Zambuk, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde kullanılan bir tür tekne ...

Zambuk,
Sambuk,
Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde kullanılan bir tür tekne.
Sambuk,
Farsça sambūk,
Günümüzde Sunbūk (سنبو ), 

Arapça Sambūk (سنبوك), 
Sambūq (سنبوق) 
Ṣumbūq (صنبوق), 
Geleneksel bir ahşap yelkenli gemi. 
Karakteristik bir omurga tasarımına sahiptir. 
Eskiden sambuklarda süslü oymalar varmış.

Tülbent cinsinden bir bez ...

Cuna,
Tülbent cinsinden bir bez.

"Gıranyoz, Sarıağız" gibi adlar da verilen bir balık ...

Lut,
Sarıağız,
Gıranyoz - Granyoz, 
Latincesi, Argyrosomus Regius,
İng. Meagre,


Sarıağız, 
Kaya levreği,
Lut,
Halili, Halile

Doğal ortamında kumluk ve kayalık yerlerde yaşarlar. Son dönemlerde ülkemizdeki balık çiftliklerinde levrek, çipura, mercan yetiştiriciliğinin yanısıra üretimi yapılan bir balık türüdür. İlk kez 2002 yılında İtalya'da ticari üretimine başlanmıştır.

Uzaktan bakılınca levreği andırır. Üreme mevsimi ilkbahardır. Eti Levrek kadar lezzetlidir. Vücut Yapısı itibariyle iri balık olup vücudu uzun ve pullarla kaplıdır. Sırt yüzgeci iki adettir. Sırtı kirli sarı ile karışık kurşinidir. Kafa ve vücut iridir. Yan çizgi muntazam olup vücudun üst tarafı kahverengi, yanlar parlak, altınımsı pırıltılı, karın ise gümüşi renktedir. Göğüs ve anüs yüzgeçleri bariz beyaz lekelidir. Ağzı büyüktür, ağzının içi sarımsı olduğundan bu renge uyularak sarıağız ismi verilmiştir.

Arifane, Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı ...

Arifane,
Harifane,
Harfene, 
Erfani 
Arapça, ( ﺣﺮﻳﻔﺎﻧﻪ– ﻋﺎﺭﻓﺎﻧﻪ)
Yiyeceği ortaklaşa sağlanan (toplantı).
Arapça, harifane kelimesinin anlamı değişince edebi dilde daha çok ârifâne, olarak halk dilinde ise harfene, erfani şekillerinde kullanılmıştır.
Esnafın yaptığı şekilde masrafı bölüşülerek ortaklaşa yapılan (ziyafet, eğlence vb.)

Ferfene

Luab, Bitkilerden sızan yapışkan sıvı ...

Luab,
Bitkilerden sızan yapışkan sıvı.

Buda'ya verilen bir ad ...

Ratnadivi,  
Buda'ya verilen bir ad.
Buda'ya verilen adlardan biri.    
Buddha,   
Sanskrit dilinde uyanmak, idrak etmek, bilinçlenmek anlamındadır.   
Buddha, uyanmış, idrak etmiş, bilinçlenmiş  anlamına gelir.  
Buda, kendini dünyevi şeylere artık bağlı olmayacak derecede her şeyden arındırmayı başarırsa Nirvana'ya ulaşır.    
Gotama Buda,   
Sidarta,   
Gautama,   
Shakyamuni,  


Tathagata, kusursuz bilgeliğe ulaşmış kimse demektir.  
MÖ 563-483   
Ruhani öğretmen,  
Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen Budizm'in kurucusu. 
Doğduğunda adı Sidarta Gautama' dır. Pɾens Sidarta ya da Śākyamuni (Sakya kabilesinden gelen bilge) adlarıyla da anılır.    

Siddharta’nın Hindistan’ın kuzeydoğusunda bugünkü Nepal sınırının yakınlarında yer alan Lumbini’de doğmuştur. Nepal sınırının yakınlarında Kapilavastu şehrinde hüküm süren Sakya hanedanınına mensuptur. Budistler tarafından tüm dünyada Buda olarak kabul edilir. Sanskɾitçede uyanmış kişi anlamına gelen Buda olarak bilinir.

