Medyumların ruhlarla temasta bulundukları zaman içine girdikleri değişik bilinç hali...

Trans, (Fr. transe, İng. trans).
Telekinezi. 
Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu. 
Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme.

Derin bir rahatlama seviyesi ve zihinsel sakinlik elde ettiğiniz zaman bedeninizin gittikçe ağırlaştığını hissedeceksiniz. Bu ağırlık, siz trans haline girerken beyin dalgalarınızın beta seviyesinden alfa seviyesine dönüştüğünün başlıca belirtisidir. Trans hali derin fiziksel ve zihinsel rahatlama tarafından oluşturulur ve bunda tuhaf veya doğaüstü bir şey yoktur. Bu basitçe şu anlama gelir: Bilinçli zihniniz uyanıkken vücudunuz uyku durumuna geçmiştir.


Rahatlama egzersizlerini yapın ve nefes farkındalığıyla zihninizi dinginleştirin. Karanlıkta bir merdivenden indiğinizi hayal edin. Merdiveni gözünüzde canlandırmayın, sadece kendinizi bunu yaparken hissedin. Nefes alırken hayali ellerinizle (aşağıda açıklanacaktır) bir yada iki basamak indiğinizi, nefes alırken ise basamakta durduğunuzu hayal edin. İstenilen şey zihinsel bir düşme hissidir. Bunu yapmak, beyin dalgası seviyesini uyanık halden (beta), uyku haline (alfa) ve sonra derin uyku haline (teta) dönüştürecektir. Beyin dalgaları alfa seviyesine ulaştığında trans haline girersiniz. Bunu sürdüğü kadar yapın. Trans haline geçme süresi sizin derin rahatlama ve zihinsel sakinlik deneyiminize göre değişecektir.
Not: Ağırlaşma hissine ulaştığınızda zihinsel düşme egzersizini durdurunuz.

Eğer merdiven hoşunuza gitmediyse, bir asansörde olduğunuzu ve nefes verirken inip nefes alırken durduğunuzu hayal edin. Veya bir tüy olduğunuzu ve nefes verirken düşüp nefes alırken durduğunuzu hayal edin. Yukarıda belirttiğim gibi, beyin dalgası seviyesini indirmek istiyorsanız zihinsel bir düşme etkisine ihtiyacınız vardır. Derin rahatlama ve zihinsel sakinlikle birleştirilmiş zihinsel düşme etkisi trans haline girmenize neden olacaktır. Bu derine gömülme hissini oluşturmak için yakın hissettiğiniz herhangi bir senaryoyu kullanabilirsiniz.

Trans şöyle bir şeydir: 
Her şey sessizleşir ve daha büyük bir yerde olduğunuz hissini alırsınız. Bedeninizde hafif bir titreşim hissedersiniz. Her şey farklı hissedilir. Sanki karton bir kutuyu karanlıkta başınıza geçirmişsiniz gibi, atmosferin değiştiğini hissedersiniz. Sanki her şey biraz belirsiz ve hafifçe bulanık gibidir. Trans halinde keskin sesler güneş sinirağına fiziksel darbe gibi gelir.

Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket") ya da kısaca TK, maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.
Telekinezinin gerçekliğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur.[1] Telekinezi deneyleri, bilimadamları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir.[2][3][4] Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.[5]
Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrail'li psişik Uri Geller'dir.

Telekinezi

Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket"), maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.

Telekinezinin gerçekliğine dair hiç bir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur. Telekinezi deneyleri, bilim adamları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir. Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.

Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.[1]
Kaşık veya diğer metallerde deformasyon oluşturma telekinezi veya Psikokinezi de denilen herhangi bir cismi uzaktan hareket ettirme veya çok az uygulanan bir temas gücüyle etkide bulunmaya verilen addır. Bu fenomenle ilgilenen parapsikologlar ve amatör ilgililer tarihte geçtiğine inanılan olağanüstü öyküler veya mucizelerin bir telekinezi biçimi olduğuna inanmaktadırlar. Ancak fenomene "Telekinesis" adının verilmesi çok yeni bir tarihe rastlar. Tabir Alman-Rus psişik araştırmacı Alexander N. Aksakof tarafından 1890'da kullanılmıştır. Psikokinesis tabiri ise 1914 yılında Amerikalı yazar ve yayımcı Henry Holt tarafından "On the Cosmic Relations" adlı eserinde geçmiş ve Amerikalı ünlü parapsikolog J.B.Rhine tarafından da benzeri fenomenleri tanımlamakta kullanılmıştır.[2]
Telekinezi, düşünce gücü ile cisimleri oynatmaktır. Bu herkeste olan bir yetenektir. Ne bir mucize ne de bir efsane. Tek gereken inanmak!

Telekinezi yeteneği doğal bir yetenektir, fakat tek sorun bu beceriyi öğrenebilmektedir. Öncelikle olayın Düşünce-Beyin-Bilinç-İnanç dörtlüsünde bittiğini söyleyelim. Ayrıca bazı araştırmalar da beynin korteks bölümünde bu özellikle bağlantılı bölgeler keşfedildiğini de gözler önüne sermektedir.

Bazen bazı cisimler düşer. Biz kaydığını zannederiz veya korkarız. Ama bunun tek nedenin telekinezidir. Yani insanın o anda bilinçsizce çevreye saçtığı yeteneğidir.

Her şey, ne düşünebiliyorsak, gerçekleşebilir felsefesine dayanmaktadır.

