Afrika' da yaşayan bir maymun cinsi ...

Mandril,
Babuin,


Batı Afrika'nın gürbüz babuinlerinden mandril (Mandrillus sphinx), kaba etlerindeki yamalar koyu kırmızıyla çevrili menekşe renginde bir yaratıktır. Yüzü soytarı gibi boyalıdır. Uzun burnunun üstü parlak kırmızı, ucu al, burnunun iki yanındaki kabartma çizgiler mavidir. Alnında siyah bir leke vardır. Kulaklarının üzerindeki sarımsı beyaz yamalar ise boynunun etrafını sarar. Sakalı sarı renktedir. Mandril' in 90 santimlik vücudunun geri kalan tarafı siyahtır. Bu koyu renk ise acayip yüzü ile kaba etlerinin büsbütün göze çarpmasına sebep olur. Kuyruğu belirli belirsizdir. Dişiler erkekler kadar iri değildir, yavrular gibi onların da rengi daha donuk, burunlarının iki yanındaki çizgiler ise daha az kabarıktır. Yenilebilir
her şeyi yerler. Bu maymunlar, 2,5 santim uzunluğundaki köpek dişleriyle oldukça iri hayvanları dahi öldürebilecek durumdaysalar da, memeli hayvan yedikleri enderdir, tahrik edilmedikçe insana da saldırmazlar. Mandril' ler sık ormanlarda yaşarlar, babuin' lerin arasında en ziyade onlar orman severler. Bununla beraber hayatlarının en büyük kısmını yerde geçirir ve nadiren ağaçlara tırmanırlar. Sürü halinde dolaşırlar.

Maymunlar (Primates), Primatlar çevik ve hızlı canlılardır. Çoğunluğu ağaçlarda yaşar. Hepsinin elleri, ele benzer ayakları, ileri bakan gözleri vardır.

Goril, 
Orangutan,  
Şempanze, Gibon, İnsan,
Makimsiler, Marmosetgiller, Galagogiller, 
Cadı makigiller,  
Lorisgiller, 

Gürcistan’da soylu kabul edilen kimselere verilen ad...

Tavat,

Gürcistan' da soylu kişilere Tavat  denir.  
Gürcüler kendilerini Kartvelebi, ülkelerini Sakartvelo, dillerini Kartuli olarak adlandırır. Efsaneye göre Kartvellerin atası, Kitabı Mukaddes’teki Yafet’in torunlarından Kartlos’tur. Strabon, Herodot, Plutarkhos, Homeros gibi Eski Yunanlı, Titus, Livius, Cornelius Tacitus gibi Romalı yazarlar ülkenin doğusundakileri İberler(burada yaşayan Gürcülerin göç ederek bugünkü İspanya’ya isim verdiklerinden bahsedilmektedir), batısında kilerini de Kolhlar olarak adlandırmışlardır.
 Klasik dönemde ülkenin doğusunda kurulan İberia Krallığı ve batısında kurulan Kolheti Krallığı, Gürcülerin kültürel gelişiminin ve devlet kurma geleneğinin başlangıcını oluşturdu.


Yazılı kaynaklara göre Proto-Gürcülerin İÖ 12. yüzyıllarda tarih sahnesine çıkmışlardır. 
Arkeolojik buluntular ilk Gürcü siyasal yapılanmasının İÖ 7. yüzyıla kadar gerilere gittiğini gösterir. İÖ 4. yüzyılda ilk birleşik Gürcistan krallığı kuruldu. Gürcistan’da 337 yılında Hıristiyanlık resmi din olarak ilan edildi. Ülke, 13. yüzyılda Kraliçe Tamar döneminde küçük bir imparatorluk haline geldi ve Şota Rustaveli’ nin ünlü destanını da yazdığı bu dönemde Altın Çağı’nı yaşadı. Yüzyıllar boyunca İran, Moğollar, Timur, Rusya ve Osmanlı Devleti’nin çekişmesine sahne olan Gürcistan, 1801’ den itibaren

Rusya tarafından ilhak edildi. 1918-1921 arasında Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti adı altında bağımsız bir devlet kuruldu.
1921’de Gürcistan Sovyet cumhuriyetlerinden biri oldu. 1991 yılında yeniden bağımsızlığını kazandı. Gürcistan’ın nüfusu 5.5 milyon civarındadır. Nüfusun %69’unu Gürcüler, % 9’unu Ermeniler, % 7’sini Ruslar, % 5’ini Azeriler, % 3’ünü Osetler, % 7’sini diğer milletler meydana getirir. 
Başkent, Tiflis.
Önemli şehirler, 
Kutaisi, 
Suhumi, 
Batum, 
Rustavi, 
Zugdidi 
Gori,

1971 Yılında Seçilen Devlet Sanatçıları ...

Devlet Sanatçısı unvanı verilen sanatçılar,

Prof. A. Adnan Saygun (Kompozitör) 
Prof. İlhan Usmanbaş (Kompozitör) 
Ayla Erduran (Keman Sanatçısı) 
Ayşegül Sarıca (Piyano Sanatçısı)
Gülay Uğurata (Piyano Sanatçısı)   
İdil Biret (Piyano Sanatçısı)
Mithat Fenmen (Kompozitör)  
Necil Kazım Akses (Kompozitör)
Suna Kan (Keman Sanatçısı) 
Ulvi Cemal Erkin (Kompozitör) 
Verda Erman (Piyano Sanatçısı)

1981 Yılında Seçilen Devlet Sanatçıları ...

Devlet Sanatçısı unvanı verilen sanatçılar,

Prof. Hikmet Şimşek (Orkestra Şefi) (1924 – 2001) Orkestra şefi ve koro yönetmeni,
Prof. Gürer Aykal (Orkestra Şefi) (1942, Eskişehir) Türk orkestra şefidir.
Prof. Nevid Kodallı (Kompozitör) 
Prof. Cüneyt Gökçer (Tiyatro Sanatçısı) 
Suna Korad (Opera Sanatçısı)
Cemal Reşit Rey (Kompozitör) 
Yıldız Kenter (Tiyatro Sanatçısı) 
Meriç Sümen (Balerin) 
İsmail Aşan (Keman Sanatçısı) 
Tunç Ünver (Keman Sanatçısı) 

Eski Yunan mimarlığında müzik ve tiyatro gösterilerinin sunulduğu yapı...

Odeon, (Fr. odéon ), Odeum.

Basamaklı konser verilen yer.
Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer.
Eski Yunan'da, içinde konser verilen basamaklı tiyatro. 
Eski Yunanistan ve Roma'da müzisyenlerin içinde yarıştıkları ufak tiyatro binası. 

Asya' da yaşayan bir geyik türü...


