Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü ...

Divani, (Arapça).
Divani , Divani,
Eskiden,

Osmanlılarda yazı biçimleri;
Divani, Muhakkak, Nesih, Rik'a, Tevki, Ta'lik

Hat sanatının doğduğu dönemde ortaya çıkan altı tür yazı vardır. Bunlara sitte denir. Kufi, Tevki, Sülüs, Reyhani, Nesih, Rika. Bunlardan bir kısmı köşeli bir kısmı yuvarlak hatlardır. Kufi, köşelidir. Nesih, sülüs, rik'a, tevkii(icaze), tomar, muhakkak, gubari ise yuvarlak hatlardır. Bölgelere göre hatlar Mağribi (Kayrevani, Endülüsi, Fasi, Mağribi, Sudani), Talik (Talik, nestalik, Divani, Şikeste, Divani Celi), Uzakdoğu (Sini, Cavi)'dur.

Divan kaleminden çıkan ferman, berat vb. belgelerde kullanılmış olan yazı. Bir bakıma tevkie, bir bakıma ta'like benzeyen son derece hareketli, karmaşık, özel bir yazı türü.  Fatih döneminde belirmiş, Yavuz döneminde gelişmiştir. Yalnız buyrultularda kullanılır. Divani, sülüs ve talik (ta'lik) yazı şekillerini içerir.

16. yüzyılda farklı büyüklükte celi divani adında idari işlerde ve Osmanlı İmparatorluğunda resmi yazışmalarda kullanılmıştır. 18. yüzyılda basitleştirilmiş ve (kırması divani ) geliştirilmiş ve Osmanlı Saltanatının sonuna dek saray'da kullanılmıştır. Bir bakıma tevki' e, bir bakıma ta'like benzeyen son derece hareketli, karmaşık, özel bir yazı türü.  Divani yazının basitleştirilmiş bir türüne de divani kırması denir. 
Eskiden Osmanlılarda kullanılan divani el yazısı kendi altında ikiye ayrılır:
Celi Divani ve Rika Divani olarak ikiye ayrılır.

Yukarıda Hattat Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÖKSÜZ' e ait Celi Divani ile yazılmış besmele yazısı gösterilmektedir.

İran’da resmi yazışmalarda kullanılan ta’lik hattı 15. yüzyılda Osmanlılara Akkuyunlular yoluyla gelmiş ve kısa zamanda büyük değişikliğe uğrayarak Dîvân-ı Hümâyun’daki resmi yazışmalar için kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebeple divanî adını almıştır. Celî divanî devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır. Bu iki yazıda Türklerin icadıdır.























Kaynakça: http://www.ruzname.net/

Pulluğun uç demiri ...

Sok,  
Çılga,
Saban demiri.
Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir.

Tohum yatağını hazırlamak, yabancı ot kontrolünü yapmak, toprak yüzeyindeki bitki artıkları, anız ve ahır gübresinin gömülmesini sağlamak, tarlayı sulamaya hazırlamak ve erozyonu kontrol etmek için toprak işlenir. Bu amaçları gerçekleştirebilmek için de değişik yapıda birçok toprak işleme aleti geliştirilmiştir. 

Toprak işleme aletleri şunlardır. Pulluklar, Çizeller, Dip kazanlar, Kültüvatörler, Tırmıklar, Toprak frezeleri, Merdaneler ve Diğer aletlerdir. Toprak işlemede en yaygın kullanılan alet pulluklardır.

Pulluklar toprağı parçalar çevirerek devirir, gevşetir anız ve yabancı otları toprağa gömer. Ülkemizde en çok kullanılanlar askılı pulluklardır. Traktör hidrolik kollarına bağlanıp, askıda tutularak çekilen pulluklara askılı pulluklar denir. Pulluk parçaları ; Bağlama kafası, çatı, çapraz mil, muylular, gövde ve uç demiri (sok).              















Kaynak:
http://mezitlifidancilik.com
http://www.kulturelbellek.com/

Türlü bitki ve ağaçlardan elde edilen bir tür yumuşak reçine...

Elemi,
Elemi Reçinesi, 
Filipinlere özgü yerli ağaçlardan elde edilir.
Reçine, (İtalyanca resina). 
Katı veya yarı akışkan, saydam, kolay ergiyen, suda çözünmeyen, billûrlaşmağa elverişsiz veya az elverişli organik madde. Reçine sakızı, tabiî veya sunî terlemeyle elde edilen tabiî reçine ve zamk karışımı. Kedi balı da denir. Re­çine sakızları, genellikle sıcak bölge bitki­lerinden, özellikle de maydanozgiller veya sakızağacıgillerden üretilir.


Reçinelerin, esansların oksitlenmesiyle meydana geldiği sanılır; birleşimin­de, suda erimeyen ve alkolde eriyen terpen türevleri, yağlar ve organik eriticiler vardır. Reçine tabiî olarak kozalaklılardan ve terebinthaceae familyası bitkilerinden el­de edilir. Tedavide merhemlerin sanayide birçok boya ve verniğin birleşimine girer. 

