Habeş hükümdarlarına verilen ad...

Necaşi, Nicaşi (İng. Negus).
Etiyopya (Habeşistan) imparatorlarının sanı.
Habeşistan hükümdarlarına Hz. Muhammed tarafından verilen san. Habeş Meliki olan "Eshame" nin lakabıdır. Kamus Şairinin dediğine göre, mutlaka bu isim, Habeş Meliklerinin has isimleridir.

Oromolar, Amharalar, Tigreler, Sidamolar, Shankellalar, Somalililer, Afarlar ve Gurageler Etiyopya topraklarında yaşayan belli başlı etnik topluluklardır.
Daha çok Habeşistan (Köleler Ülkesi) ismiyle bilinen Etiyopya, tarihte bilinen en eski medeniyettir. Etiyopya veya Etyopya, Sudan, Eritre, Cibuti, Somali, Kenya ve Uganda ile komşu olan büyük bir Doğu Afrika ülkesidir. 

Ülkenin başkenti yerel dilde "yeni çiçek" anlamına gelen Addis Ababa'dır. 

Etiyopya ve Omo Vadisindeki bazı kabileler;
Turkana Kabilesi,
Dassanech Kabilesi,
Bodi (Me’en) Kabilesi,
Tsemay (Tsemey) Kabilesi,
Kwegu (Kwego) Kabilesi,
Konso Kabilesi,
Dorze Kabilesi,
Afar ( Danakil ) Kabilesi,
Surma ( Suri ) Kabilesi,
Bume ( Bumi ) Kabilesi,
Ari Kabilesi,
Benna ( Banna ) Kabilesi,
Karo Kabilesi,
Hamer Kabilesi,
Arbore ( Erbori) Kabilesi,
Mursi Kabilesi.

Etiyopya' da yaşayan siyah  derili yahudiler de vardır. 
http://www.bulmacabil.com/search?q=fala%C5%9Filer

Ciddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan...

Yeleme,
Havai, Hoppa,
Ağırbaşlı olmayan.

Aşkenazi yahudileri tarafından kullanılan ve "Yahudi Almancası" da denilen dil...

Yidiş, Yahudi Almancası, 
(Eşkenazi Dili - Aşkanazi Dili)

Avrupa, Amerika ve Asya’da 3.5 milyon’dan fazla Aşkenaz Yahudisi tarafından konuşulan, Cermen kökenli dil. Diğer birçok Musevi dili gibi İbrani Alfabesi ile yazılır. Zaman zaman Almanca ağzı olarak görülür.

Yidiş, İbranice ve Aramca Yahudiler' in üç temel yazı dilini oluşturur. Eşkanazi ya da Aşkenazi dili olarak da bilinen Yidiş 19. yüzyılda Yahudiler'in yerleştiği birçok yere yayılarak dünyanın en yaygın dillerinden biri olmuştur. Haçlı Seferleri nedeniyle Polonya, Litvanya, Rusya gibi Slav ülkelerine göç etmeden önce Ren vadisinde ve Fransa'da yaşayan Yahudiler'e Aşkenazi adı verilir.

Yahudilerin en eski ve değerli kitapları Tevrat ve Tanah (Yahudi kutsal kitabı) hemen hemen bütünüyle eski İbranice yazılmış olup, Yahudi tarihi boyunca geniş anlamda kullanılmıştır. Yahudiler İbranicenin aynı zamanda Tanrı'nın dili olduğunu savunurlar (Tevrat'a göre Tanrı bu dilde konuştu) ve bundan dolayı İbraniceyi "laşon akodeş" kutsal lisan olarak bilirler.

Isparta, Burdur ve Denizli' nin dağ köylerinde dokunan bir tür kaba kumaş...

Menevrek,
Kıldan dokunmuş şalvar.

Isparta' da dört katlı tezgâhlarda “dimi” denilen yünden elbiselikler ile dağ köylerinde “menevrek” denilen, sık dokumalar üretilmektedir. Ayrıca Senirkent ile Büyükkabaca, İleyüb, Yassıviran, Garip köylerinde pamuklu dokumacılık yapılmaktadır.

Burdur' da, siyah yünden “menevrek” denen şalvarlıklar, pamuktan siyah-beyaz damalı “yağnıç”isimli önlükler, çamaşırlıklar, çeşitli desenli pamuk bezler dokunmaktadır.

Denizli' de Merkez dışında Buldan, Babadağ, Sarayköy, Tavas, Kızılcabölük ve Kale ilçelerinde oldukça gelişmiş bir dokumacılık vardır. Dokumaların büyük çoğunluğunu yatak çarşafları ve alacalar oluşturmaktadır. Ayrıca birkaç köyde “kılçar” denilen şalvarlıklar da dokunur. Yine Tavas ilçesinin Kızılhisar bucağında yünden “menevrek”, “kılçar”, “çakşırlık” gibi çeşitli dokumalar ve siyah kuzu yününden şalvarlıklar üretilmektedir. Çal ilçesinin Ortaköy ve Bekirli köylerinde “akbez”, “alacabez”ve şalvarlıklar dokunmaktadır.

Bursa' nın Gemlik ilçesinin antik dönemlerindeki adı...

