1945'teki Yalta Konferansı'nın da yapıldığı saray ...

Livadiye, 
Livadiya, Beyaz Saray, 1911

1945 yılında savaş sonrası meşhur Yalta Konferansı'nın da yapıldığı saray. Yalta'dan 3 km ötede Livadiye'nin Mohabi tepesinde, Çar II. Nikolay için 1911 yılında sahil tarafında yazlık saray olarak  yaptırılmıştır. 

İtalyan Rönesans tarzında 1910-1911 yılları arasında mimar Nikolay Krasnov tarafından beyaz Kırım Graniti kullanılarak inşa edilmiştir. Sarayın bahçe bölümü İtalyan tarzında düzenlenmiştir. Yazlık olarak inşa edilen saray 1917 Devriminden sonra sanatoryum olarak kullanılmış ve 1993 yılında müze haline getirilmiştir. Sarayın ilk katında Yalta Konfesansı'na ait belge ve resimler, ikinci katında Çar ve ailesine ait kıymetli eşyalar sergilenmektedir.

Sarayın dünya siyasi tarihi açısından önemi çok büyüktür. Stalin, Churchill ve Roosevelt, bu sarayda,
savaş sonrası 4-11 Şubat 1945 tarihinde Avrupa'nın geleceğini tartıştıkları Yalta konferansı yapılmıştır. Bu tarihi toplantının anısına üç lideri sembolize eden üç palmiye ağacı sarayın avlusuna dikilmşitir. Halen itina ile bakılan palmiyeler ve bahçesi ayrı bir güzelliktedir.

Kum fırtınalarını engellemekte yararlanılan bir tür çalı ...

Ebucehil.
Ephedra distachya,
Kum fırtınalarını engellemekte yararlanılan bir tür çalı.
Ephedraceae ailesinden, boyu 25 -50 cm arasında değişir. Avrupanın güneyi ile Asya'nın orta ve batı yörelerinde yetişen bir çalıdır.  

Yöresel adı Ebu Cehil çalısı' dır. 
Güçlü kökleri ile erozyona karşı toprağı korur.



Aynı zamanda kuvvetli bir stimulandır. Uyarıcı veya Stimülan (Uyarıcı, uyandırıcı, kamçılayıcı) etkisi olan bir bitkidir. Geçici olarak farkındalığı ve uyanıklığı artıran ilaçlardandır. Ebucehil Çalısı diye bilinen derin köklü, kurağa dayanıklı bir  çalıdır. 

Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yanlızca dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi ve öğretiye verilen ad ...

Ezoterik,
Fr. ésotérique.
Ezoterizm.
Osmanlıca, Batinilik.
Gizlemli, Gizlem,
İçe yönelik anlam, ileti,
İçrek.
Karşıtı  dışrak, ekzoterik.
Herkesle paylaşılmayan, belirli bir grupla sınırlı kalan bilgi, öğreti, inanç.,
El verme.

Yunanca içe ait, içrek, sadece müritlerin bildiği anlamında eswterikoV kelimesinden gelir.  Arıkdal Gizli Öğreticilik olarak kullanılıyor.

Herkesle paylaşılmayan, bilgi, öğreti, inanç içeren, belirli bir grupla sınırlı kalan öğreti.
Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yanlızca dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi ve öğretiye verilen ad.

Felsefede belirli kişilerin içselliği ile sınırlandırılmış öğretiye Ezoterizm denir. Görünenin arkasındaki gerçeklerin yalnızca gerekli idrak ve bilgiye sahip olanlara açıklanabileceği ilkesine dayalı bir öğreti sistemidir. Ezoterizm geniş, farklı öğreti ve pratik yelpazesine sahip olan bir akımdır.


Ezoterizm, bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara inisiyasyon yoluyla öğretilmesidir. Yani el verme. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir.

Egzoterik öğretiler olmayıp, tam tersine belirli kişilerin aşamalardan geçerek bilmeye hak kazandığı öğretilerdir. İçsel, tinsel farkındalığa sebep olan, Mistisizm ile eşanlamlı kabul edilen önemli ve kesin bilgilerdir. 

Kars'ın Digor ilçesinde VII. yüzyıldan kalma bir Ermeni kilisesi ...

