Eski, ezeli, kıdemli anlamında bir sözcük...

Kadim, (Osmanlıca).
Ayak basan, Ulaşan, Varan.
Yüce, köklü

Ulaştırma, eriştirme...

İsal, İblağ, Münakalat.

Ulaştırmak, vâsıl etmek. Yetiştirmek.

Müjde...

Sava, Muştu,
Beşâret. Sevinç haberi.

Vietnam takviminde yılbaşı...

Tet,
Vietnam takviminde yılbaşı.
Tet Nguyen Dan (Vietnam Yeni Yılı)

Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı...


Lir,  
Phorminx, Kithara, Lir, Barbitos, Lir ailesinden telli çalgılardır.  Arp ailesinden, tarihi M.Ö. 9. Yüzyıla kadar giden telli, antik bir çalgıdır. Her ne kadar Kithara ile karıştırılsa da, gerek daha küçük, gerekse ayaksız oluşu ile ondan ayrılır. Şekil açısından iki farklı Lir vardır: Chelys (Kaplumbağa formu) ve Barbitos Uzun.

Kaynağı eski Yunanlılara dayanan “U” harfi şeklinde ağaçtan oyulan, çırpma telli bir çalgı aleti. Tıp ilminde, beyin üçgeninde, iki arka kordonların boş kısımlarına ve ammon boynuzlarını birleştiren enine liflerin hepsi bu isimle anılmaktadır. Bu müzik aleti, ilk önce yarım küre şeklinde, içi boşaltılmış kaplumbağa kabuğunun iki ucuna karşılıklı olarak yerleştirilen 3 kirişin gerilmesiyle ortaya çıkmıştır. Daha sonra modern hale sokulan, lirin kirişleri (telleri) beşe çıkarılmıştır.

Lir; on üçüncü yüzyılda İtalya'da kullanılmıştır. Bazı rivayetlerde keman bu müzik aletinin kaynağı olarak anlatılır. Şekil itibariyle kemana benzer. On dördüncü yüzyıllarda Pleiçde şairleri şiir okurken telli ve yaylı olan bu müzik aletini kullanmışlardır.

Lirin özelliği parmaklarla çalınır ve kucakta iki diz arasında tutularak ses verdirilir. “İnsanların duygularını anlatma” anlamına gelen “lirik” kelimesinin şiir dünyasında yer alması, bu müzik aletine dayanır. Daha sonra bu şiir türü de şairler arasında yayılmıştır.

Lir sözü, 18. yüzyılın yarılarına doğru motif ve dekoratif sanatına da girerek “Lir motifi” olarak ahşap bina duvarlarını süslemede kullanılmıştır.

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma...

İnanç,

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.
Birine duyulan güven, inanma duygusu.
İnanılan şey, görüş, öğreti
Tanrı'ya, bir dine inanma, iman, itikat
Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu. 

2006 Formula 3 Avrupa serisini, birincilikle bitiren McLaren Autosport ödüllü İngiliz pilot...

Resta,
Paul di Resta 2006 Formula 3 Avrupa serisini birincisi.

2006 McLaren Autosport BRDC Ödülü sahibi di Resta, VJM02 kokpitinde, Salı günü öğleden sonraki derecesiyle en hızlı ikinci pilot olmuştu.
Geçtiğimiz yıl Silverstone'da McLaren'la bir gün test sürüşü yapan İngiliz pilot, "Gelecek yıl için somut bir planım yok. Ancak Force India ile bu test sayesinde gelecek için güçlü ilişkiler kurabileceğimi umuyorum" diye konuştu.

Force India'nın 2010 sürücü kadrosu için Adrian Sutil ve Vitantonio Liuzzi ile imza atmış olmasına karşın, test ve yedek pilot pozisyonu hala boş bulunuyor.  Bu pozisyon için, Jerez' de teste çıkan di Resta ve JR Hilderbrand en güçlü adaylar arasında yer alıyor.

Genellikle bir ölünün ya da acı, üzücü bir olayın ardından söylenen halk türküsü.

Ağıt,

Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi' nin kısaltması...

