bir nükleer güç santralinin hemen yanında yaşayan kişiler için alınabilecek maksimum doz değeridir.
 

Özellikle Meksika' da yaygın bir içki...

Tekila,
Adı Meksika ile birlikte anılan, efsane, gizemli bir içkidir.

Tekila, pek çok kişi tarafından beğenilerek içiliyor. 
Tekila, adını Meksika’nın Jalisco eyaletindeki küçük Tequila kasabasından alır. Tekila, zambaklarla akraba olan agave (ya da maguey) bitkisinin göbeğinden elde edilen sıvının damıtılmasından yapılır. Çoğu kaktüs bitkisi ile aynı yaşam tarzına sahip ancak bir kaktüs türü değildir.  Agave, 1.5-2.5 m.  yüksekliğindedir. Ömrü 10-15 yıl arasında değişir. Meksika'da Tekila üretiminde Mavi Agave türü kullanılır. Agave bitkisinin fermantasyona uygun hale gelmesi en az sekiz yıl alır ve hasat için 12 yıla kadar beklenebilir. Bitki olgunlaştıkça içeriğindeki doğal şekerler de zenginleşir.  Tekila yapımı için bitkinin göbeği kullanılır. 

Olgun bir göbek 35-135 kilo arasında bir ağırlıktadır. Bu göbekler, her sabah Jimador adı verilen işçiler tarafından agave tarlalarından yaprakları kesilerek toprağın içinden çıkarılır.

 

Tekila, uzun ve dar şat bardağı ile oda sıcaklığında içmelisiniz. 
Tekila içmenin doğru sırası, Tuz-Tekila-Limon' dur, Yala, Yudumla, Isır.

Doğu Karadeniz' de yetişen ve "karayemiş" de denilen meyve...

Lazkirazı, (Laurocerasus officinalis) İngilizce Adı: Cherry laurel.
Laz üzümü, Laz yemişi, 
Gürcü Kirazı,
Karayemiş,

Taflan,

Tanal, 
İğ ağacı.

Karayemiş de denilen küçük bir süs bitkisi olan Laz kirazı, kanser, alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıkları, kalp-damar hastalıkları ve romatizmal hastalıklarının gelişmesini önlüyor. Yapraklı ağaç ormanlarının, bilhassa Kayın meşçerelerinin altında yeralır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora fakat parkçılıkta makbul bir süs bitkisidir. Karayemiş ( Laurocerasus officinalis Roemer ) bitkisinin anavatanı Karadeniz' in doğu kıyıları, Balkanlar ( Eski Yugoslavya, Bulgaristan ), Batı Kafkasya ve Kuzey İran gösterilmektedir.

Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen, çalı veya küçük ağaç şeklinde bitkilerdir. Yaprakların kenarları dişli veya düz,  koyu ve soluk yeşil renkli başak türde çiçeklidir. Meyvalar koyu mavi veya siyah renktedir. Meyva tadı acı ve mayhoştur. 

Halk arasında Taflan denen laz kirazı, meyveleri meyve olarak yenmekte olup, yaprakları çay gibi demlenerek sinir bozukluklarına karşı, öksürük dindirici ve spazm kesici olarak kullanılmaktadır. Sabahtan aç karnına yenen 10 adet meyve hemoroide iyi gelir.

Osmanlı döneminde yurt dışına çıkartılan mallardan alınan vergi...

Reftiye (Farsça).
Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar ihraç edilen maldan alınan vergi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda ülke mallarının yabancı ülkelere dışsatımı sırasında sınırdan çıkışında alınan vergi.

Pamuktan dokunmuş basma...

Çit, 
Pamuktan dokunmuş basma.
Basma, patiska ve ketenin ortak adı.

Pamuk ipliği kullanarak veya pamuktan dokunan kumaşlara genel olarak Basma denir. Anadolu' da uzun yıllar boyunca erkeklerin, kadınların, genç kızların ve çocukların, halkın tercih ettiği ucuz, giyim malzemesidir. Basmadan dikilen giysiler, yörelere göre aşağıdaki isimlerle bilinir. 
Göynek, 
Entari, 
Fistan(Pistan), 
Elbise, 
Libas, 
Tımman(Tumman), 
İçlik, 
Don.




Pamuklu kumaş çeşitleri...

