Tal,
Fransızca: thalle.
Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.
Tomurcuk.
Çiçek tozu.
Çiçeklerin üremelerine sebep olan sarı tozları.
Çiçeklerin üremesini sağlayan sarı toz, çiçek tozu.
Tal sözcüğünün halk arasında diğer anlamları:
Dal.
Söğüt.
Dilsiz.
Çıplak.
Bakır veya gümüş tepsi.
(Parmaklara takılan) zil.Az kılçıklı bir çeşit tatlı su balığı.
Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü, ağız.
Tallus (thallus):
En basit tanımıyla kök, gövde ve yaprak gibi belirgin doku farklılaşması göstermeyen canlı vücut yapısına verilen isimdir.
Bulmaca Bil
BULMACA ANSİKLOPEDİSİ
Kimse, insan, tip...
Sima,
İnsan, kimse, tip.
Sima sözcüğünün başka anlamları:
Kimse, insan, tip.
Kimse, şahıs, şahsiyet, tip.
Farsça: sima,
Arapça: sima,
Rusça: liçnost.
Arapça: sima,
Rusça: liçnost.
İngilizce: face, visage.
Fransızca: affronter.
Yüz.
Beniz,
Yüz, çehre.
Eser, alamet.
Alamet, nişan, yüz.
İşitmek,
Çalgı dinlemek.
Dinlemek, kulak vermek.
Sima:
Silis (Si) ve magnezyum (Mg) karışığı. Yerkabuğunun içinde ya da katındaki büyük derinlikte bulunduğu düşünülen bazik, yoğun kayaçlar ve magmalar.Yabani yonca...
Tirfil,
Tirfil otu.
Üçgül.
Yonca,
Yonca,
Evliya otu,
Peygamber otu.
Bir tür yonca.
Yabani yonca, tirfil.
Rumca: tirfil.
İngilizce: sainfoin
Diğer: die esparsette.
İngilizce: sainfoin
Diğer: die esparsette.
Bir çeşit yaban yoncası, tirfil otu.
Bazı ağızlarda dirfil, tırfil olarak da geçer.
Yerel ağızlarda yabani yoncaya daha çok tirfil ve üçgül adları verilir.Çimenlik yerlerde yetişen yuvarlak yapraklı bir ot.
Otsu, genellikle 30-70 santimetre boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki.
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı...
Hemofili,
Fransızca: hémophilie.
Fransızca: hémophilie.
İngilizce: haemophilia,
Almanca: hâmophilie,
Yunanca: hémophilie,
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı.
Eşeye bağlı bir kalıtsal karakter olan ve kanın kolayca pıhtılaşmaması olarak görülen bir hastalıktır. Kadınlar bu hastalığa tutulmazlar. Fakat gelecek döllere katılsal olarak taşırlar.
Pıhtılaşma özelliğinin bulunmaması nedeniyle, küçük yaralanmalarda dahi kanın durmadan akmasıyla belirlenen eşeye bağlı çekinik bir gen tarafından kontrol edilen kalıtsal bir hastalık.
Almanca: hâmophilie,
Yunanca: hémophilie,
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı.
Eşeye bağlı bir kalıtsal karakter olan ve kanın kolayca pıhtılaşmaması olarak görülen bir hastalıktır. Kadınlar bu hastalığa tutulmazlar. Fakat gelecek döllere katılsal olarak taşırlar.
Pıhtılaşma özelliğinin bulunmaması nedeniyle, küçük yaralanmalarda dahi kanın durmadan akmasıyla belirlenen eşeye bağlı çekinik bir gen tarafından kontrol edilen kalıtsal bir hastalık.
Kanın pıhtılaşma mekanizmasını etkiyen ve kanama eğilimini artıran kalıtsal veya kazanılmış özellikte bir grup hastalık.
Hemofili çoğunlukla genetik geçiş gösteren, vücutta kanın pıhtılaşma sisteminde rol alan ve pıhtılaşma faktörleri olarak adlandırılan proteinlerin eksikliği veya yokluğu nedeniyle ortaya çıkan, pıhtılaşma bozukluğu yaratan ve X kromozomundaki çekinik bir gen ile taşınan bir tür kanın pıhtılaşamaması hastalığıdır.
Kanın vücutta dolaşmasını sağlayan kan damarları atar, toplar ve kılcal damarlardan oluşur. Bu damarlar tiplerinden herhangi birinde hasar meydana gelmesi durumunda iç kanama meydana gelebilir. Normal şartlarda kan damarı hasar gördükten hemen sonra travmanın damar üzerine etkisiyle damar duvarı kasılır ve Trombosit adı verilen kan hücreleri devreye girerek hasarlı bölgede Trombosit Tıkacı adı verilen geçici bir tıkaç oluşturur. Damardaki yırtılma küçükse, bu tıkaç kan kaybını tek başına durdurabilir, fakat delik büyükse kanamayı durdurmak için Trombosit tıkacına ek olarak kanın pıhtılaşması da gerekmektedir. Bu aşamada, pıhtılaşma faktörlerine ihtiyaç vardır. Pıhtılaşma faktörlerinin devreye girmesiyle oluşan Fibrin İplikçikleri, Trombositleri, kan hücrelerini ve plazmayı da içine alarak kan pıhtısını oluşturur.
Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah...
Arakiye,
Arapça: arakiyye.
Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke.
Arapça: arakiyye.
Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke.
Arakiye sözcüğünün diğer anlamları:
Zurna,
Cura zurna.
Bir tür küçük zurna.
Bir çeşit küçük zurna.
Fransızca: clairon
İngilize: clarion.
Yerel müziğin önemli çalgılarından biridir. Bu çalgı geçmişte, curna, zurr, sarna(sorna) ve sernay olarak anılmış. Baş kısmından başlayarak aşağı doğru genişleyen bu boruyu çalabilmek için ağzına, kamıştan yapılmış bir sipsi takılır. Üstünde altı, alt yanında ise bir olmak üzere yedi delik vardır. Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb. ağaçlarından yapılmaktadır.
Duvar örülürken üstüne çıkılan iskele.
Bir çeşit küçük zurna.
Fransızca: clairon
İngilize: clarion.
Yerel müziğin önemli çalgılarından biridir. Bu çalgı geçmişte, curna, zurr, sarna(sorna) ve sernay olarak anılmış. Baş kısmından başlayarak aşağı doğru genişleyen bu boruyu çalabilmek için ağzına, kamıştan yapılmış bir sipsi takılır. Üstünde altı, alt yanında ise bir olmak üzere yedi delik vardır. Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb. ağaçlarından yapılmaktadır.
Duvar örülürken üstüne çıkılan iskele.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Acıkara, Göller yöresine bir üzüm cinsi. Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir üzümdür. Üzüm Çeşitleri; Acıkara, Adakarası, Akgemre-Algerme (I...
-
Avellino, Güney İtalya'nın Campania bölgesindedir. Avellino eyaletinin başkenti olan bir kasaba ve komündür. Napoli'nin 47 kilometre...
-
Thomas More, (1478-1535 Londra) İngiliz yazar, devlet adamı ve hukukçu. Hümanist bir bilgindir. İngiltere'de bir yargıcı oğlu olarak ...
-
Sirke, Fransızca: Larve, İngilizce: nit s . Bit yumurtası. Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası. Baş bitinin (Pediculus capit...
-
Badar, Falak, Ayıgiller (Ursidae), etçiller (Carnivora) takımına ait bir familya' dandır. Küçük ayılar, Procyonidae familyasındandır. Bü...