Rusa Geyiği, 
Sika Geyiği,
Alageyik,
Peder David geyiği (Çin),
Beyaz dudaklı geyik,
Kızıl Geyik(Orta Asya),
Sibirya karacası, 
Benekli Geyik,
Çital, 
Domuz geyiği (Tayland), 
Schomburgk geyiği (Soyu tükenmiştir.),
Barasinga, 
Hint Sambar geyiği,
Hint Munçağı ,
Ren Geyiği, 

Geyik (Deer), Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan (Cervus elaphus). Geyikler Antarktika ve Avustralya dışındaki kıtalarda oldukça yaygın olarak dağılmıştır. Asya'nın ılıman kesiminde geyiklerin en çok bulunduğu bölgeler Kuzey Kore, Mançurya (Kuzeydoğu Çin) ve Rusya' nın Ussuri bölgesindeki karışık yaprak döken ağaç ormanları, dağlık ibreli ağaç ormanları ve taygalardır. Güney ve Güneydoğu Asya'da Hindistan, Nepal ve bir zamanlar Tayland gibi ülkelerde büyük oranda geyiğe rastlanır. Kuzey Hindistan'ın Ganj Nehri Ovası'nın ve Nepal'in Terai bölgesinin tropikal mevsimlik nemli ve kuru yaprak döken ağaç ormanları ve hem nemli hem kuru savanlarında çital, domuz geyiği, barasinga, Hint sambar geyiği ve Hint munçağı yaşar.

Amerika' da yaşayan bir geyik türü...

Kuzey Amerika'da en yoğun geyik popülasyonlarına Kanada Rocky Dağları ile Alberta ve British Kolombiya bölgeleri arasındaki Kolumbiya Dağları'nda rastlanır. Geyiklerin genellikle engebeli ormanlık araziye uygun uzun güçlü bacakları ve kıvrak, küçük gövdeleri vardır. Geyikler aynı zamanda mükemmel yüzücüdür. Geyik boynuzları diğer geviş getiren çift toynaklıların boynuzlarından farklıdır. Geyik boynuzları özellikle yazları olmak üzere her yıl gelişen kemiksi bir yapıya sahiptir ve genellikle yalnızca erkek geyiklerde oluşur.



Ak kuyruklu geyik, 
Katır geyiği, 
Ren geyiği, 
Elk, 
Mus.

Koruma, esirgeme, gözetme...

Vikaye (Arapça),
Koruma, Koruyuculuk, Kayırma, Esirgemek, Sahib olma, Arka çıkma.  
Tıp dilinde ise, herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma.

Koruyan, acıyan, merhamet eden...

Rahim,
Koruyan, acıyan, merhamet eden (Tanrı). 
Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli, 
Tanrı´nın adlarından.

Kasımpatı...

Krizantem (Chrysanthemum), 
Kasımpatı,
Papatyagiller (Asteraceae) familyasından Asya ve kuzeydoğu Avrupa' ya özgüdür. Otsu, yıllık bitkiler olan Chyrsanthemum türleri, yaklaşık 50-150 cm yüksekliğindedirler. Büyük çiçek başlarına sahiptirler, yabanileri beyaz, sarı veya pembe renklerde çiçekli bir bitkidir. 

Antik bir Çin kenti adını kasımpatı kenti anlamında, Chu-Hsien olarak adlandırılmıştır, Japonya' da ise çiçek imparatorluğun resmi mührü olarak kabul edilmiştir ve mutluluk festivali adıyla bir festival çiçeği kutlamak için düzenlenmektedir. Çiçeğin ismi, Yunanca chrys - altın ve anthemon - çiçek sözcüklerinden türetilmiştir. Çiçek Batı'ya 17. yüzyılda getirilmiştir. Avrupa’ daki bazı ülkelerde ve Japonya’da, krizantemler ölümü sembolize etmekte ve bu nedenle sadece cenaze törenlerinde ve mezarlara koymak için kullanılmaktadır.

Antalya’daki “Beydağları Milli Parkı”na verilen bir başka ad...

Olimpos,

Antalya ili Kemer ilçesi sınırarı içinde bulunan doğal ve tarihi güzellikleriyle ünlü Olimpos - Beydağları Sahil Milli Parkı Sarısu' dan itibaren Antalya - Kumluca karayoluna ve Akdeniz' e paralel olarak Gelidonya Burnu' na kadar uzanmaktadır. Batı Torosların Genç Dağlar kuşağınıda içine alan yörenin jeolojik yapısı genellikle kalker ve serpantin kayaçlarından meydana gelmiştir. Akdeniz Bölgesi’nin bütün ekolojik şartlarına sahip sahada, bitki örtüsü deniz kıyısında fıstık çamları ile başlar,yükseldikçe kızılçam, karaçam ve 1000 metrenin üstünde sedir ağaçları görülür. Akdeniz Körfezinin batı sahilinde Çıralı ve Adrasan en güzel ve en uzun doğal plajları buradadır. Milli Park içinde, Topçam, Çaltıcak, Kargıcak, Göynük, Kındılçeşme mesire alanları görülmeye değer güzelliktedir.  Ayrıca Folklorik Yörük Parkı ve Ayışığı Parkı da milli parkın önemli değer ve güzelliklerindendir. Phaselis Antik Kenti jeolojik, tarihi, flora ve fauna güzelliklerin bulunduğu bir yol kavşağı niteliğindedir. Çıralı Sahili, Olympos antik kenti ve Yanar taş, Milli Park' ın sembollerindendir.

Zenci müzikçilerin “cool caz”a tepki olarak 1960' larda oluşturdukları caz üslubu. ...

Soul Caz, Ruh Cazı,


Ruh cazı, çoğunlukla organ üçlüsü, üzüntüden kuvvetli etkiler, küçük gruplar için müzikte ilke ve ritim ve üzüntüyü hangi bir davulcu ve bir gidiş saksofoncusuyla ortaklı bir Hammond organ oyuncusunun olduğuna birleştiren sert darbenin bir gelişmesiydi. Sert darbeden farklı, ruh cazı genellikle, tekrarlayan yivler ve melodik çengelleri vurguladı, ve doğaçlamalar, çoğunlukla diğer cazda, biçimlendirdiğinden daha az karmaşıktı. Horace gümüşünün, ruh caz tarzında büyük bir etkisi vardı, basit kullanan şarkılarla, ve çoğunlukla ilke-temelli piyano, yamalar. O çoğunlukla, "Korku" bir düzeltici tarz yivine sahip oldu, çok sert darbenin tipik özelliğinin olduğu sallanma ritimlerinden farklı. Önemli ruh caz orgçuları, Jimmy McGriff ve Jimmy demircisi ve ahbap Hammond demircisini kapsadı, ve etkili gidiş saksofon oyuncuları, "Tetanos" Eddie'yi Davis ve Stanley Turrentine'ye kapsadı.

Yapılarda kullanılan, yontulması kolay iri taş...

Yonu,
Taş malzemenin yapılarda kullanımı son derece kısıtlıdır. Taşın yontulması sırasında murçla birlikte çekiç kullanılır.

En iri kanguru türlerinden biri...

Euro,
Kaya kangurusu, 
Dev kanguru, 
Gri kanguru, 
Kızıl kanguru, 
Ağaç kangurusu,

Kanguru (Fr. kangourou ).
Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus). Büyük kangurular Avustralya, ağaç kangurusu Yeni Gine’de yaşarlar. Arka ayakları ve kuyruğu üzerine oturur. Dişi, yavrusunu karnındaki kesesinde taşır. Evcilleştirilebilirler. Kangurigiller familyasından iki ön dişli, keseli bir hayvan olan kangurunın ortalama ömrü 15 yıldır. En çok tanılan keseliler olmakla birlikte, Avustralya faunasının en tipik temsilcileridir. 

