Yavaş bir biçimde, sesleri hafifleterek...

Piyano,
İtalyanca: piano,
Fransızca: piano,
İngilizce: piano, pianoforte.
Yavaş, sesleri hafifleterek.
Yavaş bir biçimde, sesleri hafifleterek.
Piano: Hafif, sessiz veya yumuşak ses anlamına gelir.
Forte: Güçlü veya yüksek ses anlamına gelir.

Piyano:
Klavyeli, telli, değişik tuşlara basılarak çalınan ağır ve büyük çalgı.
Piyano, tuşlara basıldığında tellerin çekiçlerle vurulmasıyla ses üreten tuşlu ve telli bir müzik aletidir. Hem solo hem de eşlik çalgısı olarak kullanılır, geniş ses aralığı ve çok yönlü yapısıyla klasikten caza kadar çeşitli türlerde icra edilebilir. Yapısında çekiç mekanizması, teller ve pedallar bulunur. Tuşlara basıldığında çekiçlerin tellere vurmasıyla ses oluşur; pedallar ise notaların süresini uzatmaya veya yumuşatmaya yarar.

Kökeni 1700'lü yıllara dayanır ve Bartolomeo Cristofori tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde akustik ve dijital formlarıyla hem profesyonel hem de amatör müzisyenler tarafından tercih edilir.

Tam sesler için beyaz, yarım sesler için siyah olarak ayrılmış tuşlara parmakla basılınca bunlara bağlı bir çekicin harekete gelerek ait olduğu tele vurması suretiyle ses veren, birçok sesi bir anda işittirebildiği için batı müziğinin en önemli aleti olan klavyeli, çok sesli çalgı. Standart bir modern piyanoda 88 tuş (52 beyaz, 36 siyah tuş) bulunur. 

Piyanolar genel olarak iki ana türe ayrılır:
Kuyruklu Piyano; Telleri yatay olarak uzanır. Gövdesi büyüktür ve güçlü, zengin bir ses üretir. Genellikle konser salonlarında kullanılır.

Duvar (Konsol) Piyanosu; Telleri dikey olarak yerleştirilmiştir. Daha az yer kapladığı için evlerde ve okullarda tercih edilir.

Klavye, Org ve keyboard gibi farklı isimlerle de bilinen portatif piyanolar elektrikle çalışır ve bu yüzden sesi akustik olarak değil, elektronik olarak verir. Bu sayede alandan da tasarruf sağlar. Caz, Pop ve Rock gibi müzik türlerini çalan gruplar için de taşıması kolay olduğu için oldukça fazla terdcih edilir. Sahne gösterilerinde gruplara hareket özgürlüğü sağlaması da en büyük avantajları arasında yer alır.

Rusya'daki Başkurdistan Özerk Cumhuriyetinin başkenti ...

Ufa,
(Başkent),
Sterlitamak(Eski başkent),
Başkurdistan, Rusya sınırları içinde yer alan özerk bir cumhuriyettir. İç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Rusya'ya bağlıdır. İdil Nehri ile Ural Dağları arasındadır. Başkurdistan Cumhuriyeti'nin başkenti Ufa şehridir. Nüfusu yaklaşık 4 milyon 72 bin 292 ve yüzölçümü: 142.947 km² dir. Rusya' nın en kalabalık özerk cumhuriyetidir. Asya ile Avrupa'nın birleştiği noktada yer alan ülkede Başkurtça ve Rusça konuşulmaktadır.

28 Kasım 1917 tarihinde kurulan Başkurdistan, 20 Mart 1919 yılında Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ndeki ilk özerk sosyalist cumhuriyettir. Başkırdistan, 53 küçük bölgeye ayrılmıştır. Ülkede eğitim gelişmiştir. Okuma yazma oranı yüksektir. Dokuz üniversite vardır.  Başkent Ufa'da bir hava alanı vardır. Diğer bölgelere kara ve demiryolu ile bağlanan ülkeden, Uralları aşan önemli demiryolu hatlarından biri geçer.

Başkurdistan Cumhuriyeti'nde toplam 21 şehir bulunmaktadır. Ülkenin en önemli şehirleri şunlardır: 
Ufa(Başkent), 
Sterlitamak(Eski başkent),
Neftekamsk
Oktyabrski,
Baymak, Belebey, Beloretsk, 
Sibay.
Kuyargas,
Novoya Priştina.

Savaşçı, okçu...

Vakkas,
Okçu.
Savaşçı.
Savaşçı, okçu.
İyi muharebe eden.

Sık ve kalın dokunmuş (kumaş)...

