Edirne' de bir göl...

Gala (Çeltik) Gölü- Enez ile Yeni Karpuzlu Beldesi ve Koyun Tepe Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Gala gölü’nün çevresi bataklıktır. Ortalama derinliği 70 cm’dir. Çok tuzlu olan suları kullanılmaz.Yüzölçümü yaklaşık 7,7 km2 olan göl, Meriç Irmağı ile bağlantılıdır.
Pamuklu Göl-Gala Gölü ile Pamuklu Göl birleşmektedir.Sığırcık Gölü’nün güneyindeki göl, Hisarlık Dağı eteklerindedir. Yağışlı mevsimlerde genişleyen göl, yaz sonlarına doğru küçülür ve kimi yıllar tümüyle kurur. Derinliği ortalama 70 cm’dir. Çevresi bataklık ve sazlıktır. Kışın soğuk günlerde donar; hiç bir mevsimde ulaşıma olanak vermez.
Sığırcık Gölü - Kuzeybatıda Karpuzlu köyü, kuzeyden Çeşme sırtı, doğudan Muratlı Korusu ile çevrili gölün güneyinde Pamuklu Göl vardır. Yüzölçümü yaklaşık 1.8 km2’dir. Sığ bir göldür; yazın suyu çok azalır. Suyu tuzlu olduğundan kullanılmaz.
Dalyan Gölü-Enez İlçesi’nin güneyinde bulunan Dalyan Gölü’nün alanı, yaklaşık 3,4 km2 ’dir. Göl alanı, göle dökülen akarsuların taşıdığı su miktarına bağlı olarak yaz ve kış aylarında değişiklik gösterir.
Tuzla Gölü - Doğuda İrik tepesi, Kuzeyden Vakıf Gölü, güneyden ise Saros Körfezi ile çevrilidir.Çok tuzlu olan suları kullanılmaz. Göl çevresi kumluktur ve sığ bir göldür.
Taşaltı Gölü - Dalyan Gölü’nün doğusundaki Taşaltı Gölü’nün yüzölçümü, yaklaşık 70 hektardır. Kışın yağışların etkisiyle göl alanında değişiklikler olur. Sığ bir göl olup, en derin yeri 80 cm’dir. Suyu orta derecede tuzludur.
Bücürmene Gölü -Dalyan Gölü’nün güneyindeki Bücürmene Gölü’nün alanı yaklaşık, 76 hektardır. Bu alan mevsimlere göre değişebilmektedir. Ortalama derinlik 50-80 cm arasında değişir. Suyu sodyumlu ve tuzlu olduğundan kullanılmaz. Kuzey ve doğu bölümlerinde doğal bitki örtüsü sazlık ve kamışlıktır.
Gölbaba Gölü- Merkez ilçeye bağlı Büyükdöllük ve Değirmenyeri köyleri arasındadır.
Paso Gölü, Vakıf Gölü,


Edirne İli’nde bunlardan başka, çukurlukların sularla dolması sonucu oluşmuş çok sayıda kaya gölü vardır. Ayrıca Baraj gölü  ve göletler şunlardır.

-Altınyazı Barajı:
-Kadıköy Barajı:
-Alıç Regülatörü:
-Sultanköy Barajı:
-Süloğlu Barajı:

Sedat Simavi Ödülleri...

Sedat Simavi Ödülleri, 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından belirlenen dallarda çalışmaları teşvik etmek ve başarıları ödüllendirmek amacıyla verilir. Ödül verilen dallar, Gazetecilik, Radyo, Televizyon, Edebiyat, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Görsel Sanatlar ve Spor’dur.
Ödüller için başvurular 1Ekim'e kadar kabul edilir. Ekim ayının ilk günlerinde ödül adaylarına ait çalışmalar ve belgeler Seçici Kurul üyeleri'ne gönderilir. Ekim ayının ikinci yarısından Aralık ayına kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde uygun gördükleri sayıda toplantılar yapar ve kazananları belirleyip 1 Aralık tarihine kadar Ödül Sekreterliği'ne bildirirler. 


Ödül kazananlara parasal ödüllerle birlikte merhum Sedat Simavi'nin küçük bir heykeli ve Ödül Belgesi verilir.