Kios, Prousisas,

Kios, kentin bitişiğindeki ırmağın adıdır. Körfez kıyısında I.Ö. 1390’ da kurulduğu sanılan Kentin kuruluş tarihi, İlkçağ hellen mitolojisinde ünlü bir destana dayanmaktadır. Bu destanın bir bölümüne göre; Doğu Karadeniz kıyısında Kolkhis kentinde bir kutsal ormandaki altın tüylü koç postunu ele geçirmek için yola çıkan Argo gemisindeki yiğitler yörede konaklarlarken, herakles ile Polyphemos, yoldaşlarından ayrı düşmüşler ve gemi, onları almadan yola çıkar. Böylece orada kalan Polyhemos, sonradan, Kios kentini kurmuştur.

Kios kenti, İÖ. 7. yüzyılda önce Frigya, sonrada Lydia krallıklarına , İÖ. 652’de de Kimmerlerin egemenliği altına girmiştir. İÖ. 6. yüzyıl ortalarında Kroisos tarafından tekrar Lydia topraklarına katılan Kios, aynı zamanda zengin bir liman ve ticaret kenti durumunda idi. Daha sonra Perslerin egemenliği altına giren kente, I.O. 3. yüzyılda Bithynia kralı I. Prusias kendi adını vermiştir. Prousias, Bithynia krallarından ikisinin adıdır. Kent aynı adı taşıyan diğer Prusa’ isimli kentlerden ayırt edebilmek için kent, Prusa ad Mare (Denize Karsı Prusa) adıyla da anılmıştır. I.Ö. 75’te Roma egemenliği altına giren kent, Bizans döneminde zengin bir zeytincilik ve ipekçilik merkezi durumuna gelmiştir. Kios binlerce yıldır birçok uygarlığa beşik etmesine karşılık, eskinin yıkılıp, yenisinin yapıldığı bir kent olduğundan, Antik çağdaki kentten günümüze herhangi bir kalıntısı gelememiştir.

Bursa'nın 30 km. kuzeybatısında aynı adlı körfezin kıyısında kurulmuş olan Gemlik'te, ilçeye bağlı Kurşunlu, Küçük Kumla, Büyük Kumla, Karacaali yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı kıyılardır.

Aşık kemiği...

Kap, (eski dil) , 
Aşık kemiğinin üstü, tepesi.

Ayak, Ayak bileği, Ayak tarağı (metatarsal), Parmak kemikleri(phalanx) olmak üzere üç gruptan oluşur. Bunlardan Ayak bileği (tarsal) Ayak bileği kemikleri ; topuk kemiği (calcaneus) , aşık kemiği , kayıksı kemik , 3 tane kama kemik (1.,2.,3. cuneiforme kemikler ) ve küp benzeri kemikten meydana gelir. 

Ayakta bulunan kemiklerin en büyüğü topuk kemiğidir. Topuk kemiği aşık kemiğiyle birlikte ayağın arka bölümünü oluşturur. Aşık kemiği , kaval kemiği ile kamış kemiğinin oluşturduğu çatalın içine sokulur.

Gizli kalması gereken ya da istenen durumlarda bir adın yerine kullanılan sözcük...

Rumuz, Simge. (İng. Nickname, Takma Ad)
Gizli anlamları olan işaretler ve sözler.

Rumuz, takma ad, ayama, rumuz veya lakap, ismini açıklamak istemeyen kişilerin sanal veya gerçek dünyada kullandıkları sahte isim veya yer tutucudur. Takma adlar, Güzin Abla ve Haydar Dümen' in gazete köşe yazılarına gelen mektup ve sorularda da sıklıkla kullanılmaktadır.

Günümüz Türkçesinde, nickname, İnternette beli bir iletişim (haberleşme) hizmetini, düzenli olarak kullanmak isteyen kişinin, kendi adından farklı olarak, bu hizmeti, gerçek adını gizleyerek kullanmak için, kendine taktığı ad veya ad yamasıdır. Kullanıcı adı ile nickname arasındaki en büyük fark, İnternet kullanıcısı, adını, birinde, gizleme ihtiyacı duyarken, diğerinde, gerçek adını ya da kimliğini gizleme ihtiyacı duymaktadır.

 En güzel örneği; Rumuz Goncagül.

Afrika' daki Fransız piyade birliğine bağlı asker...

Zuhaf , (Zouave).

Afrika Müslümanlarının oluşturduğu alaylardaki askere verilen ad.

Afrika' daki Fransız piyade birliğine bağlı asker için kullanılan sözcük.

Kaktüsden elde ve parfüm yapımında kullanılan özüt...

Aloe,
Aloe vera (sarısabırotu),

Doğada çok sayıda türü var, ancak bunlardan yalnızca 3-4 tanesi şifalı kabul ediliyor.Bu bitkinin şifalı özellikleriyle şu şekilde sıralanıyor. Antikor oluşumunu hızlandırıyor, tümörlü hücrelerin yok edilmesine yardımcı oluyor, güneş nedenli foto-yaşlanmayı engelliyor, vücuttan zehirli maddelerin atımını kolaylaştırıyor, oksidan maddeler nedenli hücre yaşlanmasını önlüyor (güçlü bir antioksidan), kemik iliğinde alyuvar oluşumunu hızlandırıyor, ağız içi bölgesi ve diş eti rahatsızlıklarına iyi geliyor, suyu mantar ve hemoroit oluşumlarına iyi geliyor, ülser ve kolit gibi rahatsızlıklarda iyileşmeyi hızlandırıyor, yanık tedavilerinde hücre yenilenmesini hızlandırıyor, cilt sorunlarına karşı da birebir.Yapraklarından elde edilen jelin kimyasal analizleri sonucunda, bu jelin yüksek miktarda aminoasit, temel yağ, mineral, vitamin, enzim, protein, polisakkarit ve biyolojik uyarıcı maddeler içerdiği ortaya çıkarılmış. Rahatsızlığın türüne göre, bitkinin yaprakları başta olmak üzere çeşitli bölümleri ya da özsuyu, sıvı ya da jel halinde kullanılıyor.