Ringgit, Malezya'nın para birimi ...

Ringgit,
Malezya’nın para birimi,
Malezya ringgiti,
Malay, rɪŋɡɪt,
Sembol: RM

Para birimi kodu: MYR,
Eski Malezya doları,
Malezya para birimidir.

Ringgit, 100 şen'e ayrılmıştır. 
Ringiti Bank Negara Malezya tarafından basılır.

Ringgit. 
(RM) diye ifade edilir. 
1$= 38 Ringgit ,
1 TL yaklaşık 2.3 Malezya Ringgit’ine denk geliyor.


Resmi dil, Bahasa Meyalu (Malay) dilidir. 
Ancak İngilizcede yaygın olarak kullanılır.


Malezya;
Malaysia.
Başkent, Kuala Lumpur,
Kuala Lumpur kelime anlamı olarak “çamurlu kavşak” anlamına gelmektedir. 



Malezya'nın başkenti ve en kalabalık şehridir. 
Malezya, Malay Yarımadası'nın bir bölümünü ve Borneo adasını işgal eden bir Güneydoğu Asya ülkesidir. 

Plajları, yağmur ormanları ve Malay, Çin, Hint ve Avrupa kültürel etkilerinin karışımı ile tanınır. 
Başkent Kuala Lumpur'da  451 metre yüksekliğindeki Petronas İkiz Kuleleri ile ünlü bir şehir.

Bir bütün lahananın içine kuşbaşı et konularak yapılan dolma ...

Nezaket,
Bir bütün lahananın içine kuşbaşı et konularak yapılan dolma .

Renminbi, Çin'in para birimi ...

Renminbi, 
CNY 
Çin'in para birimi.
Çin para biriminin resmi adı Renminbi'dir.
Renminbi, halkın parası anlamına gelir.
CNY kısaltmasıyla ulusararası piyasalarda tanımlanır. 
Yuan,
Renminbi para biriminin birim ismi ise Yuan’dır. 
10 Yuan şeklinde denmesi doğru bir ifade olup 10 Renminbi Yuan demek yanlış kullanımdır.


Çin,
Çince: 中国
Pinyin, 
Zhōngguó,
Çin Halk Cumhuriyeti ,
(PRC), 
Başkent, Pekin - Beijing


2017 yılında, 1.4 milyar nüfusu ile  dünyanın en kalabalık ülkesidir. 
Yüzölçümü, 9.600.000 kilometrekaredir.
Çin Komünist Partisi tarafından yönetilir.
Devlet, 22 eyalete, beş özerk bölgeye ayrılmıştır. Özel olarak  dört doğrudan kontrol edilen belediye (Pekin, Tianjin, Şangay, Chongqing ) vardır. Ancak Hong Kong ve Makao özel idari bölgeleri de vardır.


1978 yılında ekonomik reformlarla Çin ekonomisi, yıllık % 6 üstünde büyüme oranları ile dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden birisidir. Çin dünyanın en büyük ihracatçısı ve ikinci en büyük mal ithalatçısıdır. 

Çin tanınmış bir nükleer silah devleti ve dünyanın en büyük kara ordusuna sahiptir. 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi bir üyesidir. 
Çin, kitlesel nüfusu, ekonomisi ve ordusu ile bir süper güçtür.

Avara, Kütahya'nın Emet ilçesinde bir dizi mağaranın ortak adı ...

Avara, 
Kütahya'nın Emet ilçesinde bir dizi mağaranın ortak adı ...

İkileme, "Ufak tefek, çer çöp" örneğinde olduğu gibi anlatımı güçlendirmek için sesçe benzer sözcükle üst üste kullanılmasına verilen ad ...

İkileme, 
"Ufak tefek, çer çöp" örneğinde olduğu gibi anlatımı güçlendirmek için sesçe benzer sözcükle üst üste kullanılmasına verilen ad ...

Viroloji, Virüsleri konu alan mikrobiyoloji dalı ...

Viroloji, 
Virüsleri konu alan mikrobiyoloji dalı ..

Atonal, Ton ve Makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan beste ...

Atonal,
Ton ve Makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan beste.

İsfilt, Kutup bölgelerindeki geniş buz alanı ...