Karada yaşayan, karındanbacaklı bir yumuşakça cinsi...

Ena, Karada yaşayan, karındanbacaklı bir yumuşakça cinsi.
Rapana, Ena, Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi.
 
Pupina, 
Karada yaşayan öndensolungaçlı, karındanbacaklı yumuşakça (cyclophoridae familyasından), Uzakdoğu, Filipin­ler, Malezya ve Avustralya’da yaşar.
Nerita, Karındanbacaklı yumuşakça cinsi, 
Otina, Karından bacaklı akciğerli bir yumuşakça.

Karada yaşayan önden solungaçlı, karındanbacaklı yumuşakça...

Pupina (cyclophoridae familyasından), 

Karada yaşayan önden solungaçlı, karındanbacaklı yumuşakça, Uzakdoğu, Filipin­ler, Malezya ve Avustralya’da yaşar.

Gemi içini aydınlatmaya yarayan ve zeytinyağıyla yanan siperli fener...

Mapa (İt. mappa ).

Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fener.
Ucu halkalı cıvata veya çivi.

Zenginliğin temel kaynağının toprak olduğunu ileri süren ekonomik görüş taraftarı. ...

Fizyokrat (Fr. physiocrate).

XVIII. yüzyılda ortaya çıkan, tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin değeri yarattığını ileri süren ekonomi görüşünü savunan.

İktisadi ve sosyal yaşamda kendiliğinden işleyen doğal bir düzenin bulunduğunu; devletin temel rolünün bu düzeni korumak olması gerektiğini savunan; servetin değişimden değil üretim sürecinden kaynaklandığını düşünen ve net ürünün yalnızca tarım kesimi tarafından yaratıldığını ileri süren ve 18. yüzyılda Fransa’da gelişen, önderliğini Dr. F. Quesnay’nin yaptığı iktisadi düşünce sistemidir.

Tarımın ön plana alınması ve yüceltilmesi fizyokratların temel özelliklerinden birisidir. Ticaret, sanayi ve diğer serbest mesleklerin gelişmesini, tarım sektörünün gelişmesine bağlamışlardır. Ortaçağ Avrupa' sında merkantilizmden sonra ortaya çıkan bir fikir hareketidir. Doğanın egemenliği , insan toplumlarının tabii kanunla yönetilmesi demektir.

Fizyokratlar, cemiyeti dört kategoriye ayırmaktadır: 
Birinci ve en önemli kategori, toprak sahipleri, yani aristokratlardır. İkinci kategori çiftçiler, üçüncü kategori tüccar ve sanatkarlar, dördüncü kategori de işçiler ve köylülerdir. Fizyokratların görüşleri ancak yirmi yıl kadar etkili olmuş ve 1776' da Adam Smith' in fikirleri ile önemini yitirmiştir. 
Başlıca fizyokratlar;
Dr. François Quesnay (1694-1774) , 
Dupont de Nemours (1739-1817), 
Mercier de la Riviere (1720-1793), 
Le Trosne (1728-1780), 
Baudeau (1730-1792), 
Turgot (1727-1781),
Mirabeau,



Afrika' da yaşayan bir tür ispinoz kuşu...

Vaydah,

Afrika' da yanlız yaşayan bir memeli hayvan ...

Gerenuk,  
Afrika'da yaşayan, çok uzun boyunlu bir antilop,
Gerenuk,  Zürafa Antilop (Litocranius granti), Waller Ceylanı (Litocranius walleri),

Uzun boynu nedeniyle zürafaya benzetilen bu hayvanın boyu 90-105 cm, ağırlığı ise 30-50 kilodur. Etiyopya, Somali, Tanzanya ve Kenya' nın kurak bölgelerinde, Afrika'nın kuzeydoğusundaki çalılıklarda yaşar. Esasen, gerenuk' un yurdu Doğu Afrika'dır.  

Gerenuk'un rengi genel olarak kızılımsı kahverengidir. Sırtının ortasında daha koyu renkte, enli bir şerit göze çarpar. Erkeğinin boynuzları vardır, dişisinin ise yoktur. Gerenuk, genelde yalnız yaşayan bir hayvandır, ama bazen 5-7 kişilik gruplar halinde de dolaşırlar. Çiftleşme mevsiminde birlikte yaşarlar. Dişinin hamileliği 7 ay sürer ve bunun sonunda 3 kilo ağırlığında bir yavru dünyaya getirir. Bu antilop türünün sayısı son yıllarda alınan önlemlerle oldukça artmıştır.

Antilop,

Ağaç üzengi...

Garez,
Kayıştan yapılan üzengi. 
Ağaç üzengi.

Ağaç zamkı...

Gevç (Osmanlıca),
Ağaç balı, Ağaç pisi, Ağaç püsü, Ağaç zamkı, Kedibalı, Kitre, 
Kirli sarı renkli, az çok saydam, değişik şekilli parçalardan oluşur. Suda kısmen çözünür. Acımsı ve buruk lezzetlidir.

Ağaç yosunu...

Eşne (Osmanlıca).
Pusu, Ağaçlardan elde edilen reçine.

Altı düz, küçük gezinti vapuru...

Muş (Fr. mouche ).
Altı düz, küçük gezinti vapuru

Gali (İtalyanca galea),
Alçak ve altı düz gemi. 

Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak.

Ağaç sansarı...

Zerdeva, Zerdova, Üvenuri.

Ağaç sansarı (Martes martes), 
Sansargiller (Mustelidae) familyasından kedi iriliğinde bir memeli türü. Uzunluğu 23 cm, ağırlığı 1.5 kg olur. Postu kahverengidir. Kışın postu daha uzun ve daha kabarık olur. Boğaz bölgesinde alt çeneden başlayıp, ön ayakların üst kısmına kadar uzanan ve genellikle beyaz renkte olan bir benek görülür. Boynunun altında göğse kadar ulaşan sarıdan portakal sarısına kadar değişen ve adeta bir papyon görünüşünde olan bu leke kaya sansarında olduğu gibi bacaklara doğru çatallanma yapmaz. Kuyruğu kaya sansarından daha püsküllüdür.
 
Ağaç sansarları, sık çam ormanlarında yaşar. Yuvalarını ağaç kovuklarına veya açık yerlerde kazdıkları çukurlara yaparlar. Yaşamlarının büyük bölümü ağaç tepelerinde geçer. Çok iyi tırmanmakla beraber yerde çok hızlı koşarlar. Gece aktiftirler. Gelişmiş işitme duyuları vardır. Avrupa'da Finlandiya ve İskandinavya' dan itibaren tüm Avrupa ülkelerinde bulunur. Asya' da ise Kafkaslar, İran, Sibirya, Mançurya, Altay, Türkistan ve Himalayalara kadar geniş bir alanda yaşarlar.

Küçük memeliler (fare, sincap ve yarasa gibi), kuşlar, böcekler, kurbağalar ve leşle beslenirler. Ayrıca meyve, yumurta ve bal yedikleri de bilinir. Bölgelerini dışkılarıyla işaretlerler. Ağaç sansarının baş düşmanları kartallar ve tilkilerdir.

