Kasımpatı biçiminde olan elmas iğne...

Pat,
Pat, elmas iğne,
Bu çiçek biçiminde elmas iğne.
Kasımpatı biçiminde olan elmas iğne.
Kuyumculukta kasımpatı çiceğine benzetilerek yapılmış elmas iğnesi.
Kasımpatı çiçeğine benzeyen, elmaslarla süslenmiş geleneksel ve antika bir iğne (broş) modelini ifade eder. Genellikle Osmanlı döneminde ve erken cumhuriyet yıllarında kadınlar tarafından kıyafet veya başörtüsü üzerine takılan bir takı çeşididir. 

Pat sözcüğünün yörelerimizdeki, halk dilinde başka anlamları:
Sağır.
Tavan.
Makat.
Karyola.
Ot yığını.
Kasımpatı.
Yassı, basık,
Domuz yavrusu.
Yerli sedir, kerevet.
İçi boş, olgunlaşmamış.
Kasım patına benzer bir çiçek.
Peltek konuşan, kekeme, dilsiz.
Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses.
Altmışaltı oyununda sayıların eşit gelmesi.
Körelmiş, keskinliğini yitirmiş, küt.
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi.
Birleşikgillerden, papatyaya benzeyen otsu bir bitki.
Kesiciliğini, keskinliğini kaybetmiş, körelmiş, küt.
Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç.
Garnitür ya da kapama parçası olarak kullanılan deri ya da kumaş bant.
Oyuncunun geçerli hamlesinin kalmaması ve şah altında olmaması durumu (beraberlik).
Kanal tedavisinde kullanılan dolgu maddeleri veya elmas kaplı döner frez uçları.

Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz kimse...

Denyo,
Denilo,
Argoda denyo.
Çingenece: denilo,
Dengesiz, deli, bozuk.
Denyo, tutarsız, dengesiz, 
Dengesiz, deli bozuk, sersem, budala.
Dengesiz, delibozuk, öküzün önde gideni.
Zıpır, kaçık, yarı deli, serserinin meczubu.
Çingenece denilo (deli, aptal) kökeninden gelir.
Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz (kimse).
Argoda günü gününe, sözü sözüne uymayan, davranışları tutarsız ve dengesiz kimseler için kullanılan kaba tabir dir.

Dengesiz, tutarsız, ne yapacağı belli olmayan, sözünde durmayan kişiler için kullanılan bir argo sözcüktür. Genellikle davranışları norm dışı, mantıksız veya tutarsız bulunan kişileri küçümsemek veya alay etmek için kullanılır.
Türkçede genellikle argo olarak kullanılan, dengesiz, delibozuk, sersem, budala veya tuhaf davranan kişiler için alaycı amaçla söylenen bir kelimedir. 
Orta oyununda aptal veya şaşkın karakterleri ifade eder.
Orta oyununda Kavuklu'nun yanındaki şaşkın, haylaz, bön karakter (Kavuklu arkası) için de kullanılan bir terimdir.

Denyo kelimesinin başka anlamları:
Almanya'da  tam adı Dennis Dubplate olan, 44 yaşında Denyo adında bir hip pop şarkıcısı.
Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız.
Dengesi olmayan, muvazenesiz.
Zekaca geri olan (kimse), alık,
Ahmak, bön.

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in hocası olarak bilinen alim, tıp insanı...

Akşemsettin,
(D. 1389, Şam - Ö. 16 Şubat 1459, Göynük)
Şeyh Akşemseddin,
Asıl adıyla Mehmed Şemseddin bin Hamza,
Saç ve sakalının beyaz olması sebebiyle "Ak" unvanını almıştır.
Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in hocası olarak bilinmektedir.
İstanbul'un manevi fatihi, tıp bilgini ve mutasavvıftır. Mikrobiyolojinin öncülerinden kabul edilen ve Bayramilik tarikatının kollarından Şemsiyye-i Bayramiyye'nin kurucusudur.

