Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi...

Tulum,
Salopet,
İngilizce: jumpsuit,
Rusça: kombinazon,
Yunanca: tilimos,
Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi.
Üst ve alt kısmı birleşik olan tek parça kıyafet.
Üst kısmı pantolon kısmına bitişik olarak yapılmış giyecek.
Tulum, kolları ve bacakları olan ve ayaklar, eller veya kafa için ayrılmaz kaplamalar içermeyen tek parça bir giysidir.

Sırttan gelen askıların göğüste pantolondan devam eden kumaşla birleştiği kıyafet modelidir. Genellikle çalışırken koruyucu giysi olarak kullanılan bir giysi türüdür. Salopetler, kadın, erkek ve çocuklar için modelleri olan bir pantolon türüdür. 

SALOPET

Tulum sözcüğünün başka anlamları:
Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi, tuluk.
Avcıların gölde ıslanmamaları için giydikleri, çoğunlukla keçi derisinden yapılmış bir çeşit pantolon.
Üflenerek çalınan, içi hava ile doldurulmuş, yekpare hayvan derisinden ibaret basit bir çalgı, gayda.
Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı.
Dik kafalılık, şımarıklık, çalım.
Şişman, tombul olan.
Bir peynir çeşidi.
Kadın giysisi.
Meşin torba,
Uzun giysi. 
Şakak.
Tüp.

Kesin olarak değeri biçilmiş...

Maktu,
Götürü,
Pazarlıksız.
Arapça: maktü,
İngilizce: fixed.
Kesilmiş, kesik.
Eski dilde, kesilmiş.
Ölçü ile satılmayan, götürü.
Kesin olarak değeri biçilmiş.
Ölçü ve tartı ile satılmayan, götürü.
Pazarlıksız, değeri ve pahası biçilmiş.
Götürü, belirli, miktarda, değeri biçilmış, pazarlıksız.
Kesin olarak değeri biçilmiş, ölçü ile satılmayan, götürü.
Değişmez olarak tespit edilmiş, pazarlık edilmeyen fiyat, kesin fiyat.
Fiyatı biçilmiş, değeri kesin olarak belirlenmiş, pazarlık kabul etmez, pazarlıksız. 

Maktu teriminin başka anlamları:
Kesik,
Aralıklı,
Kesilmiş olan.
Kesilmiş olan yer.
Argo Parası olmayan. 
Argo Tutkun, hayran. 
Kesilmiş, kat olunmuş.
Kesilerek bozulmuş olan.
Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). 
Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür.
Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek.
Çiğ sütten yapılan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. 
Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmı.

Enli ve gür (kaş)...

Kalın,
Rusça: kalın.
İngilizce: thick.
Enli ve gür, 
Enli ve gür (kaş).

Kalın sözcüğünün başka anlamları:
Derin.
Çeyiz,
Ağırlık,
Kalınlık.
Çeyiz, başlık.
Etli, dolgun olan.
Yoğun, akıcılığı az olan.
Sesi pes olan, ince karşıtı.
Sık, kesif, kalabalık, çok, sayısız.
Kimi yerlerde çeyize kalın denir.
Kars yöresine özgü, tandırda pişirilen bir tür pide.
Gelin olacak kıza erkeğin verdiği para veya armağan, ağırlık.
Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü.
Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı.

Dabakçılıkta kullanılan çatal ağaç...

Dipe,

Çatallı ağaç,
Dabakçılıkta kullanılan çatal ağaç.
Niğde - Bor yöresinde verilen ad.
Geleneksel deri işleme sanatı olan dabakçılıkta (tabakhanelerde) kullanılan çatal ağaç. İşçilerin ellerini kimyasal solüsyonlara doğrudan ve sürekli sokmasını önleyerek kaldıraç / uzantı görevi görür. 

Ham derilerin kireçlik veya tabaklama teknelerinde; sile (havuzlarda) hareket ettirilmesi, ters yüz edilmesi, sıvının içine batırılması ya da havuzdan çıkarılması için kullanılan, ucunda çatallı (iki kollu) bir tutma yeri veya ucu bulunan uzun ahşap sopaya/araç anlamına gelir. 
Havuzlardaki yoğun sıvı içinde ağırlaşan ve üst üste yığılan derilerin düzenli yıkanmasını veya ilacı/kireci eşit almasını sağlar. 

Dabakçılık (deri işleme) zanaatı:
Geleneksel dabakçılık, son derece meşakkatli ve her biri özel aletler gerektiren aşamalardan oluşur. Derinin sert, dayanıksız bir hayvansal posttan, yumuşak ve bozulmaz bir mamule dönüşme serüveninde kullanılan en önemli geleneksel aletler ve işleme aşamaları şunlardır:

Tabakhanelerde kullanılan ekipmanlar:
Kavele (Kavele Bıçağı): 
Derinin et ve yağ tabakalarını kazımak ya da kireçlikten çıkan derinin tüylerini sıyırmak için kullanılan, iki ucu saplı, hafif kavisli ve oldukça keskin özel bir bıçaktır.

