Kışın sisli havalarda ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını kaplayan buz tabakası...

Kırç, (İng. rime).
 
Kırağının daha yeğin, daha kalın buz kırılcalarının olmasıyla kendini gösteren ve konduğu yerlerde çiçekli dallar biçimini alan türü.
Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası.

Üzerinde yürüyünce batmayan, sert, donmuş kar.

Atmosferde bulunan nemin gaz halinden sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir.
Yoğunlaşmalar; yükseklerde soğuma ile meydana gelen bulut, yağmur, kar, dolu ve yeryüzünde soğuk zeminde meydana gelen Çiğ. sis, kırç, kırağı diye iki grup altında toplanır.

Yoğunlaşmalardan yağmur ve çiğ su taneleri şeklinde, kar, dolu, kırç ve kırağı buz kristalleri şeklinde oluşur. Bu farklılık, sıcaklıkların 0 ºC’nin üstünde veya altında olması ile açıklanır. Yoğunlaşmanın temel nedeni havanın soğumasıdır. Çünkü soğuyan havanın taşıyabileceği nem miktarı azalır. Hava taşıyabildiği nemi taşır, taşıyamadığı nemin fazlasını ise yoğunlaştırır

Yeleği iki karış uzunluğunda bir ok çeşidi...

Puta,
Ok türlerinden birinin adı.
Nişangâh.

Çelik bilyelerin savrulması ilkesine dayanan elektrikli bir oyun makinesi...

Tilt, 
Özel makinelerle veya bilgisayar üzerinden oynanan bir oyun.

Turunç ile limonun melezi olan bir meyve...

Bergomat, 
(Fr. bergamote, İng. citrus tree, bergamot orange).
Turunçgillerden bir ağaç (Citrus bergamia),
Turunçgiller (Rutaceae) familyasından, taze meyvelerinden bergamut esansı elde edilen ve parfümeri sanayiinde kullanılan ağaçsı bitkiler.


Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı fakat hoş kokuludur.

Turunçgiller familyasından ortalama 4 m. boyunda bir ağaç türüdür. Esas vatanı Batı Hindistan’ dır. Yaprakları uzun ve koyu yeşildir. Çiçekleri beyaz renkli ve küçük olup, meyveleri küre veya armut biçiminde, 5-7 cm çapında etli kısmı ekşi lezzetli, kabuk kısmı limon sarısı renklidir.

 
Eskiden Antalya bölgesinde geniş çapta yetiştirilmekte idi.  Zamanla bu bölgede Bergamot’un yerini diğer turunçgiller aldı. Bununla beraber halen Antalya civarında bu tür az miktarda bulunmakta ve meyvelerinden reçel yapılmaktadır. Bergamot esansının sanayideki önemi sebebiyle yer yer tekrar yetiştirilmeye başlanmıştır.

Meyve kabuklarından sıkma usulü ile Bergamut esansı elde edilmektedir. Yeşilimtrak sarı renkli, hoş kokulu ve acı lezzetli bir sıvıdır. Parfümeri (ıtriyat) sanayisinde kullanılmaktadır. Usaresinden kalsiyum sitrat ve sitrik asit elde edilir.

Koku vermesi için bazen çaylara da karıştırılır.

Çay sektöründe kullanılan aromasına Earl Grey aroması ismi de verilir. Ayrıca reçeli de yapılır.

Lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki...

Rami, 
Ramie, (İng. ramee).  

Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen değerli bir bitki (Boehmeria nivea). Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi. En çok Çin, Tayland, Kore, Filipinler ve Birezilya da üretilmektedir.

Rami çalımsı, çok yıllık bir bitkidir. Lifleri her yıl biçmek suretiyle saplarından elde edilir. Yaprakları iri ve etli olduğu için ipek böceği beslenmesinde kullanılır. Lif için yapılan hasattan sonra 50-60 günde bitki tekrar lif biçimine gelebilmektedir. Bir yılda 5-6 kez rami lif için hasat edilebilir. 

Bitki ömrü 6-20 yıl arasında değişebilmektedir. Köklerindeki rizomları yardımıyla yeni genç sürgün ve filizler vererek, toprak üzerinde bir bitki topluluğu oluşturur. 

Rami bitkisi 1-2.5 m. boylanabilmektedir. Çiçek yapısı monoik olup (tek evcikli), rami çiçekleri yabancı döllenmektedir. Rami üretimi, Rami lifleri pamuk liflerinden 5, kenevir
liflerinden 2, ve keten liflerinden dört kat daha sağlamdır. Rami lifleri pamuk ve keten liflerine karıştırılarak tekstilde kullanılmaktadır. %55 rami ve %45 pamuk liflerinden yapılan elbiseler makınalı yıkamaya oldukça dirençlidir. Rami liflerinin %20 nem tutması nedeniyle deniz suyuna dayanıklı halatların yapılmasında ve absorbentlerin yapımında değerlendirilir. Rami bitkisinden 100-200 kg/da lif, 300-400 kg/da kuru sap elde edilir.

Rami bitkisinden elde edilen lifler bakteri, mildiyö ve böceklere karşı dayanıklı, oldukça ter emici ve kolay kurur ve ıslanınca sağlamlığı artar, ancak elastik değil ve kolayca buruşur ve pamuğa oranla daha kolay eskir. Balık ağlarının ve spor filelerinin yapımında ve banyo
havlularında oldukça fazla oranda kullanılır.

Türlü renklerde kareli olan kumaş cinsi...

Ekose, (Fr. écossais).   

Çeşitli renk ve büyüklükteki karelerden oluşan (desen veya kumaş). İskoç klanlarının kullandıkları kilt desenlerinden tüm dünyaya yayılmıştır. 

İskoç kelimesinin fransızca okunuşundan Türkçe' ye geçmiş, iskoç kiltlerinin kareli desenlerinden dolayı dilimizde böyle bir anlam kazanmış sözcük.

İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad...

İlat,

“Evrensel hayat enerjisi” anlamına gelen, çok eski bir Japon sağlık tekniği...

Reiki,

Şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan, 20.yüzyılın başında Japonya'da ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı olduğuna inanılan bir tekniktir. Rei "her yerde varolan", ki "ruhsal yaşam enerjisi" anlamına gelmektedir. Batıya yayılmaya başladığında "Evrensel Yaşam Enerjisi" olarak tercüme edilmiştir. Ancak ezoterik olarak "yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi" açıklaması anlamını daha iyi ortaya koyar. Yani Reiki bir "Ruhsal Şifa Tekniği"dir.  Reiki herhangi bir din ya da inanç şekli olmayıp, herkes tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olmaya çalışır. Reikinin hiçbir zararı ya da yan etkisinin olmadığı bilinmektedir. Sadece plasebo etkisi olduğu da düşünülmektedir. 

