Düşük kaliteli yaprak tütün...

Kapa,
Kapa bozuk tütün demektir. Bu miktarları kilodan düşerlerdi. Düşerlerdi ama bozuk dedikleri tütün balyanın içinde öylece kalırdı. “Arkadaş senin tütününü satın alıyoruz, ama kapaya ayırdıklarımızın parasını vermeyiz.” demekti bu.


Tütün üreticilerimiz tarla devresi sona eren tütünlerini balya, denk veya karton kutu içinde ambalajlayıp, mahsulünün tamamını alıcıların tütün eksperleri tarafından değerlendirileceği köy meydanı, ambar gibi bir yere getirerek ekspertiz işlemine tabi tutulur. Amerikan grad, B grad, Kapa, Duble kapa oranlarına göre fiyatlandırılır. 
Tekel alımları: Ekici tütün piyasalarında Tekel, iki türlü alım yapmaktaydı. Bunlardan birincisi ve başlıcası, iç tüketim ve ihracat için ürettiği sigaraların hammaddesi olan yaprak tütün alımı olup Tekel'in yapmış olduğu ikinci tür alım ise destekleme alımlarıdır. 1961 yılına kadar ara ara destekleme kapsamına alınan tütün, bu yıldan itibaren sürekli olarak bütün Hükümetler tarafından, ekici tütün piyasalarında destekleme alımları yapılmasına karar verilmiştir. Bu iş için Tekel görevlendirilmiştir. 2002 yılına kadar tütün destekleme alımları devam ettirilmiştir.
Tüccar alımları: Tekel'in iki amaçla yaptığı tütün alımlarının yanı sıra, tütün ticareti ile uğraşan gerçek ve tüzel kişiler de önceleri sadece ihracat şartı ile tütün piyasalarından tütün satın alırlardı. Alınan bu tütünlerin işlemeleri yapılarak ihraç edilebilmekteydiler. Ülke sigara üretim tekeli kalktığından bu güne ihracat yanında sigara üretim şirketlerinin tedarikçiliğini de yapmaktadırlar.

Hububat ...

Tahıl, Hububat.

Dünyanın her yerinde yaygın olarak bulunan, yiyecek olarak tüketilen Bitki ürünleridir. Günlük hayatta Ekmek ve ürünlerinin yapımlarında Un halinde kullanılırlar. Bununla beraber kullanım alanları geniş olan ürünledir. Bu Familyanın 400 civarında cins ve 4500 civarında tür içerdiği bilinmektedir.

Tahıllar Buğday, arpa, Pirinç, mısır, çavdar, Yulaf gibi Bitkilerin tohumlarıdır. Tanenin dış kısmı öğütülmede kepek olarak ayrılır. İç kısmı daha çok nişasta deposudur. Çimlenen çekirdek kısmında Proteinler, yağlar ve madenler daha fazladır. En iyi Protein kaynağı sayılan tahıl pirinç, en düşük mısırdır. Buna karşılık mısır, yağ oranı en çok olan tahıldır. En kolay sindirilen tahıl pirinç, en zorlarından biri buğdaydır. Başlıca karbonhidratları nişastadır. A ve C vitaminleri hemen hemen hiç bulunmaz. Ancak B vitaminleri değişik oranda vardır.

Sadece insanların değil, yeryüzündeki tüm Canlıların en önemli enerji kaynağı tahıl tohumlarıdır. Tahılları ya oldukları gibi tohum olarak, ya da işleyip, Un, nişasta, yağ, kepek, şeker olarak tüketiyoruz. Tahıl ürünleri olarak mısır, buğday, yulaf, arpa, çavdar ve pirinci sayabiliriz. Bunlar arasında en çok tüketileni buğdaydır. Mısır da doyurucu tahıl ürünlerinden biri. Ülkemizde çavdar tüketimi yaygın olmamakla birlikte, Almanya, Norveç, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde Buğday kadar tüketiliyor.

Türkiye’de çavdardan ekmek yapma alışkanlığı yok. Ancak bu tahıldan üretilen Ekmek, bol miktarda lif içerdiğinden bağırsaklar için faydalıdır. Yulaf ezmesi, Amerika ve Avrupa da, özellikle sabah kahvaltılarında tüketiliyor. Hem enerji veren hem de doyurucu olan Yulafın ezme olarak süt ve yoğurtla yenmesi Türk damak tadına ve yemek alışkanlıkları göz önünde tutulunca pek çekici bir yiyecek değil. Biz de daha çok hasta çocuklara ve diyabet gibi rahatsızlığı olan yetişkinlere yedirilmesi söz konusu.

Tahılların ülkelere ve bölgelere göre dağılımına bakıldığında ise Avrupa, Kuzey Amerika ve Yakın Doğuda Buğdayın yaygın olduğu gözlenirken, Uzak doğu ülkelerinde Pirinç olduğu görülmektedir.

Tahıl çeşitleri; 
Serin iklim tahılları,
Buğday
Arpa
Yulaf
Çavdar

Sıcak iklim tahılları,
Mısır
Sorgum
Darı
Pirinç

Hoşgörü...

Tolerans,

Hoşlanarak bakma...

Temaşa,
Seyir,

Hoşa giden duygulanım, hoşlanma ...

Haz, Zevk,

Hükümdar buyruğu altındaki halk...

Reaya,

Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk. 

Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Müslüman olmayan uyrukları:  
Hristiyan.

Osmanlı İmparatorluğu’nda yönetime katılmayan, askeri sınıf dışında kalan, geçimini tarım ve ticaretle sağlayan kesim. 

Tanzimat'tan önce Osmanlı İmparatorluğu'nda müslüman olmayan kişiler. Osm. Raiyye, Raiyyet.

Genel olarak Osmanlı uyruğu, dar anlamda vergi yükümlüsü olan sınıflar.

Açık yeşil ya da pembe renkli bir süs taşı ...

Yeşim,

Binlerce yıl once Çinliler bu taşı değerli taşlardan biri yapmışlardır. Efsaneye göre Çin Ejderinin yeryüzüne bıraktığı tohumların donmuş halinin Yeşim taşı olduğu düşünülür. Günümüzde Çinli büyük işadamları ellerinde Yeşimden tılsımlar taşıyor. Taşın hayvan biçiminde yontulmuşları vardır ve bugün bile hala çok revaçtadır. Aynı zamanda akıl hastalıklarına, dahili hastalıklara, göz bozukluğuna, kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldiğine inanılmaktadır.

