Kanıt.
Emare,
Eski dilde; kılavuz.
Burhan,
(Bürhan),
Hüccet,
Beyyine,
Arapça: delil.
Arapça, yol göstermek anlamındaki delalet kelimesinden türetilmiştir.
İngilizce: evidence, argument.
Fransızca: preuve.
Rusça: argument.Eski dilde; kılavuz.
Yol gösteren.
Yönlendiren.
Kılavuz, rehber.
Kılavuz, rehber.
Doğru yolu gösteren.
Yol gösteren, kılavuz, rehber.
İpucu, iz, işaret, nişan, alamet.
Bir şeyin varlığını, aslını, ne olduğunu ispatlamaya yarayan şey, burhan, kanıt, beyyine.
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, kanıt, emare.
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz.
Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad.
Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad.
Hacılara hac ibadetini yaparken rehberlik eden kimse.
Bektaşi dergahlarında mumları yakmak için kullanılan mum.
Bir iddianın doğruluğunu veya yanlışlığını ispatlamak amacıyla kullanılan her türlü bilgi ya da belge.