Tok,
Kadife,
Çadırbezi.
Sık ve kalın dokunmuş.
Sık ve kalın dokunmuş (kumaş).
Sık ve kalın dokunmuş (kumaşlar).
(Kumaş için) Sık ve kalın dokunmuş.
Sık dokunmuş kalın ve dayanıklı bir tür kumaş.
Sık ve kalınca dokunmuş kumaş anlamına gelen kelime toktur.
Orta karadeniz yöresinde dokunan kalın ve dayanıklı bir tür kumaşa verilen ad.
Tok, iplikleri birbirine sıkı ve dolgun bir şekilde tutunmuş, kendini bırakmayan kumaşları tanımlamak için kullanılır. 

Tok sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Koyu.
Kalın.
Tavuk.
Sıkı, sağlam.
Bir çocuk oyunu
Kalın ve gür (ses),
Kibirli, burnu büyük.
Sabanı oka bağlayan ağaç.
Olgunlaşmamış tahıl tanesi.
Aşık kemiğinin çıkıntılı yanı.
Cokeylerin giydiği bir tür başlık.
Jokeylerin giydiği kenarsız başlık.
Üstüne altın dikilmiş kısa gerdanlık.
Açlığını gidermiş, doymuş, aç karşıtı.
Tasma, halta, boyuna geçirilen zincir.
Yemliklere hayvanı bağlamak için takılan demir halka.
Sabanın uç demirini tahta bölümüne bağlayan demir bilezik.
Sevgi, sevecenlik, başarı, para, mal vb. şeyleri elde etmiş ve bunlara kavuşmuş olan.

III. Selim tarafından kurulan ordu ...

Nizam-ı Cedid,
Nizam-ı Cedid Ordusu.
III. Selim tarafından kurulan ordu Nizam-ı Cedid Ordusu'dur. "Yeni Düzen" demektir. 
Osmanlı ordusunu Avrupa tarzında eğitmek ve modern bir askeri güç oluşturmak amacıyla 1793 yılında kurulmuştur. Masrafları için İrad-ı Cedid adinda özel hazine kurulmuş. 1807 yılında Yeniçerilerin çıkardığı Kabakçı Mustafa isyanı ile ortadan kaldırılmıştır.

16.ve 17.yüzyıllarda avrupa coğrafi keşiflerle, rönesans ve reformla tarihsel bir devrim yarattı. Akıl ve bilimin öne çıktığı bu devrimin Osmanlı devletine etkisi korkunç oldu. Akdeniz ticareti ve İpek yolunun çökmesi Osmanlı ekonomisini de göçertti. Bunun sonucu oluşan tutuculuk ve ahlaksızlık en başta ordu olarak tüm kurumları kemirmeye başladı. Devlet cebini doldurmaktan başka şey düşünmeyen devşirme paşaların ve yozlaşmış, haydut çetesine dönmüş yeniçerilerin elinde gitgide eridi. Ard arda çıkan isyanlar ticareti ve tarımı bitirdi. 
Kötü gidiş daha 17.yüzyıl başlarında ileriyi gören kişilere malumdu. 

1683 yılında Viyana yenilgisi Osmanlı sisteminin bozulduğunu tüm dünyaya gösterdi. 1774-1775 Rus Savaşı da sistemin iflasının kesin göstergesi oldu. I. Abdülhamit ve I. Mahmut döneminde orduda bazı sınırlı reformlar yapıldıysa da bunlar yeterli olmamıştı. Nihayet padişah III. Selim (1789-1807) döneminde ilk köklü reform, nizam-ı cedit uygulamaya konuldu.

Nizam-ı cedit ilk kez Napolyon'un Mısırı işgalinde geçen 1799 yılındaki Akka savunmasıyla ne denli etkin olduğunu gösterdi. 1804 I. Sırp isyanında da önemli rol oynadı.  Ancak bu başarıları merkezi otoritenin yeniden güçlenmesinden korkan derebeyleri ile defterlerinin her an dürülebileceğini gören yeniçerileri telaşlandırdı. Bunun yanında yeni kafir talimleri ve batı metotları aynı derecede rezilleşmiş softa ulema takımını da ürküttü. Sonunda bu üç şer cephesi padişaha karşı birleştiler. 1807 yılında Kabakçı Mustafa adlı bir yeniçeri haydudunun başına geçtiği bu ittifak istanbulda halkı da kışkırtarak bir ayaklanma çıkarttı. III. Selim tahttan indirildi ve Nizam-ı Cedit ordusu dağıtıldı.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