İsfilt,
Kutup bölgelerindeki geniş buz alanı .

Furo, Vücudu saran elbise ...

Furo,
Vücudu saran elbise.

Beriberi, Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksiklğinden doğan bir hastalık ...

Beriberi,
Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksiklğinden doğan bir hastalık.

Siderofobi, Yıldızlardan korkma ..

Siderofobi,
Yıldızlardan korkma .

FOBİLER

Cibez, Salatası yapılan Lahana filizi ...

Cibez,
Cibes,
Salatası yapılan Lahana filizi.

Alatini, II.Abdülhamit'in sürgüne gönderildiği Selanik'te ikamet ettiği köşkün adı...

Alatini,
Selanik'te bir köşk, 

II.Abdülhamit'in sürgüne gönderildiği  Selanik'te ikamet ettiği köşkün adı. 

Sultan II.Abdülhamid 1909-1912 yılları arasında bu köşkte kalmıştır. 
Selanikli Musevi fabrikatör Georgio Alatini tarafından XIV. yüzyılda yaptırılmıştır. 


Allatini Köşkü 1888 yılında İtalyan mimar Vitaliano Pozelli tarafından yapıldı.  Selanik’teki Yahudi varlığını yaşatan en önemli sivil mimari eseridir. Alatini ailesi, Selanik’te farklı sanayi kollarında yaptıkları yatırımlarla şehrin önde gelen ailelerinden biriydi.

1909 yılında İttihat Terakki Cemiyeti tarafından tahttan indirilen II. Abdülhamid, cemiyetin kalesi olan Selanik’e sürgün edildiğinde AlatiniVillası’nda kalmıştır.

Günümüzde Selanik Valiliği’ne ev sahipliği yapan üç katlı Alatini Villası, Selanik Belediyesi’nin doğusunda (VasilisisOlgas Caddesi) Depo bölgesindedir. Sultan II. Abdülhamit Han’ın sürgün hayatını geçirdiği Alatini Köşkü, Selanik’te yerli yerinde duruyor. Şehrin düştüğü 1912 yılına kadar burada ikamet eden sultan ve maiyeti, köşkte hazin bir sürgün hayatı geçirdi. Şu an Makedonya Bölge Valiliği (Prefecture of Macedonia) olarak hizmet vermektedir.

Boğası.

Boğası,
Bir tür ince bez.
Bugünkü Amerikan bezine benzeyen ve kaput bezini andıran bir kumaş çeşidi olup, eskiden kaftanlara astar olarak kullanılırdı. 

Bugünkü Amerikan bezine benzeyen ve kaput bezini andıran bir kumaş çeşidi olup, eskiden kaftanlara astar olarak kullanılırdı.
Isparta ve Denizli'de hala dokunmaktadır.


Mermer denilen beyaz ve ince bir tür bez.  Astarlık İnce Bez, Beyaz ve ince bir tür bez, 

Denizli,Isparta, Kayseri, Kastamonu, Tokat, Diyarbakır gibi merkezlerden en kalitelileri Bolu’da dokunurdu. Boğası kumaşların türlerinde; edna (düşük kalite), evsat (orta kalite), ala (iyi kalite) olmak üzere üç çeşidini görmekteyiz. Dönemin ithal kumaşları arasında, boğası kumaşının adına rastlanılmaktadır. Hindistan’dan gelen beyaz Hint boğası, orta kaliteli beyaz ya da renklisi bayramı Bengal’de dokunan hammami boğası adıyla biliniyordu

Kumaş türleri;
Abanı, Ahmediye, Alaca, Altıparmak, Atlas, 
Beledı, Boğası. Bürümcek, 
Canfes. Çatma. Çuha, 
Ehram. 
Gaze, 
Helali. 
İstufa, 
Kadife, Kemha, Kutnu, 
Selimiye. Seraser, Seval. 
Şilebezi, 
Zerbar. 

Osmanlılar döneminde XVI. ve XVII. yüzyıllara ait çeşitli kayıtlarda boğası, kumaş varmış. O dönem pamuklu kumaşları arasında önemli bir yer tutmaktaydı. Bu kumaşın narh, vergi kayıtları  defterlerde rastlanmıştır. Boğası, el eğirmesi ya da çıkrıkta bükülen pamuk ipliğinden yapılırmış.