Basma, 
Beledi,
Çit,
Dimi,
Elifi (Beşparmak),
Hasa,
Kaliko, Koliko,
Markizet,
Patiska, 
 Pazen, 
Pike,

Koyun ırkları ....

Koyun ırklarının da bölgelere göre değişir.Genelde Anadolu' nun iç kısımlarında yağlı kuyruklular, denize yakın bölgelerde ince kuyruklular yaygındır. Yağlı kuyruklu koyunlar ne kadar iyi beslenirse kuyrukları o kadar büyür. Koyun, yemin bol olduğu dönemlerde kuyruğunda yağ depolar. Yemin yetersiz olduğu kış dönemlerinde bu yağı harcayarak yaşamını sürdürür.  


Koyun Irkları;
Acıpayam,  Asaf,

Dağlıç, Dumba, Dağlıçimroz,
Ege Koyunu 
Gökçeada Koyunu (İmroz),
Hemşin koyunu, Herik koyunu, 
İvesi,  
Karakaş, Karayaka, Karakul,
Kıvırcık, 

Mor Karaman (Ak, Mor),
Malya,
Merinos (Karacabey, Konya),
Menemen,
Ödemiş koyunu,
Ramlıç,
Sakız, Sönmez,
Tahirova koyunu,  
Tuj,
Türkgeldi, 

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen beyaz yünlü koyun ırkı...

Tuj,
Tuj Koyunu,
Soğuk bölgelerde yetişen bir koyun ırkıdır. Türkiye' nin Kuzeydoğu illerinde özellikle Kars, Ardahan, Çıldır ve Iğdır bölgelerinde yetiştirilir. Bölgeye adapte olmuş yerel bir ırktır. Burun, göz ve ağız etrafı ile ayaklarda siyah pigment bulunmaktadır. Göz etrafında, tarsus ve karpus eklemlerinde koyu renk arzu edilir. 


İncikleri siyah veya kahverengi olanlar da %15 civarında görülmektedir. Siyah ve beyaz başlı olmak üzere değişik renklerdedir. Yetişkin tuj koyunlarında canlı ağırlık 38-42 kg. arasındadır. Koyunların süt verimi ort. 55 litredir. Koçlarda yapağı verimi 3-5 kg. dır. Uyluğu yağlı, beden tamamen parlak beyaz renktedir. Kuyruk çok kısa ve kuyruk omurları orta kısımda yukarıya doğru bükülmüş, yağsız kuyruk ucu ince ve aşağıya doğru yönelmiştir. Yapağı; kaba ve karışık bir yapıdadır.

Koyun tüyü...

Yün,

Yün bazı memelilerden (özellikle koyun, keçi, deve, lama, ada tavşanı) elde edilen hayvansal kıl kökenli doğal bir elyaf türü. Sıcak tuttuğu için battaniye ve kışlık giysilerin üretiminde kullanılır.

Muğla' nın Fethiye ilçesinde bir kaplıca...

Girmeler,
Girmeler kaplıcası, Muğla ili Fethiye ilçesi Kemer Bucağı sınırları içinde bulunmaktadır. Saklıkent yolu üzerinde Girmeler (Gebeler) köyünde yer almaktadır.Dalaman havalimanına uzaklığı 80 km. ve Fethiye limanına uzaklığı ise 35 km.’dir. 

Kaplıca suyu, mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi üzerinde hafif bir tesir yaparak vücuttan atıldığında böbreklerde diüretik tesir göstermektedir. Doğal kaynaktan çıkan su Girmeler Mağarası içinde yer almaktadır. Sular üç mağaradan çıkmaktadır. Derinliği 15 metre olan kaynaklardan birine 50 basamakla inilmektedir. Derinliği 5 metre olan bir diğer mağaraya ile 20 basamakla inilmektedir. Bu mağaradan 30 metre ilerdeki mağaranın derinliği ise 3 metredir. Mağaraların dibinde doğal havuzlar bulunmaktadır.

Suyun özellikleri;
Hipotonik (72,80 milimol/lt), Sıcaklığı  36,5°C' dir. Ph:7,35
Klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum, hidrojen sülfür ve bromür ve karbondioksit içermektedir ve toplam mineralizasyon 3118,5423 mg/lt. dir.

Önü siperlikli başlık...

