Halk dilinde anjine verilen ad...

Boğak, 
(Fr. Croup).
Anjin
(Akut tonsillofarenjit).  
Boğaz iltihabı, Anjin,
Boğaz mukozasının şişmesi,
Yutak yangısı,
Hunnak,
Farenjit.
Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilir. 
İltihabın bademcikten öte bütün boğaza yayılmasına anjin denir. Anjin hastalığının nedeni çeşitli mikroplardır.

Mikropların çoğunluğu boğazda bulunur ve üşütme, morötesi ışın tedavisi, burun, boğaz bölgesindeki ameliyatlar anjine neden olurlar. Bütün bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi mikroorganizmalar ağız ve burun yolu ile alınır. 

Bu yollarla alınan mikroorganizmalar bademciklere bulaşarak enfeksiyonu başlatırlar. Mikroplar kendi kendine veya damlacık yoluyla bulaşır. Çocuklarda gençlerin anjine yakalanmaları daha çok olur. Anjin tipik bir üşütme hastalığı olarak görülür. Anjin hastalığı bağışıklığa neden olmadığı için sık sık tekrarlayabilir. 

Hastalık 1-3 günlük kuluçka devrinden sonra ortaya çıkar. Baş ağrısı, ateş ve kusma şeklinde belirtileri vardır. Boğazda kızarıklık ve ağrı vardır. Bademcikler iltihaplanarak şişer ve zor yutkunulur. 

Bademciklerin üzeri sarımtırak renkli iltihapla kaplanır. Boğazın iki tarafında yukardan aşağıya doğru dağılmış olan lenf bezlerinde gözle görülebilecek kadar şişlik olur. Böbrekler, kalp ve eklemlerde bu hastalığın yan etkileri görülür.

Hafif durumlarda yatak istirahati, garagara ve boğazın sarılarak sıcak tutlması yeterli olabilir. İltihabın önlenmesi için gerekli antibiyotikler verilir. Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir. Tekrarlayan bademcik iltihaplarında, ilk fırsatta bademciklerin aldırılması gerekir.

Halk dilinde mart ayına verilen ad ...

Akaray,
Mart ayı, (Latince Martius).
Yılın üçüncü ayı.

Diğer aylar;
Ocak ayı, Zemheri, Kalandar.

Ocak, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 1. ayı olup 31 gün çeker.

10 Ocak 1945 yılında kabul edilen, 15 Ocak 1945 tarihinde yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Ocak yapıldı. Adı, eski Türkçede şimdi yerine Farsça ateş sözcüğünü kullandığımız od sözcüğünden gelmektedir. Bir kökten "odun" sözcüğü de "ateşte yanan" demektir. Zemheri ayıdır. Doğu karadeniz bölgesinde ocak ayına Kalandar denir.

Şubat ayı, Gücük. 
Şubat, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 2. ayı olup bazı yıllar 28, bazı yıllarda ise 29 gün çeker. Yılın rakamı dört ile kesirsiz bölünebiliyorsa (100 ile bölünebilip 400 ile bölünemeyen yıllar hariç) o yıl artık yıldır (366 günlü yıl) ve o yıl Şubat ayında 29 gün vardır. Şubat ayı tüm diğer yıllarda 28 gün çeker. Süryanice şabat sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Gücük ay da denir.
Mart ayı, Akaray.
Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 3. ayı olup 31 gün çeker. Eski Roma’da Mart ayının adı, Roma Savaş Tanrısı "Martius" idi ve bu ayın savaşa başlamak için şanslı bir zaman olduğu kabul edilirdi. Ocak ve Şubat ayları, savaşmak için uygun olmadıklarından Roma takviminin ilk ayı Mart idi. Julius Caesar’ın M.Ö. 45 yılındaki takvim reformundan sonra yıl, 1 Ocak’ta başlatıldı. 

Buna rağmen pek çok ülkede, yılın Mart ayı ile başlaması geleneğine devam edildi. 1 Ocak, yeni yılın ilk günü olarak Fransa’da 1564 de resmileşti.

Nisan ayı, Abrul.
Nisan, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 4. ayı olup 30 gün çeker. Nisan sözcüğünün, Arapça (nisan), Süryanice (nisanna), Sümerce (nisag = ilk meyveler), Akadca (nisānu) ve İbranice (nîsān) sözcüklerinden alındığı söylenebilir. Abrul ayı da denir.
Mayıs ayı, Mayıs.
Mayıs, Gregoryen Takvimi' ne göre yılın 5. ayı olup 31 gün çeker. Mayıs adı, Roma bereket Tanrıçası Bona Dea ile birlikte tanımlanan, Yunan Tanrıçası "Maia'nın ayı" anlamında Latince maius mensis'ten gelmektedir.

Haziran ayı, Kiraz.
Haziran, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 6. ayı olup 30 gün çeker. Süryanice sıcak anlamına gelen "hazıran" sözcüğünden alınmıştır. Haziran ayının İngilizce karşılığı olan June, Jüpiter' in karısı, Roma tanrıçası Juno' dan gelmektedir. Kiraz ayı denir.
Temmuz ayı, Orak.
Temmuz, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 7. ayı olup 31 gün çeker. Turanca "tamu-z" "çok sıcak, cehennem" sözcüğünden, Sümerce/Sumarca/Sümmerce/Suomerce bereket tanrısının bir adı olan "dummuzzi" sözcüğünden gelme Süryanca/Süryanice "temmuz" sözcüğü aynen Türkçeye geçmiştir. Türkçe'de bu aya "Orak ayı" ya da "Ot ayı" denir.