Kaynağının Tibet olduğu sanılan Reiki, 19.yüzyılda bir Japon Budisti olan Dr. Mikao Usui tarafından yeniden ortaya çıkarılmış ve bir şifa tekniği halinde sunulmuştur. Reiki, bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji blokajlarını çözebilmek için yetersiz veya eksik kalan kendi enerji bedenimizi dengeleyip, tamamlayarak ve temelde bilinç değişikliği gerçekleştirerek ruhsal, dolayısıyla da fiziksel iyileşme sürecini başlatmamız yolunu açar. Burada bahsedilen 'enerji beden', 'ruh', 'enerji dengesizlikleri' ve 'negatif enerji blokajları'nın bilimsel birer açıklamaları bulunmamaktadır. Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir. Reiki bir din değildir ve hiç bir inanca bağlı tutulmaz.

Birçok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar, zihinsel ve bedensel gerginliklerden kurtulmayı sağlar. Sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yaptığı, bu tekniği uygulayan ve uygulatanlar tarafından söylenmektedir.

Her etkinin ona eşit ve ters yönlü bir tepkisi vardır. İşte bu "neden-sonuç" ilişkisini ortaya koyan yasaya "Karma Yasası" denilmektedir. Karma yasası tekamül sürecimiz boyunca enerjinin dengelenmesini yöneten bir yasadır. Bir anlamda "İlahi Adalet'i sağlayan bir dinamiktir" diyebiliriz. Karma'yı yaratan, yani dengelenmek üzere enerjiyi harekete geçiren niyetlerdir. Her niyetin bir sorumluluğu olduğu gibi, o niyetin meydana gelişindeki duygu ve düşüncelerin de bir sorumluluğu vardır. Eğer bu sorumluluk farkedilirse hangi niyetlerin, hangi sonuçları doğurduğunu farketme imkanı da kazanılmış olur. Karma Yasası evrensel bir öğretmen niteliği ile insanlığa sorumluluğunu öğretmeye ve böylece insan tekamülünde, insanın kaderinin nasıl kendisi tarafından yaratıldığını anlatmaya çalışır. Sevgiye, iyiliğe ve dostluğa dayalı, faziletli duygu ve düşüncelerle oluşacak niyetler, insanın tekamülünde çok önemli birer etkendir.





Kaynak; http://tr.wikipedia.org

Moğol devlet örgütünde ulusla oymak arasında yer alan sosyal ve idari birim...

Utuk,
Uduk, 
Moğol Devlet örgütünde ulusla oymak arasında yer alan sosyal ve idari birim.
Moğollarda valilik pek çok açık olmayan müessese olarak çalışmış. Ancak Darugaçi (hakim) ise her şeye muktedir olan bir kimsedir. Valiler bile Darugaçinin emrindedir.


Moğol İmparatorluğu,
(Moğolca: İh Mongol Uls - Büyük Moğol Ulusu)
Asya'da kurulmuş eski bir imparatorluk. Hun İmparatorluklarının yıkılmasından sonra Kırgız halklarından çıkan Yesügey Han'ın oğlu Cengiz Han bu imparatorluğu kurmuştur. Moğolistan'ın başkenti.: Ulanbator.
Moğol imparatorluğunun başkenti; Karakum, Pekin (Beijing).

1206 yılında Moğol kabilelerinin birleşmesi ile kurulan Moğol İmparatorluğu Cengiz Han'ın önderliğinde seferlere dayalı bir savaş ve ekonomi politikası izledi. İlk defa Naymanlardan mühür ve yazı kullanıldığını görünce, mühür ve yazıyı akabinde, Uygur yazısı tüm Moğol İmparatorluğunda kullanılmaya başlandı. İlk yıllarda Moğol İmparatorluğunun devlet işleyişinin belli bir düzene geçmiştir. 

Hint Tangutları himayesine alan Cengiz Han, daha sonra Kuzey Çin'de bir çok devleti de himayesine aldı. Pekin'i 1211 yılında kuşattı. Çin hükümdarı barış için Çinli prenseslerden birini Cengiz Han ile evlendirse de, barış uzun sürmedi. 1215 yılında oldukça kanlı geçen bir savaş sonrasında Çin'i himayesi altına aldı. 



Cengiz Han,  (Temuçin) (d. 1162 - 18 Ağustos 1227).
Moğol politikacı ve ordu lideri ya da kağanıydı. Moğol kabilelerini buyruğu altında birleştirerek Moğol İmparatorluğu'nu (1206-1368) kurmuştur. Bu imparatorluk Dünya tarihinin en büyük bitişik sınırlara sahip olan imparatorluğudur. Timuçin ismiyle Moğol Devleti hükümdarı akrabası olarak doğmuş, meritokratik (yeteğene bağlı) oldukça güçlü bir ordu kurmuş; ve tarihin en başarılı ordu liderlerinden biri olmuştur.  Kuzey Çin'deki Batı Şia Hanedanlığı'nı ve Çin Hanedanlığı'nı ele geçirmiş, İran'da Harzemşahlar Devleti de dahil olmak üzere bir çok yere fethetmiştir. Avrupa ve Asya'daki hakimiyeti; radikal olarak bu bölgelerin demografisini ve jeopolitikasını değiştirmiştir. Moğolistan İmparatorluğu; günümüze göre bakacak olursak; Çin, Moğolistan, Rusya, Azerbeycan, Ermenistan, Gürcistan, Irak, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tajikistan, Afganistan, Türkmenistan, Moldova ve Kuveyt'in büyük bir bölümünü ele geçirmiştir.

Anadolu’nun bazı yörelerinde düğünden bir gün önce törenle kız evine götürülen armağan...

Kızşahı,
Şah, düğünlerde meyve ve şekerlerle belli bir usule göre süslenir. 
Oğlan şahı ve kız şahı olmak üzere iki şah bezenir. 
Oğlan şahının masraflarını damadın sağdıcı, kız şahının masraflarını ise kız sağdıcı karşılar.   
Şah bezeme işini, bölgede bu konuda uzman olan bir kişi yapar. Bunun karşılığında da kendisine münasip hediyeler ödenir. Şah bezenirken Türkler için önemli kabul edilen 3-7-9 ve 40 sayılarına dikkat edilir.

