Metaldan yapılmış hilal...

Alem, (Arapça).

Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.
Bayrak.
Nişan, işâret.

Düzensiz, karışık...

Dandini,
Düzensiz, karışık, darmadağınık.
Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde veya ninni söylenirken geçen bir söz.    

Düşünüp, taşınma etraflıca düşünme ...

Teemmül,(Arapça).
 Bir işi ayrıntılarıyla düşünme, düşünüp taşınma.

Düzgün ve özenli...

Onat,
Dürüst, iyi ahlaklı.
Özenli, düzgün, uygun.
Yararlı.

Düzgün sarılmış halat yumağı...

Roda.
Yöntemine uygun düzgün sarılmış halat yumağı.

Düzgün parlak ve pürüzsüz bir kağıt...

Kuşe, (Fransızca couché , İng. Glazed paper, glossy paper).
Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt.
Kuşe kâğıdı, Papyekuşe,

Kağıt, Yazı yazmak, kitap ya da dergi, gazete basmak, içine öteberi sarmak, gibi işlerde kullanılan, çeşitli bitkisel maddelerin hamur haline getirilmesinden sonra ince tabakalar halinde elde edilen maddedir. Kağıt, ilk defa Çinliler tarafından icat edilmiş, Araplar aracılığı ile İspanyadan Avrupaya geçmiştir. 

Çin' de yaşayan memur, Ts’ai Lun,  2000 yıl önce, MS 105 yılında dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezerek, lapa haline getirmiş, presleyerek suyunu çıkarmış ve bu ince tabakayı güneşte ipe asarak kurutmuş ve kağıdı icat etmiştir.

Kağıtlar, cinslerine göre aşağıdaki şekilde ayrılır;
Kuşe kağıdı (beyaz parlak kağıt), birinci hamur (beyaz mat), ikinci hamur (beyaz mat), üçüncü hamur (esmer mat), illüstrasyon (resim baskısına elverişli kalın ve ağır kağıt), pelür kağıdı (ince. yarı şef. raf), simili (iki yüzü parlak), yarım simili (bir yüzü parlak), verje (mat, kalın ve lifli), filigranlı (ışığa tutulunca içinde çizgiler görülen), çeşitli kalınlıkta karton ve mukavvalar.

Eski ve yeni kağıt çeşitleri ;
Çin kağıdı : İpekten ya da bambu kamışından yapılır, ince, sarımtırak kağıttır.  
Duvar kağıdı : Oda duvarlarını kaplamak için hazırlanmış süslü ve kabartmalı kağıtlardır.  
Çizgili kağıt : Defter yapımında kullanılan, üzerine çizgiler basılmış kağıt.  
Resim kağıdı : Kurşun kalem, sulu boya, çini mürekkebi ile resim yapılabilen, pürtüklü, suyu içen kağıt  
Kopya kağıdı : Yazı makinelerin, de, ikinci bir kağıda yazılanları çıkarmak için kullanılan arkası renkli korumuş mürekkepli bir cins özel kağıt  
Saman kağıdı : Genel olarak san renkte, kurşun kalemle yazı yazmakta, müsvedde yapmakta kullanılan kağıt.  
Sünger kağıdı : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kullanılan içici kağıt.  
Krepon kağıdı : Çiçek, fener gibi şeyler yapmakta kullanılan, çekildikçe katları açılan renkli kağıtlar.  
Elişi kağıdı : Bir yüzleri parlak, cilalı, renkli kağıt.  
Esericedit : Yazı yazmak için kullanılan, belli boydaki birinci hamur kağıt. 

Düzensizlik, bozulma...

Habal, (Arapça).
Bozulma, düzensizlik. 
Karma karışıklık. 
Sıkıntı, hüzün, keder, üzüntü.

Düşük kaliteli tütün...

Kapa,

Eskiden çeşitli madde ve hammaddelerle (tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol) ilgili tekellik görevini yürütmesi amacıyla 1862 yılında "İnhisar" adıyla kurulan idareye Tekel adı verilmiştir.

Eskiden Tekel, ekici tütün piyasalarında , iki türlü alım yapmaktaydı. Bunlardan birincisi ve başlıcası, iç tüketim ve ihracat için ürettiği sigaraların hammaddesi olan yaprak tütün alımı olup Tekel' in yapmış olduğu ikinci tür alım ise destekleme alımlarıdır. Tekel' in iki amaçla yaptığı tütün alımlarının yanı sıra, tütün ticareti ile uğraşan gerçek ve tüzel kişiler de önceleri sadece ihracat şartı ile tütün piyasalarından tütün satın alırlardı. Alınan bu tütünlerin işlemeleri yapılarak ihraç edilebilmekteydiler.

Tütün ekicilerinin büyük bir emek sarf ederek ürettikleri tütünler, hasat edilip kurutulduktan sonra denk haline getirilmektedir. Ekici tütün piyasalarının açılışından önce Ege bölgesinde kasım aralık aylarında, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde ocak şubat aylarında, ekicilerin balyaladığı tütünler tekel - tüccar eksperleri tarafından köy köy, ekici ekici gezilip muayene edilerek her balyanın Amerikan grad, B grad, kapa ve duble kapa oranları tespit edilmektedir. Tütün alım usulleri 3 değişik yöntemle yapılmaktadır. Bunlar köy, ambar alımları ve müzayede sistemi olarak uygulanmaktadır. 

Tütün üreticilerimiz tarla devresi sona eren tütünlerini balya, denk veya karton kutu içinde ambalajlayıp, mahsulünün tamamını alıcıların tütün eksperleri tarafından değerlendirileceği köy meydanı, ambar gibi bir yere getirerek ekspertiz işlemine tabi tutulur. Amerikan grad, B grad, Kapa ve duble kapa oranlarına göre fiyatlandırılır.

Bu gün artık tütün ekimi tarımdaki gerilemeye paralel olarak bitmiştir. Dolayısıyla tütün alımı da yukarıdaki gibi kalite ve klasta alım işleri yapılmamaktadır.

Mesnevi çevirisi ile ünlü Osmanlı divan şairi...

Süleyman Nahifi, (1640-1739).