Agustos ayı, Bozay, 
Ağustos, augustus Latince,. Halk dilinde Bozay, Harman ayı, Lobut ayı,. Yılın 31 gün süren sekizinci ayı. Ağustos, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 8. ayı olup 31 gün çeker. Türkçe'de bu aya "Harman ayı", "Lobut ayı" da denir. Kimi yerlerde bu ay için "Temmuz" ayı gibi "Orak ayı" dendiği de olur. Bozay, Ağustos ayı da denir.

Eylül ayı, İlkgüz.
Eylül, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker. Arapça eylûl, Süryanice "üzüm" anlamındaki aylûl'den (üzüm ayı) gelmektedir. Hristiyan Türkler bu aya "İstavroz ayı", "Haç ayı" ya da Karadeniz'de değiştirilerek "İstavrit ayı" derler. Eylül adının İngilizce karşılığı olan "September", Latince 7 anlamına gelen "septem" den gelir. Hac Ayıdır.

Ekim ayı, Ortagüz,
Ekim, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 10. ayı olup 31 gün çeker.Türkiye'de, Atatürk devrimine değin Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami ad Tişri den gelme Teşrin-i Evvel olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra da İlk Teşrin, İlkteşrin ya da Birinci Teşrin, Birinciteşrin olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Ekim yapıldı. Avara ay denir.
Kasım ayı, Songüz,
Kasım, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 11. ayı olup 30 gün çeker. Türkiye'de, Atatürk devrimine değin Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami Tişri den gelme ad ile Teşrin-i Sani olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra İkinci Teşrin, İkinciteşrin olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Kasım yapıldı. Koç Ayı denir.
Aralık, Karakış.
Aralık, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 12. ve son ayı olup 31 gün çeker. Türkiye'de, Atatürk devrimine değin Arapça'da "ocak" anlamına gelen "kânûn" sözcüğünden Kânûn-i Evvel, Kanunuevvel, Kanunievvel, Kânunuevvel olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra İlk Kânun, İlkkânun olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Aralık yapıldı. Karakış ayı denir.

Fransızca Aylar;
  • Ocak - janvier  
  • Şubat - février  
  • Mart - mars  
  • Nisan - avril  
  • Mayıs - mai  
  • Haziran - juin  
  • Temmuz - Juillet  
  • Ağustos - août  
  • Eylül - septembre  
  • Ekim - octobre  
  • Kasım - novembre  
  • Aralık - décembre
İngilizce Aylar;
  • Ocak-January 
  • Şubat-February 
  • Mart-March 
  • Nisan-April 
  • Mayıs-May 
  • Haziran-June 
  • Temmuz-July 
  • Ağustos- August 
  • Eylül-September 
  • Ekim-October 
  • Kasım-November 
  • Aralık-December
Arapça Aylar;
  • Ocak-Muharrem  
  • Şubat-Safer  
  • Mart-Rebiülevvel 
  • Nisan-Rebiülahir  
  • Mayıs-Cemaziyelevvel  
  • Haziran-Cemaziyelahir  
  • Temmuz-Recep  
  • Agustos-Şaban  
  • Eylül-Ramazan  
  • Ekim-Şevval  
  • Kasım-Zilkade  
  • Aralık-Zilhicce
Almanca Aylar;
  • Ocak - Januar (yanuar)
  • Şubat - Februar (februar)
  • Mart - März (meğts)
  • Nisan - April (april)
  • Mayıs - Mai (may)
  • Haziran - Juni (yuni)
  • Temmuz - Juli (yuli)
  • Ağustos - August (august)
  • Eylül - September (zeptemba)
  • Ekim - Oktober (okto:ba:)
  • Kasım - November (novemba:)
  • Aralık - Dezember (detsemba:)
İspanyolca Aylar;
  • Ocak-Enero
  • Şubat-Febrero
  • Mart-Marzo
  • Nisan-Abril
  • Mayıs-Mayo
  • Haziran-Junio
  • Temmuz-Julio
  • Ağustos- Agosto
  • Eylül-Septiembre
  • Ekim-Octubre
  • Kasım-Noviembre
  • Aralık-Diciembre

Wikileaks adlı internet sitesinin editörü ve basın sözcüsü olan Avustralyalı internet aktivisti ...

Julian Paul Assange (d. 3 Temmuz 1971), 
Avustralyalı internet aktivisti,

Wikileaks adlı internet sitesinin editörü ve basın sözcüsüdür. Wikileaks'in editörü olmadan önce fizik ve matematik öğrencisi, bilgisayar programcısıydı.

Wikileaks 2006 yılında kuruldu. Assange dokuz kişiden oluşan yönetim kurulu üyelerinden olup ayrıca basın sözcüsüdür.

Gazeteler onu Wikileaks'in "yöneticisi" veya "kurucusu" olarak tanımlasa da Assange, "Ben kendimi kurucu olarak görmüyorum, sadece editörüm." demiştir. Siteye yüklenecek belgelerde en son söz ve onay Assange'ındır. Diğer bütün site çalışanları gibi Assange da site için ücretsiz ve gönüllü olarak çalışmaktadır.

Kurucusu olduğu WikiLeaks, Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'da esirlere yapılan muameleye dair kurallar, Kenya'daki yargısız infazlar, Afganistan ve Irak Savaşı'ndaki sivil ölümlerine dair belgeler yayınladı.

