Peygamber çiçeği olarak da bilinen, papatyagiller familyasından bitkinin adı. ..


Gökbaş,

Gök baş,
Mavi Kantaron,
Peygamber çiçeği, 
Papatyagiller (Asteraceae) familyasındandır.

Centeurea depressa.
Yunancada delici silahlar taşıyan adam anlamına gelen centaurea kelimesinden geldiğine rivayet olunur. Esas mitolojik hikayesi farklıdır. Mitolojide Herakles, yarı insan yarı at olan vahşi Kentaurların kökünü kazır. Bu vahşet içerisinde bilge Kheiron’u da yaralar. Bilgenin yarası ancak Ceniaureae denilen bir bitkiyle iyileşir. 
Mitolojide kırların türkücüsü ozan Cyanos'a atfen ölümünden sonra unutulmasın diye de peygamber çiçeğine dönüştürülmüştür.

Anayurdu Akdeniz Havzası ile Yakındoğu bölgeleridir. Ege ve Akdeniz bölgelerinde 1000 m. yüksekliğe kadar olan yerlerde bolca yetişir. Centaura cinsi bu bitkilerin 50'den fazla türü vardır. Türkiyede doğal olarak yol kenarları ve ekin tarlalarında yetişir. Bahçelerde süs çiçeği olarak da yetiştirilir.  Yaz aylarında sürgünlerinin ucunda 5 cm. genişliğe kadar açan mavi renkli hoş görünüşlü bileşik çiçekleri vardır. 50-80 cm boylarında, ince saplı, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Yaprakları tüylü, saplarının ucunda kömeç (başçık) oluşturan çiçekler açarlar. Peygamber çiçeği olarak da bilinen bu bitkinin kırmızı, pembe, beyaz, lavanta mavisi ve kestane renginde çiçek açarlar.  Tohumlarından üretilen zehirli olmayan bir bitkidir. Genelde süs bitkisi olarak bahçelerde ve parklarda yetiştirilir. 

Kurutulan çiçekleri ve çiçekli dalları, idrar söktürücü, göğüs yumuşatıcı, iştah açıcı, ishal kesici,  güçlendirici olarak kullanılır. Ayrıca  öksürük, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiği söylenir.


Resimler, değerli arkadaşım fotoğraf ustası Haşim KILIÇ tarafından Ovit'te 2200 kotlarında çekilmiştir.

Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy, kabile ...

Hotanto,
Hottentot.
Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy.
Güneybatı Afrika’da Orange Irmağının kuzeyinde yaşayan ilkel bir zenci kavim. Hotanto adının Güney Afrika’ya ilk gelen Hollanda'lılar tarafından verildiği söyleniyor. Kabileler halinde yaşarlar. Saçları kıvırcık ve gürdür. Orta boyludurlar. Irk olarak diğer Afrika kabilelerine nazaran Hotantolar Afrika’daki bütün Zenciler’in teninden daha açık renklidirler. 
Eskiçağ Tarihi Buşmanları olarak da bilinir. Boşimanlarla yakınlıkları bulunur. Köken­leri bilinmeyen göçebe çobanlardır. Hotantolar avcılıkla geçinen, Kalahari çölünün Boşimanları ile benzer olup melez bir kavimdir. 

Hotantolar, hayvancılık yapar. Tarım olarak tütün ve kenevir yetiştirir. Kadınlar aile içinde söz sahibi olup en ağır işleri de onlar yaparlar. Hotantolar kabileler halinde yaşarlar. Her kabilenin sorumlu olan başkanları vardır. Hotantolar’ın gelenekleri değişiktir. Yaşlılar ölüme terk edilir. Çocuk erkekse babasının, kızsa anasının adını alır.

Hotantolar ile ilgili en meşhur tanımlayıcı hikaye;  
Güney Afrika’da yaşayan Sarah'ın İngiltere’ye götürülerek bir hilkat garibesi olarak bir gösteri yıldızı yapılmasıdır. Güney Afrika'da doğan ve daha çocukken kabilesinden, ailesinden alınarak olağan dışı bedensel özellikleri nedeniyle, sergilenmek üzere Avrupaya götürülen bir kızın hikayesidir. Hatta bu öykü 1815 yılında Paris'te öldükten sonra da müzelerde devam eden Hotanto yerlisi bir kadının, Saartjie Baartman'nın acıklı öyküsüdür.