İstanbul'da doğan Nahifi' nin asıl ismi Süleyman' dır. Nahifi, Vaiz Abdurrahman Şeyh Muhyi' nin oğludur. Nahifi' nin iyi bir medrese tahsili yaptığı, Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği, eserlerinde yer verdiği İslami bilgilerden anlaşılmaktadır. Zamanın büyük şairleri olan Nabi, Naili, Nedim vs. gibi üstatların devrinde yaşadığı için onlardan faydalanmasını çok iyi bilmiş ve önde gelen divan şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca, Ünlü hattat Hafız Osman Efendiden hat dersleri alarak, “sülüs”, “nesih” ve “talik” yazı çeşitlerinde üstün başarı ile icazet almıştır.  Güzel yazı yazmadaki mahareti sebebiyle Yeniçeri Kalemine getirilmiş, 1688'de elçilik göreviyle İran'a gönderilen Kavukçu Mehmed Paşanın yanında katip olarak bulunmuştur. Nahifi, bu görevi esnasında İran' ın yazar ve şairleriyle dostluk kurarak, eserlerini inceledi. İran dönüşünde önemli devlet işlerinde ve özellikle maliye katipliklerinde çalıştı. Şehid Ali Paşanın emrinde Sadaret Katipliği vazifesinde bulundu. Damad İbrahim Paşa ile birlikte Pasarofça Antlaşmasının imzası için Viyana' da bulundu. 1739 yılında, doksan yaşını aşkın olarak vefat etti. Nahifi' nin şiirlerinde sade bir dil, çok rahat söyleyiş, ince buluş ve hayaller vardır. Divan şiirinin her dalında eser verdi. Hemen her eserinde dini ve tasavvufi konuları işledi. 

18 yıl çalışarak Türkçeye çevirdiği Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi' si en ünlü eseridir. Manzum Mesnevi Tercümesi 1851'de Mısır'da basıldı. 

Eserleri:  
Manzum Mesnevi Tercümesi, Divan (Türkçe), adab-ı Tarikat ve Kavaid-i Hakikat, Hilyetu'l-Envar, Miraciyye, Mevlidun-Nebi, Hicretü'n-Nebi, Manzume-i akaid, Faziletü's-Sıyam, Nasihatü'l-Vüzera, Kaside-i Bürde, Banet Suad ve Kaside-i Mudariyye tahmisleri, Kaside-i Lamiyye ve Kaside-i Emaliyye şerhleri.

Mekke' de bir tepe...

Safa,
Merve,

Safa tepesi Mekke'de Kâbe yakınlarında bulunup hacıların hacda tavaf yaptıkları günlerde yedi kere gidip geldikleri yolun bir ucundaki tepedir. Diğer tepenin adı Merve tepesi'dir.  
18. yy' da Mekke (Berthauld). İsmail bebekken Kâbe' nin yerine bırakıldığında, burası boş ve ıssızdı. Kabe' nin yeri, Safa ve Merve, çanak içinde bir üçgen meydana getiren, üç küçük tepe.


Mekke yolunda ihram giyilen yer...

Mikat,

İhrama girme yeri ve zamanı. Mekke çevresinde, çeşitli bölge ve ülkelerden hacca gelenlerin ihrama girecekleri özel yerleri ifade eden bir fıkıh terimi; çoğulu mevakit gelir. Bir kimsenin hac veya umre için mikatleri ihramsız geçmesi caiz değildir. Aksi halde bir kurban cezası veya mikat yerine dönmek gerekir. İhrama girme yerleri Mekke'de oturanlar veya Mekke ile mikat yerleri arasında yahut mikat yerleri dışında kalan belde ve ülkelerde oturup hac veya umre yapacak kimselere göre değişiklik gösterir. Ancak mikat yerinden önce ihrâma girmek ittifakla caizdir. Hatta Hanefilere göre, bir sakınca doğmayacaksa, ihramı öne almak daha faziletlidir. Mikatları beklemeksizin, ailesinin bulunduğu yerden ihrama girmek hac ve umreyi eksiksiz tamamlamak demektir. 

Mikatlardan içeride bulunan kimseler, ihramsız Mekke' ye girebilirler. Fakat hac veya umre için, bulundukları yerden ihrama girerler. Mikat içinde, fakat Mekke dışında bulunan, bulunduğu yerde; Mekke' nin içinde oturanlar ise, kaldığı evde ihrama girerler. Dışarıdan hac veya umre için gelen kimse mikatı ihramsız geçerse ya bir kurban keser veya geri dönüp mikat yerinde ihrama girer. Mekke'ye girme niyeti olmaksızın mikatı ihramsız geçene birşey lâzım gelmez.

Mecusiliğin kitabı...

Avesta,

Avesta, antik mezopotamya dini olan Zerdüştçülükün kutsal kitabı. İranlı Zerdüşt tarafından kurulan tek tanrılı inanç sistemi. İnanılan tek tanrıya verdikleri Ahura Mazda adıyla bağlantılı olarak Mazdeizm de denir. Sonraki dönemlerde ise daha çok Mecusilik adıyla anılmıştır. Tek tanrılı bir inanç sistemi getirdiği için kimilerince peygamber olarak kabul edilen Zerdüşt' ün hayatıyla ilgili bilgiler daha çok efsanelere dayanır. Bu dini kuran Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler Avesta´da toplanmıştı. Bu yazılar, Zerdüşt´ün neye inandığını ve Zerdüştçülüğün temellerini anlatan tek belgedir. Avesta dili eski iran dillerinin bir parçası olan Indo-Iranian dilinden olup Sanskritçeye bağlanır ve Zazaca ile çok büyük benzerlikler gösterir.  Avesta 21 kitaptan oluşmakta iken, İskender' in işgali sırasında yok olan kitaplardan sadece Yasna, Visparad ve Vendidad (veya Videvdat) kalmıştır .

Mekke' deki kutsal yapı...

Kabe,

Mekke' de, Mescid-i Haram' ın yaklaşık olarak merkezinde bulunan küçük bir kutsal yapı. Müslümanlarca dünya üzerindeki en kutsal mekan kabul edilir.Müslümanlar Namaz kılarken yüzlerini Kabe' ye dönerler. Ölüler yüzleri Kabe' den geçen meridyene bakacak şekilde gömülür. Kabe, Hac ibadeti için her yıl Müslümanlarca ziyaret edilir.

Hz. İbrahim Kâbe' yi yaklaşık olarak dörtgen şeklinde inşa etmişti. Hz. İbrahim sonrasında yıkılan ve harap olan Kabe, önce Curhum Kabilesi tarafından daha sonrasında Amalikler Kabilesi tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kâbe' nin yönetimi, hicretten önce ikinci yüzyılda Peygamberimizin atalarından Kusay b. Kilab'ın eline geçince, harap durumdaki Kabe’ yi yıkıp yeniden sağlam bir şekilde inşa etmiştir.Miladi 605 yılında, fırtına ve sel sonucunda Kâbe yıkılmıştı. Kureyşliler Kabe’yi yeniden inşa ettiler.Kureyşliler Kabe’yi bugünkü şekil üzerine tek kapılı olarak inşa etmişlerdir. Kâbe, Emeviler dönemine kadar bu şekilde kaldı. Bu dönemde sahabilerden Abdullah b. Zübeyr,  Emevi halifesi Yezid b.Muaviye'ye biat etmemiş ve ona savaş açarak Mekke ve Medine’de hilafetini ilan etmişti. Halife Muaviye ile İbn-i Zübeyr arasında savaş çıkmış, bu savaşta Kâbe mancınık atışlarından dolayı isabet almış ve bir bölümü yıkılmıştır. 