Sanayide kullanılan bellibaşlı iki reçine ti­pi, kolofan ve kopaldır; 
Kolofan, çam ağa­cının sakızıdır, terebentinin bileşiminde dörtte üç oranda bulunur; 
Kopal, sıcak ül­kelerde yetişen çeşitli bitkilerin sakızıdır. 
Sert kopal (zengibar, madagaskar kopalı), yarı sert kopal (kongo, manilla kopalı, kauri), yumuşak kopal (dammar, elemi, takamak, sandarak, akroit, gomalak) ol­mak üzere üçe ayrılır. Bunlar Alkol ester­leri ve molekül ağırlığı yüksek reçine asit­lerinin karışımından ve terpenik seriye ait hidrojen karbürlerinden oluşur; değerleri renklerine göre değişir.






















http://ansiklopedi.iyibilen.com/recine.html

İskandinav ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı ...

Lur,
İskandinav Ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı .
İskandinav ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı, tarih öncesi tunç korno.

Denizli' nin Acıpayam ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir vadi ve yayla ...

Gireniz,
Gireniz Vadisi,

Halk arasında "Gireniz Deresi" olarak bilinir. Acıpayam ilçesinin güneyinde olan bu vadi, Çameli İlçesi ve Bozdağ arasında yer alır. Gireniz Vadisi boyunca Acıpayam'a bağlı 19 yerleşim yeri vardır Kelekçi, Alcı, Akşar, Benlik, Çakır, Çiftlik, Eskiköy, Gölcük,Güney, Hacıkurtlar, Hisar, Karaismailler, Kuzören, Ören, Olukbaşı, Sandalcık, Suçatı, Yolçatı, Boğazdere). 

Gireniz Vadisi boyunca kızılçam, karaçam, çınar, söğüt, ılgın ve Bozdağ'ın yükseklerinde sedir ağaçları yer alır.
 
Acıpayam, Ege Bölgesi'nin güney doğusunda, Akdeniz Bölgesi dahilinde bulunan, Denizli iline bağlı bir ilçedir. Acıpayam, coğrafi konum olarak Akdeniz Bölgesi'ndedir. Acıpayam, 1628 km² yüzölçümü ile Denizli'nin en büyük ilçesidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 941 metredir. Anadolu Yarımadası'nın güneybatısında, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege Bölgesi'nden Akdeniz Bölgesi'ne geçiş noktasında olan ilçenin doğusundaki, Burdur iline bağlı Çavdır, Yeşilova ve Gölhisar ilçeleri, batısındaki Tavas ve Beyağaç, kuzeyindeki Serinhisar ve Çardak, ve güneyindeki Köyceğiz ve Çameli ilçeleri ile sınırı bulunur. İlçe merkezi ve merkeze bağlı 14 belediye, 38 köy ile, toplamda 52 yerleşim biriminden oluşmaktadır.

Eski çağlarda " İndos Vadisi" olarak bilinen bölge; sırasıyla Hititler, İonlar, Akalar, Frigler, Lidyalılar, Persler Helenler ve Roma İmparatorlukları`nın egemenliği altında kalmıştır. Acıpayam en eski adı Hamit Ovası'dır. Acıpayam, Isparta Sancağı'na bağlanmasıyla birlikte adı "Garbikaraağaç" olarak değiştirilmiştir. Germiyanoğulları zamanında ise adı, "Asikaraağaç" olmuştur. Bölgenin "Acıpayam" adını alışının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bölgede badem ağaçlarının çok oluşu ve badem ağaçlarının da acı oluşu nedeniyle "Acıpayam" adı verildiği kuvvetli ihtimallerdendir. Zaten bölgede bademe "payam" denilmesi bu adın yukarıdaki açıklamalardan ortaya çıktığını doğrulamaktadır.

Dağları;
Honaz Dağı: Ege Bölgesi`nin en yüksek dağıdır. Denizli ilinin 25 km doğusunda, Merkez ilçe ve Acıpayam Ovası arasında yer alır. Yüksekliği 2.528 metredir. Doğu-batı ve kuzey-güney doğrultularında yaklaşık 15 km boyunca uzanır. Genelde kütlesel bir biçim gösterir.
Bozdağ: Acıpayam ilçesinin güneybatısında, Gireniz Vadisi ile Tavas ilçesinin Barza Ovası arasındadır. Tavas-Acıpayam ilçe sınırını oluşturur. Yüksekliği 2.421 metredir.
Eşeler Dağı: Acıpayam Ovası`nın doğusunu kuşatır. Denizli-Burdur sınırı boyunca uzanır. Yüksekliği 2.254 metredir.
Elmadağı: Dalaman Çayı`nın (Gireniz Çayı) güneyini kuşatır. 1.805 metre yüksekliktedir. Denizli-Burdur sınırını çizer ve Söğüt Dağları`nı içine alır.