Mren,
Mren Kilisesi,
Mren Katedrali,

Müren Kilisesi.
Kars'ın Digor ilçesinde bulunur.

Digor bölgesinde bulunan VII. yüzyıla ait Mren Ermeni kilisesi veya Türkçe deyişle Müren Kilisesi, Kars’a 42 km. uzaklıktaki eskiden Tekor olarak bilinen Digor İlçesi’ne bağlı Karabağ Köyü’nde bulunuyor. Digor’da ünlü Türk şairi Dede Korkut'un yaşadığına inanılıyor. 

Digor'da Orta Çağdan kalma kiliseler mevcut. Bunların içinde Digor yakınlarında bulunan Beş Kilise, (Khtzkonk manastırı) ve Karabağ köyü yakınlarında bulunan, iyi korunmuş Mren Kilisesi bölgenin önemli tarihi eserleridir. Bunlardan Beşkilise olarak bilinen manastır, Kars ili Ani harabelerinin yaklaşık 25 km güneybatısında bulunur. Eski adıyla Tekor olarak bilinen Digor ilçe merkezine yakın vadinin içindedir. Manastırın toplamda, hepsi kubbeli ve özenle kesme taştan yapılmış beş kilisesi, (Aziz Karapet, Meryem Ana-Surp Astvatsatzin, Aziz Stefanos, Aziz Krikor ve Aziz Sarkis Kiliseleri) olarak bilinen bu kiliseler beş kilise olarak anılmaktadır. 1878 yılında Kars bölgesinin Rus yönetimine geçmesiyle Beşkilise, Ermeni Kilisesine devredilmiştir. Binalar onarılmış, manastır yeniden ibadete açılmıştır. Günümüzde sadece Aziz Sarkis Kilisesi ayakta kalmış ancak 1989 depreminde o da ağır hasar almıştır. 

Üslup, biçem ...

风格

Tarz,
Tarz (Arapça,  طرز ), Şekil, biçim. 
Tarz,  (Fr. Style, İng. style ).   
Üslup, 

Üslûb (Arapça, اسلوب ) anlatım tarzı.  
Biçem (Osmanlıca).  
Stil,
Janr,
Konsept,
Meslek,  
Yöntem. 
Yol,
Biçim.
Şekil,
İfade tarzı. 

Özel oluş veya davranış biçimi, üslup.
Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi.
Latince stylum.

Farsça, gûne ( گونه ), biçim, tarz.  
Minval (Arapça, منوال ) tarz, yol.  
Reviş (Farsça روش ). Gidiş, Tarz, yöntem.  
Sebk (Arapça,  سبک ) üslup.  
Suret (Arapça,  صورت ). Yüz, Çare, Biçim, Tarz. 

Vetire (Arapça,  وتيره ). Üslup, Süreç.  

"Akrebin Yolculuğu", "Sarı Tebessüm", "Kadının Adı Yok" gibi filmlerde de oynamış tiyatro ve sinema oyuncusumuz ...

Şahika Tekand, 
(1959- .....)

Sinema ve tiyatro sanatçısı, 
Oyun yazarı, eğitmen, yönetmen. 

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesine gitmiştir. Sahne ve Görüntü Sanatları, Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk bölümünü 1984 yılında bitirmiştir. Sanatçı olarak tiyatro ve sinema oyunculuğuna başlayarak bir çok tiyatro ve filmde rol almıştır. Dostlar Tiyatrosunda da çalışmıştır. 

1988 yılında Studio ismiyle bir oyunculuk stüdyosu kurmuş ve faaliyetlerini buradan yürütmüştür. 1990 yılında evlenerek eşi ile beraber Studio Oyuncuları topluluğu olarak çalışmalarını devam ettirmişlerdir. Bir çok ünlü film ve eser sergilemiştir. Bu çalışmalarıyla  ödüller almıştır. Bu ödüller, 2013 yılında 17. Afife Tiyatro Ödülü ve Yılın En Başarılı Işık Tasarımcısı ödülünü almıştır.  1993 yılında 5. Ankara Film Festivalinde Sarı Tebessüm filmi ile Jüri Özel Ödülü sahibi olmuştur. 
Halen ışık tasarımcılığı, tiyatro ve sinema sanatçılığına ilave olarak kitap yazarlığı da yapmaktadır. (25.01.2015)