Kasket, 
(Fr. casquette). 
Yassı, önü siperli yumuşak erkek başlığı.
Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık.
Kasket, Türkmen Türkçesinde, papak demek.
Kırgız Türkçesinde, şapke.

Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren ...

Eslek, 
Muti, Uysal,

Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti.
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, yumuşak başlı kimse.
Söz tutan, yumuşak başlı.

Siyasal ve toplumsal sistemin din ve devlet ayrılığı ilkesine dayanması...

Laisizm,   
Fr. laïcisme,   
Laiklik,    

En genel anlamıyla, siyasal ve toplumsal sistemin din ve devlet ayrılığı ilkesine dayanması olarak tanımlanır.     

Laiklik, devlet yönetiminde bütün yasaların, kuralların ve yöntemlerin, bilimsel ve teknik bulgularla çağdaş uygarlığın sağladığı verilere ve dünya gereksinmelerine göre yapılması ve uygulanması ilkesidir.     

Laik, 
(Fr. laïque),   
Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan demektir. 
Esasen, laik kelimesi Yunanca laos  ve laikos kelimelerinden gelir. Latincesi laicus’ tur. 
Laos, halk, kalabalık, kitle demektir. 
Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir. Laicus: dinsel olmayan, demektir. Bu anlamda Türkçeye Fransızca laik kelimesi olarak girmiştir.    

Saltanatın ve Halifeliğin, Türk Anayasası hükmü altında kaldırılmasından sonra, pek çok reformlar, modern din ve devlet ayrımına uyumu sağlamak için Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından uygulanmıştır.   

Saltanatın Lağvı veya Padişahlığın Kaldırılması,   
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922 yılında kabul ettiği Osmanlı İmparatorluğu' nun münkariz olduğuna dair 308 numaralı kararname ile gerçekleşmiştir. Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin bu kararın ardından İstanbul'dan ayrılmıştır.     

Halifeliğin kaldırılması,   
Osmanlı Hanedanının elinde bulunan halifelik sıfatı 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından kaldırılmıştır. Devletin laikleştirilmesi yolunda yapılmış bir devrimdir. Halifelik lağvedilmiş ve tüm Osmanlı hanedanı mensupları yurt dışına çıkarılmıştır.    

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması,  
30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmıştır. Kanun, bütün tarikatlarla birlikte; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır.    

Medeni Kanun,   
Osmanlı devleti kanunlarında erkeğin üstünlüğüne dayanan bir düzen vardı. Medeni kanun 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edildi. Medeni Kanun ile hukuk alanında laiklik ilkesi geçerli kılındı.     1928 yılında çıkarılan yeni bir yasayla Anayasanının ikinci maddesinde yer alan Türk Devleti' nin dini, İslam dinidir. cümlesi de Anayasadan çıkarıldı.  
  
Devlet ve din işlerinin tam ayrımı, 5 Şubat 1937 tarihinde Anayasasının laiklik prensibini kapsamasıyla Laiklik uygulamaları tamamlanmıştır. Türkiye’de sık sık askeri müdahaleler oldu ve anayasa çok sık değiştirildi. Ancak laiklik ilkesi her zaman temel koruyucu yasa  olarak kalmıştır.

Kolyoz balığının küçüğü ...

Koloridye,(Rumca).
Kolyoz balığının küçüğü.

Kolyoz (Scomber japonicus), 
Uskumrugiller (Scombridae) familyasından bir balık türü. Vücut uzun, yuvarlak, füze şeklindedir. Başın üzeri açık olduğundan beyin gözükür. Sırtı mavi renkte enine dalgalı hatlı, karına doğru ise gümüşi sarıdır. Sayısız miktarda benekler vardır. Birinci sırt yüzgecinin daha dik bir üçgen şeklinde, kuyruk yüzgecinin ucunun daha sivri ve hava kesesi olmayışı ile uskumrudan ayırt edilirler. Yurdumuzun tüm sularında bulunur ve kolyoz adıyla bilinir. Ufaklarına koloridya denir.

Yabancı kaynaklarda Kolyoz balığı, chub mackerel (İng, ABD), american mackerel, blue mackerel (ASBD), japanische makrele (Alm), lokarda (Yug), makrele kolias (Pol), vizet (Fra), yaponskaya skumbriya (Rus), kolios (Yun) isimleri ile bilinir.

Kolyoz, uskumru sardalya gibi balıkların ufağı...

