Fas'ta yetişen ve meyvesinden değerli bir yağ elde edilen dikenli bir ağaçcık ...

Argan,
Argan Ağacı 
(Latince: Argonia Spinosa).
Argan yağı,
Fas'ta yetişen ve meyvesinden değerli bir yağ elde edilen dikenli bir ağaçcık.

Sadece Fas’ın güneybatı bölgesinde yetişen bu ağacın boyu 10 metre kadardır. Çevresi de 15 metreyi bulmaktadır. 150 - 200 yıllık ömürleri vardır. Yaprakları zeytini andırır. Bu yüzden Türkçe adı Fas zeytin ağacı olarak da bilinmektedir. Çiçekleri sarı ve yeşil renkte olup küçüktür.  

Argan ağacının meyveleri yeşildir. Zeytine benzerler fakat daha genişçe ve yuvarlaktırlar. İçinde sert kabuklu 3 çekirdek vardır. Bu yağın üretimi tamamen elle yapılmaktadır. Kabuklar kırıldıktan sonra taştan el değirmenlerinde dövülür. Yağ çıkarma işlemi için ne çözücü ne ısı kullanılır. Bu yağ ilk sıkılan soğuk yağlardır, buda yüksek besin kalitesi anlamına gelir. Argan yağı elde edilen meyvesi ise ceviz, badem gibi sert kabukludur. Bu meyvenin içerisinden de yumuşak meyve çıkmaktadır. Mayıs ayında meyveler olgunlaşır. Haziran ve Temmuz aylarında ağaçtan düşmeye başlarlar. Ağaç oldukça büyük ( parmak uzunluğunda) dikenlere sahiptir. Bu yüzden meyvelerinin toplanması oldukça zordur. Ayrıca ağacın yetiştiği topraklar yarı kurak olduğu için bitki suyu bulmak için köküyle toprağın derinliklerine kadar uzanmaktadır. Böylece o bölgede erozyonu de önlemektedir. Argan ağacının nesli tükenmekte olduğu için 1998 yılında Fas Argan bölgesi Unesco Biyosfer Rezervleri Programı’na dahil edilmiştir. Böylece Argan ağaçları koruma altına alınmıştır.


Yöre halkı tarafından ağacının altından toplanan yemişler tek tek taşla kırılıp içinde bulunan yumuşak çekirdeği çıkartılıyor. Ardından çekirdekler kavruluyor (kozmetikte kullanılan yağ için kavurma işlemi yapılmaz) ve el değirmeninde kadınlar döndürmek suretiyle öğütüyorlar. Öğütülen çekirdek içlerinden kahverengi bir hamur elde edilir. Bu hamura sürekli su katılarak yoğrulur. Yoğurma işlemi devam ettikçe argan yağı hamurun üzerine çıkmaya başlar. Bu işlemlerin hepsi Fas’lı kadınlar tarafından yapılmaktadır.

Ayrıca;

100 kg olgunlaşmış meyve kuruduğunda 60 kg olur. 60kg kuru meyveden 30 kg çekirdek çıkartılır. 30 kg çekirdeğin 3 kg bölümü bademdir. Bu da geleneksel yöntemle üretilmiş 1,8 litre Argan Yağı elde edilmektedir. 

Bunlara ek olarak Argan yağı yüksek oranda E vitamini ( zeytinyağının 3 katı içermektedir), cilt altı yağı ve Steroller gibi çeşitli bileşikler içermektedir. Bu organik argan yağı %47,1 oleik asit (Omega 9), %33,8 linoleik asit (Omega 6) içermektedir. Bu yağ asitlerine ek olarak çok yüksek oranda Tokoferol (E vitamini), Squalene (cilt altı yağı), Steroller ve Polifenoller gibi çeşitli bileşikler içermektedir.