Şah’ın dallarına 7,9 veya 40 çeşit meyve, şeker vs asılır.  
Kız şahı sade olmasına rağmen erkek şahı oldukça ihtişamlı ve görkemlidir. Kız şahı, kına gecesinin ertesinde kız sağdıcının evinden, sağdıcın erkek kardeşi ve yakınları tarafından çalgılar ve pehlivanlar eşliğinde alınarak oğlan sağdıcının bulunduğu kız evine getirilir. 

Kız şahını teslim alan oğlan sağdıcı, kız sağdıcına Hilat denen münasip bir hediye verir. 

Gelinin oğlan evine inmesinden sonra damat, sağdıç ve arkadaşları sağdıcın evine gider, orada eğlenirler. Düğün akşamı toy babası gelir ve bağırarak şah alayının kurulmasını ister. Bunun üzerine meşaleciler gündüzden hazırlanan meşaleleri yakarak yolun sağında ve solunda sıralanırlar. Yolun ortasında; önde davul-zurna, bunların arkasında şah ve şah bekçileri, damat ve sağdıç, korumalar olmak üzere şah alayı oluşturulur. 

Damat ve sağdıcın ağzı mendil ile kapatılır. Konvoyun arkasına orada hazır bulunan köy halkı geçer, damadın evine kadar oyun ve türküler eşliğinde gelinir.

Alavala, İnce ipekten dokunmuş tülbent ya da gelin başörtüsü...

Alvala,
Vala,
Gelin başörtüsü, İpekli kadın baş örtüsü
İnce ipekten dokunmuş kırmızı tülbent, gelin baş örtüsü.
Al renkli ipek dokuma yüz örtüsü.

“Çorum bezi” de denilen ve geleneksel el tezgâhlarında dokunan bir tür bez...

Kenefi,  
Çorum Bezi,  
Ev bezi,  
Beyaz patiska,  

İç çamaşırı yapılan yerli dokuma bezi. 
Çorum bezi olarak da tanınır. 
Ev bezi de derler. 

Don, gömlek, peşkir yapılır.     
Melez, idare, bal kaymak, serçe kanadı, kaşık sapı, üç oturum, bürümcük denen çeşitleri vardır. 

Kenefi,   Geleneksel el tezgahlarında, pamuk iplikle bez ayağı örgüde dokunan bir tür bez.  Çamaşır ve çarşaf yapımında kullanılır. 

XVI. yüzyılda yaşamış ünlü Osmanlı matematik ve astronomi bilgini...

Mirim Çelebi, Mahmut bin Mehmet, (     -1525),
Türk matematikçi ve Astronom.

Asıl adı Mahmut olup, 16. Yüzyılda yaşamış, tanınmış Osmanlı matematik ve astronomi alimlerindendir. Dedesi ünlü Ali Kuşçu'dur. İstanbul'da doğdu. Medreselerde okudu ve Şehzade Bayezid'in şehzadeliği zamanında hocalık etti ve onun zamanında önemli makamlarda görev aldı.

Daha sonraları I. Selim tarafından Anadolu Kazaskerliği'ne atandı. Uluğbey'in ünlü "Zeyç" ini farsça şerhetmiştir. Aynı zamanda büyükbabası Ali Kuşçu'nun astronomi ile ilgili "Fethiye" adlı risalesini şerhetmiştir. Matematik ve astronomi ile ilgili yedi sekiz risalesi daha vardır. 

Astronomi konusunda El-Makasit adlı yapıtı da vardır. Ölümü İstanbul' da 1525 yılında olmuştur.
 


Uygun, elverişli...

Yakışır, 
Yaraşır, 
Mutabık, 
Mütenasip,

Bedenin çeşitli kısımlarının kulakla muayenesi sırasında algılanan normal ya da patolojik ses...

Üfürüm,  (Fr. insufflation).

Kalbin kanı damarlara pompalaması sırasında, zarında veya kapakçığında bulunan delik yüzünden ortaya çıkan normal dışı ses.
Dinleme sırasında işitilen ve kalp faaliyetleriyle ilişkili bulunan kalp seslerinin tümü.
Ses karakteri dikkate alınmaksızın kalp sesleri veya yan sesler.

Pigment kaybı nedeniyle düzensiz beyaz alanlar bulunan deri ...

Vitiligo,  (Lat. vitiligo). 

Pigmentlerin kaybolmasına bağlı olarak deride meydana gelen beyaz, yama şeklindeki lekelerle giden deri hastalığına verilen addır. Vücudun bütün bölümleri etkilenebilir. Sık görülen yerler , yüzde, dudak, el, kol, bacak, ve genital bölgelerde görülebilir. 

Deride melanin yetersizliği sonucu etrafı sınırlı, düz, renksiz veya beyaz lekelerin oluşmasıdır. Atlarda ve sığırlarda cerrahi girişimlerden ve yaralanmalardan sonra melanositlerin yıkımı ve pigment kaybına bağlı olarak biçimlenir. Melanositlerın otoimmün, serbest radikal veya nörojenik nedenlerle yıkımı sonucu deride renksiz, beyaz, çoğunlukla bakışımlı veya segmental yayılımlı, yavaş büyüyen lekelerle belirgin kazanılmış bir melanin yetersizliğidir.

Normal deri görünümünde, pigment kaybı nedeniyle düzensiz beyaz alanların bulunduğu bir deri durumudur. Genelde edinilmiş bir durum olarak görülen vitiligo, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Ancak, belirli genetik özelliklere sahip ailelerde hastalığa yatkınlık görülmektedir. Kontrasta bağlı olaraki koyu tenli kişilerde daha belirgindir. Vitiligo'nun nedeni tam bilinmemekle beraber pigment üreten melanosit hücreleri olan melanositlerin deri veya çevre dokulara hasar vermeksizin seçici kaybına bağlı olarak otoimmünite üzerinde durulmaktadır. Bu hastalık Amerika Birleşik Devletleri'nde nüfusun % 1' ini etkilemektedir.

Lezyonlar düz, pigmentasyonsuz ve koyu sınırlı olarak görülmektedir. Sınırlar tam olarak tanımlanabilmektedir, ancak düzensizdir. Sıklıkla etkilenen bölgeler yüz, dirsekler ve dizler, eller ve ayaklar ve genital bölgedir. Ayrıca, travma ve basınç görmüş bölgeler de etkilenmektedir. Hastalıktan korunma yolları bilinmemektedir.