Hotanto Venüsü; 
Beyaz Adamın, Ucubesi, Saartjie Baartman.
(1789 – 1790 Güney Afrika – 29 Aralık 1815 Paris)
1789 yılında başlayan, henüz 25 yaşındayken sonlanan hayatı filmlere, kitaplara konu olan kadın. Güney Afrika’dan Avrupa’ya uzanan tamamen kendi kontrolü dışında gelişen ve şekillenen bir trajedinin kahramanıdır. Kısacık hayatında türlü işkencelere maruz kalmasının öncelikli sebebi mensubu olduğu kabilenin (Khoikhoi – Hotanto) genetik özelliklerini belirgin bir şekilde taşıyan Afrikalı bir kadın olmasıdır.

Afrika'da bulunan Kabileler;
Açolı, Afarlar, Amharık, Aşantılar, Baganda, Basuto, Boşıman, Baule, Bambara, Bam leke, Beja, Berberiler, Bıno, Bubi, Conga, Dan, Dinkalar, Dogon, Fang, Falaşa, Galla, Hausa, Herero, Hosa, Hotantolar (Hottentot), Hutular, İbolar, İbibo, Kabul (Kabil), Kısı, Langı, Lubalar, Lundav, Makua, Masalar, Maşona, Malinke, Mossı, Nandi, Ndebele, Nuer, Nyoro, Owamba, Pigmeler, Pöl, Somali, Swaziler, Tuaregler, Watutsı, Yorubalar, Zulular.

Eskiden korkutma, ürkütme, dehşet salma anlamında bir sözcük ...

Tedhiş, 
(Arapça, تدهيش ).
Dehşet salma, 
Dehşete düşürme.
Eskiden korkutma, ürkütme,
Dehşete düşürme. 
Ürkütme.
Yıldırı.


Eskiden korkutma, ürkütme, dehşet salma anlamında kullanılan bir sözcük.
Tedhiş, 
Terör,
Dehşet salma.
Korku salma.
Yıldırma.

Ölçüsüz ve taşkın hareket eden, aşırı ...

Müfrit, 
Arapça, مفرط .
İng. Extremist,
Frn. extreme, extrémiste,
Alm. übertrieben, extrem).
Aşırı. 


Müfrit, Aşırı. (极端, 极端主义) 
Ultra.
Ekstrem.
İfrat eden.
Haddini aşan.
Ölçüsüz ve taşkın hareket eden.
Mübalağalı.

Aşırıya kaçma, ifrat (Arapça افراط ).
Bir görüşte aşırılık.
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla,
Taşkın, çokça.
Fanatik.
Radikal.
Gereğinden çok fazla.

İyiyi, kötüyü, doğru ve yanlışı ayıran, seçen. ...

Mümeyyiz (Arapça,  مميز ).
Ayırtman,
Katip.
Sınava giren öğretmen.
İyiyi, kötüyü, doğru ve yanlışı ayıran, seçen. 
Ayırtman,
Yazıları beyaz kağıda temize çeken kimse
Ayırtım gücü olan, ayırtım güçlüsü .





Almanların dünyada söz sahibi olduğu, imparatorluk devirlerine verilen ad...

Reich,  (Rayh).
İmparatorluk, zengin devlet, krallık anlamındadır. 
Almanların dünyada söz sahibi olduğu devirlere verilen ad. 

Alman İmparatorluklarının bu dönemleri şöyledir.;



I.Reich, Şarlman tarafından kurulan ve 962-1448 yılları arasında hüküm süren Kutsal Roma Cermen İmparatorluğudur.

II.Reich,
Otto von Bismarck tarafından kurulan ve 1871 – 1918 yılları arasında Prusya önderliğinde hüküm süren Alman İmparatorluğudur. I.Dünya savaşı sonunda yenilgiyle son bulmuştur.

