Mide mukozasının salgıladığı proteinli besinleri peptona çeviren enzim.

Pepsin,

Fransızca: pepsine,
İngilizce: pepsin,
Yunanca: pépsis.
Mide mukozasının salgıladığı proteinli besinleri peptona çeviren enzim.
Mide mukozasından aktif pepsinojen olarak salınan ve asit ortamda pepsin haline dönerek aktifleşen, proteolitik enzim.
Mide öz suyunda pepsinojenden oluşan, düşük pH değerlerinde özellikle fenil alanin ve lösin kalıntılarına komşu peptit bağlarını hidroliz ederek proteinleri daha küçük moleküllere indirgeyen bir sindirim enzimi.


Pepsin, midede üretilen ve alınan besinlerdeki proteinleri daha küçük parçalara (peptitlere ve amino asitlere) ayıran önemli bir sindirim enzimidir. Yunancada pepsis; sindirim anlamına gelir.

İlk olarak inaktif bir öncül madde olan pepsinojen biçiminde mide duvarındaki şef hücrelerinden salgılanır. Pepsinojen, midedeki hidroklorik asit (HCl) ile birleşerek aktif pepsin enzimine dönüşür. Etkisini gösterebilmesi için mide ortamının yüksek derecede asidik (düşük pH seviyesi) olması gerekir.

Karamanoğulları’nın atası olan Türkmen emiri ...

Nure Sufi,
Nure Sofi,
Nure Sofu,
(Nureddin Bey),
(D. ? - Ö. 1257, Mersin),
Türkmen Emiri.
Karamanoğulları’ nın en büyük atası.
XIII. yüzyıl başalarında Türkmen emirliği yapmıştır. Baba İlyas ve Baba İshakı Horasani'nin mürididir. 1231 yılında Babai isyanına katılmış. Karaman, Bonsuz ve Zeynülhac adlı üç oğlu vardı.

Oğulları:
Karaman Bey (ö. 1263, Karaman) - Karamanoğulları Beyliği'ni kurmuştur.
Bunsuz Bey (ö. 1261, Konya) - IV. Kılıç Arslan tarafından kendisine Emir-i Candarlık verilmiş. Gevale Kalesi'ndeki savaşta şehit olmuştur.
Zeynelhac Bey (ö. 1261, Konya) - Gevale Kalesi'ndeki savaşta şehit olmuştur.

Nure Sufi  Oğuzlara mensup Karamanlu oymağının Beyi olup Karamanoğulları Devleti'nin kurucusu Karaman Bey'in babasıdır. Nureddin Bey, zamanın saygın bir tarikatı olan Babai tarikatına girip Sufi olunca, isminin kısaltılmışı olan Nure ve Sufi sıfatı birleştirilip Nure Sufi veya Nure Sofu denmiştir. Karamanoğulları'nın ataları, Moğolların baskısı sonucunda anayurtlarını terk ederek önce Azerbaycan'a, sonra ise Anadolu'ya gelip Sivas'a yerleşmişlerdir.

Nureddin Bey, Saadeddin Bey'in oğlu olarak doğdu. Doğum yılı ve çocukluk yılları hakkında güvenilir bir kayıt bulunmamaktadır. Babası Saadeddin Bey'in Sivas'taki ölümünden sonra, diğer beylerin de onun liderlik vasfı üzerinde ittifak etmeleriyle birlikte Nureddin Bey boy beyi olarak seçilmiş ve böylece aşiretin başına geçmiştir. Nureddin Bey ilk olarak Ermenilerin elinde bulunan Ereğli Kalesi'ni aldı. Sonra Selçuklu Sultanına asi olan Sivas beyi Hacı Bahadır'ın elindeki Sivas Kalesi'ni de ele geçirdi. Ardından bir bağlılık mektubu yazarak kalenin anahtarını sultana gönderdi ve bağlılığını bildirdi. Bu durumdan çok memnun olan I. Alaeddin Keykubad, Ermenek çevresindeki Rum ve Ermenilerden şikayetciydi. Bu nedenle Nureddin Bey'e bir mektup göndererek, Ermenek'i fethetmesini istedi. Nureddin Bey, maiyetiyle birlikte başkent Konya'ya gelerek Sultan Alaeddin'e biat etti. Daha Sonra Aladağ üzerinden Ermenek'e yürüdü. Zorlu bir savaştan sonra 1228'de kaleyi fethetti.

