Halk dilinde anjine verilen ad...

Boğak, 
(Fr. Croup).
Anjin
(Akut tonsillofarenjit).  
Boğaz iltihabı, Anjin,
Boğaz mukozasının şişmesi,
Yutak yangısı,
Hunnak,
Farenjit.
Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilir. 
İltihabın bademcikten öte bütün boğaza yayılmasına anjin denir. Anjin hastalığının nedeni çeşitli mikroplardır.

Mikropların çoğunluğu boğazda bulunur ve üşütme, morötesi ışın tedavisi, burun, boğaz bölgesindeki ameliyatlar anjine neden olurlar. Bütün bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi mikroorganizmalar ağız ve burun yolu ile alınır. 

Bu yollarla alınan mikroorganizmalar bademciklere bulaşarak enfeksiyonu başlatırlar. Mikroplar kendi kendine veya damlacık yoluyla bulaşır. Çocuklarda gençlerin anjine yakalanmaları daha çok olur. Anjin tipik bir üşütme hastalığı olarak görülür. Anjin hastalığı bağışıklığa neden olmadığı için sık sık tekrarlayabilir. 

Hastalık 1-3 günlük kuluçka devrinden sonra ortaya çıkar. Baş ağrısı, ateş ve kusma şeklinde belirtileri vardır. Boğazda kızarıklık ve ağrı vardır. Bademcikler iltihaplanarak şişer ve zor yutkunulur. 

Bademciklerin üzeri sarımtırak renkli iltihapla kaplanır. Boğazın iki tarafında yukardan aşağıya doğru dağılmış olan lenf bezlerinde gözle görülebilecek kadar şişlik olur. Böbrekler, kalp ve eklemlerde bu hastalığın yan etkileri görülür.

Hafif durumlarda yatak istirahati, garagara ve boğazın sarılarak sıcak tutlması yeterli olabilir. İltihabın önlenmesi için gerekli antibiyotikler verilir. Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir. Tekrarlayan bademcik iltihaplarında, ilk fırsatta bademciklerin aldırılması gerekir.

Halk dilinde mart ayına verilen ad ...

Akaray,
Mart ayı, 
(Latince Martius).
Yılın üçüncü ayı.
Diğer aylar;
Ocak ayı, Zemheri, Kalandar.
Doğu karadeniz bölgesinde ocak ayına Kalandar denir.
Ocak, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 1. ayı olup 31 gün çeker. 


10 Ocak 1945 yılında kabul edilen, 15 Ocak 1945 tarihinde yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Ocak yapıldı. 

Şubat ayı, Gücük ay. 
Şubat, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 2. ayı olup bazı yıllar 28, bazı yıllarda ise 29 gün çeker. Yılın rakamı dört ile kesirsiz bölünebiliyorsa (100 ile bölünebilip 400 ile bölünemeyen yıllar hariç) o yıl artık yıldır (366 günlü yıl) ve o yıl Şubat ayında 29 gün vardır. Şubat ayı tüm diğer yıllarda 28 gün çeker. Süryanice şabat sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Gücük ay da denir.

Mart ayı, Akaray.
Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 3. ayı olup 31 gün çeker. Eski Roma’da Mart ayının adı, Roma Savaş Tanrısı "Martius" idi ve bu ayın savaşa başlamak için şanslı bir zaman olduğu kabul edilirdi. Ocak ve Şubat ayları, savaşmak için uygun olmadıklarından Roma takviminin ilk ayı Mart idi. Julius Caesar’ın M.Ö. 45 yılındaki takvim reformundan sonra yıl, 1 Ocak’ta başlatıldı. Buna rağmen pek çok ülkede, yılın Mart ayı ile başlaması geleneğine devam edildi. 1 Ocak, yeni yılın ilk günü olarak Fransa’da 1564 de resmileşti.

Kasım ayı, Halk dilinde Songüz denir.
Kasım, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 11. ayı olup 30 gün çeker. Türkiye'de, Atatürk devrimine değin Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami Tişri den gelme ad ile Teşrin-i Sani olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra İkinci Teşrin, İkinciteşrin olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Kasım yapıldı. Koç Ayı denir.

Wikileaks adlı internet sitesinin editörü ve basın sözcüsü olan Avustralyalı internet aktivisti ...