1977 Fazıl Hüsnü Dağlarca(Horoz) + Peride Celal (Üç yirmidört saat)
1978 Melih Cevdet AndAy(Sözcükler)

1980 Oktay Rıfat (Bir cigara içimi)

1981 Edip Cansever(Yeniden)

1984 Turgut Uyar(Büyük saat-Toplu şiirler)

1987 Hilmi Yavuz(Zaman Şiirleri)

1989 Vedat Günyol(Gölgeden ışığa)
1990 Sabahattin Kudret Aksal(Buluşma)

1991 Fethi Naci,

1993 Vüsat O.Bener-Oktay Akbal
1996 Feyza Hepçilingirler,









Saç yolma, kaş yolma, kıl koparma hastalığı...

Trikotilomani,(Trichotillomania-Trikotillomani),
(Dürtüsel Olarak Saç ve Vücut Kıllarını Yolma Hastalığı)
Morbid Saç Yolma,

“Trikotilomani” terimi kendi saçını yolma tutkusu olarak tanımlanmaktadır. Bu bozukluk el veya ayak parmagı emmeden sonra, en sık rastlanan insan tarafından gerçeklestirilen hastalık şeklidir. Çocuklarda erişkinlere göre yedi kat daha yaygındır. Kafa derisinin bir veya daha fazla alanığ etkilenmektedir. Çoğu olguda, saç kaybının gözlendiği bölgelerin sınırları kesin bir şekilde belirli değildir. Bazen, kafa derisinde yolunma ve kabuk oluşumları görülmektedir.

Dürtüsel olarak saç ve vücut kıllarını yolma hastalığı olarak bilinen "Trikotilomani"nin, çocukken ailesinden ayrılan veya yakın Aile fertlerinden birini kaybeden kişilerde sıklıkla görüldüğü bilinmektedir.  Saç yolma kişide belirgin sıkıntıya yol açar, toplumsal mesleki ve diğer önemli alanlardaki uyumu bozar. Genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalık, kadınlarda erkeklerden 5-10 kat fazla görülürken, daha sonra erken erişkinlikte kadın ve erkek arasında eşit oranda görülür. Hastalığın esas klinik özelliğinin saç, kaş, kirpik koparmakır. "Daha az olarak sakal, bıyık ve diğer beden kılları da koparılabilir.

Trikotilomani Tedavisi:
1. Psikoterapi (Bilişsel-Davranışçı Terapi):
2. İlaç Tedavisi:


Araştırmacılar, ilaç tedavisiyle aynı sürede götürülecek olan terapinin etkinliğini halen araştırıyorlar.Tedavi gördükten sonra saç yolma davranışını kesen hastaların saçları, eğer ki saç derileri kalıcı kelliğe neden olacak derecede tahrip edilmemişse tekrar köklerden uzamaya başlıyor.

Türlü bitkilerin yaprak ve kabuklarıyla kokulandırılmış acımtırak bir içki...

Amer,

Gıvışkanotu' na benzeyen, kırmızı çiçekli ve kısa boylu otsu bir bitki...



Nakıl, 
( Yumurta otu ) 

Gıvışkan otunun yöresel adı (Gıvıştak) ‘tır.
Latince adı Silene vulgaris, (Caryophyllaceae) olan, bir metre boylarında, beyaz çiçekler açan, otsu bir bitkidir. Saponinler, organik asitler, flavon ve glikozid içerir.  Bitki bütün olarak kurutulduktan sonra sıcak suda demlenmek suretiyle çayı kullanılır. Ayrıca, taze yaprakları yemeklerde ve börek yapımında kullanılır. Süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır. idrar söktürür ve idrar yolu hastalıklarına iyi gelir. 

Türk Beşleri, Türkiye Cumhuriyeti' nin kuruluş döneminde eserleriyle kendilerinden söz ettirmiş beş Klasik Batı Müziği bestecisi...


Türk Beşleri;Bu grubun ortak amacı, geleneksel Türk Müziği temalarını kullanarak eğitimini aldıkları Batı Sanat Müziği değerleri içinde çağdaş çoksesli yeni yapı ortaya çıkarmaktır.


Ahmet Adnan Saygun (d. 7 Eylül 1907, İzmir  ö. 6 Ocak 1991, İstanbul). Klasik batı müziğinde yapıtlar vermiş bir Türk bağdarı, müzik eğitimcisi ve budun müzik bilimcisidir


Ulvi Cemal Erkin (d. 14 Mart 1906  ö. 15 Eylül 1973). Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra yetenekli gençler için açılan yarışmayı kazanarak Cezmi Rıfkı Erinç ve Ekrem Zeki Ün ile birlikte 1925'te devlet tarafından Paris Konservatuvarı'na gitti.1930 senesinde Türkiye'ye geri dönerek Musiki Muallim Mektebinde piyano ve armoni öğretmenliğine başlamıştır.