Genelde telekinezi insanlar tarafından mucize ve az rastlanan bir yetenek olarak bilinir. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Bakın! Her yaşayan insan bir beyne sahiptir. Tüm beynimizi kullanmıyoruz ama herkes kendine uygun olanı bölümü kullanmaktadır. Mesela bazı insanlar sanattan, bazıları matematiksel bilimlerden, bazıları spordan, bazıları da danstan hoşlanır. Bu liste uzayıp gider. Tüm bu aktiviteler beyinde farklı yerleri kullanırlar. Düşünce gücü de bunlardan biridir. Hepimiz bunu kullanıyoruz ama dikkat çekmeyecek kadar az. Mesela bazılarımız bazı şeylerin önceden olacağını bilebiliyoruz veya ilk tanıştığımız bir insanın karakterini kendimizce yorumluyoruz. Yani iyi ya da kötü olduğunu hissedebiliyoruz. İşte bu özelliklerimizin tümü düşünce gücüyle ilgilidir. Tüm her şeyin arkasında yatan şey kendinize inanmamanızdır. Aynen bir çocuğun, Matematiği asla yapamam, çünkü çok zor! ya da bir insanın, Ben telekinezi yeteneğimle cisimleri oynatamam, çünkü böyle bir yeteneğim yok! demesi gibi. Şimdi bunu durdurun! Kendinize inanın! Gerisinin geldiğini göreceksiniz!

Mehil...

Önel, (İng. time, term).  
Süre,
Vade,
Mühlet.
Bir işin tamamlanması için verilen süre, vade, mühlet.
Bir ödevin yerine getirilmesi ya da bir işlemin yapılabilmesi için yasa, yargıç ya da ilgili kişinin verdiği, belli ettiği süre.

Roma mitolojisinde, düşmanların yok edilişinin simgesi olan tanrıça...

Lua,
İlkel bir Roma Tanrıçası.

Eski Roma’da, askeri ve yargısal erki de içeren en yüksek yürütme yetkisi...

İmperium, 
Latince imperare kelimesinden "hüküm sürmek, emretmek, buyurmak" anlamındadır.

Geniş anlamda sahip olan kişiye göreviyle ilgili emretme yetkisi veren latince terim. Roma Cumhuriyeti' nde İmperium yetkisine sahip kişi, Magistra ya da Promagistra olarak kendisine tevdi edilmiş kanuni hakları yerine getirme konusunda mutlak bir otoriteye sahiptir. Böyle bir yetkiye sahip kişinin İmperium yetkisi ancak İmperium maius yetkisine sahip bir Magistra ve Promagistra ya da bir Konsül tarafından veto edilebilir. İmperium yetkisine sahip kişinin derecesi sahip olduğu lictor sayısıyla ölçülür.

“Taraklar” anlamında eski sözcük...

Emşat, (Eski).
Arapça, Osmanlıca.

Eski Yunan’da, istenmeyen bir kişinin halkoylamasıyla sürgüne gönderilmesi cezası....


Ostrakismos, 
Çanak Çömlek Mahkemesi.
Eski Yunan' da Solon yasaları uygulanmaktaydı. Kendisinden sonra demokratik düzenleme   için büyük ölçüde kolaylık sağlayan uygulamalar getirildi. Atina  demokrasisi için çalışan ve kurucusu olarak da anılan Kleisthenes M.Ö. 507 yılında sistemi demokratik bir temel üzerine oturttu. 



Kleisthenes yönetime geldikten sonra ana hatlarıyla şu reformları gerçekleştirdi.    

Kan bağına dayalı kabile örgütlenmesini bütünüyle ortadan kaldırdı.
Toprak bağına dayalı mahalle örgütlenmesini getirdi. 
Atina’yı on yerleşim veya seçim bölgesine (deme veya demos) ayırdı. 
Aynı şekilde, kan bağı veya veraset yerine, kura ile her bir deme veya demostan 50 kişinin katılımı ile oluşan 500’ler Meclisi’ni oluşturdu.

Kleisthenes ayrıca ilk defa M.Ö. 487 yılında uygulanan ostrakismos olarak da bilinen çanak çömlek mahkemelerini kurdu. Buna göre 6.000’den daha fazla oy alan bir kişi Atina’yı 10 yıllık bir süre için terketmek zorundaydı. 

Ostrakismo' un amacı tiran veya zorba olarak yönetimi ele geçirmeye çalışan ve demokrasiye tehdit olarak görülen kişilerin sürgün edilmesiydi. Zamanla kenttte aşırı güç elde ettiği düşünülen tüm yurttaşlar sürgünün hedefi oldu. Bu sistemde, sürgüne gönderilen kişinin mülkiyetine dokunulmamakta, ancak 10 yıl süre ile kentte yaşamasına izin verilmemekteydi.

Nasıl uygulama ama..

Paris' te ünlü bir saray ...

Versailles,

Fransa' da Paris yakınlarındaki saray ve müze. Önceleri Versailles' da, kral Louis XIII için yaptırılmış basit bir av köşkü vardı. Oğlu Louis XIV tahta çıkar çıkmaz, oturma yeri olarak Versailles' i seçti ve bütün soyluları Paris' ten uzaklaştırıp orada toplamağa karar vererek bölgenin yeniden düzenlenmesini emretti. Eski binaların yer aldığı küçük tepe, geniş bir taraça haline getirildi. Bu taraçanın üstünde kurulacak yeni şatonun uzunluğu 500 metre olacaktı. Parkın düzenlenebilmesi için de başka bir tepe düzleştirildi, bataklıklar kurutuldu.

Mimar Louis Le Vau (1612-1670) burada, düzeni ve boyutları açısından «klasik» üslûbun en katıksız örneği olan görkemli bir şato yaptı. Onun ölümünden sonra Jules Hardouin-Mansart (1646-1708), kral dairelerini kraliçe dairelerine bağlayan ünlü Aynalı Galeri' yi, kuzey ve güneydeki iki ek binayı, kiliseyi ve Büyük Trianon'u ekledi. Aynı tarihlerde Andre Le Nötre da (1613-1700) bahçenin planını çizdi. Günümüzde müze olarak halka açılan bu güzel saray, Versailles'ı, Fransa'nın en turistik şehirlerinden biri haline getirir.

Roma hukukunda mahkeme düzenine verilen ad...