İtlos, (International Tribunal for the Law of the Sea). 
On 6th July the International Tribunal for the Law of the Sea (ITLOS) received two applications on behalf of Japan and against the Russian Federation. According to the applications, Japan requests the prompt release of two fishing vessels and the crew of one of those vessels (the Hoshinmaru and 17 crew members and the Tomimaru). 

Duvar resimleri ve yazılarına verilen ad...



Grafiti, Graffiti,

Graffiti genel anlam olarak kamu alanlarına izinsiz kişisel yada bireysel görüşü yansıtan yazı yazmaktır. Sprey boya ile yapılan versyonu bu durumun son halidir. Duvar yazıları ve resimlerine verilen ad. Grafik sözcüğü kökeninden türetilmiştir. Graffiti, kimi çevrelerce bir sanat dalı olarak kabul edilirken, bir başka bakış açısı da, graffitiyi vandalizm olarak değerlendirmektedir. Bazı mağara resimlerini bile graffiti sayanlar vardır. Pompei' de taşlara kazınmış seks ve sosyal mesaj kaygılı graffitiler bulunmuştur.

Almanya'yı Doğu ve Batı şeklinde ikiye bölen Berlin Duvarı' nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla grafiti uygulama alanı olmuştur. Graffiti yapanların çok büyük bir çoğunluğu kimliklerini gizlemekte ve takma isimler kullanmaktadırlar.

Türkiye'deki Graffiti uygulayıcıları;
Samet Esen, Tunç Dindaş, Cihan Uyar, İsmail Can Yalçın.

Kanada' lı dahi yönetmen...

James Cameron (16 Ağustos 1954),

James Francis Cameron Kanada' lı yönetmen, senarist ve prodüktör. Titanik, Terminator, Aliens gibi büyük yankı uyandırmış filmleri yapmış olması onu az bir filmografisine rağmen Hollywood'un en önemli ve bilinen yönetmenlerinden biri yaptı. Gördüğü bir rüyadan etkilenen James Cameron Terminator' ü yarattı. Filmin devamı da ilk filmin gişe başarısının sonucu çekildi ve o da bir öncekini aratmadı. Cameron, bilimkurgu örnekleri vermeye devam etti. Aliens, Abyss, Rambo İlk kan-2, gerçek yalanlar, Tuhaf günler  gibi yapımları çekti. James, 1997'de tüm dünyada adını duyurdu ve rekorlar kıran Titanik için senarist, yapımcı oldu ve yönetmen koltuğuna oturdu. Günümüzde bile kırılamayan rekorlara imza atan filmi Titanik onun En İyi Yönetmen dahil (11 Oscar) o yılki neredeyse tüm ödülleri kazanmasını sağladı. Kanadalı yönetmen James Cameron, Hollywood'daki Şöhretler Kaldırımı'nda (2396.) yıldızını alarak "ölümsüzleşti". Avatar filminin  dahi yönetmeni Cameron, kariyerinin en önemli iki oyuncusu Arnold Schwarzenegger ve Sigourney Weaver ' dir.Cameron'un Avatar filmi, ABD'de vizyona girmesinden kısa bir süre sonra sadece ABD topraklarında 3,5 milyon Dolar hasılat getirmiş bulunuyor.

Avatar filminin kısaca konusu, 2154’de, dünyanın ihtiyacı olan bir minerale ev sahibi olan barışçıl Pandora, dünyalı askeri kuvvetler tarafından işgal edilir. Cameron’un politik mesajlar verdiğine şüphe yok. Mavi derili yerel halk Na’vi’lerin arasına karışmak için organik olarak Avatar yapay uzaylılar üretilir. Avatar’lar, dünyalı askerler tarafından zihin gücüyle hareket ettirilmektedir. Belden aşağısı tutmayan Jake, tesadüf eseri program için seçilir.

Gözü açık, uyanık...

Sak,

"Karaimler" de denilen ve Yahudi inancını benimseyen, Orta Asya kökenli bir Türk boyu...

Karaim,  Karayit. 
Çoğunluğu türk soyundan olan ve çoğu polonya topraklarında oturan bir musevi topluluğudur.

