Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1.5 metre uzunluğunda şerit metre...

Mezura,
Şerit metre,
Mezür,
Mezro,
Metre şeridi.
İtalyanca: mesura.
Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1.5 metre uzunluğunda şerit metre.


İtalyanca: misura, tapeline olarak geçer.
İngilizce: tape measure, tapeline,Fransızca: mètre à ruban,
İtalyanca: misura
Genellikle terzilikte kullanılan 1.5 metrelik ölçü aleti.
Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 m uzunluğunda şerit metre, mezür.
Daha çok terziler tarafından ölçü almakta kullanılan ve genellikle boyu bir buçuk metre olan, muşambadan yapılmış şerit metre, mezür, mezro.
Mezura, bir ölçüm aleti olup, genellikle yumuşak bir yapıya sahiptir ve beden ölçümü yapmaya yarar.

Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi...

Galon,
İngilizce: gallon, gallen.
Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi.
Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap.
Galon, litre cinsinden sıvı hacmini ölçmek için kullanılan bir birimdir.
Bir galon, tam olarak 3.78541 litre eder. Bu, litre cinsinden hacminin kesin bir ölçüsüdür ve genellikle sıvı ölçümlerinde kullanılır.
Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj.
Galon, hacim ölçümü için kullanılan bir ölçü birimidir.
Galon, en çok petrol, benzin, su ve diğer sıvıların miktarlarının ölçülmesinde kullanılır.
ABD galonu 3,7854 litre, İngiliz galonu ise 4,54609 litreye eşittir.
Türkiye'de galon terimi halk arasında 5 litrelik büyük su veya boya ambalajları için kullanılır.

İlk kez 13. yüzyılda sıvıların ölçümü için kullanılmıştır. Galon, başta ABD olmak üzere, bazı Birleşik Krallık denizaşırı topraklarında, bazı eski Birleşik Krallık sömürgelerinde, bazı Amerikan deniz aşırı topraklarında ve bazı Latin Amerika ülkelerinde kullanılmaktadır.
Kullanıldığı bölgeye göre değeri değişmektedir.
Amerikan Galonu (US Gallon): Yaklaşık 3,785 litre. Genellikle ABD'de akaryakıt ve içecek ölçümlerinde kullanılır.
İngiliz Galonu (Imperial Gallon): Yaklaşık 4,546 litre. Birleşik Krallık ve bazı Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu) ülkelerinde kullanılır.

Kadın...

Nisa,
Fransızca: femme,
İngilizce: woman,
Rusça: jenşçina.

Bayan,
Karı,
Zen,
Kadın,
Hatun,
Avrat,
Karşıtı: erkek.
Erişkin dişi insan.
Kadın, yetişkin bir dişi insandır.
Hatun, hatun kişi, bayan, karı, nisa, zen.
Evlenmiş ya da kızlığını yitirmiş dişi insan.
Bu cinsten olup evlenmiş veya bir erkekle beraber olmuş kimse; avrat.
Dişilik tarafı kuvvetli, dişi olmanın verdiği cinsi cazibeye sahip kimse.
Hanımlar için kullanılan unvan sözü.
Eskiden hanım sözü kadından daha üstün tutulur, konaklarda odalıklara kadın, nikahlı eşlere hanım denirdi.
Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.
Hanım, bayan, anlamında kullanılan seslenme sözü.
Ergenlik çağına gelmeden önce, kız çocuk veya kız denir.
Ev işlerinde çalışan bayan.

Slav mitolojisinde su perisi. ..

Rusalka,
Mitolojik Kadın Ruhu.
Slav mitolojisinde su perisi.
Slav Mitolojisinde cinayet gibi doğal olmayan yollardan ölen genç kadınların su perisine dönüşen ruhlarına verilen ad.
Rusalka, Slav mitolojisinde boğularak ölen veya intihar eden genç kadınların su perisi formuna bürünmesiyle oluşan efsanevi varlıklardır. Göllerde ve nehirlerde yaşarlar, yakışıklı erkekleri baştan çıkararak onları su altına çekip boğarak öldürmekle ilişkilendirilirler.
Slav mitolojisinde ve folklorunda kadın ruhu veya su perisidir.

Rusalka:
Çek besteci Antonín Dvořak tarafından bestelenen aynı adlı opera, bu mitolojik figürden esinlenmiştir. Sanatta ve edebiyatta sıklıkla su temalı hikayelerde yer alırlar.
Suda boğularak intihar eden ya da bir hastalıktan ölen bakirelerin veya anneleri tarafından lanetlenen çocukların ruhudur. Genellikle güzel, soluk ve kıvrak bir kadın olarak tasvir edilir. Uzun, açık kahverengi, sarı veya yeşil saçları, ışıltılı gözleri ve göğüsleri vardır. Erkekleri baştan çıkarıp suya çekerek boğmak ister.

Rusalkalar, toprağa nem ve verimlilik getirdiklerine inanılan varlıklardır.

Rusalka, Slav mitolojisinde ve folklorunda genellikle su kenarlarında yaşayan, göl veya nehirlerde boğulan genç kadınların ruhu olarak inanılan su perisi veya deniz kızı benzeri fantastik varlıktır. Uzun saçlı ve güzel görünümlü bu varlıklar, insanları büyüleyerek suya çekmeleriyle bilinir. 

Slav mitolojisine aittir; vaftiz edilmeden ölen çocuklar veya suda boğulan bakirelerin göl ruhları olarak kabul edilirler. Klasik deniz kızlarının aksine, Rusalkalar'ın bacakları vardır, karada yürüyebilir ve ağaçlara tırmanabilirler. Genellikle tehlikeli ve intikamcı olarak tasvir edilirler; insanları kandırıp boğduklarına inanılır. Slav kültüründe yaz başlarında "Rusalka Haftası" kutlanır ve bu süre zarfında su kenarlarına gitmek tehlikeli kabul edilirdi. 

Superisi:
Çiçekleri tek eşeyli, gövdesi iki eşeyli olan su bitkisi.

İnsan sesiyle ezgili sesler çıkarma, müzik yapıtlarını seslendirme sanatı...

Şan,
Fransızca: chant,
Şan,seslendirme.
İnsan sesi,müzik,
Sanat, müzikal, yapıt,
Müzikal tonların insan sesiyle elde edilmesi.
İnsan sesiyle ezgili sesler çıkarma, müzik yapıtlarını seslendirme sanatı.
Nefesi diyaframla kontrol ederek sese hakimiyeti ve ses alanını genişletmeyi amaçlayan teknik.
İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi.
Müzikte, nefesi diyaframla kontrol ederek özellikle burun, ağız ve alın boşluklarını bir titreşim kutusu olarak değerlendirip sese hakimiyeti ve ses alanını genişletmeyi amaçlayan ses çıkarma ve kullanma tekniği.
İnsan sesini bir müzik aleti gibi kullanma sanatıdır. Şan eğitimi, doğru nefes alma (diyafram kontrolü), ses tellerini koruma ve sesin rezonansını artırma gibi teknikleri içerir.

Şan sözcüğünün başka anlamları:
İyi bir nitelikle tanınmış olma durumu, ün, şöhret, itibar.
Azamet, büyüklük, ululuk.
Vasıf, nitelik, karakter.
Gösteriş, gösterişlilik.
Nam, san, şöhret, ün.
Nam, şöhret, şan.
Gösteriş, çalım.
Titreme, titreyiş.
Tabiat, huy, adet.
Hal, keyfiyet,
Büyük sevap,
Hal, keyfiyet,
Irz, namus,
Mahiyet.
Şeref,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