Kütük (Dabak Kütüğü): 
Üzerinde kavele bıçağı ile çalışma yapılan, genellikle yarım silindir şeklinde, eğimli ve pürüzsüz ahşap tezgahtır. İşçi deriyi bu kütüğün üzerine gererek kazıma yapar.
Mermer Tezgah: 
Derinin gerilmesi, kurutulması, ilaçlanması veya el ile boyanması işlemlerinin yapıldığı pürüzsüz, soğuk ve dayanıklı taş masalardır.

Bellur (Cam Merdane): 
Boyanan ve zeytinyağı ile beslenen derinin yüzeyini düzleştirmek, parlatmak ve gözeneklerini sıkılaştırmak için el ile deri üzerinde gezdirilen kalın cam silindirdir.

Sile / Havuz: 
Dabakların deri ıslatmak amacıyla kullandıkları beton havuz. İçine manda derisi atılan, havuz, dericilik çukuru. Derilerin işlenmesi için yatırılan harç kuyusu. Kireçleme, kireç giderme ve tabaklama sularının (özellikle palamut, meşe palamudu şerbetinin) tutulduğu derin kuyu veya havuzlardır. 

Deri İşleme Aşamaları:
(Geleneksel Yöntem)
Hayvandan alınan yaş postun nihai deriye dönüşmesi temel olarak üç ana faza ayrılır:
1. Hazırlık (Islatma ve Kireçleme)Islatma: 
Tuzlanarak saklanan kuru postlar havuzlarda yıkanarak eski doğal nemine ve yumuşaklığına kavuşturulur. Deri, kireçli suya yatırılarak kıl köklerinin gevşemesi sağlanır. Süre sonunda tüyler kavele ile kütük üzerinde kazınarak temizlenir. Derinin iç yüzeyinde kalan et, yağ ve doku artıkları kavele bıçağı ile tamamen sıyrılıp atılır.

2. Tabaklama (Sepileme), Kireç Giderme ve Sileleme: 
Derideki sert kireç kalıntılarını çözmek için geleneksel olarak güvercin veya köpek gübresi (sakat) içeren sile havuzlarına basım yapılır. Bu işlem deriyi gözenekli ve yumuşak hale getirir. Tabaklama (Tanenleme): Derinin çürümesini önleyen asıl aşamadır. Bitkisel tabaklamada meşe palamudu, palamut hülasası veya ağaç kabuklarından hazırlanan bitkisel şerbet dolu kuyularda deriler günlerce bekletilir ve çatal ağaçlarla sürekli altüst edilir.

3. Bitiriş (Perdah ve Boyama) Kurutma ve Yağlama: 
Tabaklanan deriler kurutulur ve esneklik kazanması için bezir ya da zeytinyağı ile yağlanır. Tamamen doğal veya zaç ruhu gibi sabitleyiciler eklenen boyalarla mermer tezgahlarda el ile renklendirilir. Cam merdanelerle (bellur) baskı uygulanarak derinin pürüzsüzleşmesi ve satışa hazır parıltılı bir görünüm kazanması sağlanır.

Yunan Mitolojisi’nde yeri ve denizi dolduran sayısız çokluktaki dişi, tanrısal varlıklara verilen isim ...

Nemf,
Nimf,
Peri,
İngilizce: nymph.
Fransızca: nymphe,
Mitolojide ise doğada yaşayan dişi tanrısal varlıkları (perileri) ifade eder.
Yunan Mitolojisi’nde yeri ve denizi dolduran sayısız çokluktaki dişi, tanrısal varlıklara verilen isim.
Yunan mitolojisinde yeri ve denizi dolduran dişi, tanrısal varlıklardır. Ölümsüz değillerdir. Ancak uzun yıllar yaşarlar ve genç, güzel kalırlar. Doğurganlık ve zarafet sembolü olarak mitlerde sıklıkla güzellikleri vurgulanır.

Oreadlar dağlarda, Naiadlar akarsularda, Dryadlar meşe ağaçlarında, limnadeslar göllerde, crinaealar çeşmelerde, pegaeaeler kaynaklarda, potameidesler nehirlerde, elionomaeler bataklıklarda yaşarlar.

Ölümsüz değillerdir ama tanrılar gibi ambrosia ile beslendiklerinden çok uzun yıllar yaşarlar ve hep genç ve güzel kalırlar. Ambrosia balımsı bir maddedir ve uzun yıllar yaşamı sağlar doğurganlık ve zariflik simgesidirler. Mitlerde genellikle güzellikleri yüzünden başlarından geçenler anlatılır, genel olarak perilerin güzelliğine vurgu yapılır.

Nemf sözcüğünün başka anlamları:
Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim.
Küçük kurt, böcek.
Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken, arada aldıkları özel biçim.
Başkalaşım gösteren böceklerde, dış görünüşü ergine benzeyen, ancak eşey organları ve kanatları tam olarak gelişmemiş evre.
Çekirge ve tahtakurusu gibi böceklerde görülür. Kurtçuk (larva) ile yetişkin (ergin) arasındaki gelişme evresidir. Dış görünüşü yetişkin böceğe benzer. Kanatları ve eşey organları tam gelişmemiştir. Pupa (koza) evresi geçirmez.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