Vonoz, (Rumca).
Kolyoz, uskumru, sardalya vb. balıkların ufağı.

Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak ya da şişe oturtarak kan alma...

Hacamat, Hacamet,   

Kelime manası olarak ''emmek'' manasındadır. Hacamat eden kişiye ''Haccam'',  hacamat aletine de ''Mihcam'' denir. Hacamat olunuz, şifa bulunuz !.. 

Vücudun bir tarafından kan aldırmak, vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak vakum yoluyla kan alma.  Argoda ise hafif yaralamadır.   Hacamat İslam ülkelerinde çok yaygın.

Hacamat tedavisinin en yaygın olduğu yerlerden biriyse Medine. Burada "hacamat" yöntemiyle tedavi uygulayan bir çok merkez bulunuyor. Medineliler herhangi bir rahatsızlık durumunda bu merkezlere koşuyor. Hacemat genellikle kulak arkası ve sırta yapılıyor. Tedavinin ilk aşaması traş. Traşın ardından işlem başlıyor. Devreye, ateş, bardak ve neşter giriyor.  Amaç iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından veya vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla etle deri arasındaki kirli kanları almaktır.

Karadeniz kıyılarında kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük yelkenli tekne...

İnebolukütüğü,
Pereme Kütüğü, İnebolu Kütüğü, Kütük Kayığı, Taş Kayığı, 

Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.
Yerli halka göre bu teknenin tipi pereme olarak adlandırılmaktaydır. 

İnebolu Kütüğü teknesinin yapımı,  1922 yılında Yunanistan’a mübadelelerine kadar çoğunlukla yerli Rum tekne yapımcıları tarafından yapılırdı. Karadeniz’deki denizcilik aktivitelerinin (Gemicilik ve Gemi yapımı) önemli bir kısmı yerli Rumlar tarafından 20. yüzyılın yirmili yıllarına kadar yapılmıştır. İnebolu kütüğü 18. ve 19. yüzyıllarda Karadeniz’ in bazı yerlerinde uygulanmış eski bir geleneğin hayatta kalmış yegane örneğidir.

Bira kelimesinin çeşitli dillerdeki isimleri ...

Bira'nın diğer ülkelerdeki adları;
Bever, Latince
Beer, İngiltere
Bira, İtalya
Bier, Almanya
Bier, Hollanda da yapılan Nijerya birası
Bior, İsrail
Birre, Arnavutluk
Biere, Fransa, Belçika
Biiru, Japonya
Biyar, Hindistan


Alus, Litvanya
Braga, Eski tip Romanya birası.
Brewster, Kadın biracı için söylenen eski bir terim.
Bousa (boza), Hek, Antik Mısır bira tipi
Brown Water, Avustralya külhanbeyi terimi,

Cerveja, Portekiz
Chiu-jiu, Çin
Chuang, Tibet
Coirm, İrlanda, bugün kullanılmıyor
Çamoshmeli Ludi (Gürcistan'da fıçı bira),

Kaffir, Afrika' nın Bantu tribes birası. (Yunanca ismi).
Kas, Sümerce bira kelimesinin kökü
Kvas, Biraya benzeyen antik Rus içkisi, eski Mısır arpa birası

Luda, Antik Farsça bira
Ludi (ლუდი), Gürcistan

Ol, Danimarka , İzlanda, Norveç, İsveç
Olut, Finlandiya

Peto, Mısırdan üretilen B. Afrika birası
Pito, Süpürge darısı, surghumdan
Pivo, Çek Cumhuriyeti
Piwo, Polonya(Lehçe) ve Rusça

Sake, Japon birası veya pirinç şarabı
Sor, Macaristan
Soma, Antik Pers birası
Sikura, Mezopotamya Booze kelimesinin özeti birası
Serbesa, Filipinler
Suk, Kore' ye özgü, pirinçten yapılan bir cins bira
Suds, Biranın eş anlamlısı

Takju-Yakju, Kore dilinde, pirinçten bira ısmarlandığında söylenir.
Tulipa, Apaçi birası, Oafka ve Tiswin olarak da bilinir.

Ubhiya, Afrika, Zulu

Zur, Doğu Avrupa ve Rus eski birası
Zitos, Yunanistan
Zythos, Arpa şarabının (biranın) Antik adı
Zythum, İskenderiye feneri zamanında.

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