Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri...

Kasnak,
Rusça: obruç.
Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri.
Herhangi bir işte kullanılan enli çember.
Enli çember.

Kasnak sözcüğünün başka anlamları:
Ev çatısı.
Başa takılan çember.
Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi.
Koyun ve keçilerin boyunlarına konulan, çan takılmış tahta çember.
Birbirine geçme kalın tahtalardan yapılmış köy odası, oda.
Davul, zilli maşa, zurna vb. çalgılar eşliğinde oynanan bir halk oyunu.
Tef, elek, kalbur gibi şeylerin kenarındaki enli çember.
Kıyıları oluk biçiminde, pervazlı, metal ya da tahtadan yapılmış teker çemberi. 
Üzerindeki sıralanmış deliklere teller takılır.

Bir kubbenin üstüne oturduğu yuvarlak veya köşeli alt kısım, kubbe kasnağı.
Kışın avlanan avcıların kara batmamak için ayaklarına geçirdikleri raket.
Resim bezinin, üzerine gerildiği pahlı tahta çerçeve; resim kasnağı.
Kalbur, gözer ve eleğin tahta kısmı.
Yuvarlak tezek.
Kasnak kalıbı verilmiş tezek.
Gübreye biçim veren çember biçiminde araç.
Nakış işlemek için üzerine kumaş gerilen tahta çember.
Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember.
Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.
Makinelerde bir mildeki hareketi diğerine nakletmeye yarayan, kayışların takıldığı uygun genişlikte ve genellikle demirden yapılmış çember.
Su değirmenlerinde üzerine geçirilen kayış yardımıyla değirmen taşını çeviren tahta araç.
Yağlı güreşte pehlivan kispetinin birkaç kat deriden yapılmış sert ve enli uçkurluk çevresi.
Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü.
Güreş donunun bele gelen bölümü.

Dört köşe kesilen çam kerestesi...

Ken,
Dört köşe kesilen çam kerestesi.
Dört köşesi düzeltilmiş uzun ağaç.
Taşköprü -Kastamonu

Ken sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Ocak önüne konan büyük yassı taş.
Yapılarda kullanılan kalın ağaç.
Yapılarda kullanılan kalın ağaç, tomruk.
Dam saçağı.
Kere, defa.
Kez, defa.
Kenar.
Keme,
Büyük, iri fare.
Çok dar raf, pervaz.
Ekilmeden bırakılmış tarla.
Ekilmeden dinlendirilmeye bırakılmış tarla.
Bir Vietnam çalgısı.

Yüksek ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu top...

Obüs,
Obüs topu,
Fransızca: obus.
Almanca: obus.
Yüksek ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu top.
Tank biçiminde veya kamyon, jip vb. bir araçla taşınabilir türleri olan, yüksek ve alçaktan mermi atabilen, orta menzilli, kısa namlulu ateşli silah.
Havan topu mermisi.

Obüs, yüksek açılı atış yapabilen ve farklı barut haklarıyla aynı noktaya isabet sağlayabilen topçu silahıdır. Engebeli arazilerde gizlenmiş hedeflere ulaşmada etkilidir. Çekili ve kundağı motorlu olmak üzere iki türü bulunur. Kundağı motorlu modeller, hareket kabiliyeti sayesinde hızlı konuşlanma sağlar.
Obüs, üst açı grubu atışlarda barut haklarının vuruş bölgeleri üst üste binen, görerek veya görmeyerek (gözetleyici ile) ateş edebilen ateşli silah.

Obüsler ile toplar arasındaki ayrım çok belirgin değildir. 1980'li yıllara dek namlu uzunluğu / namlu çapı oranı 20'den küçük silahlar havan, 20 ile 30 arası olanlar obüs, 30'dan büyük olanlar top olarak adlandırılmaktaydı. Havanlar tek barut hakkı kullanırken obüs ve toplar farklı barut hakları kullanmakta, obüslerde 45 dereceden büyük açılarda farklı barut miktarlarıyla yapılan atışlar aynı noktaya düşürülebilmekteyken toplarda bu mümkün olmamaktaydı. Modern topçu silahlarının geliştirilmesiyle namlu uzunluğu 30 çaptan daha büyük olan silahların da üst açı grubunda farklı barut haklarıyla aynı noktayı vurması mümkün olmuştur. Günümüzde üst açı grubu atışlarda iki veya daha çok farklı barut hakkıyla aynı noktayı vurabilen topçu silahları obüs olarak adlandırılmaktadır.

Günümüzde karada kullanılan obüsler 105 ile 203 mm arasında çaplara sahiptirler. Obüsler hareket kabiliyetlerine göre başka bir araçla çekilen çekili ve kendi motoru ile yol alan, genellikle paletli olan kundağı motorlu obüsler olarak ikiye ayrılırlar. Bu ikisi arasında kısa mesafeleri kendi motoruyla katedebilen Panter gibi kendi yardımcı motoruna sahip çekili obüsler de bulunmaktadır.

Namlusu diğer toplarınkinden kısa, havanınkinden uzun, yüksekten ve alçaktan mermi atabilen, orta menzilli bir cins top.
Yüksek ve alçaktan mermi atabilen top ve havanların bazı özellilerine sahip kısa namlulu top.
Tank biçiminde veya kamyon, jip vb. bir araçla taşınabilir türleri olan, yüksek ve alçaktan mermi atabilen, orta menzilli, kısa namlulu ateşli silah.