2010 yılının Kasım ayı sonuna doğru WikiLeaks sitesinde kamuoyuna açıklanan belgeler büyük yankı uyandırmış, Assange'a karşı da bir karalama kampanyası başlatılmıştır.

İsveç'teki savcılık 18 Kasım 2010'da cinsel taciz suçlaması nedeniyle Assange için uluslararası yakalama kararı çıkardı.7 Aralık 2010 günü hakkındaki tecavüz iddialarıyla ilgili gönüllü olarak ifade vermeye gittiği Londra'daki polis merkezinde İsveç tarafından hakkında yakalama emri olduğu gerekçesiyle tutuklandı. 14 Aralık 2010 tarihinde çıkarıldığı duruşmada kefaletle şartlı tahliye edildi.

ABD'de yürütülen bir soruşturmada; Julian Assange'ın ABD ordusuna ait gizli belgeleri sızdıran ve halen tutuklu bulunan er Bradley Manning'i belge sızdırmak için teşvik edip etmediği araştırılıyor. Manning'in belge sızdırma eyleminde Assange'ın rolü olduğu tespit edilirse ABD'nin Assange'a da dava açacağı belirtiliyor.

Cinsel taciz kisvesi altında siyasi olarak takibata alındığını iddia eden Assange, 19 Haziran 2012 tarihinden itibaren bulunduğu Ekvador'un Londra Büyükelçiliği'ndeyken 16 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla talep ettiği siyasi sığınma hakkı Ekvador hükümeti tarafından onaylanmıştır. Karara itiraz eden İngiltere hükümeti resmî olarak Ekvador hükümetini uyarmış ve Assange'ın ülkeden çıkmasına izin verilmeyeceğini ve gerekirse elçilik binasına girileceğini açıklamıştır. Ekvador konuyu bölgesel örgütlerin gündemine taşımıştır. Londra'da Ekvador büyükelçiliğine sığınan Wikileaks kurucusu Julian Assange'ın siyasi iltica başvurusu 17.08.2012 tarihinde kabul edildi. 








































Kaynak, http://tr.wikipedia.org/



 

Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli din adamı tarafından kurulan Budizm okulu. ..

Gelug,
Gelug-pa,
dGe Lugs Pa, dge-lugs-pa, Dgelugspa.
Yeşil Başlıklılar mezhebi,

Yeşil Başlıklılar mezhebi diye de bilinen Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan budizm okulu.

Tibetli budist din adamı ve filozof Tsongkhapa (1357–1419) tarafından kurulan Budizm okulunun adıdır. Tsongkhapa' nın Ganden'de kurduğu ilk manastırı Ganden Tripa halen bu okulun merkezidir. Okulun mensupları arasında en önemli kişi Dalai Lama'dır. Lama Tsongkhapa, Kadam Okulu veya Kadampa'nın evrensel merhamet prensibini Hintli üstadlardan Nagarjuna'nın shunyata (boşluk) öğretisiyle biraraya getirmiştir.



Ona göre manevi yolda bu iki ilke, gerçek bir zühd/terk duygusunun teşvikiyle oluşan kurtuluş arzusuyla birlikte kalpte yer etmelidir. Vajrayāna Budizm'inin yolu Tsongkhapa'nın "Yolun Üç Temel Yönü" adını verdiği bu üç temelin üzerinde izlenir. Lamrim denilen Yolun Aşamaları Gelug Okulunun ana öğretisini oluşturur.

Gelug geleneğinin çalışmalarının ana kaynağı Tsongkhapa'nın altı yorum kitabı şunlardır.
  • Yolun Aşamalarına Dair Büyük Şerh (Lam-rim chen-mo),
  • Tantralara Dair Büyük Şerh (sNgag-rim chenmo),
  • Tefsiri ve Nihai Öğretilerdeki Belağatın Özü (Drnng-nges legs-bshad snying-po),
  • İzafiyetin Övgüsü (rTen-'brel bstodpa),
  • Guhyasamaja'nın Beş Aşamasına Dair Geniş İzah (gSang-'dus rim-lnga gsal-sgron) ve
  • Altın Tespih (gSer-phreng).

















wikipedia.org

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali ...

 Anafilaktik,
Anafilaksi, 
Anafilaksi (anafilaktik şok),

Allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Anafilaktik şok, alerjinin çok hızlı ve güçlü tepki veren bir çeşididir. Normal alerjideki gibi, vücut alerjen maddeyi tehlike olarak algılayıp tepki verir, ancak anafilaktik şok durumunda bu tepki çok daha hızlı ve güçlüdür.

Yabancı bir proteine karşı aşırı duyarlılık hali. Vücutta alerjen maddelere karşı oluşabilen ciddi bir allerjik reaksiyon biçimidir. Allerjen maddelere örnek olarak böcek zehirleri, polenler, yiyecekler, ilaçlar verilebilir. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler. Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir. Mesela ülkemizde süt için bu duyarlılık hali ilkokullarda görülüştür. Bir restoranda kullanılan kırmızı biber sosundan müşteri ölüyor. Halbuki ölen kişi sosun içinde bulunan fıstık yağına olan duyarlılığından dolayı ölümle sonuçlanmıştır. Yani kendi özelliklerini bilen kişiler bu ürünlere karşı hassasiyetlerini bildiklerinden tedbir alırlar.  