Semptomlar arasında aile öyküsü belirten vitiligo, birden veya aniden gelişen düz, doğal desenli pigment kaybına uğramış deri bölgeleri görülmektedir. Fizik muayene ve sorgulama tanı konması için yeterlidir.

Vitiligo olgularının çoğu tedavi edilmeden deam etmektedir. Mevcut tedavi yöntemleri zor ve tam olarak etkin değildir. Hastalar, fotosensitize edici bileşikler verildikten sonar ultra-viole ışığa maruz bırakılmaktadırlar. Topikal veya oral 8-metoksipsoralen veya trimetilpsoralen tedavileri kısmi pigmentasyon sağlamak amacıyla birden fazla defa verilmelidir. Hastalığın gidişatı değişkendir. Bazı bölgeler pigmentasyon kazanabilir, fakat yeni diğer bölgeler oluşabilir. Pigmentasyon kaybı ilerleyici olabilir. Güneş yanığı gibi komplikasyonlar sıklıkla görülebilirken, vitiligo pernisyöz anemi, hipertiroidizm ve Addison hastalığı gibi sistemik hastalıklar ile ilişkili olabilir.

Vitiligo lekelerini makyaj yada boyalarla kapatmak güvenli ve kolay bir yöntem olarak sayılır. Daha çok suya dayanıklı kozmetikler seçmek, hemen hemen bütün deri tipleri için mevcuttur. Bunların yanında bronzlaştırıcı etkisi olan bileşikler de mevcuttur. Ayrıca dövmeler de vitiligo plağındaki mikropigmentasyonla yardımcı olmaktadırlar.

Besleyip yağlandırmak için enenmiş horoz...

İblik,
İmlik,
Erkek piliç.

İslam inancına göre ölümden sonra yeniden ayağa kalkma...

Kıyam,
Kıyamet,
Ayakta durmak. 
Ayağa kalkmak.
Ayaklanmak. İsyan. 
Ölümden sonra tekrar dirilmek. 
Bir işe başlamak, devam etmek. 
Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma.
Canlanmak.
Kıyamet günü (manasına da gelir). 
Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı.
İslam inancına göre, ölümden sonra yeniden dirilip ayağa kalkma.

Kıyamet sözlükteki anlamıyla sadece“kalkmak”, “dirilmek” anlamında değildir. Bu tabir canlı ve cansız bütün yaratıklara şamil umumi bir imha ve yeniden dirilme gibi iki safhalı bir olay olarak bildirilmektedir. Yani bütün canlıların helak oldukları güne kıyamet dendiği gibi, bütün ölülerin tekrar diriltildikleri güne de Kıyamet denir. Kıyamet “kıyam” kelimesinden türemiştir. “Kalkmak, dikilmek, ayaklanmak, doğrulmak ve dirilmek” anlamlarına karşılık gelmektedir.

Yine kıyamet, evrenin düzeninin bozulması, her şeyin altüst olarak yok olması ile ölen tüm insanların yeniden dirilerek ayağa kalkması olayını dile getirir.Öldükten sonra tekrar dirilmek de "Amentü" deki Ahiret gününün içindedir. Bu diriliş sadece ruhların diriliği değil, ruhların cesetlerine dönerek, ruh ve ceset iç içe ölümden sonra tekrar dirilecektir.

İslam inancına göre kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer...

Arasat, (Aresat),
Mahşer yeri,
Haşir ve neşir meydanı, 
Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer,
Cennetle cehennem arasında olduğu düşünülen yer, Araf.
Arsa kelimesinin çoğulu olan arasât “Üzerinde bina bulunmayan boş arazi parçaları” anlamına gelir.
Türkçe' de bu kelimenin kök hali yani Arsa kullanılır. Arsa kullanıldığı üzere, meydan, alan demektir. Arasat ise meydanlar anlamına gelir. Bu kelime, dini terminolojide kimi yerlerde mahşer meydanı için kullanılmıştır. Arasalar manasına gelen Arasatın, yani neden su kelimenin çoğul halinin kullanıldığına gelince, bir şeyin büyüklüğünü ifade etmek için onun çoğul hali kullanılır. Örneğin; bu gün bize hasanlar geldi, gibi. Mahşer meydanının büyüklüğünü ifade etmek için de Arasat ifadesi kullanılmıştır. Kıyamet günü ölülerin dirilerek toplanacaklarına inanılan kudüs' le zeytin dağı arasındaki vadi. Musevilik, hristiyanlık ve müslümanlık'ta aynı inanç geçerlidir. 

Arapça’da ‘Diriliş’ ya da ‘Hüküm’ günü anlamına gelen Kıyamet Günü, dünyanın sonunun gelip bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağına inanılan zaman için kullanılıyor. İslam inancına göre insanların yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışması, anne, babaya saygının kalkması, gayri meşru doğumların artması, helal ve haramın birbirine karışması gibi küçük alemetlerin ardından gelen büyük alemetleri takiben kıyamet kopacak.  

İslam dininde olduğu gibi Hristiyanlık’ta da kıyamet öncesinde büyük felaketlerin yaşanacağı öngörülüyor. İncil’de kıyamet Armegedon(Armageddon) olarak adlandırılmıştır. İslam inancında Deccal ile Hz. İsa arasında gerçekleşeceği söylenen savaş Hıristiyanlık’ta da Armegedon (ya da Armageddon) adıyla anılıyor. İslam bilginleri tarafından kıyamet günü için 7 büyük alemet şunlardır.

  • Sahte mesih olarak da adlandırılan Deccal ortaya çıkacak ve Müslümanlar’ı kötülüğe sevk etmeye çalışacak. 
  • Dünya’yı 40 gün boyunca bir duman (Arapça duhal) kaplayacak. Dabbetü’i-arz adı verilen bir yaratık ortaya çıkacak. 
  • Güneş batıdan doğacak. 
  • Hz. İsa yeryüzüne inecek ve Deccal’i öldürecek. 
  • “Yeryüzünde bozgunculuk yapacak” diye tanımlanan Ye’cuc ve Me’cuc adındaki iki insan topluluğu ortaya çıkacak. 
  • Doğuda, batıda ve Arap Yarımadası’ nda üç büyük depremin meydana gelmesi
Bu alametlerden sonra İslam dinindeki dört büyük melekten biri olan İsrafil’in Sur adı verilen boruyu üflemesi ile her şey yok olacak, Sur ikinci kez üflendiğinde ise bütün insanlar dirilecek ve yaşadıklarında yaptıklarından dolayı yargılanacakları mahşer yerinde toplanacaklar.