Muaviye'ye karşı galip gelen İbn-i Zübeyr, savaştan sonra harap olan Kâbe'yi tamamen yıkmış ve yeniden inşa etmiştir. Öncekinden farklı olarak Hacer-ül Esved Kabe içine alındı, Hicr-i İsmail Kâbe'ye dahil edildi ve karşı duvarda bir kapı daha açılarak Kabe çift kapılı hale getirildi. Kabe' nin onarımı Hicri 64/Miladi 683 yılında tamamlandı ve üzeri halis ipek kumaş ile örtüldü.

Kabe'nin duvarları Mekke tepelerinden getirilen toplam 1614 adet siyah taşdan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır. Kabe kapısının bulunduğu duvarın boyu 12 m, yan duvarlarsa 10 m' dir. Yerden yaklaşık 2,5 m yükseklikte bulunan Kabe kapısı, yer yer gümüş kaplamalı olup altın yaldızlarla süslüdür. Bu kapıya daraç denen, tekerlekli özel bir merdivenle çıkılır. Kabe’nin tabanı ve duvarları mermer ile kaplıdır. Kabe’ nin içinde üç ahşap sütun vardır. Kabe tavanı bu sütunlar üstüne oturur. Tavanda gümüş ve altın kandiller asılıdır. 
Kabe köşeleri rükün olarak adlandırılır. Kuzey köşesine (Irak tarafını gösterir) Rükn-ül Iraki, batı köşesine (Şam tarafını gösterir) Rükn-ül Şami, güney köşesine (Yemen tarfını gösterir) Rükn-ül Yemani, Hacerül Esved' in bulunduğu doğu köşesine de Rükn-ül Hacer-ül Esved denir. Doğu köşesinde, yerden 1,5 m yükseklikte  Hacer-ül-Esved (Kara Taş) vardır. Hacer-ül-Esved ile Kabe kapısı arasında kalan kısıma El Mültezem denir. Kabe' nin kuzey köşesi ile batı köşesi arasında  Altınoluk bulunur. Kuzeybatı duvarının karşısında El Hatim adı verilen daire biçiminde bir duvar daha vardır. İsmail peygamber ile annesi Hacer' in mezarları olduğu rivayet edilen bu alana Hicr-i İsmail denir.

Kabe' nin duvarları, Sitare adı verilen örtü ile örtülüdür. Osmanlı hükümdarları, Kabe örtüsünü özel olarak Mısır' da dokutur, bordürlere sırma ile Kuran' dan ayetler işletir ve Sürre alayı denen bir kervanla Mekke' ye gönderirlerdi.

Mentol...

Naneruhu, (Fr. menthol).

Nane kokusu. 
Nane bitkisinden elde edilen esansiyel bir yağ türü.

Menzil...

Erim,
Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim. Mesafe.
İnilen yer. Konulacak yer.

Mercanada...

Atol (Fr. atoll ).
Halka ada.

Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık.

Merasim...

Merasim (İng. ceremony).
Rasime,
Tören,
Seramoni,

Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.
Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı, merasim, seremoni.
(Adet,  Eskiden kalma adet).

Mercan türünden bir balık...

Fangri Balığı (Sparus pagrus).

Bir Mercan türüdür ve Trança ile büyük benzerlik gösterir. Ortalama 25-35, en çok 80 cm. boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdenizde yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan Ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti lezzetli olanlardandır., ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.Ortalama 25-35, en çok 80 santimetre boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdeniz’de yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti en lezzetli olanlardandır, ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.

Vücut oval, dorsal yüzgeçler yüksek, vücut pullarla kaplı, renk sırtta koyu, yanlarda açık pembe, karın beyaz, baş kısmı ve yüzgeçlerde hafif pembemsi lekeler vardır. Genel görünümü pembe renklidir. İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir. Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer. Kuyruk yüzgecinin arka kenarları merkezde siyah, uçta beyaz renklidir. Derinliği 60m. kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar.

Menteşe...

Reze, 
Menteşe, (Farsça bendkeşe).

Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça, reze.

Mercek dizgesi...

Oküler, (Fr. oculaire, İng. ocular ).
Objektif,
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi.

Fotoğraf makinelerinde, film gösteri makinelerinde ve benzeri aygıtlarda bulunur.

Oküler, mikroskop, teleskop vb. sistemlerde kullanılan gözün hemen önündeki mercek grubundan oluşan dizgedir. Asıl amacı önündeki mercek sisteminin renk, şekil gibi kusurlarını minimize ederek kullanıcıya net bir görüntü sağlamaktır.

Mercek...

Lens (İng.),
Adese,
Mercek,
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens.

Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne.
İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. 
Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. Lens.

Medine ile ilgili...

Yesribi,

Hicretten önce Yesrib olan şehrin ismi Muhammed tarafından "Medinet ül Münevvere" (Aydınlanmış Şehir) olarak değiştirilmiştir.

Peygamberimiz Medine' ye gelince şehrin “Yesrib” olan ismini “O Medine' dir” diyerek değiştirdi. Medine' nin diğer isimleri şöyledir.  Azra, Yesrib, Medirra,  Medirke,  Meddiyne, Mezzine.

Medine...

Azra, Yesrib,
Medirra,
Medirke,
Meddiyne,
Mezzine

Medinet ül Münevvere (Aydınlanmış Şehir)


Medine, Suudi Arabistan' ın Mekke kuzeyinde yer alan Mekke' den sonra ikinci büyük şehridir. Eski adı Yesrib'dir. Peygamberimiz Medine' ye gelince şehrin Yesrib olan ismini “O Medine' dir” diyerek değiştirdi.


Hicretten önce Yesrib olan şehrin ismi Muhammed tarafından "Medinet ül Münevvere" (Aydınlanmış Şehir) olarak değiştirilmiştir. İslam dini için özel bir şehirdir. İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah'ın kabri bu şehirde bulunmaktadır. İlk İslam devletinin başkentidir.