Genellikle orta kalite bir dokuma olup, beyaz renkli ve boyar maddelerle renklendirilmiştir.
Rengine göre adlar almıştır (cengari, nar neftisi, mai, gök, samanı, cevizi, tarçıni gibi...). 

Eski kayıtlarda alaca boğası adına rastlanması, ipliği boyalı bir olduğudur. Denizli,
Isparta, Kayseri, Kastamonu, Tokat, Diyarbakır illerinde ve  Bolu'da  en kalitelisi  dokunurmuş.

Boğası kumaşların türlerinde;
Edna (düşük kalite), 
Evsat (orta kalite), 
Ala (iyi kalite) olmak üzere üç çeşidi vardır.

Eski dönemde ithal kumaşları arasındadır.  Hindistan'dan beyaz Hint boğası, orta kalitelidir.
Her yörenin boğası kumaşı farklı olup, kullanılacak yere ve materyale göre seçilirdi.


Hindu Toplumunda önemli bir özyönetim birimi.

Sabha,
Hindu toplumunda önemli bir özyönetim birimi.

Arsin, Trabzon'un bir ilçesi ...

Arsin,
Trabzon'un bir ilçesi.

Arsin, Ortaçağdan bu yana yerleşim merkezi olarak varlığını sürdürmüş. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u Fethi ile 26 Ekim 1461 tarihinde Osmanlı topraklarına katılmıştır.
13 Nisan 1916 tarihinde Rus işgaline uğrayan Arsin 24 Şubat 1918 tarihinde işgalden kurtarılmıştır.

Yomra ilçesine bağlı bir yerleşim yeri iken 1952 yılında bucak olmuş. 1957 yılında ise ilçe olmuştur. Arsin, temiz ve arınmış anlamına gelmektedir. B

Trabzon kentinin, 18 tane ilçesi vardır. 
Trabzon şehrinin 704 mahallesi bulunmaktadır.
İlçeler şunlardır;

Akçaabat, Araklı, Arsin, 
Beşikdüzü, 
Çarşıbaşı, Çaykara, 
Dernekpazarı, Düzköy, 
Hayrat, 
Köprübaşı, 
Maçka, 
Of, Ortahisar, 
Sürmene, 
Şalpazarı, 
Tonya, 
Vakfıkebir, 
Yomra,

İaşe, Yedirip içirme, besleme ...

İaşe,
Arapça, iaşe,  اعاشه 
İng. subsistence,
Yedirip içirme, 
Besleme.
Bakma,

Geçindirmek, Geçindirme,  
Beslemek, besleme,
Yaşatmak. 
Diriltmek.
Eski dilde, iaşe, Arapça, yedirip içirme, besleme, bakma.
Arapça, yaşamak, hayatta olmak anlamındaki ayş kelimesinden i‘āşe türetilmiştir. 
Yedirip içirme, yiyip içmesini sağlayıp geçindirme.
Besleme, yedirip içirme.
Geçindirme, besleme.
Catering

Ürkü, Panik ...

Ürkü,
Panik,
İngilizce, Panic,
İtalyanca, Panico,
Fransızca,  Panique,
Latince, Panikus,
Hadşe, Arapça, ürküntü,  خدشه 

Ani dehşet duygusu, büyük korku, ürkü.

Topluluğu saran ortak korku, panik.
Topluluğu kapsayan ani dehşet duygusu, ürkü.
Bir temele dayanmayan ani dehşet duygusu.

Kelime Yunancadan gelmektedir. Korku salan, sürüleri ürküten Yunan tanrısı Pan’ın adından esinlenilmiştir.


Panik, bir insan veya topluluğa, kendi üzerindeki kontrolünü kaybettirecek kadar şiddetle hükmeden büyük korku ve bu korku sebebiyle yaşanan dehşet ve şaşkınlık duygusudur. 

Korku uyandırmak, dehşet vermek anlamında panik yaratılır. Büyük bir korku ve telaş içine düşmek paniklemektir. Bu durumların hastalık haline psikolojide panik atak denilmektedir.

