Cadde ve sokaklardan ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma ...

Agirofobi,
Dromofobi,
Karşıdan karşıya geçme korkusu,
Cadde ve sokaklardan ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma.
Caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma.
Bir kişinin arabaların veya araçların bulunduğu bir caddede veya yolda karşıya geçme yeteneğini etkileyen bir özgül fobidir. 

Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku...

Epitel,
Epitelyum,
İngilizce: epithelium,
Fransızca: épithelium.
Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku; epitelyum.
Deri ve mukoza yüzeylerini örten hücrelerin oluşturduğu tabaka.
Derinin üst epitelinden türeyen kötü huylu tümör.
Vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.
Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.

Derinin en dıştaki bölümünü oluşturan, sindirim sisteminin, idrar yollarının, atar ve toplar damarların, süt kanallarının iç yüzlerini örten, tek veya çok sıralı hücrelerden meydana gelen tabakasıdır. Kan damarı yoktur, bu yüzden difüzyon aracılığıyla beslenir. Mitoz bölünme ile sürekli yenilenir.

Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı...

Lavta,
(Laute),
Rumca: lavto
Almanca: laute,
Lavta, lüti ailesine ait bir telli çalgıdır.
Orta Doğu ve Balkan müziğinde kullanılır. 
Batı müziği ve Türk müziği çalgısıdır.
Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı.

Lavta:
Gövdesi uttan küçük, uda benzeyen, sapı uzun bir müzik aletidir. Bu enstrüman, gitar ve udun bir karışımı gibi görünse de, kendine has özellikleriyle dikkat çeker. Lavta, genellikle yedi veya sekiz telli olup, telleri çelikten yapılmıştır. Enstrümanın gövdesi armut şeklindedir ve genellikle maun ya da gül ağacından yapılır. Lavta, mızrap ya da parmaklarla tellere vurarak çalınır. Çalgı, sol elin parmaklarıyla tellere basılarak farklı notaların oluşturulduğu bir klavye üzerinde melodik sesler çıkararak çalınır.

Lavta sözcüğünün başka anlamları:
Ebe.
Tutçek.
Erkek doğum hekimi. 
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan araç, tutçek. Böyle aletle çocuk alan doğum hekimi.
Tabi doğumla dünyaya gelemeyen çocukları ana rahminden almaya yarayan kıskaç gibi alet, forseps.

Herhangi bir hastalığa yakalanma durumlarından her biri...

Vaka,
Olay.
Olgu,
Hadise,
Arapça: vaka.
İngilizce: case, event, circumstance.
Fransızca: cas, événement,
Olan, meydana gelen olay.
Olan, vuku bulan, ortaya çıkan her türlü durum, hadise, olay.
Herhangi bir hastalığa yakalanma durumlarından her biri.
Tıpta, hastalık olarak tanımlanır.

Vaka sözcüğünün diğer anlamları:
Yerin taşlı olmasından ayak incinmek.
Vurma, darp.
Cefa, eza.
İnek,
Taş,

Karşı koyan, başkaldıran...

Mukavim,
Güçlü,
Sağlam,
Direnen.
Dayanıklı.
Karşı duran.
Mukavemet eden. 
Mukavemetli, dayanıklı.
Arapça: mukavim,
İngilizce: resistant, hardy
Fransızca: résistant.
Dayanıklı, güçlü, dirençli.
Karşı koyan, başkaldıran.
Dayanıklı, dirençli, güçlü, sağlam.
Eskiden karşı koyan, başkaldıran anlamında mecaz olarak kullanılırdı.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