Değerli taş niteliğindeki jadeyit ve nefrit minerallerinin ortak adıdır. Bu iki mineralin görünümü birbirine benzer, ama farklı maddelerden oluşmuşlardır. Her iki taş da çok serttir ve çok değişik renklerde bulunur, ama en sık rastlananları yeşil ve kahverengi olanlarıdır. Jadeyit dünyada yalnızca birkaç yerde bulunur; en iyi jadeyit Birmanya'nın kuzeyindeki Myitkyina bölgesinden çıkarılır. Bunun da neredeyse tümü yüzyıllardan beri işlenmek üzere hep Çin'e, daha çok da Kanton ve Şanghay'a, gönderilmektedir. En çok aranan jadeyit, zümrüt yeşili ve yarısaydam olanıdır; eflatun, mavi ve koyu kırmızı (ya da kuru yaprak renginde) olan taşlara da çok değer verilir. Nefrit özellikle Çin'in kuzeybatı kesimi, Sibirya, Kuzey Amerika ve Yeni Zelanda başta olmak üzere, dünyanın pek çok yerinde, dağlarda çökeller halinde ya da ırmak yataklarında, bazıları 1 ton ya da daha fazla gelen dev taş kütleleri halinde bulunur. Nefritin en çok tutulan renkleri ıspanak yeşili, sarı, siyah ve Çinli-ler'in "donyağı" dedikleri mat beyazdır. Yeşim denince akla hemen Çin gelir; çünkü bu ülkede yeşim bütün öbür taşlardan üstün tutulur. Eskiçağlarda Çinliler yeşimin insanı sağlıklı tutan, Öldükten sonra da bedeninin çürümesini önleyen sihirli bir gücü olduğuna inanırlardı. Bu yüzden de ölüyü yeşimle birlikte gömerler, dinsel törenlerde ya da imparator adına düzenlenen şenliklerde kullanılan kutsal eşyayı yeşimden yaparlardı. Zaman geçtikçe yeşim, kaplar ve heykeller için olduğu kadar, süs eşyası ve mücevher yapımında da yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Bugün müzelerde ve özel sanat koleksiyonlarında özenle saklanmakta olan Çin işi yeşim oymalardan bazıları 2.000 yıldan daha eskidir. 

 Yeşime değer verenler yalnızca Çinliler değildi. Avrupa'da tarihöncesi dönemde yaşamış olan insanların da, metallerin bilinmediği günlerde, keski gibi kesici el aletlerinin yapımında son derece sert bir taş olan yeşimi kullandıkları saptarımış ve eski yerleşim yerlerinde yapılan kazılarda bu tür aletler bulunmuştur. Orta Amerika'da yaşamış olan Aztekler ve Mayalar da yeşime çok değer vermiş, yeşimden oyma süs eşyaları yapmışlardır. Ne var ki, 16. yüzyılda İspanyollar'ın buraları fethetmesinden sonra yeşim oyma zanaatı yok olmuştur. İspanyollar bu taşa, düzgün olanlarını bellerine bağladıkları zaman vücudun bu bölgesindeki ağrılara iyi geleceğine inandıkları için, piedra de ijada, yani "böğür taşı" derlerdi. Son zamanlara kadar Yeni Zelanda'daki Maoriler de yeşimden alet, silah ve süs eşyası yaparlardı. Yeşim metalle kesilemeyecek kadar sert olduğu için, aşındırıcılarla taşlanarak biçimlendirilir. Yeşim oymacılığı hüner isteyen, zahmetli ve yavaş ilerleyen bir iştir.

Açıklık, aydınlık...

Vuzuh,  (arapça vuzu:hu) esk. 
Açık olma durumu, açıklık, aydınlık.

Kalın kara kabuklu sivilce, yara halinde deri hastalığı...

Ektima,  

Daha çok bacak derisinde yerleşen, irin yapıcı bakterilerin yol açtığı iltihaplı durum. 
Stafilokok ve streptokokların yol açtığı ve genellikle savaş tutsakları, kötü beslenmiş çocuklar gibi zayıf düşen kişilerde görülen bir deri hastalığıdır. Hastaların derisinde püstül denilen içi cerahat dolu kabartılar gelişir. Püstüller bir süre sonra açılıp derin deri ülserlerine dönüşürler. Bunlar bir süre sonra krut denilen kabuklarla örtülürler. Vücudun örtülü kısımlarında ve bacaklarda koyu renkli kabuklar belirir. Bu kabukların altı yangı doludur. Açık yaralar da oluşabilir. 

İmpetigodan biraz daha geniş olan bu yara, derinin derma tabakasına kadar ilerlemiştir. Cerahatli, büyük bir sivilce şeklinde başlar ve genişler. Üzeri esmer, sarımtırak veya kahverengi bir kabukla örtülüdür. Kabuk kaldırılırsa kenarları dik, zemini kanlı cerahatli bir salgı ile örtülü derin bir yara ortaya çıkar.

Tedavi sırasında genel sağlık kurallarına ve beslenmeye de dikkat etmek gerekir. Tedavide önce yara antiseptik solüsyonlarla temizlenir. Sonra lokal olarak antiseptik lokal olarak antibiyotikli pomatlar veya tozlar kullanılır. Ektima iyileştiğinde yerinde esmer renkli bir iz bırakır.

Hücre stoplazmasında bulunan hücrenin solunum organcığı...

Mitokondri,

 Boyları 0,2-5 mikron arasında değişir. Şekilleri ise ovalden çubuğa kadar değişkenlik göstermektedir. Bazı hücreler tek bir büyük mitokondri içerebilse de çoğunlukla büyük sayılarda bulunurlar. Sayıları hücrenin enerji ihtiyacına göre değişir. Özellikle kas ve sinir hücreleri gibi enerji ihtiyacı fazla olan hücrelerde çok sayıda mitokondri bulunur.Bir karaciğer hücresinde sayıları 2500 civarına ulaşabilir. Bölünüp çoğalma özelliğine sahiptirler.

Mitokondriler, oksijenli solunum yapan ökaryotik hücrelerde bulunur. Prokaryotik hücrelerde ve memelilerin alyuvarlarında bulunmaz.

Hücre stoplazması içinde çekirdeğin yakınında bulunan plazma kütlesi...

Santrozom,

Hücre sitoplazması içinde çekirdeğin yakınında bulunan açık renkli ve genel­likle homogen plazma kütlesi; içinde, ko­laylıkla boyanan ve santriyol adını taşı­yan bir cisim bulunur: Santrozom (13) mitoz bölünmede rol oynar. Göze sitoplazması içinde çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle homojen plazma kütlesi. 


Nukleon(1), Nukleus(2), Ribozom(3), Klogorenn(4), Retikulom-Garv(5), Benveg (6), Mikrotubul(7), Retikulum-Lintr(8), Mitokondri (9), Vakuolenn (10), Sitoplasm-Sitozol (11), Lizozom (12), Santrozom (13),









Hoş espirileri ve cevapları olan kimse...

Nekre,(Fr. Humour ).
Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü hikâye anlatan (kimse), nükteci.