Yaylaları;
Gireniz Yaylası:
Acıpayam ilçesinin güneyindedir.
Eşeler Yaylası:
Acıpayam'ın doğusunda yer alır. Dodurgalar Kasabasından ulaşılır.
Şaman Yaylası:
Acıpayam'ın güneybatısında, Tavas ilçe sınırındadır. Bu yaylaların dışında dağlar üzerinde otlak olarak kullanılan irili ufaklı çok sayıda yaylalar bulunmaktadır.

Akarsuları;
Dalaman Çayı,
Hüsniye ve Gürlek suları, 
Gökçay, Örençay, Cehennem Deresi. 

Mağaraları;
Keloğlan Mağarası,
Karpuzderesi Mağarası,
Aslanini Mağarası,


 

















Kaynak;
http://www.acipayam.gov.tr/
http://tr.wikipedia.org
http://www.outdoororacle.com/

Altının, simgesini aldığı Latince adı ...


Aurum, (Latince, ışıldayan-parlayan),
Zer, Zeheb (Osmanlıca).
Simgesi Au,
Altın, (İng. Gold, Alm. Gold, Frn. Or).
Altın, Zer, Akçe,
Bu elementten yapılmış.
Altından yapılmış sikke: 
Üstün nitelikli, değerli,

Doğada az bulunması dolayısıyla para olarak kullanılan ya da devletlerce para karşılığında saklanan değerli maden. Atom numarası 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C' de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz elementtir. 20 °C' de özgül ağırlığı 19,3 g/cm³ tür.

Doğada metalik olarak bulunan , asit ve bazlarda çözünmeyen, 1 ve 3 değerlikler alan, sarı renkte, soy bir metal. Koinaj adlı alaşımı % 90 Au ve % 10 Cu içerir. Sarı renkli, yumuşak, dövülgen ve esnek bir soy metaldir. Altın, Kral suyu' nda (hacimce bir birim derişik nitrik asit ile üç birim derişik hidroklorik asitten oluşan karışım) çözünebildiğinden bu karışıma altın suyu adı verilmiştir.

Tarihte Mısır hükümdarları zamanında M.Ö. 3200 yıllarında para yerine kullanılmıştır. Peru' da MÖ 2000 yılına ait altın ziynet eşyaları kalıntılarına rastlanmış olup, Amerika kıtasındaki Aztekler ve İnkalar tarafından da kullanıldığı kayıtlarına rastlanmıştır.

 Dünyada düşük kontrasyonlarda bulunur. Yer küresinde volkanik kuvarsların içinde, akarsuların kumlu yataklarında toz ve külçe olarak bulunur. Krennerit(Au8Te6) ,Kalaverit (AuTe4), Sivanit (Au2Ag2Te6) ile bakır ve kurşun minerallari içinde de bulunur.
Altının kimyadaki saflığı yüzde ile, mücevhercilikteki saflığı karat veya ayar terimiyle anlatılır. Mesela 24 ayar (veya karat) altın %100 saf altın, 22 ayar ise %91,6 saf altın demektir. 22 ayar altının %8,4 ' ü diğer metallerden oluşur. Altına gümüş ilavesi yeşilimsi, nikel, platin  ilavesi beyaz, çinko ilavesi sarı, bakır ilavesi miktarına göre sarıdan kırmızıya kadar değişen renkler gösterir.

Beyaz altın; %80 altın, %16nikel, %3 çinko, %1 bakır ' dan oluşur.



Meksika' da mısır ekmeğine verilen ad ...


Tako, (Taco),
Meksika’ya özgü bir tür mısır ekmeği olarak tanımlanabilir.
Meksika’ya özgü, bir tür mısır ekmeği,
Tako bizdeki dürüme benzer bir yemek. İnce pide ekmeklerinin arasına kıyma, ince kıyılmış et, sığır eti, tavuk, deniz ürünleri, sebze ve peynir koyup çeşitli soslar ile dürüm yapılarak yenilir. Meksika' da pide yerine sert tako dedikleri bir ekmek çeşididir. Mısır unundan yapılan ve tadı mısır cipsine benzer ekmektir.

Meksika mutfağı, geleneksel Aztek mutfağının ve İspanyol yemeklerinin karakterini taşır. Çeşitli biberler, çeşitli kaktüsler, mısır, fasulye, dana eti, domuz, tavuk ve balık etleri ile papaya, avokado ve vanilya gibi egzotik meyveler bu mutfakta ağırlıklı olarak kullanılan malzemeler arasındadır. Meksika mutfağında en önemli tahılın mısır, sonra da pirinç olduğu söylenebilir.
 
