Hareketleri, konuşmaları, giyimi ve yaşam tarzı erkeksi olan kadınlara verilen ad ...

Maskülen,
Frn. masculin,
İng. Masculine,
Arapça, مذكر
Erkeksi, erkeğe ait.
Maskulen, Erkek cinsiyetten klişeleşmiş niteliklere sahip, erkekçe, erkeksi.

Erkek cinsiyeti ile ilgili, erkekçe.
Erkek cinsiyeti ile ilgili; biyolojik olarak erkek, kadın değil.
Erkeklere ait, genellikle erkekler tarafından kullanılır.
Basmakalıp erkeklerle ilişkili niteliklere sahip olmak.
Virile, agresif, 
Kadınsı değil.

Maskülen, erkeksi, erkeğe benzeyen gibi anlamlara gelir.
Hareketleri, konuşmaları, giyimi ve yaşam tarzı erkeksi olan kadınlara verilen ad ...
Maskülen, Fransızca'da masculin diye geçmekte ve anlamı Erkek demektir.

Maskülen kadın toplumda erkeksi davranışları olan, çok feminen hissetmeyen ve davranmayan kadınlar maskülen kadın şeklinde tanımlanabilir.  Aynı zamanda kadınların daha erkeksi kıyafetler giymesi de modada maskülen stil denir. 

Maskülen kadın erkeksi davranır. Hareketleri, konuşmaları, yaşam tarzı ile erkeklerin tarzına, dünyasına girer. Konuşma tarzı daha sert ve erkeksidir.  Erkeksi giyinir, pantolon, gömlek, ceket gibi. Maskülen kadın feminen kadına göre daha güçlüdür ya da daha güçlü görünmeye çalışır. Yin (dişil) ve yang (erkek) tir.

Bazı Lezbiyen ilişkilerde bir taraf feminen ise diğer taraf maskülendir ve ilişki sanki kadın erkek ilişkisi görünümünde devam ettirilir. 

Fransa’da maskülen moda olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de bayağı sevilen bu moda kadın kıyafetlerinin erkeksi çizgilerle tasarlanmasıyla ortaya çıkmıştır. 

Maskülen kelimesinin zıt anlamlısı, feminendir. Yani kadınsı anlamına gelen bir sözcük. Kadınsı, kadını andıran, kadına benzeyen gibi ifadeleri olan feminen dişil özelliklere sahip olanlardır.

Avustralya ve Tazmanya'da yetişen hayalet mantar ...





















Nidiformis,
Omphalotus nidiformis,
Nidis,
Avustralya ve Tazmanya'da yetişen hayalet mantar . Hayalet mantar, 
Latince nidus, yuva kelimesinden türetilmiştir. 
Omphalotus nidiformis veya hayalet mantar, biyolüminesan özellikleri ile en dikkat çeken, solungaçlı mantardır. 


Genelde Tanzanya ve Avusturalya'da yetiştiği biliniyor. Ancak son zamanlarda Hindistanda da görüldüğü (2012-2018) ihbar edildi.

Omphalotus nidiformis veya hayalet mantarlar, fan ya da huni şeklindedir. Gövdeleri, 30 cm genişliğindedir. Turuncu, kahverengi, mor veya mavimsi siyah renktedir. Bu mantar hem saprotrofik hem de parazitiktir.  Gövdeleri genellikle ölü veya ölen ağaçlarda kümeler halinde yetişir. 

Kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştürüldüğü kimyasal reaksiyonun bir sonucu olarak canlı bir organizma tarafından ışığın üretilmesi ve yayılmasına örnek mantarlardandır.  İlk olarak 1844 yılında bilimsel olarak tanımlanmıştır.

Yaygın yenilebilir istiridye mantarlarına benzer. İstiridye mantarlarının aksine, Nidiformis zehirlidir. Ölümcül değilse bile tüketimi şiddetli kramp ve kusmalara neden olur. Mantarın toksik özellikleri illudin adı verilen bileşiklerden oluşur. 

Biyolüminesans nedir ?


Kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştürüldüğü kimyasal reaksiyonun bir sonucu olarak canlı bir organizma tarafından ışığın üretilmesi ve yayılması ...

Biyoparlaklık,
Biyolüminesans,
Biyolüminesans, canlı bir organizasyonda ışık üretimi ve yayılışıdır.
Kimyasal reaksiyonun bir sonucu olarak, enerji, ışık enerjisine bir canlı organizma tarafından ışığın üretilmesi ve yayılması.


Bu bir kemilüminesans şeklidir. Biyolüminesans, canlı bir organizma tarafından ışık üretimi ve yayılımıdır. Kimyasal reaksiyon hücrenin içinde veya dışında oluşabilir. Kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştürüldüğü kimyasal reaksiyonun bir sonucu olarak canlı bir organizma tarafından ışığın üretilmesi ve yayılmasıdır. 