Panik Artak, 

Aşırı heyecan veya korku sebebiyle içine kapanma ya da normal olmayan davranışlarda bulunma.

Niğde yöresinde ürkü kelimesi çekingenlik anlamında kullanılmaktadır.

İkona, Ortodokslarda tahta pano üzerine yapılmış her türlü dinsel resme verilen ad...

İkona,
Ortodokslarda tahta pano üzerine yapılmış her türlü dinsel resme verilen ad.

İkon,
İkona,
Fr. icône, 
İng. icon.

Hıristiyan Ortodoks mezhebinde görülen İsa, Meryem veya azizlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılan dini içerikli resimleri.


Yunanca eikon, imge demektir.
Ortodoks kiliselerinde bulunan dinsel resim ve heykeller.
Ortodokslarda İsa, Meryem ya da ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış resimlerine verilen ad.
Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim.

Bilgisayarda kullanılacak herhangi bir programı simgeleyen küçük resim.

Aleka, Alak, Kan pıhtısı...

Aleka,
Alak,
Trombus,
Kan pıhtısı.

Eski dilde, kan pıhtısı, Alak,

Avanturin, "Yıldıztaşı" da denen, kırmızımsı tonda kuvars türü ...

Avanturin,
Yıldıztaşı,
Aventurin,
Yıldıztaşı da denen, kırmızımsı tonda kuvars türü.

Kuvarsın formülü SiO2 dir. Saf halde iken % 47 Si ve % 537 O2 içerir.  Mohs skalasında sertliği 7, Özgül ağırlığı 2.65 gr / cm3, 
Ergime sıcaklığı 1785 °C 'dir.

Yer kabuğunda oldukça sık görülen minerallerden birisidir. 

Yıldız Taşı olarak da biliniyor. Avanturin taşı, kırmızımsı tonda bir kuvars türüdür.

Yarısaydam avanturin genellikle soluk renklidir. İçinde güneş taşı zerreciklerinin pırıltısını barındırır. Avanturin cesaret ve çaba taşıdır. Sabır verip mutluluğu artırdığına inanılıyor.  Kuvars türleri içinde sınıflandırılan aventurin genellikle yeşil renktedir. Bu renkte olanların çoğu Hindistan’da çıkartılmaktadır. 

İçine karışmış olan mika pullarından dolayı kırmızıya yakın kahverengi veya turuncu tonlarda da olurlar. Bu renkte olanlar Şili’de çıkartılmaktadır. Halk arasında yıldız taşı olarak bilinmektedir.




Nübüvvet, Risalet, Yalvaçlık, Peygamberlik...

Nübüvvet,
Peygamberlik,
Risalet,
Yalvaçlık,

Peygamber,
Farsça: پیامبر,
İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse, yalvaç, yalavaç, elçi.
Tanrı tarafından bir dini veya dini öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişi. Peygamberler ayrıca dini terminolojide ayet, işaret veya mucize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. 

İbrahimi dinlerin mensupları, peygamberlerin Tanrı'yla olan iletişimlerini vahiy yoluyla gerçekleştirdiklerine inanırlar. Peygamber sözcüğü Türkçeye Farsçadan geçmiştir. 

Peygamber, 
Arapça resul sözcüğünün Farsça karşılığıdır. Resul sözcüğünün kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla peygamber, haberci anlamını taşır. 

Resul sözcüğü ise Arapça, risalet eden anlamındadır.رسول, Risalet eden, elçi demektir. 
Benzer bir anlama gelen arapçadaki Nebi, (نبي) veya nebo sözcüğü de, yine haber demek olan nebe kökeninden türetilmiş olup haberci anlamındadır. Türkeçede de kullanılır. Türkçe yalvaç sözcüğü de peygamber anlamında kullanılmaktadır.

Peygamber,
Yalavaç,
Yalvaç,
Elçi,
Savacı,
Nebi,
Vahşuryolçu,
Resul,

Krus, Kros, Hatay yöresine özgü, “sac oruğu” da denen içli köfte...

Krus,
Kros,
Hatay'da içli köfteye verilen ad. 
Saç Oruğu, Hatay Usulü Kros, Krus.