Ordo,
Roma Hukuk Tarihinde Hak, Hukuk (ius) ve Dava (actio), olarak bilinmektedir. Genel olarak özel veya adi mahkemeler nizamına Ordo (Iudiciorum Privatorum) denir.

Eskiden “İsa’dan önce” anlamında kullanılan sözcük...

Kablelmilat, (Arapça)
Milattan Önce, MÖ.
Before Christ, (İng. ) BC. 
Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih.

Anno Domini (ingilizce) AD.
Milattan Sonra, MS. 
Miladi zaman başlangıcından bu yana sayılan yıllara göre belirtilen tarih.  Miladi takvim İsa' ya göre düzenlenmiştir. Milat, İsa' nın doğumudur. "M.Ö." Milattan önce, "İ.Ö." İsa' dan önce demektir. Aynı şekilde "M.S." milattan sonra, "İ.S." İsa' dan sonra demektir. Milattan sonra anlamında kullanılan A.D. (Anno Domini) Latince "Efendimizin yılında" anlamına gelmektedir.

Seslerin, aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimi...

Legato, (İtalyanca). 

Bağlı anlamına gelir. Ardışık notaları, aralarında hiçbir kopukluk olmaksızın bağlı çalmaya Legato denir. Seslerin aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimidir. Bir parçanın notalarının, ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi olarak ifade edilir.

Tarihin ve düşüncenin diyalektik bir süreç içinde geliştiğini savunan görüşleriyle tanınmış Alman filozof...

Hegel,  George Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831). Filozof Hegel,
Büyük bir sistem kurarak, Kant' ın imkansız olduğunu söylediği şeyi gerçekleştirmiş, yani rasyonel bir metafizik kurmuş olan ünlü Alman filozofu. Hegel’ in sistemi mutlak olan her şeyi içerir bu yüzdende her noktada bir hata olasılığı vardır. Bütün sistem, Hegel’ in özgün yöntemi üstüne kurulu meşhur diyalektik yöntemidir. Burada öyle bir “tez” den yola çıkılır ki bu kaçınılmaz biçimde yersiz ve kusurlu olarak kavranır. Böylece bu tez, kendi “antitez” lerini ortaya koyar. Bunlar da eksik olarak değerlendirilir ve bu iki aykırılıkta “sentez” olarak birbirine kaynar. Sentez ise tez ve antitezde, mantıklı olan her şeyi içerir ve bunlar böylece başka bir tez oluşturur. Süreç bir dizi üçlü takım ile tekrarlanır yükselir, yükselir, bununla daha çok ahlaksal bir hal alır ve tinsel bölgelerde yükselmeye devam eder. Bu sistem, doruk noktası fikir (mutlak olan, her şeyi içeren) olan bir piramidi andırır.

Temel Eserleri;
Phanomenologie des Geistes (Tinin Fenomenolojisi), 
Wissenschaft der Logik (Mantık Bilimi),
Enzyklopadie der Philosophischen Wissenschaften im Grundrisse (Felsefi Bilimler Ansiklopedisi), 
Grundlinien der Philosophie des Rechts (Hukuk Felsefesinin İlkeleri).

Toprakta biriken fazla suların çeşitli yollarla boşaltılması...

Drenaj, (Fr. drainage, İng. drainage ). 
Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması, akaçlama.

Eskiden savaşlarda giyilen ya da atlara giydirilen zırh...

Çokal,
Savaşlarda giyilen zırh.
Örme zırh' a Cevşen denir. Çokal da bir zırh çeşidiydi. 
Çelik ya da pirinçten mamül bir cins zırha da zemberek denirdi.

Vücudu silahlardan korumak için kullanılan çelik giyecektir. Avrupalıların, hareket kabiliyetini oldukça sınırlayan, ağır ve kalın zırhlara karşılık Selçuklu ve Memlüklerde, küçük parçaların birleşmesinden müteşekkil, hareket serbestliği veren kullanışlı ve hafif zırhlar kullandılar. Süvariler, kendilerini ve en kıymetli yardımcıları olan atlarını korumak için de zırh kullandılar. Atlara giydirilen zırh; at alın, boyun ve sağrı zırhı olmak üzere üç parçadır.

Sacda pişirilen bir tür uzun pide...

Loş,
Uzun pide.

İçe giyilen pamuklu hırka...

İlikli,
İçe giyilen çamaşır, iç gömleği, İçlik.
İç gömleği, Firenkgömleği, Mintan, İçe giyilen hırka, Zıbın, 
Pamuklu mintan. 
Yelek,
İçirik,

Eski dilde tarak...

Şane,

Sırçadan yapılmış büyük bira bardağı...

Şop, (Fr.chope). 
Büyük bira bardağı.

Sırça...

Cam,
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim.

Küçük köpek ...

Oşik,
Zaar,
Fifi,
Bocu,

Enik, 
(İng. litter).
Fino,
Köpek, köpek yavrusu, 
Küçük köpek.


Kedi ve köpek yavrusu,
Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu,
Kedi ve köpek gibi çok memeli ve bir doğumda birden çok yavru veren memelilerin doğurduğu yavrulardan her biri.

Enük,
Et yiyen dört ayaklı hayvanların yavrusu, yavru. 

Argoda çocuk demektir.

İspanya’da üretilen ünlü jerez şarabının bir türü....

Amontillado,

İspanyol Şarabı olarak bilinen içki uluslararası alanda Sherry (şeri) diye bilinir. Sherry alkol ilave edilmiş bir aperatif içkidir. Sherry sek, soğuk ve buzlu olarak küçük tip bardaklarda servis edilir.

Sherry çeşitleri;
Amontillado, Kehribar renginde, orta sek, içimi yumuşşak ve fıçılarda daha uzun süre dinlendirilmiş bir türüdür. Medium sherry olarak bilinir. Sherry şarapları içinde en koyu renkli olanıdır. Bu tip şarapların alkol derecesi %16-22 arasındadır. 