Cemal Reşit Rey,  ( 25 Ekim 1904 Kudüs ? 7 Ekim 1985 İstanbul ) Cumhuriyet tarihinin ilk kuşak bestecilerinden, Türk Beşleri grubunun bir üyesi, Onuncu Yıl Marşı, Lüküs Hayat opereti gibi ünlü eserlerin yaratıcısı.


Hasan Ferit Alnar,  (1906-1978) dünya müzikçileri arasında geleneksel müzikten gelerek evrensel müziğe geçen ve bu alanda uluslararası başarılar elde etmiş türk bestecilerindendir. Klasik Türk Müziği öğeleriyle Batı müziği tekniklerini bağdaştırma çalışmalarıyla tanınır. 


Necil Kazım Akses, (d. 6 Mayıs 1908 - ö. 16 Şubat 1999).


Türk beşlerinden sonra bu alanda, Nuri Sami KORAL, Kemal İLERİCİ, Ekrem Zeki ÜN, Bülent TARCAN, v.d. ikinci; Sabahattin KALENDER, Nevit KODALLI, 
Ferit TÜZÜN, İlhan USMANBAŞ, Bülent AREL, İlhan MIMAROĞLU, v.d. üçüncü; Muammer SUN, Cenan AKIN, Cengiz TANÇ, Kemal SÜNDER, İlhan BARAN, Yalçın TURA, Ali Doğan SİNANGİL, v.d. dördüncü kuşak olarak bu alanda ürünler vermişler ya da vermeye devam etmektedirler. 



Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı...



Incalız,



Uygun nitelikte, küçük, soğanlar turşu için uygundur.Soğanlar taze iken sökülür. Turşusu yapılıncaya kadar bozulmadan muhafazaları için sapları biraz üstten kesilmelidir. Soğanlar bütün olarak kabuklarından temizlenir. Daha sonra dirileştirmek için bir gece temiz suda bekletilir. Turşuya işlemek için soğan tuzlu suda bir dakika kadar haşlandıktan sonra soğutularak kavanozlara yerleştirilir ve aralarına dere otu sapı veya yaprakları konur. Üzerine % 5' lik sirkeli salamura ilave edilerek en üst kısma asma veya defne yaprağı konur ve kavanozun kapağı kapatılır. 15 dakika kaynar suda pastörize edilerek olgunlaşması için bir müddet beklendikten sonra tüketime sunulur.

Afrika' ya özgü, ağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon...

Amadinda, 
African Xylophone,
Akadinda,
Balafon,
Embaire - Entaara
,
Balafon,
Perküsyon,
Marimba,

II.Beyazıt' in şiirlerinde kullandığı mahlas...

Adli, 

II. Bayezid-Beyazıt, (Veli)   (1447 - 1512)
8.Osmalı Padişahıdır.Fatih Sultan Mehmed' in, Gülbahar Hatun' dan olan büyük oğludur. Yavuz Sultan Slim' in babasdır. Edirne' ye bağlı Dimetoka’ da 1447’ de doğmuş, dini ağırlıklı tahsil yapmıştır.Çok iyi bir hattat olduğu söylenir. “Adli” mahlası ile şiir de yazar. Şehzade Mustafa ölünce tahtın varisi olur. Amasya sancağında valilik yapar, Fatih 1481’de Gebze’de ölünce padişah olur. Küçük kardeşi Cem ,Bayezid’in tahta geçmesi ile hem korku hem de saltanat ihtirası ile sarsılmaktadır. Korkmaktadır, ağabeyi onu nizam-ı alem için öldürme hakkına sahiptir. İktidarı istemektedir, paşaların büyük kısmı onun yanındadır, ağabeyi Bayezid ağırdır, kendisinin padişahlığı devleti daha hızla ilerletecektir. En önemlisi Cem babasının padişahlığı zamanında Bayezid ise babasının şehzadeliği sırasında doğmuştur.