Filmleri;
Adı Vasfiye, Afife Jale, Ahi Evran-1989, Akrebin Yolculuğu-1997, Anayurt Oteli, 
Batık Aşklar Müzesi, Bir Avuç Gökyüzü,  
Dost Eller-1982, 
Ekran Aşıkları-1989, 
Gece Yolculuğu, Kadının Adı Yok, Kara Sevdalı Bulut, Kurt Kanunu - 1991
Sarı Tebessüm-1992, Sessiz Fırtına, Su da Yanar-1987, 
Yedi Uyuyanlar, Yengeç Sepeti - 1994, Yıldızlar Gece Büyür,

Yasalara aykırı davranış ...

Suç, (İng. crime, Frn. crime).
Cürüm,(Arapça Cürm, جرم ) suç.
Farsça Beze, 
Arapça cerime, (جریمه ), suç.
İngilizce Crime suç, kabahat anlamındadır.

Yasalara aykırı davranış.
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış. 
Yasaca cezası gösterilen eylem.

Halk dilinde Ayıp,
Günah.
Kabahat. 

Kusur, çirkin iş, tekdir edilmeğe müstehak hareket.
Bir toplumda haksız sayılıp, yazılı-yazısız kurallarla yasaklanan ve yaptırımlara bağlanan davranış ve eylem. 
Devletçe yasalarla tanımlanıp yaptırıma bağlanmış olan kurallara aykırı davranış.

Ağaç ya da fidan dikme ...


Gars, 
Osmanlıca gars.
Arapça, غرس , 
Ağaç dikme.
Ağaç ya da fidan dikme.
Ağaç fidanı dikmek.
Dikilmiş fidan.


Ağaç ya da bitkilerden köklendirme yoluyla yeni fidan elde edebiliriz. 
Mesela Viburnum (Kartopu), Ficus elestica (kaucuk) Comus (Kızılcık),  Corylus (Fındık), Sringa (Leylak), Ficus pumila (sarmaşık), Wisteria (Mor salkım) gibi bitkilerden köklendirme yapabiliriz. Bitkinin toprağa yakın dallarından birisini toprağın içine gömeriz. Bir süre sonra bitki, bu toprağa sokulan yerde köklenir. Daha sonra ana gövde tarafından köklü kısmı kesip, başka yere naklederek dikeriz.

Genel olarak fidanlar Kasım ve Nisan ayları arasında uykuda olurlar. Bu nedenle çıplak köklü fidanların dikim zamanı Kasım-Nisan aylarında olmalıdır. Ağaç ya da fidanların dikileceği yere nakli ve dikimi çok önemlidir. Dikim sırasında kökü koruyan toprak kütlesi dağıtılmadan dikilmelidir. Fidanın kökü, kıvrılıp, dönmemelidir. Güneşe ve rüzgara karşı  korunmalıdır. Dikim esnasında köklerin toprak içinde hava boşluğu oluşturacak şekilde sığ dikilmemesi gerekir. Kökü uygun derinlikte dikilmelidir. Çok derin olmasıda olumsuz etki yapar. Köklerin 20 cm' den uzun kısımları önceden kesilmelidir. Naylon, tüp ve bir kap içerisinde muhafaza edilen kökler mutlaka muhafazasından çıkarıldıktan sonra dikilmelidir. Havanın çok soğuk, buz, don olduğu zamanlarda fidan dikmeyiniz. Boyu uzun fidan ya da ağaçların rüzgarla sallanması önlenmelidir. Bunun için bir sırık, kazık ile bağlanarak direnci artırılmalıdır. Dikilen fidan veya ağacın etrafı ayakla basılarak sıkıştırılır. Daha sonra can suyu verilir. Korunması ve bakımı önemlidir. Her yaşta titizlikle muhafaza edilmelidir.

Altı delikli bir tür flüt...

Fifre, (Fr. fifre).
Almanca phifer.
İngilizce, Pifaro, piffere.

Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir tür flüt.
Altı delikli bir tür flüt.
Bandolarda kullanılan büyük flüt.
Flüt ailesine mensup ahşap bir müzik çalgısıdır. 