Renkleri saman sarısından maun ağacı sarısına kadar değişkenlik gösterir. 
Bazı yıllarda Amontillado' ya çok talep olduğunda Fino şarapları fıçıda bekletildikten sonra üzerine şarap katılarak Amontillado elde edilir. Her iki şarap arasında Amontillado Fino adı altında bir tip daha vardır.

Fino, Çok açık renkli olup sek, hafif ve taze rahiyalı bir sherry (şeri) stili, yani dry sherry olarak bilinir.
 
Oloroso, Koyu renkli, daha tatlı ve ağır yapılı bir sherry stili. Cream sherry veya sweet sherry diye bilinir.

Manzanilla, Çok açık renkli olup sek ve deniz kokusuna kaçan rahiyalı bir sherry stilidir.

Felsefede, bir sistem ortaya koymaya yarayan kurallar bütünü...

Kanonik,

Yunanca kanon, "yasa, kanun, kural" kökünden türemiş bir sıfattır. Genel olarak kabul edilen veya otoritelerce doğrulanmış anlamlarında kullanılır. Teolojiden matematiğe kadar çok geniş bir kullanım alanı vardır. Epikuros' un mantığa verdiği ad.

Epikuros göre Kanonik (Kanonsal) on iki kurala dayanır. 
Bunlar;
1. Duyular hiçbir zaman insanı aldatmaz.
2. Yanılma yanlızca sanı (Doksa)lardadır.
3. Duyular onu doğrularlarsa sanı da doğrudur.
4. Duyular onu doğrulamazsa sanı yanlıştır.
5. Bütün önceleme (herhangi bir şeyi gerçekleşmeden önce tasarlama)’ler duyularla elde edilmiştir.
6. Öncelemeler, ait oldukları şeyleri tanımlarlar ve o şey hakkında doğru bilgi verirler.
7. Önceleme, her türlü usa vurmanın başlangıcı ve ilkesidir.
8. Kendiliğinden apaçık olmayan, yani o anda duyularla algılanmamış olan bir şey, önceden algılanmış olanla tanıtlanmalıdır.
9. Öyle bir hoşlanma isteyin ki, onu hiçbir acı izlemesin.
10. Hiçbir zevk doğurmayan acıdan kaçının.
11. Sizi daha büyük bir zevkten yoksun edecek zevkten de kaçının.
12. Sizi daha büyük bir acıdan kurtaracak acıyı isteyin.

 

Sapanca gölünün eski adı...

Ayan Gölü,
Sapanca Gölü,

Marmara Bölgesi' nin doğu kesiminde, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında, Adapazarı ile İstanbul arasında Kocaeli sınırına yakın bölgede, Sapanca ilçesi içinde yer alan bir tatlı su gölüdür. Sapanca' nın kıyıları, doğuda Sakarya ili, batı ucunda Kocaeli ilinde kalır. Havzası 252 km2' dir. Yüzölçümü 47 km2' dir. Doğu-batı uzunluğu 17 km. dir. Kuzey-güney genişliği 5 km olup denizden yüksekliği 31 m. dir. En derin yeri 61 m. dir. Göl, adını güney kıyısında kurulmuş olan ilçeden alır. Eski Türk kaynaklarında Ayan Gölü olarak geçer. Özellikle güneyindeki dağlardan inen sellerle iyi beslenen göl, fazla suyunu, doğu ucundan Çark suyu aracılığı ile Sakarya ırmağına boşaltır. Gölü besleyen dereler, Karaçay, Kuruçay, Kurtköy, Mahmudiye, İstanbul, Karadere ve Kaymakçı Dereleridir. Kuzeyinde ve güneyinde uzanan dağ eteklerinde keklik, çulluk ve tavşan avı yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.

Gaziantep kentinde bir dere...

Alleben deresi,
Aynifar Deresi,
Çay Deresi,

Alleben dersi;
Gaziantep şehri, Fırat Nehrinin kollarından biri olan Alleben Deresinin aktığı kuzeyinde ve güneyinde iki yükseltinin sınırladığı vadide kurulmuştur. Alleben deresi kenti doğu-batı yönünde ikiye ayıran doğal bir eşik konumundadır. Alleben deresine paralel olarak E-24 Karayolu (İpek Yolu) ve demiryolu da kent gelişimini sınırlamaktadır. Gaziantep İl Merkezinden geçen dere, iki merkez ilçe Şahinbey ve Şehitkamil' in ayrım çizgisidir. Şehrin sakinlerinin piknik için tercih ettikleri bu bölge şehrin dışında bulunmaktadır. 

Eskiden alleben deresinin tabakhane' deki tabak atıklarının atıldığı yerden başlayan kısmına kanalizasyon manasında bokluahar denmiştir. Ancak bu güne kadar böyle tanınsa da eskilerin vazgeçilmezi, karpuz soğuttukları, yıkandıkları güzel bir deredir.

Üzerinde dikine çizgiler bulunan ve “beşparmak” da denilen pamuklu bir kumaş...

Elifi, (Arapça).
Beşparmak,
Bantlarla süslenmiş kumaş.

Güney Amerika’da yerli halkın ülkenin toplumsal ve siyasal yaşamında belirleyici bir konuma gelmesini savunan hareket...

İndigenismo,

Sömürge döneminin kalıntısı olan yarı feodal sistemin altında ezilen kızılderili yığınların davasını savunmak amacıyla 1920’ li yıllara doğru Latin Amerika’da özellikle And ülkelerinde ortaya çıkan siyasal-toplumsal hareket. Güney Amerika’da Kızılderili halkın ülkelerinde toplumsal ve siyasal yaşamda belirleyici bir konuma gelmesini savunan hareket.