III.Reich, (Drittes Reich), 
Adolf Hitler tarafından kurulan ve  1933 – 1945 yılları arasında varolmuş Büyük Alman İmparatorluğudur. Bu dönemde Adolf Hitler kılavuz, rehber, önder anlamında Führer adıyla anılmıştır. 1945 yılında II.Dünya savaşı sonunda Almanyanın yenilgisiyle yıkılmıştır.

Eski dilde kalıcılık, ölmezlik ...

Beka,
Bekâ,  (Arapça,  بقا ).
Kalıcılık.
Ölmezlik.
Kalıcı olma.

Beka Arapçada varlık, var olmak, sonu bulunmamak anlamındadır. 


Beka Tasavvufta insanın kötü huylardan, beşeri niteliklerden kurtularak yerine iyi, güzel huy ve davranışlar alması anlamında olup Allah'ın sıfat ve vasıflarıyla donanması demektir.

Eski dilde kolaylıkla ortaya çıkan ...

Müyesser, 
(Arapça, ميسر)

Kolaylıkla ortaya çıkan.
Kolaylıkla olan,
Kolay yapılan.  
Arapça Yüsr kelimesinden türemiştir.
Kolaylıkla olan, kolay gelen, asan olan, 
Nasib.

İstenilen sonuç, verim, meyve ...

Semere,
Yemiş, meyve, ürün, 
İstenilen sonuç, 
Verim .
Meyve, yemiş mahsul. 
Verim. 
Netice.
Kazanç,

Doruk, Zirve ..

Şahika,  
Şahika (Arapça,  شاهقه ).  
İng. Summit,   
Frn. Sommet.

Doruk.
Zirve,
Uç,
En üst derece.
Dağ tepesi,
Dağ doruğu,
En yüksek yer,

Hırs, ihtiras, insanı kötü yola sevkeden servet ve mal ...

Mamnon,
İng. Mammon, Frn. Mammon.
İnsanı kötü yola sevkeden servet ve mal .
Hırs, ihtiras
Hırs, ihtiras, kötü yola sevkeden servet,
Servet tanrısı .

Para hırsı, 
Haksız dünyevi kazanaç sağlama.


Mamon kelimesi Aramice’de zenginlik anlamına geliyor. Para ya da para kazanma hırsı demektir. Aramiceden Grekçe’ye aynı şekilde değişmeden geçmiş. Aynı kökten batı dillerine küçük değişiklerle yayılmıştır. İngilizce (money), Almanca (mammon), Fransızca (monnaie), İspanyolca (moneta) gibi. 

Boğa, her zaman parayı, gücü, kazancı, serveti, hırsı, kavgayı, çfkeyi,  ihtirası ifade etmiştir.

Latin Amerika' da İspanyol sömürgelerindeki maden ocaklarında yerli halkın zorla çalıştırılmasına verilen ad...

Mita,
Latin Amerika'da İspanyol sömürgelerindeki maden ocaklarında yerli halkın zorla çalıştırılmasına verilen ad.
Kızılderililerin tabi tutuldukları zorunlu çalışma.
Latin Amerika'da İspanyol sömürgelerinde yaşayan yerli halkın, maden ocaklarında zorla çalıştırılması.
Potosi Valisi Francisco de Toledo'nun getirdiği düzenlemelerle uygulanan sistem. Madenlerde zorla çalıştırma yetkisidir.
Mita Latin Amerika ülkelerinin büyük gerçeğidir.

Eski dilde faraziye ...

Varsayım,
Faraziye, (Arapça ).
Faraziyye ( فرضيه ) .
Farziyye ( فرضيه )
Fransızca, Hipotez. - İng. Hypothese.
Kuram, 
Var sayma, Kabul.
Kaziye, 
Önerme,  Nazariye.
Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı sanılan teorik düşünce.