Yanlamasına çalınan, ses genişliği iki oktav olan, anahtarsız, 6 delikli, tahtadan flüt benzeri basit bir üflemeli çalgı.
Fifer, Fifre çalan kimse.
Fife, fifre çalmak anlamındadır.

Yanardağların püskürttüğü kül bulutu ...

Tefra,
Yanardağların püskürttüğü kül bulutu.
Kül bulutu.
Volkandan atılan lav hariç tüm malzemeye tefra denir.

Tefra (Tephra),
Krater veya volkanik bacadan püsküren ve havadan taşınarak çökelen tüm tip ve boyuttaki malzemelerdir. Dünyanın manto katmanının üzerinde yeralan ve yeryüzüne kadar uzanan katmanına da tefra denmektedir. Kısaca volkanlardan atılan lav hariç tüm malzemelere tefra denir. Bu malzemeler değişik boyutlardadır. 2.0 mm'den ufak boyutta olurlarsa kül, 2-64 mm. arasındaki küçük katı parçacıklar, lapilli ve daha büyük tane boyuta sahip olanlara da volkan bombası veya blok adı verilir. Volkanik kül yağmuruna Lav gözesi denir.  

Volkanik toz, kül, lapilli ve blok veya bomba gibi dört grubdan oluşur.  Tane boyuna bakılmazsızın volkanlardan püskürtülen tüm materyal için tefra sözcüğü kullanılır. Tefra çoğunlukla magmanın kendisinden türemiştir.  Yunanca Tüf (ateş) anlamında olan piroklastik kayaçlar, yani tanecikler olup püskürme biçimi ve tanelerin kökenine bağlı değildir. Bağımsız olarak volkanik bacalardan dışarı atılan volkanik yollarla oluşmuş kırıntılardır. Tefra sözcüğü piroklastik malzeme ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. 

1886-1927 yılları arasında yaşayan ve simgeci bir anlatımın egemen olduğu lirik yapıtlarıyla tanınan ressamımız...

Avni Lifij,
Hüseyin Avni Lifij (1886-1927), 

Çerkes asıllı Türk vatandaşı ressam. 
Ünlü lirik yapıtlarıyla tanınan simgeci bir anlatımla eserlerini sergileyen Çerkes asıllı Ressam Hüseyin Avni Lifij, 1886 yılında Samsun'un Ladik ilçesinde doğmuş ve 2 Haziran 1927 tarihinde  İstanbul'da vefat etmiştir. Sanatçının ailesi 1877 - 1878 yıllarında Osmanlı, Rus Savaşı sırasında Kafkasya'nın Kuban bölgesinden Türkiye'ye göç etmiştir.
  

Samsun'a yerleşen aile daha sonra Ladik ilçesinin Karaaptalsultan köyüne yerleşmiş ve sanatçı burada dünyaya gelmiştir.

Etiyopya'nın her yerinde tüketilen uyuşturucu ve yatıştırıcı nitelikli bir yerel bitki ...

Çat,
Kat,
Gat,
Catha Edulis,
Bir çeşit çiçek, bitki.
Yemen ve Etiyopya’da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık. Hem uyarıcı hem de sakinleştirici etkisi olan bir bitki, yaprak. Etiyopya'nın her yerinde tüketilen uyuşturucu ve yatıştırıcı nitelikli bir yerel bitki. Bu bitkinin acımtırak bir tadı olan yaprakları çiğnenerek tüketilir. Özellikle bitkinin üst yaprakları kıymetlidir. Her sabah erken saatlerde  toplanarak o gün tüketiliyor. 



Etiyopya kökenli bir bitki olup dönenceler arasındaki bölgede (yengeç dönencesi-23° 27' kuzey enlemi ve oğlak dönencesi-23° 27' güney enlemi) yetiştirilen çiçekli, bodur bir bitki olup, ağızda çiğnendiğinde verdiği uyarıcı yatıştırıcı bir etkisi vardır. En çok Etiyopya, Yemen ve doğu Afrika ile Arap yarımadasında yetiştirilir ve bazı ülkelerde ticareti yapılır. Ancak başka ülkelerde uyuşturucu olarak işlem görmektedir.