Ayrıca yüksek oranda Antioksidan özelliği de taşımaktadır. Bu yağ yöre halkı tarafından hem yemeklik yağ olarak hem de güzellik için kullanılmaktadır. Yağın ısıtılmadan yenmesi gerektiği için daha çok salatalarda yada kahvaltıda ekmekle tüketmektedirler. Argan yağı kırmızımsı bir renge sahiptir. Kıvamı ise saf zeytin yağından daha koyu bir haldedir. Tadının odunsu olduğu söylenmektedir.



Argan Yağının Faydaları;
  • Kırışıklıkları azaltarak cildinizin sıklaşmasını sağlar.
  • Sivilce tedavisinde oldukça etkilidir.
  • Cildinizin yumuşamasına yardımcı olur.
  • Güneş(UHV zararlı ışınları), sigara, stres, çevre kirliliğinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırarak hücrelerin yenilenmesini sağlayarak cildinizi canlandırır.
  • Ciltteki tahriş ve iltihaplanmayı azaltabilir.
  • Göz altı kırışıklıklarında etkilidir.
  • Hamilelik çatlaklarının önenmesinde faydalıdır.
  • Hem kuru hem de yağlı ciltler için kullanıma uygundur.
  • Yıpranmış ve donuklaşmış saçlarda parlaklık sağlar.
  • Saç kırıklarının oluşmasını önler.
  • Saçları besler.
  • Afrodizyak olarak kullanılmaktadır.
  • Parfüm yapımında kullanıldığı bilinir.
  • İlaç sektöründe faydalanılır.
  • Derisinde sorun yaşayan kişilerde derinin çabuk iyileşmesine yardımcı olur. 
  • Kırılgan tırnak yapısını güçlendirir.
Argan Yağının Anti Aging Etkisi :
Argan Yağı, Argan Ağacının meyvelerinden özenle ve büyük bir sabırla işlenerek elde edilen, az üretildiği için kıymetli olan bir yağdır. Argan Yağı’nın en önemli özelliği yaşlanmayı önleyici (anti-aging) özelliğinin olmasıdır. Argan yağı cildin genç kalmasını sağlıyor ve kırışıklıkların da estetik ameliyata gerek kalmaksızın en aza indirgenmesine yardımcı oluyor. Bu mucize yağın bir diğer özelliği de cildi rekor denilebilecek bir zamanda nemlendirmesi ve cilt hücrelerini yenilemesi.

Argan yağı yaşlanmayı geciktirici (Anti-Aging) etkisi ile cildi yumuşatır, nemlendirir ve cildi kurumaya karşı korur. Gündüz ve gece kullanıldığında kuru ve nemli cilt arasında denge kurar. Geceleri tüm cilt tipleri için harika bir etki oluşturur. Uyku boyunca cildin yenilenmesini sağlar ve cildin yaşlanmasına karşı savaşır. Nemlendirici etkisi çok güçlüdür, cildi  gelebilecek güneş, kötü hava, soğuk, çatlak ve gerginliklerin oluşumuna karşı korur, yaşlanmanın önüne geçer.

"Kafasını kuma gömen kuş" olarak bilinen hayvan ...

Devekuşu, (İng. Ostrich).
Afrika devekuşları (Struthio camelus). Latince Struthio serçe, Camelus deve demektir.

Uçamayan kuş türlerinden olup Afrika kökenlidir. Arabistan ve Afrika steplerinde sürüler halinde yaşayan 40-50 ömürlü en   büyük kuşlardır.  Devekuşu kafasını kuma gömer diye rivayet edile gelmiştir. Mecazi anlamda kullanılmaktadır. Esasen kafasını kuma gömerse boğulur. Bir tehlike karşısında devekuşu saatte 60-70  km'ye kadar bir hızla otuz dakika boyunca koşarak kaçabilir. Devekuşu söylendiği gibi düşmanından saklanmak için başını kuma gömmez. Aksine, ayakları ile düşmana şiddetli tekmeler atar. Çok korktuğunda, başını karnının altına çekmesi ve uyurken kumun üzerine koymasından bu söz söylenmiş olsa gerektir. Başka bir rivayete göre kuma kafalarını kuma sokarak su ararlarmış.

