Batı yanlısı bir dış politika izleyen, ülkesinin modernleşmesine yönelik reformları başlatan İran'ın son monarşik lideri ...

Şah Pehlevi,
Reza Şah Pehlevi.
Muhammed Rıza Şah Pehlevi.
Şehinşah,
Şahenşah: Krallar Kralı,
(D. 26 Ekim 1919, Tahran - Ö. 27 Temmuz 1980, Kahire), 
Batı yanlısı bir dış politika izleyen Pehlevi, İran'ın son monarşik lideridir.
Pehlevi hanedanının ikinci ve son hükümdarı (1941-1979).

1941-1979 yılları arasında 38 yıl boyunca ülkesini demir yumrukla yönetti. 
30 Ekim 1967 tarihinde kendisini Şehinşah ve eşi Farah Diba'yı da Şahbanu (imparatoriçe) ilan ederek taç giyme töreni yaptı.
27 Ekim 1919 tarihinde Tahran’da doğdu; Rıza Şah Pehlevi’nin oğludur.
26 Ocak 1926 tarihinde veliaht ilan edildi. 
1931 yılında gönderildiği İsviçre’de bir kolejde dört yıl eğitim gördükten sonra 1936 yılında Tahran’a döndü. İki yıl devam ettiği Tahran’daki askeri akademiyi bitirince 1938 yılında ordu müfettişliğine getirildi. 
1939 yılında Mısır Kralı I. Fuad’ın kız kardeşi Fevziye ile evlendi. 
25 Ağustos 1941 tarihinde İngiliz ve Rus kuvvetleri İran’ı işgal edince Rıza Şah’ın Alman yanlısı olduğundan endişe duyan Rusya ve İngiltere onun oğlu lehine tahttan çekilmesini sağladılar. Meclis, Rıza Şah’ı Güney Afrika’ya sürgüne yollamasının ardından yerine 1941 yılında Muhammed Rıza’yı getirdiler. Suçlular için af çıkaran Muhammed Rıza, siyasî partilerin kurulmasına izin vererek ülkede çok partili hayatı başlattı. 
II. Dünya Savaşı sırasında İran topraklarını İngiltere ve Rusya’nın kullanımına açtı. 
1943 yılında savaşın seyrini değiştiren önemli kararların alındığı Tahran Konferansı’na ev sahipliği yaptı ve Franklin D. Roosevelt, Stalin, Winston Churchill ile görüşme fırsatı buldu. 

Ulemanın etkisini azaltan babasının aksine güçlenen dini kurumların politika ile uğraşmasını engelleyemedi ve 1943 seçimlerinin ardından muhafazakar ağırlıklı bir meclis ortaya çıktı.
1945 yılında Azerbaycan, ertesi yıl Kürdistan eyaletlerinde Sovyetler Birliği’nin desteğiyle ayaklanmalar oldu. 
1946 yılında Sovyet güçlerinin çekilmesi üzerine İran kuvvetleri kontrolü ele geçirdi. 
1947 yılına gelindiğinde Muhammed Rıza bütün İran’da otoritesini sağlamış bulunuyordu. Fakat savaş sonrası durumun getirdiği sosyal ve ekonomik sıkıntılar muhalefetin güçlenmesine yol açmış, bu da iktidarının zaman zaman sarsılmasına sebep olmuştur.
1949 yılında Muhammed Rıza, anayasa İran asıllı olmayan birinin tahta varis olmasına izin vermediği için, kendisinden Şahnaz adlı bir kız çocuğu bulunan Kraliçe Fevziye’den ayrıldı. 
1951 yılında Bahtiyari kabilesinden Süreyya ile evlendi. Kraliçe Süreyya’dan çocuğu olmayınca 1958 yılında ondan boşandı.
1959 yılında Tebrizli bir aileye mensup Farah Diba ile evlendi. 1960 yılında oğlu Prens Rıza doğdu. 
1967 yılında anayasada yapılan bir değişiklikle varisi yirmi yaşına ulaşmadan kendisinin ölümü halinde kraliçeye şah vekili olarak hareket etme izni verildi.

1943-1953 yıllarında şahla, Muhammed Musaddık’ın etkisi altında bulunan meclis arasında otorite mücadelesi devam etti. Şubat 1949 yılında Şah Rıza kendisine yapılan başarısız bir suikast girişiminin ardından sıkıyönetim ilan etti ve suikastı düzenlediğinden şüphelendiği komünist Tudeh Partisi’ni kapattı. Yaşanan gerginlikler terör eylemlerini yoğunlaştırdı ve Başbakan Ali Rezmara öldürüldü. Bunun üzerine başbakan olan ulusal cephenin lideri Muhammed Musaddık İngiltere karşıtı bir siyaset izlemeye başladı ve parlamentodan Anglo-İran Petrol Şirketi’nin millileştirilmesi yönünde bir karar çıkarttı. Ancak millileştirme hareketi, dünya petrol piyasasını ellerinde tutan büyük şirketlerin boykotu sebebiyle satış yapılamadığı için başarısızlığa uğradı.
1953 yılında Şah, Musaddık’ı görevden alarak yerine General Zahidi’yi getirdi. Fakat halkın desteğini sağlayan Musaddık direnince gelişen olaylar neticesinde üç gün sonra Süreyya ile birlikte önce Bağdat’a, ardından Roma’ya kaçmak zorunda kaldı. Şah taraftarlarıyla Musaddık ve Tudeh Partisi taraftarları arasında başlayan iç savaş, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü’ nün (CIA) desteğini alan şaha bağlı kuvvetlerin liderliğini yapan General Zahidi’ nin duruma hakim olmasıyla sonuçlandı. Muhammed Rıza, geri döndü ve kısa zamanda diktatörlüğe kayan yeni bir iktidar dönemini başlatıp Musaddık’ı ve önde gelen diğer muhaliflerini tutuklattı. Sıkıyönetim ilan ederek birçok alanda özgürlükleri kısıtladı.