Julian Paul Assange,
(d. 3 Temmuz 1971),
Avustralyalı internet aktivisti,
Wikileaks adlı internet sitesinin editörü ve basın sözcüsüdür. Wikileaks'in editörü olmadan önce fizik ve matematik öğrencisi, bilgisayar programcısıydı. 
Wikileaks 2006 yılında kuruldu. 


Assange dokuz kişiden oluşan yönetim kurulu üyelerinden olup ayrıca basın sözcüsüdür. 
Gazeteler onu Wikileaks'in yöneticisi veya kurucusu olarak tanımlar. Siteye yüklenecek belgelerde en son söz ve onay Assange'ındır. Diğer bütün site çalışanları gibi Assange da site için ücretsiz ve gönüllü olarak çalışmaktadır.

Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli din adamı tarafından kurulan Budizm okulu. ..

Gelug,
Gelugpa,
dGe Lugs Pa, dge-lugs-pa, Dgelugspa.
Yeşil Başlıklılar mezhebi,
Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan budizm okulu. Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan Budizm okulunun adıdır. Tsongkhapa' nın Ganden'de kurduğu ilk manastırı Ganden Tripa halen bu okulun merkezidir. Okulun mensupları arasında en önemli kişi Dalai Lama'dır. Lama Tsongkhapa, Kadam Okulu veya Kadampa'nın evrensel merhamet prensibini Hintli üstadlardan Nagarjuna'nın shunyata öğretisiyle biraraya getirmiştir.


Tsongkhapa'nın Gelug Okulu için altı kitab şunlardır;
  • Yolun Aşamalarına Dair Büyük Şerh,
  • Tantralara Dair Büyük Şerh,
  • Tefsiri ve Nihai Öğretilerdeki Belağatın Özü ,
  • İzafiyetin Övgüsü,
  • Guhyasamaja'nın Beş Aşamasına Dair Geniş İzah
  • Altın Tespih.

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali ...

 Anafilaktik,
Anafilaksi, 
Anafilaksi (anafilaktik şok),

Allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Anafilaktik şok, alerjinin çok hızlı ve güçlü tepki veren bir çeşididir. Normal alerjideki gibi, vücut alerjen maddeyi tehlike olarak algılayıp tepki verir, ancak anafilaktik şok durumunda bu tepki çok daha hızlı ve güçlüdür.

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali. Vücutta alerjen maddelere karşı oluşabilen ciddi bir allerjik reaksiyon biçimidir. Allerjen maddelere örnek olarak böcek zehirleri, polenler, yiyecekler, ilaçlar verilebilir. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler. Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir. Mesela ülkemizde süt için bu duyarlılık hali ilkokullarda görülüştür. Bir restoranda kullanılan kırmızı biber sosundan müşteri ölüyor. Halbuki ölen kişi sosun içinde bulunan fıstık yağına olan duyarlılığından dolayı ölümle sonuçlanmıştır. Yani kendi özelliklerini bilen kişiler bu ürünlere karşı hassasiyetlerini bildiklerinden tedbir alırlar.  

Gaziantep içmesuyu arıtma tesislerinde çalışırken bir Alman arkadaşıma Türklerin genel özelliği ile ısrarla taze antepfıstığı ikram ettim. Yemedi yemedi ve yedi. Sonra hastaneye yetiştirdik. 2-3 gün kendine gelemedi. Az daha gidiyordu. Sonra anladık ki anafilaktik duyarlılığı varmış. Şimdi umarım sağlıklıdır.


Anafilaktik şokun genel olarak görülen semptomları; cilt sıcak ve kırmızıdır. Vücudun büyük bir kısmında kabarıklıklar-ürtiker bulunur.   Genellikle hasta hırıltılı ve zor nefes alır. Belirtiler arasında bulantı, kusma, karın krampları, nabız yükselmesi ve tansiyonun aniden düşmesi sendromları görülebilir. Anafilaktik şoktan doğan ölüm en büyük sıklıkla, boğazdaki dokuların şişmesi hava yolunun tıkanması sonucunda şiddetli nefes alma zorluğu nedeniyle olur. 

Arı venomları-zehiri, Gıdalar, Aşılar, Radyokontrast maddeler-ilaçlı film, Lateks ürünler,  Aşılar ve anti-serumlar, İlaçlar, Kan ve kan ürünleri Anafilaksiye neden olurlar.