Sivas ilinde bir göl...

Lota,
Hafik
Çekme Gölü,
Ayı Gölü,
Gökpınar gölü,
Sülük gölü,
Törük gölü, Tödürge,
Karagöl, Kemis,
Baraj Gölleri; Gölova, Yapıaltın, Maksutlu  

Lota Gölü,
Lota gölünün yerleştiği uvala ve çevresinde jipslerde gelişen morfolojide, 250 metre çapında daireler şeklinde olan iki gölden oluşur.Yaklaşık 250 metre çapında daireler şeklinde olan iki göl, aynı özellikte iki yuvarlak jips dolinini doldurmuştur. Birbirine yaklaşık 500 metre uzaklıkta olan göllerin doğudaki 35 metre batıdaki 10 metre derinliktedir. Suları tatlı olan bu iki güzel göl, sazan, tatlı su kefalı, gümüş gibi balık türlerinin bolluğu ile tanınmaktadır. aynı düzeyde olan göl yüzeyleri yıl içerisinde 3 metreye ulaşan alçalıp yükselme gösterirler.
Hafik Gölü,
Hafik ilçesinin 2 km kuzeyinde, jips platosu üzerinde gelişmiş olan doğu-batı uzanımlı geniş ve yayvan şekilli karstik çanağın tabanında,yaklaşık   2 km. genişlikte bir alanı kaplayan Hafik gölü ortalama 2 metre derinliktedir.Hemen hemen tüm çevresi sazlık ve dibi balçıkla kaplı olan gölün suyu tatlıdır.

Tödürge gölü; İl Merkezine 50 km uzaklıktaki Tödürge Gölü, Sivas-Erzurum karayolu yakınlarında Cencin Ovası’nın doğusundadır. Yüzölçümü 5 km2 olan Tödürge Gölü’nün derinliği ortalama 20 m, en çok 45 m’dir. Dipten ve çevreden kaynaklanan sularla beslenen gölde bol balık yaşamaktadır. 1980’lerin başında uygulanmaya başlanan projeyle gölün fazla suları Kızılırmak’a akıtılmaya başlanmıştır. Gölün doğusunda iki adacık vardır. Yabani yaşam açısından önemi büyük olan bu adacıklarda, kanatlı av hayvanlarından turna yaşar. Soyları tükenmek üzere olduğundan, turnalar koruma altına alınmış, avları yasaklanmıştır.
Gökpınar Gölü: (Gürün), Suyu çok temiz ve duru olan Gökpınar Gölü, Gürün’e 10 km. uzaklıktadır. Doğal güzellikleri ve alabalıklarıyla ünlü olan göl; dipten gelen kaynaklarla beslenmektedir. Derinliği 15 m’yi bulan Gökpınar Gölü’nün fazla suları Tohma Çayı’na dökülür.
Sülük Gölü:Zara ilçesinin kuzeydoğusunda yer alan Şerefiye beldesi sınırları içerisindeki Sülük gölü ilçe merkezi Zara’ya 33 km. Sivas’a ise 103 km. mesafededir. Şerefiye belde merkezinin 1 km. batısında sarıçam ormanları içerisinde bulunan ve suyu tatlı olan göl; dipten kaynayan sular ve gözelerden akıp gelen sularla beslenmektedir.

Sivas ilinde akarsuların vadilerde açtığı oluklarda ve taşıdıkları alüvyonlar geniş ovaları oluşturmuştur. Bunların başında Gemerek Ovası, Yıldızeli (Bedehdun) Ovası ve Suşehri Ovası gelmektedir. İl topraklarını Kızılırmak, Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı, Çaltı Çayı, Melet Çayı ve Tohma Çayı sulamaktadır. Sivas’ ın jeolojik yapısında kıvrılma ve yükselmeler sonucunda çöküntü alanlarında bazı göller oluşmuştur. Bunlardan Karagöl, Hafik Gölü, Lota Gölü ve Tödürge Gölü doğal göllerdir. Ayrıca sulama amaçlı olarak Gölova, Yapıaltın ve Maksutlu Barajlarının Baraj Gölleri bulunmaktadır. İlin kuzeydoğusundaki Kılıçkaya Baraj gölünün bir bölümü de il sınırları içerisindedir.

En çok sessiz kalabilen kişinin kazandığı bir çocuk oyunu. ...

Elhap, (arapça).
Tıp,

En uzun susabilen kimsenin kazandığı çocuk oyunu.

Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri....

Kemere, (Rumca).

Kemere, geminin yapım elemanlarının önemli bileşenlerinden biridir. Bu sektörde çalışan kişilerin başarılı olabilmesi için kemereleri çok iyi tanıyıp imal aşamalarını iyi bilmesi gerekir. Üç tip güverte düşünülebilir. Her üç tip de sancaktan iskeleye kadar uzanan güverte kemereleri tarafından taşınmaktadır. Bu kemereler, postalara braketler ile bağlanmaktadır. Borda kaplamasının postalar tarafından takviye edilmesi şekline benzer olarak güverte kaplaması da kemereler tarafından taşınır ve takviye edilir. 

Gemi enine uzanan kemereler, iki esas göreve sahiptir. Geminin alabandalarını birbirine bağlamak ve su basıncı ile yük ağırlıklarına karşı güverteye destek olmak. Kemereler, ambar kapakları ile aynı hizaya denk gelebilir. Böyle durumda ambar kapaklarının hizasına gelen kemerelere ambar ağzı kemereleri veya öksüz kemere denir.

Güverte; Gemiyi baştan kıça kadar bordadan bordaya yatay olarak bölen su geçirmez perdelerdir. Gemilerin büyüklüklerine göre, bir gemide birden fazla sayıda olabilir. Sıraya göre bu güverteler ana güverte, rüşvet güverte, palavra güverte, tavlun güverte adlarını alırlar. Ayrıca filikanın bulunduğu bölgeye filika güvertesi denir. Geminin en üstünde magnetik pusulanın bulunduğu yere ise miyar güverte adı verilir. Geminin baş, kıç veya orta taraflarında üst güverteden yukarıda kalan yarım güvertelere de Kasara denir.

Kahraman, yiğit...

Pehlev (Osmanlıca, Pehlev, Pehlevan, Pehlivan, Yiğit, Kahraman, Güreşçi.)
Yiğit, 
Cesur, 
Bahadır, 
Efe.

Nohut büyüklüğünde hamur taneleri ve sarımsaklı yoğurtla yapılan bir yemek....

Kokalinga,

Malzemeler;
Yarım çay bardağı yağ,
1 çay bardağı yoğurt,
1 çay  bardağı karbonat, bir fiske tuz, alabildiği kadar un, 
3 diş sarımsak, 1,5 su bardağı yoğurt, 
Yarım fincan yağ, 
1 tatlı kaşığı kırmızı biber ve kızartmak için yağ.