Gaziantep içmesuyu arıtma tesislerinde çalışırken bir Alman arkadaşıma Türklerin genel özelliği ile ısrarla taze antepfıstığı ikram ettim. Yemedi yemedi ve yedi. Sonra hastaneye yetiştirdik. 2-3 gün kendine gelemedi. Az daha gidiyordu. Sonra anladık ki anafilaktik duyarlılığı varmış. Şimdi umarım sağlıklıdır.


Anafilaktik şokun genel olarak görülen semptomları; cilt sıcak ve kırmızıdır. Vücudun büyük bir kısmında kabarıklıklar-ürtiker bulunur.   Genellikle hasta hırıltılı ve zor nefes alır. Belirtiler arasında bulantı, kusma, karın krampları, nabız yükselmesi ve tansiyonun aniden düşmesi sendromları görülebilir. Anafilaktik şoktan doğan ölüm en büyük sıklıkla, boğazdaki dokuların şişmesi hava yolunun tıkanması sonucunda şiddetli nefes alma zorluğu nedeniyle olur. 

Arı venomları-zehiri, Gıdalar, Aşılar, Radyokontrast maddeler-ilaçlı film, Lateks ürünler,  Aşılar ve anti-serumlar, İlaçlar, Kan ve kan ürünleri Anafilaksiye neden olurlar.





Pasta hamuru...

Şu,
Pasta Hamuru,

Pandispanya,
Malzemeler :
1/2 paket kabartma tozu,
5 yumurta,
150 gr. un,
125 gr. şeker,
Vanilya.

Yapılışı: 
Şekeri hafif ateşte yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırpınız. Karışımı ateşten alınca kabartma tozu, vanilya ve unu katınız. Yumurtaları tencereye kırınız.  Bir kaç kere karıştırınız. Kalıba karışıma dökünüz ve hararetli fırında 40-45 dakika pişiriniz.

Bu karışım içine çekilmiş badem, fındık, ceviz kakao konularak muhtelif pandispanya yapılabilir. Bu malzemelerden birini ilave edebilirsiniz. Bu şekilde pandispanya katılan malzemeye malzeme adı ile anılır. Katılan malzeme miktarı kadar un azaltılır. Mesela ceviz katınca cevizli pandispanya gibi ad alır.

"Sevgili, Dost, Flört" anlamında argo sözcük ...

Manita, 
(Yunanca),
Sevgili,
Dost, Flört,

Manita, 
İtalyanca mantenuta (bakmak, beslemek, korumak, elinde tutmak) kelimesinden gelmekte ve besleme (kadın) metres manasındadır. 
Metres,
Manita, Manitacılık,
Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.
Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir çeşit dolandırıcılık, manita.

Anlam yükletilen şey ...

İm,
Anlamlı iz,
Anlam yükletilen şey,
İşaret.
Alamet.
İm, (İng. signal).
Fiziksel bir olaya bağlı olan ve veri taşıyan, zamana bağımlı bir değer.
Bir şeyi belli etmek ya da başkalarından ayırmak için kullanılan biçim, çizgi ya da resim.
 

Yabani Ispanak ...

Sirken, (Halk dilinde)
Pazı,
Sirkepazı,
Yabani ıspanak (Chenopodium album).
Yenilebilen bir çeşit bitki.
Yabanıl ıspanak (Lat. Chenopodium).
Kazayağıgiller (Chenopodiaceae) familyasından, 10-150 cm kadar boyda, tek yıllık, otsu, çiçekleri gösterişsiz ve sonbaharda açan, yaprakları ıspanak gibi sebze olarak kullanılan bitkiler. 
Yabanî ıspanak.
Yabanıl semizotu. 
Labada.

Sirken, sirken otu yabani ıspanak olarak bilinir. Ispanak gibi pişirilebilen sirken otu ıspanaktan daha faydalı besin değerlerine sahiptir. İçerdiği vitamin ve mineral yoğunluğu daha faydalıdır. İçeriğinde A, B, C, B6 vitaminleri ve Demir, Niacin, Kalsium, Protein, Sodyum mineralleri bulunur. Lifli bir sebzedir. Tüketildiğinde kanı temizler, bağırsakları yumuşatır ve temizler. Ayrıca iltihap ve yara kurutucu özelliği vardır. 

İki derenin ya da yolun birleştiği yer...

Çat,
İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak.
İki dere veya iki yolun birleştiği yer. 
Orta yer. 
İki tepe arasındaki geçit.

Çat kelimesinin diğer anlamları;
Eski bez parçası.
Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses.
Köşebaşı. 
Tam karşı, yüz. 
Kuyruk sokumu. 
Bel.
Çetin, sert.
Çakıl, küçük yuvarlık taş.

"Şeref, şöhret, ün" anlamında eski sözcük...

Neng,  (Farsça).
Eski dilde şöhret, ün. 
Ayıp, utanma, hayâ etme. 
Ün, Nam.
Şeref,
Şöhret,   
Yükseklik, yücelik. Büyüklük.
İnsanlar arasında geçerli ve makbul olma. Büyük bir makam sâhibi olma.
Cenab-ı Hakka itâat ve ubudiyyeti ve yüksek hizmeti ile çok ihsanına mazhar olma.
İftihâr, övünme.
Ayıp, utanma, ar,



Arap abecesinde ünsüzün "a-e" okunacağını belirten işaret ...

Üstün, (Eskiden). ()
Fetha, (Osmanlıca fetha).
Eski yazımızda kısa a ve e' yi gösteren hareke.
Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.
 