Hatay’da içli köftenin daha özel bir ismi vardır. 
İçli Köfte, 
Kibbeh,
Oruk,
Şam oruğu, 
Tappuş oruğu, 
Sac oruğu, 
Tepsi oruğu,
Kümbülfisti.
Kros,
Krus.

Malzemeler:
500 g köftelik bulgur  
500 g yağsız et 
(Çiğköftelik et, Dövülerek veya kıyma makinasında bir kaç kez çekilmiş, yağsız, sinirleri alınmış kara et)
1 orta boy soğan  
1 yemek kaşığı pul biber  
1 yemek kaşığı domates ve biber salçası  
2 çay kaşığı tuz  
1 çay kaşığı kimyon  
2 yemek kaşığı un  
2 su bardağı zeytinyağı    

İçi için malzemeler:  
300 g kuyruk yağı 
1 çay kaşığı tuz  
Yarım bağ maydanoz  
1 çay kaşığı karabiber  
100 g kıyılmış ceviz içi   
İstenirse, zahter, kekik kullanılabilir.

Yapılışı:  
Bulguru su ile ıslatın ve beklemeye alın (1 saat kadar). İçi için kuyruk yağını makinede çekin ya da havanda iyice dövün. Hazırlanan kuyruk yağını kıyılmış maydanoz, ceviz içi, karabiber ve tuz ile güzelce karıştırarak, ovun.

Başka bir yerde yeterince ıslanıp yumuşayan bulgura ince kıyılmış soğan, salça, pul biber, un, tuz ve kimyon katarak karıştırın. Çiğ köfte yapar gibi, macun kıvamındaki yağsız eti, bulgur karışımına ekleyerek iyice yoğurun. Büyükçe birer ceviz büyüklüğünde, mandalina büyüklüğünde parçalara ayırın. Her birini temiz bir tülbent üzerinde açarak içli köfte için hazırladığınız  kuyruk yağlı içten biraz alıp üzerine yayın. Aynı şekilde içsiz parçayı da üztüne kapatarak kenarlarını düzeltin. Bu şekilde hazırlanan yumruk büyüklüğündeki yayvan içli köfteler, yağlanmış bir tavada veya saç üzerinde kızartılır.
Afiyet olsun.

Kaytaz, Hatay yöresine özgü, kıymalı bir börek türü ...

Kaytaz,
Kaytaz böreği,
Hatay yöresine özgü, kıymalı bir börek türü.
Hatay yöresine özgü, kıyma ve soğanla yapılan bir çeşit börek .

Malzemeler;
1/2 paket yaş maya
1 çay bardağı ılık süt
1 tatlı kaşığı şeker
2-3 su bardağı un
3 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 kapya biber
1 domates
1 tutam maydonoz
1/2 yemek kaşığı salça,
100 gr tereyağ
1 çay kaşığı tuz, karabiber.


İç Harcı için,
300 gram kıyma (kuzu, dana karışık)
3 adet orta boy soğan
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı nar ekşisi
1 tatlı kaşığı tuz, 
1/2 tatlı kaşığı karabiber
1 çay bardağı sıvıyağ,

Unu eleyelim. Unun hepsini kullanmadan ekleyerek hamurun kıvamında kullanın. Tuzu mayalama aşamasında kesinlikle eklemeyin. Mayayı öldürebilir veya mayalanma gecikir.
Şeker ve mayayı sütün içerisinde çözdürün ve kenara alın. Unun önce 2 bardaklık kısmını derin bir kaba alın, ortasına bir havuz acın ve mayalı karışımı havuza dökün. Havuzun kenarlarındaki undan yavaş yavaş havuzun ortasına alarak, hamurun kıvama gelmesini sağlayın.

Mayalı karışımla un tamamen karıştıktan sonra tuzu ekleyin ve tezgahı unlayıp hamuru tezgaha alın. Hamur cıvıksa kontrollü olarak un ekleyerek yapış yapış olmayan ama çok da sert olmayan bir kıvama, meşhur kulak memesi kıvamına gelene dek yoğurun. 

Hamuru kaba alın, kabın üzerini örtün. Hamur mayalansın. Fırını 180 °C ısıtın.

Bu sırada kıyma, yemeklik doğramış soğan, domates, biber, baharatlar, salça ve istenirse nar ekşisini bir kaba alıp karıştırarak, yoğurun.

