Tanzimat Dönemi Kültür yaşamında önemli bir oynayan ve Moliere'den yaptığı uyarlamalarla tanınan yazar ve devlet adamı ...

Ahmet Vefik Paşa, 
(D. 1823 İstanbul - Ö. 1891 İstanbul),
Osmanlı tiyatro ve devlet adamı, 
Yazar, uyarlamacı, tiyatro yönetmeni.
Tanzimat tiyatrosunun başlıca temsilcilerindendir.

Tanzimat Dönemi Kültür yaşamında önemli bir oynayan ve Moliere'den yaptığı uyarlamalarla tanınan yazar ve devlet adamı.

Öğrenimini Paris'te tamamladı, yurda döndüğünde Tercüme Odasına girdi; Tahran, Paris elçisi, iki kere Maarif Nazırı, Meclisi i Mebusan Reisi, Bursa Valisi, iki kez de Sadrazam olarak Osmanlı Devleti'nin en üst düzey görevlerinde bulundu.

Tercüme ve adaptasyon tarzında eserler vermiştir. Moliere'den çevirdiği ve Zor Nikah, Zoraki Tabip adını verdiği Türkçeye adapte edilmiş eserleriyle büyük başarı sağlamıştır. Ali Bey, Kokana Yatıyor, Misafir-i İstiskal gibi birer perdelik komedileri yanında Moliere'den adapte ettiği Ayyar Hamza ile tiyatromuza katkıda bulunmuştur. Bursa'da valiliği sırasında, Bursa Tiyatrosunu (1874-1882) kurmuştur. 

Eserleri;
Zor Nikah (1869), 
Zoraki Tabib (1969), 
Tabib-i Aşk, 
Dekbazlık, 
Meraki, 
Azarya, 
Yorgaki Dandini.

Farklı olarak, Adamcıl, Tartüf, Savruk, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Okumuş Kadınlar; İnfial-i Aşk, Don Civani, Dudu Kuşları gibi oyunları küçük değişikliklerle düzyazıya aktardı.

Ayrıca, Fenelon, V.Hugo ve Sage gibi yazarlardan çeviriler yapmış olan Ahmet Vefik Paşa'nın Arslan Avcıları yahud Hak Yerini Bulur (1887) adlı bir de oyunu vardır.

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede ya da bölgede borçların ertelenmesi ...

Moratoryum,
Fransızca moratorium, 
İng. moratorium 
Erteletim, 

Latincedeki geciktirme anlamına gelen mora ve moratorius sözcüklerinden alınmıştır.
Vadesi gelmiş borçların kanunla, mahkeme kararıyla ve antlaşma ile ertelenmesine moratoryum denir.

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede bir bölüm ya da tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması, borçların ertelenmesi.  
Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede ya da bölgede borçların ertelenmesi.


Organ …

Uzuv,
Organ,
Örgen,
Arapça, Udv, uzuv, عُضْو‏.
Frn. Organe,
İng. Limb.
Üye, 
Aza,
Aygıt.
Bir canlının vücud yapısının kısımlarından herbiri.
Organ, biyolojide belirli bir görevi veya görevler bütününü yapan doku grubudur. Latince, alet, araç anlamına gelen organum sözcüğünden türemiştir. 

Yunanistan’da Korint körfezinde Navpaktos kasabasının Osmanlılar dönemindeki adı...


İnebahtı,
Epakto,
Lepanto,
Navpaktos,
Yunanistan’da Korint körfezinde Navpaktos kasabasının Osmanlılar dönemindeki adı.

Günümüzde İnebahtı küçük bir liman ve turizm merkezi haline gelmiştir. Surların içindeki eski büyük yerleşme alanı şimdi bahçelerle ve meyve ağaçlarıyla kaplıdır. Kaledeki II. Bayezid Camii’nin minaresinden bir parça hala ayaktadır. Öte yandan Amcazade Hüseyin Paşa Camisinin kalıntıları, çeşmesi ve özellikle hamamı da durmaktadır.

Korint körfezi girişinde, Mora yarımadasındaki Patras (Balyabadra) şehrinin karşısındadır. Bugün 8000 nüfuslu küçük bir yerleşim yeri, limandır. Ekonomik ve kültürel bakımdan körfezin en dar yerinde feribotla bağlantı kurulan Patras şehrinin gölgesinde kalmıştır.