Yumurtlama...

Yumurtlama, (İng. ovulation).
Ovulasyon,
Ovülasyon, 

Yumurtalıkta Graff folikülünün çatlaması sonucu olgun ovumun dışarı atılması, ovulasyon, ovülasyon. 

Ovulasyon (yumurtlama) testi tükürük ve idrarda yapılarak tespit yapılabilmektedir. Ovülasyon(yumurtlama) safhası,  gelişmiş folikülden yumurtanın dışarı atılma safhasıdır.

Büyük ve süslü çadır...

Otağ,
Çadır, Çerge,
Büyük ve süslü çadır, çerge.
Padişah ve vezirler için yapılan gösterişli ve etekli çadır.

Eski Türkler çadıra otak (otağ) adını veriyorlardı ki, bugünkü oda sözü buradan gelmektedir. Otağ ismi, çadır manasında olarak, Selçuklularda ve beyliklerde olduğu gibi, Osmanlılar' da da kullanılmıştır. Çadır kelimesine gelince, bu da türkçe olup çatmak fiili ile ilgilidir. Orta Asya' da engin bozkırlarında yaşıyan Türklerin çadırları, keçeden yapılmıştır. Şekli yuvarlak olup, sağlam kazıklarla yere bağlanmıştır. Normal halk çadırları sekiz on kişi alacak büyüklüktedir.


Eski Türklerin çadırları,  ak beyaz renklidir. Ancak köle ve cariyeleri, kara çadırlarda yaşarlar. Büyüklerin çadırlarından bazıları al, kırmızı ve turuncu renktedir.

Osmanlı hükümdarlarının büyük ve muhteşem çadırları vardır. Bu çadırlara Otağ-ı hümayun denilir. Otağ-ı hümayun seferlerde, av ve gezintilerde kullanılır.

Asker çadırları ise koni şekilde olup, pamuktan yapılmıştır. Renkleri beyazdır.




 

Çeşitli ağaçlardan elde edilerek özellikle kablo yapımında kullanılan bir tür kauçuk...

Gütaperka, (Malezyaca). 
Sumatra' da ve çevresindeki adalarda yetişen büyük bir cins ağaçtan elde edilen, kablo yapımında kullanılan, kauçuğa benzer, zamklı bir madde.

Aynı ahır adına koşan yarış atlarına verilen ad...

Eküri, (Fr. écurie).
Ahırdaş.
Mecaz anlamda sürekli bir arada bulunan, ortak iş yapan kişilere de eküri tabiri kullanılır.
Bir at sahibi veya ortaklığı bulunan şahıslara ait ve öncede ahırdaş oldukları ilan edilen atlara eküri adı verilir. Altılı ganyanlarınızda ekürilerden birini yazarsanız diğer eküri geldiğinde de kazanmış sayılırsınız.  Eğer iki eküriyi de yazdıysanız yarışıda eküriler kazanırsa kuponunuz iki misline çıkmış sayılır. Eküri atlardan genellikle birisi favoridir ve yarış taktiği olarak diğer favori olmayan at destek için yarışır.
Genellikle favori olmayan eküri önde kaçak at olur. Daha şanslı eküri ise sprinte kalkar. Tabiki bu at sahiplerinin yarış stratejilerine göre değişir.

 

Çekilerek balık avlamaya yarayan, genellikle daire şeklinde balık ağı...

Trata, (Rumca). 
Torbalı balık ağı.
Balıkçılık için yapılmış luvarlı küçük tekne.

7 Aralık 1941’deki Pearl Harbor baskınını planlayan Japon deniz subayı...

Yamamoto,
(1884-1943).
Isoroku Yamamoto,

Niigata ili Nagaoka kasabasında Sadakichi Takano' nun 6. erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğduğunda babası 56 yaşındadır ve babası bundan gururlanıp kendisine 56 anlamına gelen "Isoroku" adı verildi.

II. Dünya Savaşının ilk dört yılı boyunca Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'nin Birleşik Filosu'nun başkomutanı idı. Japon İmparatorluk Donanması Akedemisi, Birleşik Devletler Donanma Savaş Koleji ve Harvard Üniversitesi(1919-1921)' nde okudu.

Yamamoto Japon İmparatorluk Donanmasının en efsanevi, donanma stratejisti ve taktikçisi olarak en etkili ismi olarak düşünülür ve Japonya' da çok büyük saygı görmektedir.

1959’da geliştirilen üç katlı ABD uzay füzesi...

Delta,

Füze, katı veya çoğunlukla sıvı yakıtla ( kerosen ve sıvı oksijen) çalışan, bir tepkili motorun verdiği itme gücüyle hareket eden hava aracına verilen isim. 

Amerikan uzay füzeleri: Bunlardan küçüğü 24 m boyunda, 18 ton ağırlığında ve 450 tonluk itme gücüne sahip Scout füzeleridir. Bunu Thor-Agena D ve Delta füzesi takib eder. Delta 30 m. boyunda 80 tona varan itici güce sahiptir. Titan füzeleri bir seri olup, bunlardan Titan III-C iki çok büyük katı yakıt deposuna sahiptir. Her biri 500 tonluk itici güç verebilecek kapasitededir. Saturn seride daha kuvvetli itici güce sahiptir. Mesela Saturn I 60 m yüksekliğinde, 500 tonluk bir ayrılma itici kuvvete sahip füzedir. Özellikle Von Braun’un inşa ettiği Uz füzeleri Ay’a gitmek için kullanılan Saturn füzelerinin temelini meydana getirmiştir. Nitekim Almanya’yı batıdan ve doğudan işgal eden Amerikalılar ve Ruslar, Almanları füze endüstrilerinde çalıştırarak bugünkü dev uzay sanayiini meydana getirmişlerdir. Zamanımızda gerek klasik, gerekse nükleer patlayıcı başlıklar taşıyan füzeler, büyük gelişmeler göstermesine rağmen, füze denildiğinde akla daha çok uzaya gönderilenleri gelmektedir.