Balıkesir ve çevresine eskiden verilen ad...

Karesi,

Balıkesir, Anadolu yarımadasının kuzey batısında ve önemli bir kısmı Marmara’da olmak üzere geriye kalan kısmı da Ege Bölgesi'nde yeralan bir ildir. Güneyinden Manisa ve İzmir, batısında Ege Denizi ve Çanakkale, doğusundan Kütahya ve Bursa, kuzeyinden Marmara Denizi ile çevrilmiştir.
Yüzölçümü 14.456 Km² olan Balıkesir'in 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan sayıma göre nüfusu 1.075.631’dir .

İlçeleri: Merkez ilçe, Ayvalık, Balya, Bandırma, Bigadiç, Burhaniye, Dursunbey, Edremit, Erdek, Gömeç, Gönen, Havran, İvrindi, Kepsut, Marmara, Manyas, Savaştepe, Sındırgı ve Susurluk. 


Karesi Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti'nin gerilemesinden sonra Oğuz boyları tarafından Balıkesir-Çanakkale ve Bergama yöresinde kurulmuş Anadolu Türk Beyliğidir. Karesi Beyliği, komşusu olan Osmanoğulları Beyliği' in genişlemesiyle bu beyliğe katılmıştır. Balıkesir ili Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına kadar idari taksimatta Karesi ismini taşımıştır. Bu bölgenin Antik Çağdaki adı Mysia' dır. 

İlin, adını nereden aldığı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayette Paleo Kastro (Eski Hisar), bir başka söylentiye göre Bal-ı Kesr (Balı çok), bir başka rivayette ise Pers Devlet adamı Balı-Kisra'nın adından, ya da Balak-Hisar veya Balık-Hisar'dan geldiği söylenir.

Bölgedeki diğer antik kentler;
Edremit (Adramytteinen) 
Altınoluk (Antandros), 
Erdek (Ertaka) (Belkıs-Kyzikos), 
Bandırma (Pandermit).

Balıkesir' in görülmeye değer ve tarihi yerleri; 
Merkezde, Zağnospaşa Camii, Yıldırım Camii, Saat Kulesi (Koca Saat), Umurbey Camii, Karesi Bey Türbesi, Yeldeğirmenleri, Atatürk Parkı, Değirmen Boğazı ve Çamlık

Ayvalık' ta Taksiyarkis Kilisesi, Saatli Camii vb., Bandırma'da liman, Cami ve Türbeler ve Sarımsaklı Yarımadası ve Cunda (Alibey) Adası,
Burhaniye' de Ören, 
Edremit (Osmanlı döneminde tersaneler burada kurulmuştur.), Kurşunlu Cami, Edremit Körfezi ve oksijen yoğunluğu bakımından dünyada ikinci sırada gelen Altınoluk (Oksijen Cenneti) bu güzel yörelerden bazılarıdır ve Altınoluk Bucağında Andantros harabeleri,
Akçay'a 30 km. uzaklıktaki Küçükkuyu Köyü' ne yakın bir yerde bulunan Zeus Altarı ilginçtir. 
Manyas Kuşcenneti,
Ayvalık ilçesi ise güzel kumsalları, karşısındaki küçük adalar ve tarihi kalıntılarıyla ünlü  gerçekten görülmeye değerdir. 

Maden ocaklarında kazı yeri...

Arın,
Alın, Ayna, Ayak, taban veya galeri ( lağım, kılavuz, başaşağı, başyukarı vb.) ilerlemelerinde ve açık işletmelerde cevher, kömür veya taşta üretim ve ilerleme çalışmalarının yöneldiği dikey yüzey parçası.  

Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerlerine Arın, Alın denmektedir. Ayrıca maden ocaklarında kazılan yüksek eğimli ve dar galerilere de fere denir.


Köpük kıvamında tuzlu ya da tatlı yiyecek...

Mus, Mousse (okunuşu mus) (Fransızca' da köpük), 
Köpük kıvamında, tuzlu ya da tatlı yiyecek.

İyice ezilerek püre haline getirilmiş ana malzemenin (balık, tavuk, sebze vb) içine karlaşıncaya kadar çırpılmış yumurta akı ve krema ya da her ikisinin birden karıştırılmasıyla yapılır. Genellikle soğuk yenir, tatlı olduğu zaman bazen donmuş olarak da servis yapılır. Giriş yemeği olarak yapılan tuzlu muslar kümes hayvanları, kaz ciğeri, balık ya da kabuklu deniz hayvanları ile hazırlanır. İçine jelatin eklenerek katılaşması sağlanır. Çikolata ve moka ile yapılan muslar bazen sütlü krema ile hazırlanır. Meyveli olanlarda süt yerine püre haline getirilmiş meyve ya da meyve suyu kullanılır. Mus terimi aynı zamanda, kısmen katılaştırıldıktan sonra köpürene kadar çırpılarak yapılan jöleli tatlılar için de kullanılır. Kahveli ve bademli olan değişik çeşitleri de vardır.