Bu nokta, eskiden Rumeli ve Mora Kesteli denilen iki Osmanlı kalesiyle kontrol altına alınmıştır. 1829 yılında Osmanlıdan Yunan idaresine geçtiğinde adı antik dönemdeki Navpaktos’a çevrilmiştir. Kasabanın etrafındaki Osmanlı ve Venedik surları bugüne ulaşmıştır. Uzun tarihi boyunca önemli bir kale, liman ve antik adının etimolojisinin dayandığı tersanesiyle ön plana çıkmıştır.

Navpaktos, milattan önce VII. yüzyılda Lokris halkının bir tersanesi olarak kuruldu. MÖ. 183 yılında Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katıldı. Daha sonra Bizans hakimiyeti altına girdi. 431 yılından beri burası bir piskoposluk merkezi olarak tanınmış.

204 yılından sonra Bizans İmparatorluğu’nun Haçlılar tarafından parçalanmasının ardından Epirus Despotluğu toprakları içinde kaldı ve adı da Epakto olarak değiştirildi. 1294 yılında kısa bir süre Anjou Frenk Prensliği’nin eline geçtiyse de 1407’de Venedikliler tarafından alınmaya kadar Arnavut Shpata Prensliği’nin hakimiyeti altında kalmış.

1334-1348 yılları arasında Aydınoğlu Umur Bey, gemilerini Atina körfezine sokup Isthmus (Germe) berzahını aşarak Korint körfezine girdi ve burayı kuşattı. Çok kısa bir süre Umur Bey’in kontrolü altında kaldığı tahmin edilen kasabaya 1499 yılına kadar bir asır boyunca Venedikliler hakim olmuş. Venedik idaresi zamanında kasaba surlarla tahkim edildi. Tepede bir kale, buradan aşağıya bayır boyunca surlar (Ortahisar) yapıldığı gibi liman kısmı da duvarlarla (Aşağıhisar) çevrildi.

Osmanlı-Venedik savaşları sırasında Osmanlılar 1463 ve 1477’de kasabaya saldırdılarsa da başarılı olamadılar. Büyük bir hazırlıktan sonra II. Bayezid’in emriyle Rumeli Beylerbeyi Mustafa Paşa kumandasındaki kuvvetler 1499 yazında burayı kuşatma altına almış. Bizzat padişah da yakın bir yerde otağ kurmuş. İnebahtı açıklarında Venedik donanmasıyla çarpışan Osmanlı donanması da denizden kuşatma kuvvetlerinedestek olmuş. Bu kuşatmaya karşı koyamayacaklarını anlayan kaledeki Venedikliler 26 Ağustos 1499 yılında kasabayı Osmanlılar’a teslim etmişler. Osmanlılar buraya bir kadı ve sancak beyi tayin etmiş.

II. Bayezid’in emrince yabancı gemilerin geçişini önlemek ve burayı kontrol altına almak üzere körfezin girişine karşılıklı iki kule yapıldı ve bunlar Mustafa Paşa ile Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa’nın nezaretinde çok kısa bir süre içinde tamamlanmış.

Kent yaşamına alışamamış, taşralı kimselere argoda verilen ad …

Keko,
Kent yaşamına alışamamış, taşralı kimselere argoda verilen ad.
Kek, 
Keko,
Aptal, bön.
Taşralı, köylü, Kent yaşamına alışamış(kimse).
Taşralı köylü kent yaşamına alışamamış (kimse).
Aşırı saf, süzme insan modeli.


Zonta, Argo'da görgüsüz, kaba saba kimseye verilen ad.
Tiki, Marka düşkünü olan züppe kimseye argoda verilen ad.

Hindistan'a özgü, tefe benzer vurmalı bir çalgı ...

Kanjira,
Hindistan'da diğer vurmali çalgılar.
Zarb,
Tabla, (Arap davulundan türemiştir.)
Tzuzumi,

Kanjira,
Hindistan'nın güney bölgelerinde kullanılan Tef ailesinden vurmalı bir çalgıdır. Ağaçtan yapılmıştır. Bir kasnağa on adet ikişerli on zil takımı, sıra halinde takılmıştır. Ağaçtan yapılan  bu kasnak 10-15 cm. çapında olup üzerine yılan ve kertenkele derisi geçirilmiştir. 

Kanjira yaklaşık 1880 yılından bu tarafa kullanılmaktadır.1930 yılından sonra  Hint klasik müziğinde kullanılmaya başlanmıştır.

