Masonların birbirlerine verdikleri ad. ..

Birader,
Rusça: brat.
Farsça: birader.
Latince: frater,
Fransızca: frère
İtalyanca fratre, 
İngilizce: brother, 
Almanca: bruder.
Sırpça: brata, Slavca: braty.

Masonların birbirlerine hitap sözü.
Masonların birbirlerine verdikleri ad.

Birader sözcüğünün başka anlamarı:
(Bilader).
Erkek kardeş.
Kayın birader.
Erkek kardeş.
Kardeş gibi yakın erkek arkadaş
"Ey dost, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
"Yahu, dost, arkadaş" anlamında seslenme sözü.

Mason:
Fransızca: maçon
Masonluk üyesi, farmason
Din ve milliyet farkı gözetmeden bütün insanları hürriyet, eşitlik, kardeşlik prensipleri etrafında birleştirmeyi amaç edindiğini ileri süren, hırıstiyan ve daha çok yahudi kültürü unsurlarına dayanan, loca adı verilen bölümler halinde teşkilatlanmış olan ve birbirlerini bazı işaretlerle tanıyan, bütün dünyaya yayılmış kısmen gizli bir dernek, farmasonluk.

Mason locası:
Çeşitli seviye ve derecelerdeki masonlardan meydana gelen gruplardan her biri.

Mason sözcüğünün başka anlamları:
Fransızca, duvarcı manasına gelir.
Taş veya duvar ustası.
Duvarcı.
Taşçı.
Taş duvarcı,

Göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç...

Mil,
Rumca: mil.
Arapça: mil,
Fransızca: mille
İngilizce: mile,
Yunanca: milia,
Göze sürme çekecek alet.
Göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç.

Mil sözcüğünün başka anlamları:
Şiş,
Tığ,
Kum.
Bilye.
Balçık,
Çamur,
Mil, çamur.
Sivri çelik kalem
Dantel örülen tığ.
İnce demir çubuk.
Uzaklık ölçü birimi.
Dikme taş, yolda mesafe taşı,
İğne gibi ince ve uzun bir alet.
Selin getirdiği kumlu, çamurlu toprak.
Bir çarkın, üzerinde döndüğü mihver, eksen.
Türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk.
Karada 1609, denizde 1852 metre olarak kabul edilen bir uzaklık ölçü birimi.
Selin sürükleyip getirdiği çok küçük taneli çamurlaşmış kum ve toprak karışımı.

Gidiş...

Azimet,
Gidiş,
Arapça: azimet,
Eski dilde; gidiş.
Yola çıkma, gidiş.
Gitmek, yola çıkmak.
Yola çıkmak, gitmek.
Gidiş, yola çıkma.
Yola çıkma, niyet etme.
Kesin karar vermek.
Takva ile amel etmek.

Göz...

Dide,

Çeşm,
Ayn,
Göz,
Basar,
Görme organı,
Görme organı; basar, ayn, çeşm, dide.

Göz sözcüğünün yörelerimizde, halk dilinde başka anlamları:
Oda.
Hane.
Kuyu.
Nazar.
Kaynak.
Pencere.
Çekmece.
Uç, taraf.
Kor, köz.
Aşık kemiği.
Bakış, görüş.
Delik, boşluk.
İğnenin gözü.
Terazi kefesi.
Derin bataklık.
Suyun çıktığı yer.
Oda, evin bir bölümü.
Suyun çıktığı yer, kaynak.
Bazı yaraların uç bölümü.
Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.
Bir çeşit yün dokuma motifi.
Dolap bölmesi ya da çekmece.
Değirmendeki taşların her biri.
Derelerdeki su dönemeci, girdap.
Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.
Bağ çubuklarında yaprak ve filiz çıkan yer, tomurcuk.
Domuz avında kullanılan, telden yapılmış yuvarlak bir çeşit araç.

Açık oturum...

Panel,
Açık oturum.
Münazara,
Tartışma,
Platform,
Toplu görüşme,
Jüri toplantısı,
Tartışma grubu,
Fransızca: panel.
İngilizce: panel, discussion.
Dinleyiciler önünde, seçilmiş bir konuşmacı grubunun bir konuyu tartışmak amacıyla düzenlediği toplantı, toplu görüşme, açık oturum.
Konu ile ilgili bir konuşmacı grubun bilimsel, toplumsal, siyasi vb herhangi bir konuda dinleyici önünde yaptıkları tartışmalı toplantı, açık oturum. 
Seçilmiş bir konuşmacı grubu tarafından güncel, siyasal, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı.

Panel sözcüğünün başka anlamları:
Panel, tabla.
Yerleştirileceği yüzeyin bir bölümüne uyan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde düzgün parça.
Piyasa araştırmaları ve reklam kampanyalarında kullanılmak üzere alıcıların görüşlerindeki gelişmeyi değerlendirmek üzere düzenli aralıklarla toplanan grup.
Ayarları yapmaya veya işlemleri kontrol etmeye yarayan arayüz veya menülere (kontrol paneli) verilen isimdir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