Akşemsettin, 1390 yılında Şam'da doğdu. II. Murad'ın isteği üzerine Fatih'in hocalığını ve danışmanlığını yaptı. İstanbul'un fethine katılarak fethin ilk Cuma namazını Ayasofya'da kıldırdı. Ebu Eyyub el-Ensari'nin (Eyüp Sultan) kabrini keşfetti. Dinî ilimlerin yanı sıra tıp, eczacılık ve simya alanlarında derinleşti. Maddetü'l-Hayat adlı eserinde, mikroskop henüz icat edilmemişken mikroorganizmalardan (mikroplardan) bahsetti ve bulaşıcı hastalıkların nedenini açıkladı. Hacı Bayram-ı Veli'nin önde gelen müritlerinden olup, onun vefatından sonra Bayramilik tarikatının bu kolunu yönetti. Fatih Sultan Mehmed'in ısrarlarına rağmen fetihten sonra İstanbul'da kalmadı ve Bolu'nun Göynük ilçesine göçtü. 16 Şubat 1459 yılında, 70 yaşında öldü.

Eserleri:Risaletü'n-Nuriye,
Hall-i Müşkilat,
Makamat-ı Evliya,
Kitabü't Tıb,
Maddetü'l-Hayat,
Def'ü Metain,
Nasihatnamei.

Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik...

Dal,
(Branş),
Şube,
Flum,
Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube.
Canlıların sınıflandırılmasında (taksonomi) sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan en büyük birlik şubedir. Bilimsel terminolojide filum olarak da adlandırılır.

Genel taksonomik hiyerarşi sıralamasi:
Alem (Regnum),
Şube / Dal (Phylum),
Sınıf (Classis),
Takım (Ordo),
Familya (Familia),
Cins (Genus),
Tür (Species).

Dal sözcüğünün başka anlamları:
Kol.
Tam,
Ağaç.
Omuz,
Boynuz.
Çıplak.
Tek, eş.
Arka, peş.
Arka, sırt.
Boyun, ense.
Palamut ağacı.
Omuz, omuzbaşı.
Çıplak, yalın olan:
Lahana ya da yaprağı.
Zayıf, ince(hayvan için),
Kitap ve defter yaprağı, sayfa.
Yemeniye benzeyen bir giyim eşyası.
Damlara konulan mertek, kalınca direk.
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
İp üzerine dizilmiş fıstık, badem ya da cevizli pestil.
Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alan.
Tohumluk olarak ayrılan mısırların birbirlerine bağlanmasıyle yapılan iki metrelik örgü.
Eğitim kurumlarında uygulanan bir alan altında belirli konularda uzmanlaşmaya yönelik bilgi, beceri, tutum, davranış gerektiren ve istihdam imkânı sağlayan iş kollarından her biri.

Birleşikgillerden, papatyaya benzeyen otsu bir bitki

Pat,
Kasımpatı.
(Leucanthemum),
Kasım patına benzer bir çiçek.
Birleşikgillerden, kasımpatına benzeyen bir çiçek.
Birleşikgillerden, papatyaya benzeyen otsu bir bitki.

Pat sözcüğünün yörelerimizdeki, halk dilinde başka anlamları:
Sağır.
Tavan.
Makat.
Karyola.
Ot yığını.
Yassı, basık,
Domuz yavrusu.
Yerli sedir, kerevet.
İçi boş, olgunlaşmamış.
Peltek konuşan, kekeme, dilsiz.
Bu çiçek biçiminde elmas iğne.
Kasımpatı biçiminde olan elmas iğne.
Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses.
Altmışaltı oyununda sayıların eşit gelmesi.
Körelmiş, keskinliğini yitirmiş, küt.
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
Kesiciliğini, keskinliğini kaybetmiş, körelmiş, küt.
Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç.
Kuyumculukta Kasımpatı çiceğine benzetilerek yapılmış elmas iğnesi.
Garnitür ya da kapama parçası olarak kullanılan deri ya da kumaş bant.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