Belirsiz olan.
Çıban ve yaradan çıkan kan ve irin. 
Garip ve gülünç fıkralar. 
Hoş sohbet ve hazır cevap kimse.
Belirtilmemiş isim, neye delalet ettiği belli olmayan (harf-i tarifsiz) isim.

Ada soğanı...

Ada soğanı Scilla Maritima, Scille, Scillae bulbus, Sea onion, Urginea maritima, Aksoğan, Öküz soğanı,  Zehirli soğan, Akdeniz Adasoğanı, Deniz soğanı, Tıbbi Adasoğan, Ayısoğanı, Beyaz soğan.
Unsul (Osmanlıca),

Zambakgillerden bir çeşit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Sonbaharda soğanın etli olan orta kısmı, dilimlenerek kurutulur. Kuru materyali rutubetten korumak lazımdır. Toz halinde yutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanılmamalıdır.

Kumluk ve kurak yerlerde yetişen, etli, mızrak gibi yaprakları olan, yaz sonunda beyazımsı çiçekler açan, 1 metre boyunda, otsu bir bitkidir. Şekerler, tanen, organik asitler, müsilaj, saponin, steroller, Kalsiyum-oksalat, reçine ve glucoscillaren, scillaren, proscillaridin A-B gibi kalbe etkili glikozitler içerir.  Adasoğanının bir de kırmızı varyetesi mevcuttur. Kırmızı adasoğanı fare zehiri olarak bilinir.Kırmızı Adasoğanı Orta Akdeniz havzasında (Cezayir, Tunus ve Sicilya) yetişir.

Güney Asya, Balkanların güneyi, yurdumuzda Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunmaktadır. Akdeniz iklimi bitkisidir. Eski Mısır uygarlığından beri bilinen bir ilaçtır.

Glikozitleri kalbi kuvvetlendirerek dolaşımı düzenler, kalp yetmezliğinden ileri gelen nefes darlığı ve yorgunluğu giderir. Böbrek kan akımını arttırarak idrar söktücü rol oynar. Diğer bir deyişle hafif ve orta derecede kalp yetmezliklerinde fayda sağlayabilir.

Açıklık, ferahlık ...

Küşayiş, Açıklık, Ferahlık, Ferah olma durumu, genişlik, gönül açıklığı.
Küşade, (Küşude) Açık. Açılmış. Ferahlı.
Küşadetmek, Açmak. Açış merasimi.

Açık, belli, anlaşılır olma durumu...

Sarahat,  (sara:hat) Belginlik.
Açıklık,

Aciz...

Eksin, İhtiyar. Yaşlılık ya da şiddetli bir hastalık nedeniyle bunamış (kimse).
Aciz, Zavallı, Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük

Abartmak...

Abartmak,  Mübalağa ve izam etmek.
Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalağa etmek.

Yirdirmek, Kabalık etmek, pot kırmak.
Uşkartmak,

Adriya Denizi'nde kullanılan çok hafif ve büyük bir gondol ...

Peota,(ital. k.). 
Adriya denizinde kullanılan çok hafif büyük gondol.

Kanuni Sultan Süleyman' ın başhekimi...

Bedrettin Mahmut, Kaysunizade, Kaysuni.

Türk hekim (XVI. yy.). Kahire yakınındaki Koşun ya da Kaysun köyündendir. Şehzade Bayezit'in tedavisinde gösterdiği başarı üzerine, Selim l'in nikris (gout-tes) hastalığını tedavi etmek üzere saraya çağrıldı.

Hassa hekimleri arasına girdi, hekimbaşı oldu (1562-1568). Kanuni' nin son seferine katıldı (1566), ölümünden sonra cesedini mumyaladı. Ed-dürer ül -manzum isimli türkçe tıp kitabında, yapıtını Murat Han'a sunduğunu belirtmesinden, Murat III döneminde sağ olduğu anlaşılmaktadır. Arapça tıp kitapları da vardır.

Hünnap, iğde, zeytinimsi meyve...

Utme,

Adana' da bir yayla...

Asar (Pozantı-Çamardı karayolunun 14. kilometresinden kuzey-batıya (Sola) dönülerek ulaşılır. ),
Armutoğlu (Adana'ya 119 kilometre, Pozantı ilçesine 17 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Pozantı-Ankara yol ayrımından doğuya doğru (Sarımsak Dağı) dönülerek 13 kilometrelik çam ve köknar ormanları içinden geçilerek ulaşılıyor.),
Armutoluk,

Başpınar (Aladağ ilçesinde yer alan yaylaya Adana'dan 95 kilometre asfalt yolla ulaşılıyor.),
Belemedik (Adana'ya 117 kilometre, Pozantı ilçesine 10 kilometre uzaklıkta bulunan bu yaylaya tren ve özel araçla ulaşılabiliyor. Zengin doğa manzarası tamamen bakir durumda. Ayrıca 1. Dünya Savaşı'nda burada görev yapan Alman personelden kalan yapılar ve mezarlık bulunuyor.), 

Bürücek (Akçaköy ve Tekir Yaylası'nın birleşmesiyle oluşan Akçatekir beldesinin bir mahallesi konumunda.),

Fındıklı (Pozantı-Çamardı karayolunun 10. kilometresinde bulunan yayla köyü, bağlar ve bahçeler arasına kurulu bulunuyor.),

Hamidiye,
Horzum Yaylası (Kozan ilçesini, Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli ilçeleriyle Kayseri'ye bağlayan karayolu üzerinde de Çulluuşağı Köyü (Yaylası) bulunuyor.  ).

Meydan (Aladağ ilçesine 6 kilometre uzaklıkta olan yaylaya stabilize yolla ulaşılıyor. Bin 700 metre rakımda bulunan yayla, ardıç, çam, köknar, sedir ağaçları ve meyve bahçeleriyle iç içe.),

Çamlıyayla,
Çatak (Saimbeyli-Tufanbeyli karayolunun 2. kilometresinden sola dönülerek bahçeler arasından geçen 3 kilometrelik stabilize yolla ulaşılıyor. ),
Kızıldağ (Adını Kızıldağ'dan alan yaylaya, Karaisalı ilçesinden 27 kilometre asfalt yolla ulaşılıyor),
Asmacık,

Obruk (Saimbeyli-Tufanbeyli karayolunun 5. kilometresinde yolun her iki yanında yer alan tamamen bakir bir yayla.),

Pozantı,
Tekir, Akçatekir,

Yenikonacık,

Ağcakise, Başpınar, Bıcıdeli, Ardıç, Çarkıpare, Kelerbaşı ve Kosurga Yaylaları ( Birbirine 3-5 kilometrelik kısa mesafedeki ve bakir durumdaki bu yaylalar ormanlık alan içinde kurulu bulunuyor.)

