Yükselme, yüceltme ...

İtila, 
(Arapça),


Teali,
Yükselme, 
Yüceltme,
Yücelme,   
Yükselmek. 
Yukarı çıkmak.
Yüksek rütbelere çıkmak.
Çok yüce olma.

İşçi, gündelikçi…



Karakullukçu,
Çakan, 
Gündelikçi,
İşçi.
Irgat.
Tarım işletmelerinde günlük rayiç üzerinden günlük, haftalık veya aylık olarak çalışan işçilerdir. Bunlara bazı yörelerde çakan veya karakullukçu da denir.

Yeniçeri ocağı bölük ve ortalarında odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizlemek, yemek kaplarını yıkamak ve benzeri işler görmekle yükümlü er.
Gündelikle ev işlerinde çalışan kimse.
Yevmiyeci.
Çoban.  
Yarıcı,

Marabacı, 
Üretime yalnızca emeği ile katılır. Tarla ve diğer girdiler işletmeciye aittir. Marabacı ürünün 1/3'ünü alır.

Mevsimlik İşçi, 
Özellikle pamuk ve fındık gibi büyük ölçüde emek gerektiren ürünlerin bakım ve/veya hasat mevsimi boyunca tarım işletmelerinde çalışan işçilerdir. Bu tür işçilerin göçmen olanlarının yiyecek ve barınmalarını genellikle işletmeci temin eder.



Yayvan sepet ...


Sele,
Selle,(Farsça).
Arapça Selle.

Yayvan Sepet. 
Sepet, 
Yayvan, genişçe sepet.
Kulpsuz, yayvan çamaşır sepeti. 
Kulplu sepet.
Ekmek sepeti. 
Kaşık konan küçük sepet. 
Hasırdan örülmüş düz tabla.
Küfe.  
Yufka ekmeği ya da yıkanmış giysi koymaya yarayan yayvan, geniş, kulpsuz sepet. 
Söğüt dallarından örülen küçük, kulpsuz sepet. 
Büyük iki kulplu sepet.  Ekmek sepeti.
Söğüt sürgünlerinden örülmüş, leğen tipinde, yayvan sepet. 

Süt, yoğurt gibi yiyeceklerin üzerine kapatılan söğüt sürgünlerinden örülme sepet. 
Telden yapılmış yayvan sepet.
Yıkanmış buğdayın suyunu çekmesini sağlamak amacıyla kullanılan, çubuk ya da pedaldan yapılma örgü sepet.  

"Şiirler" anlamında eski sözcük ...

Eşar,
Şiirler, manzum ve güzel yazılar.
Eşar, Şiirler anlamında eski sözcük.

Eşair, En iyi şair.
Arapça şiirler, اشعار

"Tanrı Kabul Etsin" anlamında kullanılan sözcük ...

Amin, 
(Arapça).
Tanrı Kabul Etsin.
Allah Kabul Etsin.
“Öyle olsun, Allah kabul etsin” anlamlarında, duaların arasında ve sonunda kullanılan bir söz.
Yarabbi. "Öyle olsun, kabul eyle" anlamında olup, duaların sonunda söylenir.

Diğer kutsal kitaplarda bir çok yerde amin sözcüğüne rastlanır. 

İncil'de iki yerde geçer. Tevrat'ta da geçer. 
İbranice ve Süryanicede de vardır. 
Hakikat, çok doğru, tamam manasındadır.

İçine ıspanak, patates, pazı, peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide…


Lemis,
İçine ıspanak, patates, pazı, peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.
Gümüşhane yöresine özgü bir tür ıspanaklı pide.

Pide türü, 
Gözleme,
Lemis Gümüşhane' ye has gözlemedir. Ispanaklı, pazılı, kıymalı  ve patatesli içlerle de hazırlanabilir.  



Lemis,
Malzemeler;
1 adet yumurta,,
1 su bardağı su  
1 çorba kaşığı sıvıyağ,
1 tatlı kaşığı tuz,
Alabildiği kadar un (2 Su bardağı),
Tereyağ,
tuz, karabiber

İç hazırlama;
Yarım kalıp peynir,
10-15 dal maydanoz  ,

Eğer pazı ve ıspanak kullanılacak ise  2 orta boy soğan, pazı veya ıspanak (2 bağ).

Yapılışı;
Yoğurma kabına unu koyup kenarlarına tuzu ekleyin. Ortasını havuz gibi açıp suyu azar azar  ilave edin. Ele yapışmayan bir hamur (orta sertlikte) elde edin. 

Hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler koparın. Sonra üstünü nemli bir bezle örtüp 30 dakika dinlendirilir. Sonra hamur 6 parçaya ayrılır. Her parça servis tabağı kadar açılır. 

Yarısına peynirli iç konur. Diğer yarısı üzerine kapatılır veya pazı veya ıspanak veya kıyma kullanılacaksa yine aynı şekilde yapılır. 

Kıyma veya Ispanak, Pazıları yıkayıp ince ince doğrayın. Soğanlarıda incecik doğrayın. Tereyağında soğanı kavurun. Üstüne pazıyı, ıspanağı  ekleyip tuz karabiberle harmanlayıp malzemeleri öldürün. 5-6 dakika pişirin ortalama olarak. Soğumaya bırakın.  

