Eski Türklerde tanrılara veya ruhlara sunulmak üzere serbest bırakılan hayvan...

İdik,
Idik,
(Iduk),
Kutsal.
Kutlu, Mukaddes.
Eski Türkçede kutsal, mübarek, aziz anlamındadır.
Eski Türklerde kutsal sayılan kişi veya nesneler için kullanılmıştır.

Adak,
Kurban,
Sahibinin adak olarak bıraktığı kutsal hayvan.
Tanrıya veya ruhlara armağan olarak serbest bırakılan, kutsal kabul edilen hayvan.
Eski Türk geleneklerine göre; ruhlara bağışlanan, başıboş bırakılan hayvan, bir çeşit kansız kurban. Özellikle Yakut Türkleri, taşıt amacıyla kullanılan geyikleri salardı.

Idık kelimesi farklı anlamları:
Çok az, biraz.
İnsanların geçmişte kendilerinde var olan bir özelligi anlatmak için kullandığı, ek.
Kişinin veya nesnenin niteliğinin bilinmediği, şüpheli olduğu durumları ifade eder (Ne Idüğü Belirsiz).

Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni...

Pratika,
İtalyanca: pratica,
İngilizce: practico,
Gemilere verilen giriş çıkış izni.
Kıyı sağlık idaresince gemilere verilen giriş çıkış izni.
Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni.
Gemide bulaşıcı hastalık olmadığını belgeleyen bu izne serbest pratika (pratique libre) denir.
Gemide bulunanlarda salgın hastalık bulunmadığını gösteren resmi belge.
Sağlık servisince denetlenen bir gemiye verilen karaya giriş-çıkış izni belgesi.
Sağlık kontrolü yapıldıktan sonra gemide hastalık olmadığına dair verilen belge.
Gemilere, sağlık muayenesi yapıldıktan sonra hastalık olmadığına dair verilen belge.

Pratika:
Bir geminin, bir limana giriş, indirme veya bindirme, yük ve ambar yükleme veya boşaltma yapabilmesi için sağlık izni anlamına gelmektedir.

Servet-i Fünun döneminin en önemli şair ve yazarlarından biri olup, Türk edebiyatında sembolizm ve parnasizm akımlarının öncüsü...

Cenap Şahabettin,
(Cenab Şahabeddin),
Cenap Şahabettin
Tiryaki Sözleri yazarı
(D. 21 Mart 1870, Manastır - Ö. 12 Şubat 1934, İstanbul) 
Türk şair ve yazar.
Servet-i Fünun edebiyatının önde gelen temsilcilerindendir. 

1 Mart 1870 yılında Makedonya, Manastır’da doğdu. Babasının ölümünden sonra yaklaşık altı yaşında iken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. İlkokulu Tophane’de Mekteb-i Feyziyye’de okudu ve Eyüp Askeri Rüşdiyesi’ ne girdi. Bu okulun yıkılması üzerine Gülhane Askeri Rüşdiyesi’ne geçti ve 1880 yılında buradan mezun oldu. 

Tıbbiye İdadisi’nde  1889 yılında doktor yüzbaşı olarak okulu bitirdi. 1890 yılında cilt hastalıkları sahasında ihtisas yapmak üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi. Paris’te dört yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Hekim yüzbaşı rütbesiyle Haydarpaşa Hastahanesi’ nde hekimlik yaptı. Mersin ve Rodos'ta karantina hekimliği yaptı. 1896 yılında sıhhiye müfettişliği göreviyle Cidde’ ye tayin edildi. 1898 yılında Cidde’ den merkez müfettişliği vazifesiyle İstanbul’a döndü. Daha sonra Suriye vilayeti sıhhiye reisliğine atandı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Meclis-i Kebir-i Sıhhi üyeliği ve Daire-i Umur-ı Sıhhiyye müfettişliğiyle tekrar İstanbul’a döndü. 1914 yılında emekliye ayrıldı.

1908 yılından sonra düz yazı ağırlıklı yazmaya başladı. Tanin, Hürriyet, Siper-i Saika-i Hürriyet, Şebab, Kalem,  İctihad ve Hak gazetelerinde makaleler yazdı. Mizah dergisi Kalem'de "Dahhak-i Mazlum" takma adını kullanarak siyasi içerikli mizah yazıları kaleme aldı. Şiir, gezi yazısı, makale, fıkra ve düzyazı türlerinde eserler vermiştir. Sembolizm ve parnasizm etkisindeki şiir anlayışıyla tanınan sanatçı, serbest müstezat tarzının öncülerinden olmuştur.

13 Şubat 1934 yılında beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da öldü.

Önemli Eserleri:
Tiryaki Sözleri (Özdeyişler)
Hac Yolunda (Gezi yazısı)
Evrak-ı Eyyam (Makale/Fıkra)
Elhan-ı Şita (Ünlü şiiri),
Afak-ı Irak,
Suriye Mektupları.
Körebe,
Nesr-i Harb, 
Nesr-i Sulh,
Merdud Aile.

Zatürre...

Batar,
Zatüre,
Zatürre,
Pnömoni.
Akciğer yangısı,
Arapça: zaturrie,
İngilizce: pneumonia,
Fransızca: pneumonie,
Lehçe: zapalenie płuc.
İsveççe: lunginflammation.
Almanca: lungenentzündung.
Akciğer dokusunun iltihabı, pnömani, batar.
Ateş ve öksürükle kendini gösteren tehlikeli bir akciğer iltihabı.
Sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer iltihabı, batar.
Ateş, öksürük ve balgamla beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı; batar.

Akciğerlerdeki hava keseciklerinin bakteri, virüs veya mantar enfeksiyonları nedeniyle iltihaplanıp sıvı/irinle dolmasıdır. Öksürük, ateş, nefes darlığı ve göğüs ağrısı ile kendini gösteren bu bulaşıcı hastalık, özellikle yaşlılar ve çocuklar için ciddi olabilir. Erken teşhis ve antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır.

Özgür...

Azat,
Özgür.
Farsça: azad.
Hür bırakma.
Serbest bırakma.

Azat sözcüğünün yörelerimizde;  halk dilinde başka anlamları:
İşe yaramaz.
Güçlü, kocaman.
Eskiden okullarda paydos.

Meşe,
İri ağaç.
Yabani armut.
Palamut ağacı.
Kalın, büyük, asırlık ağaç.
Mezarlıklarda bulunan meşe ağacı.
Kırlarda yetişen tek ve büyük ağaç.
Budanmış büyük meşe, ardıç ağacı.
Ormanda, tarlada budanmadan büyümeye bırakılmış meşe, pelit v.s.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