Pasta hamuru...

Şu,
Pasta Hamuru,

Pandispanya,
Malzemeler :
1/2 paket kabartma tozu,
5 yumurta,
150 gr. un,
125 gr. şeker,
Vanilya.

Yapılışı: 
Şekeri hafif ateşte yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırpınız. Karışımı ateşten alınca kabartma tozu, vanilya ve unu katınız. Yumurtaları tencereye kırınız.  Bir kaç kere karıştırınız. Kalıba karışıma dökünüz ve hararetli fırında 40-45 dakika pişiriniz.

Bu karışım içine çekilmiş badem, fındık, ceviz kakao konularak muhtelif pandispanya yapılabilir. Bu malzemelerden birini ilave edebilirsiniz. Bu şekilde pandispanya katılan malzemeye malzeme adı ile anılır. Katılan malzeme miktarı kadar un azaltılır. Mesela ceviz katınca cevizli pandispanya gibi ad alır.

"Sevgili, Dost, Flört" anlamında argo sözcük ...

Manita, 
(Yunanca),
Sevgili,
Dost, Flört,

Manita, 
İtalyanca mantenuta (bakmak, beslemek, korumak, elinde tutmak) kelimesinden gelmekte ve besleme (kadın) metres manasındadır. 
Metres,
Manita, Manitacılık,
Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.
Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir çeşit dolandırıcılık, manita.

Anlam yükletilen şey ...

İm,
Anlamlı iz,
Anlam yükletilen şey,
İşaret.
Alamet.
İm, (İng. signal).
Fiziksel bir olaya bağlı olan ve veri taşıyan, zamana bağımlı bir değer.
Bir şeyi belli etmek ya da başkalarından ayırmak için kullanılan biçim, çizgi ya da resim.
 

Yabani Ispanak ...

Sirken, 
Halk dilinde Sirken denir.
Pazı,
Sirkepazı,
Yabani ıspanak (Chenopodium album).
Yenilebilen bir çeşit bitki.
Yabanıl ıspanak (Lat. Chenopodium).
Kazayağıgiller (Chenopodiaceae) familyasından, 10-150 cm kadar boyda, tek yıllık, otsu, çiçekleri gösterişsiz ve sonbaharda açan, yaprakları ıspanak gibi sebze olarak kullanılan bitkiler. 


Yabani ıspanak.
Yabanıl semizotu. 
Labada.

Sirken, sirken otu yabani ıspanak olarak bilinir. Ispanak gibi pişirilebilen sirken otu ıspanaktan daha faydalı besin değerlerine sahiptir. İçerdiği vitamin ve mineral yoğunluğu daha faydalıdır. İçeriğinde A, B, C, B6 vitaminleri ve Demir, Niacin, Kalsium, Protein, Sodyum mineralleri bulunur. Lifli bir sebzedir. 


Tüketildiğinde kanı temizler, bağırsakları yumuşatır ve temizler. Ayrıca iltihap ve yara kurutucu özelliği vardır. 

İki derenin ya da yolun birleştiği yer...

Çat,
İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak.
İki dere veya iki yolun birleştiği yer. 
Orta yer. 
İki tepe arasındaki geçit.

Çat kelimesinin diğer anlamları;
Eski bez parçası.
Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses.
Köşebaşı. 
Tam karşı, yüz. 
Kuyruk sokumu. 
Bel.
Çetin, sert.
Çakıl, küçük yuvarlık taş.

"Şeref, şöhret, ün" anlamında eski sözcük...

Neng,  (Farsça).
Eski dilde şöhret, ün. 
Ayıp, utanma, hayâ etme. 
Ün, Nam.
Şeref,
Şöhret,   
Yükseklik, yücelik. Büyüklük.
İnsanlar arasında geçerli ve makbul olma. Büyük bir makam sâhibi olma.
Cenab-ı Hakka itâat ve ubudiyyeti ve yüksek hizmeti ile çok ihsanına mazhar olma.
İftihâr, övünme.
Ayıp, utanma, ar,



Arap abecesinde ünsüzün "a-e" okunacağını belirten işaret ...

Üstün, (Eskiden). ()
Fetha, (Osmanlıca fetha).
Eski yazımızda kısa a ve e' yi gösteren hareke.
Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.
 