Latince Suppositio kelimesiyle eşanlamlıdır. Yunanca hypothesis kelimesi, alta konan, altlık, temel, ilke, koşul,varsayım demektir. Mantıksal sonuçlar çıkarmak üzere öndayanak olarak öne sürülen önerme ya da önermeler birliğine varsayım denmektedir. Belli bilgilere olanak sağlamak, bağlantıları anlaşılır kılmak, olayları açıklamak üzere geçici olarak konmuş bilimsel öneri, koşul. Düşünmenin altlığıdır. Düşünmenin, herhangi bir konuda ileri sürdüğü bir kabuldür. İlimde tahkik edilmemiş faraziyeler doğru hüküm değildir. Sadece zannetmektir.  Ancak sonuçlarının doğruluğu ile kanıtlanan varsayımlar hüküm olur. Bir olayı açıklamak, bir düşünceyi ispat etmek için doğruluğu kanıtlanmamış başka düşünceleri dayanak olarak göstermek sadece bir iddiadır. Doğruluğunun gözlem ve deneylerle ispatlanması gerekir.

Sır saklayan, ağzı sıkı ...

Ketum,
Arapça, [ کتوم ]
İng. discreet, Frn, discret, Alm. diskret,
Ağzı sıkı.
Sır saklayan, ağzı sıkı.

Sır saklayan.
Ağzı pek.
Her şeyi gizleyen.
Çok konuşmayan,
Herkese her şeyi konuşmayıp sırrını belli etmiyen.
Sır saklamaya ketumluk denir. Ketumiyet de kendi nefsine hakim olmaktır. 

"İngiliz Kemal" de denilen ünlü Türk casus ...

Ahmet Esat Tomruk,
İstanbul (1887-1966).
Türk Casusu,
İngiliz Kemal,
İngiliz Kemal olarak bilinen ünlü Türk casusu.
1887 yılında İstanbul'da dünyaya gelir. Babası öldükten sonra dayısı tarafından büyütülür. Sultani lisesine devam ederken 1904 yılında Abdülhamit'in hafiyeleri tarafından polise casus olarak ihbar edilir ve polis tarafından tutuklanır. 

Hapisten kurtulan Ahmet Esat, bir İngiliz gemisi ile kaçar ve İngiltereye yerleşir. Fransızca ve İngilizce bilen Ahmet Esat İtalyanca ve Rumcada bilmektedir. Ayrıca boksördür. Tabi yakışıklı olan ajanımız bu kadar beceri yanısıra dans ve adab konusunda da görgülüdür. Koçaki adlı bir Rumdan yankesicilik öğrenmiş olup komple bir adamdır.

Birinci dünya savaşı esnasında ülkesine döner. Kemal Begof'un boks salonunda çalışır. Bu esnada Kara Kemal ile tanışarak Teşkilat-ı Mahsusa ile çalışmaya başlar. Boks hayatı devam etmektedir. 1917 yılında, Irak'ta esir olan bir İngiliz generali ile beraber hapsiste sanki bir İngiliz subayıymış gibi kalır ve değerli istihbaratlar alır. Biga yarımadasındaki Kuvayı Milliyecilere katılan Ahmet Esat'a İngiliz Kemal adını takmışlar ve artık İngiliz Kemal olarak anılır.

Mütareke sonrası İzmir'de, Atina'da Trakya'da görev alır. Cumhuriyet kurulunca, 1924 yılında istihbarat teşkilatından ayrılır. İstiklal madalyası ile ödüllendirilir. Soyadı kanunu ile Tomruk soyadını alır. Mevhibe hanım ile evlenir ve bir kızı olur. 14 Şubat 1966 yılında hayata veda eder.

Bir yiyeceğin üzerinin, fırında kahverengi ince bir kabuk bağlayana kadar pişirilmesi yöntemi, gratin etmek ...