Bu fetihten sonra Nureddin Bey Mut Kalesi'nin üzerine yürümüş, kaleyi kuşatmış ve fethetmiştir. Daha sonra Gülnar ve Mara kalelerini de alan Nureddin bey, fethettiği kalelerin anahtarlarını sultana göndemiştir. Sultan Alâeddin Keykubad çok memnun olmuş, devlet göstergesi olan hilat, kılıç, tabl ve alem gönderip aldığı kaleleri de Nureddin Bey'e bağışlamıştır. Böylelikle Karamanoğulları Beyliği'nin temeli atılmış oldu. Nureddin Bey fethettiği yerlere aşiretiyle beraber yerleşmiştir.

Nureddin Bey, Babai şeyhi Şeyh İlyas ile tanışmış ve ona bağlanarak müridi olmuştur. Babai tarikatına girdikten sonra Sufi olmuş, beyliğini oğlu Karaman Bey'e bırakıp inzivaya çekilmiş ve Babai tarikatının bir takipçisi haline gelmiştir. Kaynaklara göre Babailik yolunda 7 yıl boyunca mağaralarda yaşamış, yaşam tarzını değiştirmiş, onlar gibi hırka giymiş ve posta oturmuştur. Baba İlyas Horasanî sürgün sonrası fazla beklemeyerek halifesi atandığı Çat köyünde isyan etmiştir. Onun çıkardığı bu küçük çaptaki isyan Selçuklu yönetimi tarafından kısa zamanda duyulmuş, takiben merkezi idare tarafından gönderilen kuvvetler tarafından durdurularak Baba İlyas Horasanî ve takipçileri öldürülmüştür.

Nureddin Sufi, Baba İlyas'ın halefi olarak ortaya çıkan ve ölümüne müteakip isyanı daha da büyüterek devam ettiren Baba İshak'a biat etti. Birçok zaferler kazanarak Kırşehir'e kadar gelen Baba İshak Kefersudi, Nure Sofi ve isyancılar hızla Konya'ya doğru ilerlemeye başladılar. Malya Ovası'nda gerçekleşen büyük savaş sonucunda Babailer neredeyse kıyıma uğramıştır. Nureddin Sufi canını buradan zor bela kurtararak kaçmış, Ermenek'te olan ailesinin yanına gitmiştir.

Anadolu Selçuklu Devleti'ne karşı isyan ederek suç işlemiş olduğundan ailesi ve aşireti zarar görmesin diye başında bulunduğu beyliği resmi anlamda büyük oğlu Karaman Bey'e bırakmış. Muhtemelen yakın efradını yanına alarak ulaşımı güç bir noktada olan Toros Dağları'na çekilmiş, buralarda münzevi bir hayat yaşamaya başlamıştır. İlerleyen senelerde Toroslardan inerek Mersin'in Mut ilçesine bağlı Değirmenlik Yaylasına yerleşmiştir. Burada ölmüş ve Türbesine gömülmüştür

Karaman (Larende):
İç Anadolu bölgesinin güneyinde yer alır. Kuzeyinde Konya, güneyinde Mersin doğusunda Ereğli, güneydoğusunda Silifke, batısında Antalya yer alır. Karaman 15 Haziran 1989 tarihinde Türkiye’nin 70. Vilayeti olmuştur.

Celal Şengör'un bir kitabı...