Bu hareketin en önemli kuramcısı J. C. Mariátegui' ydi. Edebiyat alanında, XIX. yy.' ın indianlsmo' su kızılderiliyi yüceltirken, indigenismo birçok savlı romanda, zengin toprak sahipleri ya da kuzey amerikan şirketlerinin temsilcileri olan beyazların Kızılderilileri sömürmesine karşı çıktı. Başlıca temsilcileri Alcides Arguedas, Jorge icaza, Ciro Alegria ve José Maria Arguedas'tı. 

Kızılderili uygarlığının Latin Amerika'da oynadığı rolü ön plana çıkaran öğretiler ve siyasetler bütünüdür. Bunların amacı ya kızılderili kültürünün özgünlüğünü korumak, ya Kızılderililerin toplumsal durumunun özgüllüğüne dikkati çekmek (1930'lu yıllarda Peru' da olduğu gibi) ya da tersine Kızılderililerin ulusal toplulukla bütünleşmelerini kolaylaştırmaktı (bugün Meksika'da olduğu gibi).

Lonca örgütlerine dayanan ekonomi ve devlet anlayışı...

Korporatizm,

Lonca, Eskiden belli bir iş kolunun usta, kalfa ve çıraklarını içine alan dernek. Aynı meslekten zanaatkar ve esnafın pir tanıdıkları bir ustanın manevi başkanlığında oluşturdukları tarikat kardeşliği örneğinde oluş­turduktan dernektir. Sözcük Kata­lanca, İspanyolca ve İtalyanca' da ortak kökten gelmektedir ve Ortaçağ' da İtalyan şehir devletlerinden başlayarak bütün zanaat üretimi lon­calar halinde örgütlenmiş, onüçüncü yüzyıldan itibaren Avrupa' da bütün imalat dallarında zanaat dalı kadar lonca örgütü oluşmuştur.

Sendikaları ortaçağ loncalarına dönüştürme yoluyle gerçekleşeceği varsayılan toplumculuk anlayışıdır. Ortaçağ loncalarına benzer örgütler kurarak toplumu düzenleme anlayışını dile getiren loncacılık (Fr. Corporatisme), bir yandan loncacı devlet (koporatif devlet) adı altında faşist bir anlayışa yönelirken öbür yandan loncacı toplumculuk (korporasyon sosyalizmi) adı altında ütopyacı bir toplumculuğa yönelmiştir. Loncacı toplumculuk, sendikacılıktan  farklı olarak, ortaçağ zanaatçılarının bağımsız loncalarını yendien dirilterek toplumculuğu gerçekleştirmeyi yeğler. Ortaçağ zanaatçılarının loncaları, sendikalardan birçok bakımlardan farklıdır. Bağımsız bir loncanın üyesi olan zanaatçı, çalıştığı araç ve aletlerin sahibidir, yöneticilerini kendisi seçerek çalıştığı endüstriyi bizzat yönetir, böyle olunca da amacı üyelerinin haklarını korumaktan çok, endüstrinin iyi işlemesine yönelmiş barışçı bir amaçtır, bir endüstri kolunda çalışan ayak işlerinde kullanılan çocuktan işletmeciye kadar bütün işçilerini içine alır. Loncacı toplumculuğa göre, sendikalar bu nitelikleri edinerek lonca örneğine dönüşmelidirler. Sendikalar bugünkü durumlarıyle üyelerinin haklarınıı korumaktan, iş saatlerini kısaltmaya ve ücretleri yükseltmeye çalışmaktan başka hiç bir iş görmemekte ve üretimin verimi ya da gelişimi üstünde etkili olmamaktadırlar. Bundan başka sendikaların yönetime katılma çabaları, endüstrinin verimine karşı oldukları ve bu verimi engellemek istedikleri gibi yanlış sanılar doğurmaktadır. Yönetime katılma ya da yönetimi denetleme yetmez, bizzat yönetim gerekir. Böylece işin verimi artar ve kamu yararı daha çok gerçekleşir. Üretimin niteliği ve alanını saptamak için üretilen malların fiyatı tüketicyi de ilgilendirdiğinden, üretici kurullarının yanında tüketici kurulları da kurulmalıdır. Bu kurulların görevi, işyeri ve fabrika üretici kurullarıyle işbirliği yaparak maliyet ve fiyat sorunlarını çözümlemektedir. Loncacı toplumcular, Marksizmin ekonomik gücün politik güçten önce geldiği görüşünü benimseyerek, demokrasinin ekonomik alanda gerçekleşmeden politik alanda gerçekleşemeyeceğini savunurlar. 

Göçebe ya da yolcuların konakladıkları yer...

Konalga,
Oba,

Göçebelerin kullandığı keçe çadır...

Gedeme, (Göçebe çadırı ).
Bir tür keçe çadır.
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak.

Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan X biçiminde zincir düzeni....

Karamusal, (İt. paramusselli).
Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni.

Çifte demir atmak, iki demirin belirli mesafe ile atlımış olarak zincir kalomasından dolayı geminin bu iki demir arasında belirli bir istikamette hemen hemen hareketsiz durması demektir. Geminin bu şekilde demirlemesinde avantaj salmaların ufak çapta olmasından dolayı boş alanın daha az olmasıdır. Dezavantaj ise, zincirlerin birbirlerine volta almalarıdır. Bu volta almayı önlemek için karamusal fırdöndüsü kullanılır. Ancak karamusal fırdöndüsünün faydalı surette kullanılabilmesi için çifte demirin apıştırılmış olması lazımdır. Demirlerin kalomaları gergin olarak alınmamış ise karamusala vurmanın faydası olmaz. Çünkü zincirler boşta olunca karamusal fırdöndüsünü işletmez. Zincirler yine volta alırlar. Karamusala vurmanın iki yöntemi vardır. Bunlar Eldiriç yöntemi ve Oneyl yöntemidir.

Orta Asya dağlarında yaşayan bir yaban koyunu...

Argali, (Ovis ammon).

