Maydanoz (yöresel)...

Keroz,
Van ve yöresinde halk dilinde maydanoza verilen ad.
Petruşka,
Makdunis.
Madeniz,
Circir,
Bahteniz (Gaziantep yöresi).
Mide nuvaz,

Maydanoz,
(Petroselinum crispum),
Latince: petroselinum crispum,
Yunanca: maintones, petroselinum satiyum,
Rumca: makedonesi,
Rusça: petruşka,
Bulgarca: magdonos,
Arnavutça: magdanoz, maydanoz,
İngilizce: parsley.
Fransızca: persil commun,
Almanca: petersilie,
Farsça: mide nuvaz,
Arapça, maydanoz anlamındaki baqdunas kelimesi; bakdanos, bahtunez, bahteniz, bahtenis, bahdeniz, bahtenes, baktenis, bodünüs olarak da anılmaktadır.

Maydanoz (Petroselinum crispum):
Maydanozgiller (Umbellifera) familyasından, yaprakları iki pinnat parçalı, yarı çiçekli, iki yıllık otsu bitkiler. 
Maydanozgillerden, 50-80 cm yükseklikte, ufak yeşil ve parçalı yapraklı, özel kokulu iki yıllık otsu bir bitki. Bir Akdeniz bitkisi olan maydanoz, mutfaklarda hem kök hem de yapraklarıyla kullanılıyor. Garnitür olarak kullanılan bitki, yemeklere lezzet verirken çiğ olarak da tüketilebiliyor. Çeşni olarak mutfakların vazgeçilmezi maydanoz, kurutularak baharat olarak depolanabiliyor.

Akdeniz bölgesine özgü bu bitki, A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum ve demir gibi mineraller ve antioksidanlar açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Maydanoz, yemeklere lezzet katmak için taze veya kuru kullanılır. Nemli, organik maddece zengin toprağı ve serin iklimleri seven bitki, genellikle düz ve kıvırcık yapraklı olmak üzere iki çeşitte üretilir. En yaygın çeşitleri düz yapraklı (İtalyan) ve kıvırcık yapraklı (Fransız) maydanozdur.

Ansızın...

Defaten,
Ansızın,
İgilizce: suddenly, abruptly.
Fransızca: soudainement
Ani olarak, 
Aniden,
Ansız, Apansız, Apansızın,
Bedaheten, Birden, Birdenbire,
Dagadak, defaten, Durup dururken,
Fücceten,
Gürpedek,
Hatıra gelmeyen, beklenmeyen bir sırada.
Lappadak, Larp, Larpadak,
Nagehan,
Patadak, Pattadak,
Rappadak,
Şak diye, Şakkadak, Şapadanak, Şappadak, Şırakkadak,
Vehleten.
Yekten, Yekser, Yekayak,

Beklenmedik bir zamanda, hatırda yokken, birdenbire, ani, aniden, vehleten.
Hatıra gelmeyen, beklenmeyen bir sırada; ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, gürpedek, lappadak, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şak diye, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, yekten, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

Papaz takkesi...

Baret,
Fransızca: barrette,
İngilizce: helmet,
Küçük takke, papaz takkesi.
(Priest's cap).
Papaz takkesi:
Yıldız kaktüsü olarak bilinen papaz takkesi kaktüsüdür. 
Papaz takkesi (Astrophytum myriostigma), küçükken küre, büyüdükçe silindir şeklini alan, diken içermeyen, beyaz pullarla kaplı, yavaş gelişen ve sarı çiçekler açan, oldukça popüler, dekoratif bir kaktüs türüdür.

Baret sözcüğünün başka anlamları:
Kask,
İşçi başlığı,
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış şapka.
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık.
İnşaatta çalışanların ve madencilerin giydiği koruyucu başlık.
Maden ocağı, fabrika gibi yerlerde kullanılan koruyucu başlık.
Bir tür süs iğnesi.

Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan aygıtın yerel dillerdeki adı...

Çırçır,
Çırçır makinası.
Pamuğu çekirdeğinden ayıran makine.
Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet.
Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan aygıtın yerel dillerdeki adıdır.
İlk Çırçır makinesi Hindistan'da yapılmıştır.
Hindistan'da Hint pamuğunun kısa lifli kozalarını ayırma amacıyla icat edilmiştir.

Daha sonra 18. yüzyılda Eli Whitney ABD'de Çırçır makinesinin patentini almıştır. Amerika'da Eli Whitney tarafından 1792 yılında bulundu. Pamuğun tohumlarından ayrılması işlemini elle yapılandan 50 kat daha hızlı yapıyordu.

Çırçırlamak:
Pamuk liflerini çekirdeğinden, keten, kendir, kenevir liflerini kabuk ve gövde parçalarından ayırmak.

Çırçır sözcüğünün başka anlmları:
Ağır cisimleri kaldırmakta kullanılan demir makaralı palanga.
Bir göz­le­me çe­şi­di, kat­mer.
Çırçır gözlemesi.

Artan, geriye kalan bölüm...

Üst,
Geri kalan, artan.
Artan, geriye kalan bölüm.

Üst sözcüğünün başka anlamları:
Fevk,
Giysi,
Vücudun beden bölümü.
Bir şeyin dış yüzü; üzeri.
Üst makam. 
Aybaşı (kadınlarda).
Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
Birine göre yüksek aşamada olan kimse; mafevk.
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı; üzeri, fevk, alt karşıtı.
Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı.
Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan.
Mal değişiminde, malı daha değerli olanın aldığı para.
Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