Dahi Diktatör,
A. M. Celal Şengör,
Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri ve siyasi dehası, reformlarının arkasındaki akılcı felsefe ve toplumu dönüştürme stratejileri.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün liderlik vasıflarını, dehasını ve modernleşme reformlarını inceleyen bir inceleme-araştırma kitabıdır. İlk baskısı 2014 yılında İnkılap Kitabevi tarafından yayımlanan eser, Atatürk'ün liderlik tarzını "dahi" ve "diktatör" kavramları bağlamında, yazarın kendine has sohbet ve anlatım üslubuyla ele alır.


Celal Şengör:
A. M. Celâl Şengör,
Tanınmış Türk jeolog ve akademisyen.
Dünyaca tanınmış bir Türk jeolog ve akademisyendir.
(D. 24 Mart 1955, İstanbul. - 2026, İstanbul'da yaşıyor)
Yer bilimi (jeoloji) alanındaki çalışmalarıyla bilinen Şengör, yerli ve yabancı pek çok bilim akademisinin (Fransız Bilimler Akademisi, ABD Ulusal Bilimler Akademisi ve Rusya Bilimler Akademisi gibi) üyesidir. Londra Jeoloji Cemiyeti tarafından Bigsby Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

24 Mart 1955 tarihinde İstanbul'da doğdu. 1973 tarihinde Robert Koleji'ni bitirdikten sonra 1978 yılında State University of New York at Albany'den Jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversiteden 1979 yılında yüksek lisansını bitirdi. 1981 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982 yılında State University of New York at Albany'den doktora aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazandı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçent oldu.

1988 yılında Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru unvanına sahip oldu. 1990 yılında Academia Europaea'ya kabul edilden Celal Şengör, aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda profesörlüğe yükseldi.

Celal Şengör, ileri seviyede İngilizce, Fransızca ve Almanca bilmektedir.
Felemenkçe, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca ve Osmanlı Türkçesini okuyabildiğini  söylemiştir.

Diğer kitapları:
  • Dahi Diktatör,
  • Bilim Olmasaydı,
  • Bilimin Büyüsü,
  • Aptalı Tanımak,
  • Sormadın Ama Anlattım
  • Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor
  • Daha İyi Bir Türkiye İçin Hangi Fikri Yıkalım?
  • Cehaletten Kurtulma Sanatı & Kim Kimdir?
  • Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması.
  • Zümrütnâme & Zümrüt Ayna.
  • Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?
  • Newton Neden Türk Değildi?
  • Dikkate Değer Mevzular.

Duvarın yıkılmaması için koyulan destek direği(yöresel)...

Önek,
İngilizce: prefix, affix.
Fransızca: préfixe.
Duvarın yıkılmaması için koyulan destek direği.
Kayseri, Bünyan yörelerinde halk ağzında kullanılır.

Önek sözcüğünün yörelerimize göre başka anlamları:
Ön ek, öntakı.
Fasıl, ilave. ek yeri.
Sürek avında, avcıların av bekledikleri yer.

Bazı yabancı dillerde kelimenin önüne gelerek anlamını değiştiren ek.
İsmin önüne konan ünvan, takı, sonek, ön, ön ek, öneki, başına ek, ekleme, ilave.
Önek terimi, Türkçe’de ön (önce, başa) ve ek (ekleme) kelimelerinden türetilmiştir.
Kimi yabancı dillerde sözcük kökünün önüne gelerek sözcüğe belirli bir anlam katan ek.

Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme...

Siya,
Geri çek.
Rumca: siya,
İtalyanca: scia.
Fransızca: scier.
Kürekleri tersine çekmek.
Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.
Botu geri hareket ettirmek için küreği tersine çekmek.
Kürek çekerek, tekneyi geriye itmek için verilen komut.
Filikalarda kürekleri baştan kıça doğru hareket ettirmek.
Kayık, tekne vb. deniz araçlarını kürekleri tersine çekmek sûretiyle geriye doğru yüzdürme.

Siya siya:
Geri geri,
Ağır aksak.
Yavaş yavaş.

Siya teriminin başka anlamları:
Siyah,
Gözbebeği.
Kara, siyah.
Samanlı balçık,
Kız ismi olarak da kullanılır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