Hamur bezeleri, servis tabağı kadar açılır. Yarısına hazırlanan bu iç konur. Diğer yarısı üzerine kapatılır.Diğer yarısı üzerine kapatılır. Kenarlarına bastırılır. 

Az yağlı tavada 2 yüzü pembe renkte kızartılır. Üzerine tereyağı sürülür. Lemisler üst üste konur. Üzerine kapak kapatılır. 10 dakika bekletilir. Afiyetle yenir.   

El sıkışma ...

Toka, 
İtalyanca tocco.
El sıkışma. 

İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma.
El sıkışma, 
Argoda toka etmek, vermek.

Kısır, hiç doğurmamış hayvan...

Eremik,
Kısır,
Akim,

Enek,
Kısır, hiç doğurmayan insan ya da hayvan.
Cılız kalmış, büyüyememiş. 
Hiç doğurmadığı için koşumda kullanılan kısır manda. 
Göğsü olmayan, göğsü büyümemiş kız ya da kadın.
Ürün, döl vermeyen canlı.
Verimsiz,









Güçlü istek, tutku ...

İhtiras,
Aşırı, güçlü istek.
Tutku, 

Aşırı istek sahibi olmak, hırs duymak, şiddetli arzu.

Kökeni arapça olan aşırı arzulu olma manasındaki kelime.

Şehvet ve tutkunun azılısı.
Erkek ve dişinin birbirine karşı duydukları cinsel istek, Kösnü.
Hırsla sevmek, hırsla sevişmek.
Hırsla cilvelenmek. 

Arapçada develerin çiftleşme dönemlerinde ağızlarından salgıladıkları köpüğe ihtiras denir. Devenin çiftleşmesini önlemek için deveyi ordan çekmeye yarayan ve deveye bağlanan alete ise akıl denir. Bu sebeble ki ihtirasların önüne yalnızca akıl geçebilir.


Kimi kumaşların yüzeyindeki ince tüy ...

Hav,
Ülger,
Kadife, şeftali vb.nin üzerinde bulunan ince tüy. 

Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy, ülger. 
Çuha ve buna benzer kumaşların ters yüzlerinde bulunan tüy.
Şeftâli gibi bazı meyvelerin üzerlerinde bulunan ince tüy.

Tüy, ince tüy.
Yüzeydeki incecik, tüyümsü örtü.

Açılma, açıklık ...

Küşayiş, (Farsça).
Eski dilde.
Açıklık, ferahlık.
Açılma,

Deri, göz ve kulak-burun-boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir antibiyotik ...

Neomisin,
Neomisin, (Neomycin Sulphate).
Neomisin
Streptomyces grubu mantarlarından elde edilen bir antibiyotik. Streptomyces fradiae isimli bakteri tarafından doğal olarak üretilen bir antibiyotiktir. Bir adı da misifradindir. Streptomyces mantarlarından, tedavide geniş çapta kullanılan bir antibiyotik olan streptomisin de elde edilir. 1944 yılında streptomisini bulan ünlü Amerikalı bilim adamı Waksman, 1949 yılında New Jersey’deki Rutgers üniversitesinde Lechevaliler ile birlikte çalışarak neomisini bulmuştur.

1950 yılında Japon bilim adamı Aiso tarafından Streptomyces roseoilavus adı verilen çok küçük bir mantar kültüründen elde edilen flavomisinle, yine 1950 yılında Umezawa tarafından bulunan B1 ve B2 streptomisinleriyle eşdeğerli kabul edilen neomisin, penisilin tipinde bir antibiyotiktir. Neomisin, çözelti, toz ya da pomat halinde, deri ve mukoza enfeksiyonlarına karşı kullanılır. Çok etkili oluşu ve bağırsaklardan emilmeyişi nedeniyle neomisin, bağırsakların mikroplardan temizlenmesi gerektiği özel durumlarda kullanılmaktadır. Neomisin deri yüzeyinde de kullanılabilir.

Neomisin İçeren İlaçlar; 
CEBEMYXINE Göz Damlası 
NEOSPORIN (Göz Damlası) 
THIOCILLINE Deri Pomadı 
THIOCILLINE Göz Pomadı 
THIOCILLINE Yara Tozu




























Kaynak. http://www.saglikkitabi.org/

Halk edebiyatında uyağa verilen ad ...

Ayak,
Halk şiirinde, edebiyatında uyağa "ayak" denir.
Bir ses sanatı olan uyak bazen dizelerin içindeki sözcüklerle de yapılır; ama bu tür kullanımlara şiire ahenk katmak için başvurulur.

Uyak, Kafiye.
Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler, kafiye. Halk şiirinde kafiye (uyak) karşılığı ayak terimi kullanılır. Kafiye sözcüğünün sözlük anlamı, "sonda olan, arkadan gelen"dir.

Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında büyük başarılar gösteren ve türbesi Bursa'da olan ünlü Türkmen Dervişi ...

Geyikli Baba,
Mutasavvıf.