Biyolüminesans olayı, genelde deniz omurgalılarında ve omurgasızlarda, bazı mantarlarda, bakteriler ve ateşböcekleri gibi karasal omurgasızlarda görülür. Çoğu deniz ışık emisyonu, deniz suyundan en kolay şekilde aktarabilen dalga boyları olan mavi ve yeşil ışık spektrumuna aittir. 

Ancak, bazı gevşek çeneli balıklar kırmızı ve kızılötesi ışık yayar ki bu durum farklı bir olaydır.

Hayalet mantar


Asya ülkelerinde yaygın olarak kullanılan fakat ülkemizde yeni keşfedilen bir baharat karışımı ...

Köri,
Curry,
Asya ülkelerinde yaygın olarak kullanılan fakat ülkemizde yeni keşfedilen bir baharat karışımıdır. Lezzetinin yanında sağlık içinde çok yararlıdır.

Tavuk yemeklerinde, makarna soslarında, pilavlarda ve soslarda kullanılan bir baharat karışımıdır.

Köri, MÖ. 1700 yıllarından beri kullanıldığı tahmin ediliyor. Hindistan ve Güneydoğu Asya’ da tüketilen birçok baharatın karıştırılması ile elde edilen bir baharattır. Körinin içinde başta zerdeçal olmak üzere, kimyon, zencefil, karanfil, kişniş, demirhindi, acı kırmızıbiber, kakule, biber,  kurkumin (curcumin) gibi baharatlar bulunmaktadır. baharat

Serin, karanlık ve kuru yerlerde saklanarak tazeliği korunmalıdır. Güçlü bir antioksidan' dır. Sindirime yardımcı olur. Kanser önleyici olarak kullanılmaktadır. Çok fazla köri tüketen kişilerin kansere yakalanma oranının düşük olduğu gözlemlenmiş. Vücuttaki biriken zararlı maddeleri atar. Hazım ve karaciğer sorunlarında oldukça faydalıdır. Çayla birlikte tüketilirse kilo vermeye yardımcı olur. 

Soğuk algınlığı, çıban, epilepsi, astım, baş dönmesi gibi hastalıklarda iyileşmeye yardımcı oluyor. Safra kesesi hastalıklarında da kullanılır.

Karışımın içinde bulunan maddelerle kanserin ilerlemesini durdurucu özelliği vardır.
Bağırsak kanserinde de etkilidir.

Yoğurt, limon suyu ve sarımsakla bir karışım hazırlayarak tavuk veya kırmızı et yemeklerinin üzerine sos yapabilirsiniz. Tavuklarınızı, zeytinyağı , tuz, limon suyu, köri, sarımsak, az miktarlarda toz kırmızıbiber, karabiber vs. baharatlarla harmanlayıp 1-2 saat beklettikten sonra tavada, ızgarada kızartabilirsiniz. Süper oluyor. Her hintli dünyanın çeşitli ülkelerinde mutlaka bu yemek ile kendilerini gösterirler. 

Hindistan’da çok kullanılan körinin, etkisiyle yaşlıların sadece %1’inde Alzheimer görüldüğü belirlenmiş ve köri tüketiminin Alzheimer riskini azalttığı açıklanmıştır. 

Madeni paraya resmi basılan ilk kadın ...

Sabiha Tansuğ,
D. 1933 Gümülcine, 
Madeni paradaki ilk Türk kadın.
Paraya resmi basılan ilk kadın.
1971-1989 arasında tedavülde bulunan 50 kuruşun kızı.
Türk etnolog, koleksiyoner ve Türk kültürü araştırmacısı.

Sabiha Tansuğ, 1933 senesinde, Yunanistan’ın Gümülcine kentinde doğmuş ve 1941 yılında  ailesiyle beraber Gümülcine'den  Türkiye’ye göç etmiş. Çocukluğu İzmir ve Manisa’da geçer. Göztepe Kız Sanat Enstitüsü’nde okumuş. 
Daha okurken okulda şapkalar yapıp satarmış. Anadolu’nun yöresel kıyafetlerinden esinlenerek kuklalara elbiseler diker.

1970 yılında Japonya’da Expo fuarında ve 1971 yılında Paris’te sergi açar. Bu sergileri,  Belçika, Roma, Rotterdam, Strassburg ve 1985 yılında Köln sergisi takip eder


1964 yılında İstanbul Piyer Loti tepesinde, Piyer Loti Kahvesi’ni açar. Dönemin sanatçı, yazar, gazeteci gibi önde gelen isimleri dekorasyonu oldukça güzel ve yerel olan bu kahvenin müdavimi olur. Sabiha Tansuğ aldığı tehditler sonuucunda kahveyi kapatmak zorunda kalır.