Ograten,
(Frn. au gratin)
Gratin, graten etmek, yapmak anlamındadır. Bir yiyeceğin üzerinin, fırında kahverengi ince bir kabuk bağlayana kadar pişirilmesi yöntemidir. Bu yöntemle pişirme özellikle fırında yapılır. Yemeğin üzerine parmesan, kaşar, dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyip pişirmek. 
Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek anlamındadır. Graten pişmiş yada çiğ yemeğin üzerine uygulanır. Fransızca üst kabuk anlamındadır. Bu kabuk genellikle peynir kırıntıları, rendelenmiş peynir, yumurta, yumurta sarısı, tereyağı gibi malzemeler ile oluşturulur. Graten Fransız mutfağına özgüdür. Bizim altın sarısı, nar gibi diye tabir ettiğimiz kahverenkli, çıtır çıtır bir kabuktur. Gratin, ızgara etlerin üzerinde mesela peynirli biftek, fırında kızarmış etlerin üzerinde mesela patates püreli fırın köfte ya da elbasan tava gibi haşlanmış etlerin üzerinde kullanılır. Balık, et, sebze, bazı tatlılar bile gratine edilir. Üzerine morney sos dökülmüş balık ve etler, kabak ve karnabahar gratine edilir. Yiyeceğin üzerinin kızartılmasına gratin etmek diyoruz. Kısa süre içinde fırında yapılır. Önceden çeşitli yöntemlerle pişirilen etlerin son pişirmesi bu yöntemle yapılır. Çünkü etler bu kadar kısa sürede pişmez. Özelliklerine göre ön hazırlama ve pişirme yöntemlerinden geçirilir. Graten kaplarına, yani porselen, bakır, paslanmaz çelik, cam gibi maddelerden yapılmış, görünümü güzel kaplara alınır. Üzerlerine çeşitli malzemeler yayılarak gratin edilir. Gratin yapmada amaç; yemeğin üzerinin kızarmasıdır. Bu nedenle yemeğin özelliğine göre farklı malzemeler kullanılır. Bu kızarmayı sağlamak için Peynirler; (kaşar, permasan, dil ), Bechamel sauce(Beşamel sos), Morney sos, Yumurta sarısı, Patates gibi malzemeler kullanılır.

Gratin yapılırken dikkat edilecek hususlar;
Gratin son pişirme işlemi olduğu için yapılır yapılmaz mümkünse kendi kabı ile servis yapılmalıdır. Servis yapılan kabın görünüşünün güzel olmasına dikkat edilmelidir.
Büyük kaplarda yapılmışsa bekletilmeden porsiyonlara ayrılıp garnitürleriyle beraber servis yapılmalıdır. Daha çok ızgarada pişen sebze garnitürleri, fırında közlenmiş domates biber vb. sebzeler ile servis yapılır.
Gratin yapılmadan önce etin iyice pişmiş olmasına dikkat edilmelidir.
Yiyeceğin üzerinin eşit kızarmasına dikkat edilmelidir.
Gratin yapılacak fırının veya salamandıranın ısısının 250-300 °C olması gerekir. Böylece yiyeceğin içi kurumadan üzeri kızarmış olur. Gratinle beraber yiyeceğinde pişmesi isteniyorsa ısı daha düşük olabilir. Pişirme süresi, yemeğin üzerindeki renk ile ilgilidir.

Yukarıdaki nar gibi kızarmış ograten yemeğinin fotoğrafı NcMysteryShopper'den alınmıştır.

Şekerden yedi bin kat daha tatlandırıcı olan, beyaz kristal görünümlü bir madde...

Neotame,
Neotam,
Şekerden yedi bin kat daha tatlandırıcı olan, beyaz kristal görünümlü bir madde.

ABD’nde Food and Drug Administiration (FDA) tarafından kullanılması uygun görülen 5 çeşit yapay tatlandırıcı vardır. Bunlar Acesulfame, Saccharin, Aspartame, Sucralose ve Neotame' dir. Ülkemizde Sakkarin, Siklamat, Aspartam kullanımdadır.

Şeker hastalarının tatlandırma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretilen bu tür ürünler günümüzde başka amaçlarla da kullanılmaya başlanmıştır. Fazla kiloların kontrolu, düzgün fizik, vucut şeklini korumak ve şekerin diş sağlığına negatif etkilerini azaltmak ve korumak isteyenler tarafından kullanılmaktadır.

ABD’de NutraSweet firmasınca geliştirilen tatlandırıcı aspartamın türevlerindendir. Şekerden 8000 kat, aspartamdan da 30 ila 60 kat daha tatlıdır. Bu tatlandırıcının tadının şekere benzediği ve kalori içermediği, sıfır kalori özelliği ile ABD ve Avrupada kullanıma sunulmuştur. Tadı, yüksek sıcaklık ve pH koşullarına dayanıklı olması sayesinde yoğurt ve fırıncılık ürünlerinde kullanımına çok müsait olduğundan tercih edilmektedir. E-E961 kodu ile bilinir.