Başlıca yemekleri;
Frijoles, Guacamole, Salsa, Burrito, Fajita, Nacho, Quesadilla, Tortilla, Taco...

Yemekler genellikle ızgarada ve ateşte pişirilir. Ayrıca lezzetli olduğu kadar bol baharatlıdır. Ekmek ve hamur işlerinde en çok mısır ve pirinç unu kullanılır. Yemeklerin tümünde ise bitkisel yağlar kullanılır. Meksika mutfağında margarin yer almaz.
Tortilla
Lavaşı andıran ince ve yayvan bir ekmek türüdür. Mısır ve buğday unlarından yapılır. Meksika mutfağında tavuk ve etin en yakın arkadaşıdır!
Frijole
Çeşitli fasulye taneleri ile yapılan bir çeşit aperatiftir.
Guacamole
Dövülmüş avokadoya eklenen domates püresi ve tuz ile elde edilen bir aperatiftir. Bu mutfağın en meşhur soslarından olan Guacamole, birçok yemeğin yanında servis edilebilir…

Salsa
Domates rendesi, sarımsak, biber, soğan ve kişniş kullanılarak yapılan çok yaygın bir Meksika sosudur.

Burrito
Un Tortilla’lasından yapılan bir çeşit dürümdür. Burrito’nun içine yalnızca et, fasulye ve pirinç doldurulur.
 
Fajita
Tortilla yatağında servis edilen, ateşte pişmiş dana eti ve çeşitli Meksika sebzelerinden yapılan bir yemektir.

Nacho
Küçük parçalar halinde kesilen Mısır tortilla’sının peynir ile kaplanıp kızartılması ile elde edilen bir atıştırmalıktır.
Quesadilla
Mısır tortilla’sına sarılmış peynir parçalarının pişirilmesi ile elde edilen bir yemek türüdür.

Taco
Mısır ya da un tortilla’sının üzerine eklenmiş dana eti, Meksika fasulyeleri, çeşitli sebze ve baharatlarla hazırlanan bir yemek türüdür.
 

Mahmuz takmayan kazakların kullandıkları deri kamçı ...


Nagayka,
Nogayka,
Nogay Kamşısı,
Nagyka, Nagaika,
Nagayka,
Bolkoboy.

Ruslar ve Rus kozakları tarafından da kullanılan kısa, kalın ve yuvarlak kesitli bir kamçıdır ve özellikle Rus kozaklarının milli sembollerinden biri haline gelmiştir. Nogaylardan öğrendikleri bu kamçı bu yüzden Nogaika veya Nogayın kamçısı diye adlandırılır.  Nagayka şerit halinde kesilmiş derilerin örülmesiyle yapılır. Bazı nagayka kırbaçlarının ucunda metal bir parça bulunurdu. Nagaykanın ana işlevi atı hareketlendirmesidir. Metal parçalı olanı kurtlara karşı savunma amaçlı kullanılıyordu. Bir rus sözlüğünde Nagaykaya kurt öldüren manasına gelen rusça bolkoboy da dendiğini yazıyor. Nagayka diğer silahların olmadığı ortamda bir dövüş silahı olarakda kullanılmıştır. 

Ancak Nagaykalar avın (kurt, tilki gibi hayvanların) kovalanarak Nagayka ile öldürüldüğü geleneksel bir avlanma biçimide bulunmasına rağmen hiçbir zaman silah olarak sayılmamıştır.
Kamşı at derisinden yapılıyormış. Üç dört türlü örme varmış 12 li, 8 li, 6 lı örmeler varmış. Eski zamanlarda atın üstüne binip kamçıyı eline aldığı zaman atın üstünde bir duruş bir tavır sergilenirmiş bu işte burada bir Nogay erkeği var, bir Nogay caşı bar anlamına geliyormuş, kamçının böyle bir sembolik değeri varmış.




























Kaynak;
http://nogai.blogspot.com/




 

Aslı taklit edilerek yapılmış hileli para için kullanılan sözcük ...

Kalp,
Kalp para,
Kalp ( sahte ) para, Aslı taklit edilerek yapılmış hileli para için kullanılır. 
Düzme, sahte, geçmez (para). 
Kalp, Arapça kökenli bir sözcük olup, aslı taklit edilerek yapılmış hileli para için kullanılır. 
Hileli, Sahte, Taklit.
Yalandan cesaret satan korkak adam.
Yalancı.
Kendisine güvenilmez olan.

Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür org ...

Laterna, 
(İt. lanterna).
 
Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür org.
Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür çalgı.


"Sevgili, Dost" anlamında argo bir sözcük ...

Manita, (Yunanca),
Sevgili.(Argo).
Manitacılık.

Kürk hayvanlarının göbek kısmından alınan parçalarla yapılan kürk ...