Eğribaş adlı gelin başlığı ile başlayan merak, Anadolu giyim kültürü alanında çok zengin bir koleksiyon sahibi yapar. Koleksiyonundan Tasarımcı İsa Avni Kumuk tarafından seçilen anadolu başığlı Medeni paranın üzerine basılmıştır. Sabiha Tansuğ'un resmi madeni parada değildir. Koleksiyonundaki başlık paraya kendi başında resim edilmiştir.

Gazeteci Haluk Tansuğ ile 1965 yılında evlenir.

Aldığı Ödüller;

  • Halkoyunları Araştırma Sergileme Anadolu Derneği (HASAD) Türk Halkbilimi Araştırma Ödülü-1991 
  • Truva Folklor Araştırmaları Derneği Pertev Naili Boratav Halk Bilimleri Ödülü-2007  


Kitapları;

  • Türklerde Çiçek Sevgisi ve Sümbülname (1988)
  • Türkmen Giyimi (1985)

Herhangi bir konuda verilen bilgi ...

Ranseyman,
Ransenyman 
İng. disclosure,
Brifing,
Herhangi bir konuda verilen bilgi.
Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama, brifing.


Ticari terim olarak bir kişi veya işletme ya da bir iş hakkında ilgili yerlerden bilgi istenmesi ve toplanması anlamını ifade eder.
Bir kişiyi işe almak veya ticari ilişki kurmak için ön bilgi toplama.
Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi.

Ranseyman, Fransızca Renseignement kelimesinden dilimize geçmiştir. 
Bilgilendirme,
Fr renseignement 
Lat insignare,
Sinyal vermek,

Arnavut mutfağına özgü bir tür tatlı ...

Trileçe,
Arnavut mutfağına özgü bir tür tatlı.

Trileçe tatlısı üzerinde karamel jöle olan müthiş bir tatlı. Müthiş olan jöle değil o jölenin tatlıya verdiği buram buram koku. 


Arnavut mutfağına özgü diğer tatlılar.

Kaymaçina, Helva, Hasude, Lokum, Kadayıf, Muhallebi, Revani, Kurabiye(Gurabie), Sütlaç (Tambëloriz/ Sultjash), Panespanjë, Qumẽshtor, Baklava (Bakllava), Şekerpare (Sheqerpare), Shendetlie (me mjalte) vardır.

Birçok Akdeniz ve Balkan milletinde olduğu gibi, tarih boyunca oldukça etkilenmiştir. Değişik dönemlerde, Arnavutluk toprakları Yunanistan, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş. Her işgalci Arnavut mutfağına kendi kültürünün etkilerini bırakmıştır. Arnavutların temel öğünü kahvaltıdır. Kahvaltı genelde domates, salatalık, yeşil biber, zeytin ve zeytin yağlı, sirkeli, tuzlu, sebze salatası yenir. Deniz mahsullerinden Dıraç ile Avlonya ve Ayasaranda'da kahvaltı çok güzeldir. Trileçe her dönem için ideal bir tatlıdır. 

Trileçe Tarifi, 
Trileçe Tatlısının Keki için:
1,5 çay bardağı  toz şeker
4 adet yumurta
1 Su bardağı un,
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Şerbeti için:

3 su bardağı soğuk süt,
Yarım su bardağından biraz fazla, 1 parmak eksik toz şeker. 
1 paket (200 ml) süt kreması,

Üzerine Karameli için:

5 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı oda ısısında  tereyağ
Trileçenin lezzeti için şekeri kristalize etmek şart. Olmazsa olmazıdır. 

Bir karıştırma kabına yumurta ve toz şekeri alıp boza kıvamına gelene kadar çırpalım.

Un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip spatulayla alttan üste doğru karıştırıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dökelim. Daha önceden 170° C ısıtılmış fırında 10 dakika tutalım. Daha sonra fırının sıcaklığını 150° C 'ye düşürüp yaklaşık olarak 30 dakika pişirelim. Pişen kek ılıması için bekletilir.

Trileçenin sütlü sosu için ayrı bir kapta, süt, toz şeker ve süt kremasını çırpıp buzdolabında bekletelim. 


Karamelli sosu için, tavamıza şekeri koyup orta ateşte sürekli karıştırarak eritelim. Şeker  açık bir renk alınca, oda sıcaklığındaki tereyağını ekleyelim ve yağı eritelim. Son olarak sıvı kremayı da ekleyip sosumuz kıvam alana kadar kısık ateşte kısa süre karıştırarak pişirelim.


