Bektaşi dervişlerinin boyunlarına astıkları bir taş...

Sekil,
Teslim taşı,
(Boyun Taşı),
Palheng,
(Bel Taşı).
Bektaşi dervişlerinin boyunlarına astıkları bir taş.
Bektaşi Dervişlerinin boyunlarıana astıkları bir taş.

Bektaşilik:
Günümüzde Türkiye, Balkanlar ve İran’da varlığını sürdüren Bektaşilik, Alevilikle benzer inançları paylaşır ancak resmi olarak tarikat statüsü taşımaz. Adını 13. yüzyılda Hacı Bektaş-ı Veli’ den alan ve On İki İmam inancına dayanan tasavvufi bir tarikattır. Anadolu’nun İslamlaşmasında etkili olmuş, Ahilik ve Hurufîlik gibi akımlardan etkilenerek şekillenmiştir. Cem ayini ve ikrar merasimi gibi ritüelleriyle tanınır. 1930 yılına kadar Hacı Bektaş-ı Veli Türbesinde olan Bektaşi Dergahı, Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kapatması sonrasında Tirana' da bulunan Dünya Bektaşi Merkezi'ne taşınmıştır. Dergah Dede'si Baba Mondi'dir.
Hacı Bektaş-ı Veli'nin öğretilerinin kökeni Türkistanlı alim Ahmed Yesevi'ye kadar uzanır. Bektaşilik hiyerarşisinde en yüksek unvan dedebabadır, onu halifebaba ve baba takip eder.
Bektaşi dervişlerinin taktığı ve yaygın olarak teslim taşı veya palheng olarak bilinen bu nesneler, Bektaşilikte derin tasavvufi anlamlar taşıyan en önemli sembollerdendir. Bu taşlar, dervişin yola, pirine ve Allah'a olan tam teslimiyetini temsil eder. 

Dervişlerin taşıdığı taşlar ve anlamları şu şekildedir:
Teslim Taşı (Boyun Taşı): 
Bektaşi dervişlerinin göğüslerinde taşıdıkları, genellikle Hacıbektaş taşı (balgami taş) veya necef taşından yapılan, On İki İmam'ı simgeleyen, 12 köşeli yassı kolyedir. İç yüzü (batın) Hz. Ali' yi, dış yüzü (zahir) ise Hz. Muhammed'i temsil eder. Ana taşın üstündeki küçük habbe İmam Hasan'ı, altındaki ise İmam Hüseyin'i temsil eder.Bağ ve Düğüm: Taşı tutan kırmızı ip (kaytan) Hallac-ı Mansur'un darağacı ipini, en alttaki düğüm ise derisi yüzülerek şehit edilen Seyyid Nesimi'yi simgeler.

Palheng (Bel Taşı): 
Teslim taşının daha büyük bir formu olup, genellikle bel kuşağına (kemer) takılır. Nefsi dizginlemeyi, eline, diline, beline sahip olmayı temsil eder. Eskiden dervişler bu taşları karın bölgesine bağlayarak açlık hissini bastırmak ve çile çekmek (riyazet) için kullanırlardı.

Sekil sözcüğünün başka anlamları:
At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık; seki.
At, eşek ve sığırların ayaklarındaki ak leke.
Hayvanların ayağındaki ak leke.
Atın ayaklarında olan beyazlık. 
Ayağında sekisi olan, sekili. 
Atın ayağındaki beyazlık.
Alnında beyazlık olan.

Orta Doğu, Uzak Doğu, Orta Amerika ve Güney Amerika’da kullanılan, seramikten yapılmış bir tür flüt...

Okarina,
(Ocarina),
Patates flütü.
Küre biçimli flüt.
Vessel flüt olarak da bilinir. 
Genellikle seramik, kil veya plastikten yapılır; dört ila on iki parmak deliği bulunur.
Üflemeli bir çalgı olup bir tür kap flütüdür.
Güney Amerika'da topraktan yapılan nefesli bir çalgı.

Orta Doğu, Uzak Doğu, Orta Amerika ve Güney Amerika’da kullanılan, seramikten yapılmış bir tür flüt.
Ekvator ve Kolombiya' da pişmiş topraktan, seramikten yapılmış bir çalgıdır.
Yumurta biçiminde yapılan ve sekiz deliği bulunan üflemeli bir çalgı.

Kökeni antik dönemlere dayanır ve Çin, Mesoamerika kültürlerde önemli bir yere sahiptir. İtalya' da 19. yüzyılda Giuseppe Donati tarafından modernize edilerek daha geniş bir enstrüman haline getirilerek halk çalgısı olarak kullanılmıştır. 
Hem çocuklar hem yetişkinler tarafından kullanılır. Taşınabilir yapısı ve kolay öğrenilebilirliği ile dikkat çeker. Farklı delik sayılarına sahip modelleri, zengin bir ses yelpazesi sunar. Okarina, seramik bir flüt çeşididir. Okarinalar, Orta ve Uzak Doğu, Orta ve Güney Amerika' da kullanılmaktadır. Azerbaycan'da çok eski örnekleri bulunmuştur. Dünyanın birçok yerinde kuşların sesleri taklit edilerek geliştirilip, esas olarak halk müziği enstrümanı olarak kullanılmaktadır. Solo çalınabildikleri gibi başka müzik aletleriyle birlikte de çalınabilir. 