Padişahların kulandığı mahlaslar(Nâm, Lâkab);
Fatih Sultan Mehmet: Avni
Kanuni Sultan Süleyman: Muhibbi
Yavuz Sultan Selim: Selimi
II. Beyazıt: Adli
II. Osman: Farisi
Kaygusuz Abdal: Sarayi
III. Ahmet: Necib
I. Mehmet: Bahti
III. Mehmet: Adli
III. Mustafa: İkbali
II. Murat: Muradi
III. Murat: Muradi
III. Selim: İlhami


III.Mehmet' in şiirlerinde kullandığı mahlas...

Adli,
Osmanlı sultanlarının on üçüncüsü, İslam halifelerinin yetmiş sekizincisi. 1566 tarihinde Manisa’da doğdu. Babası Üçüncü Murad Han, annesi Sâfiye Vâlide Sultandır. Şehzâdeliğinde; yüksek din, fen, idarî ve askeri ilimleri, kıymetli âlimlerden öğrenerek yetiştirildi. İlk hocası İbrahim Cafer Efendidir. Haydar Efendi, Pir Mehmed Azmi Efendi, Sultan Selim Medresesi Müderrisi Nasûh Nevali Efendiden ders aldı. Târihe geçen muhteşem bir merasimle sünnet edildi. 1583’te Manisa sancağı Vâliliğine tâyin edildi. Kumandanlık ve devlet idâresi siyâsetini iyice öğrenmek için Manisa’ya gönderildiğinde yanına müderrisi Nasûh Nevâli Efendi, lalası Sipahi Bey ile Defterdar Baş ruznâmecisi Hasan Beyzâde, Nişancı Lala Mehmed Paşa, Reisülküttâb olarak da Abdurrahman Çelebi ve diğer vazifeliler verildi. 1595’in Ocak ayına kadar Manisa’da vâlilik yaptı.  Babası Üçüncü Murâd Hanın vefatından on bir gün sonra 17 Ocak 1595 târihinde Manisa’dan İstanbul’a gelip, sultan ilan edildi.Sultan Üçüncü Mehmed Han çok nâzik, halîm selîm, vakûr, kerîm bir şahsiyete sahipti. Sancakbeyliğinden saltanata gelen son Osmanlı pâdişahıdır. Bütün Osmanlı pâdişahları gibi iyi bir şâir olup şiirlerinde Adli mahlasını kullanırdı. Beş vakit namazını daima cemaatle kılardı. Devrin kaynakları dindârlığını, hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), Dört Halife, Eshab-ı kiram ve âlimlere hürmetini yazar. Bunların adı bahsedildiği an hürmeten ayağa kalkardı. İçkiyi sıkı yasak edip, bütün meyhaneleri kapattı.

Matbaacılıkta kullanılan bir çeşit ince harf..

Elzevir,

Matbacılıkta kullanılan bir çeşit ince harfe Elzevir denir. 

Harflerin yan yana getirilmesiyle oluşan kelimelerin aralarına konulan harflerden daha kısa olan metal parçalara ara boşu yada espas denir.

Matbaada harflerin ve resimlerin basılması için hazırlanan metal kalıplara Klişe denir. Aynı zamanda tipo baskı kalıbına da klişe denir.

Dizilen kalıpları bağlamak ve taşımak için yerleştirildiği tablaya Gale denir.

Baskı sırasında kağıdın makinede düzgün bir şekilde baskı kazanına iletilmesini sağlayan, ileri geri hareket ettirilebilen parçaya Poza denir.

İçine hareketli föy (yaprak) takılan ve bir anahtar düzeneği ile föy arasına göre ayarlanabilen bir tür klasöre, deftere Kalamazo denir.  Eskiden bankalarda, vergi dairelerinde ve pek çok resmi ve resmi olmayan işletmelerde, muhasebe hesaplarının tutulmasında yardımcı defter olarak kullanılırlardı. Bu defterler kolay kolay bir yere taşınamaz. Demirbaştır.

Asıl adı Aimée Dubuc de Rivery olan bir Osmanlı padişahının annesi, valide sultan...



Nakşidil Sultan,Osmanlı padişahı II. Mahmut'un annesi, Valide Sultan ve I. Abdülhamit'in eşiydi .

Fransız asıllı olduğu düşünülen Nakşidil Sultan 1783 yılında I. Abdülhamit'in eşi oldu. II. Mahmut 1808 yılında tahta çıktığında Nakşidil Sultan Valide Sultan oldu. 22 Ağustos 1817 tarihinde öldü. Cenazesi İstanbul Fatih Camii Nakşidil Sultan Türbesine gömüldü.