Nafe, (Farsça).
Derisi kürk yapımında kullanılan hayvanların postlarının karnı altındaki deri kısmı.
Tilki, samur, tavşan gibi hayvanların karın taraflarından yapılan kürk.
Kürk hayvanlarının göbek kısmından alınan parçalarla yapılan kürk.
Bir cins ceylânın göbeğindeki misk taşıyan kese.

Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde parça ...

Rotil, (Fr. rotule).
Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde bir parça.
Rotiller şasi ile tekerleği salıncak aracılığı ile bağlayan hayati önem taşıyan parçalardan birisidir. Frenleme, ivmelenme ve ani şoklardan oluşan kuvvetleri karşılamak üzere tasarlanmıştır.

Rotil bir küresel mafsal olup aks başının salıncaklara bağlantısını yapan parçadır. 


Aks başının üst salıncağa bağlantısını yapan parçaya üst rotil, alt salıncağa bağlantısını yapan parçaya da alt rotil denir. Rotiller üretim sırasında yağlanıp hazır hale getirilirler, sonradan bir yağlama yapılması mümkün değildir. Rotillerin genel görevi, aks bağlantılarının tekerleğin değişik durumlarında dahi bağlantısının sürekliliğini sağlar. 
Örneğin aracın ön tekerleği bir tümsekteyse, rotiller hareketli bir mekanizma olduğundan aksı hafif yukarı kaldırarak yine bağlı kalmasını sağlar. Yani bir nevi insan kolunun gövdeye bağlanması işlevini üstlenir. Bunlara otomobillerin eklemleri de denilebilir.
























Kaynak:
http://tdkterim.gov.tr/
http://www.bilgiustam.com/

Hayvanları sağma ücreti yerine verilen süt, yağ, peynir ...

Deremet, (Farsça Gelir).
Yağ, peynir.
Hayvanları sağma ücreti yerine verilen süt, yağ, peynir.
Hazırlık, sağlama, toplama.
Yaylada yapılan kışlık yiyecekler; peynir, yağ v.s.

Çin müziğine özgü, yedi telli bir çalgı ...

Kin,
Çin müziğine özgü, yedi telli bir çalgı.

Çiçekleri kaynatılarak halk hekimliğinde kullanılan, çalı görünüşünde bir bitki ...

Ayvadana, (Rumca).
Ayvadana, Ayvadene, Ayvıdene, Hayvadene.
Pelin otu, 
Adi pelin, 
Misk otu, 
Koyun otu, 
Civanperçemi.  
Ayakotu. 
Bayır peleni, 

Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). Yaban nanesi yaprağına benzer yapraklı, sarı acı çiçekli, ilâç (Artemisia vulgaris Compositae) olarak kullanılan güzel kokulu bir yabani ot. 

Yapraklarında şekerler, uçucu bitkisel yağlar, tanen, terpen, uçucu yağ, A vitamini ve B vitamini bulunur. Çiçekli dalları kullanılır. 
 
Papatyagiller familyasındandır. 50-200 cm boylarında, içi boş, kırmızımsı dik gövdeli, hafif kokulu, odunsu köksapıyla çok yıllık, odunsu-otsu bir bitkidir. Temmuz, ekim aylarında küçük borumsu çiçekler açar. Hafif bir kokusuyla buruk bir tadı vardır. Ayvadana bitkisi kendine özgü acımtırak ve keskin bir kokuya sahiptir. Acı tadı sebebiyle genel olarak yemekler de baharat niyetine kullanılmaktadır.

Avrupa’da 1800 metre yüksekliğe kadar olan sürülmemiş alanlarda kendiliğinden yetişir. Ülkemizde de Trakya’da, Bursa’da Uludağ eteklerinde, Karadeniz Bölgesinde, Samsun, Erzurum, Diyarbakır dolaylarında bulunur.
Ayvadana' nın Faydaları: 

İştahsızlığı giderir.
Bronşit tedavisinde kullanılır.
İshali durdurucu niteliktedir.
Aşırı kullanıldığında toksik etki yapabilir o yüzden dozunda kullanmak gerekmektedir.
Banyoda esans amacıyla da kullanılabilmektedir.
Kansızlığa iyi gelir. Adet kanamalarını düzene sokmaktadır.
Bağırsak kurtlarını, parazitlerini düşürür.
Safra salgısını arttırmaktadır.
Sinir sistemini kuvvetlendirir.

Kaynatılıp  saça sürülürse saçları büyütücü etkisi vardır.






















Kaynak http://www.bitkisel-tedavi.net/

İpe dizilmiş ceviz, badem ve benzerlerini, nişastayla kaynatılmış üzüm suyuna batırarak yapılan tatlı sucuk ...

Bandırma,
Cevizli Sucuk,
Köme,

İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılan sucuk.

Ceviz içi, badem ipliğe dizildikten sonra pekmezli veya şekerli nişastaya batırılarak yapılan sucuk, şeker sucuğu, pekmez sucuğu.

Bandırma, kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap.