 Hareke, 
Arap alfabesinde, ünlüleri yazılmayan hecelerin nasıl okunacağını göstermek için harflerin altına ya da üstüne konulan işaretler. Çoğulu harekat'tır. Üç çeşidi vardır. 

Üstün, Harfin üstüne konulan küçük eğik çizgi fetha (üstün), a-e; 
Esre, Altına konulan küçük eğik çizgi kesre (esre), ı-i; 
Vav, üstüne konulan küçük vav (‘), o-ö, u-ü seslerini karşılar. 

Arap alfabesindeki bu işaretler sisteminde cezm denilen küçük bir sıfır daha vardır ki, harflerin üzerine konur ve harekeyi düşürür, yani birbirini izleyen iki ünsüzün arasında ünlü olmadığını gösterir.

Üstün kelimesinin diğer anlamları;
Faik,
Üstun (Farsça),
Direk. 
Sütun.
Yapının çatısına konan ağaç, mertek.
Yapılarda kullanılan uzun ağaç. 
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.
Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik .
Üst, üstteki.çatı, 
Yenen, galip gelen. 
Sayıca çok, fazla.
 

Kimi Türk lehçelerinde "ağa" yerine kullanılan sözcük ...

Aka,
İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
Kabadayı. (Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü).
Ağa, 
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, 
Ede, Efe,
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı imse.
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan.
Büyük kardeş, Ağabey, büyük oğul, büyük erkek kardeş. 
Baba, ata. 
Yiğit, adam
Efendi, büyük, âmir.
Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. 
Cömert, eli açık.
Koca.
Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san,
Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı ...

Teke Yarımadası,
Türkiye'nin güney batısında Antalya ve Fethiye Körfezleri arasında Akdeniz'e doğru uzanan yarımada Teke yarımadasıdır. Teke yarımadasının kuzeyinde Göller Bölgesi vardır. Doğudaki Alakır Çayı ile batıdaki Eşen Çayı, yarımadadaki en önemli akarsulardır. Kemer, Elmalı, Kumluca, Finike, Kale, Kaş, Kalkan, Kınık gibi yerleşmeler turizm açısından da önemlidir.  Bu bölge eski çağlarda Likya olarak bilinirdi. Antik Likya kentinin kalıntıları Faselis, Olimpos, Arikanda, Mira, Ksantos, Leton, Patara, Limira'dır. 

İsmi bölgeye Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yerleştirilen Teke Boyu'ndan gelmiş ve M.Ö. 3000 yılından daha eskilere dayanan tarihiyle Teke Yöresi olarak bilinmektedir. Teke Yarımadasında,tahıl, şeker pancarı, meyve, özellikle turunçgiller ve sebze yetiştirilir. Güllük  ve Olimpos-Beydağları Milli Parkları turizm faaliyetleri açısından çok önemlidir.

Yarımada, Akdeniz'e doğru küt bir çıkıntı oluşturur. Akdağ ve Elmalı dağları ile ortalama 1.150 m. yüksekliğindeki ovanın doğusuna düşen geniş ve yüksek dağ sırası Beydağlarıdır.

Metal saplama ...

Pim, 
(İng. pin).
İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi. 

Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti.
Metal saplama,

Saplantı ...

İdefiks, (Fr. idée fixe).
Saplantı, (İng. Obsession),
Takıntı,
Fransızcadan dilimize geçen bir kelimedir. Kişinin etkisinden kendisini kurtaramadığı yersiz, saçma düşünce, sabit fikir anlamına gelir. Türkçede bu sözün tam karşılığı, saplantı veya sabit fikir'dir.
İdefiks, kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikri sabit.
Psikolojide, saplantı, sabit fikir.

Kaynak, pınar ...

Eşme,
Kaynak, 
Göze, 
Pınar.
Memba,
Bulak,
Kumsal yerde kaynayan pınar.
Azacık eşilmekle su çıkan kuyu.
Toprağı kazarak açılmış küçük çukurlar. 
Yağmur sularını toplamak için toprağa kazılan çukur.

Yeraltına sızan sular geçirimsiz bir tabaka üzerinde birikir ve yeraltı sularını oluşturur. Yer altı suyu taşıyan tabakalara akifer adı verilmektedir. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere ise kaynak ismi verilir.
 

Kesme işareti ...

Apostrof, 
[ ’ ' ] 
Fr. apostrophe, 
Yunanca apóstrophos.

Kesme işareti.
Bir noktalama işareti.
Yazıda bir kelimeden bir sesin veya bir öğenin düştüğünü gösteren virgül şeklindeki işaret, ki bu başka görevlerle de kullanılmaktadır.
İnsan, hayvan, yer adlarına gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılır.

Kesme işareti ait olduğu kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme işaretinden sonra harf boşluğu arası verilmez. Oysa diğer noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak işareti ve ayraç'tan sonra bir harf boşluğu ara verilir.