Perküsyon olarak da bilinen vurmalı çalgılar, müzikte ritim yapısı kurulmak için kullanılır.  Ritim, eski Yunanca’da akış anlamına gelmektedir. Vurmalı çalgılar ezgiye dayalı değildir. Müziğin ritmine dayalı bir enstrüman olup tef, bongo, konga, bendir, tipani, Pakhwaj örnek  gösterilebilir.

Tabla(Dayan, Dagga, Bayan);
Sufi Aziz Ameer Khusrau’nun eski bir perküsyon enstrümanı olan Pakhwaj davulunu ikiye bölerek tabla adlı vurmalı çalgıyı geliştirdiğine inanılır. Tabla parmak uçları ile ve avuçları açık tutarak çalınır. 

Hint müziğinde önemli yeri olan iki başlı davul şeklindeki Pakhwaj, Mridang antik bir enstrümandır. Dhrupad şarkıcılarına eşlik ettiği ortaçağ döneminde çok popülerdi. Bu günkü isminin Moğol döneminde kullanılan bir çeşit davul olan Awaj'dan türemiştir.

Vurmalı çalgılar (perküsyon aletleri) üzerine elle, başka bir cisimle vurularak, çalkalayarak , sürtülerek veya ovularak ses elde edilir. 

Yoz beğeni, zevksizlik …

Kiç,
Kitch,
Yoz beğeni, 
Zevksizlik.
Zevksiz olma durumu.

Kiç, yoz beğeni, ucuzlatma, kişiliksizleştirme, kötü zevk, karşı sanat, karşı estetik,  sanat tarihinde hiçbir estetik değere sahip olmayan veya beğenilmeyen imajlara veya objelere işaret etmek için kullanılan bir terim. 


Kısaca, kitsch estetik düzeyi düşük sanat yapıtı değildir, sanatın yozlaşması da değildir. Apayrı bir kategori olup, anlamlarından soyutlanmış simgelerden oluşan bir karışımdır.

Farklı kültürlerin bileşenleri gelişigüzel biçimde yeni bir bütün oluşturduğunda bu yoz beğenidir. Entellektüel ve yeni olmayan, içli, aşırı duygusal ve acıklı olan her şey için kullanılan bir kavramdır.

İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça ...

Nipel,
Fr. nipple,
İng. shoulder, nipple,
İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça.

Nipel, iki ağızı da dış dişli,tek tarafı dış dişli veya redüksiyon dişli olan metal boru bağlantı elemanıdır. 

Çelik, siyah veya galvaniz paslanmaz çelik ve pirinç, (sarı) ve plastik esaslı malzemelerden imal edilmektedir. Çapları 1/2", 3/4", 1" ve 5, 10 cm boyunda kullanılmaktadır.



Siyah paslanabilir ama doğalgazda mecburi olarak kullanılır. Galvaniz siyah malzemenin elektrolizle çinko kaplanmış halidir. Ayrıca paslanmaz ve plastik olanları da mevcuttur. Küçük çaplı hatlar üzerinde vana, çekvana, pislik tutucu vb. Büyük çaplı Hatlar üzerindeki branşman bağlantılarında, vana, emniyet vanası, ölçme enstrumanları vb. elemanların bağlanması sırasında kullanılan hayat kurtarıcı elemandır.

Hisse senetlerinde temettu kuponlarının dışında kalan ana bölüm ...


Talon,
Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isimdir.
Hisse senetlerinde temettu kuponlarının dışında kalan ana bölüm.
Şirket varlıklarının belirli bir süre içinde zorunlu satışı ile sağlanabilecek değerden tüm borçlar ödendikten sonra kalan miktarın, hisse senedi  sayısına bölünmesi sonucu bulunan değerdir.
Hukuk'ta yenileme vesikası anlamındadır.
Sahibine yeni faiz kuponları ve temettü kuponları verilmesini sağlayan kıymetli evrak.
Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isim.

Borsa Terimleri;
Talon (Talon), 
Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isimdir.

Repo, 
Bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe satılıp, bitiş valöründe geri alınmasıdır.

Temettü ya da kar payı, (Dividend),
Şirket ortaklarının bir dönem içinde işletmenin elde ettiği kardan nakit veya hisse senedi olarak pay alma hakkı anlamına gelmektedir. Şirketlerin ödeyeceği temettü, o şirketin yıllık net dönem karından vergiler ve diğer giderler çıkarılarak belirlenmektedir. Temettü genelde yalnızca nakit ya da yalnızca hisse senedi olarak dağıtılsa da bir bölümü nakit, bir bölümü de hisse senedi olarak da dağıtılabilir.