Ülkemizin her yöresinde farklı türlerde yapılan bu yiyecek, genellikle pekmez ve cevizle yapılsa da badem gibi başka malzemelerle yapılan yörelerimizde mevcuttur. Bandırma, cevizli sucuk yaygın olarak yapılan ve yıl boyu saklanabilen bir yiyecektir. Bu yiyecek genellikle sonbaharda yapılır kurutulur, evin kuru ve serin bir yerinde saklanır.

Cevizli sucuk yapımı için, cevizler tazeyken kırılır ve ayıklanır. Elde edilen iç ceviz bir iğne yardımı ile iplere dizilir ve kurutulmaya bırakılır. Şayet ceviz taze ve yaş olmazsa, dizerken çatlama yapacağı için dağılır. Bu şekilde iplere dizilen cevizler ipin iki ucundan çengel adı verilen bir ağaç askıya sıkıca bağlandıktan sonra ipin uçları bir birine 15 cm. kadar uzak duracak şekilde bir çöple gerdirilir. Daha sonra üzümden elde edilen şerbet (veya pekmez), kazan veya hamur leğeni gibi bir kabın içinde hafifçe kaynatıldıktan sonra içine yeteri kadar nişasta ve biraz da un konup lapa haline gelene kadar kaynatılır. Şerbetin çok tatlı olmaması için, içine bir miktar da su ilave edilir. Böylece bulamaç haline gelen pelteye, ceviz salkımları sıra ile batırılıp çıkarılır. Gerilmiş iplere çengellerinden asılarak içine emmesi beklenir. Aynı şekilde bir iki kez daha aynı işlem tekrarlanır. İyice kurutularak kış kaydı olarak evin serin ve kuru bir bölgesinde saklanır.

İnsanların beslenme ve gelişmesinde önemli bir unsuru olan bu yiyecek, ceviz, üzüm şırası ve pekmez vücudun normal metabolik süreçleri için gerekli birçok minerali de yoğun olarak içermektedir. Ceviz, üzüm şırası ve pekmez kemiklerin ve dişlerin yapımı ve gelişimi, kas ve sinir sistemi ve kan pıhtılaşmasında önemli rolü olan kalsiyum kaynaklarındandır. Cevizli sucuk, köme tüketilerek kalsiyum gereksinimi bir kısmı karşılanabilir.


Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez ...

Tela, (İtalyanca tela, İng. tela ).
Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez.
Kumaşa şekil vermek, mukavemet kazandırmak için kullanılan, bir yüzü veya 2 yüzü belli ısı altında eriyip kumaşa yapışan polimer madde içeren, astarla kumaş arasında kullanılan ara malzeme.

Bez Tela, kullanım alanları sınırlı olmayan ürünlerden biri olup gömlek patlarında, ince baharlık giysilerde ve örme kumaşlardan imal edilen sweatshirt ve t-shirt lerde kullanılabilir, genelde normal (40 ºC) sıcaklıklarda yıkamalara dayanabilen kimyasallarla kaplanmıştır. İnce olanlarına tülbent tela da denir.

Tela, Ağ gözelemede, gözeyi oluşturan dört düğümden karşılıklı gelenlerin, ağ gözü gerildiğinde yatay doğrultuda olanlarının daha az kapanma durumu.
Tela, Anatomide Doku demektir.

Topu düşman ateşinden koruyan zırhlı bölge ...

Taret, (İng. turret).
 
Gemilerde veya kalelerde, topçu mevzilerinde topun makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule

Batı Sahra devletinin başkenti ...


Laayoune (El Aaiun, Al Ayun - El Ayun),
Batı Sahra (Arapça: Al-Sahrā' al-Garbiyyah),  
Afrika'nın kuzeybatısında bir toprak parçasıdır. Batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Fas, Cezayir, güneyde ise Moritanya vardır. 1976'da İspanya'dan ayrılmışsa da Fas tarafından hak iddia edilerek fiilen yönetilmektedir.

Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti, 
Al - Jumhūrīyâ al-Arabīyâ as-Ṣaḥrāwīyâ ad - Dīmuqrātīyâ.
Bağımsızlığı ve devlet statüsü halen tartışılmaktadır. Fas' tan ayrılması konusunda halk oylaması düşünülmüşse de uygulamaya geçirilememiştir. Yüzölçümü 266,000 km²'dir. Toplam tahmini nüfusu 267,405 kişidir. 

Başkent konumundaki şehir Laayoune (Al Ayun) nüfusun büyük kısmını barındırır. Asıl Batı Sahralılar Sahravi olarak bilinmektedir. Bölgede Arapça ve İspanyolca konuşulur. Su kaynakları çok az olup, göçebelik ve hayvan besleyiciliği yapılmaktadır. Batı Sahra'da başka doğal kaynak olarak fosfat madenleri vardır.

