Yaban koyunu.
Çift tırnaklıların en büyük türlerinden bir tanesidir. Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 187 cm kadar uzunlukta, 120 cm kadar yükseklikte, çok büyük boynuzları olan, Asya'da dağlarda yaşayan, evcil koyunun atasıdır. Erkeklerin yüksekliği 1.25 m, ağırlığı ise 230 kg'dır. Dişi erkeğe oranla küçüktür ama boynuzları daha biçimlidir. Genellikle Altay Dağları' nda Kuzey Doğu Asyanın Kazakistan, Tacikistan, Doğu Türkistan, Tibet, Altay Dağları'nda ve Batı Moğolistan'da yaşayan yabani bir koyun tür'üdür. Bu vahşi keçi, ot, yeşillik ve ağaç yapraklarıyla beslenir. Dişi, her batında bir, ender olarak iki yavru doğurur.  Argalinin evcil keçinin atası olduğu kabul edilmektedir.

Orta Asya' da bir koyun cinsi...

Nahor,

Deniz taşıtlarını yönetmek...

Abramak,
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek.
İdare etmek, kullanmak.
Deniz taşıtları için yönetmek, idare etmek.

Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu...

Şnorkel, (Alm. Schnorchel ).

Dizel motorlu denizaltının su altında uzun süre kalmasını sağlayan düzen. 

Solukluk.

Çember uzunluğunun dört yüzde birine eşit çember yayı birimi...



Grad, (İng. grade). 
Bir dik açının ölçüsünün yüzde biri.

Derece bir çemberin 360' da birine karşılık gelen açı birimidir. Derece gibi bir açı ölçü birimidir.Grad ölçüsünde tam açı 400 Grad olarak tanımlanır. Haritacılıkta Grad ölçü birimi kullanılır.  Radyan, bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimidir. 1 Radyan, 180/π ya da yaklaşık 57,2958 derecedir ya da yaklaşık 57°17′45″'dır. 360 Derece = 400 Grad = 6.28 Radyan etmektedir.

Uzun süreli uçuşlarda vücudun saat farkına uyum sağlayamaması nedeniyle rahatsızlanması..

Jetlag (Jet-lag).

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir. Lag' in İngilizce' de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul'da saat 14:00 iken, Newyork'ta sabah 07:00'dir.

NASA'ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul'dan New York'a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun batıdan doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag'a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir. 

Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, mide ve baş ağrıları, oryantasyon bozukluğu, iştahsızlık, alınganlık genel belirtilerdir. Düzensiz kalp atışları ve koordinasyon bozuklukları da görülen belirtilerdendir. 


Ortaya çıkan bu tüm olumsuz etkiler şu şekilde kategorize edilirler; Jetlag, insanları fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak etkilerler. Fiziksel etki olarak ayaklarda şişkinlik, zihinsel etkiye örnek şaşkınlık (özellikle, yönlerin şaşırılması) ve duygusal etkiyede korku ve endişe gibi kuruntular örnek verilebilir.

Uçağın havalanışında veya inişlerinde kulak ve baş ağrıları olabileceğinden soğuk algınlığı rahatsızlığı olanlar uçak yolculuğunu tercih etmemelidir. Seyahat öncesinde iyi bir dinlenme tavsiye edilen diğer bir durumdur. Ayakkabıların çıkarılarak ayakların rahatlatılarak, seyahat esnasında gerçekleştirilecek uykular bu problemin hafif atlatılmasına yardımcı olur. Uyku hapı alınarak uyumak, uzmanlar tarafından şiddetle önerilmemektedir. Nedeni de, bu şekildeki ağır bir uyku sonucunda hareketsiz hale gelen vücuttaki kan dolaşımının çok yavaşlamasıdır. Bu konuda bir çok olumsuz sonuçlar yaşanmış ve kayıtlara da geçmiştir 

Pişince taneleri birbirine yapışan pirinç, bulgur gibi şeyler...

Emişken,

Pişince taneleri birbirine yapışan pirinç ve bulgur gibi şeylere emişken  denir. Örneğin,  bu pirinç emişkenmiş gibi denir. Ayrıca meme emmeye düşkün çocuk ve anasını sık sık emen kuzu için de emişken tabiri kullanılır.

Arap abecesinde yuvarlak ünlüleri (o-ö-u-ü) karşılayan işaret...

Ötre,
Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret.

Harekeler;
Arap harfleri içinde sesli harf yoktur. Onun için bu harflerin okunuşunu ancak harekeler ve bazı özel işaretler sağlar. Harekeler üç çeşittir. Bunlar üstün, esre ve ötre diyerek isimlendirirler. Arap harflerinde Türkçedeki (a, e, i, u, ü) sesli harflerin yerini üstün, esre, ötre harekeleri alır. Bu harekeler, harfi Türkçedeki gibi kısa okuturlar.

Ötre; küçük “vâv” harfine benzer ve harfin üstüne konur. İnce harflere “u-ü”arası bir ses, kalın harflere ise “u” sesi verir.

Üstün; Harflerin üzerine konulan eğik bir çizgidir. İnce harflerin üzerine gelirse  “e” , kalın harflerin üzerine gelirse  “a” sesiyle okunur.

Esre; harfin altına konan sola eğik bir çizgidir. İnce harflere “i” kalın harflere ise “ı” sesi verir.

İzmir yöresine özgü, keçi sütünden yapılan bir tür peynir...

Kopanisti,

İzmir’ in Karaburun Yarımadası’ nı çevreleyen ilçe ve beldelerinde yapılan kopanisti peyniri de özgün yapım şekli, tadı ve tüketim şekliyle ilginç özellikler barındırıyor. Karaburun başta olmak üzere Çeşme, Dikili ve Foça’ da sadece evlerde üretilen kopanisti peyniri, keçi sütü veya keçi-koyun sütü karışımının yaklaşık bir ay her gün yoğrulmasıyla yapılıyor. Yapımı süresince oda sıcaklığında bırakılan lordaki acımsı tat, kimi bölgelerde bu peynirin acı peynir olarak adlandırılmasına neden oluyor. Kendine has kokusu ve tadı bulunan peynir, bölgede kahvaltının yanında içki mezesi ve börek içi olarak da değerlendiriliyor.