Tereyağını eritin. İki katına çıkmış olan hamuru, 10 eşit bezeye, (mandalina büyüklüğüde) bölün. Erimiş tereyağına 3 kaşık zeytinyağını da ekleyin, karıştırın.

Tezgaha 1 kaşık yağ karışımından dökün, üzerine bezelerden birini koyun. Üzerine bastırıp yassılaştırın ve tekrar üzerine bir miktar yağ sürün. Yağlanmış bezeyi ister elinizle, ister merdane yardımıyla mümkün olduğunca inceltin. Şeklinin kötü olması ya da yırtılması önemli değil. İncelttiğiniz hamuru rulo yapın ve gül böreği yapar gibi dolayın, boşta kalan ucunu altına kıvırın.

Hamurun üzerine hafifçe bastırıp, bolca kıymalı harçtan koyun ve tekrardan üzerine bastırın.  Bütün bezeler için aynı işlemi yaptıktan sonra hepsini yağlanmış fırın tepsisine dizin. Börekleri önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika 200 °C fırında pişirin. Afiyet olsun.

Ünik, Eşi ve benzeri olmayan, tek...

Ünik,
Fransızca unique.
Tek, eşi olmayan.

Ferit,
Ferid,
Eşsiz,
Nadide,
Nadir, 
Tek,
Eşi ve benzeri olmayan, tek.
Nazar boncuğu,
Yekta,
Farsça, nadide, (ﻧﺎﺩﻳﺪﻩ).
Görülmemiş, eşi benzeri olmayan.

Arapça, ferid, ferîd, فرید

Benzeri pek nadir bulunan. 
Benzeri bulunmayan, yektâ.



Yedek, Halk edebiyatında redife verilen ad...

Yedek,
Halk edebiyatında redife verilen ad.

Redif,
Arapça redf, redif, (ﺭﺩﻳﻒ)
Arkadan gelen, arkasından gitmek, takip etmek anlamındadır.
Sondan gelen, arkadan gelen (şey).
Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek, yedek.
Redif, Şiirde kafiyeden sonra gelen yapı ve anlam bakımından benzerlik taşıyan eklere, kelimelere veya kelime gruplarına redif denir. Edebiyatta, mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine redif denir.

Halk şiirimizde redife kafiyeden daha çok önem verilmiştir. Bütün duygu, düşünce ve benzetmeleri rediften doğar. Halk edebiyatı ürünlerinin çoğunluğu rediflidir ve çok çeşitli biçimlerde görülür. Genellikle redif dizenin sonundadır.

Halk edebiyatında uyağa verilen ad, ayak.
Uyak (Kafiye), mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine denir.

Osmanlı ordusunun son dönemlerinde, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er için de redif kelimesi kullanılmıştır.

Abani, Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş ...

Abani,
Ağabani,
Akbanu,
Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş.
İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. 
İpekten, sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş...



Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz, ipek kumaş. 

Sarıya çalan beyaz zemin üzerine, açık turuncu ipekle süslemeler yapılmış beze, Ağabani denir.

Üzeri kasnak işi sarı, turuncu ipekle işlenen bej renk ince dokuma. 
Daha çok sarık, kuşak, bohça, yorgan yüzü olarak kullanılmıştır

Bursa abanisi, genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu ürün Bursa Abani' si ile tanınmıştır. 

Ormanı bozmadan ve zarar vermeden, ağaçların altlarında veya arasında tarım yapmak ...


Agroforestry,
Orman tarımı.


Orman tarımı, ormanı bozmadan ve zarar vermeden, ağaçların altlarında veya arasında tarım yapmaktır. Bu manada orman içinde veya kenarında yaşayan köylüler hem tarımsal gelir elde ediyorlar hem de ormanı koruyorlar.

Dünyada oldukça yaygın olan bu akım ülkemizde hiç gelişmemiştir. 

Tarımsal ormancılık, ağaçların ya da çalılıkların ekinlerin ya da otlakların arasında ya da ağaçların arasında yetiştirildiği bir arazi kullanımıdır.

