Bir galeri, müze, sergi koleksiyonunun yöneticisine verilen ad ...

Küratör, (İng. Curator).
Latince, Curatus.
Çağdaş sanatta sergi düzenleyicidir.
Bir galeri, müze, sergi koleksiyonunun yöneticisine verilen ad.


Müze, kütüphane, sergi, müzayede v.b. yöneten ve etkinliklerini düzenleyen, yetkili kimseye verilen ad. Diğer bir anlamda sergilerin oluşturulmasından açılışına kadar geçen her aşamayı (organizasyon, sanatçıların ve yapıtların seçimi, sözsel etkinlikler, konuşmacılar, gibi etkinlikleri ayarlayan insanlardır. İngiltere ve Amerikada üniversitelerde verilen küratörlük uygulamaları dersleri bu konuda gerçekten ekonomik, teknolojik ve finansal olarak bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir.  

Genelde Küratörlük Kavramı müzecilikle iç içe olan bir kavram olarak görünmektedir. Müze yöneticisi gibi görünmesine karşın farklı bir görevdir. Müzenin yönetimi müze müdürüne aittir. Eserlerin bulunması, bakımının takibi, sergilenmesi, organizasyonu  konuları küratör tarafından yürütülür. Küratör ortak konularda eserleri bir araya getirerek koleksiyonlar yapar ve bunların sergilenmesini sağlar. Küratör sanatçı ile kitleler arasında irtibatı sağlayan tarih, felsefe ve sanat eğitimi almış yöneticidir.

En tanınmış küratörler; Harald Szeemann (İsviçre), Massumeh Farhad (İran), Camille Morineau, Miglena Mihaylova, Veselin Vasilev, Andreas Hoffer,  Fulya Erdemci (Türkiye), Hou Hanru (Çin), David Chipperfield.

Donma olayına neden olan bileşiklerden arındırılmış yağlar için kullanılan sözcük ...

Vinterize,
Vinterize etmek, 
Donma olayına neden olan bileşiklerden arındırılmış yağlar için kullanılan sözcüktür.
Vinterizasyon işleminden geçirmek.
Yağın donma sıcaklığını düşürme işlemi.
Vinterizasyon işlemi; Kademeli olarak soğutulan ve düşük sıcaklıklarda yavaşça karıştırılıp bekletilerek elde edilen donmuş asitlerin süzülerek yağdan uzaklaştırılmasıdır.  
Vinterize işlemi esnasında yağın içine bazı katkı maddeleri eklenir ya da yağdan bazı maddeler çıkarılır.

Yağ üretiminde rafinasyonda; degumming-fosfolipidlerin giderilmesi, nötralizasyon-asitlik giderme, dewaksing-mumsu maddelerin uzaklaştırılması, ağartma-renk açma ve koku giderme-deodorizasyon işlemleri uygulanır. Yağlar  içerisinde yağı matlaştıran, bulanıklaştıran, düşük sıcaklıklarda çöken bileşenler vardır. Bunlar vakslar-uzun zincirli yağ alkolleri, doymuş gliseridler ve stearinlerdir. Vinterizasyon işleminde kademeli olarak yağlar soğutulurak düşük sıcaklıklarda yavaşca karıştırılır. Böylece oluşan kristaller süzülerek ortamdan uzaklaştırılır. Kristalleşmeyi başlatmak ve süzme işlemini rahatça yapabilmek için perlit kullanılır. Bu cins operasyonlarda perlite vinterize toprağı denir.  İşte bu işleme vinterizasyon, kışlandırma adı verilir. Bu tür elde edilen ürünlere de vinterize edilmiş anlamında vinterize ve rafine deyimi kullanılır. Böylece yağa matlık, bulanıklık veren bileşenler uzaklaştırılmış olur.

Genelde sıvı ve katı yağlar çeşitli trigliseritlerden oluşan bir karışımdır. Soğukta sıvı bir yağ  içerisinde bulunan trigliseritler bulanıklığa neden olur. Kristalize olarak çökerler. Sıvı yağın içerisinde bulunan katı yağ kristalleri yağın muhafaza edilebileceği sıcaklıktan daha düşük sıcaklıklarda, bir  ön soğutma işlemi ile uzaklaştırılır. Bu işleme vinterizasyon ya da stearinsizleştirme ya da kışlandırma denir. 

Görgüsüz, sonradan görme ...

Gökgörmedik, 
Görmemiş, 
Açgözlü, obur,
Görgüsüz, sonradan görme.
Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse). 
Aptal.

Zonta,
Cudan,
Hödük,



Eski dilde doyurma, doyma, doymuşluk ...

İşba,(Arapça  اشباع .)
Doyurma. 
Doldurma.
Doyurma.
Doyurmak, açlığı gidermek. 
Doymak.
Bir sıvının içinde, belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması.
Doygunluk, (İng. Saturation)

ABD'de doğan, Yunan kökenli efsanevi soprano ...