Kaynak, http://tr.wikipedia.org

Havada on milyonda bir oranında bulunan asal gaz ...

Ksenon, (Fr. xénon, İng. xenon ),
Simgesi Xe, 
Havada on milyonda bir oranında bulunan renksiz ve kokusuz asal gaz .

 
Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz . 

Ksenon' un değerlikleri 2, 4, 6, 8, standart şartlarda yağunluğu 5,8971 g/L, 25 °C ve 1 atm basınçtaki dielektrik sabiti -106,9 olan, yanıcı ve sağlığa zararlı olmayan bir madde.

Periyodik cetvelin soygazlar grubunda verilen, sıvı havanın ayrımsal damıtılmasıyla elde edilen, ışıldama tüpleri, flaş lambaları ve lazerlerde kullanılan, dokuz kararlı izotopu bulunan, renksiz, kokusuz gaz veya sıvı bir madde.

Zarf içine konmuş kağıt ...

Mazruf,  (Arapça).
Zarf içine konmuş, zarflı. 
İçerik

Macun...

Kit,
Parasız denecek kadar ucuz.

Ağır kanlı, rahatına düşkün kimse ...

Meleme,
Ağırkanlı, (İng. phlegmatic).
Rahatına düşkün.
Beceriksiz, iş bilmez, ağır canlı.
Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi. 
Hipokrat'ın ortaya attığı; ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
Ağırcanlı.

XI. ve XV. yüzyıllar arasında Balkanlar' da gelişen bir mezhep ...

Bogomilizm,

Ortaçağ Avrupasında ortaya çıkmış bir dini akımdır. Akımın kurucusu Bogomil (Tanrı’nın sevdiği) adında bir köy papazıydı. Bu akımın mensupları kendilerini Hıristiyan diye nitelemelerine rağmen birçok konuda yaygın Hristiyan anlayışından farklı inanca sahiptiler. Örneğin, teslise inanmıyor, Hazreti İsa'nın Tanrı değil, peygamber olduğunu düşünüyor, Papalık otoritesini tanımıyor ve haç gibi dini sembolleri kabul etmiyorlardı. Bogomiller bu özelliklerinden dolayı Ortaçağ boyunca Papalığın büyük tepkisiyle karşılaştılar. Engizisyon mahkemelerinde ölüme mahkûm edildiler. Birçoğu işkenceye uğradı ve sürgün edildi. Bogomiller bahsedilen bu özelliklerinden dolayı, Türklerin Bosna Hersek'i fethetmesiyle karşılaştıkları İslamiyet'i kendilerine yakın hissetmişler ve kitleler halinde Müslüman olmuşlardır.
 
Bogomillik, Bulgar kökenli bir mezheptir. 10. yüzyılda kendisine Bogomil (Tanrı tarafından sevilen) adı verilen bir rahip tarafından kurulmuştu. Sırbistan’dan İstanbul’a uzanan Ortodoks coğrafyası içinde gelişen mezhep, geleneksel Hristiyan öğretisiyle arasındaki büyük fark nedeniyle, “sapkın” (heretik) bir akım olarak görülüyordu.   

Bosna’da rahat bir yayılma ortamı bulan Bogomillik, bir süre sonra krallığı da etkisi altına aldı. 1199 senesinde Bosna hükümdarı Ban Kulin, karısı, kız kardeşleri ve birçok akrabası ile Bogomilliğe intisap etti. Böylece, her yerde baskı ve işkence gören Bogomiller, Bosna’da rahat bir nefes almaya başladılar. Bundan sonra Bosna, Bogomilliğin merkezi ve sağlam bir kalesi oldu.   

Fatih Sultan Mehmet, Bosna’yı fethettiği zaman Bogomil mezhebindeki Bosna Hristiyanlarına son derece hoşgörülü davranmış ve onların devlet hizmetinde yetişmelerini sağlamıştır. Bazı kuralları Müslümanlığa yakın olan Bogomil mezhebi mensupları, kendilerine baskı yapan Katoliklerden nefret ediyorlardı. Buna mukabil Osmanlıların vicdan hürriyetlerine hürmet göstermeleri ve adil idareleri karşısında toplu olarak Müslüman olmaya başladılar. 

Onların devşirme olarak alınan çocuklarına, Bogomillerin bir başka adı olan Pataren’den dolayı Poturoğulları adı verildi. Zamanla ordu, saray ve devlet hizmetinde görev alan Poturoğulları, Osmanlılara tam bir sadakatle görevlerini sürdürmüşlerdir. Bosna’da Bogomillik mezhebinden devşirme olarak alınan çocuklarına bogomillerin diğer adı olan pataren anlamında poturoğulları denmiştir. 

Devşirme, Osmanlı İmparatorluğu' nun fethettiği Hıristiyan topraklardan özellikle Balkanlarda, genç ve yetenekli çocukların toplanması, bu çocukların sıkı bir eğitimden geçirilerek üstün bir asker veya bürokrat oluşturulması sistemidir.   