TÜFE (Consumer Price Index), 
Tüketici fiyat endeksi,tranş,
Temlik (Alienation, Assignment), 
Alacağın Devredilmesi.
Ters Repo (Reverse Repo), 
Bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe alınıp, bitiş valöründe geri satılmasıdır (Menkul kıymetin geri satım vaadiyle alımı).

Hedging (Hedging), 
Nakit piyasada bulunulan bir pozisyondan oluşan risklerden diğer piyasalarda (futures, options vs.) pozisyon alarak korunmadır.

Teminat (Collateral),
Borsa üyelerinin, borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere, Borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir.

Temellük (Acquisition), 
Alacağın devralınması.

Temerrüt (Default), 
Borsa’da yapılan işlemler sonucunda, taahhütlerin gerektirdiği ödeme veya menkul kıymet teslimatlarının belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi sonucu oluşan durumdur.

Eski yapı ya da kent kalıntısı ...

Ören,
İng. ruin,
Frn. ruines,
Arapça, أطلال
Yıkıntı,
Eski yapı ya da kent kalıntısı.
Şehir ya da ev yıkıntısı, kalıntı.
Yapı kalıntısı, harabe. 
Eski yapı veya kent kalıntısı. 
Kent, şehir.


Eski yapı veya şehir kalıntısı, harabe, virane. 
Tarihi yıkıntı ve kalıntıların bulunduğu yer,
Arkeolojik değeri bulunan yerlere verilen ad.
Eski çağlardan kalma yıkıntı.
Köy. 
Bitek ova. 
Ormanlık yer.

Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli uygarlıkların ürünü olan yer.

Avustralya denizlerinde yaşayan ve dünyanın en zehirli canlısı olan denizanası …

Irukandji,
Irukandji denizanası, 
Box Jellyfish .

Dünyadaki en küçük ve en zehirli denizanalarıdır. Avustralya denizlerinde yaşayan ve dünyanın en zehirli canlısı olan denizanası. Minik deniz katilleri olarak biliniyor.

Irukandji deniz anası adını Cairns şehrinin kuzeyinde bulunan kıyı şeridinde yaşayan Irukandji halkından almıştır.


Yaklaşık 1cm boyunda olan Irukandji, deniz anaları Avustralya  sahillerinde yaşıyor. Zehrini dokunaçlarındaki mikroskobik iğnelerde taşıyor. Zehir, deniz anasının dokunmasından 20 dakika içinde vücutta dayanılmaz ağrılara sebep olur. Yüksek dozlu morfin dahi ağrıları dindiremez. Deriye bırakılan iğneler patladıysa kurbanın kurtulma şansı yok. Panzehiri bulunmuyor. Sadece bir Irukandji denizanasının taşıdığı zehir, ortalama bir plajdaki herkesi öldürmeye yeter. Ölüm tehlikesi oranı %90 dır.

Avustralya denizi kıyılarında görülen bu canlılar, bilinen beş Irukandji türü vardır: 
Carukia barnesi, 
Malo kingi, 
Mala maximus, 
Malo filipina,
Malo bella.

Ünlü toksikolog Dr. Jamie Seymour bu denizanası hakkında Katil Denizanası adlı bir belgesel yapmıştır.





Dünya'nın Güneş etrafında dönerken 21 Mart ve 22 Eylül günlerinde bulunduğu noktaları birleştiren ve Güneş merkezinden geçen eksenin iki ucu ...

İtidaleyn,
Arapça, اعتدالين
İng.: precession  
Fr.: precession  
Alm.: Präzession 
Arapça Takdüm-i itidaleyn.

Dünya'nın Güneş etrafında dönerken 21 Mart ve 22 Eylül günlerinde bulunduğu noktaları birleştiren ve Güneş merkezinden geçen eksenin iki ucu .

Devinme olayı;
Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde (hani topacın kafa sallamasını andıran bir koni devimi yapması gibi) çok yavaş olarak dönmesi, presesyon. 


İtidaleyn,
Eski dilde gökbil. 
Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinde 22 eylül ile 21 mart günlerinde bulunduğu noktaları birleştiren doğru ile Güneş merkezinden geçen eksenin iki ucu. 