Söylentilere göre Nakşidil Sultan 1768 yılında Aimée Dubuc de Rivery adıyla Fransa'nın bir kolonisi olan Martinique adasında zengin bir ailenin kızı olarak doğmuştu. Sonradan Napolyon Bonapart'ın eşi olacak olan Josephine, Aimée'nin kuzeniydi. Aimée, Fransa'ya eğitim için yollanmıştı. Bir gün Fransa'daki okulundan memleketine geri dönerken Mayorka açıklarında seyahat etmekte olduğu gemiye Cezayirli korsanlar saldırarak onu esir aldılar. Daha sonra Aimée, Cezayir'in beyi tarafından padişaha hediye olarak İstanbul'a gönderildi. Haremde Nakşidil Sultan adını aldı. Günümüzde Martinique adasını ziyaret eden turistlere, dünyanın iki büyük imparatorluğunun en yüksek düzeyine yükselmiş iki kuzen olan Josephine Bonapart ve Nakşidil Sultan'ın o adada doğmuş olduğu anlatılmaktadır ve bu söylenti ada için önemli bir ilgi alanı haline gelmiştir.

XIX.Yüzyılda yaşayan ve divan şiirinin son büyük temsilcilerinden biri olan şair...

Yenişehirli Avni, (1826?-1883)





Yenişehirli Avni Bey dîvan şiirimizin çok önemli bir ismi ve son temsilcilerindendir. Türkiye toprakları dışında kalan Balkanlar'daki tarihî kentlerden biri olan Yenişehir'de dünyaya gelmiştir. Bekir Paşa’nın oğludur. Hususi tahsil görerek yetişti. Arapça ve Farsça öğrendi. Edebiyatla meşgul oldu. Abdurrahman Sâmi Paşa, Vidin valisi olunca, Avni Beyi katiplik vazifesiyle yanına aldı. Abdurrahman Sâmi Paşa, Avni'nin yetişmesi, ilminin artması için gereken bütün yardımı yaptı. Özellikle Mesnevi'yi bizzat öğretti. Avni Bey, daha sonra İstanbul'a gelerek Beşiktaş Mevlevihanesi Şeyhi Yenişehirli Nazif Dedeye intisap etti. Nazif Dede’nin kızı ile evlenerek damadı oldu. Bağdat’ta divan katipliğinde, ve İstanbul Bidayet mahkemesi azalığında bulunmuştur.İstanbul'a tekrar döndüğünde eşini ve oğlunu peşpeşe yitirmesi nedeniyle ömrünün geri kalan kısmını maddî ve manevî sıkıntılar içinde geçirmiştir. Özel bir eğitim görmüş, iki yabancı dil bilen, batı edebiyatı kaynaklarını incelemiş bir kişidir.  Mevlevî tarikatine mensup şairimizin Türkçe ve Farsça şiirleri kusursuz kabul edilmektedir. 1883’de vefat etmiş, Bahariye Mevlevihanesi’ne defnedilmiştir.XIX. yüzyıl klâsik Türk edebiyatı temsilcilerindendir. Mevleviliği benimsemiştir. Son derece alçak gönüllü bir şairdir.  Eserlerinde tasavvufî konular ağırlıktadır. Tanzimat şairlerinin, hatta Namık Kemâl, ve Ziya Paşa'nın hayranlığını kazanan bir şiir ustasıdır. Divan, Mesnevi Tercümesi ve Abname gibi eserleri vardır.

Kemik ve diş dokusunun harap olması durumu...

Yenirce,



Japon mutfağına özgü bir baharat karışımı...


Şişimi,

İslam inancında, kıyametten önce gelerek dünyayı adaletle dolduracağına inanılan kurtarıcı...

Mehdi,

Eski dilde gündüz...

Nehar,
Arapçadır ve gündüz, gündüz vakti anlamlarına gelir.

Osmanlı devletinde yeniçerilere verlen ilk üç aylığın adı...


Masar,


Yeniçeri, Osmanlı Devleti'nde askeri bir sınıftır. Yeniçeriler, Padişah'a bağlı Kapıkulu Ocakları'nın piyade kısmıdır. Yeniçeriler, Osmanlı Devleti'nin sınırlarının genişlemesini takiben esir olarak toplanan Hristiyan çocukların küçüklükten alınarak Müslüman, Bektaşi olarak yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulurdu. I. Murad döneminde kurulmuştur. 


