Eski dilde bir yıldız adı...

Vakar,
Arapça: vakar.
Eski dilde bir yıldız adı.
Eski dilde yıldız; sitare,

Eski dilde yıldız isimleri:
Yultuz (Yultız),
Ahter (Sitare).
Necm (Kevkeb).
Tilek (arzu yıldızı veya dilek yıldızı).
Ülker (Süreyya),
Vega,
Rigel,
Gökyüzündeki parlak yıldızlara; Akyıldız (Sirius) adı verilmiştir. 
Modern astronomide, yıldızların adlandırılması sistematik bir hale gelmiş olup, Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından belirlenen kurallara göre yapılmaktadır.

Vakar sözcüğünün başka anlamları:
Ağırbaşlılık.
Temkinlilik. 
Azamet ve izzet.
İzzet ve Haysiyet.
Halim ve heybetli oluş.
Ağırbaşlılık, haysiyetli ve şerefli olma, temkin.
Ağır başlı, uslu, Yumuşak ve heybetli oluş, ciddiyet, izzet.
En genel tanımıyla ağırbaşlılık, temkinli olma, haysiyetini koruma, olgunluk ve ciddiyettir. 

1523 yılında İsveç'te kurulan hanedanlik...

Vasa,
Vasa Hanedanı.
İsveç Kralı Gustav Vasa.
Gustav Eriksson Vasa,
Ülkenin tarihinde dönüm noktası olan İsveç Kurtuluş Savaşı'nın (1521-1523) sona ermesi ve Kalmar Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını kazanmasıyla gerçekleşmiştir. 1523 yılında Vasa dönemi kurulmuş.6 Haziran 1523 tarihinde, Strängnäs'ta yapılan meclis toplantısında Gustav Eriksson Vasa, İsveç Kralı seçildi.

6 Haziran 1523 tarihi İsveç'in Danimarka egemenliğindeki Kalmar Birliği'nden ayrıldığı ve bağımsız bir krallık olduğu gün olarak kabul edilir. Günümüzde 6 Haziran, İsveç'in milli günü olarak kutlanmaktadır.

Gustav Vasa, 17 Haziran 1523 tarihinde Stockholm'e girerek şehri Danimarka kontrolünden kurtardı. Gustav Vasa' nın hükümdarlığıyla başlayan ve 1654 tarihine kadar süren Vasa Hanedanı (Vasaätten) dönemi, İsveç'in modernleşme, Protestan Reformu ve güçlü bir merkezi devlet olma sürecini başlatmıştır. Gustav Vasa, İsveç'i içeride birleştirmiş ve kilise üzerindeki kontrolü ele alarak güçlü bir yönetim kurmuştur.

Vasa Hanedanlığı (1523-1654):
I. Gustav tarafından kurulan ve İsveç'i modern bir devlete dönüştüren, Reformasyon'u uygulayan ve ülkeyi büyük bir Avrupa gücü haline getiren önemli bir kraliyet ailesidir. İsveç İmparatorluğu'nun temellerini atan bu hanedan, özellikle Baltık bölgesinde askeri ve siyasi üstünlük kurarak 17. yüzyılda güçlü bir dönem yaşatmıştır. 1523 yılında I. Gustav'ın Danimarka yönetimine karşı zafer kazanmasıyla kurulan hanedan, İsveç'in bağımsızlığını ilan etti ve merkezi monarşiyi güçlendirdi. I. Gustav, Katolik Kilisesi'nin gücünü kırarak Lutheran Reformu'nu başlattı ve kilise mülklerine el koyarak devlet hazinesini güçlendirdi.
Hanedan döneminde İsveç, özellikle II. Gustav Adolf zamanında Otuz Yıl Savaşları'nda etkin rol alarak Baltık Denizi'nde hakimiyet kurdu.

İsveç kral ve kraliçeleri:
I. Gustav (D. 1496, saltanatı 1523–1560)
XIV. Eric (1560–1568)
III. Johan (1568–1592)
III. Zygmunt Waza (1592–1599)
IX. Karl (1599–1611)
II. Gustaf Adolf (1611–1632)
Christina (1632–1654)

1654 tarihinde Otuz Yıl Savaşları'nın Protestan lideri II. Gustaf Adolf' un kızı Christina tahttan indirildi, Roma Katolikliği'ne döndü ve ülkeyi terk etti. Palatinate-Zweibrücken Hanedanı'ndan kuzeni X. Karl Gustav tahta çıktı.