Bilinmeyen başka bir özelliği var. Deve kuşu yumurtalarının yaydığı kokudan dolayı devekuşu yumurtasının bulunduğu yerlere örümceklerin yaklaşmasını ve ağlarını örmelerini engellemektedir. Camilerin kubbelerine devekuşu yumurtası yerleştirilerek örümceklerin  ulaşılmayacak bu yerlerde ağ  yapması 400 yıldır uygulanarak önlenmiştir.  Ayrıca tüyleri süs olarak kullanılır. Çoğunlukla dekoratif toz alıcı olarak kullanılır. Devekuşu derileri deri endüstrisinde kullanılır.  Eti ise ticari amaçlı kullanılır.

Afrika, Masai, Somali devekuşları en iyi bilinenleridir. Amerika devekuşu ayrı bir cinstir. Nesli tükenmemiş kuşların en büyüğüdür. Büyümüş bir erkek devekuşu 1.5-2 m. yükseklikte, 2.5 m uzunlukta, 150 kg ağırlıktadır. Devekuşlarında karina (göğüs kemiği çıkıntısı) bulunmaz. Afrika devekuşları (Struthio camelus) iki parmaklıdır. Vücutları ağır olduğundan uçamazlar. Normal bir attan hızlı koşarlar. Baş ve boynu çıplak, ayakları uzun, kuvvetli ve etlidir. Görme duyusunun yanında koku alma hissi de kuvvetlidir. 
Tek ayağı kırılan devekuşu, öbür ayağı ile seke seke yol alamaz. Olduğu yerde kalır. Yardım gelmezse açlıktan ölür. Saatte 60-70 km hızla koşarlar. İlk hızları 100 kilometreyi bulur. Fare, böcek, ot ve küçük hayvanlarla beslenir. Çakıl, kemik, yumurta ve istiridye kabukları gibi sert maddeleri de yutar.

Dişilerde tüyler gri renkte olmasına karşılık, daha iri olan erkeklerde kanatlar ve kuyruk beyaz, diğer kısımlar siyahtır. Devekuşlarının tüyleri yumuşak ve makbuldür. Etleri ve tüyleri için avlanmaları sonucu nesilleri tükenmeye başlayınca, 1860 senesinde, evcilleştirilerek Güney Afrika’da çiftliklerde yetiştirilmeye başlandı. 1882’de Amerika’ya ithal edildi.

Üç-dört yıllıklar eşleşir ve yumurtlamaya başlarlar. 1.5 kg ağırlıktaki yumurtası 24 tavuk yumurtası kadardır. Dişiler eştikleri çukurlara 15 kadar sarımtrak kabuklu yumurta yumurtlarlar. Kumda geniş bir çukur kazar ve buraya bütün yumurtaları yerleştirirler. Devekuşları kazmak için toprağı değil de en az emek harcadıkları kumu tercih ederler. Sonra da yumurtaların üstünü basitçe yine kumla örterler. Erkeği geceleri kuluçkaya yatmak suretiyle eşine yardım eder. Devekuşları kendi yumurtalarını kabukların üstündeki hava delikleri sayesinde ayırt ederler. Yavrular 6 haftalık (42-48 gün) bir kuluçka süresinde çıkarlar. Tavuk iriliğinde olup, tüyleri kirpi gibi dikenlidir. Hemen yürüyerek besin aramaya başlarlar. Yumurtadan çıkan yavrular savunmasızdır. Her an yırtıcı bir kuşa yem olabilirler. Ancak, yavrular bir tehlike ile karşılaştıklarında kendilerini korumak için yere yamyassı serilerek ölü taklidi yaparlar. Bu şekilde, düşmanları onların ölü olduğunu düşünerek onlara saldırmaz. Bu taklidi tüm yavrular tıpkı biçimde uygular.