Kaplıcalarımız...

Adana;
Narlık, Tahtalıköy, 

Adıyaman;
Çörmük, Kuruçay, Besni, Kotur, Çelikhan,

Afyonkarahisar;
Araplıdere, Heybeli, Geçek, Ömerli, Gazlıgöl, Sandıklı Hüdai, İkbal, Oruçoğlu,

Ağrı;
Diyadin, Tazekent çermiği,

Aksaray;
Ziga,

Amasya,
Gözlek, Hamam, Terziköy, Ilısu,Armut, Arkıtbey,

Ankara;
Sey, Karakaya(Muş), Ayaş, Beypazarı, Kapullu, Haymana, Kızılcahamam, Hotel Ab-ı Hayat, Patalya, Asya, Çubuk ılıcası,

Antalya;
Cevinde, Sınat deresi, Sarısu, Şeytan mağarası şifalı suyu, Tükiz otel, Thalasso Center,
Ardahan;
Çıldır, Cocarta(Cocorta) içmesi

Artvin;
Ilıca, Mikelet, Zeytinlik, 
Aydın;
Aydın, İmamköy, Alangüllü, Yavansu, Çıban, Ilıkça, Ortakçı, Kabaağaç, Tekke, Demirtaş, Natur-Med,Ongun,

Balıkesir;
Güre(Edremit), Gönen, Ekşidere, Sarısu, Hamam, Gökçedere, Yıldızköy, Kepekler, Ömerköy, Karaağaç, Pelitköy, Derman, Afrodit, Gönen, Serpin, Manyas, Entur(Edremit), Balpaş,

Bilecik;
İnönü, Çaltı, Hamamboğazı, 

Bingöl;
Harrar, Kös, Karlıova,
Bitlis;
Çim, Güroymak-Çukur, Ilıcak-Germap, Nemrut, Alemdar, Köprüaltı, Değirmen, Yamacısuyu, Yılan dirilten madensuyu, 

Bolu;
Karacasu, Sarot, Babas (Mudurnu), Ahmet Akı, Yumnioğlu, Çatak,
Seben Pavlu,

Burdur;
Çerçin, İnsuyu,

Bursa;
Çekirge, Kervansaray, Karamustafapaşa, Kaynarca, Kükürtlü ,Dümbüldek, Oylat,

Çanakkale;
Külcüler, Çan, Geyikli, Terzialanı, Tepeköy, Truva, Kırkgeçit, İnciraltı, Kocabaşlar, Kestanbolu (Ezine),

Çankırı;
Karacaviran, Bayramören, Çavundur, Ödemiş, Kazancı, Karacakoş,

Çorum;
Çayköy, Beke-Figani, Meşe, Yoncalı, Manastır, Mecitözü,

Denizli;
Ortakçı,İnaltı, Burhaniye, Kabaağaç, Tekkeköy, Kızıldere, Pamukkale, Karahayıt, Gölemez,

Diyarbakır;
Çermik,
Düzce;
Derdin, Efteni,

Elazığ;
Buban, Hame, Kolan Ilıcası,

Erzincan;
Aşutca, Pöyünk çermiği, Karakulam,

Erzurum;
Kığı, Gökçeoğlan, Hamzan, Ilıca, Pasinler, Alipaşa(Pasinler),

Eskişehir;
Sakarılıca(Mihailgazi), Sarıcakaya, Kızılinler, Günyüzü, Yarıkçı, Ilıcaköy, Sakarı, Hamamkarahisar,

Hatay;
Reyhanlı, Erzin (Başlamış),

Isparta;
Tota, Değirmendere, Sinap suyu, Gönen,

İçel(Mersin);
Iğdır, Hocantı, Sapanca ılıcası,

İstanbul;
Tuzla,

İzmir;
Nabiler-Nebiler(Dikili), Bademli, Balçova, Ahmetçi, Cumalı, Bozköy, Gelinboğan, Malkoç(Çeşme), Şifne, Karakoç(Seferihisar), Kelalan, Dereköy(Bergama),

Kayseri;
Bayramhacı, Tekgöz, Boğazköprü, Yazır,

Kırşehir;
Çiçekdağı, Mahmutlu, Bulamaçlı, Terme, Hamamönü, Karakurt,

Konya;
Kükürtlü, Ilıca pınarı, Ilgın, Kükürtpınarı, Seydişehir, Çavuşcugöl, Açık ılıcası,
Kütahya;
Naşa, Yoncalı, Emet, kaynarca, Davutlar, Kızılsinler, Çelikli-Fokurdak, Göbel, Harlek, Eynal,

Manisa;
Çeren, Ilıcak, Menteşe, Alaşehir, Şehitler, Emir, Urganlı, Sart, Kurşunlu, Emirler,
Muğla;
Girme(Yatağan), Gelenbe, Bozöyük, Belceğiz, Kalemiye, Gebeler, Köyceğiz, Sultaniye, Tavşanburnu,

Nevşehir;
Kozaklı,

Niğde;
Çiftehan, Kokarca, Kokaksu, Ziga, Çelikli, Ihlara, Narlıgöl, Kemerhisar, Kocapınar,

Osmaniye;
Kokar,  Avluk, Haruniye, Gebeli, Ilıca,

Rize;
Varda, Andon, Güney içmeleri, Ayder, Cimil,
Sakarya;
Taraklı, Acısu, Ilıcaköy, Bucak, Akyazı, Kilhamamı, Kuzuluk,

Samsun;
Hamamayağı, Aslanağzı, Ladik, Havza, Pavli içmeleri,

Siirt;
Sağlarca, Hısta, Lif,


Sinop;
Acısu içmesi, Domuzdamı içmesi,  Soğuksu, 


Sivas;
Divriği, Erikli, Tepecik, Alaman çermiği (Sarkışla), Balıklı çermik,
Şırnak;
Hısta(Güçlükonak),
Bestameryem, bestemeremi, Zümrüt,

Tokat;
Reşadiye, Sulusaray, Niksar, Ayvaz suyu,


Tunceli; 
Bozağa, Bağın, Harçik, Anafatma,


Uşak;
Sürmencik, Aksaz, Emirfakılı, 


Van;
Defriş, Dergezin, Hasanabdal (Erciş),


Yozgat;
Çavlak, Karadikmen, Yerköy, Köhne, Karamağara, Yeşilova, Terzili,


Yalova;
Termal,

Adıyaman' da bir mağara...

Göksu,
Palanlı,
Kitap-Demirkale  (Kitap cave),
Gümüşkaya (Palaş),
Pirin (Pere) ,

Palamut, Torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura...

Lakerda,
Özellikle kış mevsiminde, torik, sivri ve zindan delen balıklarından yapılabilen, lezzetli bir balık salamurasıdır. 
 