Etiyopya'da erkeklerin geneli kat çiğniyor. Üretimi de tüketimi de yasal olan bu bitkinin etkili olabilmesi için ağızda birkaç saat çiğnenmesi gerekmektedir. Bizde Güneydoğu Anadolu'da tüketilen Maraş otu, Akdeniz'de de Beş Ayak olarak adlandırılan otlar gibi sakinleştirici ve uyuştuırucudur. Dünya Sağlık örgütüne göre narkotik özellikleri olan, amfetamin gibi etki göstermektedir. Kullanan müslümanlar tarafından helal olarak görülen bu bitki dünyanın en harika nimeti olup her derde devadır. Bahse konu coğrafyada 1050 m. - 2070 m. yükseklikte, dağların eteklerinde yetişir. XIII. yüzyılda Etopya'da sufiler ve zenginler transa geçmeyi kolaylaştırdığı için kullanmışlar. Ancak XX.yüzyılda bir kitle hareketi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 



Müzikte geceden esinlenen ya da geceyi çağrıştıran beste ...

Noktürn,
Müzikte geceden esinlenen ya da geceyi çağrıştıran beste. 
Batı müziğinde, geceden esinlenen ya da geceye çağrışım yapan beste türü.
Gece, geceye dair, gece şarkısı (müziği).


Noktürn (Fra. nocturne), 
18. yüzyılda İtalyanca gece müziği, geceye özgü anlamına gelen Notturno kelimesinden türetilmiştir.  Esasen akşamları çalınan, serenat anlamına gelen oda müziği besteleridir. Akşam toplantılarına özel bestelenmişlerdir.

Kumaş satan kimse ...

Bezzaz,
Manufaturacı. 
Arapça, bezzaz ( بزبز ).
Kumaşçı.

Kumaş satan kimse.
Bez satan kimse. 
Kumaş alıp satan kimse, manifaturacı.

Beyaz sağrısı benekli bir at cinsi..

Apalosa,
Appaloosa, 
Beyaz sağrısı benekli bir at.
Beyaz sağrısı üzerinde benekler bulunan bir at cinsi.
Kuzeybatı Amerika'da yetişirilen ve sağrısında benekleriyle bilinen bir at cinsi.
Appaloosa en yaygın benekli at cinsi olarak bilinir. Appaloosa atlama, yarış, geçit töreni, gösteri, zevk, polo ve kovboyluk faaliyetleri için uygundur.  1730 yıllarında Meksika' ya yapılan mal sevkiyatı ile Amerika'dan yakın doğu ülkelerine yayılmıştır. 

ABD Ordusunda da kullanılan bu atlar, Amerika'da kızılderili kabilelerde görülürdü. 

XX. yüzyılın en önemli sopranolarından biri olan Türk opera sanatçısı...

Leyla Gencer,
Ayşe Leyla Gencer, 
Ayşe Leyla Çeyrekgil 
(1928;2008), 
Türk opera sanatçısı.
XX.yüzyılın en önemli sopranolarından biri olarak görülür.
10 Ekim 1928 yılında İstanbul, Polonezköy' doğmuştur. İtalya'nın Milano kentinde 10 Mayıs 2008 yılında ölmüş ve cesedi yakılarak külleri vasiyet ettiği yerde savrulmuştur. Türkiye’de ilk kez bir cenaze Krematoryumda yakıldıktan sonra İstanbul Boğazı’na serpildi.

Türkiye Cumhuriyetinin devlet sanatçısı ünvanı alan Leyla Gencer, İtalya'da La Diva Turca, La Gencer, La Regina olarak ün yapmış ve Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago’da sanatını icra etmiştir.


Eserleri;
Verdi'nin Don Carlos, La Forza Del Destino, Aida, Macbeth, Simon Boccanegra, I Vespri Siciliani; Bellini'nin Norma; Donizetti'nin Poliuto ve Lucrezia Borgia; Mozart'ın Idomeneo; Monteverdi'nin L'Incoronazione di Poppea; Gluck'un Alceste; Tchaikovsky'nin Maça Kızı; Britten'in Albert Herring ve Pizzetti'nin L'Assassinio nella Cattedrale eserlerini 1957 -1980 yılları arasında bir çok başrolde yorumladı. Gui, Serafin, Gavazzeni ve Muti gibi büyük İtalyan şefleriyle çalıştı. Geniş ir repertuara sahip sanatçı lirik sopranodan dramatik koloratüre uzanan bir yelpazede 72 rol için sahne almıştır.