Kesme işaretinin, apostrof'un kullanıldığı yerler;
  • İnsan, hayvan, yer adlarına gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılır.
  • İhtiyaç duyulduğunda bütün özel adlardan sonra kesme işareti kullanılabilir. (Örnek: Tuncer'e, Ağrı Dağı'nda.)
  • Ekinden ayrı olarak gösterilmek istenen harf ya da sözcükten sonra kesme işareti konur. (Örnek: K'nin ğ'ye dönüşmesi. Renk'te yalnız bir ünlü vardır.)
  • Rakamlardan sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır. (Örnek: saat 15'te...)
  • Özel adlardan türetilmiş sözcüklerde ekler kesme işareti ile ayrılmaz. (Örnek: Konyalı, Atatürkçü.) Ancak kendi özgün yazımı ile yazılıp da -li yapım eki getirilmiş yabancı sözcüklerin kökünden sonra konur. (Örnek: Bordeaux'lu.)
  • Özel adlara eklenip aile, gil anlamı veren "-ler" ekleri kesme ile ayrılmaz. (Örnek: Ahmetler.) Ancak benzerleri anlamı veren "-ler" ayrılır. (Örnek: Fatih'ler, Atatürk'ler.)
  • Özel adlara getirilen ekler satır sonuna rastlıyorsa, özel ad sonuna yalnız kesme işareti konur, kısa çizgi konmaz. (Örnek: ...Anadolu'da...)
  • Birincinin sonunda ikincinin başında ünlü bulunan iki sözcük birlikte söylenirken, kimisinin birinci sözcüğün sonundaki ünlü düşer. O zaman yerine kesme işareti konur. (Örnek: Karac'oğlan, n'eyleyim.)
  • Sözcük içinde kesme işareti kullanılmaz. (Örnek: san'at değil sanat, meb'us değil mebustur.)



























Kaynak; TDK ve http://tr.wikipedia.org

Ulaştırma, eriştirme ...

İblağ, (Arapça).
İsal,
Münakalat,
Ulaştırma, eriştirme. 
Bir şeyin miktarını tamamlama.
Ulaştırma, eriştirme, eriştirilme.
Artırma, yükseltme. 
Bir şeyi (bir yere, bir kimseye) iblağ etmek, onu (bir kimseye, bir yere) eriştirmek, ulaştırmak. 
Bir şeyi bir değere iblağ etmek, onu belli bir değere ulaştırmak, yükseltmek.
Ulaştırmak, vasıl etmek. 
Yetiştirmek.

Siirt' in bir ilçesi ...


Siirt ilinin ilçeleri; 
Aydınlar-Tillo, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan'dır.

Siirt, dört mevsimin en güzel şekliyle yaşandığı iklimi, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği bereketli toprakları, el emeği göz nurunun ürünü olan battaniye ve kilimleri, şifa kaynağı Pervari Balı, iri taneli fıstığı, kendine has lezzeti olan Zivzik Narı, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, bağrında barındırdığı evliyaları ile görülmeye değer bir yerdir.

Siirt’in Yöresel Yemekleri, Büryan (Perive), Kuyu Kebabı, Perde Pilav, Siirt Köftesi (Kitel), Sarımsaklı Köfte, İmçerket, Ayranlı Yarma, Bumbar (Cokat), Siirt’in Meşhur Tatlıları ise Varak Keek, Aside, Rayoşu Meketip ' tir.

Siirt sözcüğü, İslam kaynaklarında; esart, sairt, siirt, siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryaniler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle sert) demişlerdir. XIX. yy’da sert, seerd, sört, sairt olarak kullanılmış, günümüzede Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

Kaplıcalar, türbeler, tarihi cami, kale ve köprüler Siirt'in tarihi ve turistik değerleri arasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

Eruh,
Eruh ilçesi 42.Doğu boylamı,38.kuzey enlemi üzerinde yer almakta dır. Doğusunda Şırnak, batısında Siirt, kuzeyinde Pervari güneyinde Güçlükonak ilçeleri ile çevrilidir. İl merkezi ne 53 Km.uzaklıktadır. Yapılan son nüfus sayımına göre 15454 kişi yaşamaktadır. Eruh’ un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte M.Ö. 1000 yılların dan itibaren Urartu, daha sonra Med, Pers, Selçuklu ve İslam İmparatorlukları hakimiyetinde kalmış olup Yavuz Sultan Selim zamanında bölge ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır Eruh, Siirt İli’nin en eski ilçelerinden biri olduğu Hicri 1288, Miladi 1872 tarihli Diyarbekir Sal namesi’nde (Yıllıkta) Siirt Sancağı’na bağlı dört kaza arasında Eruh Kazası’da sayılmakta; Zilan, Dergül ve Pervari adlarında üç nahiyenin bağlı olduğu, Hicri 1315, Miladi 1899 tarihli Bitlis Sal namesi’nde ise; yine Eruh’un Siirt Sancağı’na bağlı bir kaza olduğu Dergül, Lodi ve Fındık adlarında üç nahiyesinin bulundu ğu kaydedilmekte olup, her iki tarih arasında Pervari Nahiyesi’ nin Eruh’tan ayrılarak ayrı bir ilçe haline geldiği anlaşılmakta dır. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte il olan Siirt İli’ne bağlı ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.

Tillo - Aydınlar,
Eski adı Tillo olan Aydınlar İlçesi, 18 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olmuştur. İlçe 42.Boylam ve 38. enlem dereceleri arasında Siirt'e 7 km. uzaklıktadır. Doğusunda Pervari, kuzeydoğusunda Şirvan, batısında Siirt ili ile çevrilidir.2000 yılı nüfus sayımına göre ilçenin 5540 dır.Tillo’nun Süryani’ce manası “Yüksek Ruhlar” dır. 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sonunda Osmanlı egemenliği ne geçen İlçe, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Siirt ili’ne bağlı bir bucaktı. İlçe’de İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz. gibi değerli alim ve mutasavvıfların yaşamış olması ilçe’yi kültür açısından önemli kılmaktadır. İlçe'de ayrıca İsmail Fakirrullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz.'ne ait eserlerle, kullandıkları eşyaların sergilendiği özel bir müze bulunmaktadır.