Yapılışı:
Zeytinyağı, yoğurt, karbonat, tuz ve unu birlikte yoğurarak sert bir hamur haline getiriniz. Hazırlanan hamuru nohut büyüklüğünde koparınız. Zeytinyağını ateşte kızdırdıktan sonra nohut büyüklüğündeki hamurları kızartıp kenara alınız. Diğer tarafta sarımsaklı yoğurdu hazırlayınız.  Yarım fincan zeytinyağını bir cezvede kızdırıp ocağın altını kapatınız, içine bir tatlı kasığı kırmızı biber ilave ediniz. Kızartılan hamurları küçük kaselere koyunuz. Servisten önce üzerine sarımsaklı yoğurt döküp üzerine kırmızı yağlı biber gezdirip servis yapınız.

İslam dinini korumak ya da yaymak amacıyla yapılan savaş. ...

Gaza,(Arapça).
İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş

Cihad,  
Çalışmak, uğraşmak, çabalamak, gayret sarfetmek. İslam' ın yükselmesi, korunması ve yayılması için her türlü çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk savaşa girmektir. Daha açık bir ifade ile Allah tarafından kullarına verilmiş olan bedeni, mali ve zihni kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir. İnsanın maddi-manevi bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak Hakk' ın düşmanlarını ortadan kaldırmak için savaşması cihad' dır.

ABD’nin iki eyaletine adını veren Kızılderili bir halk...

Dakotalar,

Kuzey ve Güney Dakota' daki topraklarda yaşayaşan üç büyük kabileden biridir. Kendilerine Sioux denmesini sevmeyen Dakotalar, Siu öbeğinden bir dil konuşan Kuzey Amerika Ova Kızılderililerinin oluşturduğu konfederasyondur. Siular olarak da bilinirler. Dakota sözcüğü "müttefikler" anlamına gelir. Yaygın olarak bilinen "Siu" adı ise Dakotalar' a Ocibualar tarafından yakıştırılan Nadoueisiu' nun (engerekler, yani düşmanlar) kısaltılmış biçimidir.

Dakotalar Santiler, Yanktonlar ve Tetonlar olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştı; bunlar kendilerini sırasıyla Dakotalar, Nakotalar ve Lakotalar olarak adlandırıyordu. Santiler ya da Doğu Dakotalar' ın içinde Emdeokantonlar, Vopıtınlar, Vapakudiler ve Sissetonlar; Yanktonların içinde Yanktonlar ve Yanktoneyler; Tetonlar ya da Batı Dakotalar'ın içinde de Sihasapalar ya da Karaayaklar, Yukarı ve Aşağı Bruleyler, Hunkpapalar, Minıkancular, Oglalalar, Yaysızlar (Sans Arcs) ve İki-Tencereliler (Two-Kettle) ya da Oohenonpalar yer alıyordu.

Dakotalar, Amerika Kızılderilileri'ne özgü konik bir çadır olan tepee'lerde yaşarlardı. Erkekler savaşta gösterdikleri kahramanlık ölçüsünde saygınlık kazanırdı; seferde ele geçirilen atlar ve kafa derileri yiğitlik göstergesiydi. Savaş ile doğaüstü inançlar arasında yakın bir bağlantı vardı. Savaşçıları düşmanlardan korumak amacıyla kalkanlarının üstüne, görülen düşlere uygun, renkli figürler çizilirdi. Dakotalar'ın dininde, evreni yöneten dört tanrısal güç vardı. Bizon figürünün de dinde önemli yeri vardı. Teton Dakotaları arasında ise, ayı figürü önemliydi. Kişinin düşünde kendisini ayı gibi güçlü görmesinin hastalıkları iyileştirici etkisi olduğuna inanılırdı. Dakota kadınları, oklukirpi dikeni ve boncukla yapılan süslemelerde ustaydı. Bazı Dakota kabileleri de hayvan postlarının üstüne tarihlerindeki önemli olayları işlerdi. Kabilede ayrıca dans, şaman ve kadın grupları bulunurdu.

20. yüzyıl sonlarında Dakota nüfusu 40 bin dolayındadır. Bunun yüzde 75'i aşkın bölümü Kuzey ve Güney Dakota, Montana ve Nebraska'daki kamplarda yaşar. Bunun dışında Kanada'da da birkaç bin Dakota yaşamaktadır.

Bir şeyin doğru olup olmadığını o işteki yarar ile ölçen ahlak sistemi...

Utilitarizm,
Faydacılık (utilitarianism),

İngiliz Jeremy Bentham (1748-1832) ve James Mill (1773-1836) tarafından geliştirilen ve daha sonra J. S. Mill tarafından işlenip geliştirilen bir ahlak ve siyaset felsefesidir. Antik yunan filozofları, Epikür(Aipikuros) gibi bu konu ile ilgilenmişlerdir. 

Felsefede Faydacılık ya da Pragmatizm hem iyinin hem de doğrunun teorisi olarak tanımlanmaktadır. Kapitalizmin siyasal düşüncesi ve felsefi doktrini olarak nitelenebilir. Homo Economicus denen bir insan modeline dayanan bu görüşte, insanın yarar/kazanç arayışında olduğu ve insan davranışlarını bu güdünün yönlendirdiği varsayılmaktadır. İyi en fazla faydayı sağlayandır ve burada fayda zevk, tatmin veya bir nesnel değerler listesine göre tanımlanır. Doğru hareket en yüksek faydayı verendir. 

Asya’da yaşayan büyük bir timsah...

Gavyal, Gavial,

Timsah (Crocodilia), Amerika, Afrika, Madagaskar, Güney ve Doğu Asya ile Orta Avustralya' da yaşar. Hindistan ve Sri Lanka' da yaygın olarak tatlı suda yaşarlar. Tuzlu sularda yaşayanları da vardır. Nil Nehrinde yaşayan bir timsah türü de Nil timsahı adıyla anılır. Yumurtayla çoğalırlar. Çiftleşmeden sonra dişi, kıyıdaki bir kumlukta açtığı çukur içine kaz yumurtası iriliğinde 50 kadar yumurta yumurtlar. Yavrular, balık yumurtaları, salyangoz ve su böcekleriyle beslenirler. Yavrular, balık yumurtaları, salyangoz ve su böcekleriyle beslenirler.

Timsah cinsleri...

Timsah (Crocodilia),  
 
Timsah Arapça bir kelime olup, Eski Türkler timsaha Alavan demişlerdir. Timsahgiller ailesinden  iri yapılı, kalın ve kabuksu derili, sıcak bölgelerdeki akarsularda yaşayan sürüngen türleridir. Kertenkeleye benzer, vücutlarının üzeri, sert kemiksi plakalarla örtülü, ön ayaklarında beşer, arka ayaklarında dörder parmak bulunan bu hayvanların, parmak araları tamamen veya kısmen perdelidir. Kuvvetli çenelerinde güçlü dişleri vardır ve üst çeneleri açılır. Alt damağa yapışık dilleri vardır. Gözleri, burunları ve kulakları başlarının üst kısmında bulunur. Suda çok iyi yüzen bu hayvanlar karada zor tareket ederler. Genellikle gündüzleri dinlenir, gece avlanırlar.
Gavyal - Gavial (Gavialidae),
Alligator(Alligatoridae),
Krokodil (Crocodylidae),
Kayman,
Nil Timsahı, (Nil Nehrinde yaşayan bir timsah türüdür),
Hint Timsahı (Hindistan ve Sri Lanka' da yaygın olarak tatlı suda yaşar),

Timsah derisi...