1954' te ABD ve SSCB hükümetleri 1957–58 Uluslararası Jeofizik yılında yapma uydular fırlatacaklarını açıkladılar. Bunu ilk başaran SSCB oldu. Bu ülkeden 4 Ekim 1957'de insansız uzay uydusu "Sputnik 1" fırlatıldı. (sputnik Rusça'da "yol arkadaşı" anlamına gelir.) Sputnik'in Dünya yörüngesine giren 836 kilogramlık kapsülündeki radyo vericisi­nin yaydığı sinyaller yerden alındı. "Sputnik 1" i Kasım 1957'de fırlatılan il­kinden çok daha büyük ve yarım ton ağırlığın­daki "Sputnik 2" izledi. "Sputnik 2" de Dünya çevresinde dolanan ilk canlı unvanını kazanan Layka adlı bir köpek bulunuyordu. İlk ABD uydusu olan yalnızca 14 kg ağırlı­ğındaki "Explorer 1" (explorer İngilizce'de "kâşif" anlamına gelir) Ocak 1958'de fırlatıl­dı. Bu uydu Dünya'nın magnetik alanına yakalanmış yüklü parçacıkların ekvatora pa­ralel olarak ve yeryüzeyinden epeyce yüksek­te oluşturdukları Van Ailen kuşaklarına iliş­kin bilgiler gönderdi. SSCB'nin 1959'da fırlattığı uzay araştırma aracı "Luna 1" Ay'ın 6.000 km kadar yakı­nından geçti. Aynı yıl SSCB'nin fırlattığı "Luna 2" Ay'a çarptı; "Luna 3" de Ay'ın çevresinde dolanarak bize dönük olmayan yüzünün ilk fotoğraflarını gönderdi. 

ABD de havacılık ve uzay araştırmalarını planlamak ve yönetmek üzere 1958' de kısa adı NASA olan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ni kurdu. Ama SSCB bu alandaki üstünlüğünü korudu ve 12 Nisan 1961'de ilk insanlı uzay aracı "Vostok l"i fırlattı (vostok "doğu" demektir); bu aracın taşıdığı Yuri Gagarin (1934-68) Dünya çevresinde dolanan ilk insan oldu. Bundan kısa bir süre sonra ilk ABD' li astronotlar Alan Shepard ve Virgil Grissom "Mercury" adlı uzay aracıyla Dünya yörüngesine oturmaksızın kısa "seferler" yap­tılar. İkinci SSCB kozmonotu German Stepanoviç Titov Ağustos 1961'de "Vostok 2" ile Dünya'nın çevresinde 17 kez dolandı. ABD' nin ilk insanlı yörünge uçuşunu ise Şubat 1962'de "Friendship 7" adlı uzay aracıyla Dünya'nın çevresini üç kez dolanan John Glenn yaptı (friendship "dostluk" demektir). 

Çin müziğine özgü bir tür flüt...

Di,  
Flüt, (Fr. flûte). 
Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı, flavta.

Futbolda oyuncunun topa vuramaması...

Iska,
Boşa çıkarma, rast getirememe.
Argoda ıska, üzerinde durmama, önem vermeme.

Besleyici değeri olmayan maddeleri yeme alışkanlığı...

Pika, (İng. pica). 
Hayvanların gıda niteliğinde olmayan yabancı maddeleri yemeleri veya yalamaları, alotrofaji. 
Tuz eksikliği, fosfor eksikliği ve kalsiyum / fosfor dengesinin bozulmuş olması, D vitamini eksikliği, dengesiz beslenme, hormonal faktörler, kötü alışkanlıklar ve stres gibi durumların bir veya birkaçının birlikte bulunması sonucu ortaya çıkar.

Besleyici değeri olmayan toprak, kum, boya gibi maddelerin yenilmesi ile seyreden bir yeme bozukluğudur. Yapılan çalışmalar değişik toplumlarda bu yeme bozukluğuna %4 ila %26 oranında rastlandığını ortaya koymaktadır. Pika genellikle çocukluk çağlarında başlar ve birkaç ay içerisinde kendi kendine geçer.

Bu bozukluğun gelişimini önlemenin özel bir yolu yoktur. Fakat çocuğun neler yediğine dikkat ederek olabilecek bir sıkıntının erkenden önüne geçmek mümkün olabilir. Pika’ dan şüpheleniliyorsa sindirilmeyecek maddelerin mide barsak sisteminde bir daralmaya yol açıp açmadığını anlamak için radyolojik değerlendirme yapılmasında fayda vardır. Bunun yanında kurşun, cıva gibi ağır metal zehirlenmeleri de göz ardı edilmemelidir. Tam bir fizik muayene ve laboratuvar değerlendirme ile işe başlamak uygundur. Kirli ve mikroplu maddelerin yenmesinin getireceği mikrobik hastalık riski de hesaba katılmalıdır.

Kesme işareti...

Apostrof, (İng. apostrophe).
Kesme işareti. 

Özel isimleri eklerinden ayırmak için (Ali' nin kalemi), sözcükteki düşen bir harfi belirtmek için (n' olur=ne olur), sözcüğün ekiyle karışmaması için (kola' nı içtin mi ?) kullanılır.

Saplantı...

İdefiks, (Fransızca idee fixe).
Sabit fikir, 
Saplantı.

Ruh biliminde kişinin etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce anlamındadır.
Fransızcadan dilimize geçen ve "kişinin etkisinden kendisini kurtaramadığı yersiz, saçma düşünce, saplantı, sabit fikir" anlamına gelmektedir.

“Cadı Ağacı”, “Bir Göçmen Kuştu O”, “Emir Beyin Kızları” gibi romanlarıyla tanınmış yazarımız...

Ayla Kutlu,  (15 Ağustos 1938 - ). Yazar.

15 Ağustos 1938 tarihinde Antakya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antakya, İskenderun, Gaziantep’ te tamamladı. Antakya Lisesini (1956), Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi (1960). İçişleri Bakanlığında ve Emekli Sandığında çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayımlar Dairesi başkanlığı yaptı (1992). Personel Eğitim, Organizasyon, Metod konularında çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştı, şimdi serbest yazar. İlk hikaye ve yazıları Özgür İnsan dergisinde Aygen Berel adıyla yayımlandı (1976-1977). 13. Antalya Film Festivali’nde film öyküsü dalında ikincilik kazandı. 

İlk hikayesi Aygen Berel imzasıyla Özgür İnsan dergisinde çıktı (1976). Sanat Olayı, Türk Dili, Gösteri dergilerinde hikâye ve yazılar yayınladı.

Eserleri;
Hikâyeleri;
Hüsnüyusuf Güzellemesi (1984), Sen de Gitme Triyandafilis (1991), Mekruh Kadınlar Mezarlığı (1995), Zehir Zıkkım Hikâyeler (2001).
 
