Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim...

Tor,
Fransızca: tore,
Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim.

Tor sözcüğünün yörelerimizde halk dilinde başka anlamları:
Aptal,
Fidan,
Süzgeç.
Toksözlü.
Peştemal.
Balık ağı.
Başörtüsü.
Örgü sırası.
Soğukkanlı.
Sık gözlü ağ.
Ters (kimse).
İnci gerdanlık.

Hamam havlusu.
Ağ, şebeke, tuzak.
Toy, acemi kimse.
Çekingen, utangaç.
Çözülemeyen ilmek.
Yakılmış sığır tezeği.
Cinsel gücü çok olan.
İnce örgülü balık ağı.
Toy, acemi kimse.
Kendini beğenmiş, kibirli.
Boncuktan yapılan bilezik.
Çorap boğazına örülen lastik örgü.
Uçkur uçlarına yapılan düğümler.
Ağ gibi seyrek örgülü bir cins dokuma.
İnce balık ağı gibi örülmüş para kesesi.
Kadınların başlarına örttükleri çarşaf.
Çok hareketsizlikten ileri gelen hamlık.
Buzağılamamış üç yaşındaki inek yavrusu.
Fanila, çorap vb. giysilerde vücudu saran lastik örgü.
Bir metre uzunluğunda dört santimetre eninde örgü ip.

Elbise veya örgülerde, çorap koncunun ağzı gibi büzülen kısım.
Saman taşırken kağnı arabasına takılan ot ve kendirle örülmüş ağ.

Mecazen Çağın gerisinde kalmış, köhneleşmiş...

Ardak,
Almanca: stockflecke.
Mecaz anlamda çağın gerisinde kalmış, köhneleşmiş.

Ardak sözcüğünün halk ağzında başka anlamları:
Ardak, Ardaklanma:
Ormancılık ve bitki bilimi terminolojisinde; özellikle kereste elde edilen ağaçlarda mantarların veya nemin etkisiyle iç kısımlarda başlayan, ağacın mukavemetini, kalitesini düşüren çürüme başlangıcını ifade etmek için kullanılır. Ardaklanma olarak da bilinen bu durum, ağacın dışarıdan sağlam görünmesine rağmen içeriden özünü kaybetmesine neden olur. Ağaçta mantarların oluşturduğu bir tür çürüme başlangıcı. Genellikle kırmızı gürgen ve kızılağaçta kahverengi ya da külrengi lekeler halinde belirir.
İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç.
Kesilmeden yerinde kurumuş ağaç.
Çürümüş, çürümeye yüz tutmuş ağaç.
Lifleri karşılıklı olup, doğramacılığa yaramıyan kereste.

Dar.
Küfe.
İhtiyar adam.
Bozulmuş, bozuk.
İşlenmiş derilerin ezginleri.
Tahta parçalarıyla bağlanmış kırık kol veya bacak.
Direklerin seyrek dikildiği yapıda üstüne fazla yük verilen kiriş.

"Cibali Karakolu", "Miğferine Çiçek Eken Asker" ve "Alo Orası Tımarhane mi?" adlı oyunların da aralarında olduğu birçok tiyatro eserleri olan tiyatro sanatçısı, oyuncu ve komedyen ...

Nejat Uygur,
Nejat Günhan Uygur,
(D. 10 Ağustos 1927, Kilis - Ö. 18 Kasım 2013, İstanbul),
Güldürü ustası.
Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
"Cibali Karakolu", "Miğferine Çiçek Eken Asker" ve "Alo Orası Tımarhane mi?" adlı oyunların da aralarında olduğu birçok tiyatro eserleri olan tiyatro sanatçısı, oyuncu ve komedyen.

Nejat Uygur, 1927 yılında Kilis’te doğdu. İlköğrenimini Siirt ve Çanakkale’de tamamladı. Ortaöğrenimini ise Çanakkale, İstanbul ve Manisa’da tamamladı. İstanbul’da Avni Dilligil Tiyatrosu’nda bir süre amatör olarak oyunculuk yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinin Heykel Bölümü‘ne kaydoldu, ancak buradan mezun olamadı.

1949 yılında Nejat Uygur Tiyatrosu‘nu kurarak profesyonel anlamda oyunculuğa ilk adımını atmış oldu. Hemen ertesi yıl Necla Hanım’la evlendi ve bu evlilikten 5 çocuğu dünyaya geldi.
Yaşamı boyunca 2 kez ABD, 4 kez Avrupa turnesi yapan sanatçı ayrıca 35 seneye yakın Anadolu turnelerinde sahne aldı.

Nejat Uygur, 18 Kasım 2013 tarihinde İstanbul’da öldü.

Ödülleri:
1998 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görüldü.
1999: 22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri - "Belkıs Dilligil Onur Ödülü"
2007: Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması .
2006: Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü - "En İyi Tiyatrocu"

Tiyatro oyunları:
Alo Orası Tımarhane mi?
Aman Özal Duymasın
Benim Annem Evden Neden Kaçtı
Cibali Karakolu
Hanedan
Hastane mi? Kestane mi?
Kaynanatör
Miğferine Çiçek Eken Asker
Minti Minti
Param Yok Memet
Sizinki Can da Bizimki Patlıcan mı?
Son Umudum Milli Piyango
Şeyini Şey Ettiğimin Şeyi
Şeytandan 29 Gün Evvel Doğan Çocuk.
Zamsalak.

Sinema:
Cafer Bey; Cafer Bey İyi, Fakir Ve Kibar; Cafer'in Nargilesi
Vizontele Tuuba
Beyaz Melek,

Ortak...

Şerik,
Ortak,
Partner,
Hissedar.
Kuma,
Arkadaş.
Kardeş.
Arapça: şerīk.
İngilizce: partner, common, associate.
Almanca: teilhaber, mitglied, geselschafter 
Eski dilde, şeriki,
Birlikte iş yapan kimselerden her biri.
Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri; şerik, partner.
Birlikte iş yapan, bir menfaatten pay alan veya müşterek bir şeyi paylaşan kimselerden her biri, şerik, hissedar.
Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan; müşterek.

Tarlayı, ürünü tarla sahibiyle yarı yarıya pay etmek üzre ekip biçen çiftçi.
Eskiden aynı erkeğe varan kadınlara da ortak (veya kuma) adı verilirdi.

Herhangi bir dilde yer alan seslerin fiziksel özellikleri...

Fonetik,
Sesçil.
Ses bilgisi.
Fransızca: phonétique.
İngilizce: phonetics,
Ses yapısı, ses özelliği.
Sesle ilgili, sesleri esas alan, sesçil.
Herhangi bir dilde yer alan seslerin fiziksel özellikleri.
Sesleri bütün özellikleriyle ve ayrıntılarıyla gösteren, sesçil.
Sesle ilgili, sesleri olduğu gibi gösteren, sese dayanan, fonetik.
Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu.

Ses bilgisi, bir dilin seslerini, seslerin oluşumunu, sınıflandırılmasını ve birbirleriyle ilişkilerini inceleyen dilbilim dalıdır. Seslerin boğumlanma özelliklerini, telaffuz kurallarını ve ses olaylarını (ünlü uyumu, ses düşmesi vb.) analiz eder. Fonetik olarak da adlandırılan bu alan, dilin ses sistemini ve bu sistemin işleyişini soyut düzeyde ele alır. Sesbirim (fonem) kavramını kullanarak anlam ayırt edici sesleri inceler.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