Çikolatalı Mus,
(Bu tarif Pierre Hermé' nin La Larousse des Desserts adlı kitaptan alınmıştır.)

Malzemeler; 
180 gr bitter çikolata - 1 çorba kaşığı süt - 100  gr krema,
30 ml (2 çorba kaşığı) portakal likörü yoksa portakal kabuğu incecik rendelenebilir yada portakal yağı),
20 gr tereyağı - 3 yumurta - 15 gr şeker.

Yapılışı;
Krema ve sütü bir tencereye koyup kaynayınca altını kapatın. İçine kırılmış çikolataları ekleyin ve eriyene kadar karıştırın. Cikolatayi bir bıçak yardımıyla kesme tahtasının üstünde yapabildiğiniz kadar küçük parçalara bölebilirsiniz.
Tereyağını küçük parçalara bölün ve yukarıdaki karışıma ekleyin.
Yumurtanın beyazı ve sarılarını ayrırın. Sadece beyazları bir mikser yardımıyla bembeyaz köpük olana kadar çırpın. Yavaş ayardan başlayın tutmaya başlayınca hızı arttırın, kabı ters çevirdiğinizde köpük akmıyorsa olmuş demektir. Bir iki denemede kıvamı anlarsınız yanlız çok hızla uzun süre çevirirseniz  yine sıvı hale gelir dikkat. Bu kıvam makaron, sufle ve daha bir çok tatlı için gerekli bir tekniktir.

Yumurta sarılarını da karıştırıp azar azar çikolatalı karışıma ekleyin ve karıştırın. Yumurta beyazlarının üçte birini çikolatya ekleyin ve bir spatul yardımıyla alttan sıyırıp üste çevirerek karıştırın burda amaç yumurta köpüğünün içine hapsolmuş hava kabarcıklarını kırmamak daha sonra mus'a köpük hafifliğini verecektir. Kalan köpüğüde ekleyip yine alttan yukarı doğru daireler halinde karıştırın hafif beyaz köpükler kalabilir çok önemli değil hatta kalması daha iyi. Tek kişilik kaplara paylaştırın. En az 2 saat buzdolabında bekletin. Üstüne biraz krema ve çikolata kırpığı ile süsleyebilirsiniz. Afiyetler olsun.

Önü işlemeli bir tür yelek...

Fermane, Fermana, Fermene, Salta, Hırka,
Kadınların giydiği üzeri işlemeli yelek.

Kadınlarda giyim, uzun saçlar ve tek örgülü, fes genelde kırmızı renkli, ön taraf bütün alının hizasına gelecek şekilde altın ile kaplı olacak şekilde üstüne oyalı yemeni veya çevre örtülür. Üç eteğin üzerine giyilen Fermane sırma ve simle işlenir, motifler oldukça albenilidir. Kollar uzun, yaka ise diktir. Fermane-siyah, bordro,mor renklerden oluşan kadifeden dikilir. 

Yelekler kolsuz olur ve çoğunlukla entarilerin içinden görünecek şekilde giyilir. Bazı yerler de geniş kollu gömlekler üstüne giyilir. Diğerleri kolludur. Entari veya şalvar üstüne giyilir. Çuha, atlas, mantin, kadife gibi düz ve kalın kumaşlardan dikilir ve üzerleri sırma işleri ile süslenir. Hırkalar bazı bölgelerde şalvarların yapıldığı kumaşlardan yapılarak ikisi bir takım gibi sayılır. 


Maydanozgillerden bir bitki ve bunun eczacılıkta kullanılan reçinesi...

Çakşır otu (Çavşır otu). Çavşır,(Opopanax chironium).
Dağlardan toplanan yedirildiği zaman hayvanlarda cinsel istek duyuran bir cins ot.

Maydanozgillerden bir bitki (Opopanax chironium) yüksek boylu(2 m.), sert gövdeli, sarı çiçek açan otsu bir bitki. İçinde tanen, reçine, nişasta, alkaloit, saponin ve uçucu yağ bulunmaktadır.

Çavşır Otunun Faydaları ve Etkileri: Cinsel gücü ve isteği arttıran, etkili bir afrodizyak bitkidir. Aynı zamanda sperm sayısını ve hareketliliğini de arttıran etkileri vardır. Kasları kuvvetlendirir ve kas ağrılarını gidermekte yardımcıdır. Sinirleri rahatlatıcı özelliği vardır. Astım ve bronşit için faydalı bir bitkidir.  Çakşır Otu Kökü kurutularak toz haline getirilerek bal ile macun yapılmak suretiyle kullanılır. 1 su bardağı kaynar suyun içine 1 tatlı kaşığı çakşır kökü konularak demlemek surutiyle hazırlanan çay da içilebilir. Çakşır Otu düzenli kullanıldığı zaman olumlu etkileri görülmektedir.

Karabiber meyvelerinde bulunan, tadı keskin ve acımsı organik bileşik

Piperin, (1-Piperoylpiperidin),

Piperin, tropik asma Piper nigrum' un yumuşak meyvesi olan siyah ve beyaz biberin aktif bir elementidir. Siyah biber ham meyvenin fermentasyona bırakılması ve sonra da kurutulması ile elde edilir. Beyaz biber ise olgunlaşmış meyvenin kabuğu ve içinin ayrılması ve tohumlarının kurutulması yoluyla elde edilir.