Krokodil,

Timsah (Crocodilia), Derilerinden bavul, çanta iskarpin yapılır. Bu nedenle de insanlar tarafından avlanırlar. ABD' nin güneydoğusundaki bataklık, göl ve ırmaklarda yaşayan Mississippi aligatörunun derileri ayakkabı ve valiz yapımında değerli sayılır. En çok Florida bataklıklarında yaşar. Üreme dönemlerinde avlanmaları yasaklanmıştır. Boyları 3-4 metreye ula şabilir. Timsahlar yok edilmediği takdirde uzun süre yaşayabilmektedir. Balık, kuş ve suya gelen memelilerle beslenirler. İnsanlara da saldıranları vardır. Avlarını güçlü çeneleri arasına sıkıştırıp suya çekerek boğarlar. Dişlerini avlarını parçalamada kullanırlar. Çiğnemeden parçalar halinde yutarlar. Sindirim için çakıl ve taş da yutarlar. Genellikle gündüzleri dinlenir, gece avlanırlar.

Bandırma açıklarında batan Türk yolcu gemisi...

Trak,
Marmara’da kullanılmak üzere ısmarlanmış üç gemiden biri de Trak' dı. Öteki ikisi, uzun yıllar boyunca sadakatla hizmet verecek olan Sus ile Marakaz' dı. Almanya' da Kiel' de Krup tezgahlarında Türkiye'nin siparişi üzerine bir yılda inşa edien Trak vapuru, İstanbul' a Mudanya' yı iki saatte birbirine bağlayacaktı. Uzunluğu 75 metre, genişliği 11 metreydi, saatte 19 mil yapıyordu. Ağırlığı da 1414 grostondu. Vapur en son teknik icaplara göre yapılmıştır; sür'ati saatte 19 mildir. Makinasının devir sür'ati 250 dir. Makine 18 mille çalıştığı zaman 3600 ve 19 mille çalıştığı zaman da 4000 beygir kuvvetindedir. Makine türbin ve kazanın tazyiki 15 atmosferdir. Yani 350 libre tazyik demektir.

Vapurun ilk seferi Galata limanından Mudanya' ya olmuştur. Daha sonra II. Dünya savaşı sırasında, Trak' a da görev düşer ve askeri birlikleri taşımada kullanılır. Henüz altı yıllık bir gemi olan Tark, 18 Ocak 1944 tarihinde askeri birlikleri Gelibolu' ya götürür. Tam İstanbul' a geri dönecekken aldığı bir telsiz emriyle Bandırma limanına doğru yola koyulur. İstanbul' a gelmek isteyen yolcuları almak için Bandırma' ya gitmesi gerekmektedir. Yolda birdenbire bir kar fırtınası patlak verir ve deniz karışır. Tipi yüzünden görüş neredeyse imkansızdır. 20.30 sıralarında Mudanya açıklarında, Kapıdağ önlerinde kayalıklara bindirir Trak. 23 kişinin hayatını kaybettiği bu korkunç kazadan çok az kişi kurtulur.

Kısır, verimsiz...

Akim,
Kısır, verimsiz, döl veremeyen.

Gökyüzünün en parlak yıldızlarından biri...


Rigel, (Arapça ayak).

( β Orionis / Beta Orionis)
Orion'daki bir yıldız. Büyük Avcı dikdörtgeni' nin alt sağ köşesindeki parlak mavi-beyaz görünümlü Rigel  Avcı' nın dizini oluşturur ve yaklaşık 1000 ışık yılı uzaklıktadır. Işıması çok güçlüdür. Rigel, her saniye Güneş'ten 50.000 kat daha fazla ışınım yapmaktadır. 

Anlaşılacağı gibi, Rigel çok sıcak ve genç bir yıldızdır. Dış tabakalarında sıcaklık Güneş' in yaklaşık üç katı, yani 15000 K olup yayınladığı ışık mavi renk ağırlıklıdır. 7.parlak yıldız olan Rigel' in parlaklığı, 0.12 Kadir. Güneş’ den 57.000 kat daha parlak olan bu yıldızın kütlesi 50 Güneş kütlesine eşittir.

Elma, armut, ayva gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü...

Eşelek,

Kuzey gök küresinin en parlak yıldızı...

Vega,

Vega sözcüğü Arapça' dan türemiştir. 
Saldıran kartal (avına çullanan kartal) anlamına gelmektedir. 
Güneş Sisteminde, çapı 12.756 km, olan bir gezegen. Güneşe uzaklığı 149.597.890 km. dir. Güneş’ in etrafında 365,25, kendi etrafında ise 1 günde döner. 


Vega, belirgin bir mavi ışıkla parlar ve 0,03 ile 0,04 arasında değişen görünür büyüklüğüyle, gökyüzünün en parlak 5. yıldızıdır. Rus gök bilimci  Friedrich Georg Wilhelm von Struve tarafından bulunması, yıldızlar arası uzaklıkların hesaplanması bakımından önemli bir olaydır. Vega 1850 yılında fotoğrafı çekilen ilk yıldızdır. 

Lir Takımyıldızında yer alan Vega,  Kartal Takımyıldızı' ndaki  Altair (gökyüzünün de 12. en parlak yıldızı) ve Kuğu Takımyıldızındaki  Deneb yıldızı ile birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. 

Vega, bir zamanlar kutup yıldızıydı.  
Güneş ve Ay' ın çekim kuvvetlerinin etkisiyle, Dünya'nın ekvator bölgesindeki şişkinlik, gezegenin eksensel hareketinde bir tereddütte yol açmaktadır. Buna bağlı olarak 26.000 yılda bir oluşan yörüngesel salınım, yıldızların gökyüzündeki konumlarını da yavaş yavaş değiştirmektedir. Bu nedenle Vega, yaklaşık 11.500 yıl sonra tekrar "kutup yıldızı" konumunda olacaktır. Vega'nın ömrünün Güneş'in ömrünün %10'undan bile kısa olacağı tahmin edilmektedir. Buna göre Vega, yaklaşık 1 milyar yıl sonra sönmüş bir yıldız olacaktır.



VEGA

Yiğit ...

Alp,
Cesur, Civanmert,
Er,
Keleş,
Yiğit,
Pehlev,
Bahadır,
Koçak, 
Cesaretli, 
Cüretli, cüretkar,
Cesur,
Yürekli, yiğit.
Serbaz, 
Yürekli, korkusuz (kimse).
Alp,
Güçlü ve yürekli, kahraman.
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan.
Gözü pek,
Babayiğit, 
Koçak, 
Cesaretli, 
Cüretli, cüretkar,
Delikanlı, 
Genç erkek.

Pehlivan,
Dilaver,
Kahraman.
Bogatır,
Neriman, (Farsça).


Seyrek taneli ve kırmızı benekli bir üzüm cinsi...

Yapıncak,

Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm. Benekli sarı renkli, çekirdekli, taneleri orta irilikte, son turfanda, şaraplık ve sofralık olarak değerlendirilen, Tekirdağ ilinde yetiştirilen bir çeşittir. 
Kınalı Yapıncak olarak da adlandırılır.

Parası olmayan, züğürt anlamında argo sözcük...