Kullanılacak malzeme:
Çifti 5-10 kilo gelen torik (sivri veya zindan delen balığı da olabilir) ve mutfak tuzu.

Yapımı:
Balığın baş ve kuyruk kısımlarını kesip yüzgeçlerini temizledikten sonra kalan parçayı 7.8 santim eninde yuvarlak dilimlere doğramalı. Şimşir gibi sert bir ağaçtan elde edilecek yuvarlak kürdan kalınlığında uzun bir âletle balığın belkemiğindeki iliği ayıklamalı. 
 
Hazırlanmış balık dilimlerini yıkayıp delikli bir kaba koymalı ve 5-6 saat suyunun süzülmesini beklemeli. Süzülen balıkları kalınca mutfak tuzuna buladıktan sonra bir emaye veya plastik kaba sıra sıra istif etmeli ve her sıranın üzerine, örtecek kadar tuz serpmeli. İstif tamamlanınca, üzerine yine tuz serpmeli. İstiflenmiş balıkların üstüne, kaba uyabilecek temiz bir tahta kapağı ve kapağın da üzerine, iyi yıkanmış bir taşı ağırlık olarak oturtmalı. Kaba, taşın üç parmak üstüne çıkacak kadar su koymalı, sonra kabın ağzını, temiz bir bezle sıkıca bağlamalı. Üç gün geçince, bezi açarak, suyun yüzüne çıkmış olan yağ tabakasını bir tahta kaşıkla ve bir parça pamukla almalı ve bu işi her üç günde bir tekrarlamalı. Böylece hazırlanan lakerda, muhafaza edildiği yer yeteri kadar serinse, 1,5-2 ayda olur. 
 
Lakerdanın olgunlaşması tadından ve renginden anlaşılır. Olmuş bir lakerda fazla tuz çekmez, lezzetlidir, pembe - beyaz renktedir, gevşek değildir ve kolayca kesilir. Çarşıda satılan lakerda ise daha çok palamut balığından ve uzun süre bekletilmeden yapıldığı içindir ki, lezzet bakımından farklıdır, rengini çabuk değiştirir ve pek dayanmaz. 
 
Çarşı esnafı lakerdayı aynı biçimde hazırlarken balığın çabuk olgunlaşması için istif işlemine başlamadan önce dilimleri sıcak suya daldırır, burada bir dakika kadar beklettikten sonra bir süre süzgeçte tutar. Kısmen haşlanmış olan balıklar iyice süzülünce esnaf bunu yukarıda anlatıldığı biçimde tuzlayarak istifler. Böyle hazırlanan balıklar bir haftada tuzu çekip lakerda haline gelir.

Lakerda yapılacak balıkların kesilen kafalarını, etli olduklarından atmamalı, haşlayıp çorba yapmalı; kuyruk taraflarını da ızgara, tava, buğulama veya pilâki yapımında kullanmalıdır.

Altay Türklerinde, doksan koyun derisinden kürkü ve seksen koyun derisinden külahı olduğuna inanılan cin...

Çorabaş,
Altay Türklerince inanılan bir cin,

James Bond' un yaratıcısı olan İngiliz Yazar...

Ian Lancaster Fleming (d. 1908 - ö. 1964) 

James Bond karakterinin yaratıcısı ve romanlarının yazarı İngiliz gazeteci ve yazar. II. Dünya Savaşı'nda deniz subayı olarak görev yapan yazar abisi Peter Fleming gibi İngiltere' nin Eton Koleji' nden mezun olmuş ve buradan askeri okula devam etmiştir. Savaştan evvel ve sonrasında ise, gazeteci olarak dünyayı gezmiştir.Yazdığı casusluk romanları filmlere uyarlanmış ve ona dünya çapında ün kazandırmıştır. 7 tane James Bond kitabı yazmıştır. James bond ismi ise, o dönemde yaşayan ve kuşlar üzerine çalışan bir bilim adamından alındı.  Yazmış olduğu bond-serisi toplam 12 kitap ve 2 hikayeden ibarettir. James Bond filmlerinde oynayan isimlerden en meşhurları da Pierce Brosnan ve Sean Connery' dir.

Romanları;
Altın Parmak,
Altın Tabancalı Adam,
Ben , 007,
Doktor No,
Kurt Kanı,
İnsan İki Kere Yaşar,
Royal Kumarhanesi,
Yıldırım Harekatı,
Zorlu Düşman,
Zümrüt Küre,
Son Koz,
Sonsuz Kabus,
Rusya' dan Sevgilerle,
Ani Tehlike,
Ay Harekatı,
Öldür ve Yaşa,
Çok Gizli,
Senin Gözlerin İçin,
Sen Yaşa Bırak O Ölsün,
Kraliçenin Hizmetinde, 

Osmanlı döneminde Avusturya' dan gelen bir kumaş türü...

Raşa,

Anonim şirketlerde kurucu ortakların ya da sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı...

Apor,

Bursa' da Osmangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan, Türkiye' nin tek çarşılı köprüsü...

Irgandı köprüsü,   

Gökdere üzerinde yer alan  tarihi bir köprüdür. Kagir ve tek katlıdır. İki yanında dükkanlar sıralanır. Bu nedenle Türkiye'nin Ponte Vechino'su olarak anılır.

Dünyadaki 4 çarşılı köprüden ilkidir. Diğer köprüler İtalya'nın Floransa(Ponte Vecchio) ve Venedik(Ponte Rialto), Bulgaristan'ın Lofça (Osma Köprüsü) kentlerinde yer alır.1442 yılında Irgandılı Ali’nin oğlu Hacı Muslihiddin tarafından inşa edilmiştir. Kaynaklara bakılırsa üzerinde tam 31 dükkân, bir mescit ve iki tane de ahır bulunmaktaymış. Bursa'ya büyük hasar veren ünlü 1855 depreminde, Irgandı köprüsü de epey zarar görmüş. Lakin 1922 yılında Bursa'dan kaçmaya başlayan Yunan işgal güçleri, bu şaheseri bomba ile yıkmışlar. Daha sonra alelade bir yol olarak kullanılmaya başlanmıştır. 


Köprü, 2004’de yenilenmiş ve turistik bir mekan olarak kullanıma açılmıştır. Köprü üzerindeki nargile kahveler yaz günleri gençlerin buluşma mekanlarından olmuştur. Köprü üzerinde Bursa kandilleri ve mumculuk, Bursa bıçağı ve metal işleme sanatı, sedefkarlık, nakkaşlık, minyatür gibi el sanatı ürünleri sergilenip satılmaktadır. Bu nedenle bir sanat köprüsü olarak nitelenebilir. Köprüde yanyana dükkanları bulunan iki sanatçıya (Metal işlemeci Yılmaz Emen ve  sedefkar Zafer Karazeybek), 2005 yılında Kültür Bakanlığı tarafından devlet sanatçısı ünvanı verilmiştir. 

