Üzerinde sayı saymaya yarayan boncuklar bulunan, dikdörtgen biçiminde tahta levhacık ...

Abaküs, (Fr. abacus).
Çörkü, 
Sayı boncuğu.
Hesap makinası,
Suan Pan,

Üzerinde sayı saymaya yarayan boncuklar bulunan, dikdörtgen biçiminde tahta levhacık.
Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

Basit toplama ve çarpma işlemleri için kullanılan bir aletir. Boncukların sayılması şeklinde çalışır.
İlköğretim sınıflarında matematik dersine yardımcı olması amacıyla da kullanılır. 
Abaküs, Aritmetik hesaplamaları yapmaya yardımcı bir alet.

MÖ 2400 yıllarında Çin'de geliştirilen abaküs, denizaşırı ticaret yapan tüccarlar sayesinde Girit ve Miken bölgelerinden Avrupa ve Amerika'ya yayılmıştır. Abaküs, hareketli parçalara sahip olduğu bilinen ilk hesap makinesidir. Arap sayılarının ve sıfır kavramının abaküs yardımıyla geliştirilmesi tarih öncelerine gitmekle beraber, halen dünyanın değişik bölgelerinde özellikle okul öncesi çağdaki çocukların matematiksel zekasını geliştirmek amacıyla kullanılmaktadır.


Çağdaş hesap makinelerinin ve bilgisayarların atası sayılan hesap aygıtı olan Abaküs'te amaç 4 ana matematiksel işlem olan toplama, çıkarma, çarpma ve bölme yapmaktır. Babilliler'in buluşu olan abaküs, yüzyıllar boyunca ticarette büyük önem taşımıştır. Abaküsün temeli Girit ve Miken'e dayanmakta ve ilk abaküs örneklerinin hemen hepsinde Girit ve Miken süsleme sanatından örnekler de bulumaktadır.

En iyi bilinen biçimi (Çinlilerin Suan Pan'ı) dikdörtgen bir çerçevenin içine gerilmiş teller üstüne inciler dizilmesiyle oluşturulan abak, başlangıçta toprağın içine açılan sıra sıra oluklara dizilen taşlardan oluşmaktaydı. Daha sonraları, yuvarlık bilye büyüklüğünde metal top ya da boncukların paralel çubuklar ya da teller üstünde hareket ettikleri biçimi almıştır.

Her boncuk ya da metal topçuğun değeri, büyüklüğüne değil konumuna bağlıdır; belirli bir çizgi üstündeki taşın ya da belirli bir tel üstündeki incinin (boncuğun,topçuğun, vb.) değeri 1, iki tanesi birlikte olunca 2 olur. Bundan bir sonraki tel 10, üçüncü sıradaki tel 100 olarak değerlendirilir. Böylece ikisi 1 değerinde ve biri 10 değerinde üç dizi taş 12'yi, 100 değerindeki bir dördüncü topçuk eklenince de 112'yi gösterir. Yani topçuk ya da boncuğun yeri, değerini belirler ve çok büyük sayılar bile birkaç topçu ya da boncukla gösterilebilir. Topçuklar bir yöne kaydırılarak işlem yapılır; elde edilen değeri silmek, yani topçuğu bir sonraki kullanıma hazırlanmak istenirse, tersi yönünde kaydırmak gerekir. Abak, görünüşte basitliğine karşın, toplama makineleri, elektronik hesap makineleri ve bilgisayarların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.























 Kaynak; http://tr.wikipedia.org/



Bir oyun ya da filmde aniden yaratılan komik durumlar ...

Gag, (İng. gag),
Bir skeçte, revüde ya da bir eğlence gösterisinde herkesin gülebileceği bir nükteyi kapsayan sözler ya da durumlar.
Bir oyun ya da filmde aniden yaratılan komik durumlar.

Siirt ilinde bir kaplıca ...

Lif,
Siirt il merkezinde, Kışlacık Köyü yakınında bulunan Lif Kaplıcası’nın verimi saniyede 30 lt.dir. 