Devekuşları uzun boyunları ve keskin gözleri sayesinde çok uzaktan tehlikeyi görebilirler. 5-15 bireylik gruplar halinde dolaşırlar. Bazan antilop ve zebra sürülerine de katılırlar. Erkek devekuşları çok kavgacı ve kıskanç olduklarından çoğunlukla birbirlerini öldürürler. Erkeklerin tüyleri daha yumuşak ve makbuldur. 40-50 yıl yaşarlar. İyi bakıldığı takdirde 80-100 yıl yaşayanları da vardır. Erkek devekuşu aslan kükremesine benzer sesler çıkarır.

Amerika devekuşu (Rhea Americana) ayrı bir cins olup ayakları üç parmaklıdır. Sürüler halinde yaşar. Bazan antilop ve zebra sürülerine de katılırlar. Eti ve yumurtası yenir, tüyleri Afrika devekuşlarından daha kalitesizdir. Buna rağmen tüy ve etleri için “bola” denen kementlerle avlanırlar. Küt ayaklarıyla kendilerini savunurlar.

Tepeli devekuşu (Casuarius emeu), Avustralya, Yeni Gine ve çevrelerindeki adaların sık ormanlarında yaşar. Başında miğfere benzer boynuzsu bir ibik vardır. Ayakları üç parmaklıdır. 40-50 yıl kadar yaşar. Kasuar da denir. Başı ve boynu çıplaktır. Başındaki miğfer, otların arasında yol açmasına yardım eder. Devekuşundan biraz daha küçüktür. 1-2 metrelik maniaları rahatça sıçrayarak aşar. Sulu meyve ve kertenkele yer. İyi yüzer ve balık avlar. Eştikleri çukurlara 3-5 yeşilimsi yumurta yumurtlar. Erkek 6-7 hafta kuluçkaya yatar. Çıkan yavrulara da erkek bakar. Ayakları üç parmaklı olup, en içteki kenar parmakta tırnak, kama gibi uzamıştır. Düşmanlarına karşı korkunç tekmelerle kendini savunur.


Devekuşu grubundan olan diğer hayvanlar;
Emu, Moa, Kivi, Kasovari, Nandu, Filkuşu.
Bu canlıların bir kısmının soyu tükenmiş hayvanlardır.




























 











































Kaynak: Rehber Ansiklopedisi  

Kıl ve saçların dökülmesi ya da yokluğu ...

Alopesi,  
(İng. alopecia).
Saçkıran,
Halk dilinde yılan hastalığı. 

Doğuştan veya kazanılmış nedenlerle, kılların gelişimindeki bir yetersizlikten veya kılların dökülmesinden kaynaklanan, kıl veya yapağı örtüsündeki genel veya yerel yetersizlik, kıl dökülmesi, 

Alopesia areata(saçkıran). 
Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır. 

Erkeklerin sakal ve saçlarında, kadınların ise sadece saçlarında meydana gelen bu rahatsızlık, kadınlarda bulaşıcıdır. Bu nedenle saçkıran hastalığı bulunan bir kişinin tarağını yada saç aksesuarlarnı kullanmamak gerekir. 

Genelde berberler tarafından tespit edilen bu hastalıkta, saçın büyümesi durur ve kökünden ayrılır. Alpopesi areatada üç aşama görülür. Birinci aşamada saçlar aniden dökülür. İkinci aşamada saç dökülen alanda genişleme olur. Üçüncü aşamada saçların rengi ilk önce gri veya beyaz olarak çıkmaya başlarlar. Bu süreç aylarca hatta yıllarca sürebilir. Yeni kıllar çıkarken diğerleri dökülebilir.  Hastaların çok azında vücut kılları tamamen dökülebilir. Bu durumdaki hastalara alopesi üniversalis denir.

Yeni Gine' de yaşayan vahşi bir köpek cinsi ...

Acak,
Yeni Gine' de yaşayan vahşi bir köpek cinsi  .

Dingo,(Canis dingo),
Köpekgiller (Canidae) familyasından başlıca Avustralya'da ve güneydoğu Asya'da yaşayan etçil yaban köpeği türü.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