Yemen' de yaşamış bir arap kabilesi...

Gatafan Kabilesi,
Fezara Kabilesi,

Yemen, Yemen Cumhuriyeti (Arapça E l-Cumhuriyyet' ül-Yemeniyye).  
Orta Doğu'da, Umman Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Umman'ın batısında Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan bir ülke. Başkenti Sanaa' dır. En önemli kenti Aden' dir. 


Yemen'de yaşayan halka Yemenli denir. Ülkenin toplam nüfusu 25 milyon kişi civarında olup diğer başlıca etnik kökenler Güneybatı Asya ve Afrika'dan çalışmaya gelmiş kişilerden oluşmaktadır. Nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ülkede okur-yazar nüfus oranı yüzde 50'dir.  Eskiden Yemen' in Kuzey bölgesinde yağmacı olarak yaşamış kabileler yaşamıştır. Bunlardan Gatafan ve Fezare kabileleri Mekkelilerin ticaret kervanlarına saldırarak ekonomik ve askeri gücünü zayıflatmışlardır.

Güneybatı Anadolu' da yetişen ve yumruları salep yapımında kullanılan otsu bir bitki...

Patpatanak (Barlia robertiana orkidesi), Patpatan, Ayı kulağı, Keşkeş çiçeği, Deşdiye salebi, Şaknalı salep, Tavşantopuğu,  (Andırın - Kahraman Maraş yöresinde Damartartık, Dildamak, Diliçıkık, Diliçıkırık, Tespih salebi, Yayla salebi), Çam salebi, Elçik (Armutlu-Bursa), ( Doğu Anadolu bölgesinde Yoğurtçuk, Peynircik, Peynir çiçeği), Kazankarası, Kedigözü, Kedi tırnağı, Pisipisi, Tülekdokuyan, Çayırotu, Çamçiçeği,
 

Salep (Sahlep), Orkideler ailesine ait Orchis, Ophyris, Serapias, Platanthera, Dactylorhiza vs. cinslerine ait türlerin yumrularına verilen ad. Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Bu bitkilerin toprak altında iki yumrusu bulunur. Bitki çiçekte iken yeni yumru toplanır; daha büyük sert, buruşuk kirli beyaz renkte olan eski yumru bırakılır. Bunlardan biri ana yumru  ve o senenin gövdesini verir. Diğeriyse gençtir, hemşire veya kardeş yumrudur ve gelecek yılın yumrusunu verir. Salep elde edilen türlerin hepsi yumruludur. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Salep daha çok kireçli toprakları sever. Ormanlık bölgelerde yetişen saleplerin yumrusu iri olur. Çayırlarda yetişen saleplerin yumrusu ise daha zayıftır. Anadolu’da salep genellikle Orchis ve Ophyrus türlerinden elde edilir. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır.


Bitki çiçekteyken, toprak altındaki yumruları toplanır. Yalnız yan yumru alınır, gövdeyi taşıyan ana yumru genellikle alınmaz. Fakat her ikisi de kulanılabilir. Yumrular kremsi, yumurta şeklinde veya çatalsıdır. Toplanan yumrular suyla yıkanarak temizlenir, ipe dizilir ve su veya sütle kaynatılır, sonra açık havada kurutulur. Kurutulan yumrular dövülerek toz edilir. Elde edilen bu toz kullanılacak hale gelmiş olan salebi verir. Su ve sütle birlikte kullanıldığında şiştiği için yaygın bir şekilde dondurma hammaddesi olarak kullanılır.

Yurdumuzda bir çok çeşidi vadır. Çoğunlukla Batı, Güneybatı, Güney ve Kuzey Anadolu olmakla beraber Anadolu’nun birçok yerinde yetişir.

Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Afrodizyak etkisi olup, cinsel gücü artırır.

Tarihte önemli bir rol oynamış Orta Asya halkı...

Juan Juanlar, (Çin kaynaklarında Cücenler ya da namı diğer Avarlar.)
Avarlar, 
Cücenler.
Naymanlar, 
Peçenekler,
Hazarlar,

Orta Asya’da Juan-juan adıyla bilinen, Avarların önce Doğu Asya'da, daha sonra merkezi Macaristan olmak üzere 560 yılında Orta Avrupa'da devlet kurdular. Kökeni hakkında kesin bilgiler bulunmayan Avarların, Avrupa kavimleri üzerinde önemli etkileri olmuştur. Avrupa kavimleri, özellikle de Slavlar, devlet yönetimi ve askerlik konusunda Avarlar'dan çok şey öğrenmişlerdir. Üzengiyi ilk defa Avrupa'ya getirenler Avarlar'dır.
Araştırmaların ortaya çıkardığı sonuçlara göre, Avarlar'ın devleti, 9. yüzyılın başında Franklar tarafından yıkılmış; Avarlar da zamanla Hıristiyan toplulukları içinde eriyerek kaybolmuşlardır.

Hazarlar ve Avarlar, Bizanslıların düşmanıydı.  Avarların başında Bayan Han bulunuyordu. Bayan Han döneminde Bizans topraklarına girilerek Sırbistan ve Makedonya’daki sınır kaleleri ele geçirildi. Bizansı art arda yenilgiye uğrattı. 592 yılında İstanbul’u kuşatmak için Çorluya gelen Bayan Han, Bizansta büyük endişeye yol açtı. Avarlar, 619 ve 626 yılında İstanbulu iki kez kuşattılar. 2. kuşatmayı Sasanilerle ortaklaşa yapmışlardır. Ama bu kuşatmalardan bir sonuç alamadan döndüler. Avar devleti dağıldığında Bir kısmı Avar halkı,Bizanslılar tarafından askeri amaçlı alındı. Avarlar; İstanbul’ u kuşatan ilk Türk Devleti'dir.

Una su katılarak yapılan bir tür çorba...

Umaç (Batı Trakya),

Malzemeler; 
1 su bardağı un, 4 su bardağı su, 1 tatlı kaşığı nane, Yarım çorba kaşığı salça, 3 çorba kaşığı tereyağı, 1 tatlı kaşığı kırmızıbiber.

Bir tencereye su, salça ve tuz ekleyip kaynatın. Diğer tarafta bir tabağa un koyup, hafif su serperek karıştırın ve elinizle parça parça katı bir form verin. Hamurlar nohut büyüklüğünde olana dek bu işleme devam edin. Hamur parçacıklarını, kaynamakta olan suya yavaş yavaş üave edin. Nane ekleyerek birkaç taşım kaynatın ve ocaktan alın. Tereyağını eritip, kırmızıbiber ilave edin. Çorbanın üzerine gezdirerek servis yapın.

Güney Amerika yerlilerinin konuştuğu bir dil...