Ilımış olan kekimizi ters çevirip yağlı kağıdı çıkarıp çatalla delikler açalım. Soğuk şerbetimizi kekin üzerine dökelim. Üzerine ılımış olan karamel sosumuzu dökelim. Tatlımız 5-6 saat dinlendirilir. Sonra dilimleyerek servis edelir.

Son islam halifesi ve Osmanlı Hanedanı’nın tek ressamı ...

Abdülmecid Efendi,
II. Abdülmecid,
II. Abdulmejid,
Son İslam halifesi,
Ressam ve müzisyen.
Osmanlı Türkçesi: عبد المجيد افندی
D. 29 Mayıs 1868, Beşiktaş, İstanbul - Ö. 23 Ağustos 1944, Paris, Fransa
Yaşadığı dönemin Türk ressamları arasındadır. 

Mehmed Vahdettin, 4 Temmuz 1918 yılında tahta çıkmış. Osmanlı tahtının veliahtı olan II. Abdülmecid , TBMM tarafından 19 Kasım 1922 yılında halife seçildi. Osmanlı hilafeti 3 Mart 1924 tarihinde kaldırıldı. Bu tarihe kadar son Osmanlı Halifesi olarak geçmiştir.

Babası Sultan Abdülaziz’dir. Annesi Hayranıdil Kadınefendi’dir. Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca öğrendi. Osman Hamdi Bey, Salvatore Valeri ve Fausto Zonaro'dan resim dersi aldı. Eserleri birçoksergide gösterilmiştir.

Abdülmecit Efendi, Simplon Ekspresi (eski Şark Ekspresi) ile İsviçre’ye gönderildi. İsviçre’ de Leman Gölü kıyısındaki Büyük Alp Otelinde kaldıktan sonra 1924 yılında Fransa’nın Nice kentine geçti ve ömrünün geri kalanını burada tamamladı. Daha sonra Paris’e yerleşti.

23 Ağustos 1944 tarihinde sürgünde bulunduğu Paris’te kalp krizinden öldü. Cenazesi Türkiye’ye kabul edilmedi. Paris'teki Büyük Camide 10 yıl bekletildi, sonunda cami cenazeyi kabul etmedi ve Medine’deki Baki mezarlığı’na defnedildi.

Bitlis ilinde bir göl ...

Arin,
Bitlis ilinde bir göl.
Aygır Gölü
Batmış Gölü
Dipsiz Göl
Lake Arin
Nazik Gölü
Nemrut Gölü
Aygır,

Arin Gölü, bir soda gölüdür. 
Bitlis şehrinin Adilcevaz kazasındadır. 





Göl Adilcevaz'ın doğusunda olup 22 km uzaklıktadır. Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölüdür. Arin gölünde alüvyon birikintileri vardır. Gölün yüzölçümü, 13 km², Kapsadığı alan 4322 ha' dır. Deniz seviyesinden 1,650 m. yüksekliktedir. 

Arin Gölü önemli bir sulak alandır. Van İli Erciş İlçesi ile Bitlis İli Adilcevaz İlçeleri arasında kalan bir sulak alandır. Göle Erciş-Adilcevaz karayolundan ulaşılmaktadır. Bitlis'e 108 km, Van'a 155 km uzaklıktadır. Türkiye’nin Van Gölü havzasında bulunan kuş alanlarından biridir.  Arin Gölü kuşlar açısından son derece önemli bir alandır. Göç dönemlerinde çok önemlidir. Özellikle, Dikkuyruk ördek (Oxyura leucocephala) bu bölgede üremekte ve göç döneminde konaklamaktadırlar. Ayrıca macar ördeği (Netta rufina) ve angıt (Tadorna ferruginea) kuşları ve ötücü kuğu (Cygnus cygnus)  konaklamaktadır.

Göl jeolojik olarak, kuvaterner yaşlı volkanik kayaçlardan (tüf) oluşmaktadır. Göl tabanı silt-kil-kum birimlerinden oluşan yaşlı alüvyondan oluşuyor. Göl yağışlar, akarsular ile beslenir. Gölden yüzeysel akım ile su çıkışı söz konusu değildir. Göl suyunun ortalama sıcaklık değeri ise 8.0 °C 'dir. 

Arin Gölünde soda oranının yüksek olduğundan balık çeşitleri sınırlıdır. Yine sodalı Van gölünde bulunan inci kefali (Chalcalburnus tarichi) burada yoktur. Toy kuşu (Otis tarda) bu bölgede yaşar.

Sodalı gölün sulak alanınn bitki örtüsünde, kamış, cil, kındıra, suteresi, semerotu, yivli sumercimeği, kısrakkuyruğu, dağ suçengeli, hasanhüseyin çiçeği, erkek kofa, delisaz, labada, üç suketeni gibi taksonlar mevcuttur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