Normal olan bir organ ya da dokunun küçülmesi, körelmesi...

Atrofi,
Körelme, 
İngilizce: atrophy, 
Fransızca: atrophie, 
Almanca: atrophie,
Yunanca: atrophy.
Körelme, zayıflama. 
Yapı ve görev bakımından zayıflama ya da küçülme.
Normal olan bir organ ya da dokunun küçülmesi, körelmesi.
Bir hücre, bir doku ya da bir organın boyutlarının sonradan küçülmesi.
Organ ya da dokunun, gelişme evresinde geri kalması (gelişme geriliği) de atrofi olarak ifade edilir. 

Atrofi, nörolojik koşullardan ya da kasların kullanılmamasından ortaya çıkarak dokularda küçülme meydana gelmesiyle görülür. Kas kütlesinde azalmanın yanında bir uzvun diğerinden daha küçük olması, uzuvlarda uyuşma, karıncalanma ve halsizlik gibi semptomlarla ortaya çıkabilir. Kasları kullanmamaktan kaynaklı olarak ortaya çıkan atrofi, egzersiz ve doğru diyetle birlikte tedavi edilebilir.

Körelme anlamına gelen atrofi, beslenme bozukluğu, iltihaplanma, kasların kullanılmaması sonucu hücrenin, uzvun, organın, herhangi bir dokunun incelmesi, küçülmesi veya kaybıdır. 
Genetik yatkınlık, yaş, fiziksel aktivite eksikliği gibi durumlar kasların fizyolojik olarak kullanılmamasına neden olarak atrofiyi ortaya çıkarır. Nörojenik atrofi ise sinir problemleri ve hastalıklar sebebiyle meydana gelir. 

Normal gelişmiş organ ve dokuların; beslenme bozuklukları, iltihaplanma veya çalışamaması sonucu erimesi, küçülmesi durumu.
Fizyolojik veya patolojik nedenlerle, gelişimini tamamlamış hücrelerin hacimce küçülmesi veya sayılarının azalması sonucu, organ ve dokuların boyutlarının küçülmesi veya dumura uğraması.
Bir organ veya oluşumun, herhangi bir nedenle normal anatomik yapı ve fizyolojik görevini kaybetmesi, körelme.
Yeterince beslenememe veya organizmadaki görevini tamamladıktan sonra ya da yaşlanma sonucunda bir organ veya oluşumun hacimce küçülmesi.

Organ veya doku ile ilgili diğer terimler:
Agenezi:
Doğuştan yokluk.
Bir organın doğumsal yokluğudur (organın taslağı bile oluşmamıştır).

Aplazi:
Gelişmezlik.
Bir organın doğumsal yokluğudur (organın taslağı oluşmamıştır ya da oldukça küçük ve bozuk yapıdadır).

Hipoplazi:
Az gelişim.
Bir organın yetersiz gelişme nedeniyle doğumsal olarak küçük kalmasıdır. Organ, tüm anatomik özelliklerini taşır, fizyolojik işlevlerini yapabilir.

Hipertrofi:
Atrofinin tersi hipertrofidir.

Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki...

Ada soğanı,

Adasoğanı,
Aksoğan.
Deniz soğanı, 
Ayı soğanı.
Yaban soğanı.
İngilizce: sea onion, squill, medicinal squill,
Fransızca: oignon marin, scille maritime,
Almanca: echte Meerzwiebel, 
Latince: Urginea maritima.

Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen bir bitki.
Zambakgiller (Liliaceae) familyasından, sahillerde yaygın olan, büyük soğanlı, çok yıllık, otsu, beyaz çiçekli, soğan ve yaprakları zehirli olan bir bitki. 
Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen, beyaz, mavi, pembe ya da eflatun çiçekler açan çok yıllık, soğanlı bir bitki.
Yapısında sillirosit adlı bir glikozit bulunan, kötü kokulu ve kalbin durmasına bağlı olarak ölüme neden olan çok yıllık bir bitki türü.
Ada soğanı (Drimia maritima), Kuşkonmazgiller (Asparagaceae) familyasından bir bitki türüdür (squill).

Zambakgiller familyasından, soğanından eczacılıkta kullanılmak üzere birtakım maddeler elde edilen, çeşitli renklerde güzel çiçekli, şerit halinde koyu yeşil yapraklı süs bitkisidir. Yaprakları uzun şerit şeklinde, çiçekleri yeşil ve beyaz damarlı, acı ve zehirli çok yıllık bitkidir. 

Akdeniz ve Ege bölgelerinin kumlu, kurak yerlerinde yetişen çok yıllık ve otsu bu bitki yaklaşık 1-1,5 metre boyuna kadar uzayabilir. Uzun, şerit şeklinde etli yaprakları ve yaz sonunda açan beyaz, yıldız şeklindeki çiçekleri vardır. Toprak altında oldukça iri, kat kat ve etli bir soğanı bulunur.

Bitkinin hem soğanı hem de yaprakları zehirlidir. İçerdiği glikozitler (silirosit gibi) kontrolsüz tüketildiğinde ciddi zehirlenmelere ve kalp durmasına yol açabilir. 
Halk arasında soğanının kapı eşiklerine asılmasının haşereleri uzak tuttuğuna inanılır. 

Dikkat: Ada soğanı kesinlikle doğrudan yenmemelidir.
Soğan ve yaprakları zehirlidir. O yüzden uzman doktora danışılmadan kulaktan dolma bilgilerle kullanılmamalıdır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