Dinsel doğmaları yorum ve saptırma yapmaksızın olduğu gibi kabul eden İslam mezhebi...


Selefiye, Selefiyye, 
Bir İslam dini mezhebi.

Selefiyye mezhebi, akıl ve nakil (Kuran ve Sünnet) konusunda mutlak nakle inanır, akli çıkarımları kabul etmez. İman esasları ile ilgili konularda Kuran ve Sünnetteki açıklamalar ile yetinip bunları aynen kabul eder. Bu kabule müteşabihler de dahildir, tevil (görünür anlam dışında bir başka anlamda kabul etme) etmemekle beraber cisimleştirme (yani tecsim) de yapmazlar.

Eşarilik ve Matüridilik kurulana kadar, Sünni Müslümanlar itikadi yönden Selefiyyeye bağlı sayılırdı. Günümüzdeki Selefiyye terimi ise dört mezhepten herhangi bir mezhebe bağlı olmayan, Muhammed bin Abd ul-Vahhab'ın öğretilerini benimseyen, İslam Coğrafyası' nda yaygın şekilde Vahhabilik olarak tanınan inanç sistemini benimseyenlerin, kendi inanç sistemlerini tanımlamak için kullandıkları isimdir. Selefiyye ismi, Vehhabilik, Vahhabilik akımının örtündüğü bir isim olarak nitelenmiştir.

Selefiyye itikadi konulara aklın karıştırılması konusunda Mutezile mezhebinin tam tersidir; Mutezile mezhebi aklı birinci sıraya koymakla beraber akıl ile naklin çeliştiği durumlarda aklı kullanarak tevile gider ve genel olarak felsefeci bir tutum benimserken, Selefiyye mezhebi ise itikadi konularda akla yer vermez, sadece nakil (Kur'an ve Sünnet) ile hareket eder. Müteşabihler konusunda, müteşabihi olduğu gibi kabul ederken kastedilen manayı insanların bilemeyeceğini, konunun manasını Allah'a havale ettiklerini belirtirler. 

Genellikle Hanbelî fıkıh mezhebine bağlı olanlar itikadda Selefidirler. Ancak Selefiler fıkıhta mezheb taklidini benimsemedikleri için kendilerini bir mezhebe bağlı saymazlar. 4 büyük imamı esas alırlar, hadis ilmine ve alimlerine çok önem verirler, itikad olaraksa İbn Teymiye'yi Şeyhülislam olarak görürler, ve dini belli bir konuda ihtilaf varsa genel görüşe yani icma'a uyarlar. Bugün Selefilerin en yoğun olduğu bölge Suudi Arabistan'dır.

Resim sanatında boya maddesinin paletle karıştırılmadan tuvale küçük, noktasımsı fırça vuruşlarıyla uygulanması...

Divizyonizm, Noktacılık. (fransızca division: ayırma, bölme).

Geç izlenimcilerin renkleri ve ışığı derecelendirme yöntemi. Tuvaldeki renkli noktacıklar gözümüzde birleşerek bir biçim oluşturur.

Divizyonizm yada puantilizm olarak da adlandırılan, Pointilizm Noktacılık olarak tanımlanır ki Renkler yanyana geldiğinde bir renk yanılsaması oluşturur. Bu yanılsama sonunda yeni renkler oluşur.

Pisarro' nun divizyonizm (noktacılık) ekolunda yapılan resimlerden örnekler yanda gösterilmiştir.

Süryani takviminde sekizinci ay...

İyar,

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın...

Natır,

Arkeolojik çalışmalarda farklı tarihlere uzanan hamam kalıntıları bulunmuş olsa da, günümüz hamamlarına çok benzer işlevler gören, içi ısıtılan, sıcak su akan binaların yaygın olarak ilk kez M.Ö. 5. yüzyılda Atina'da kullanıldığı kabul ediliyor. Bu daire planlı yapılar, dikdörtgen planlı yan odalarla destekleniyor ve sobayla ısıtılıyordu. M.Ö. 33'te Roma'da 170 genel hamamın olduğu belirtiliyor: "Romalılar hamama 'thermea' derlerdi. Bu ifade binlerce yıl içinde çok az değişerek Türkçe'ye de girmiştir. Bazı bölgelerde kaplıcalara hâlâ termal adı verilir.

Erkek ve kadın hamamının ayrı olmadığı "tek hamamlar" ya da "kuşluk hamamı"nda , gündüzler kadınlara ayrılır, erkekler sabah erken saatlerde ya da gece yıkanırmış. Kadınlar öylesine gümbürtülü, öylesine cümbüşlü eğlenirlermiş ki, hamamın temizlenmesi iki saate yakın sürdüğünden erkekler pek bir şikâyet edermiş. Yine evlilik çağına gelmiş genç kızlar, önce hamamda görücüye çıkarlarmış.
Yine yakın zamana kadar İstanbul'da rastladığımız ayı oynatıcıları, ayıları geriye yatırarak yaptırdıkları hareketi, "Hadi göster bakalım, hamamda kocakarılar nasıl bayılır?" komutuyla başlatırlardı. "Hamam anası", "hamam parası", "hamamın namusunu kurtarmak", "hamam gibi olmak", "han hamam sahibi" ve daha yüzlercesi...
Günlük yaşantımıza girmiş deyimler, hatta Avrupalı gözünde Osmanlı ya da Türk denildiğinde ilk akla gelen sözcük. Edebiyatta, sinemada, anılarda ayrı bir yere sahip, oryantalizmin gizemli dünyasındaki baş mekân. Dört yanı çevrilmiş işlemeli duvarları ve kubbeli yapısıyla sadece temizlenilen bir yer değil, toplumsal hayatın vazgeçilmez bir parçası, tellağı, natırı, külhanbeyi ile yaşayan ve kuşaklar boyu aktarılan bir kültürün simgesi...