Tarımsal ormancılıkta arazi kullanıcılarının tüm ölçeklerde sosyal, ekonomik ve çevresel faydalarını artırmak için üretimi çeşitlendiren ve sürdüren dinamik, ekolojik temelli, bir sistemdir. Tarımsal ormancılığın benimsenmesinden büyük kazanımlar elde edilir.

Üstünde namaz kılınan kilim, post gibi şeylerden yapılmış seccade...

Namazlağı,
Namazlık,
Azerice namāzlik
Seccade,
Büsut,
Namazlağı, Üstünde namaz kılınan seccade
Üstünde namaz kılınan kilim, post gibi şeylerden yapılmış seccade.

Arapça, seccāde, السجّادة, 
Arapça  secde kelimesinden türetilmiştir. 
Seccade, üzerinde bir kişinin namaz kılacağı büyüklükte, halı, kilim, kumaş, hasır vb. inden yapılmış, daha çok dikdörtgen biçimindeki yaygı, namazlık.


Üstünde namaz kılınan kilim, post gibi şeylerden yapılmış seccadeye namazlağı denir. 
Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı, namazlık.
Üstünde namaz kılınan kilim, post gibi şeylerden yapılmış seccade.

İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dini kurallara göre yapmak zorunda oldukları namaz ibadeti esnasında bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post, cicim, kemha, saten, veya kumaştan yaygı, namazlık, namazlağı, seccade denir. Seccadeler dokuma desenli veya nakış işlemelidir. Genellikle bir kişinin rahatça namaz kılabileceği büyüklüktedir.

Bazı seccadelerde alnın secdeye geldiği yere ayetler yazılan bölüme ayetlik, ayak kısmına düşen bölüme ise tabanlık denir.

Görme duyusu...

Basar,
Göz,
Ebsar,
Görme duyusu.
Arapça, Ebsar,
Göz veya benzeri bir organ aracılığıyla varlıkların renklerini ve şekillerini ayırt etmeyi sağlayan fizyolojik süreç.

Kalble hissetme. 
Kalb gözü.
Gözün görmesi,
İdrak. 
Fikir.
Arapça baṣar
Eski dilde, Göz.
Eskiden mecaz anlamda ileriyi görme, algılama yetisi.
Halk ağzında, Merdivenin ayakla basılan yüzeyi.

Arapça, basar,  بصر / بَصَرْ
Çoğul olarak, Ebsar,
Görme duygusu.
Kalble hissetme.
Kalb gözü.
Görme.

Görme, görüş, görme yeteneği.
Zihni algı.
Görme hassası,
Göz,
Anlayış, idrak, izan, basiret.
Basari (ﺑﺼﺮﻯ) , Görmekle ilgili, görmeye ait.

Arapça, baṣar, görmek kelimesinden beṣaret, basaret, besaret, (ﺑﺼﺎﺭﺕ) 
Göz açıklığı.
Bir şeyi etraflı olarak derinden derine, inceden inceye görüş.

Kafatasının önündeki göz çukuru içinde bulunan göz, çevreden aldığı ışık sayesinde cisimlerin şeklini, rengini ve konumunu algılamayı sağlayan bir organdır. Bir duyu organıdır.  Gözde görme olayını sağlayan görme duyu hücreleri sayesinde görüntü beyine iletilir. Görme duyu sinirleri beyindedir. Beyine gelen uyartılar algılanarak görme olayı gerçekleştirilir.

Makat ...

Anüs,
Anatomide anüs,
Mıhzak,
Makat,
Makad,
Arapça, Dübr, دبر


Dübür,
Kıç,
Köt, (Eski Türkçe).
Göt,
Arka,
Süfre,
Bir işin nihayeti, sonu. 
Bir şeyin arkası, gerisi.

Kalın bağırsağın dışarıya açılan deliği ve vücudun kuyruk sokumu bölgesi için kullanılan kaba söz, kıç, makat, dübür.

Halk arasında kaba konuşmada göt kelimesi, testi, bardak gibi şeylerin alt tarafı, dip anlamı için de kullanılır.

Halk ağzı ile göt kelimesi, Cesaret, yüreklilik anlamında da kullanılır.

Minderli alçak sedir, divan'a makat denir. 
Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş da makat olarak bilinir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