Sıcaklığı 41 derecedir. Suyun kimyasal özellikleri Sağlarca Kaplıcasında olduğu gibi klorürlü, sülfatlı, bikarbonatlı, sodyumlu, hidrojen sülfürlü kalsiyum içermektedir. 

Kaplıcanın suyu romatizma, solunum yolları, kadın hastalıkları ve sinirsel hastalıkların tedavisinde etkilidir.  


Billoris,
Siirt’te 17 km. uzaklıkta, Siirt-Eruh yolu üzerinde, Botan Çayı kıyısındaki bir mağarada bulunan bu kaplıcadan mağaranın genişletilmesi ve düzenlenmesi ile yararlanılmaya başlanmıştır. Buradaki kaplıca havuzunu besleyen kaynağın yakınında ikinci bir kaynak daha bulunmaktadır. Bu kaynağın suyu doğrudan doğruya Botan Suyu’na karışmaktadır.

Kaplıcanın suyu 33 C -36°C sıcaklıkta olup, suyu Klorürlü, Sülfatlı, Bikarbonatlı, Sodyumlu, Hidrojen-Sülfürlü, Kalsiyum içermektedir. Suyun Ph değeri 6,4’tür. 


Kaplıca suyu, kadın, romatizma,   deri, solunum yolları, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme, ameliyat sonrası rahatsızlıklar gibi hastalıklara olumlu etki yapmaktadır. 
Hista,
Siirt ili Eruh ilçesi, Düğünyurdu Köyü yakınında, Dicle Irmağı kenarında bulunan Hista Kaplıcasının suyu bir kaya yarığından kaynamaktadır. Buradan da 15 m. aşağıdaki bir havuza dökülmektedir. Suyun sıcaklığı 60 C.dir. Buradaki 8.00x4.00 m. ölçüsündeki havuzun üzeri tonoz bir tavanla örtülüdür.

Kaplıca suyu kükürtlü sodyum, kalsiyum sülfatlı sular grubundandır. Az miktarda demir içeren kaplıca suyu tortulu olduğundan yalnızca kaynağından içilebilmektedir. Kaplıca suyu romatizmal ve kadın hastalıklarının tedavisine iyi gelmektedir. 

Pamuk, yün gibi şeyleri eğirmekte kullanılan araç ...

İğ,
Kirmen,
Eğirmen. 
Pamuk, yün gibi şeyleri eğirmekte kullanılan araç.
Pamuk, yün vb.nden iplik eğirmekte kullanılan, ortası şişkin, iki ucu sivri ve çengelli olan, ağaçtan yapılmış araç, eğirmen, kirmen.
 
 
 
 
 
Pamuk, yün, ipek ve benzerini eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ.
Cehre, (Farsça),
İğ,
Çıkrık,
Yün eğirme çıkrığı,
 
 
 

Japonya' da kimononun beline sarılan geniş kuşak ..

Obi,
Japon kadın ve çocuklarının kimono üstüne bağladıkları enli kuşak.
Kimononun üzerine bağlanan uzun Japon kemeri.
Bir tür uzun Japon kemeri.
 
Kimonolar ikinci dünya savaşının sonuna kadar japon kadınlarının günlük giysisi idi. İkinci dünya savaşı sonrası  japon ekonomisini canlandırmak için kadınların da çalışmak zorunda kalması nedeni ile japon kadınları çalışmak için hiç de elverişli olmayan kimono yerine etek, pantolon giymeye başlamıştır. Günümüzde sadece özel günlerde (düğün, festivaller, cenaze...v.s gibi törenler) giyilen bir kıyafet haline gelmiştir.
 
İki cins kimono vardır. Birincisi henüz evlenmemiş olan kızların giydigi kimono ki japonlar buna kız oğlan kız kimonosu derler. Bu kimononun kol kısmından sarkan kumaş neredeyse yere değecek kadar uzundur ve daha bir açık renkli, süslü püslüdür. 
İkincisi ise "ben kızken" kimonosudur ki bu kimononun kol kısmındaki kumaş daha kısadır ve artık kadının evli olduğunu gösterir. Öyle pek bir şatafatlı değildir.