Hamamına özgü terimler;
Külhan: Hamamların ısıtıldığı, kapalı ve geniş ocak 
Sıcak halvet: Külhanın üstü  
Soğuk halvet: Külhana uzak olan yer  
Natır: Müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan  
Tellak: Müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan
Peştemal: Örtünmek için kullanılan ince dokuma  
Takunya: Hamam terliği

HAMAM

Engerek yılanı...

Efi,

Yılanlar, Serpentes alt takımına ait uzun, ayaksız etçil sürüngenlerdir. Çoğu yılan türü, ataları olan kertenkelerinkinden çok daha fazla eklemi olan bir kafatasına sahiptir. Bu yılanlara son derece hareketli çeneleriyle kendi kafasından daha büyük avları yutma imkanı verir. Dar vücutlarına uygun bir şekilde yerleşebilmesi için yılanların çift organları (böbrekler gibi) yan yana yerine biri diğerinin üstünde görünür ve çoğu bir tane işlevsel akciğere sahiptir.


En zehirli olan yılan türlerinden Engerek yılanları;
Uzun Burunlu Engerek
Koca Engerek-Macrovipera lebetina (doğu ve Güneydoğu Anadolu)
Osmanlı Engereği (Şeritli engerek),
Uzun Burunlu Engerek (Polenezköy).
Boynuzlu Engerek,
Ağrı Engereği,
Çoruh Engereği,
Küçük engerek,
Kafkas Engereği-Hopa engereği-Vipera Kaznakovi,
Baran Engereği,
Bolkar Engereği,
Kaznakovi,
Loda. 
Şeritli engerek,
Vagner engereği,


Tüm dünyada her yıl 5 milyon kişi yılan tarafından sokuluyor. Bunlardan 125 bin vaka ölümle sonuçlanıyor. Bir dişi engerek yılanı 5-14 kadar yavru doğuruyor. Engerek yılanları zehirledikleri avının izini dilleriyle takip ederler ve ölüsünü bularak yutarlar.

Yılanlar yumurtlayarak ürerler. Yumurtalardan ergine benzer yavrular çıkar. Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar. Boa, anakonda ve engereklerin çoğu yavrularını doğurur. Bunlar gerçek doğum değildir. Yumurtalar ana karnında gelişip açıldığından doğum gibi görülür. Buna “ovoviviparite” denir. Gebelik süresi 2 aydır.

Değersiz...

Hor (Far. hôr, hakir) (İng. Spam).
Naçiz,

Değersiz, önemi olmayan, aşağı olan, Hor.  Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz.

Tiyatro sahnesi...

Şano, (İt. scena) ,
(esk. Tiyatro sahnesi)
Skene,

"Bez Bebek" , "Suna", "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu" adlı filmleriyle tanınmış ünlü sinema yönetmenimiz...

Engin Ayça,  
Sinema yönetmeni, senaryo yazarı.

Doğum Tarihi – 24 Şubat 1941, Edremit, Balıkesir1941 yılında Edremit’te doğdu. Galatasaray lisesini bitirdi, Roma’da Instituto Superiore Dell Opinione Publica ve Centro Sperimentale Di Cinematografia okullarında Sinema Yönetmenliği eğitimi gördü. 1970 – 1974 yılları arasında İ.Ü. Foto Film merkezinde çalıştı.

Yılmaz Güney’ in ‘ Arkadaş ‘ filminde asistanlık yaptı. 1973 – 1975 yılları arasında Atilla Dorsay ve Nezih Coşkun ile 7. Sanat isimli Sinema dergisi çıkardı. 1974 yılında girdiği TRT İstanbul Televizyonunda 1986 yılına kadar yönetmen olarak çeşitli belgesel filmler ve kültür programları gerçekleştirdi. 1987 yılında TRT’den ayrıldı ve ‘Bez Bebek’ isimli sinema filmini yönetti. 1990 yılında ‘Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu’ isimli filmini çekti. Çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı, çeviriler yaptı. Sinema üzerine iki çeviri kitabı vardır: Ayzenştayn’ın Ders Notları ve Sinemanın 100 Yılı. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Enstitüsü’nde ders vermekte, sinema üzerine kuramsal yazılar yazmaktadır.
Filmleri;
Suna, 2007, Yönetmen 
Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu , 1990, Yönetmen 
Bez Bebek, 1987, Yönetmen 

Tahiti' li kadınlardan esinlenerek oluşturulmuş bir plaj giysisi...

Pareo,

Tahiti' de göğsün üstünde yada belde düğümlenerek giysi olarak kullanılan kumaş parçası . Tahitili kadınların kullandığı plaj giysisi. Mayo üstüne sarılan şala da pareo denmektedir.

Bikini ve mayoların üzerine, bele sarılarak kullanılan ince kumaştan yapılmış bayan giysisidir. Son yıllarda kullanımı gittikçe yaygınlaşan bir plaj aksesuarı olan pareo, Tahiti  kökenli, dikdörtgen bir kumaş parçasıdır.