Her yeniçeri bölüğüne "Orta" denirdi. Her ortanın da komutanı olan ve "Çorbacı" denilen bir subayı bulunurdu. Sekban ve Ağa bölüklerinde bu komutana "Bölükbaşı" denirdi. Yeniçeri ocağının en büyük komutanı "Yeniçeri Ağası" idi. Yeniçeriler, başlarına börk ismi verilen beyaz keçeden bir başlık giyerlerdi. Bunun arkasında ise yatırtma denilen ve omuza kadar inen bir parça yer almaktaydı. Yeniçeriler börklerini eğri, subayları da düz giyerlerdi. 


Yeniçeriler, maaşlarını (ulûfe) üç ayda bir alırlardı. Bu konuda ocağın en büyük âmiri olan Yeniçeri Ağası ile herhangi bir nefer arasında fark yoktu. Onun için Yeniçeri Ağası da bu ulûfe işine dahil edilirdi. Ulûfe, pâdişahın nezâretinde büyük bir törenle her ortaya torbalar halinde tevzi edilirdi.


ilk yüzyıllarında yararlı olan bu sistem, daha sonra bozulması ile değişik sorunları birlikte getirdi. Yeniçeri ocağı II. Mahmud tarafından Vaka-i Hayriye olayı ile kaldırıldı.

Yerli bir armut cinsi...


Oruk,
Oyma(Tadı buruk),
Akça, Ankara,
Bey,
Çay üzümü, Çengel, Çınıl,
Deveci, Dikencik,
Gökçe, Götükızıl, Gıcıgıcı,
Kantar topu, Kumru, Kumla,
Keklik bacağı,
Mustabey,


Sarı armut,
Şalgam, Şeker,
Tilkikovan, Tuzyuvası, Türkyemez,

Armut, gülgiller familyasından Pyrus cinsine ait bir ağaçtır. Her iki yarıkürenin ılıman iklim kuşağı ülkelerinde yetiştirilen armut, dünyanın en önemli meyve ağaçlarından biridir. Armut ağacı tepeye doğru genişleyen ve olgunlaştığında 13-15 m' ye ulaşan boyuyla elma ağacından daha uzun ve daha diktir.  Armut, aşılama ya da çelikleme yoluyla üretilir. Armut ağaçlarının çiçekleri beyaz ve 50-75 yıl ömürlüdür. Dikildikten 4-7 yıl sonra meyve vermeye başlayan bir armut ağacı 8-10 yaşlarındayken 25-50 kg. meyve verebilir.

Faydaları :
Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur.



Gümüşhane yöresine özgü, süt kaymağına un katılarak yapılan bir yiyecek...


Tuhala,


Gümüşhane’de beslenme tarım ürünlerine, temel olarak da tahıla dayanmaktadır. Tarhana, bulgur, yarma, erişte, yazdan hazırlanan yiyeceklerdendir. Yörede yetişen elma, armut, erik ve dut kurutularak saklanır.
Torul yöresinde “çil peyniri” diye bilinen küp peyniri yaygındır. Fındık yada ceviz içinin şekere batırılmasıyla elde edilen “küme”, süt kaymağına un katarak yapılan tuhala, yufkadan yapılan siran, dut şırasından yapılan pestil ve pekmez ilin özgün yiyecekleri arsındadır.

Kuzey Anadolu' da yetiştirilen bir koyun cinsi...

Herik,

Herik Koyunu, Amasya, Sivas, Çorum ve kısmen Samsun, Trabzon ve Rize bölgelerinde yetiştirilen bu koyun kuyruk yapısı bakımından Dağlıç' ı andırır ve fazla önemli olmayan bir bölgesel tiptir. Kimi kaynakçada bu koyuna Amasya Heriği de denilmektedir. Kimi bölgelerde halk arasında yanlış olarak, kuyruk yapısı nedeniyle. Dağlıç olması gereken koyunlara da Herik denmektedir. Halbuki bunların kuyruğu Dağlıçtan farklıdır. Dağlıçta kuyruğun esas yağlı kısmı, arkadan bakılınca uzun ve oval şekle yakın ve yassıdır. Kuyruğun aşağıdaki uç kısmı ise yağsızdır ve kuyruk ortasında oyukluk (mizabe) vardır. Herik koyunlarında ise kuyruğun yağı yukarıda geniştir ve aşağıya doğru indikçe daralır. Kuyruk ucunda birden bire yağsızlaşan sivri kısım yoktur, yağ kitlesi kuyruk ucuna doğru olarak daralmaya devam eder.