Keşiş, yani Uludağ eteklerinde geyiklerle haşır neşir olup, istediği yere geyiğe binerek gittiği için, Geyikli Baba diye meşhur olmuştur.


Orhan Gazi devri Osmanlı evliyasındandır. Azerbaycan'ın Hoy şehrinde doğdu. 1275-1350 (H.674-750) yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Bağdatlı Şeyh Ebü'l-Vefa hazretlerinin yolundan feyz aldı. Aynı yoldaki Baba İlyas Horasani'den ilim öğrendi. Zahiri, batıni ilimlerde ve tasavvuf yolunda kemal derecesine ulaştıktan sonra Rum ülkesine geldi.  Anadolu'nun en uç bölgesinde İslâmiyeti yaymak için çarpışan ve gayret eden Osmanlı mücahid gazileri arasına katıldı. 

Bursa'nın fethi sırasında bir geyiğe binmiş ve elinde altmış okkalık bir kılıç olduğu halde en ön saflarda çarpıştı. Kalenin fethinde pekçok kerametleri görüldü.
Geyikli Baba'nın türbesi, Bursa'nın Gürsu ilçesine bağlı Babasultan köyündeki külliye içindedir. Türbenin yanındaki caminin avlusunda bulunan ulu çınarın Bursa'daki sarayın kapısında mevcut çınarla aynı zamanda dikildiğine inanılır.
 

Eski dilde et ...

Lahm, 
Arapça, 
Et. 

Lahm diğer anlamları,
Her şeyin içi ve üzeri.
Bir işi sağlam kılmak.
Kırık şeyi kuyumcunun yapıştırması. Lehimlemek.
Bir yerde ilişip kalmak.
Almancada topal anlamına gelen sözcük.


Lahmacun, 
Açılmış hamurun üzerine kıyma ile hazırlanan iç sürüldükten sonra taş fırında pişirilmesiyle yapılan bir pide türü. 

Gaziantep ve yöresine özgü bir yemektir. İsmi Arapça lahm (et demektir) ve macun (hamur) kelimelerinden gelir. İçinde et, isot (pul biber), domates, maydanoz, salça, soğan, sarımsak, karabiber ve tuz bulunur. Bu malzemeler yöreye göre ya da mevsime göre değişiklikler gösterir.

Limon sıkarak yemenin lezzetini arttırdığı doğrudur. Ancak aşağıdaki hazırlanmış lahmacunu yemenizi tavsiye ederim. 

Lahmacunun ortasına, közlenmiş patlıcanı kabukları soyulduktan sonra koyunuz. Üzerine, maydanoz, sumaklı soğan, közlenmiş acı yeşil biber-mutlaka acı biber acı olmalı, acının kokusunu almalısınız-, kırmızı pul biber, karabiber tuz eklendikten sonra dürüm yapılır. Elinizle altından tutun ki suyu aşağıya akarken süzülsün. Lezzeti doyumsuzdur.  

Belirteç olarak kullanılan eylem soylu sözcük ...

Ulaç,  
(İng. gerund).
Bağ-fiil, 
Zarf-fiil.
Belirteç olarak kullanılan eylemsi: 
Koşa koşa gitmek, gelip gitmek, gülerek gitmek, gelince görmek, giderken görmek, geldikçe konuşmak, geldiğinde konuşmak, görmeden gitmek, görmeksizin geçmek, görmeyeli değişmek vb.

Belirteç ...

Zarf, (Fr. adverbe ).

Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç.


Fiilin, sıfatın, başka bir zarfın veya bir ifadenin anlamını sınırlandıran veya niteliyen kelime: Erken gelmek, Güzel söylemek, Çok dar, Pek çabuk geldi, Hakikaten can çıkmayınca huy çıkmaz gibi. Bu zarflar dolaysız olup doğrudan doğruya ilgili göründükleri kelimeleri nitelerler. Bir de Dolaylı zarflar var, ki fiille ilgili göründükleri halde öznenin veya nesnenin bir halini belirtirler: " "Çocuk eve yorgun geldi" ve "Çocuğu yorgun buldum" örneklerinde "yorgun" zarfı birincisinde cümlenin öznesini, ikincide de nesnesini vasıflandırarak onların halini bildirir.

Türlü nedenlerle başarı gösteremeyen ...

Rate, (Fr. raté).
Başarısız.
Yarıda kalmış,
Yaşlı, verimsiz, geçimsiz (kimse).
Tembel, 
Aciz kimse
Başarısız kimse/şey,  
Başarısızlık, başarısız olan, borcunu ödemeyen borsacı,
İflas etmek üzere şirket, işe yaramaz, mağlup, muvaffakiyetsizlik
Sakat, topal.

Küfürbaz ...

Taan,
Kaba sövgüleri çok kullanan, ağzı bozuk.
Hoş görmemek. 
Kötülemek. 
Ta'n.
Birisinin ayıp ve kusurlarını beyan etmek.
Küfretmek.
Küfür, (Ar. kufr).

Muhalifin iddialarını çürütmek.
Vurmak.
Duhul etmek, dâhil olmak, girmek.
Kınama ünlemi.
Tahin.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