Bozcaada' nın antik dönemlerdeki adı...

Bozcaada' nın eski adı Yunanca Tenedos,

Bozcaada İstanbul'dan yaklaşık 400km uzaklıktadır. Bozcaada, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale iline bağlı küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor. Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor. Yüzölçümü etrafındaki adacıklarla beraber 37.6 km2, çevresi 38 km. Adanın anakaradaki feribot iskelesine uzaklığı sadece 6 km. Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor. Adanın anakaradaki feribot iskelesine uzaklığı sadece 6 km. Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor. Adada hayatın akışını rüzgar belirliyor sanki. Yılın büyük bölümünde esen rüzgar, yazın kavurucu sıcaklarında serinletici bir etki yaratıyor. Kışın ise anakarayla bağlantıyı kesecek kadar şiddetli olabiliyor. Özellikle son 2-3 senedir kışlar kar yağışı ile birlikte oldukça sert geçiyor. Lodoslu havalar poyraza oranla feribot ulaşımını daha çok aksatıyor.  Adanın tek toplu taşıma aracı olan minibüsler, Ayazma ve Habbele Koylarına giden aynı güzergah boyunca işliyor.

500 yıldır Türkler ve Rumların bir arada yaşadıkları Bozcaada’nın nüfusu 2500 civarında.Adanın geçim kaynakları; bağcılık, şarapçılık, balıkçılık ve turizm. Bağcılık ve şarapçılık yüzyıllar öncesinden gelen ada gelenekleri. Adada yaşayıp da bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok gibi. 

Yunanlılar Troya Savaşı sırasında o zaman ki Bozcaada'daki bir liman olan Aulis'i üs olarak kullanmışlardır. Tenedos adı Herodot'un yazılarında sık sık geçmektedir. Antik çağ' da Midilli adasında oturan Aiolya halkının bir kısmının buraya yerleştiği tahmin edilmektedir.
Ada, İyonya ayaklanmasından sonra önce Perslerin sonra Romalıların egemenliğine girdi. Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kaldı.
Türklerin adayla ilk bağlantısı, Aydınoğlu Umur Bey'in İzmir'i fethettikten sonra 1328'de 8 gemilik bir filosuyla Bizans yönetimindeki Bozcaada'ya gelerek yağmalaması olmuştur.

Bozcaada Çanakkale Savaşı'nda ada İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edildi ve lojistik destek için kullanıldı. Bu dönemde müttefik kuvvetler Ayazma Tepesi'nde, Habbele Ovası'nda ve Habbele Tepesi'nde savaş uçakları için üç pist yaptı. Savaş sırasında müttefik askerleri, Bozcaada'da tedavi oldu ve dinlendi. Bozcaada 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakıldı. Türkler, adayı aynı yılın 23 Eylül günü teslim aldılar. Bozcaada belediyesi de adanın Türkiye'ye geçmesinin hemen ardından yine 1923'te kuruldu.

Börülce...

Karnıkara,
Lobik, (Doğu, Elazığ yöresi.)
Maş,
Acıbek,

Börülce salatası;
Börülcenin kuru haline, doğuda lobik denir.
Lobik haşlanır. Haşlanırken çok haşlanır ve küçük poşetlerde buzluğa konulur. İstenildiği zaman hazır olarak kullanılır.
Lobik ile beraber salata içine istediğiniz otları koyabilirsiniz. 


Bunlar maydonoz, kırmızı ve yeşil biber, kırmızı yağ biberi olabilir. Soğan ve yeşil soğan çok yakışır.  Salataya mutlaka bol nar ekşisi,  tuz  ve zeytin yağı ve limon koyunuz..
Afiyet olsun.

Siyaha yakın koyu yeşil renk...

Nefti,
RAL 6009 

Neft petrol demektir. Önceden lambalarda kullanılırmış. 
Ama biz onu genelde bir renk adı olarak tanıyoruz.

Balıkesir' in Bigadiç ilçesinde, "Hisarköy" de denilen bir kaplıca...

Hisarköy - Asarköy Kaplıcası,

İlçe merkezine 23 km. mesafede bulunan Hisarköy'ün etrafı antik kalıntılarla kaplıdır. Köy içinde Tonozlu köprü ve tüneller, postamentler, tiyatro ve yazılar dikkate alındığında buranın Roma devrinde mühim bir kaplıca merkezi olduğuna işaret eder.

Balıkesir ilinin Bigadiç ilçesine bağlı Hisarköy' de bulunan bu kaplıca suyunun en önemli özelliği termomineralli su olması ve selenyum ihtiva etmesidir. 98°C'de çıkan jeotermal su sayesinde Bigadiç ilçesinin merkezi ısıtma sistemi 2005 yılında faaliyete geçmiştir.
Hisar veya Asar, kelime olarak Arapça kökenli birer kelime olup anlamı ‘eserler veya kale’ manasındadır.

Kaynak suları, fluorürlü sodyum ve bikarbonat içeren bileşime sahiptir. Kadın hastalıkları başta olmak üzere, romatizmal hastalıklar ,kronik bel ağrısı,inme ,nevraljiler, ortopedik ameliyat ve kırıklar sonrası dönem, banyo uygulamalarında cilt üzerinde de olumlu etkiler göstermektedir. Astım, kronik bronşit, alerjik üst solunum yolları hastalıkları gibi durumlarda ekspektoran ve spazmolitik etkileri nedeniyle kullanımı mümkündür.