Lehistan kralları ve Litvanya Büyük Dükleri:
III. Zygmunt Waza (1587–1632)
IV. Władysław Waza (1632–1648)
II. Jan Kazimierz Waza (1648–1668)
İsveç kralı III. Johan, Leh kralı II. Zygmunt August' un kız kardeşi Catherine Jagiellon ile evlendi. II. Zygmunt August öldüğünde, İsveç kralı III. Johan'ın ve Catherine Jagiellon'un oğlu III. Zygmunt Waza 1587 yılında Polonya Kralı ve Litvanya Büyük Dükü olarak tahta çıktı. III. Johan'ın ölümü üzerine III. Zygmunt, İsveç kralı oldu.

Çıkrıkçı çarkı...

Tartura,
Çıkrıkçı çarkı.
Tartura halk ağzında çıkrıkçı çarkı demektir.
İplik eğirme veya benzeri işlerde kullanılan mekanik bir düzenek, çıkrıkçı çarkı veya torna.
Tartura, genellikle çıkrıkçı çarkı, dönüşüm döngüsü veya zamanın akışı anlamlarına gelen, metaforik olarak sürekli değişim ve keşfi temsil eden bir kelimedir.
Eğirme çarklarında kullanılan bir torna tezgahı (lathe) olarak da tanımlanır.
Tornacı Çarkı.
Dönme mekanizması.

Çıkrık;
Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine.

Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven...

Yetke,
İngilizce: authority, 
Fransızca: autorité, 
Almanca: behörde,
Sulta,
Velayet,
Otorite.
Hakimiyet,
Tahakküm, baskı.
Yaptırım Gücü.
Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven; sulta, velayet.
Yetke, otorite anlamına gelir ve bir kişinin yeterliliğine herkesi inandırarak kendine sağladığı itaat ve güven, hakimiyet ve emretme kudreti, yaptırım koyma ve kullanma gücüdür.

Yetke, bir işi yaptırma veya yasak etme gücü, otorite, sulta veya velayet anlamına gelir. Yeterliliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güveni ifade eder. Yönetim gücünü veya hakimiyeti, yaptırım koyma ve kullanma yetkisini temsil eden bir kavramdır. 

Sosyolojik kavram otorite, bir kişinin veya grubun, toplumsal düzen ve güç ilişkileri çerçevesinde başkalarını etkileme ve yönlendirme kapasitesidir. Max Weber tarafından üç temel türe ayrılır: Geleneksel (nesilden nesile aktarılan), Karizmatik (liderin olağanüstü niteliklerine dayanan) ve Yasal-akılcı (kurallara ve yasalara dayalı).

Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması...

Kazı,
Arkeoloji,
Hafriyat,
Abataj.
İngilizce: excavation, digging, 
Fransızca: excavation, foulle, abattage.
Almanca: ausgrabung,
Bir yeri kazma işi; hafriyat.
Arkeoloji, kazı bilimi demektir. Kazı bilimiyle uğraşan ilim adamı arkeolog.

Eski yapı kalıntılarını bulmak için kazıbilimcilerce toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılıp araştırılması.
Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması.

Arkeoloji sözcüğü dilimize kazıbilim olarak çevrilmiştir. Oysa, arkeolojinin amacı kazı yapmak değildir. Arkeolojide kazı arkeolojik kalıntıların ortaya çıkarılması, işlenmesi, kaydedilmesidir. Bir kazı alanı veya sit, tüm arkeolojik çalışmaların yapıldığı alandır. Bu konumlar bir proje sırasında bir seferde bir ila birkaç alan arasında değişir ve tüm çalışmalar, birkaç hafta ila birkaç yıl arasında yürütülebilir. Arkeolojik kazı ya da kısaca kazı, asırlarca toprak ya da su altında kalan ya da başka kültür kalıntılarınca örtülen her türlü arkeolojik yapı, belge ve diğer kalıntıları arkeolojik sit alanında arkeoloji bilimine uygun biçimde gün yüzüne çıkarmak için yapılan kazma işlemidir. Arkeolojik kazılar alan arkeolojisi adı verilen özel bir çalışma alanına girer.

Kazı sözcüğünün halk dilindeki başka anlamları:
Hak,
At etinden yapılmış sucuk.
Kazaklar'ın at etinden baharatsız ve bibersiz olarak yaptıkları sucuk.
Toprakta yatay ve düşey yarıklar açıp bu yarıklar arasında kalan toprak parçasını kamalar yardımıyla kaldırarak yapılan toprak düzenleme yöntemi. 
Töz, kömür ya da taşı yatak içinden koparma ve buna bağlı olarak yapılan ocak açma, ocakları doldurma, ateşleme işlemlerinin tümü. 
Çok derin olmayan yarıklar açarak yapılan bezeme türü.
Tahta, maden gibi şeyler üzerine yazı veya resim oyma işi, hak.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