 Hareke, 
Arap alfabesinde, ünlüleri yazılmayan hecelerin nasıl okunacağını göstermek için harflerin altına ya da üstüne konulan işaretler. Çoğulu harekat'tır. Üç çeşidi vardır. 

Üstün, Harfin üstüne konulan küçük eğik çizgi fetha (üstün), a-e; 
Esre, Altına konulan küçük eğik çizgi kesre (esre), ı-i; 
Vav, üstüne konulan küçük vav (‘), o-ö, u-ü seslerini karşılar. 

Arap alfabesindeki bu işaretler sisteminde cezm denilen küçük bir sıfır daha vardır ki, harflerin üzerine konur ve harekeyi düşürür, yani birbirini izleyen iki ünsüzün arasında ünlü olmadığını gösterir.

Üstün kelimesinin diğer anlamları;
Faik,
Üstun (Farsça),
Direk. 
Sütun.
Yapının çatısına konan ağaç, mertek.
Yapılarda kullanılan uzun ağaç. 
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.
Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik .
Üst, üstteki.çatı, 
Yenen, galip gelen. 
Sayıca çok, fazla.
 

Kimi Türk lehçelerinde "ağa" yerine kullanılan sözcük ...

Aka,
İran Türkleri ağa yerine kullanırlar.
Kabadayı. 
Ağa, 
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, 
Ede, Efe,
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı imse.
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan.
Büyük kardeş, Ağabey,
Büyük oğul, büyük erkek kardeş. 
Baba, ata. 
Yiğit, adam
Efendi, büyük, amir.
Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. 
Cömert, eli açık.
Koca.
Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmi san,
Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı ...

Teke,
Teke Yarımadası,
Türkiye'nin güney batısında Antalya ve Fethiye Körfezleri arasında Akdeniz'e doğru uzanan yarımada Teke yarımadasıdır. Teke yarımadasının kuzeyinde Göller Bölgesi vardır. Doğudaki Alakır Çayı ile batıdaki Eşen Çayı, yarımadadaki en önemli akarsulardır. Kemer, Elmalı, Kumluca, Finike, Kale, Kaş, Kalkan, Kınık gibi yerleşmeler turizm açısından da önemlidir. 


Bu bölge eski çağlarda Likya olarak bilinirdi. Antik Likya kentinin kalıntıları Faselis, Olimpos, Arikanda, Mira, Ksantos, Leton, Patara, Limira'dır. 

İsmi bölgeye Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yerleştirilen Teke Boyu'ndan gelmiş ve M.Ö. 3000 yılından daha eskilere dayanan tarihiyle Teke Yöresi olarak bilinmektedir. Teke Yarımadasında,tahıl, şeker pancarı, meyve, özellikle turunçgiller ve sebze yetiştirilir. Güllük  ve Olimpos-Beydağları Milli Parkları turizm faaliyetleri açısından çok önemlidir.

Yarımada, Akdeniz'e doğru küt bir çıkıntı oluşturur. Akdağ ve Elmalı dağları ile ortalama 1.150 m. yüksekliğindeki ovanın doğusuna düşen geniş ve yüksek dağ sırası Beydağlarıdır.

Metal saplama ...

Pim, 
(İng. pin).
İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi. 

Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti.
Metal saplama,

Saplantı ...

İdefiks,
Fr. idée fixe.
İng. Obsession,
Saplantı,
Takıntı,
Fransızcadan dilimize geçen bir kelimedir. Kişinin etkisinden kendisini kurtaramadığı yersiz, saçma düşünce, sabit fikir anlamına gelir. Türkçede bu sözün tam karşılığı, saplantı veya sabit fikir'dir.

Psikolojide, saplantı, sabit fikir.
İdefiks, kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikri sabit.

Kaynak, pınar ...

Eşme,
Kaynak, 
Göze, 
Pınar.
Memba,
Bulak,
Kumsal yerde kaynayan pınar.
Azacık eşilmekle su çıkan kuyu.
Toprağı kazarak açılmış küçük çukurlar. 
Yağmur sularını toplamak için toprağa kazılan çukur.

Yeraltına sızan sular geçirimsiz bir tabaka üzerinde birikir ve yeraltı sularını oluşturur. Yer altı suyu taşıyan tabakalara akifer adı verilmektedir. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere ise kaynak ismi verilir.
 