Baykan,
Baykan ilçesi 20 Mayıs 1938 yılında halen ilçe merkezine bağlı köy durumundaki Tüten ocak'ta (Koh) kurulmuştur. 1949'da ilçe merkezi Diyarbakır-Bitlis devlet karayolu üzerinde bulunan tarihi bir geçmişe sahip olan "Havil hanları " Mevkii 'ne nakledilmiştir. Daha sonra ilçenin adı Baykan olarak değiştirilmiştir. İlçe Siirt ili' ne 47 Km. uzaklığında, Doğusunda Şirvan, batısında Kurtalan, Batman ili, Kozluk ilçesi,güneyinde Siirt, kuzeyinde Bitlis ili bulunmaktadır. Baykan İlçesi’nin en önemli özelliği, büyük zatlardan olan Hz. Veysel Karani’nin türbesinin İlçe’nin 8 Km. güneybatısında bulunan Ziyaret Beldesi’nde bulunmasıdır. 2000 nüfus sayımına göre 31500 'dür. Önceleri Med’ ler, 5504’ten sonra Pers’lerin egemenliğine giren İlçe M.Ö. 350’ ler de Makedonya’lıların eline geçti. İ.Ö. 226’da Part güçlerinin ege men olduğu Baykan sonraları Roma’lılarca işgal edildi. Roma’ dan sonra Bizans, Arap ve Selçuklu egemenliğinde kalan İlçe, 1256’da İlhanlı Devleti topraklarına girdiği bilinmektedir. 1504’lerde Safevi egemenliğinde olan Baykan, 1514’ te Osmanlı topraklarına katıldı. Baykan, 11 Haziran 1938’de ilçe durumuna geldi.
Pervari
Pervari ilçesi Siirt'in kuzeydoğusunda yer almaktadır. İl merkezi' ne 96 Km.uzaklığındadır. Kuzeyde Hizan ve Bahçesaray ilçeleri, doğusunda Çatak ve Beytüşşebap ilçeleri, güneyinde Şırnak ili ve Eruh ilçesi,batısında Aydınlar ve Şirvan ilçeleri bulunmaktadır. İlçenin toplam nüfusu 28834' tür. İlçe merkezi iki mahalleden oluşuyor. Bir mahallenin adı Şakiran diğerinin ise Adiyan'dır. Botan bölgesinin neredeyse ortalarında bir yerde. Herekol Dağı Pervari sınırları içinde yer alır. En önemli dağları Yazlıca ( 2.953 metre) ve Körkandil (2759 metre) dağlarıdır. Yazlıca büyük bir dağ silsileleri olup, üzerinde en yüksek mevkiler Nartepe ve Kumras tepesidir.

İ.Ö. 550’lerde Persler’ce sonra da Makedonyalılar’ca işgal edilen yöre İ.Ö. 306’da Selökid Krallığı sınırları içinde kaldı. İ.Ö. 129’da Partlar’ın eline geçen Pervari, İ.S. 77’de Roma İmparator luğu’na katıldı. IV. ve V. Yüzyıllarda Bizanslılar’ la Sasani’ler arasında el değiştiren yöre 700’lerde Arap hakimiyetine girdi. 1243’te Moğollar’ca işgal edildi. 1514’te Osmanlı topraklarına katıldı.Pervari, 1871’de kaza durumu na getirildi.  

 
Şirvan,
Şirvan ilçesi Siirt'in kuzeyende yer almaktadır. Doğusunda Pervari, batısında Baykan kuzeyende Bitlis ili,güneyinde Siirt ili bulunmaktadır. İl merkezine 26 Km. uzaklığındadır. Yapılan son nüfus sayımına göre ilçede 21999 kişi yaşamaktadır. İ.S. 77’de Roma Etkinliğine giren Şirvan 395’ten sonra Bizans, 572’de Sasanlı Devleti sınırları içinde yer aldı. 700’lerde Arapların eline geçti. Yöre 1100’lerde Artuklu 1243’te Moğol egemenliğine girdikten sonra 1514’te Osmanlı topraklarına katıldı. İlçe Cumhuriyet’ten önce İmparatorluk idaresinde Siirt Sancağı’na bağlı en eski yerleşim birimlerinden biridir. 1871 tarihli Diyar bekir Salnamesi’nde Siirt Sancağı’na bağlı dört kaza arasında Şirvan Kazası’da sayılmak tadır. Daha önceleri Küfre Beyliği Şirvan’dan uzun süre egemen liği sürdürmüştür. Şirvan’da Küfre diye anılan mahallenin adı o zamandan kalmıştır. 1871 yılında Şirvan Siirt Vilayet olmadan önce Bitlis İli’ne bağlı bir bucaktı.

Kurtalan,
Kurtalan ilçesi, Siirt ilinin batısında bulunmaktadır. Doğusunda Siirt ili, batısında Beşiri ilçesi,güney doğusunda Eruh ,güneybatısın da Hasankeyf ilçeleri bulunmaktadır.İl merkezine 34 Km. uzaklığın dadır. 1500’lerde Şerefhan Beyliği toprakları içinde olan Kurtalan 1514’te Osmanlı sınırları içine girdi. Kurtalan "Garzan" adıyla Siirt'in eski kazalarından biridir. Ancak yerleşim yeri bir kaç defa değişmiş,1938 yılında adının Kurtalan ve yerinin de Mısrıç köyü olarak değiştirilmiş,1944 yılında Tren yolu hattının Mısrıç köyüne ulaşmasıyla ilçe merkezi oraya taşınmıştır.En son nüfus sayımında ilçe nüfusu 53521 olarak belirlenmiştir.


