1949 yılında yapılan, ancak petrolün millileştirilmesinden sonra gelirlerin düşmesi sebebiyle uygulanamayan ilk ekonomik kalkınma planına tekrar hız verildi. İkinci ekonomik plan döneminde (1956-1962) birçok büyük projenin gerçekleşmesi sağlandı. Petrol krizinin 1954 yılında çözülmesinin ardından Şah Rıza, Batı ile ilişkilerini geliştirdi. Bu süreçte petrol konsorsiyumundaki İngiltere ağırlığını kaybederken yerini alan Amerika Birleşik Devletleri, İran tarihi açısından yeni bir devir başlattı. 

1955 yılında İran; Türkiye, Irak, Pakistan ve İngiltere’nin oluşturduğu Bağdat Paktı’na üye oldu. 
1957 yılında sıkıyönetim kaldırıldı. Bu dönemde, şah iktidarının ayakta durmasında ve muhalefetin susturulmasında önemli görevler üstlenecek olan istihbarat teşkilatı Sazman-ı Ittılaat ve Emniyyet-i Kişver (SAVAK) kuruldu. Arkasından şah meclisi feshetti ve Emini başkanlığındaki hükümet ülkeyi kararnamelerle yönetmeye başladı. Bu durum muhalefeti güçlendirdi ve birçok ayaklanmaya sebep oldu. 
1961-1963 yılları arasında, Şah,  “Ak Devrim” adıyla bir sosyoekonomik reform programı başlattı. Bu programın en önemli maddeleri özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin baskı yaptığı toprak reformu, kadınlara oy hakkının tanınması ve okuma yazma seferberliğiydi. Ancak reformlar, başta tüccar destekli dini gruplar ve ulusal cephe olmak üzere çeşitli kesimlerin tepkisine yol açtı. Bu sıralarda muhalefetin başını çeken dini lider Ayetullah Humeyni ile yaşanan ihtilaf doruğa ulaştı. 
1963 yılında ülke çapında başlayan ve “Onbeş Hurdad” denilen ayaklanma hükümet kuvvetleri tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı ve yüzlerce insan öldürüldü. Bir süre sonra da Ayetullah Humeyni ölüme mahkum edildi. Ancak cezası sürgüne çevrilerek Türkiye’ye gönderildi.

Ülkedeki ekonomik gelişmeye rağmen gelir dağılımında hızlı bir dengesizlik meydana gelmesi ve toprak reformunun başarısızlığı dini liderlerin önderliğindeki muhalefeti gittikçe büyüttü. Milyonlarca insanın katıldığı protesto mitingleri yapılması ve bunun yanında güvenlik kuvvetlerinin muhalefete karşı siddet kullanması sonucu ortaya çıkan birçok kanlı olay, şah rejiminin Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Af Örgütü gibi kurumlar tarafından eleştirilmesine yol açtı. Neticede şah 16 Ocak 1979 tarihinde İran’ı terketmek zorunda kaldı. Böylece ülkede Pehlevi hanedanının yıkılmasıyla Batılılaşma ve laikleşme politikaları da son buldu. Mısır’da Asvan’a yerleşen Şah Rıza, kısa bir süre sonra tedavi için gizlice Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiyse de 1980 yılında Mısır’a geri dönmek zorunda kaldı ve aynı yılın 27 Temmuzunda Mısır'da öldü.

Şah Pehlevi, üç kez evlendi. 1939 yılında Mısır Kralı I. Fuad'ın 18 yaşındaki kız kardeşi Fevziye'yi aldı. 1945 yılında memleketi Mısır'a dönen Fevziye, Şah'tan boşandı. İran, bu boşanmayı kabul etmedi. Ancak Fevziye, baba ocağında tekrar prenses unvanı alarak 1949 yılında kral babasının yaveri olan Çerkes asıllı diplomat İsmail Şirin ile evlendi.

1951 yılında Bahtiyari kabilesinden Süreyya ile evlendi. Kraliçe Süreyya’dan çocuğu olmayınca 1958 yılında ondan boşandı.
 
Üçüncü evlilik, İran hava kuvvetlerinde görevli Azeri asıllı Suhrab Diba'nın kızı Farah ile 1959 yılında gerçekleşti. İkisi kız, ikisi oğlan olmak üzere dört çocuk doğuran Farah Pehlevi, hem kraliçe hem de imparatoriçe (Şahbanu) unvanı aldı.

Farah Diba sürgün sırasında dul kalınca Washington ile Paris arasında yaşamaya başladı. Bu arada kızı Leyla aşırı dozda uyuşturucu alması sonucu öldü. Küçük oğlu Ali Rıza ise silahla kendini vurarak intihar etti. En büyük oğlu Rıza Pehlevi kendisine İran Prensi unvanı vermişti. 2014 yılında ABD'de kurduğu radyo ve televizyon ağına dayanarak mevcut İran yönetimine muhalefet ederek, hala Şahlık davası güdüyor. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