Hicaz’ da Hz. Muhammed’in türbesinin bulunduğu şehir.
Delinmemiş inci.
Ayak basılmamış kum.
El değmemiş bakire kız.
Hz. Meryem’ e verilen ad.

Mekik oyasına benzer dantel...

Kopanaki,(Rumca).

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. 
Bu araç üstünde örülen bir tür dantel.

Maznun...

Sanık,(İng. defendant, accused  ).
Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş (kimse), maznun.
Kendisine karşı ceza verilmek üzere kamu davası açılan kişi.

Sırbistan' a özgü bir halk dansı...

Kolo,
Sırbistan, Srbija.
Balkanlar' da bulunan bir devlet. Sırbistan Karadağ’ın ayrılmasıyla oluşmuştur. Kuzeyinde Macaristan, batısında Hırvatistan ve Bosna Hersek, güneyinde Makedonya ve Kosova, doğusunda Romanya ve Bulgaristan bulunur.
İnsanı dinlendiren asma bahçeleri, yemyeşil ovalara kurulu manastırları, nehirleri, gölleri ve kaplıcalarıyla insanı etkileyen Sırbistan' ın başkenti Belgrad, Sabi (Save) Nehri' nin Tuna Nehri'ne karıştığı noktada bulunur.
Güneydoğu Avrupa'da yer alan eski  Avrasya olarak bilinen eski Yugoslavya' nın bir arada kalan iki parçası olan Sırbistan ve Karadağ' ın oluşturduğu Sırbistan-Karadağ Devlet Birliği, 21 Mayıs günü Karadağ' da düzenlenen referandum sonucu De Facto şekilde ortadan kalktı. Birliğin De Jure, yani hukuki anlamda son bulması ise 3 Haziran 2006 tarihinde her iki ülke parlamentosunun birliğin sona ermesini onaylaması ile gerçekleşmiştir. Ayrılıktan sonra denizle ilişkisi kesilen Sırbistan'ın iki otonom bölgesi bulunmaktadır. Bunlar  Voyvodina (başkenti Novi Sad) ve Kosova'dır (başkenti Priştina).

Anayurdu Peru olan ve "ağaç kavunu, armut kavunu" gibi adlar da verilen bir meyve...

Pepino (Solanum muricatum),

Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru olduğu bilinen patlıcangiller familyasından bir meyvedir. Pepino, kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup, meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebilmektedir. Son yıllarda Türkiye' de de yetiştirilmeye başlanan tropikal egzotik bir meyvedir. Pepino, içerdiği yüksek potasyum oranı ile kan şekerini düşürüyor, barındırdığı A, B ve C vitaminleri ile kansere ve kalp krizine karşı koruyor. 

Şeker hastalıkları, parkinson hastalığı, dalak yetmezliği (tromoksin), bağırsak kanseri, gen hastalığı, mide rahatsızlığı, anemi (kansızlık) hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Cinsel duyguları veya isteği uyarma etkisi (Afrodizyak etkisi) de bulunan pepinonun, uyku düzenini dengede tutması, menopoz döneminde yaşanan psikolojik sorunlarda olumlu etki yapması ve içerisinde K vitamini bulunduğundan kanın pıhtılaşmasını da sağlamaktadır. 

Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri;
Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski, ve Comerayaa 33' dir.

Ülkemizde üretimi yapılan pepino, Miski çeşitidir. Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmektedir. Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır. Fide ile üretilip, meyvelerin belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar bol su verilir. Olgunlaşma döneminde su verme azaltılır. Bol güneş ve temiz havayı sever. Kapalı ortamlarda bitki büyür ancak meyve vermez. Güneşe bakan açık balkonlarda 7-10 numaralı saksılarda yetişip meyve verebilir. Pepino meyvelerinin büyüklükleri çeşitlerine ve uygulanan kültürel işlemlere göre farklılık göstermektedir. Pepino meyvelerinize el sürdürmeyiniz. 

Tropikal Amerika' da yetişen ve "hura" da denilen kerestelik bir ağaç...

Asaku,
Tropikal Amerika' da yetişen Hura da denilen kerestelik bir ağaç,

Anadolu’ nun Likya bölgesinde antik bir kent....

Simena,  
Diğer adı, Kekova, Kekik yetişen düzlük anlamında bir kelime. Eski Simena antik kenti üzerinde kurulmuş olan Kaleköy, Yarımda şeklinde olup, ulaşımı teknelerle sağlanmaktadır. Kentin tarihi M.Ö. IV. yüzyılına kadar inmektedir. Deniz içerisinde bulunan lahit çok dikkat çekici ve adeta Simena ile özdeşmiştir. Ortaçağ'da kullanılmış kale ulaşımı kolay olup yaya şekilde varılabilir. Ve buradan Kekova adasının ve muhteşem koylarının seyrine doyum olmaz. Ayrıca kale içerisinde yedi oturma sırası ile üç yüz kişilik antik tiyatro salonu mevcuttur. Kıyıda hamam ve kitabesi vardır. İkisi ev tipi lahitler olmak üzeri daha çok mezar bulunmaktadır. Kulenin kuzeyinde ev tipi Likya yazıtlı mezar görülmeye değerdir.

Anadolu' nun Likya bölgesi, bugünün Teke Yarımadasını kapsar. Antalya ilinin batı kesimi, Muğla ilinin güneydoğu ucu. Köyceğiz' den Antalya' ya çekilecek bir çizginin güneyinde kalan kısım Lykia' dır. Batıda Dalaman(İndus) çayı, doğuda Phasalis kenti, kuzeyde ise Akdağ (Massikytos) ile sınırlandırılır.

Bu bölgedeki Antik kentler;
Alabanda, Alinda, Amos, Amyzon, Apollina, Aphrodisias, Aperlai, Alimala,
Balbura, Bubon,
Choma, 
Euromos,
Gega (Gegai), 
Halikarnassos, Hydisos, Hierapolis,
Iasos, İsinda(Belenli), 
Ksanthos, Xanthos (Kaş'a 45 km), Kibyra, Knidos, Kedreaix, Kalynda, Kyaneai,
Labraynda, Lagina, Laodikeia, Limyra, Letoon
Myra, Mylasa,
Nysa (Nisa),
Oinoanda, Olympos (Yanartaş efsanesinin vuku bulduğu şehir.),
Patara (Ovagelemiş),  Phellos (Felen Yaylası),  Piginda, Phaselis,
Pinara, 
Rhodiapolis,
Stratonikeia, Simena,
Tlos, Tralles, Trebenna, Tybenissos,

Ortadoğu’da, “Ölüdeniz” de denilen bir göl...