Karaim ya da Karayit bir Yahudi mezhebidir. Karaim terimi İbranice Ba'alei ha-Mikra (yazıtların halkı) eşanlamı ile bilinir. Karaim akımı 8. yüzyılda Babil'deki din adamları arasında başgösteren bir ideolojik çekişme sonucu, Anan ben David tarafından oluşturuldu. Kurucularının "Tora'yı dikkatlice incele ancak benim yorumlarıma asla güvenme" biçimindeki ana deyişi, bu akımı özet olarak simgeler.

Karaimler, Yahudilerin ana din kitabı olan Tora Yazıtları' ndan başka bir kaynak tanımaz, sözel kuralları kendi inancı için bağlayıcı bulmazlar. Yahudiliğin diğer kutsal kitabı olan, ancak sözel gelenek ve kuralların bir derlemesini oluşturan Talmud, Karaimlerce tanınmamaktadır. Tek kaynakları Tevrat olduğundan bazı dinî bayramları farklı biçimde kutlarlar.

Yeni Zelanda' da yaşayan bir papağan cinsi...

Kakapo (Baykuş Papağanı),
Soyu tükenme tehlikesiyle ciddi şekilde karşı karşıya olan kakapo yani baykuş papağanı uçamayan kuşlardandır. Anayurtları olan Yeni Zelanda’ daki sığınak adalarda dolanıyorlar. Baykuş papağanı eskiden daha yaygındı fakat birkaç avcı ile birlikte evrilmesi ve sıçan ve gelincik saldırılarının da etkisi ile 100 yıl yaşayan bu kuşların sayısı gittikçe azalmış olup (91 adet) koruma altına alınmıştır.


Kea,
Kaka.

Üç dizeden oluşan Japon şiir türü...

Haiku,
 
16. yüzyılda ortaya çıkıp 17-19. yüzyıllarda gelişen, Haiku bir tür Japon lirik bir şiir türü. Bu şiirlerde inançları simgeleyen doğa imgeleri kullanılır. En kısa anlatımla; en doğru şeyleri söylemek, hece ölçüsüne uymak, baş harfler dâhil hepsini küçük harfle yazmak demek. Haiku için uluslararası yarşmalar düzenlir. Mainchi Yarışmasında en büyük haiku ödülü verilir. 
Türk Haiku yazan yazarlarımız vardır. Oruç Auroba, Yelda Karataş en tanınmışlarıdır.

Teniste topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş...

Lob, 

Tenis terimleri ve açıklamaları;
Ace:Atılan servis topuna, rakip oyuncunun raketiyle dokunamamasına denir. 
Ataktopu:Fileye gitmek için kullanılan her türlü vuruştur. Genellikle, orta saha ci­varından vurulan toplarla hücum edilir. 
Atak oyuncu:Genellikle müdafaa oyunu yerine, her zaman elverişli toplarla hücum eden oyuncu tipidir. 
Arka kort:Servis çizgisi, arka çizgi ve bunların arasında kalan yan çizgilerden meyda­na gelen bölümdür. 
Backhand:Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında, sol elle oy­nayan oyuncuların topa vücutlarının sağ tarafında iken yaptıkları vuruştur. 
Çapraz vuruş:Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine düşmesi demektir. 
Açıyı kesmek:Mesela, volede hızla ileri doğru hareketlenerek, rakibin çapraz topunun daha fazla açı almasını önlemek veya arka saha toplarının daha uzun gitme­sini önlemek için yapılan harekettir. 
Uzun vuruş:Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis çizgisi yakınına düşmesidir. 
Çift hata:Servis atışı sırasında, iki top hakkında da topları fileye takmak veya ser­vis karesi içine düşürememek suretiyle puanı kaybetmektir. 
Çift oyunu:Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şeklidir. 
Çift oyunu dış çizgisi:Sahanın en dışında bulunan ve boydan boya geçen kenar çizgidir, yalnız çift oyunlarında kullanılır. 
Paralel vuruş:Topun kenar çizgisi yakınından vurulup, aynı paralelde giderek rakip sa­hada aynı çizgi civarına düşmesidir. 
Hızlı saha:Oynanan saha yüzeyinde topun yere vurduktan sonra, çok hızlı bir şekilde sürat kazanmasıdır. Mesela, çim kort ile toprak sahayı, beton kort ile antuka cinsi sahayı (karışımlı toprak saha) karşılaştırırsak, çim ve beton sahalar hızlı saha olurlar. 
Düz vuruş:Topa düze yakın çok az spin ile vurmaktır. 
Ön kort:File, servis çizgisi ve bu iki kısım arasındaki yan çizgileri de kapsamına alan bölümdür. 