Romanları: 
Kaçış (1979), Islak Güneş (1980), Cadı Ağacı (1983), Tutsaklar (1983), Bir Göçmen Kuştu O (1985), Hoşça Kal Umut (1987), Kadın Destanı (1994), Emir Beyin Kızları (1998).Çocuk hikâyeleri: Merhaba Sevgi (1989), Yıldız Yavrusu Ram-Ram'ın Dünya Serüveni (1994), Başı Kuşlu Çocuk (1995), Küçük Mavi Tren (1995), Kendisi Kedi Sanan Ayakkabılar (1995), Beceriksizler Sirki (1995), Gezgin Kertenkele ile Kutup Ayısı (1995), Harika İkizler (1997), Minik Sultan Sihirbaz (2000), Minik Sultanla Deniz Kızı (2000), Minik Sultan Beceriksiz Palyoço (2000).

Bunlardan; Bir göçmen Kuştu, O. Madaralı 1986 Roman Ödülü’ nü, Hoşça kal Umut, 1988 Rüştü Koray Ödülü’nü, Sen de Gitme Triyandafilis, 1991 Sait Faik Hikaye Armağanı’nı, Mekruh Kadınlar Mezarlığı, Yunus Nadi Ödülü’nü aldı. Beş tane yapıtı filme alındı. Öyküleri, Arapça, İngilizce, Almanca ve Flamanca’ya çevrildi.

Mutluluk, ongunluk ...

Saadet, 
Kut,
Mut,
Bahtiyarlık,
Mesud,
Ongunluk,
Said olmak,


Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık. Genellikle insanların kendilerine en yüksek erek olarak koydukları değer. Bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu. İstek ve eğilimlerin tam bir uyumu ve doygunluğu. Değerli şeylerin bolluğu içinde alınan nesnel durum.

Mutluluk hormonu...

Serotonin, (İng. serotonin).

Formülü C10H12ON2 olan, triptofandan oluşan düz kaslar üzerine hormonlar gibi etki eden bir madde.
Memelilerde ve merkezî sinir sistemi olan diğer canlılarda bulunan, kan pulcukları ve mast hücreleri tarafından meydana getirilen, uyanıklık ve ağrı duygularının düzenlenmesinde rolü olan, düz kası uyararak kan damarlarının büzülmesini sağlayan bir nörotransmitter. 5-hidroksitriptamin.

Kan pulcukları, sindirim kanalı miyenterik pleksus ve enterokromafin hücreleri, mast hücreleri, az miktarda beyin, omurilik, epifiz ve retinadan salınan, yerel damarları büzen, mide salgısını kısıtlayan, mide-bağırsak hareketini kolaylaştıran, yangıda venül endotel hücrelerinde kontraksiyon yaparak damarlarda genişleme ve damar geçirgenliğinde artışa neden olan ve ağrı yollarında inhibitör etkili triptofandan meydana gelen monoamin yapısında bir nörotransmitter madde, 5-hidroksitriptamin, 5-HT.

Melatonin,  Endorfin ve Serotonin adları verilen bu hormonlar nedensiz mutlulukların sebebidir. Doğada herşeyin bir sebebi olduğuna göre, kimyasal olarak bu hormonların salgılanmasını tetikleyen yiyecek ve içecekleri keşfedip bunları kontrollü olarak tüketmek en güzelidir. Mesela çikolata, mesela iftar yemeği, mesela yemekten sonra içilen ilk çay veya kahve gibi.


Melatonin, (İng. melatonin). 
Pineal bezde serotoninden yapılan, karanlıkta en yüksek düzeyde olan, memeli hayvanların yumurtalık ve er bezleri üzerinde etkili olan fotoperyodik değişimlerin düzenlenmesinde rolü olan ve ayrıca antioksidan etkinliğe sahip, koyun, keçi, kısrak gibi mevsime bağlı poliöstrik hayvanlarda mevsimle ilgili gonadotropik salgısının başlamasını düzenleyen bir hormon.

Endorfin, (İng. endorphin). 
Opiyaterjik almaçlar aracılığında MSS’de etki oluşturarak başta ağrı kesilmesi olmak üzere bir çok görevi olan, alfa, beta ve gama endorfin ile enkefalin, metenkefalin ve löenkefalin gibi çeşitleri bulunan peptit yapılı fizyolojik bileşikler, endojen opioit peptit.

Verdiği konserlerle uluslararası bir üne sahip olan ve “Devlet Sanatçısı” unvanını da taşıyan flüt sanatçımız.

Şefika Kutluer,

1979 yılında üstün başarıyla Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun oldu.  Kariyer çalışmalarına Viyana’da ve Roma’da S.Cecilia Akademisi’nde devam etti. Ankara Devlet Konservatuarı’nda flüt öğretmenliği yaptı. Viyana’da Uluslararası Flüt Yarışması’nda dünya birincisi oldu. 1995 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü alan sanatçıya, 1998 yılında Devlet Sanatçısı ünvanı verildi. “Hungarian Foundation for Performing Arts” tarafından verilen 2000 “Inter-Lyra” ödülünü kazandı. 2009 yılında İtalya Cumhurbaşkanı’ndan İtalyan Devlet Nişanı aldı. Sony Classical tarafından çıkarılan  “Carmen Fantasy” adlı albümü “Altın CD” ödülüne layık görüldü. Ayrıca Gallo International firmasından “Gallo Altın CD Koleksiyonu” ödülü aldı. ABD, İngiltere, İsviçre, İtalya, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, İspanya, Fransa, Slovakya, İsveç, İsrail, Singapur, Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Estonya, KKTC, Makedonya, Hırvatistan, Karadağ, Bulgaristan, Tunus, Azerbaycan, Küba, Çin ve Japonya’da çeşitli konser turnelerine çıktı, uluslararası müzik festivallerine katıldı. 

İspanya sarayında Kral ve Kraliçe’nin huzurunda, Japonya’da Prens Mikasa’nın himayesinde konserler verdi. New York Times eleştirmeninin taktığı unvan “Sihirli Flüt” diye tanınan Kutluer, dünyanın pek çok yerinde televizyon ve radyo programlarına katıldı. Zubin Mehta, Sir Charles Mackerras, Peter Breiner, İngiliz Royal Filarmoni Orkestrası, Berlin Filarmoni, İskoç Oda Orkestrası,  Northern Sinfonia, Tokyo Senfoni Orkestrası, Litvanya Filarmoni, European Union Oda Orkestrası, Virtuosi Di Praga, Slovak Filarmoni Orkestrası, St. Petersburg Akademik Filarmoni Orkestrası gibi ünlü şef ve orkestralarla konserler verdi. Ian Anderson  Kutluer için “Şefika’s Tango” adlı bir eser besteledi. Kutluer Jethro Tull ile “Şefika’s Tango”  eserini de seslendirdiği konserler yaptı.