Kesme işareti ...

Apostrof, 
[ ’ ' ] 
Fr. apostrophe, 
Yunanca apóstrophos.

Kesme işareti.
Bir noktalama işareti.
Yazıda bir kelimeden bir sesin veya bir öğenin düştüğünü gösteren virgül şeklindeki işaret, ki bu başka görevlerle de kullanılmaktadır.
İnsan, hayvan, yer adlarına gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılır.

Kesme işareti ait olduğu kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme işaretinden sonra harf boşluğu arası verilmez. Oysa diğer noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak işareti ve ayraç'tan sonra bir harf boşluğu ara verilir.

Kesme işaretinin, apostrof'un kullanıldığı yerler;
  • İnsan, hayvan, yer adlarına gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılır.
  • İhtiyaç duyulduğunda bütün özel adlardan sonra kesme işareti kullanılabilir. (Örnek: Tuncer'e, Ağrı Dağı'nda.)
  • Ekinden ayrı olarak gösterilmek istenen harf ya da sözcükten sonra kesme işareti konur. (Örnek: K'nin ğ'ye dönüşmesi. Renk'te yalnız bir ünlü vardır.)
  • Rakamlardan sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır. (Örnek: saat 15'te...)
  • Özel adlardan türetilmiş sözcüklerde ekler kesme işareti ile ayrılmaz. (Örnek: Konyalı, Atatürkçü.) Ancak kendi özgün yazımı ile yazılıp da -li yapım eki getirilmiş yabancı sözcüklerin kökünden sonra konur. (Örnek: Bordeaux'lu.)
  • Özel adlara eklenip aile, gil anlamı veren "-ler" ekleri kesme ile ayrılmaz. (Örnek: Ahmetler.) Ancak benzerleri anlamı veren "-ler" ayrılır. (Örnek: Fatih'ler, Atatürk'ler.)
  • Özel adlara getirilen ekler satır sonuna rastlıyorsa, özel ad sonuna yalnız kesme işareti konur, kısa çizgi konmaz. (Örnek: ...Anadolu'da...)
  • Birincinin sonunda ikincinin başında ünlü bulunan iki sözcük birlikte söylenirken, kimisinin birinci sözcüğün sonundaki ünlü düşer. O zaman yerine kesme işareti konur. (Örnek: Karac'oğlan, n'eyleyim.)
  • Sözcük içinde kesme işareti kullanılmaz. (Örnek: san'at değil sanat, meb'us değil mebustur.)



























Kaynak; TDK ve http://tr.wikipedia.org

Ulaştırma, eriştirme ...

İblağ, (Arapça).
İsal,
Münakalat,
Ulaştırma, eriştirme. 
Bir şeyin miktarını tamamlama.
Ulaştırma, eriştirme, eriştirilme.
Artırma, yükseltme. 
Bir şeyi (bir yere, bir kimseye) iblağ etmek, onu (bir kimseye, bir yere) eriştirmek, ulaştırmak. 
Bir şeyi bir değere iblağ etmek, onu belli bir değere ulaştırmak, yükseltmek.
Ulaştırmak, vasıl etmek. 
Yetiştirmek.

Siirt' in bir ilçesi ...

Tillo,
(Aydınlar),
Eski adı Tillo olan Aydınlar İlçesi, 18 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olmuştur. Doğusunda Pervari, kuzeydoğusunda Şirvan, batısında Siirt ile çevrilidir.2000 yılı nüfus sayımına göre ilçenin 5540 dır. Tillo, Süryani’ce Yüksek Ruhlar anlamındadır. 

1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sonunda Osmanlı egemenliğine geçmiş. Tillo’da İsmail Fakirrullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz.'ne ait eserlerin sergilendiği müze vardır.

Siirt'in ilçeleri;
Aydınlar,
Baykan,
Eruh,
Kurtalan,
Pervari,
Şirvan.
Siirt(Merkez)
Tillo.

Siirt, dört mevsimin en güzel şekliyle yaşandığı iklimi, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği bereketli toprakları, el emeği göz nurunun ürünü olan battaniye ve kilimleri, şifa kaynağı Pervari Balı, iri taneli fıstığı, kendine has lezzeti olan Zivzik Narı, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, bağrında barındırdığı evliyaları ile görülmeye değer bir yerdir. Kaplıcalar, türbeler, cami, kale ve köprüler Siirt'in tarihi ve turistik değerleri arasındadır.