Taş veya kaya parçaları doldurulmuş tel sepet ...

Gabion, (İng. Gabion, Frn. Gabion)
Ağırlık sepeti anlamındadır.
Taş veya kaya parçaları doldurulmuş tel sepet.

Gabion kelimesinin kökeni İtalyancadır. Büyük kafes anlamına gelen Gabbione kelimesinden türetilmiştir. Türkçede ağırlık sepeti anlamında kullanılmaktadır. Galvanize çelik tellerin kare, silindir ama genellikle dikdörtgen gibi geometrik şekillerde örülmüş büyük sepetlerin içerisine belirli ebatlarda kaya parçalarının, taşların  dizilmesi, elle yerleştirilmesi  ile oluşturulan ağırlıklardır.

Gabion uygulamaları tarihte farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi ve meşhuru Leonardo Da Vinci' nin Milan' daki San Marco Kalesi için tasarladığı gabion duvardır. Çok geniş bir alanda uygulanabilir. 


Gabion uygulamaları, özellikle iri taşların, kaya parçalarının kolayca bulunabildiği yerlerde ekonomik ve doğal çözümler sunar. Esnek bir yapıya sahiptir. Uygulama kolaylığı ile zayıf zeminlerde çok hızlı imal edilebilir.
Yapısı itibariyle bünyelerinde su tutmazlar ve hemen deşarj ederler. Bu özelliği yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde, dere yataklarında, akım hızını düşürürler.
Dere yataklarında şev tanzimi ve koruma yapısı olarak görev yaparlar. Gabion Duvar diğer istinat yapıları ile mukayese edildiğinde basit ve fonksiyoneldir. Üretim kolay ve hızlıdır. Maliyeti ucuzdur. Yapılabilirliği her yerde mümkündür. 

Gabion duvarların uygulama alanları aşağıda gösterilmiştir.;
istinat yapıları, tahkimat işleri, karayolları, demiryolları, ziraat işleri, erozyon önlenmesi, şev Korumaları, şev tanzimi, dere yatağı ıslahları, Sediment önleyici, ırmak ve derelerde hız kesici, havza iyileştirilmesi, ıslahı, liman işleri, sahil koruma, köprü ayaklarının korunması, yaklaşım dolguları ve menfezler, arazi tahkimatları ve benzer diğer tüm işlerde rahatlıkla uygulanabilen bir inşaat yapısıdır.

Gabionlar için Teknik şatnamelerde belirtilen özelliklerde ve kalitede olması gerekir. Tellerin kopma dayanımı min. 42 kg/mm2 olmalıdır. Ayrıca 10 cm uzunluk için, mm2 başına 42 kg yük altında min. %10 uzaması gerekir. Kullanılan galvanizli tel sepetlerin telleri ardı ardına kırılmaksızın 10 defa katlanmalıdır. Rel sepetlerde kullanılan teller, saf çinko ile sıcak galvanizli yumuşak çelikten ve min. 3 mm çapında olması gerekir. Bağlama, germe ve destekleme telleri, kafes telleri ile aynı özellikte olmalıdır.


Eski Mısır' da ölüler tanrısı...

Anubis,
Anpu,
Yinepu,
İnpu,
Kutsal Mumyalayıcı,
Eski Mısır'da ölüler tanrısı.
Ölülerin Kılavuzu.
Yunan tanrısı Hermes ile özdeşleştirilerek Hermanubis adıyla da anıldı.
Çakallar mezarların etrafında dolanmasından dolayı bu tanrı çakal başlıdır.

Esas olarak ölü gömme, mumyalama kültü ile ilgilidir. Anubis, kralların ve tanrıların kutsal asasını taşıyan çakal başlı bir adam olarak betimlenir.
Gövdesi insan, başı çakal veya vahşi köpek şeklinde ve kuyruğu çalı biçiminde kutsal bir hayvan olarak tasvir edilmiştir.