Okarina, kökeni antik dönemlere dayanan, genellikle seramik veya kilden yapılan, kapalı, yuvarlak gövdeli ve çıkıntılı bir ağızlığa sahip üflemeli bir çalgıdır. Patates flütü olarak da bilinen bu aerofon (hava titreşimli) enstrüman, üzerindeki 4-12 arası parmak deliğinin kapatılıp açılmasıyla farklı notalar üretir.

Okarinaya benzer enstrümanlar:
Xun(Çin)
Tsuchibue(Japonya)
Hun(Kore)
Chopo choor.

Okarina

Dokumada arış ipliğine verilen ad...

Tar,
Tarak.
Dokuma, arış ipliği,
Dokumada arış ipliğine verilen ad.
Dokuma tezgahlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak.
Dokuma tezgahlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç.
Dokuma tezgahlarında, dişleri arasından arış (çözgü) ipliklerinin geçtiği ve atkı ipliğini dokuma çizgisine sıkıştırmaya yarayan araca tarak denir.

Dokuma tarağının temel işlevleri şunlardır:
Çözgü (arış) ipliklerinin birbirine paralel ve belirli bir sıklıkta durmasını sağlar.
Atılan her atkı ipliğini kumaşın oluştuğu noktaya doğru iterek dokunun sıkılaşmasını sağlar.
Dişler arasındaki boşluklar, dokunan kumaşın genişliğini ve sıklığını belirler.

Tarak sözcüğünün başka anlamları:
Bulutların bir yere toplanması.
Suda yaşayan hayvanlarda solungaç.
İki çenetli çeşitli yumuşakçalara verilen ortak ad.
Yuvarlak ve yelpaze biçiminde kabuğu olan bir yumuşakça.
Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça.
Aynı cinsten olan şeylerden bazısı bazısının üstünde olması.
Ayağın yüksek olan üst bölümü.
Ayağın ön tarfının hemen üstündeki tümsek kısım.
Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç.
Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık.
Karda insan geçebilecek genişlikte açılan yol.
Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik.

Beşikte çocuğu tutan kumaş kemer ...

Artak,
Beşikte çocuğu tutan kumaş kemer.
Beşikte çocuğu tutan kumaş kemer çifti.
Çocuğu beşiğe bağlıyan bez.
Artvin yöresinde Ardanuç ve Yusufeli taraflarında halk dilinde kullanılan sözcüktür.

Artak teriminin halk dilinde başka anlamları:
Kırılan hayvan bacağını, oynatmadan düzgün tutmaya yarıyan tahta.
Çoğalan, fazlalaşan, bereketli (pirinç, fasulye, nohut, mercimek v. b. hakkında).
Artak, Ermeni kökenli bir kelime olup dürüst ve doğru kişiliği s,mgeleyen erkek ismidir. 
Raid: Shadow Legends'ta oyununda popüler bir karakterin adıdır.
Bozulmuş, bozuk.

Maatbacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp ...

Matris,
Matris kağıdı.
Baskı kalıbı.
İngilizce: matrix, 
Fransızca: matrice, 
Almanca: matrix, 
Azerice: matrisa,
Latince: matrice.
Dizme makinelerinde harf kalıbı.
Sıcak dizgide döküm için kullanılan dişi harfler.
Dizilmiş harflerin hususi bir mukavva üzerine alınan kalıbı.
Basılacak formanın kalıbını almada kullanılan yumuşak karton.
Matbaacılıkta dizme makinelerinde kullanılan harf kalıbı.
Maatbacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp.
Baskı yoluyla teksir için kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı.

Matris sözcüğünün diğer anlamları:
Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre. 
Elektronik hesap makinelerinde, renkli televizyon vb. cihazlarda hesap ve kumanda işlemlerinin yapılmasını sağlayan elektronik devre; dizey.

Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu.
Dikdörtgen bir dizi oluşturacak şekilde satır ve sütunlar halinde düzenlenmiş sayı kümesi; dizey.
Dikdörtgen bir sayılar tablosu veya daha genel bir açıklamayla, toplanabilir veya çarpılabilir soyut miktarlar tablosu, dizey.
Olayların veya niceliklerin incelenen özelliklerini gösteren sayıların, belirli bir kurala göre sıralanıp aralarındaki bağıntılar görülecek veya hesaplamaya yarayacak şekilde düzenlenmiş tablosu.
Üretilecek mal veya hizmet için gerekli olan elemanlar topluluğunun cetvel halinde düzenlenmiş şekli.

Tarihçesi 19. yüzyıla dayanır ve Arthur Cayley tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde mühendislik, yapay zeka ve istatistik gibi alanlarda yaygın olarak tercih edilir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