Tupi, Tupi-Guarani Dilleri Ailesi.

Avrupalı sömürgeciler ilk kez Brezilya kıyılarına ayak bastıklarında, bölgede konuşulan diller topluluğuna verilen ad. Tupi aynı zamanda, Brezilya'da ilk olarak Amazon bölgesine yerleşip, sonra zamanla güneye inip Atlantik kıyılarına yayılan başlıca Amerikalı yerli topluluğudur.
 
16. Yüzyıldan başlayarak, Tupi' ler Portekizli ve İspanyalı sömürgecilerce köleleştirilmiş ya da soykırıma uğratılmışlardır. Bu etnik temizlikten kurtulanların torunları, günümüzde özerk yerli yerleşim bölgelerinde yaşamaktadırlar. Tupi-Guarani dil topluluğu da, daha büyük Tupi topluluğunun bir parçasıdır. Paraguay’ da Guarani dili ve İspanyolca çeşit olarak halk tarafından kullanılmaktadır.

Sabanın ucundaki demir bölüm...

Nal, 

Saban yüzlerce yıldır bölgemizde sürdürülen klasik tarım yöntemlerinin vazgeçilmez aracı olmuştur. Tüm gövdesi ahşaptan yapılmış olup, toprağı süren ağaç gövdenin ucuna saban demiri takılır. Saban ucundaki demir şekil olarak bahçeleri kazdığımız belin ucundaki demire benzemektedir. Bu demire Nal adı verilir. Kara sabanı kullanmak özel beceri ister. Belli bir derinlikte sürmek bir hayli zahmetlidir. Uzun ömürlü olmayıp, kurak toprağı sürerken kırıldığı dahi olur. Kara sabanla sürülen tarla çabuk bitmez, adeta kara sabanla tarlada yapılan iş ilerlemez.

Zilleri gibi kasnağı da madenden yapılmış küçük ve derisiz tef...

Çağana,
 
Çengilerin dans ederken çaldığı, zilleri gibi kasnağı da madenden yapılmış küçük ve derisiz tef.

İzmir' in Kemalpaşa ilçesinin eski adı...

Nif,

Kemalpaşa, İzmir’in doğusunda yer alan bir ilçe. Kuzeyinde Manisa; güneyinde Torbalı ve Bayındır; doğusunda Turgutlu; batısında Bornova ve Buca ilçeleri bulunmaktadır. Eski adı Nif' dir. İzmir'in düşmandan kurtarıldığı günün arifesi 8 Eylül 1922 akşamı muzaffer orduların komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın burada konaklamış olmasının şerefine ismi sonradan değiştirilmiştir. Günümüzde bu bina Askerlik Şubesi binası olarak hizmet vermekte olup, Atatürk'ün kaldığı oda müze olarak korunmaktadır.

Mısırlı ünlü sinema yönetmeni...


Yusuf Şahin, ( Youssef Chahine, 1926-2008).

1926 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde dünyaya gelen Şahin, 24 yaşında ilk uzun metrajlı filmi ‘Baba Amin’i çekti. 1958 yılında ‘Merkez Gar/ Kahire İstasyonu’ ile ilk büyük filmine imza atan Şahin, bundan sonra dönemin siyasi ortamını yansıtan filmler yaptı. Selahaddin Eyyübi’nin hikayesini anlattığı ‘Selahadin’ ile adını tüm dünyaya duyurdu. Film Amerika’dan Suriye’ye kadar birçok ülkede sansürlendi.

40’dan fazla uzun metrajlı filmi bulunan Yusuf Şahin 1978 yapımı ‘İskenderiye Neden?’ filmiyle Berlin Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü ve Altın Ayı Ödülünü kazandı. 1997 yılında da ‘Kader’ filmiyle Cannes Film Festivalinde ödül aldı. 2004 yılında çektiği 4 bölümlük otobiyografik dizi “Niçin İskenderiye”nin sonuncusu ‘İskenderiye, New York’ filmi ABD’de yasaklandı. Diğer bilinen filmleri arasında ‘Toprak’ (1969), ‘Elveda Bonaparte’ (1985) ve dünyanın her yanından 10 ünlü yönetmenle birlikte çektiği 11 Eylül saldırıları ile ilgili “11’09’01” (2002) filmi bulunuyor. "Bellek",  "Altıncı gün" gibi filmleriyle tanınmıştır.

1978`de 4 bölümlük otobiyografik dizi `Niçin İskenderiye`nin ilkini çeken Şahin, seriyi 2004`de `İskenderiye New York` ile tamamladı.Filmleri sık sık cinsel imaları ve siyasi baskıları eleştirmesi nedeniyle Mısır`da tartışmalara yol açan Şahin`in, Yusuf peygamberin İncil`deki öyküsünden esinlenerek 1994`de yaptığı Göçmen filmi Mısır`da yasaklanmıştı.

Başıboş gezen hayvan sürüsü...

Örek,
Alaşa,

Okçulukta, okun nişana vurmayarak yana düşmesine verilen ad...

Vavik, (Osmanlıca).
 Okun nişana dokunmayıp yanına düşmesi hali.

Okçulara, “Tirendaz, Tirzen, Kemankeş, Kavvas, Tirkeş” denilirdi.  Ok’a “Tir” ya da “Sehem” de denilirdi. En iyi ok çam ağacından yapılırdı. Bir metre uzunluğunda, üç parmak kalınlığında ve budaksız olan dallar bir takım işlemlerden geçirildikten sonra 3 yıl dinlenmeye bırakılırdı.Okların maden ya da kemikten sivri ucun geçirildiği yere “Temren”, “Demren”, ya da “Soya” denirdi. Oku hedefe dik götüren tüye “Yele” adı verilirdi. Bu yeleler kuğu, kerkenez, kartal, tavşancıl gibi kuşların kanat tüylerinden yapılırdı.Okların kondukları torbalara “Kandil, kubur, tirkeş, sadak, ok kesesi, okluk” denirdi. Bunlar en güzel şekilde işlenirdi. Yaya “Kavs” ya da “Keman” denirdi. En iyi yaylar akağaçtan yapılırdı. Yay yapımında kullanılan sinirler öküzlerin bileklerinin üst tarafından diz kapaklarına kadar olan bölümden sağlanırdı. Yaydan çıkan okun düzgün gitmesini sağlayan tüy üzerindeki yere “Siper” ya da “Ok yatağı” denirdi. Yayların sürekli olarak rüzgara karşı gölgede asılması gerekirdi.

Su akan musluksuz boru...

Lüle, (Far. lûle: lüle) 
Alm. Wassermass,

Çeşme ağzı, boru, namlu.
Osmanlı İmparatorluğu çağında çeşmelere takılan ve belli bir süre içinde belli ölçüde su akıtan boru.