Eski Mısırda bir rivayete göre Nephthys ve İsis'in oğludur. Başka bir rivayete göre ise İsis ve Osiris'in oğludur. Ama esas hikayede; Nephthys, Osiris'i sarhoş ederek baştan çıkarmış ve sonuçta Anubis dünyaya gelmiştir. Başka bir rivayette ise Nephthys ve Seth'in oğlu olarak adı geçer. Güneş ve savaş tanrıçalarından biri olarak da bilinen Bast, Anubis'in eşidir ve mumyalama öncesinde ve esnasında ölünün vücudunu temizler ve gerekli hazırlıkları yaparak, Anubis'e yardımcı olur.

Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma . ..

İstifa, (Arapça).
İstifa, (İng. Resignation, Frn. la démission )
Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma.
Affını, azlini, bağışlanmasını istemek.
Kendisinin memuriyetten affını taleb etmek. 

İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe.
İsti'fa (Osmanlıca).

İstifa etmiş, istifa eden kişilere müstafi denir.

Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için kullanılan kimyasal ilaçların genel adı ...

Pestisit, 
İng. Pesticide, 
Frn. Pesticide.
Böcek zehri.
Böcek zehiri.


Tarım ilacı,
Pestleri öldürmek için kullanılan ilaç, bileşik.

Zararlılarla mücadelede kullanılan öldürücülere pestisit denir. Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için kullanılan kimyasal ilaçlardır. Bu öldürücülere pest denir. Tam açıklaması şöyledir. Canlı veya cansız varlıklar üstünde yaşayan her türlü parazit, böcek, yabani ot, mantar, kemirici, asalak vb. canlılara verilen ortak isimdir. Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için kullanılan kimyasal ilaçlar vardır ki bu maddeleri toptan ifade eden terimdir.

Tarihte ilk pestisit olarak 1874 yılında Othmar Zeidler tarafından yapılan ve DDT olarak bilinen Dikloro Difenil Trikloretan kimyasal maddesi böcek öldürücü olarak kullanılmıştır. DDT saf halde iken beyaz toz halinde kokusuz bir maddedir. Suda erimez, ama benzin, alkol, benzol, yağlar, aseton vs. içerisinde erir. Uzun yıllar tarımda, savaşta kullanılmıştır. Sonradan çevrecilerin baskısı ve mücadelesi sonunda yasaklanmıştır. Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de zirai faaliyetlerde DDT kullanılması1970 yılında yasaklanmıştır.

"Sessiz Bahar" isimli kitabı ile dünyada çevresel hareketi başlatan ABD'li kadın ekolojist, zoolog ve biyolog ...

Rachel Louise Carson,
Rachel Carson, 
(27 Mayıs 1907, Springdale, Pensilvanya - 14 Nisan 1964)
Sessiz Bahar, (Silent Spring), isimli kitabı ile dünyada çevresel hareketi başlatan ABD'li kadın ekolojist, zoolog ve biyolog.
ABD' de DDT adlı bir böcek ilacının zararlı olduğunu kanıtlayarak yasaklatan çevre dostu bilim kadını.
Pittsburgh, Pennsylvania 27 Mayıs 1907 yılında doğdu ve 14 Nisan 1964 göğüs-meme kanserinden öldü. ABD bir biyolog olarak kariyerine başladı. Johns Hopkins Üniversitesi (1929-1932) zooloji bölümünden mezun oldu. 

Chatham Üniversitesinde doktorası yaptı. Biyoloji ve zooloji öğrenimi gördükten sonra, Amerikan balıkçılık Federal Bürosu ile çalıştı . Dünyayı kurtarmaya çalışan 100 çevreci kuruluş ve kişi arasındadır.

Eserleri;
Ünlü deniz üçlemesini yayınladı.
Under the Sea Wind (1941 )  ,

The Sea Around Us (1951 ) ,

The Edge of the Sea ( 1955), 

Esas Dünyaya damgasını vuran Sessiz Bahar adlı eseri oldu. 
Sessiz Bahar (Silent Spring), (1962) ,
WonderSense (1965) - Ölümünden sonra yayımlanan.

Aldığı Ödüller: 
Cumhurbaşkanlığı Özgürlük Madalyası.
Ulusal Kitap Ödülü. 

Bir yöne doğru kayarak, yanlamasına dönmek anlamında gösteri amaçlı bir motorspor ...

Drift, 
(İngilizce).