Forehand:Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafında, sol elle oynayanların ise sol taraflarında topa vurma şeklidir. 
Game-oyun:Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veya takıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game tamamlanmış olur. 40-0, 40-15, 40-30 gibi skorlarda 40 puanı alan oyuncu, bir sonraki puanı kazandığı zaman bir oyunu tamamlamış olur. 
Lob-vole:Vole vuruşuyla topu havaya lob şeklinde vurmak şeklidir. Genellikle diğer oyuncu veya oyuncularda file yakınında bulunurlar. 
Maç puanı:Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumudur. Mesela, 3 set üzerinden oynanan bir maçta; 6/4,5/2,40/15 gibi veya, 5 set üzerinden oynanan bir maçta; 6/3,7/5,5/4,40/30 gibi. 
Vuruşları karıştırmak durumu:Topun süratini, yüksekliğini, spinini, kesik vuruşunu devamlı değiştirerek rakibin ritmini, oyun şeklini bozmak şeklidir. 
Set puanı:Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan. Mesela, 5/2, 40/15 gibi, 
Kısa açılı vuruş:File netinin üzerinden, çapraz olarak geçen ve genellikle servis karesi içine düşüp, rakip oyuncudan uzaklaşan bir vuruş şeklidir. 
Tek oyunu (Single):İki oyuncu arasında, her sahada bir kişi olmak üzere oynanır. 
Yavaş saha:Tabii kırmızı toprak ve karışımlı toprak (Antuka) sahalardır. Toplar yere değdikten sonra, yavaşlar ve diğer bütün sentetik sahalara göre yüksek sıçrar. 
T Pozisyonu:Orta çizginin servis çizgileriyle bağlandığı yerdir. 
X Pozisyonu:Oyuncunun orta sahada atak topunu vurduktan sonra, file ile servis çizgisi poarasında ve topun geliş yönüne daha yakın, yani rakibin paralel veya çapraz vuruşunu yakalayabileceği zisyon yeridir. Bunlardan başka teniste devamlı kullanılan yabancı menşeili terimlerde vardır. Bunlardan bazıları;  Follow Through:Topa vurduktan sonra, raketin topun gittiği yönü izleme­sidir. 
Rally:Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesine de­nir. 
Let:Tekrar edilecek vuruşa denir. Genellikle servis atışında olur 
Lingering:Oyun durduğu zaman tekrar oyuna başlanmadan önce, bir oyuncunun kasıtlı davranarak, yavaş hareket ederek din­lenmeyi amaçlamasıdır. 
Passing-Shot:Filede bulunan rakip oyuncunun, topa dokunmasına fırsat vermeden onu geçen ve puan olan vuruşlara denir. 
Swing:Raketin, çeşitli kavisli hareketlerle önden arkaya veya arkadan öne doğru götürülmesine denir. 
Scrambling:Bir oyuncunun kendisinden uzağa düşen topa zamanında yetişmek için, ayaklarını ve adımlarını gelişi güzel kul­lanarak son çabasıyla koşmasıdır. 
Back-Swing:Vuruştan önce, raketin bir kavisle veya düz olarak geriye alınmasıdır. 
Chop:Genellikle yükseğe (omuz hizasına) gelen toplara yu­karıdan aşağıya kesilerek vurulmasına denir. 
Anticipation:(Antisipasyon) Hasımdan gelen topa anlayarak, hisse­derek çok erken olarak hazır olmaktır.
Onbeş: Teniste yapılan ilk sayı

Bozuk ve bayat yumurta...

Cılk,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