Takadüm-i itidaleyn.
Presesyon.
Ekinoksların presesyonu, (İng. precession, precession of equinoxes).
Yerin dönme eksenin ortalama kutup çevresinde ağır ağır, çok yavaş bir koni hareketi yapması nedeniyle oluşan hareket.

Astronomi'de güneş etrafındaki mahrekte 22 Eylül (itidal-i harifi) ve 20 Mart (itidal-i reb) tarihlerinde bulunduğu noktaları birleştiren güneşin merkezinden geçen nazari mihver ve bunun iki ucu. Bu mihvere, mihver-i sagir denir.

Ekinoks
Fr. équinoxe 
İng. equinox
Gün tün eşitliği.

21 Mart - 23 Eylül,
Farsça, Altı aylık fasılalarla gece ve gündüzün eşit oluşu.

Yıl içinde gece ile gündüzün eşit olduğu zaman ekinoks kelimesi ile ifade edilmektedir. Bu zamanda Güneş ışınları ekvatora dik gelmektedir (21 Mart-23 Eylül günleridir).

Ekinokla, 23 Eylül’de Güney kutup noktasında, 21 Mart’ta ise Kuzey kutup noktasında 6 aylık gündüz süreleri başlamaktadır. Güney yarımkürede sonbahar, Kuzey yarımkürede ise ilkbahar başlar. Kuzey kutup noktasında 6 aylık gündüz, Güney kutup noktasında ise 6 aylık gecenin başlangıç tarihidir.  Dünya üzerinde gece ve gündüzler birbirine eşit olarak yaşanır.

Güneş, ekinoks tarihlerinde tam olarak doğudan doğup tam olarak batıdan batmaktadır.  Ekinoks tarihlerinde kutuplarda tam olarak alacakaranlık yaşanmaktadır.  

21 Mart’tan itibaren 23 Eylül’e kadar güneş ışınları Ekvator’un kuzeyinde kalan bölgelere dik açıyla geldiğinden, Kuzey yarımkürenin gündüzleri Güney yarımküreye göre daha uzun yaşanmaktadır.  23 Eylül’den itibaren 21 Mart’a kadar güneş ışınları Ekvator’un güneyinde kalan bölgelere dik açıyla geldiğinden, Güney yarımkürenin gündüzleri Kuzey yarımküreye göre daha uzun yaşanmaktadır. 

Eski dilde başlangıç noktası, ilk, evvel, kök, esas, kaynak ...

Mebde,
Arapça, Mebde, ( مبدأ ).
Başlangıç noktası.
Eski dilde başlangıç, ilk, evvel.  
İlk unsur, ilke, prensip.  
Kaynak, kök. 
Bilgilerin ya da bilimin ilk kısmı.  
Baş taraf. 
Başlangıç. 
Başlama.



Kaynak, Kök, Temel, Esas.
İlk unsur, ilmin ilk kısmı, kaynak, kök.

Dinde, bir salikin Tanrı gerçeğine erişmek için hareket ettiği başlangıç noktası.

Mebde ü maad, gelinen ve gidilecek olan yer, insanın doğumu ve ölümü. 
Mebde-i arz, enlemi belirtmek için başlangıç olarak alınan ve dünyayı iki eşit parçaya ayıran paralel dairesi (ekvator dairesi).

Harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü, bozukluğu ....

Disleksi,
Fransızca dyslexie,
İngilizce dyslexia,
Harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü.
Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma, yazma ve dil becerilerinde problem yaşamasına sebep olan özel öğrenme bozukluğudur.

Okuma bozukluğu şeklinde gözlemlenir. Dikkat ve hafızayı da etkilemektedir. Disleksi, esas sorun,  hafıza ve dil ile ilgilidir. Disleksi olan kişiler her şeyi unutur. Disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıdır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanırlar. Disleksi olan kişiler sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. Bundan mutevellid disleksi olan kişiler, sayısal zekayı çok iyi kullanırlar. Eğitimde matematik ve fizik konularını çok severler. Buna karşı sözel konuları beceremeyebilirler. Disleksi olan çoğu kişinin en büyük düşmanı kitaptır. Bazıları bir kitabı anlamak için aynı kitabı 5-6 kere okur. Disleksi olan insanlar üstün zekalı insanlardır ve bir kısmı ise dahidir. 

Disleksi ilk olarak, 1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından keşfedildi. Görme ile ilgili problem olarak görülen bu bozukluğun okuma güçlüğü olduğunu bulmuştur. Bir hastasını incelemiş, her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarına göre oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtmiştir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