Kokoz, (argo). 
Parası olmayan, züğürt.
Kurnaz ihtiyar, pişmiş, kurt (aşağısama anlamında).

Yakut Türkleri inanışında kötü ruhların adı...

Abası,
Abası, Albız, Albis, Almış, Albastı, Alkarısı.

Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad.  Eski Türklerde, Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha, Tuba Türklerinde Albis; Altay Türklerinde Almış ismi olarak hep kötü ruhları adlandırmıştır.


Yakut Türkleri kendileri için Saha adını kullanmaktadır. Rusya Federasyonu içinde Yakutistan' da yaşayan Türk halkı, Sahalar(yakutça), Yakutlar' dır. Bu halkın ilk başlarda dini Asya' da olduğu gibi şamanizmdi. Ancak zamanla değişerek Hıristiyanlık olmuştur. 18. yüzyılın sonunda Yakutların yarısı Hıristiyanlaştırıldı. Kiliseler açıldı, Yakut dilinde ibadetler başladı. Ancak Hıristiyanlaşan Yakutlar Şamanlık' taki dini gelenek ve ibadetlerinden vazgeçmediler.

Yakutlar'ın, Hun Türkleri'nin bir kolu olan Kurıkanlar'dan (Güligan) veya Sakalar'dan geldiği yolunda görüşler vardır. Rusya Federasyonunun en geniş Slav kökenli olmayan ve yüz ölçümü 3.103.000 km² olan Yakutistan' da altın, elmas, kurşun, kömür gibi madenler önemli kaynaklarıdır. Ülkede çok sayıda göl ve nehir bulunmaktadır. Irmakların en uzunu 4.700 km.lik Lena' dır. Yakutlar, ren geyiği yetiştiriciliği, avcılık, balıkçılık ve Lena Vadisi' nde yapılan tarımla geçinirler. Bu günkü Yakut Özerk Cumhuriyeti 1922'de kurulmuştur.

Sahalarda (Yakutlarda) ruhların en büyüğü en görkemlisi Aan Alahçın Hatun. Bu ruh iyi kalpli ve insanlara, hayvanlara yardım eder ve doğanın iyi olması için çalışır. Kayın ağaçlarında oturan bu ruh, düz yeşil alanlarda küçük kasırga olup gezer. Ot, ağaç ve bitkilerin ruhlarını temsil eden, Ereke, Cereke, Kırbadahın ve kırgıttar adlı ruhların, Aan Alahçın Hatun' un çocukları  olduğu rivayet edilir.

Kısır erkek...

Akir,

Kısır hayvan...

Eremik,

Yakut Türkleri...

Sahalar, Yakutlar,
Rusya Federasyonu içindeki Yakutistan' da yaşayan Türk halkı. 

Yakutistan Cumhuriyeti,
Kuzeydoğu Sibirya’da Kuzey Buz Denizi’ne dökülen Lena, Yana, İndigirka ve Kolıma ırmaklarının havzasında yer alır. Yakutistan nüfusunun % 50.5′i Ruslardan % 36.9′u Saha ( Yakut ) lardan oluşmaktadır. Geriye kalan yaklaşık % 13′lük kısım ise Ukrain, Kazak, Tatar ve Azerilerden müteşekkildir. Başkent Yakutsk′ dur.

Yakutlar Sibirya’nın kuzeydoğusunda yaşayan bir Türk boyu.  Sahalar adıyla da bilinen Yakutların, Gulıganlarla (Kurıkanlar) Tunguzların karışmasından meydana geldiği tahmin edilmektedir.Yakutlar, 10. yüzyıldan sonra, Moğol istilaları yüzünden yurtlarını terk ederek, Selenga Irmağının aşağı kıyılarında, Angara ve Lena ırmaklarının yukarı bölgelerine göçtüler.  M.S. 6-10′uncu yüzyıllarda güneyden gelerek yerleşen bir Türk boyu olan Yakutlar ( Sahalar ) 17′ inci yüzyılın ilk yarısında Rus Çarlığının denetimine girdi. Yakutistan’ın en büyük kenti olan Yakutsk eyaleti 1632′de kuruldu. 1638′de Yakutsk eyaleti ( Voyevodstvo ) oluşturuldu ve bu topraklar Rusların yerleşimine açıldı. Ruslar özellikle Lena nehrinin orta kesimi boyunca sıralanan şehirlere yerleştiler.  1620-1630 yılları arasında tamamen işgal ettiler. Yakutlar, zaman zaman ayaklandılar ise de, bir netice elde edemediler. Bu tarihten sonra Yakutların büyük çoğunluğu, Rusların etkisiyle Hıristiyanlaştı. Buna rağmen Şamani inançlarını da devam ettirmişlerdir. Yakutistan, Çarlık Rusya’sında siyasi suçluların sürgün edildiği bir ülke durumuna geldi. Yakutistan, Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyetini kuruldu (1922). 

Ağacın kimyasal yöntemle boyanmasında, ilk boya gereci olarak kullanılan renksiz, billursu cisim ...

Pirekateşin, (Osm.).
Ağacın kimyasal yöntemle boyanmasında ilk boya gereci olarak kullanılan renksiz, billursu cisim.

Hasta olmama durumu, esenlik...

Afiyet (Arapça),
Sağlıklı, sıhhatli olma, hastalıktan uzak olma durumu.

Çatı kirişi olarak kullanılan ya da kiremitlerin altına döşenen ince tahta. ...

Balar (Farsça), İnce tahta.
Hartama, (İng. shingle). 
Petavra,

Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta, çıta.
Doğu Karadeniz kıyıları gibi dağlık ve yağışlı yörelerde, kiremitin yerini tutan düz, ince yaprak durumuna getirilmiş tahtadan yapılan dam örtüsü, damtaşı.

Şeyhi' nin, özenti içindeki bir eşeği konu alan ünlü mesnevisi...

Harname

Şair Şeyhi(Hekim Sinan) ,
Divan edebiyatımızın seçkin şahsiyetlerinden olan Yusuf Sinan Kütahyalıdır. Hangi tarihte doğup ve kaç yaşında vefat ettiği kesin olarak bilinmiyorsa da Germiyan Hükümdarlarından II. Yakup (1387-1429) Beye kapılandığı Çelebi Sultan Mehmet zamanında (1413-1421) Osmanlı Sarayına intisap ettiği ve II. Murat zamanında sağ olduğu bilinmektedir.  Divan edebiyatı şairi Şeyhi tarafından kaleme alınmış bir mesnevidir. Eser 126 beyitten oluşmaktadır. Divan edebiyatında hiciv eserlerinin ilk önemli örneklerindendir. Eşekname anlamına gelmektedir. Türk Edebiyatında ilk hiciv metnidir. Bir mesnevinin ihtiva etmesi gereken tevhit, naat, padişah methiyesi, telif sebebi, esas hikaye, dua gibi kısımları içerir. Eser nisbet ve tenasüb ile yazılmıştır. 