Kaynak: http://www.dicle.edu.tr

Lahana görünümlü bir tür marul ...

Aysberg,
Aysberg (Atom),
Lahana görünümlü bir marul türüdür.
 
Diğer marul türleri;
Göbekli,
Kıvırcık,
Düz,

Salata ve marul tek yıllık serin iklim sebzesidir. Yetişme süresi 2-3 ay gibi kısa süreli olan salata ve marul tiplerinde açıkta ve örtü altında değişik mevsimlere uygun olarak ıslah edilmiş çeşitlerle arka arkaya yılın 12 ayı üretim yapmak mümkün olmuştur. Son yıllarda yağlı baş salata ve kıvırcık baş salata tiplerinin Türkiye’deki üretimi ve yeme alışkanlığı salata ve marullara çeşit zenginliği kazandırmıştır.

Salata ve marullar iyi drene edilmiş, özellikle 25-30 cm.lik toprak tabakasında humusça ve besin maddelerince zengin, tınlı kumlu veya kumlu tınlı toprakları sever. Salatalar pH 6-7, marullar pH 5,5-7 olan topraklarda iyi yetişir. Salata ve marullar toprak tuzluluğuna orta derecede hassastır.


Besin değeri;
100 gr. salata ve marulda 10-15 kalori, 0,9-1,2 gr protein, 0,2 gr yağ, 1,2 -2,9 gr karbonhidrat, 0,9 gr kül, 95 gr su, 22-26 mg . Ca, 0,5-2 mg. Fe, 9 mg Na, 175-264 mg. K, 330-1900 IU A, 0,04-0,06 mg B1, 0,07 mg B2, 0,2-0,4 mg. niacin, 6-18 mg. C vitamini bulunur.

Yaprak biti, salyangoz ve sümüklü böcekler, tel kurtları, maras, danaburnu, bozkurt, yaprak piresi, kırmız örümcek, lahana tırtılı, nematodlar marulda görülen zararlılardır. Marul hastalıkları ise; Mildiyö, marul sap çürüklüğü, marul beyaz çürüklük, Rhizoctonia dip çürüklüğü, Antraknoz, kurşuni küf, külleme, Septoria leke hastalığı, kahverengi yanıklık' tır.

Manisa Lalesi ...

Anemon,
Dağ lalesi,
Manisa lalesi,
Tulipa,
Tulipa orphanidea (Manisa lalesi) 
Familyası, Liliaceae (Zambakgiller)

Trakya, Marmara ve Ege Bölgelerinin dağları ile Toros dağlarının batı yarısında, ormanlık alanlar, çalılıklar ve makiliklerde 0-1700 m. arasındaki yüksekliklerde yetişen bir çok yıllık otsu ve soğanlı bir bitkidir. Mart ve Mayıs  aylarında çiçeklenme dönemi olan bitkinin 25 cm.’ye kadar boylanabilen, bu lale türünün ince, kanallı ve şerit şeklinde yaprakları vardır. Her soğan 1-4 çiçeklidir. Çiçek boyu 50 mm olup, 6 taç yapraklıdır. Genellikle taç yaprağının zemininde siyah bir leke vardır. Çiçek taç yaprağı turuncu-kırmızı renklere sahiptir.


Ülkemizde nadir türler arasında yer alır.
Manisa Lalesi, Spil dağında kendi halinde yabani olarak yetişen bir çiçek türüdür. Soğangillerden bir bitkidir. Spil dağında özellikle Mart-Nisan aylarında yoğun olarak görülebiliyor. Duruma göre -15 derece soğukta bile yetişebiliyor. Çiçekleri koyu mavi, açık mavi, beyaz, pembe ve kırmızı renklerde oluyor.

Yetiştirilmek istenirse; soğanları ilkbahar veya sonbaharda, 5 cm derinlikte, 10 cm mesafelerde dikilmelidir.

Manisa Lalesi, Düğün çiçeği ailesinden olan “anemon” ile karıştırılıyor. Oysa anemon makilik alanlarda (ova gibi alçak yerlerde) yetişirken Manisa Lalesi daha yükseklerde (dağlarda) yetişiyor. Yanlışta olsa halk arasında anemon ismi oldukça benimsenmiş ve oturmuştur. Gerçek Manisa lalesi tulipa’dır

Spil Dağının bitki örtüsü ormanlıktır. Manisa lâlesi gibi endemik türler de dahil olmak üzere, zengin bir floraya sahiptir. Dağın en ünlü bitkisi kümeler halinde yetişen Spil ya da Manisa Lalesi adıyla anılan lalelerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’a götürülmüş ve bir döneme adını vermiştir.

Celal Bayar Üniversitesi, 5 fakültesi, 4 yüksek okulu, 15 meslek yüksek okulu, 3 enstitüsü, 9 araştırma merkeziyle 17 yerleşkede eğitim ve öğretime devam eden Celal Bayar Üniversitesi, 1156 akademik personeli, 732 idari personeli ve 26500 öğrencisiyle, Ege Bölgesi'nin en büyük 3 üniversitesinden biri olup simge olarak Manisa Lalesi (Anemon)' ni alan üniversite, bu simge ile sevgi, bilgi ve gelişmeyi geçmişten geleceğe taşımayı temsil etmektedir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