Anason bitkisine verilen bir başka ad...

Ezeltere,
Anason, (Pimpinella anisum).

Anason, (Rumca.).
Anis, (Anisi fructus). 
Raziyane, 
Nanahan.
İng. anise, aniseed , 
Fr. anis, 
Lat. Pimpinella anisum .
Maydanozgillerden, kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan anavatanı Asya olan bir bitkidir.  

Bir yıllık otsu bir bitkidir. Maydanozgiller (Umbelliferae) familyasından, 50-60 cm kadar boyda, tohumlarında bulunan eterik yağ nedeniyle koku veren, Ege Bölgesi'nde kültürü yapılan, rakı yapımında koku verici ve tatlandırıcı olarak kullanılan otsu bir bitki.dir. Gövdesi silindir biçiminde, çok dallı ve tüylüdür. Şemsiyecikler biçiminde beyaz çiçekler açar. Küçük Armuda benzer, Anethol denilen   meyveleri vardır.     

Kedi, köpek mamalarına tat vermek için katılır. Anne sütünü artırır, kan dolaşımını düzenler ve kalbi kuvvetlendirir. Seks ve cinsel istekleri arttırır. Genç kızların göğüslerinin dolgun ve dik olmasını sağlar. Herşeyde olduğu gibi fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.     

Amma ve lakin esas Türk milli içkisine, Rakıya tadını ve kokusunu verir. Rakı gibi alkollü içkilere katılır. Anasonun kendine özgü kokusu ve tatlımsı tadı, anethol denilen yağdan gelir. Anethol alkolde çözünür, ama su oranı arttıkça çökelir. Bu nedenle anasonlu içkiler suyla karıştırıldığında beyaz olur.

Vatanı Antil Adaları olan ve "Barbados kirazı" da denilen bir meyve ...

Acerola,
Acerola Kirazı,
Barbados kirazı,
Malpighia glabra, 

Vatanı Antil Adaları olan ve "Barbados kirazı" da denilen bir meyve.
Barbados kirazının ana vatanı Antil adalarıdır. Batı Antillere özgü 4-5 m. büyüyebilen, koyu yeşil renkli, parlak yapraklı kiraz ağacına benzer bir ağaçtır. 
Meyvelerinde  bol miktarda C vitamini vardır.

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden loğusanın tutulduğu ateşli hastalık ...

Albastı,
Albasma,
Lohusa humması,
Ateşli bir lohusalık hastalığı, lohusa humması.
Kızıl hastalığı.
Albastı, (İng.Puerperium fever).
Mitolojide Albastı, Alvastı, Alpastı, Albasta (Sibirya'da) olarak da bilinir.

Kötü ruh, şeytan sözcükleri ile özdeşleşmiş verilen diğer isimler;
Abası, Albas, Albastı, Albıs, Albız, Alkarası, Alkarısı, Al, Almıs.

Yeni doğum yapmış kadına Lohusa denir. Halk dilinde Loğusa olarak telafuz edilir. Lohusa humması, albasma olarak bilinen bu hastalık temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden doğum yapan kadınlarda görülen ateşli bir hastalıktır. 

Eski Türk ve Altay mitolojilerinde Albıs, Alkarısı denen bir nevi kötü ruhun neden olduğu hastalıktır. Bir çeşit ruh hastalığı olup halk, lohusa kadınları bu kötü ruhların çarptığına inanır. Bu kötü ruhlar intihar etmiş insanların ruhlarıdır. Gözleri ters dönmüş ve havaya kalkık uzun saçlı olarak betimlenir. Albastı, temizliğine özen göstermeyen loğusaların tutulduğu ateşli bir hastalık olup loğusa humması olarak da bilinir. Albasma, albastı gibi adlarla bilinir. Bu ateşli hastalık mikrobik bir hastalıktır. Kırkı içindeki lohusa, hayal görüp sesler duyduğunu sanır. Ciltte bir takım kırmızı lekeler oluşur. Bundan dolayı Kızıl hastalığı da denir. 