Sömbeki Adası’nın Yunanca adı...

Simi, Symi, (Yunanca: Syme, Simi).
Osmanlı Türkçesi' nde Sömbeki küçük fakat tarihi bir Yunan adasıdır. 

Coğrafik olarak Oniki adalar zincirinin parçasıdır.Rodos ile mesafesi 41 km dir. Atina'nın limanı olan Pire' den uzaklığı ise 425 km dir. 57 km² lik dağ arazisi vardır. İç alanları ise küçük vadilerle noktalanır. Sahilleri birbiri ardına gelen kayalık uçurumlar ve kumsal mağralar sunar. Onun ana kasabası kuzey doğu sahilindeki Symi' dir. Veya anno Symi (ana Symi) olarak adlandırılır. Adalarda yaklaşık 2.500 oturan sakin bulunur. Çoğunlukla balıkçılk,ticaret ve turizm ile uğraşırlar. Adanın tarihsel sitesine ilave olarak adanın insandan izole olmuş sahilleri (çoğuna sadece küçük botlarla ulaşılabilir)turistler için popülerdir. Yunan mitolojisinde, Symi çekici tanrıçaların doğum yeri olarak ünlüdür. Ve ismini "Nymph Syme" den alır.Ayrıca Türkiye'de yayımlanan Yabancı Damat dizisinin bazı bölümlerine ev sahipliği yapmıştır.Bu dizi Yunanistan'da da yayımlanmış ve izlenme rekorları kırarak iki ülkenin yakınlaşmasında önemli bir yer tutmuştur.




Kaynak: http://tr.wikipedia.org

Eski dilde baba....

Ab, Ata,
Bu,
Eb, Eba, Ebi,
Baba,
Peder.
Çocuğu olan erkek, Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek.

Ördek ...

Badi,
Ördek, (İng. duck,  Fr. canard ).

Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu (Anas), Anatinae alt familyasından hemen hemen bütün dünyanın sulak bölgelerinde yaşayan, perde ayaklı su kuşlarına verilen ad. Yassı gaga, derili ayaklar, badi badi bir yürüyüş ve vak-vak gibilerden bir ses, bizim iğin ördeklerin şaşmaz özellikleridir. Oysa tabiatta ördekle çok yakın akrabası kazı birbirinden ayırt etmek pek o kadar kolay değildir. Ördekler genellikle kazlardan çok daha ufaktırlar. Ördekler vakitlerinin en büyük kısmını suda geçirirler, kazlar ise tam aksine karadaki otlarla beslenmeyi tercih ederler. Ördeklerin sesi vak-vak olarak tarif edilebilir, kazlannkisi otomobil kornasını hatıra getirir. Fakat Ördeklerle kazlar arasındaki bu farklar bile genel değildir. Özellikle tropikal bölgelerdeki bazı kazsılar, gerek irilik ve görünüş, gerekse huy ve davranış bakımlarından ördekle kaz arası yaratıklardır. Ülkemizde ördekler, birçok ırkın karışmasından elde edilen melez karışımıdır. Yabancı ülkelerde, ıslah edilmiş Kampbel, Pekin, Ruen gibi saf ırklar mevcuttur. Evcil ördekler, yabani olan yeşilbaştan türemiştir.

Ördeğin gagası süzgeç vazifesi görür. Ördek, dilini hareket ettirmek suretiyle çamurla suyu gagasının küçük aralıklarından geçirir. Bazı ördek çeşitleri başlarını iki yana sallamak suretiyle aynı işi görürler. Ördeklerin suda o kadar keyifleri yerindedir ki, mükemmel uçucu kuşlar olduklarını çok kere unuturuz. Yeşilbaş ördekler saatte 85 -90 km. ile, hatta daha hızlı uçarlar. Tabiat bilginleri ördeklerin kazlar veya kuğu kuşları kadar uzun yaşamadıkları fikrindedirler. Ördeklerin hastalıklara kurban gitmeleri ihtimali daha kuvvetlidir. Kır kurdu ve karga gibi birçok düşmanları vardır. Ördek yumurtaları arasında ölüm nispeti yüksektir. Avcılar da ayrıca pek çok ördek avlamaktadırlar. Kuşların ayaklarına halka geçirmek suretiyle yapılan incelemeler, yeşil - baş ve kızıl - baş gibi gözde av çeşitlerinin yarıdan fazlasının, hayatlarının Ek yılında vurulduklarını göstermiştir. Bu ördeklerden hayatta kalanlar daha ürkek olmakta iseler de, yaban ördeklerinin pek azı, evcil ördeklerin bazen erişebildikleri 15'inci yaşa kadar yaşayabilmektedir. Yabani ördekler çoğunlukla 20-30 yıl yaşarlar.

Kaynak, pınar ...

Eşme,
Göze,
Memba,
Bulak,

Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak, memba, Çeşme.

Kabuklu deniz hayvanlarını avlamak için kullanılan demir taraklı ağ ...

Alkarna, (İtalyanca argagna). 

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.

Kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş kapan...

Kirtil,
Balık tutmak için kullanılan sepet.
Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet.

Madeni bir paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı...

Arsata,
Arsata, madeni paranın kabartmalı çevre pervazıdır, kenarla karıştırılmamalıdır.
 
Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı. O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu. Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır. 



Madeni paralar için diğer tanımlar;
Tura, Madeni paranın arka yüzü, genellikle resim ve tarihin arka tarafıdır.
Rölyef, Madeni paranın kabartmalı olan kısmı.
Yazı, Madeni paranın ana tasarım ya da parayı çıkaran makamın armasının (örn. hanedan armaları) bulunduğu ön yüzüdür.
Kenar, Paranın ön ve arka yüzüne dik olan derinlik/yüzey, paranın üçüncü yüzü olarak değerlendirilir, arsata (madeni paranın çevre pervazı) ile karıştırılmamalıdır. Kenarlar düz, kabartma yazılı ya da tırtıklı (yinelenen arma) olabilir.
Kalıp, Madeni para basımında kullanılan kabartmalı metal stampa
Nümismatik, Madeni para, kağıt para, jeton, madalya ve benzeri objelerin incelenmesi, koleksiyonu ile uğraşan bilimdir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