Ördekgiller familyasından orta büyüklükte çok renkli bir ördek türü...

Mandarin,
Mandarin ördeği,
Latince: Aix galericulata,
Çince: Yuan yang,
Portekizce: mandarine.
Ördekgiller familyasından orta büyüklükte çok renkli bir ördek türüdür.
Yaklaşık olarak 40–50 cm uzunluğunda, 65–75 cm kanat açıklığında olan bir ördek türüdür. Erkek ve dişi arasında oldukça belirgin tüy rengi farkı vardır. 

Erkekler göz alıcı ve çeşitli renkleriyle oldukça dikkat çekiciyken, dişiler oldukça sıradan tüylere sahiplerdir. Yetişkin erkekler çizgili ve oldukça belirgin şekilde tanınabilen kuşlardır. Kırmızı bir gagası, geniş yarımay biçimli beyaz göz çerçeveleri, kırmızımsı bir yüzü, yanakları vardır. Göğsü, iki dikey beyaz şeritle bölünmüş mordur. Yan tarafları kırmızımsıdır ve sırta doğru turuncular içerir. Dişiler Carolina ördeğinin dişilerine benzerdir; göz etrafında ve gözün arkasından sırta kadar uzanan beyaz şeritleri vardır, alt kısımlar daha soluktur ve yan taraflar beyaz çizgilidir. Gagasının ucu soluk renklidir.

Yabani hayatta Mandarin ördekleri, sığ göllerin yakınındaki kalabalık koruluklar, çalılar ya da küçük havuz bitkilerin yakınlarında yaşarlar. 
Asya'da bulunanlar kışları Çin'in doğusuna ve Japonya'nın güneylerindeki ovalara göç ederler.

Mandarin ördeği, koleksiyoncular tarafından kaçırılmakta ve 20. yüzyıldaki yabani nüfusları İngiltere'de belirlendiğine göre 100 çift dolayındadır. Büyük koruma anlaşmalarına rağmen, bu kuşlar Birleşik Krallık'ta burada doğal olarak bulunmadığından dolayı korunmamaktadır.

Mandarin sözcüğünün başka anlamları:
Çin’de bürokrat sınıfına mensup kişi.
Çin’de seçkin yönetici kişi.
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad.

Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş...

Overlok,
Örme dikiş,
Zikzaklı dikiş.
Overlok dikişi,
İngilizce: overlock.
Overlok; Örme kumaşların birbirine dikilmesinde ve iplikleri atan kumaşların kenarlarının bastırılmasında kullanılan, hem alttan hem üstten dikerek iplik ve kumaşı kilitleyen dikiş tipi.
Kumaş kenarına makineyle yapılan sık sürfile dikişi.
Değişik kumaş çeşitlerine ve işlemlere göre farklı tipleri bulunan; sürfile, temizleme, birleştirme amacıyla kullanılan dikiş makinesinde gerçekleştirilen işlem.
Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş.

Overlok, tekstil ürünlerinde kumaş kenarlarının sökülmesini engellemek ve temiz bir görünüm elde etmek amacıyla yapılan bir dikiş türüdür. Kumaşın kesilen kenarlarındaki ipliklerin atmasını ve dikişlerin sökülmesini engeller. Klasik dikiş makinelerinden farklı olarak, profesyonel overlok makineleri kumaş kenarındaki fazlalıkları bir bıçak yardımıyla keserken aynı anda örme dikiş yapar.
Örme yapısı sayesinde penye gibi esnek kumaşlarda dikişin patlamasını önler.
Tişört, pantolon ve ceketlerin iç kenarlarında standart olarak kullanılır. 
Halı, kilim ve battaniye kenarlarının saçaklanmaması için overlok çekilir.
Overlok, kumaş, halı, kilim vb. ürünlerin kenarına makine ile yapılan sıkı ve zikzaklı dikiştir. 

Overlok:
(Kesilecek kumaşları) üstüste koyup kilitleme.
Kumaşın kenarlarını hem keserek (çıkan iplikleri, yamuk kesimleri) düzeltip, hem de dikerek sökülmesini engelleyen makine.

Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça...

Meksefe,
Arapça: miksefe.
Kondansatör.
Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça.
Arapça, kesifleştirici, yoğunlaştırıcı anlamına gelen maksafeat kelimesinden 20. yüzyıldan kalma teknik bir terim olan meksefe sözcüğü kullanılmaktadır. Meksefe, özellikle klasik ateşleme sistemine sahip araçlarda distribütör içinde platinle birlikte çalışan, yüksek voltajı depolayıp platin uçlarının meme yapmasını (aşınmasını) önleyen ve ateşleme bobini verimini artıran kritik bir elektrik bileşenidir. 

Motorun düzgün çalışması ve ateşleme için gerekli kıvılcım gücünü sağlar. Platin üzerindeki kıvılcımı sönümleyerek platinin ömrünü uzatır ve ateşleme bobininin daha yüksek voltaj üretmesine yardımcı olur.
Meksefe arızalandığında platin çabuk aşınır, araç zor çalışır, rölanti bozulur, hızlanmada performans düşer ve yokuşlarda çekişten düşer.

Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi...

Tip,
Nümune,
Tür, çeşit.
Fransızca: type, caractère,
İngilizce: type,
Almanca: typ, typen.
Latince: typus.
İlgi çekici, değişik (kimse).
Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey.
Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi.
Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi, bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi.
Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek.
İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi.
Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi.
Hikaye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerde kişi kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi.
Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu; yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey.

Tip sözcüğünün başka anlamları:
Görüntü, sima.
Pancar.
Turp.

Sema törenlerinde çalınıp söylenen çeşitli makamları içinde barındıran beste...

Ayin,
İlahi,
Nefes,
Durak,
Cümhur,
Ayinişerif,
Farsça: ayin.
Arapça: ilahi,
Fransızca: rituel.
İngilizce: rite, ritual.
Dini tören, ritüel.
Dinî tören, ibadet.
Bektaşiler ilahiye nefes derler. 
Mevlevilerin ilahiye verdikleri ad.
Gülşeniler Tapuğ, Halvetiler Durak derler.
Tanrı'ya özgü olan; tanrısal, lahuti, rahmani.
Tanrıyı övmek üzere ezgi ile söylenen koşuk.
Mevlevi tekkelerinde okunan ağır bestelerin biçimi.
Mevlevilerin sema meclislerinde söyledikleri ilahiler.
Bir mezhebin veya bir tarikatın kendine özgü ibadet töreni.
Tanrı'yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım.
Dini merasim, bir mezhebin veya bir tarikatın kendine has ibadet merasimi.
Sema törenlerinde çalınıp söylenen çeşitli makamları içinde barındıran beste.
Mevlevi sema esnasında çalınmak ve söylenmek üzere çeşitli makamlarda bestelenmiş ve dört selama ayrılmış olan Türk musikisinin en güzel, en muhteşem örneklerini teşkil eden büyük beste.

Ayin, sözcüğünün başka anlamları:
Töre.
Anayasa.
Adet, töre, yol, kanun
Gözü değen kişi. 
Nazarı değen kimse.
Olağanüstü, mükemmel olan.
"Bu ne hal, ne tuhaf" gibi şaşma, sitem bildiren bir söz.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