Maria Callas, (1923-1977).
Esas adı; Anna Maria Cecilia Sofia Kalogeropoulos.
ABD'de doğan, Yunan soprano.
Saprona, Opera yıldızı.
La Divina.
Maria Callas 3 Aralık 1923 tarihinde, New York'ta doğdu. 16 Eylül 1977 tarihinde, 57 yaşında iken kalp krizinden Paris'te öldü. Tüm zamanların, özellikle 1950'li yılların en çok tanınan ve başından geçen sansasyonel olaylarla adından çok söz edilen  sopranodur. 
Yunan kökenli efsanevi soprano, kendi kuşağının gerçek primadonnasıdır.

Atina'da ünlü sanatçı Elvira de Hidalgo’nun öğrencisi olarak 15 yaşında sanat yaşamına başlamış ve Yunanistan Ulusal Operasında Madam Butterfly,  Tristan ve İsolde eserleri ile meşhur olmuştur. Sanat hayatına kontralto olarak başlamış, sonra mezzo-soprano, spinto ya da dramatik soprano olarak başarılara imza atmıştır.
Güzel şarkı söyleme anlamına gelen Bel canto tekniğiyle gerçek bir pirimadonna olduğunu ispatlamıştır. Çağının bir numaralı opera şarkıcısı, Norma, Carmen, Puccini ve Verdi gibi santaçıların muhtelif operalarını yorumlamıştır.

1957 yılında evliyken tanıştığı armatör ünlü armatör Aristotle Onassis ile aşk yaşamış ve sık sık skandallarla gündeme gelmiştir. Onassis bu büyük aşka karşılık daha sonra bir başkası ile evlenmiştir.

1977 yılında Paris'te geçirdiği bir kalp krizi ile hayata gözlerini yummuştur. Allah günahlarını affetsin. Mekanı cennet olsun. 

Dökme, Akıtma anlamında eski bir sözcük ...

İhrak,
Dökme, 
Akıtma,


Akıtma, dökme. 

İhrak kelimesinin diğer anlamları aşağıdaki gibidir.
Ateşe atmak. Yakmak. Yandırmak.
Bulamaç yapmak.

İçtenlikle ...

Halisane, 
(Farsça).
[ خالصانه ]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak olarak, 
Temiz yürekle, içten bir biçimde, samimiyetle, halisane.
Açık açık,

Halise yakışır bir surette.
İçtenlikle,(İng. sincerely).
Samimiyetle. 
Yürekten,
Halis kimselere mahsus bir niyet ve fiil ile.

İlim veya sanatta üstün olan kimse...

Üstat,
Üstad, 
Farsça üstad, 
(Üstaz),
Bir bilim veya sanat alanında üstün bir yeri olan kimse.
Öğretmen.
Usta.
Sanatçı.
İlim veya sanatta üstün olan kimse. 
Usta, sanatkar.
Muallim, profesör. 
Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü.
Sanatta veya bilgide veya icraatta veya amelde meharetli zat.
Siyasal  ve hukukçular arasında kıdemi belirten bir terim.
Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.
Birinci sınıf karagözcülere, ortaoyunculara, tuluatçılara verilen sıfat.
Sanat yanı büyük olan Karagözcülere, Ortaoyunculara ve doğaçlama sanatçılarına verilen ünvan.

Yumurta, irmik ve un ile yapılan bir tatlı çeşidi ...

Revani, (Farsça).
Revani Tatlısı,
Değerli, rağbetli revaçlı anlamında olan bir tatlı çeşidi.
Fırında tepside pişirilen irmik ve yumurta ile yapılan bir tatlı çeşidi. 
Yumurta, un ve irmikle yapılarak fırında pişirilen, sonra üzerine şerbet dökülen bir tür tatlı.

Malzemeler; 
3 Tane Yumurta, 
3 Yemek Kaşığı Un, 
1 Su Bardağı İrmik,
3 Yemek Kaşığı Fındık (ince çekilmiş),
1/2 Çay Kaşığı Karbonat
1 Su Bardağı Sıvı Yağ,
1 Çay Bardağı Şeker,
1 Su Bardağı Yoğurt,
1 Paket Kabartma Tozu,
1 Paket Vanilya,
Üzerine serpmek için, Hindistan cevizi,

Tatlı Şerbetini hazırlamak;
Bir tencereye 3 su bardağı şeker ve aynı oranda suyu koyup karıştırın. Orta ateşte şeker eriyinceye kadar sürekli karıştırarak pişirin. Daha sonra şerbeti kısık ateşte bir süre daha 10 dakika civarında kaynatın. Kaynatmanın sonunda 4-5 damla limon suyunu ekleyin. Tatlımız için şerbetimiz hazır olup bekleteceğiz. Eklediğiniz bu limon suyu tatlıda yumurta kokmasını önleyecektir.