İngilizce yöne doğru kayma, sapma.
Yanlama,
Drift yani yanlama araç virajı dönerken meydana gelen merkezkaç kuvvetine direnemeyip arkasını savurmasına, kopmasına verilen isimdir.  

Drift uygulaması ilk olarak 1990 yıllarının başında Japonya’da keşfedilmiştir. 

 
Türkçede yanlama denmesine karşı yabancı şekli yani drift daha çok kullanılmaktadır. Genel olarak gösteri amaçlı yapılan bir harekettir. Aracın aktarma organlarına ve lastiğinin yıpranmasına neden olur. 

Drift yapabilmek için merkezkaç kuvveti oluşturacak bazı hareketleri yapmak gerekir. Bunlar, el frenini çekmek, debriyaja basmak, fren yapmak, hızı artırmak, ağırlık artırmak, gibi hareketler sonucunda araç savrulur ve arka tarafı savrulur. Bu uygulamalar üst üstte tekrarlanarak süreklilik sağlanır.

Üzüntü, hüzün, pişmanlık, keder, acınma ...

Esef, (Arapça,  اسف )

Üzüntü,
Üzülme, 
Kaygı,
Hüzün,
Gam,
Tasa, 

Hayıflanma.
Yerilme.
Acınma,
Nedamet,
Keder, 
Pişmanlık, 
Daralmak,
Elden çıkan bir şey için hasıl olan üzüntü.
İng. Frn.Regret.

Arapça ve Farsçada esefnak, üzücü demektir. Esef etmek, üzülmek, acınmak anlamındadır. Yine buna benzer kelimelerden maalesef kelimesi olumsuz bir olaydan bahsederken söylenen üzüntüyü, pişmanlığı anlatmak için kullanılır. Esef edilen ve ettiren anlamında müessif (müessife) kelimesi kullanılır. Bunun anlamı keder veren, acı veren,  acı ve acınacak haller demektir. Birde tessüf kelimesi vardır. Bunun da anlamı ise eseflenmek, kederlenmek,  beğenmemek veya razı olmadığını belirtmek için kullanılır.
 

Eski dilde gönül temziliği, içtenlik ...

Hulus,
Hulus (Arapça, خلوص ).
Gönül temizliği.
İçtenlik,
İçten gelerek,
Bağlılık,
Sebat.
Halislik.
Saflık.


Samimiyet.
Halis dostluk.
İçden davranmak.
İyi niyetlilik,
Huluskar (Arapça) [ خلوصکار ] Yağcı, dalkavuk için kullanılır.
Hulusi, Gönülden.

Eski dilde temizlik, saflık, arılık...


Saffet,
Arapça Safvet [ صفوت ].
Temizlik,
Arılık, Saflık,
Saffet,
Frn. de pureté,
İng. Purity of heart).
Paklık,
Halislik,

Kenya'da tarihi buluntularıyla tanınan bir göl ...

Turkana gölü,
Eski adıyla Rudolf gölü,

Kenya'da tarihi buluntularıyla tanınan bir göl.

Turkana Gölü Kenya'nın kuzeyinde Rift vadisinde bulunur.  

Dünyanın en büyük çöl gölü olan Turkana gölü , Etiyopya içlerine kadar uzanır.  Yine Dünyanın en büyük alkalin gölü olup tuzludur. Gölde yapılan kazılarda fosil kalıntıları bulunmuştur. Köklü geçmişi olan bu fosil kalıntıları binlerce yıllık olup gölde ve çevresinde bulunmuştur.
Başkent Nairobi'nin
400 mil kuzeyinde olan Turkana Gölü ve çevresinde safari partileri düzenlenmektedir. Göl, yaklaşık 200 mil ve en geniş yeri arasında 40 km. uzunluğundadır. 


Gölün suyu içme suyu için kesinlikle uygun değildir. Genellikle yüzey yosun kaplı olup bundan kaynaklanan eşsiz yeşil tonu nedeniyle Jade Denizi olarak bilinir. 


Turkana Gölünde  su kaplumbağası, kuş türlerinin yüzlercesi, aslan, çita, fil, ceylan ve zebralar gibi klasik Afrika memelileri ile canlı bir yaban hayatı vardır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