Lut,  
(Alm. Tote Meer , Fr. La mer Morte, İng. Dead sea.)

Ürdün ile İsrail arasında yeryüzü' nün en alçak ve en tuzlu gölü. Kudüs’ ün 24 km doğusundaki Ürdün Vâdisinde bulunan gölün kuzeyden güneye uzunluğu 74 km, genişliği (doğu-batı istikâmetinde) 16 km’dir. Lût Gölünün alanı 930 km2dir. Gölde ortalama derinlik 300 metredir. En derin yeri ise Akdeniz' in yüzeyinden 401 m’dir.

Batı dillerinde Ölü Deniz diye adlandırılan Lut Gölünün  başka bir özelliği de suyundaki tuz yoğunluğunun çok yüksek olması ve tuz miktarının %30' u bulmasıdır. Halbuki öteki denizlerde tuz yoğunluğu ancak %3-4 kadardır. Bu göle giren bir kimsenin suya batması ve yüzme bilmeyenlerin boğulması ihtimali yoktur. Sanki yüzme yeleği takmış gibi su insanı suyun yüzünde tutar. Gölde, balık yahut yosun yoktur. Hatta, gölün üzerinden uçan kuşların da öldüğü söylenir. Gölden çıkarılan belli başlı mineraller, klorin, bromin, sodyum, sülfat, potasyum, kalsiyum ve mağnezyumdur.

Bir çeşit küçük atmaca....

Cura,
Halk dilinde  bir çeşit küçük atmaca. 
Atmacanın erkeğine de Cura, Cüre denir.

Nijerya' nın para birimi...

Naira,
Kobo,
Nijerya (Nijerya Federal Cumhuriyeti),
Batı Afrika'da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer alan bir ülkedir.
Başkenti Abuja,
En büyük şehri Lagos'tur.

Para birimi Naira (= 100 Kobo).
Resmi dili İngilizce olup Hausa, Yoruba, Igbo (Ibo), Fulani dilleri de konuşulur.

Ülkenin sınır komşularını Nijer, Çad, Kamerun ve Benin oluşturur.

Nijerya'nın güneyinde Gine Körfezi içerisinde yer alan Benin Körfezi yer almaktadır.


Ülkenin ismi Nijer Nehri'nden gelmektedir. Nijer nehri Tuareg dilinde nehirlerin nehri anlamındadır. Arapça'da Nahr al-anhur olarak Latince'de ise Niger olarak kullanılmıştır.

Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim...

Cicim,
Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim.

Cicim ve Zililer dokuma ayrıntıları olan kilim çeşitleridir. Cicim ve zililer yüz ve tersleri ayrı dokumalardır. Yüzde meydana getirilecek desenin motifleri düz dokuyu yapan atkı ve çözgü iplik sisteminin yanı sıra renkli ikinci bir atkı ipliğinin (kırma) çözgülerin arasından önden arkaya geçirilmesi ile yapılır. Ön bölümde ipler dağınık ve karışık, tersinde ise düzenli bir kompozisyon oluşturur.            

Cicim, yalnız kendi tekniğiyle dokunduğu gibi, cicim-kilim, cicim-zili, cicim-sumak veya bunların birkaçından oluşmuş kuşaklar halinde dokunabilir. Bazen cicim dokumanın arasına zili veya sumak teknikleri ile de süsleme katılabilir. Cicimle aynı teknik özelliklere sahip zililer, desenlerinin yüzeyde hiç boşluk bırakılmadan dokunmuş olması ile cicimlerden ayrılır. Zililer, ıstar adı verilen dikey tezgahta ters tarafı yüzde olmak üzere dokunur. 

Polonya’nın Lublin kenti yakınında, altı yüz binden fazla insanın yok edildiği Nazi toplama kenti...

Belzec,

1942’ de Polonya’ daki Belzec kampında 600.000,  1942 Mayısında kurulan Sobibor’ da 200.000 Çekoslovakya’ da Treblinka kampında, 900.000 kişi öldürüldü. Bu insanların çoğu Yahudi ve çingeneydiler. Belzec’ ten sadece iki kişi sağ çıkabilmişti. En büyük ölüm kampı Auschwitz ve Birkenau (Auschwitz-II) kamplarıydı. Bütün Avrupa’dan toplanarak kamplara tıkılanlardan 10 milyon kişi ölmüştü bunların tam 4 milyonu Auschwitz’de öldürüldüler. Öldürülen toplam 10 milyon insanın 6 milyonu sadece etnik ve dinsel kimliklerinden dolayı imha edilen soykırıma tabi tutulan Yahudiydi.
Naziler ilk toplama kampı Dachau (Münih) kampını Hitler' in 1933 yılında iktidarı ele geçirmesinin hemen ardından kurdular. Savaşın sonuna kadar, 22 ana toplama kampı (Stamlager) ve bunlara bağlı 1.200 kamp, Aussenkommandolar ve binlerce daha küçük kamp kurulmuştur.  Bunların yanı sıra, Avrupa' nın Alman kontrolü altındaki tüm bölgelerinde binlerce küçük kamp da oluşturulmuştur. 

Söz konusu 22 ana kamp alfabetik sıraya göre şöyledir: 
Arbeitsdorf, Auschwitz (Silezya-Polonya), Bergen-Belsen(Hannover), Buchenwald (Weimar), Dachau, Flossenbürg (Bavyera), Gross-Rosen (Silezya-Polonya), Herzogenbosch, Kaunas, Krakow-Plaszow, Majdanek(Polonya-Lublin), Mauthausen (Avusturya), Mittelbau-Dora (Saksonya), Natzweiler-Struthof (Alsace), Neuengamme (Hamburg), Ravensbrück, Riga-Kaiserwald, Sachsenhausen (Oranienburg), Stutthof ( Danzig), Vaivara, Varşova, Wewelsburg. 

Ayrıca diğer kamplar;
Hollanda-Vaught,
Treblinka,
Sobibor, 
Ravensbrück,
Babi Yar 
Chelmno,
Belzec, 
Auschwitz-Birkenau(Silezya-Polonya),
Jungfernhof (Litvanya),
Maly Trostinets (Belarus),

Chelmno’daki kurbanlar gaz odalarında (iç bölmelerine motor egzozu verilen, hava geçirmeyen gaz arabaları) öldürüldü. Belzec, Sobibor ve Treblinka kamplarında, gaz odalarına bağlı sabit motorlardan çıkan karbon monoksit gazı kullanıldı. En büyük ölüm merkezi olan Auschwitz-Birkenau’ da öldürme maddesi olarak Ziklon B’ nin (kristalin hidrojen siyanid) kullanıldığı dört büyük gaz odası vardı. Majdanek’teki gaz odalarında hem karbon monoksit, hem Zyklon B kullanılıyordu. Hitlerin Nihai Çözüm uygulamasında milyonlarca Yahudi ölüm merkezlerindeki gaz odalarında öldürüldü. 

IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu, Hıristiyan inanışın tersine olarak İsa’nın Tanrılığını yadsıyan mezhep...

Aryanizm, (Fr. arianisme). 
IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkar eden mezhep. Arius’ün mezhebinden olanlara Arians denir.
 
Aryanizm, 4. yüzyılda İskenderiye'de yaşamış ve İstanbul' da ölmüş olan Arius' un geliştirdiği teolojik doktrindir. Aryanizmin en tartışmalı tarafı Hıristiyanlık' taki baba-oğul ilişkisiyle ilgiliydi. Kısaca İsa'nın tanrısallığının inkarıdır.
 
Katoliklere göre İsa, Tanrı Baba' nın oğlu ve Tanrı Baba gibi gerçek tanrıdır. Oysa, Arius ve taraftarlarıne göre İsa ancak ikinci derecede ve bağımlılığı olan bir tanrılığı haizdir. Başka bir deyişle, İsa başlangıcı olmayan, sonsuz ve her şeye gücü yeten gerçek tanrı değildir. Bu doktrin, Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında yazılmış bazı metinlerde birkaç dayanak noktası bulabiliyordu. 3. yüzyılda Origenes, oğulun babanın buyruğu altında olduğu fikrini uyandırabilecek bazı deyimler kullanmıştı. Arius bu formülleri genişletti ve bundan kapsamlı bir teori çıkardı. Aryanizm, Pavlik Hıristiyanlık ile bir süre mücadele ettiyse de, Roma İmparatorluğu'nun Pavlik Hıristiyanlığı resmî Hıristiyanlık olarak kabul etmesinden sonra, Aryanlar ikinci planda kaldı ve Kitab-ı Mukaddes'in Aryan versiyonları yasaklandı.
 
Unitaryenizm,Hıristiyanlıkta ki gibi üçlü bir tanrı anlayışını reddeden, dini düşünce taraftarlarına genel olarak Uritaryen denir. Unitaryen adı Tanrının Birliği inancından gelmektedir. Hristiyanlıkta Pavlus ile ortaya çıktığını ileri sürülen Teslis doktrinine karşı, ilk yüzyılda başlayan ve Arsus' la şekillenen bir muhalefet bulunmaktadır. 325 yılında yapılan İznik Konsili' nde Aryus' un görüşleri reddedilmiştir. Bu tarihten sonra Aryus' un görüşleri Aryanizm adıyla anılmaktadır. Ancak Unitaryenizm adıyla bir hareket haline gelmesi 16. yy.' da olmuştur. 

Rusya gibi geri kalmış bir ülkede silaha başvurarak sosyalizmi kurma girişimlerinde bulunmanın sonunda diktatörlüğe ve çöküntüye yol açacağını ileri sürmüş Marksist kuramcı ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi' nin lideri...

Kautsky,

Karl Johann Kautsky 
(16 Ekim 1854, Bohemya - 17 Ekim 1938, Amsterdam), Marksist, sosyal demokrasi kuramcısı Alman liderdir.

Siyasi yaşamına Avusturya Sosyal Demokrat Partisi'nde başlayan Kautsky, zaman içinde Alman sosyal demokratları içinde sivrildi ve 1895'te Engels'in ölümüyle birlikte hareketin önde gelen "otorite"si durumuna geldi.1917 Ekim Devrimi, başlangıçta destekleyen Kautsky, daha sonraları tek parti diktasının dünyadaki sosyalist işçi hareketinin önünü tıkayacağını, demokrasinin bütün olanaklarından, onu ortadan kaldırmadan faydalanmak gerektiğini belirtmiştir. 1919 yılında Kaustky, Sovyet rejimini incelediği "Proletarya Diktatörlüğü" kitabını yayınlamıştır. Bu esere cevap olarak Lenin, "Proletarya diktatörlüğü ve Dönek Kautsky" adlı karşı görüşlerini ifade eden kitabını yayımlamıştır.
 
Kautsky, genel olarak demokratik devrimle yani evrimci bir tarzda aşama aşama sosyalizmin gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini, demokrasi dışı yöntemlerin, işçi ve emekçi kitleleri hazır olmadıkları ileri bir aşamaya geçirmesinin bir anda ihtilalle mümkün olamayacağını ifade etmiştir. Bu anlamda grev, genel oy hakkı, sosyal güvenlik, sendikal mücadele, toplu sözleşme, özgür basın ve Avrupa'da parlementer rejime işçi ve emekçilerin katılmasının önemli kazanımlar olduğunu ifade etmiştir. 

İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi...

Rem, (Röntgen Equivalent Man).
1 Röntgenlik X veya  γ ışını ile aynı biyolojik etkiyi oluşturan herhangi bir radyasyon miktarıdır. Rem=(Rad)x(QF)

Radyasyonun dokularda yaptığı biyolojik hasarın ifadesinde kullanılan radyasyon ölçü birimi.
Doz eşdeğerinin eski birimi. 1 Rem, bir radlık yüksek voltaj X ışınlarının insan dokusuna verdiği kadar zarar vermeye yeterli radyasyon miktarı ölçüsüdür. X-Işınları, 0,125 ile 125 keV enerji aralığında veya buna karşılık gelen 0.01 ile 10 nm dalgaboyu aralığındaki elektromanyetik dalgalar veya foton demetidir.

Yeni birim: Sievert(Sv) 1 rem = 10¯² j.kg¯¹

Sievert,
SI birimler sisteminde doz eş değer birimi J/kg olup bunun özel adıdır, 1 Sv, 1 Gy'lik X ve gama ışını ile aynı biyolojik etkiyi meydana getiren herhangi bir radyasyon miktarı, 
1 Sv = 100 Rem' e eşdeğerdir (Q=1 için).

Rolf Maximilian Sievert: 6 Mayıs 1896 da İsveç’ te doğan ve 3 ekim 1966 da ölen Sievert, radyasyonun biyolojik etkileri çalışmasında büyük katkıları olan Medikal Fizikçidir. 1979 yılında eşdeğer radyasyon doz miktarı Rolf Maximilian Sievert adına itafen Sievert birimi kullanılarak ifade edilmektedir.