Koyun, Asya kabilelerinin ve Anadolu halkının başlıca zenginliğidir. Türkistan'daki göçebe Kırgızların hayatı tamamıyla koyuna dayanır. Bu ulus, kaba etlerinde çok fazla yağ bulunan dumba adında bir koyun çeşidi geliştirmiştir.


Dumba, Dağlıç (vücut beyaz renki kıvırcık yapağı ile kaplıdır. ege bölgesinde yetişir.)

Karaman,
Karacabey Merinosu,
Konya Merinosu,
Beyaz "sakız" koyunu ( İzmir'de özellikle çeşmede yetişir. yapağı rengi beyazdır.),
Kıvırcık (Trakya başta olmak üzere marmara bölgesinde yetişir.)
Karakul, Dağlıçimroz, Karayaka, İvesi (Suriye sınır boyunda şanlıurfa, gaziantep ve hatay illerinde yetişir.baş ve bacaklar kahverengi vücudu ise beyazdır.),

Gümüşhane yöresine özgü yemekler...


Çorbalar;




Mantı Çorbası, Tatlı Çorbası, Un Herlesi Çorbası, Gavut Çorbası, Yavan Çorbası, Doduk Çorbası, Fırfır Çorbası, Dırma Çorbası, Gendime Çorbası, Erişte Çorbası, Arpa Yarması Çorbası, Zuluflu Çorbası, Sebze.





Et ve Diğer Yemekleri;

Pağla Denlisi, Borani, Lemis, Fıtfıt Haşılı, Patates Kavurması, Muhla, Yergök Dolması, Sütlü Haşıl, Evelik Dolması, Kalem Dolması, Lor Dolması, Ekşili Dolma, Ekmek Aşı, Çırtma Fasulye, Kaygana, Kete, Pancar Kavurması, Pişi, Tava Lemisi, Zırıhta, Lahana Dolması, Yalancı Dolma, Güveç, Su Böreği, Paparna, Toğala Kuymağı, Tuhala, Hıngel, Galıya, Karın Kaymağı, Siron-Ziron(Un, tuz, su, süzme, tereyağı, ceviz.), Lemis(Un, tuz, ıspanak, pazı, patates, lor, maydanoz, yumurta, tereyağı.).







Tatlılar;


Erişte Tatlısı, Asude Kuymağı, Kara Helva, Burma, Tel Helvası, Lalanga, Aşure, Cevizli Börek, Musta Tatlısı, Fışkıl Tatlısı, Sütlaç, Herle, Köme, Gaysefe, Tel Kadayıf.

Fransız Devrimi' nin en ünlü adlarından biri...



Marat,


Fransız Devrimi veya Fransız İhtilali (1789-1799), Fransa'daki mutlak monarşinin devrilip, yerine cumhuriyetin kurulması ve Roma Katolik Kilisesi'nin ciddi reformlara gitmeye zorlanmasıdır. Avrupa ve Batı dünyası tarihinde bir dönüm noktasıdır. Fransız Devrimi 1789-1815 yılları arasında beş farklı dönem yaşayarak devam etti. Ayrıca Fransız Devrimi'nde rol oynayanlar "Jacques" olarak adlandırılırlardı.

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi...

Tarakdiş (Mergus merganser), 


Ördekgiller (Anatidae) familyasından iri bir ördek türü, Erkek büyük tarakdişler koyu yeşil bir başa sahiplerken, dişiler kırmızımsı-kahve başa sahiplertirler Bu kuşlar 70 cm uzunuğnda ve 78-94 cm kanat genişliğin dedirler. Gagalarının tırtıkları sayesinde balıkları sıkıca tutabilen beslenen büyük kuşlardır. Midyeler, karidesler de besinlerini oluşturur. Genç kuşlar genellikle sucul böcekleri yerler.




Boz dalağan(Elmabaş),
Cılıbıt, Çakırkanat, Çamurcun,
Eğrikoca,
Kamışcın, Kılkuyruk(Kıkırlık), Kirik,
Patka,
Sütlabi,
Yeşilbaş,




Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