Yapılışı;
Tatlımız için önce keki hazırlamamız gereklidir. Kek için hazırladığımız yumurta içinde şekeri eriyinceye kadar çırpın. Karışıma yağı ve yoğurdu katın. Biraz daha çırpın. Karışım içine un, irmik, kabartma tozu vanilya, karbonat, ince çekilmiş fındık (isteğe bağlı) ekleyin. Sonra tüm malzemeleri karıştırın. Burada bir yemek kaşığı liman veya portakal kabuğu rendeleyip eklerseniz çok güzel bir tat elde edersiniz. 

Ayrı bir yerde tepsi, kalıp, cam kabı yağlayarak hazır hale getirin ki karışımımızı içine dökerek 4-5 cm. kalınlığında yayalım. Tatlı mızın kek kısmı da fırına verilmek üzere hazır olup 180 derece önceden ısıtılmış fırına atılır. Kekin üstü kızarıp içi çekinceye (bir kürdan ile batırılarak kontrol edilir) kadar pişirin. Daha sonra fırından çıkarın.  Fırından çıkın kek soğuması- ılıması için biraz bekletin. Daha sonra kabın içinde kare şeklinde  dilimleyerek , kesin. Sonra üzerine soğumuş olan şerbeti kaşıkla yavaş yavaş yedirerek dökün. Tatlı mızın soğuması beklenir. Daha sonrada buzdolabına konur. Buzdolabında 2-4 saat dinlendirilir. Servis yapmadan önce üzerine Hindistan cevizi serpilir. Sonra müthiş bir yemeğin üzerine afiyetle yenir.

Fransız rakısı ...


Pastis, 
(Fr. pastis).
Anason kokulu bir tür alkollü içki.
Fransız rakısı.

Anasonlu ve su ile beyazlayan bir içki.
Pastis Asya kökenli anosonlu bir içki olup su ile içilmektedir. Ölçü olarak ağız tadına göre değişir. 
Genel olarak 1 hacim pastis için beş hacim su katılarak tüketilir. Gözünü sevim. Bizim rakı gibisi yoktur.



Öyle ölçü mölçü yok. Bire bir karıştırıp şöyle bir koklayıp yuvarladın mı lezzeti oradadır. Bizde olduğu gibi peynir  yerine zeytin ile içilmektedir. Ama Rakı gibi ona ait mezeler pastis ile de gidiyor.

Fransa'da Pastis, İngiltere'de Pæstɪs, ABD'de pæsti, olarak adlandırılır. Alkol oranı rakılarda olduğu gibi % 40-45 Abv (hacmen alkol) içerir. 

Fransa'da anason aromalı bir likör veya apéritif içki olarak kullanılıyor. Alkolsüz Pastis çeşitleri de vardır. Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi eski bir geleneğin parçası olarak anason likör olarak kullanılmıştır.





Paul Ricard tarafından ilk olarak 1932 yılında ticari olarak üretilmiştir. Fransanın güneyinde popüler olarak kullanılmaktdır. Pastis aynı anason ile üretilen  üretilen içecekler gibi bir haz ve tutku olmuştur.  

Benzer anasonlu içkiler; 
Sambuca
Uzo
Arak
Rakı,
Mastika.
Pastis.

Baston, sopa ...

Kötek, 
(Farsça kötang ).

Baston, sopa,
Kalın değnek.
Sopayla atılan dayak, 
Dayak,
Patak,
Çırpıcı tokmağı, 
Ağır sopa,
Çubuk,
Ohandere.


Büyük, beyaz pullu bir çeşit balık olan minekop (gölge balığı) balığına verilen ad.
Kötek buğlaması şahane olur.

Genel ...

Umumi,(Arapça  عمومی ).

Genel, 
Fr. Commun, İng. Public,  communal, general,
Herkesle alakalı, herkese dair.
Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi, 
Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan
Yetkisi ve sorumluluğu çok olan,
Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne),
Bir genelleme sonucunda elde edilen,

Halk arasında kullanılırken genel kelimesi yerine umumi kullanıldığı zaman hemen herkesin aklına tuvalet, ayakyolu gelmektedir ne hikmetse. 
Ortak, ganal kelimeleri umumi anlamında kullanılmaktadır.

Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan ...

Mevhum, 
(Arapça  موهوم ). 
Vehmedilmiş, asılsız, kuruntuya dayalı.

Vehim, 
(Vehm, arapça وهم ). 
Vesvese.

Belirsiz fikir ve düşünce. 
Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, 
Kuruntuya dayanan.
Kuruntu, evham, işkil.
Aslı olmayıp evham mahsulü olan. 
Manasız ve mübhem korku.
Cüz'i manaların anlaşılmasına yarayan bir idrak kuvveti.
Yanlış ve yersiz düşünce,  
Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanmak.
İşkil, evham.

Ticaret malları...

Emtia, (Arapça  امتعه ).
İng. commodity,

Ticaret malları, 

Meta,(Arapça متاع ).
Mal, eşya (Eski dilde )

Satılacak mallar,
Satılacak şeyler. 
Ticarete konu olan mallar. 
Kıymetli eşya. 
Tüccar malı.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