Eskiden en büyük kopanisti mandırası Mikonos adasındaydı ama üç yıl önce kapandı. Sakız' da bir mandıra ise hala yapmaya devam ediyor. Çeşme ve Karaburun' da ise sadece birkaç aile bu peyniri yapıyor.Koklayınca 'bu peynir yenir mi?' diyorsunuz ama tadını alan müptelası olur, lezzetini bilen de arar durur. Kopanistiyi doğrudan yiyebilmek için, onu zeytinyağı (veya tereyağı) gibi malzemelerle iyice seyreltmek gerekiyor. Ama bir kere kıvamını yakalarsanız, lezzetine doyum olmuyor. Çok az kopanisti kullanıp bol krema ile karıştırdığınızda lezzetli bir makarna sosu elde edebilirsiniz. Yine iyice incelterek rakı mezesi olarak yiyebilirsiniz.

Kopanisti peyniri genelde keçi sütünden ama çoğunlukla keçi ve koyun sütü karışımından yapılan bir peynirdir. Bir tür lor peyniri ancak yapılışı ile diğer lor peynirlerinden ayrılıyor. 40 gün boyunca yoğruluyor. Bu yoğrulma süresince de peynir iyice fermente olup acılaşmaya başlıyor. Süre ne kadar uzarsa acılığı da o kadar artıyor. Orta yağlı olmasına rağmen, acımtırak ve yoğun kokusu nedeni ile oldukça ağır bir peynir. Öyle bolca ağzınıza götürmeyin sakın; azar azar, kibar kibar tadın ve dilinizde, damağınızda bu muhteşem lezzeti hissedin.
Karaburunlu bir dostumda aldığım tarif şöyle: 'Kopanisti yapmak için, keçi sütünden yapılan lor peynirini her gün yoğurmak suretiyle 10-15 gün bekletin. Peynir yağ vermeye başlayınca, her gün azar azar tuz vererek, acı koku salana kadar, yaklaşık 10-15 gün daha yoğurun. Peynirin kıvama geldiği aldığı acı tattan anlaşılır. Bu acılık biber acılığı gibi değildir. Acılaşınca üzerine zeytinyağı gezdirip kavanozda dinlenmeye alın. Zeytinyağı içinde dinlendirilen kopanisti, artık yenmeye hazırdır. Eskiler, 'kopanisti balıkların, bir de sarhoş alıkların peyniridir derlermiş. Hem börek içinde hem de rakı mezesi olarak doyulmaz lezzettedir.   Çamur, Armola ve Kopanisti peynirleri ayrı bir lezzette olup korunmalı ve üretilmelidir.

Camilerde, parmaklılarla çevrilmiş yer...

Maksure,
Mahfil,

Çılgınca ve aşırı eğlence, toplu seks...

Orji,
Cinsel şenlik.

Meksika’ya özgü acı bir biber cinsi...

Jalapeno Biberi, 
(Jalapeno pepper, Halapeno okunur).

Acıların en acısı olarak bilinse de acı etkisi çok uzun sürmediğinden yiyene tatlı ve geçici bir keyif veren bir Meksika biberidir. Gelip geçici bir acısının olması sayesinde de yiyenlerin genelde üst üste yuvarladığı bir biber türüdür. İştah açıcıdır. Jalapenoların Scoville değeri 2,500 ve 10,000 arasında değişmektedir.

Teksas’ın Loredo şehrinde düzenlenen ve Washington's Birthday Celebration (Washington’ın Doğum Günü Kutlamaları) kapsamında düzenlenen Jalapeno Festivalinde, Amerika’nın en iyi gurme festivalleri arasında ilk onda yer almaktadır. 



Jalapeno’ nun anavatanı olan Meksika’ da cuaresmeno, huachinango, ve chiles gordo gibi farklı isimlerle de anılabilen bu biberler; Xalapa şehri Veracruz kasabasında yetiştirilmektedir.   Zaten Jalapeno’nun da ismini Veracruz’ dan aldığı söylenir. Meksika’ da Veracruz’ un dışında Jalisco, Nayarit, Sonora, Sinaloa ve Chiapas’ ta bulabilirsiniz.

Türkiye’ye de tohumları getirilip yetiştirilen bu biberin acısının hemen ağızda yok olma özelliği, acı yiyemeyenlerin bile bu bibere dayanabilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle jalapenoyu, bu zevkten mahrum kalmamaları açısından, acı yiyemeyenlere özellikle tavsiye ediyoruz.

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere’ de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulanmıştır. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (Meksika acı kırmızı biberi) içinde bulunan “kapsaisin” maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.

İnsanda ve hayvanda eşey hücrelerini üreten temel üreme organı...

Gonat, (İng. gonad).
Eşey organı,
Eşey bezi.
Eşey hücrelerini üreten organ (kadınlarda yumurtalık, erkeklerde erbezleri). 

Mızrak, süngü, kargı yapma zanaatı...

Rimahat,
(arapça rimöhat).
Mızrakçılık sanatı.
Eski dilde mızrak veya süngü yapma zanaatı.

Eskiden "niçin, nasıl" anlamında kullanılan sözcük...

Nite, (Eski dilde).
Nasıl, niçin.

Suçlama...

İtham, (Arapça).
Suçlamak işi,
İtham.
Kabahatli görmek.
Suç isnad etmek.
Töhmetlendirmek.
Kabahatli görünmek.
Töhmetli olmak.

Yoz beğeni, zevksizlik...

Kiç,
Zevksiz olma durumu.

Tuz Gölü’nün hemen doğusunda bir dağ...