Bozma...

Bozma, Nakz, (Osm. Fesih, Nakız). 
İhlal, İbtal.

Halaylarda karşılıklı söylenen manilere verilen ad...

Berete,

Paris' te bulunan, dünyanın en ünlü müzelerinden biri...












Loure Müzesi
(Fransızca Musée du Louvre),

Paris, Fransa'da bulunan dünyanın en büyük müzelerinden biridir. Eskiden bir saray olan müze, 1793 yılında Avrupa'da ilk kez müze olarak halka açılmıştır. 1980'li yıllarda 1,2 milyar ABD doları harcanarak yenilenmiş, 21 metrelik cam piramit giriş de o zaman yapılmıştır. XIX. yy. Mısır, Yunan ve Roma eserlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 30.000 eserin bulunduğu müzedeki en ünlü eserler arasında, Milo Venüsü, Winged Victory of Samothrace, Mona Lisa (Leonardo da Vinci) ve Slaves (Michelangelo) sayılabilir. 

Louvre (Luvr) müzesi, yedi bölümden meydana gelmektedir. Her bölümün başında yetkili ve sorumlu kişiler vardır. Bunlar da müze müdürüne bağlıdır. Resim, heykel, doğu sanatları, Mısır sanatları, Yunan sanatları, sanat eserleri, desen gibi dallara ayrılan kısımlardan oluşur. Doğu sanatları bölümünde; heykel, Akat uygarlıklarından eserler mevcuttur. Mısır sanatları kısmı ise, Mısır' dan getirilen ve Kahire Fransız Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda ortaya çıkan, uygarlık örneklerinin tanınması bakımından önemlidir. Yunan sanatları bölümünde; M.Ö. 2000 yılı ile M.S. 3. yüzyıl sanatlarına ve çinilerine rastlanmaktadır. Sanat eserleri bölümünde, ortaçağdan günümüze kadar gelen süsleme sanatı örnekleri; resim bölümünde, ortaçağ Fransız ve Avrupa resim kolleksiyonları vardır. Heykel bölümü ise, 19. yüzyıl Fransız sanatının zamanımıza kadarki önemli eserlerini bulundurmaktadır.

Bir tür börülce ...

Maş,

Filistin topraklarına eskiden verilen ad...

Kenan Ülkesi veya Diyarı, (İbranice: Kena'an), 

Şeria (Ürdün) Nehri' nin batısındaki Antik Filistin topraklarına İbrahimi dini metinlerde verilen isim. Bu bölge günümüzdeki İsrail, Filistin ve Lübnan toprakları ile Ürdün, Mısır ve Suriye' nin kıyı kesimlerini kapsar.

İsrailoğulları Kenan Ülkesi'ni yaklaşık olarak M.Ö. 1500 ila M.Ö. 1000 yılları arasında fethetmiş ve yerleşmişlerdir. Kenan halkının dili Kenanca, batı Sami Dilleri ailesine çok yakın bir dildir. Kenan halkından Eski Ahit ve Tanah'ta, Mezopotamya ve Antik Mısır metinlerinde bahsedilir. Kuran' da Vadedilmiş Topraklar' dan bahsedilmekle birlikte Kenan isminden bahsedilmez. Günümüz Suriye'sine tekabül eden topraklarda yaşamış Antik Ugarit halkı kendilerini Kenanlı kabul etmemekle birlikte günümüz arkeolojik kalıntıları Kenanlı oldukları yönündedir.

Gürcü soylu bir halk...

İmerler 
(Gürcüce: İmerlebi),
Gürcüler,
(Kartvelebi veya Kartveli eri).

Gürcistan’ın idari bölgelerinden biri de İmereti - İmeretiya-İmeretia' dır. Coğrafi olarak Rion ırmağının yukarı ve orta bölgelerini kapsar. Bölgenin yönetim merkezi Kutayıs kentidir.Yerel kültür gruplarından olan İmerler, Gürcüce’nin bir lehçesini konuşurlar ve etnik Gürcülerin kavimsel boylarından biridir.

Gürcülerin büyük bölümü bugün Gürcistan’da yaşamaktadır. Gürcüler ayrıca Azerbaycan, İran, Rusya, Türkiye, ABD ve Avrupa’nın bazı ülkelerine de dağılmıştır. Tarihsel antropoloji açısından Gürcüler, İmerler, Svanlar, Megreller ve Lazlar aynı kökenden gelen halklar olarak kabul edilir.

İranlıların Gürcüleri verdiği ad olan Kurc veya Gurc adından gelir. Osmanlı döneminde kullanılan Gürci adı da buradan gelir.
İngilizce’de Georgians, Almanca’daki Georgier, Fransızca’daki Géorgiens gibi adların da Gürcülerin Farsça adından geldiği sanılır.

Kökleri Acaristan’ a dayanan ve Türkiye’ nin çeşitli yerlerine göç eden Müslüman Gürcülerin kendilerine Çveneburi adını verdiği biliniyor.  Gürcistan' da soylu kişilere Tavat  denir. 

1921’de Sovyet yönetimince bağımsızlığına son verilen Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir parçası oldu. Bugün, 1991’de bağımsız olan Gürcistan’ın yönetim bölgelerinden biridir ve Kutayıs, bölgenin yönetim merkezidir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