Kabuğu kırmızı ya da erguvani renkte olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü...


Tavulga,(arapça),
Kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.
Kırmızı kabuğu tabaklıkta kullanılan bir bodur söğüt türüdür.

Söğüt ağacı,
Söğüt (Salix), söğütgiller (Salicaceae) familyasından Salix cinsini oluşturan boylu ağaç veya bodur çalı halinde, çoğunluğu kışın yaprak döken, ender olarak da her dem yeşil kalan odunsu bitkiler. Söğüt (Salix türleri) yılın herhangi bir döneminde 12-15 mm. kalınlığındaki dallarından kesilecek parçaları suya koyduğunuzda birkaç hafta içinde kolayca kök vermesiyle çoğaltılabilir. Yapraklar parçalanmamış, sadedir. ve uzun şerit halinde veya eliptik yapıdadır; kenarları tam veya bezeli ve ince dişli, kaba dişli, dilimli dişlidir. Genel olarak kısa saplıdır.; çoğunlukla kulakçıkları vardır. Yan durumlu çiçek kurulları başak halinde dik durular. Bazı türlerde çiçek açmak yapraklanmadan önce, bazılarında ise aynı zamanda olur. Bir cinsli iki evcikli ve entomogamdırlar. Söğütler gayet kolay kök yapabildiğinden, tohumları da kısa zamanda çimlenme özelliğini kaybettiğinden, üretilmelleri hemen her yerde çelikle ve kök sürgünü ile olur.
 Eski Sümer ve Mısır kayıtlarında söğüt ağacı kabuğunun ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı ile ilgili bilgiler yer almaktadır. M.Ö. 5.YY'da Yunanlı doktor Hipokrat söğüdün ilaç olarak kullanımından bahsetmiştir. Amerika yerlilerinin de söğüdü tedavi amacıyla sık sık kullandığı bilinmektedir.  Aspirin doğal olarak Söğüt ağacının kabuğunda da bulunan Salicylic asitten elde edilmiştir. Köklenmeyi teşvik eden, içindeki başka kimyasallar da olabilir ancak ilk sebep salicylic asitmiş gibi görünüyor.

Söğüt ağacı kabuğundaki aktif madde Salisin'dir. Kristal formu ilk olarak 1828'de Fransız eczacı Henri Leroux tarafından izole edilmiştir. Saf formu İtalyan kimyager Raffaale Piria tarafından elde edilmiştir. Suda çözündüğü zaman asit özelliği gösterdiğinden (ph 2.4) Salisilik asit olarak adlandırılmıştır.

1897'de Felix Hoffmann sentetik olarak salisin'in değiştirilmiş bir formunu elde etmeyi başardı. Yeni bileşik salisilik asitten daha az mide problemlerine yol açıyordu. Bu yeni ilaç, yani Asetil Salisilik Asit Hoffman'ın işvereni olan Bayer firması tarafından Aspirin olarak adlandırıldı ve dünyanın en çok kullanılan ilacı haline geldi.

Suyla karıştırılmış Aspirin uzun zamandan beri kesilmiş çiçeklerin yaşam süresini uzatmak ve ağaçlardan yapılan kesimlerin tutma yüzdesini arttırmak için kullanılmakta. Aspirinin doğal bir pıhtılaşmayı önleyici, yani sıvıların katılaşmasını önleyen bir yapısı var. Ayrıca aspirin bazılarınca kan incelten özelliği ile de bilinir. Aspirinin bitkiler üzerinde de benzer etkileri görünüyor.

Söğüt türleri;
Ağlayan söğüt (Salix babylonica-Weeping Willow) 
Kedi/Keçi Söğütü (Salix caprea-Pussy/Goat Willow)
Ak söğüt (Salix alba)
Acem söğüdü (Salix acmophylla)
Misk söğüdü (Salix aegyptiaca)
Karşılıklı yapraklı söğüt (Salix amplexicaulis)
Salix apoda
Salix armenorossica
Keçi söğüdü (Salix caprea)
Kafkas söğüdü (Salix caucasica)
Boz söğüt (Salix cinerea)
İğde yapraklı söğüt (Salix elaeagnos)
Salix elbursensis
Boylu söğüt (Salix excelsa)
Gevrek söğüt (Salix fragilis)
Mersin yapraklı söğüt (Salix myrsinifolia)
Salix pedicellata
Defne yapraklı söğüt (Salix pentandra)
Salix pentandroides
Salix pseudododepressa
Salix pseudomedewii
Erguvani söğüt (Salix purpurea)
Rize söğüdü (Salix rizeensis)
Trabzon söğüdü (Salix trabzonica)
Badem yapraklı söğüt (Salix triandra)
Salix wilhelmsiana
Sepetçi söğüdü (Salix viminalis)

Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/
http://www.agaclar.net/

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