Halk inanışına göre alkarısı ya da alanası denilen yaşlı bir cin, gece yalnız yatan loğusaya tebelleş olur. Loğusanın yattığı karyolaya kırmızı bir bezle kötü ruhu kovmak için bir muska yazılarak kırkı içindeki loğusayı korumaya ve kötü ruhu kovmaya çalışılır. Rivayet odur ki loğusa kadın yanlız bırakılmaz, başlarına iğne, çuvaldız sokarlar, kırmızı elbise giyer ki al basmasın.

XV.yüzyılda yaşayan ve Çağatay şiirinin kurucularından olan Türk şair ...

Sekkaki,
Sekkaki, 
Uygur Şairi.
Çağatay Türk Şairi.
Çağatay edebiyatının önde gelen şairidir. 

Sekkaki'nin, XIV.yüzyılın ikinci yarısı ile XV. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı biliniyor. 
Çağatay Türkçesi kullanan Türk şair. 

Özbek'lerin milli şairi ve Çağatay Türkçesini kullanan bir diğer ünlü Şair Ali Şir Nevai,  1441-1501 yılları arasında yaşamış ve Türkçe yazdığı şiirlerinde nevai, Farsça yazdığı şiirlerinde ise fani mahlasını kullanmıştır. 


Ali Şir Nevai'nin,  Sekkaki hakkında verdiği bilgilere göre Sekkaki Maveraünnehir' li olup, Semerkant’ta şöhret olmuştur. Semerkant şehrinde Halil Sultan ve Uluğ Beyin saraylarında şairlik yapmıştır. Sekkaki mutasavvıf olmayıp din dışı konularda şiirler ve gazeller yazdığı bilinmektedir. Kasidelerinde Çağatay dilini kullanmış ve Çağatay şiirinin kurucularındadır. Hem Türkçe hemde arap harfleri ile eserlerini yazmıştır.

Sakkakiv Tanlangan Asarlar, Taşkent 1958 yılında Taşkent Kol Yazmaları Kitabı Kiril harfleriyle basılmış ve orjinal tek nüshası British Museum'dadır.

Kıymayla pişirilmiş sebze yemeği...

Bastı,
Kıymayla pişirilmiş sebze yemeği.
Kıymayla yapılan bir tür sebze yemeğine Oturtma adı verilir.
Kıymalı bir börek cinsi, Entekke, Yanuç.
Kıymalı börek, Yanuç.

Kıymalı tatarböreğine Tögezek denir.
Kıymalı patlıcan ve kabak yemeğine Galle denir.
Kıymalı yumurta yemeği, Bıkla.
Kıymanın yağda kavrulmasıyla yapılan bir yemek, Izgıt.

1869-1921 yılları arasında yaşayan ve Türkiye'de çağdaş diş hekimliğinin kurucularından olan hekimimiz ...

Halit Şazi,
Dr. Kösemihalzade Halit Şazi Bey,
Halit Şazi Kösemihal, 
Türk hekimi (İstanbul 1869 - 1921). 
Modern diş hekimliği yapan ilk diş hekimi.

1889 yılında Askeri Tıb Mektebini (Mektebi Tıbbiye-i Şahane) bitirdi. 1894 yılında Askeri Tıbbiye mektebinde cerrahi operasyonlar muallimliği görevini yaptı.  

1897 yılında Türk Yunan Savaşına katıldı. 1901 yılında dişcilik konularını geliştirmek üzere Paris'e gitti. 1902 yılında da Viyana'da dişçilik konularında incelemelerde bulundu. Avrupa' dan dönüşünde Tıp fakültesine bağlı olarak kurulan Dişçi mektebi'nin açılmasında etkin görev aldı. Okulda protez ve diş hastalıkları derslerinin öğretmenliğini yaptı. Çağdaş diş hekimliğinin ilk kurucularındandır.

Diş hekimliği mesleğini geleneksel öğretiden kurtarmak için Dr. Cemil Topuzlu ile beraber dişçi okulunu kurmuşlardır. Okulun ilk müdürü Dr. Mustafa Münif Kocaolçun, olmuştur.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!