Radyasyon sevileri hakkında aşağıdaki ölçüler bilgi olarak sunulmuştur.
10000 mSv; Bir defada bütün vücudun ışınlanması halinde hastalanmaya ve takibeden birkaç hafta içinde ölüme neden olur. Ancak bu doz miktarı vücudun belli bir bölgesine kanser tedavisi amacı ile verilirse etkili olur.                                                                                                                                                               
1000 mSv; Bir defada bütün vücudun ışınlanması halinde mide bulantısına neden olur; fakat hemen ölüm olayı görünmez. Işınlanmadan uzun yıllar sonra her 100 kişiden 1’inde kansere neden olabilir.  

100 mSv;
Bir defada maruz kalınması halinde gözlenebilen etkisi olmaz.   
                                       
5 mSv; Radyasyon görevlisi olmayan halktan bir kişinin yılda almasına izin verilen (ardışık beş yılın ortalaması 1 mSv’i geçmemek koşulu ile) radyasyon dozudur.                                                        
1 mSv; Doğal kaynaklardan yayılan, deniz seviyesinde normal back-ground dozudur. Bu doz, dünyadaki bütün insanlar tarafından alınan minimum dozdur. Uzun yıllar sonra kanser olma olasılığı 100.000 kişide 1’dir.                                                                                                                             
0.05 mSv;
Back-ground radyasyonunun 20’de 1’i olan bu miktar, bir nükleer güç santralinin hemen yanında yaşayan kişiler için alınabilecek maksimum doz değeridir.
 

Özellikle Meksika' da yaygın bir içki...

Tekila,

Adı Meksika' yla birlikte anılan, efsanelerle sarmalanmış gizemli bir içki olan Tekila, pek çok kişi tarafından beğenilerek içiliyor. Ancak Tekila' nın tarihçesi ve efsanesi hiç bilinmiyor.
Tekila, adını Meksika’nın Jalisco eyaletindeki küçük Tequila kasabasından alır. Tekila, kaynağına özgü bir Meksika ürünüdür. Bu, başka hiçbir ülkenin bu içkiyi üretme hakkına sahip olmadığı anlamına gelir. Tekila agave (ya da maguey) bitkisinin göbeğinden elde edilen sıvının damıtılmasından yapılır. Bu bitki zambaklarla akrabadır. Çoğu kaktüs bitkisi ile aynı yaşam tarzına sahip olmasına rağmen, bir kaktüs türü değildir. Gelişkin bir agave, yapraklarıyla birlikte 1.5-2.5 metre yüksekliğinde olup 2-3.5 metre çapa sahiptir. Ömrü 8-15 yıl arasında değişebilir. Agave familyasında birçok tür bulunur. Meksika'da Tekila üretiminde kullanılmasına izin verilen tek tür, Mavi Agave' dir. (Agave tequilana weber azul). Agave bitkisinin fermantasyona uygun hale gelmesi en az sekiz yıl alır ve hasat için 12 yıla kadar beklenebilir. Bitki olgunlaştıkça içeriğindeki doğal şekerler de zenginleşir. Bu nedenle, Herradura gibi üreticiler sadece 10 ve üstü yaşlardaki bitkileri kullanırlar.

Tekila yapımı için bitkinin göbeği kullanılır. Olgun bir göbek genelde 35 ile 135 kilo arasında bir ağırlığa sahiptir. Her sabah Jimador isimli işçiler hasat için agave ekili tarlalara gelirler. Kendilerine bir sıra seçerler ve en dıştaki yaprakları batmamaları için keserek işlerine başlarlar. Bu engelleyici yapraklar kesildikten sonra, bitki toprağın içinden çıkarılır ve kalan 6 kiloluk yapraklar da kesilerek sadece temiz bir göbeğin kalması sağlanır. Tecrübeli bir Jimador günde bir ton kadar agave göbeği toplayabilir. Bu yorucu iş, senenin her mevsiminde ve yüzyıllardır modernize edilmeden, aynı şekilde yapılır.

Toplanan agave göbekleri ikiye ya da dörde bölünerek, büyük ocaklarda buharlanır. Bu işlemin sonrasında ise, sıkılarak suyu posasından ayrılır ve bitkinin suyu fermantasyon için büyük tanklarda bekletilir. Bazı üreticiler tam olgunlaşmamış ve az sayıda bitki kullanabilmek için, fermantasyonu şeker kamışı veya kahverengi şeker ekleyerek hızlandırırlar. Bu şekilde hazırlanan içki, toptan şekilde ihraç edilebilir ve agave içeriği konusunda Meksika kadar katı kuralları olmayan ülkelerde Tekila olarak şişelenip satışa sunulabilir. Bu Tekila’ya mixto denir ve etiketinde gurmelerin görmek istediği %100 agave ibaresi bulunmaz. Şişelerinde %100 agave ibaresi bulunan tüm Tekila’ ların, Meksika’ da şişelenme zorunluluğu vardır ve etiketlerinde "Hecho en Mexico" (Meksika’da üretilmiştir) damgasını taşırlar. Damıtma işleminden sonra bütün Tekila’ lar renksizdir. Tekila’ nın rengi sonradan, ahşap fıçılarda bekletildikleri ya da -sadece mixtolarda- karamel veya ahşap esansı içerdikleri için oluşur.

Reposado ve añejo Tekila’ları ahşap fıçılarda saklanır. Bu fıçılar genellikle Amerikalı damıtıcılardan satın alınır. (Burbon fıçıları en çok tercih edilen cinstir. Fakat bazı üreticiler şeri, viski veya konyak fıçılarını, hatta keskin tatlar elde etmek için yeni meşe fıçıları bile kullanırlar.) Bekletilen Tekila, genellikle aynı ya da benzer yaştaki başka fıçıdakilerle tat ve aromada tutarlılık elde etmek amacıyla harmanlanır. 
 
 Tekila, uzun ve dar şat bardağı ile içilir. Bu bardağa caballito, küçük at, tequilito adları verilir.  Tekila’ nızdan, kaliteli bir şarabın tadına bakar gibi küçük bir yudum alın, limonu ve tuzu bir kenara bırakın. (Eğer gerçek anlamda tadına varmak istiyorsanız sek içmelisiniz.) Böylelikle içinde gizli kalmış bütün değişik tatları hissedebilirsiniz. Bazıları Tekila’ yı soğuk içmeyi tercih eder. Fakat eğer tüm tatları hissetmek istiyorsanız mutlaka oda sıcaklığında içmelisiniz. Tekila içmenin doğru sırası, Tuz-Tekila-Limon' dur, Yala, Yudumla, Isır...

Doğu Karadeniz' de yetişen ve "karayemiş" de denilen meyve...