Dünyada yalnızca Akşehir gölü çevresinde yetişen 1 metre kadar boylanabilen ve gösterişli sarı çiçekler açan bir bitki...

Piyan, Acı Piyan,
Turcica, 
 
Dünyada sadece Konya'nın Akşehir ilçesindeki Akşehir Gölü çevresinde yetişen ve Latince'de Türkiye anlamına gelen ''Thermopsis Turcica'' isimli bitki.
 

1983 yılında Akşehir Gölü çevresinde yaptıkları araştırmalar sırasında, baklagillerden bir bitki keşfettiklerini ve bu türe Latince'de ''Türkiye'' anlamına gelen ''Turcica'' ismini verdiklerini söyledi.

Halk arasında ''acı piyan'' olarak bilinen, gösterişli sarı çiçeklere sahip bikinin 80-100 santimetre boya ulaşabilmektedir.


Bu bitkinin bileşiminde bulunan maddeler nedeniyle acı olduğundan dolayı hayvanlar tarafından yenilemediği bilinmektedir.

Turcica, yıllar içerisinde değişen doğa şartlarına direnerek çok eski jeolojik devirlerden beri günümüze kadar ulaşabilen lokal endemik nadir bir bitkidir. Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından, 'çok tehlikede' kategorisinde değerlendirilmiş ve acilen korunması gereken bir tür olarak kırmızı liste içerisine alınmıştır. Akşehir Gölü'nün kıyılarında küçük öbekler halinde yer yer de Eber kıyılarında karşımıza çıkan türün, en bol olarak görüldüğü Eber Gölü kıyılarında yaklaşık 1500 metrekarelik bir alan, Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce desteklenen 'Akşehir ve Eber Gölleri Sulak Alan Yönetim Planı (2008-2012)' projesi kapsamında tel örgüyle çevrilerek koruma altına alınmıştır.

Tekkelerdeki ayinlerde ilahi okumakla görevli hanende...

Zakir,
Zikreden, zikredici. 
Hafızası kuvvetli. 
İlahiler okuyan. 
Çok çok dua ve Esma-i İlahiyeyi okuyan. 
Tekrar eden.

Gümüşhane' nin Torul ilçesinde, "Tabiat parkı" kapsamına alınan 18 krater gölünün ortak adı...

Artabel,

Gümüşhane ili Torul ilçesi Musalla Deresi ve Çit Deresi kaynaklarını oluşturan ve yörede Yıldız gölleri, Beş göller, Karanlık Göller, Adalı göl, Üç göller gibi adlarla anılan buzul gölleri Gümüşhane il merkezine yaklaşık 60 km. uzaklıkta  bulunmaktadır.   Göller, yüksek bir sırtın kuzeyinde ve güneyinde kalacak şekilde kabaca iki ayrı sahada bulunur. Gülaçar Artabir tarafında 7 göl Avliyana ve Dağdibi tarafında 14 göl vardır.  Göllere ulaşım da bu iki farklı güzergahtan ortalama ikişer saatlik yürüyüş ile sağlanabilir. İki ayrı sahanın belli bir yerine kadar araba yolu mevcuttur.  Ayrıca Yalınkavak yaylasından yaklaşık 6-7 saatlik uzun bir yürüyüşle de göllere ulaşılabilir ki. Bu göllere giden en manzaralı en maceralı rotadır.Bu rota üzerinde Yıldız Dağı mevkiinde 1.Dünya Savaşı Rus işgalinin izleri hala görülebilmektedir.  Göller ve Abdal Musa diğer komşu köylerinde cazibe ve maneviyat merkezidir.Kırıntı,Kulaca ve Akbulak köylerinden yine dağ yollarıyla sahaya ulaşılabilmektedir.   Artabel Gölleri ve çevresi gerek jeolojik ve jeomorfolojik, gerekse flora ve fauna yönünden oldukça kaynak değerlere sahip olmasının yanında peyzaj değerleri bakımından da yüksek bir değere sahiptir. Saha içerisinde yer alan ve yöreye adını veren on sekiz adet buzul/krater gölünün devamlılığının sağlanması eşsiz manzara güzelliklerinden halkın koruma kullanma dengesi içerisinde faydalanabilmesi ve yörenin gelecek kuşaklara bir miras olarak aktarılabilmesi için 1998 yılında 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 3. maddesine göre Gümüşhane ili Torul ilçesi sınırları içerisinde kalan Artabel Gölleri ve çevresinin 5859 hektarlık kesimi "Artabel Gölleri Tabiat Parkı' olarak ilan edilmiştir.

Artabel deresinin kaynağının hemen kuzeyinde bulunan ve ilk şelalenin kuzey doğusunda yer alan Karanlık Göl bu dönemde gelişen kayaç topluluklarıyla çevrilmiş olup adı geçen Volkanın üzeye çıkışını sağlayan ilksel volkan bacasının ağız boşluğunda gelişmiştir. Diğer göller ise (Karagöl Dağı' nın doğu yamacında Beş Göl, Artabelin Başı Tepe' sinin kuzey eteğinde Karanlık Göl, Sofranın Başı Tepe' sinin batısında Beş Göller adı ile anılan Dört Göl; Gavur Dağı doğu zirvesinde Karagöller adı ile üç göl yer almaktadır.) 

Yine aynı formasyon içerisinde ve sahanın en kuzeyinde Abdal Musa Tepesi' nde bir göl Mezar Yayla güneydoğusunda adsız bir göl, Mezar Yayla kuzeydoğusunda iki göl olmak üzere toplam on sekiz adet krater gölü bulunmaktadır.  Artebel Gölleri ve çevresi gerek jeolojik ve jeomorfolojik, gerekse flora ve fauna yönünden oldukça kaynak değerlere sahip olmasının yanında peyzaj değerleri bakımından da yüksek bir değere sahiptir. Saha içerisinde yer alan ve yöreye adını veren on sekiz adet buzul/krater gölünün devamlılığının sağlanması eşsiz manzara güzelliklerinden halkın koruma kullanma dengesi içerisinde faydalanabilmesi ve yörenin gelecek kuşaklara bir miras olarak aktarılabilmesi için 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 3. maddesine göre Gümüşhane ili Torul ilçesi sınırları içerisinde kalan Artebel Gölleri ve çevresinin 5859 hektarlık kesimi "Artebel Gölleri Tabiat Parkı' olarak ilan edilmiştir.Ayrıca Zigana Köyü yaylalarında Limni ve Kuzu Gölleri, Yağmurdere sınırları içerisinde (Şakir Göl, Kürtün Sarıbaba' da Karagöl, Dörtkonak Yaylasında Aygır Göl, Dipsiz Göl gibi ilimiz sınırları içerisinde irili ufaklı göller mevcuttur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