Siirt sözcüğü, İslam kaynaklarında; esart, sairt, siirt, siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryaniler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle sert) demişlerdir. XIX. yüzyılda sert, seerd, sört, sairt olarak kullanılmış, günümüzede Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

Siirt’in Yöresel Yemekleri; 
Büryan (Perive), Kuyu Kebabı, Perde Pilav, Siirt Köftesi (Kitel), Sarımsaklı Köfte, İmçerket, Ayranlı Yarma, Bumbar (Cokat), Siirt’in Meşhur Tatlıları ise Varak Keek, Aside, Rayoşu Meketip ' tir.

Lahana görünümlü bir tür marul ...

Aysberg,
Aysberg (Atom),
Lahana görünümlü bir marul türüdür.
 
Diğer marul türleri;
Göbekli,
Kıvırcık,
Düz,

Salata ve marul tek yıllık serin iklim sebzesidir. Yetişme süresi 2-3 ay gibi kısa süreli olan salata ve marul tiplerinde açıkta ve örtü altında değişik mevsimlere uygun olarak ıslah edilmiş çeşitlerle arka arkaya yılın 12 ayı üretim yapmak mümkün olmuştur. Son yıllarda yağlı baş salata ve kıvırcık baş salata tiplerinin Türkiye’deki üretimi ve yeme alışkanlığı salata ve marullara çeşit zenginliği kazandırmıştır.

Salata ve marullar iyi drene edilmiş, özellikle 25-30 cm.lik toprak tabakasında humusça ve besin maddelerince zengin, tınlı kumlu veya kumlu tınlı toprakları sever. Salatalar pH 6-7, marullar pH 5,5-7 olan topraklarda iyi yetişir. Salata ve marullar toprak tuzluluğuna orta derecede hassastır.


Besin değeri;
100 gr. salata ve marulda 10-15 kalori, 0,9-1,2 gr protein, 0,2 gr yağ, 1,2 -2,9 gr karbonhidrat, 0,9 gr kül, 95 gr su, 22-26 mg . Ca, 0,5-2 mg. Fe, 9 mg Na, 175-264 mg. K, 330-1900 IU A, 0,04-0,06 mg B1, 0,07 mg B2, 0,2-0,4 mg. niacin, 6-18 mg. C vitamini bulunur.

Yaprak biti, salyangoz ve sümüklü böcekler, tel kurtları, maras, danaburnu, bozkurt, yaprak piresi, kırmız örümcek, lahana tırtılı, nematodlar marulda görülen zararlılardır. Marul hastalıkları ise; Mildiyö, marul sap çürüklüğü, marul beyaz çürüklük, Rhizoctonia dip çürüklüğü, Antraknoz, kurşuni küf, külleme, Septoria leke hastalığı, kahverengi yanıklık' tır.

Manisa Lalesi ...

Anemon,
Dağ lalesi,
Manisa lalesi,
Tulipa,
Tulipa orphanidea (Manisa lalesi) 
Familyası, Liliaceae (Zambakgiller)

Trakya, Marmara ve Ege Bölgelerinin dağları ile Toros dağlarının batı yarısında, ormanlık alanlar, çalılıklar ve makiliklerde 0-1700 m. arasındaki yüksekliklerde yetişen bir çok yıllık otsu ve soğanlı bir bitkidir. 


Mart ve Mayıs  aylarında çiçeklenme dönemi olan bitkinin 25 cm.’ye kadar boylanabilen, bu lale türünün ince, kanallı ve şerit şeklinde yaprakları vardır. Her soğan 1-4 çiçeklidir. Çiçek boyu 50 mm olup, 6 taç yapraklıdır. Genellikle taç yaprağının zemininde siyah bir leke vardır. Çiçek taç yaprağı turuncu-kırmızı renklere sahiptir.


Manisa Lalesi, Spil dağında kendi halinde yabani olarak yetişen bir çiçek türüdür. Soğangillerden bir bitkidir. Spil dağında özellikle Mart-Nisan aylarında yoğun olarak görülebiliyor. Duruma göre -15 derece soğukta bile yetişebiliyor. Çiçekleri koyu mavi, açık mavi, beyaz, pembe ve kırmızı renklerde oluyor.

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