Lazkirazı, (Laurocerasus officinalis) İngilizce Adı: Cherry laurel.
Laz üzümü, Laz yemişi, 
Gürcü Kirazı,
Karayemiş,

Taflan,

Tanal, 
İğ ağacı.

Karayemiş de denilen küçük bir süs bitkisi olan Laz kirazı, kanser, alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıkları, kalp-damar hastalıkları ve romatizmal hastalıklarının gelişmesini önlüyor. Yapraklı ağaç ormanlarının, bilhassa Kayın meşçerelerinin altında yeralır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora fakat parkçılıkta makbul bir süs bitkisidir. Karayemiş ( Laurocerasus officinalis Roemer ) bitkisinin anavatanı Karadeniz' in doğu kıyıları, Balkanlar ( Eski Yugoslavya, Bulgaristan ), Batı Kafkasya ve Kuzey İran gösterilmektedir.

Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen, çalı veya küçük ağaç şeklinde bitkilerdir. Yaprakların kenarları dişli veya düz,  koyu ve soluk yeşil renkli başak türde çiçeklidir. Meyvalar koyu mavi veya siyah renktedir. Meyva tadı acı ve mayhoştur. 

Halk arasında Taflan denen laz kirazı, meyveleri meyve olarak yenmekte olup, yaprakları çay gibi demlenerek sinir bozukluklarına karşı, öksürük dindirici ve spazm kesici olarak kullanılmaktadır. Sabahtan aç karnına yenen 10 adet meyve hemoroide iyi gelir.

Osmanlı döneminde yurt dışına çıkartılan mallardan alınan vergi...

Reftiye (Farsça).
Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar ihraç edilen maldan alınan vergi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda ülke mallarının yabancı ülkelere dışsatımı sırasında sınırdan çıkışında alınan vergi.

Pamuktan dokunmuş basma...

Çit, 
Pamuktan dokunmuş basma.
Basma, patiska ve ketenin ortak adı.

Pamuk ipliği kullanarak veya pamuktan dokunan kumaşlara genel olarak Basma denir. Anadolu' da uzun yıllar boyunca erkeklerin, kadınların, genç kızların ve çocukların, halkın tercih ettiği ucuz, giyim malzemesidir. Basmadan dikilen giysiler, yörelere göre aşağıdaki isimlerle bilinir. 
Göynek, 
Entari, 
Fistan(Pistan), 
Elbise, 
Libas, 
Tımman(Tumman), 
İçlik, 
Don.




Pamuklu kumaş çeşitleri...

Basma, 
Beledi,
Çit,
Dimi,
Elifi (Beşparmak),
Hasa,
Kaliko, Koliko,
Markizet,
Patiska, 
 Pazen, 
Pike,

Koyun ırkları ....

Koyun ırklarının da bölgelere göre değişir.Genelde Anadolu' nun iç kısımlarında yağlı kuyruklular, denize yakın bölgelerde ince kuyruklular yaygındır. Yağlı kuyruklu koyunlar ne kadar iyi beslenirse kuyrukları o kadar büyür. Koyun, yemin bol olduğu dönemlerde kuyruğunda yağ depolar. Yemin yetersiz olduğu kış dönemlerinde bu yağı harcayarak yaşamını sürdürür.  


Koyun Irkları;
Acıpayam,  Asaf,

Dağlıç, Dumba, Dağlıçimroz,
Ege Koyunu 
Gökçeada Koyunu (İmroz),
Hemşin koyunu, Herik koyunu, 
İvesi,  
Karakaş, Karayaka, Karakul,
Kıvırcık, 

Mor Karaman (Ak, Mor),
Malya,
Merinos (Karacabey, Konya),
Menemen,
Ödemiş koyunu,
Ramlıç,
Sakız, Sönmez,
Tahirova koyunu,  
Tuj,
Türkgeldi, 

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen beyaz yünlü koyun ırkı...

Tuj Koyunu,

Soğuk bölgelerde yetişen bir koyun ırkıdır. Türkiye' nin Kuzeydoğu illerinde özellikle Kars, Ardahan, Çıldır ve Iğdır bölgelerinde yetiştirilir. Bölgeye adapte olmuş yerel bir ırktır. 

Burun, göz ve ağız etrafı ile ayaklarda siyah pigment bulunmaktadır. Göz etrafında, tarsus ve karpus eklemlerinde koyu renk arzu edilir. İncikleri siyah veya kahverengi olanlar da %15 civarında görülmektedir. Siyah ve beyaz başlı olmak üzere değişik renklerdedir. Yetişkin tuj koyunlarında canlı ağırlık 38-42 kg. arasındadır. Koyunların süt verimi ort. 55 litredir. Koçlarda yapağı verimi 3-5 kg. dır. Uyluğu yağlı, beden tamamen parlak beyaz renktedir. Kuyruk çok kısa ve kuyruk omurları orta kısımda yukarıya doğru bükülmüş, yağsız kuyruk ucu ince ve aşağıya doğru yönelmiştir.  Yapağı; kaba ve karışık bir yapıdadır.

Koyun tüyü...

Yün,

Yün bazı memelilerden (özellikle koyun, keçi, deve, lama, ada tavşanı) elde edilen hayvansal kıl kökenli doğal bir elyaf türü. Sıcak tuttuğu için battaniye ve kışlık giysilerin üretiminde kullanılır.

Muğla' nın Fethiye ilçesinde bir kaplıca...

Girmeler,
Girmeler kaplıcası, Muğla ili Fethiye ilçesi Kemer Bucağı sınırları içinde bulunmaktadır. Saklıkent yolu üzerinde Girmeler (Gebeler) köyünde yer almaktadır.Dalaman havalimanına uzaklığı 80 km. ve Fethiye limanına uzaklığı ise 35 km.’dir. 

Kaplıca suyu, mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi üzerinde hafif bir tesir yaparak vücuttan atıldığında böbreklerde diüretik tesir göstermektedir. Doğal kaynaktan çıkan su Girmeler Mağarası içinde yer almaktadır. Sular üç mağaradan çıkmaktadır. Derinliği 15 metre olan kaynaklardan birine 50 basamakla inilmektedir. Derinliği 5 metre olan bir diğer mağaraya ile 20 basamakla inilmektedir. Bu mağaradan 30 metre ilerdeki mağaranın derinliği ise 3 metredir. Mağaraların dibinde doğal havuzlar bulunmaktadır.

Suyun özellikleri;
Hipotonik (72,80 milimol/lt), Sıcaklığı  36,5°C' dir. Ph:7,35
Klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum, hidrojen sülfür ve bromür ve karbondioksit içermektedir ve toplam mineralizasyon 3118,5423 mg/lt. dir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