Hiç bir japon kadını kendi başına kimono giyemez, Çünkü obi kimononun kuşağını bağlamak çok zordur. Bu bağlama işi sadece ehil kişiler tarafından yapılabilir. Sanıldığı gibi kimononun altına hiç bir şey giyilmez diye bir şey yoktur. İçine külot, sütyen giyilmez ama onun yerine vücudu tamamen saran beyaz bir fistan giyilir. Ayaklara geta denilen ve o narin ayakları bayağı acıtacak sandaletler giyilir. Saçlara kushi denilen tokalar takılır.
 
Kimono iten yapılır. Ancak alternatif ipliklerle dokunmuş kumaştan yapılan kimonolar da giyilir. Kimono kadınlar içindir. 
 
Ayrıca erkeklerin de kimonosu vardır. Kimi durumlarda bu kimono'ya hakama da denir. Kimono'nun sözcük anlamı tam olarak giysi demektir.

Gösterme, işaret etme ...

İrae,
İbraz, (Arapça),
Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma.
Göstermek, göstererek öğretmek.
Meydana koymak.
Göz önüne koymak.
Gösteriş.


Tropikal enlemlerde yazın denizden karaya, kışın karadan denize doğru esen mevsimlik rüzğar sistemi...

Muson, (Fr. mousson).
Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizi'nde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgâr.
Muson, yaz ve kış aylarında farklı davranışlar göstermektedir. Yazın denizden karaya, kışın ise karadan denize doğru, düzenli olarak esen mevsimlik rüzgâr sistemidir. En çok Hindistan ve Çin'de etkili olan bu rüzgârlar, ayrıca bütün Güneydoğu Asya'da, Avustralya'nın kuzeyinde,  Batı Afrika'da ve Orta Amerika' nın Büyük Okyanus kıyıları boyunca gözlenir. Musonlar genellikle, muson yağmurları denen yoğun yağışları da birlikte getirir. Karaların ve okyanusların farklı ısınmasından oluşur.
Yaz Musonları, üç aylık bir dönemde etkili olur. Soğuk olan Hint Okyanusundan anakaraya doğru esen nemli rüzgar, alçak basınç alanı oluşturarak bol miktarda yağış bırakır. Bu yağış nedeniyle pirinç tarımı yaygındır. Çünkü pirinç bataklık gibi derin su içinde ağaç gibi büyük ve pamuk gibi zarifce yetişir ve toplanır. Bazen yağmurlar gecikir ya da az yağarsa kuraklık başlar ve pirinç gibi bazı ürünler zarar görür. Bataklık gibi su ise çok yağışda görülür. Muson İklimi ise bol yağışa hakimdir.

Dünyanın en fazla yağış alan yeri, Hindistan'nın Kuzey Doğusu' ndadır. Yıllık ortalama 12.000 mm yağış alan Asya'da Çerapunçi' dir. 

Bunamış olan ...

Bunak, (Fr. Dément).
Matuh, (Osmanlıca),
Bunamış olan (kimse), matuh.
Bunamış, bunak.
Ateh hali,
 Akli dengesi bozulmuş olan,
Sakat, kötürüm. 
Amelmânde.

Matuh, Ateh kökünden türemiş arapça bir isimdir.
Aklın olayları doğru bir şekilde anlayıp idrak etmesine engel olan bir hastalık olup dilimizde "bunaklık" veya "bunama" denir. Bu hastalık, çoğunlukla yaşlılarda görülür. Bunama ve akıl hastalığı İslâm hukukunda kişinin edâ ehliyetini etkileyen semavî arızalardandır. Bunama ile akıl hastalığı arasındaki fark; birincide sükunet ve durgunluk; akıl hastalığında ise heyecan ve taşkınlık hakimdir. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