Ekecek,
Ekecik,

Aksarayın ikinci büyük dağı.
Niğde’nin kuzeyini Ekecek (Ekecik) Dağı (2.137 m.), orta kesimini Melendiz-Hasan Dağları, güneyini ve doğusunu Orta Torosların uzantısı olan Bolkar Dağları ile Aladağlar engebelendirmektedir. Niğde’nin en yüksek noktası Aladağlar üzerindeki Demirkazık Doruğu’dur (3.756 m.). Onun dışında Lorut Dağı Kol Tepesi’nde (3.588 m.), Aladağ Huş Tepesi’nde (3.333 m.), Hasan Dağı (3.268 m.) ve Pozantı Dağı (2.703 m.) ilin diğer yükseltileridir. İlin doğu kesimindeki Obruk Platosu, Aksaray Ovasının uzantısı ve Ereğli Ovasının kuzeydoğusu düzlük alanlardır.

İzmir’in Bergama ilçesinde bir yayla...

Kozak,

Bergama, İzmir’ in kuzeyinde, Bakırçay Havzasında yer alır. Doğuda Kınık, batıda Dikili, güneyde Aliağa, kuzeyde ise Balıkesir ve Manisa illeri ile çevrilidir. İl merkezine uzaklığı 107 km’dir. Ege'nin en büyük fıstık çamı ormanı Kozak yaylasındadır. 

İzmir'in Bergama ilçe merkezine 20 km. uzaklıktaki Kozak Yaylası'nda, 5 milyon fıstık çamı var. Bölgede 500 aile yaylacılık geleneğini sürdürüyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 500 ile 1000 metre arasında değişen Kozak'ın kendi adıyla anılan üzümü de meşhur. Keklik Dağı'nda bulunan Haydar Ilıcası uğrak yerlerinden biri. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'nün Aşağıbey Köyü'nde yaptırdığı 30 yataklı otel yayla turistlerini ağırlıyor. Ayrıca Aşağıbey Köyü'nde köy evlerini de yaz aylarında kiralamak mümkün. Bergama'daki Kozak Garajı'ndan kalkan minibüslerle Kozak Yaylası'na ulaşılıyor. Özel araçlarıyla yaylaya çıkmak isteyenler Bergama'nın Şadırvan Mevkii'nden tabelaları izleyerek Kozak'a ulaşabilir. Kozak Piknik Alanı, Bergama'ya 10 kilometre mesafede. 

Kozak Yaylası'na üç yoldan gidebiliyorsunuz. Bunlardan en çok bilineni Bergama'nın içinden geçen yol. Bergama'nın çıkışından Kozak Yaylası 20 kilometre uzaklıkta. Yol ayrımına kadar çoğunluğu rampa olan ancak düzgün bir yola çıkıyor. Yol ayrımına geldikten sonra Aşağıbey, Yukarıbey ve Kaplan Köyü'ne varmak için Ayvalık yönüne sapmanız gerekiyor. Yol ayrımından yaklaşık on kilometre uzakta soldaki tabelaları takip ederek köylere varılıyor. Anayolun iki kilometre uzağında Aşağıbey, Aşağıbey'in dört kilometre uzağında Kaplan Köyüne varıyorsunuz. Dikili'nin Kabakum Mevkii'nin yakınlarındaki ikinci yolla ulaşmak için ise Nebiler Köyü'nün tabelasını gördükten sonra sağa, dağa doğru sapmak gerekiyor. Ayvalık tarafından geleceklerin ise Ayvalık çıkışı yakınlarındaki yol ayrımından Kozak tabelasını takip etmeleri yetiyor.

Kendi adını taşıyan İncil ile de tanınan, Hz. İsa’nın havarilerinden biri...

Barnabas,  
Barnaba

Havariler Çağı'nda Pavlos'la anlaşmazlığa düşmüş, dini mektupları heretik sayılmış Hıristiyanlıkta aziz.  Levi Kabilesi' ndendir ve Kıbrıs' lıdır. Pavlos'a, Kıbrıs ve Anadolu'ya düzenlenen 1. Misyon Gezisi'nde eşlik etmiştir. Kıbrıs Kilisesi'nin kurucusudur.Kıbrıs'ta öldürüldüğüne inanılır. Her yıl 11 Haziran, "Aziz Barnabas Günü" olarak kutlanır.  

Havari Petrus'un akrabası olan, İncil yazarlarından Markos'un arkadaşı idi. 1. Misyon Gezisi'ne Pavlos'la birlikte çıktılar. Sonra yolları ayrıldı. Sünnet Geleneği'ni savundu, Pavlos'un Yeni Yorumlarını kıyasıya eleştirdi. Gezi anılarını kaleme alan Luka, anlaşmazlık sonrasında Pavlos'un tarafında kaldı.  Çeşitli kaynaklarda Barnabas havarilerden sayılır. Bugün elimizde bulunan incillerden başka "Aziz Barnabas İncili" de bulunmaktadır. Aziz Barnabas incili, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna incillerinden biraz farklıdır. İsa' nın kişiliği bu İncilde Tanrı' nın oğlu şeklinden ziyade örnek insan modeli şeklindedir. 

Teslis inancına ters düşen Monotheist özelliği yüksek bu incil, bugünkü teslis (Trinity) inancına sahip Hıristiyanlıkça da kabul görmez. Ayrıca İslam dini son peygamberinin geleceği müjdesi bu incilde yer alır.



















Kaynak; http://tr.wikipedia.org

Rize ilinde bir içmece...

Şimşirli içmecesi,
Rize-İkizdere yol güzergâhında bulunan içmecenin suyu kokusuz ve berraktır. Böbrek taşı olanlar için şifa verdiği bilinmektedir.

Andon İçmecesi,
İl merkezine 20 km. uzaklıkta bulunan Andon İçmecesi mide hazımsızlığı, cildiye problemleri, böbrek ve safra kesesi hastalıkları için tavsiye edilmektedir. 

Çayırlı Maden Suyu, 
Rize-İkizdere yol güzergâhında bulunan maden suyunun içme kürü olarak uygulandığında çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılmaktadır.



Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