Şeyhi’ nin eserde vermiş olduğu tasvirler çok güçlüdür. Eşeğin zayıflığı ve öküzlerin otlaktaki görünüşleri çizilirken göze, kulağa, zihne hitap eden canlı ve hareketli sahneler yazılmıştır. Bu yönü ile eski edebiyatımızda eşi az bulunur realist bir örnektir.  Şeyhi, Harname’ de tarihin başlangıcından beri insanların tartıştıkları kader kavramı ve bu kavramın insan hayatının seyrindeki yeri ve insanların bu kavrama bakışlarını, kadere karşı gelme ve bunun sonuçlarını işlemiştir. İnsanların davranış ve hareketlerini kabul edilmiş değerlere göre değil de yaratılışın ve dolayısıyla kaderin getirdiği farklılıklara karşı çıkarak yapmaları halinde kaybedilenlerden olacakları anlatılmıştır.

Eserleri;
 1-Divan-ı Şeyhi
 2-Harname
 3-Dürül akayıt
 4-Tıbba ait bir resale-Kenzülmanafe fi ahvalilemzice ve-ttabi-i
 5-Habname
 6-Hüsrev-ü Şirin

Paltoya benzer bir tür üstlük...

Sako, (İt. sacco),
Eskiden Paltoya benzer bir tür üstlük,
Kaban,  
Ceket,
Palto, 
Pardösü,

Yokluk, hiçlik, ölüm...

Adem,
Gaybubat, (Eski dilde).
Göz önünde bulunmama.
Yokluk, Kusur, Hata,
 

Sanayi ve tarımda kullanılan, tekerlekler üzerine kurulmuş, istenilen yere çekilebilen seyyar, patlamalı motor veya buhar makinesi, motoru ...

Lokomobil, (Fr. locomobile,İng. Locomobile,  traction-engine ).
 
Sanayi ve tarımda kullanılan, tekerlekler üzerine kurulmuş, istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesidir. Genellikle ağaç kesmek için kullanılır. Tarım işlerinde, harman, saban veya çift sürme araçları, sulama araçları gibi ekipmanları yürütmek için kullanılmış. Endüstride su çekme, maden çıkarma işlerinde, yapılarda, bıçkı makinelerinin çalıştırırmasında, kağıtçılıkta kullanılmıştır. Lokomobiller, genel olarak bir kazan ve bir silindirden meydana gelmiştir. Kazan büyük tüp biçimde olup silindir ise yatay olarak lokomotife benzer şekilde yerleştirilmiş olarak kullanılmıştır. Lokomobiller Traktörlerin ilk versiyonuydu. Günümüzde lokomobiller tarihe geçmiş ve artık kullanılmamaktadır.

Ağaç kavunu...

Kebat, Kitra,
Utruç,
Sitra,
Ağaç Kavunu, (Citrus medica). 
Akdeniz çevresi, Hindistan'ın bazı bölgeleri ve Güney ile Orta Amerika'da yetişen,  turunçgiller (Rutaceae) familyasından limondan büyük, kalın kabuklu ve sarı renkli, yavaş büyüyen ağaç kavunu meyvesinin günümüzde kabuğu, yaprağı ve çiçeğinden yararlanılır. Ağaç 3 yaşına geldiğinde meyve vermeye başlar. Meyvesinin boyu eninden büyük genelde 12-15 cm arasındadır. Kabuğu  üzerinde pürüz ve çıkıntılar bulunan kalın, sert ve kokuludur. Meyvesi pasta, şekerleme, reçel yapımında, çiçek ve yapraklarının ise parfüm sanayiinde kullanılır. Hindistan' da ağacından baston yapımında kullanılır.

Ticari değeri olmayan tatlı ve ekşi meyveleri olan ağaç kavunu bir çok hastalıkların tedavisinde de kullanılır. Çiçeği açılmadan toplanır, 5 gün su içerisine bırakılır ve acılığı gidene kadar her gün suyu değiştirilir, sonra balla karıştırılarak marmelat yapılır, kış mevsiminde soğuk algınlığında, bronşit hastalığında, nefes darlığında bu karışımdan bir miktar yenirse şifalı gelir. Yaprakları hazmı kolaylaştırır, nefesi rahatlatır. Yaprağı ezilerek suyu balla karıştırılıp günde üç kez birer çorba kaşığı yenirse mesane iltihabına iyi gelir. 

Meyvesi Hesperidin isimli bir glikozit içermektedir. Bu madde P vitamini etkisi göstererek kılcal damarları kuvvetlendirmektedir. Kabızlığı giderir, mide ve ciğerlerin hararetini keser, mide ve kalbi kuvvetlendirir, kalp çarpıntısını giderir, sıtmaya iyi gelir. Ağaç kavununu veya yaprağını koklamak baş ağrısını geçirir, ferahlatır. Çekirdekleri ezilip aç karnına su ile içilirse bağırsak kurtlarını düşürür. Çekirdeğinin kabuğu dövülüp akrep sokan yere konursa şifalı gelir. Çekirdeklerinin külü diş diplerine ve ödemlere sürülürse faydalı gelir.
Kabuğu çiğnenirse ağız kokusunu giderir. Kabuğunun suyu ile yaralar pansuman yapılırsa şifalı gelir. Yılan sokmada suyunu içmek iyi gelir. Meyvenin Kabuğu hazmı kolaylaştırır.
Kurutulmuş meyveler güveleri kaçırmak için elbise arasına konulmaktadır. Yine, meyve kabuğu sirke içinde bir müddet bırakılıp sonra çamaşırlar içine bırakılırsa, güvenin zarar vermesini önler. Kabuklarının küllerinden merhem yapılıp sürüldüğünde varisi geçirir. Külü cüzzam yaralarına sürülürse iyi gelir. 

Çiçeğini koklamak dimağı kuvvetlendirir. Şehveti ve erkekliği artırır. Dahilen kullanılan günlük yaprak miktarı 40 gramı geçmemelidir. Gül suyu ile karıştırılıp göze damlatılırsa gözün yanma sim, ağrısını ve göz kapaklarının batmasını önler. 10 gram çam sakızı, 5 gram un, 5 gram çekilmiş kara biber tozu ve bir miktar bademyağı ile beraber kaynatılıp, yumurta akı ile merhem yapılarak basur tedavisinde kullanılır.


Ağaç kavunu reçeli;
Malzemeler: 
4 adet orta boy ağaç kavunu,  4 kg. şeker, 1 tane limon.

Yapılışı: 
Önce kavunların kabuklarını sonra en iç kısmını soyup çıkartalım. Sadece ortada kalan beyaz kısmı dilimleyip küp küp doğrayalım. Derin bir kapta bir gece suda bekletelim. Sonra sudan sıkıp çıkartalım ve tekrar suya koyup yarım saatte bir  3 kere suyunu değiştirelim ve tekar bol suyla kaynatalım. Bu arada acı suyu çıkmış oluyor.   Kaynadıktan sonra son kez sıkarak çıkartalım. Kavunlar nihayet hazır durumdalar. Derin bir kapta balını kaynatalım ve 1 limonla balını kestirip hazırda bekleyen ağaç kavunlarını balın içerisine bırakalım. Kıvamını alana kadar kaynadııktan sonra reçelimiz hazırdır. Bu reçelin yapılışı bana göre gerçekten zor ama tadı harika. Üzerine irice dövülmüş fındık veya cevizle servis edilir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