Hafıza, düşünme ve muhakeme becerilerinin aşama aşama ilerleyerek azalması ...

Bunama,
Demans, Demantia
Demans (bunama); 
Ateh, (Arapça).
Hafıza, düşünme ve muhakeme becerilerinin aşama aşama ilerleyerek azalmasıdır. Demans hastalığına yol açma ihtimali olan birçok rahatsızlık bulunmaktadır. Demans; banyo yapmaktan, yemek pişirmekten tutun da evin yolunu bulmak gibi birçok günlük rutinleri etkileyebilir. Amerika'da demansın en yaygın nedeni Alzheimer hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer hastalığı, bir insanın kişiliğini, davranışlarını, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini de etkileyebilir. Eğitim ve destekleyici hizmetler, Alzheimer hastalarının ve onların ailelerinin yaşam kalitesini artırabilir.


Organik bir beyin hastalığı sonunda akıl gücünün gitgide bozularak yitirilmesidir. Beyin dokusu faaliyeti (fonksiyonu) o derece zedelenir ki sosyal yaşamla veya işle ilgili faaliyetleri etkileyecek derecede zekâ kaybı veya azalması olur. Demans'ın belki de en çarpıcı özelliği, hafıza kaybıdır. Depresyon veya kuruntu da olabilir. Alzheimer hastalığı, en bilinen ve tartışılan örnektir. Demans, ekseriyetle düzelmez.

Tüm demansların %60-65’i Alzheimer tipi demanstır. Hastalığın başlangıcı kesin olarak belirlenemez. İlk evrelerde ılımlı düzeyde unutkanlık vardır ve kişi genellikle bellek bozukluğundan yakınır (telefon no’su isimleri unutma gibi). bellek sorunları ilerleyici nitelikte değilse bu durumu tanımlamak için Yaşlılığın Benin Unutkanlığı tanımı kullanılır.
Bellek bozukluğunun ilerlemesi sonucu sosyal ve mesleki işlevsellikte azalma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma bozukluğu ortaya çıkar. İlk dönemde hasta bellek bozukluğunun farkında olduğu için yeti yitimine bunaltı ve çökkünlük ile yanıt verir. Daha sonra bellek bozukluğunu inkar etmeye başlar.
Demansın en önemli belirtisi bellek bozukluğudur. Hem yakın bellek (anterograd amnezi) hem de uzak bellek (retrograd amnezi) görülür. Ribot yasasına göre demansın gidişi sırasında öncelikle yakın bellek sonra uzak bellek yıkıma uğrar.
Kaynakça; http://www.google.com.tr

Türk müziğinde "usul" anlamında kullanılan sözcük...

İka,
Türk müziğinde "usül" anlamında kullanılan sözcük.

Bir cismin belirli sınırlar içinde ve belirli zamanlarda düzenli olarak tekrarlanan basit hareketlerinin meydana getirdiği durumdur. Bir saat rakkasının ve bir metronomun belirli sınırlar içinde tekrarladığı düzenli hareketler birer ikadır. Bunun gibi bir elektrikli zilin tokmağının hareketleri ve elektrikle yapılan reklamlarda ışıkların muntazam yanıp sönmesi de hep birer ikadır. Önce harekette bulunan bir cisim vardır, sonra bu cisim belirli sınırlar içinde hareket edecektir. Bundan başka bu hareketler düzenli olarak tekrarlanacaktır. Bu şartları taşımayan düzensiz hareketler ilmî anlamda ika olarak kabul edilemez. Musikideki usül de bütünü ile bu şartları taşıdığı için bir ikadır. 

Ancak usüldeki hareketler ikadaki gibi basit olmadığından usülü daha başka şartlar altında inceliyeceğiz. Musikideki ika düzenli ve belirli ölçülü zamanların birbiri ardınca tekrarlanması sonucudur. Zaman ölçüsünü belirtmek için musikî erbabının beher sekizlik veya dörtlük zaman için ayakla vurdukları düzenli vuruşlar birer îkadır. 

Usül, (Arapça),
Yöntem,
Değerleri biribirine eşit olan veya olmayan belirli sınırlar içinde sıralanan musikî nağmelerini ölçmeğe yarayan vuruşların bütününe usûl denir. Bu tarife göre, bir usûl birçok vuruştan meydana gelir. Bu vuruşlar belirli değerde musikî zamanlarım ölçmek için kullanılmaktadır. Bu zamanların değerleri birbirine eşit olsa da olmasa da sınırları mutlaka belirli ve vuruşları ölçülüdür. Bu tarifle îka'ın tarifini karşılaştıracak olursak, farklar kendiliğinden meydana çıkar. Bu açıklamadan sonra îka' ile usûlü birbirine karıştırmanın ne kadar hatalı bir hareket olduğunu kolayca anlayabiliriz. Musikîdeki usûlü aynen şiirdeki vezne benzetebiliriz. Aralarındaki benzerlik tamdır.

Balede kullanılan bir dans figürü ...

Ekar,
Balede kullanılan bir dans figürü.

Bacakların boydan boya yere değmesini sağlayacak biçimde ayrılmasına dayanan bale figürüdür.
Tutu, Bale yapan kadının giydiği kısa kabarık giysi.
Bale; dans, müzik ve dekor sanatlarının birleştirilerek kullanıldığı bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Balenin belli figürleri ve adım atışları vardır.

Baledeki erkek dansçılara "balet", kadın dansçılara ise "balerin" denir. Balede tayt, mayo ve "tütü" denilen özel etek kullanılır. Bale yaparken ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya "point" ya da "puant" denir. Bale eğitiminde vücut çok önemlidir; bu nedenle bale yapılmadan önce mutlaka esneme hareketleri yapılmalıdır, aksi halde kaslar yırtılabilir ya da vücudun bir yeri incitilebilir.

"Avrupa Araştırma Koordinasyon Kurumu" nun adı ...

EUREKA,
Avrupa Araştırma Koordinasyon Kurumu.
İleri teknoloji alanlarında araştırma ve geliştirme projelerinde karşılıklı işbirliği amacıyla kurulmuştur.

Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş...

Sof,

Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş, 
Ankara sofu.
Bayanların eteklerinin içinde bulunan, ışık ile eteğin içinin görünmesini engelleyen kumaş, astar.

Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş.

Güçlü, becerikli...

Acar, (Arapça).
Atılgan. 
Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik.
Kuvvetli, gürbüz, dinç, iriyarı. 
Şişman, etli, semiz.
Cesur, kabadayı, atılgan, gözüpek, yiğit. 
Çalışkan, becerikli, hamarat. 
Çevik, enerjik, tezcanlı. 
Açıkgöz, zeki. 
Çapkın. 
İyi, güzel.
Gözü pek, yiğit, cesur, kabadayı, yılmaz,

Afganistan ve Pakistan' da, kadınların yüzlerini örtmek için kullandıkları peçe ...


Burka,
Kepenek,
Her taraftan kapalı, giyenin önünü görmesi için yüz kısmı kafesli çarşaf.

Afganistan ve Pakistan' da kullanılan her tarafı kapalı olan ancak yüz kısmı kafes şeklinde önünü görmesini sağlayan çarşaf. Afganistan' da Taliban yönetimi tarafından bu giysinin burkanın giyilmesini mecburi kılmıştır.  Daha sonra burka giyilmesi serbest bırakılmasına rağmen, halk korkudan giymeye devam etmektedir. bazında büyük bir değişim görülmemiştir. 

Geleneksel olarak şeriat gereği burka giyimi için sosyal sebeb olarak gösterilmektedir. 

Genellikle, Afganistan, Pakistan, İran, Hindistan' ın müslüman kısmında ve bazı arap ülkelerinde, müslüman kadınların giydiği, yüzü ızgaralı peçe ile kapatılmış, bedeni torba şeklinde çarşaf olan mavi, siyah, kül renginde olan dış giysidir.

Niqab,
Baş örtüsü ve şal ya da sadece gözleri açıkta bırakan giysidir. Niqab baş örtüsü ve şal ya da sadece gözleri açıkta bırakan bir çarşafa denir.

Marmara Denizinde bir ada...

Marmara Denizindeki Adalar;

Avşa (Ofiousa), Akça adası,
Aksaz adası, Asmalı ada,
Büyükada (Prinkipo), Bostancı Çöken ada, Burgaz ada, Bozcada,
Çiçek adası, Çıplak ada,
Ekinlik (Koutalli), Eşek adası.
Fener Adası.
Galatasaray (Kuruçeşme), Gökçeada(Antigoni),
Hayırsızada, Halil Adası, Heybeli (Halki), Hasır ada,
İmralı adası,
Koyun Adası, Kınalıada (Proti), Kaşık adası (Pita), Kuş adası, Kumbaros Adası,
Karayer adası, Karaada (Kalamo), Kız adası, Kumru, Kızlarmanastırı, Kamış, Kalemli,
Mamali Adası(Mamelya),  

Marmara (Prokonisos), Melina, Maden, Mırmırcalar,
Öreke adaları,
Paflima Adası, Paşalimanı adası (Aloni), Pale Adası, Prens adası, Pide adası, Pırasa adası, 
Pınar adası (Kılavuzada),
Rahmi Koç adası, Rabbit adası,
Sedef adası(Antirovithos), Sivriada (Oksia), Sıçancık adası, Sazlıada,
Şemsiye adası,
Tavşan Adası (Neandros), Tuzla adası,
Yassıada,  Yerada,
Zeytinli Ada,

Yüklemi özneye bağlayan öge...

Koşaç,
Copula, 

Bilindiği gibi, cümlenin herkesçe kabul edilen beş ögesi vardır:
Cümlenin ögeleri;
1. Yüklem
2. Özne
3. Nesne
4. Dolaylı Tümleç
5. Zarf Tümleci

Bu ögeler içinde esas öge yüklemdir. Diğerleri yükleme bağlıdır. Yüklem diğer ögelerin görevini belirler. Bunuda yükleme soru sorarak belirlenir. Yükleme "Kim, ne"  sorusuna özne, "nasıl, niçin, ne zaman, neyle, ne şekilde" sorulara zarf tümleci, "Kime, kimde, neye, nede, neden, nereye, nerede, nereden" sorularına dolaylı tümleç,  "Kimi, neyi" sorusuna nesne,  cevap verir.

Bu beş öge dışında yükleme sorulan sorulara cevap vermeyen yüklemle bağlantısı olmayan unsurlar vardır ki kelime çeşidi olarak bağlaç, edat, ünlemdir. Cümlenin altıncı ögesini oluşturan bu unsurlar ile yüklem arasında bir bağlılık yoktur. Yükleme sorulan hiç bir sorulya cevap vermeyen özne, yüklem, nesne, zarf tümleci ve dolaylı tümleç dışında kalan bu altıncı cümle ögesine Koçaş veya cümle dışı unsur denmektedir.

İsim cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme güçlü ihtimal, olumluluk, olumsuzluk, süreklilik, kesinlik kavramları veren, -dır / -dir eki veya değil kelimesidir. Koşaç kelimesi İngilizcedeki copula teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Koşaç (copula), özneyi yükleme bağlayan ve yüklemde cümlenin bitiş halini oluşturan dil bilgisel ögedir.

Türkçedeki koşaçlar –dır (ve 1. ve 2. tekil-çoğul şahıs ekleri –ım, -sın, -ız, -sınız), imiş, idi sözcükleridir. Fakat bunlardan –dir koşacı diğer ikisinden farklı özellikler sergiler. Onun eklendiği kelimeden ayrı yazılan bir varyantı mevcut değildir. Oysa imiş ve idi koşaçları hem bitişik hem de ayrı yazılabilirler: öğretmen imiş = öğretmenmiş, öğretmen idi = öğretmendi.

Dil devriminin ilk yıllarında TBMM' nin genel kuruluna verilen ad...

Kamutay,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel kurulu.
TBMM.

Kadın baş süslemesinde kullanılan ve çene altından geçirilirek baş örtüsüne kancalanan gümüşten yapılmış takı ...

Tomaka,
Başa takılan gümüşlü kadın ziyneti.
Kadın baş süslemesinde kullanılan, genellikle gümüşten yapılmış takı.
Kadınların düğün ve bayramlarda kullandıkları baş takısı. 
Çene altından geçirilerek baş örtüsüne kancalanan, genellikle gümüşten yapılmış takı.
Kadın baş süslemelerinde kullanılan, çene altından ve yanakların üzerinden yukarı doğru geçirilerek baş örtüsüne kancalanan, genellikle gümüşten yapılmış takı.

Ege bölgesine özgü kumaş işlemeli altın gerdanlık. 

Yağma, çapul...

Talan,
Çapul, (İng. Pillage, raid ).
Yağma.
Soygunculuk, plaçka.
Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın. 
Böyle baskınlarda ele geçen şeyler.

Yağma için düşman ülkesine saldıran asker...

Çapavul,
Çapağul,
Akıncı.
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı
Düşman topraklarına akın yapmaya çıkan savaşçı.
Orta Asya göçebeleri arasında yağma için düşman ülkelerine saldıran askerlere verilen ad.

 

Yağma için yapılan akın...

Baranta,
Yağma, çapul, yakıp yıkma, kırıp dökme.
Orta Asya Türk boylarında örf ve adete göre bir haksızlığa karşılık yağma için yapılan akına verilen ad.

Kelime Çağatayca' da baranta, Kazakça' da barymta, Sartça' da barımta, Moğolca' da barimta şeklinde söylenmektedir. 

Baranta, bozkırlarda düzenli bir hükümetin bulunmadığı zamanlarda halkın çok defa haklarını bizzat elde etmeye mecbur kalması, bir kişinin işlediği suçtan dolayı bütün kabilenin sorumlu tutulması ve asıl suçlu yerine kabilenin cezalandırılması şeklinde açıklamakta, saldırıya uğrayanların intikamlarını almak için barantacılardan herhangi birini yağmalamada serbest olduklarını ve bu durumun camiaya zarar vermeksizin yıllarca devam ettiğini söylemektedir. 

Rus yazarı Grodekov da barantanın Örf ve adetlere göre yapıldığını ve bunun için saldırının baranta olduğunun açıkça ilân edilmesinin, barantanın gündüz yapılmasının ve bir haksızlığın giderilmesini amaçladığını belirtmenin şart olduğunu ifade etmektedir.

Güvercin...

Kulunga,
Güvercin, 

Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Dünyanın pek çok yerinde rastlanan, hızlı ve uzun zaman uçabilen, çoğu evcilleşmiş kuş. 
Barış simgesi.

Güvercin cinsi ...

Alaboyun, Arap, Azman, Adana, Ankut,
Bağdat, Bango, Bursa, Bayburt,

Çakal, Çorum,
Dönek,  Dolapçı, Diyarbakır Güvercini (Ketme, Göğsüak, İçağlı, Kızılbaş),
Habeşi,
Hünkari, 
İskenderun, İstanbul,
Karakan Güvercinler (Yelpaze kuyruk-Fantail), Kelebek, Kürenk,

Mağ, Mardin, Miski, Mulakat,
Pal, Posta, Phaps,
Rezerpin,
Tahtalı, Tip-Tippler, Trakya, Taklambaç, 


Trabzon,
Selçuklu (Selçuk - Konya’da halk arasındaki adı Enseli).

Şıhselli,
Vizor,
Zeytuni,


Melek...

Firişte, (Farsça).
Firiştegân,(Osmanlıca),
Ferişte, (Arapça).
Ferişteh,
Melek.
Suçsuz,
Günahsız.
Masum.
Yumuşak huylu.
Terbiyeli, uysal kimseler için de Melek kelimesi kullanılır.
Semavi yaratıklara bir çok dini inanışlarda melek adı verilmektedir.
Allah ile insanlar arasında aracılık yaptığı düşünülen ve nurdan olduğuna inanılan manevi bir varlık olarak yorumlanır, ferişte.
Bir akvaryum balığının adı.

Kafkasyanın ünlü adigeyli ressamı ...

Teucej Kat, 

1945 yılında Krasnodar Kray’a bağlı Gabukay köyünde doğdu. 1964–1969 yılları arasında Kuban Devlet Üniversitesi Sanat-Grafik Fakültesi’nde, ardından Tiflis Devlet Sanat Akademisi’nde (1970-1974) eğitim gördü. 

1977 yılında SSCB Ressamlar Birliği üyeliğine seçilen sanatçı, 1990–1992 yılları arasında Adigey Ressamlar Birliği başkanlığını yaptı.2007’de Gürcistan Ressamlar Birliği ve Rusya Yazarlar Birliği üyeliklerine seçilen Kat Maykop’ ta yaşıyor. 

Aldığı ödüller:
1982- Macaristan ‘Miklosh Kaplar’ Ödülü
1993- Adigey Cumhuriyeti ‘Saygıdeğer Sanatçı’ Ödülü
1997- Rusya Federasyonu ‘Saygıdeğer Sanatçı’ Ödülü
2007- Rusya Federasyonu ‘Halk Sanatçısı’ Ödülü 
2008- Teucej Rayonu ‘Saygıdeğer İnsan’ Ödülü 
2009- Adigey Cumhuriyeti ‘Devlet Sanat’ Ödülü

Kafkas Ekolü’nün ustası olan sanatçı daha önce Rusya, Gürcistan, Macaristan, Bulgaristan, Suriye ve Ürdün’de kişisel sergiler açmış, çok sayıda karma sergilere katıldı.

Bursa'da Nilüfer Belediyesi, 16-22 Eyül 2011 tarihlerinde de Konak Kültür evinde bir resim ve grafik sergisi açacağını duyurmuştur.






Resimler http://www.kafkasevi.com sitesinden alınmıştır.

Uçları dışa doğru kıvrılmış saç biçimi. ..

Karavel, (Fr. caravelle ).
Uçları dışa doğru kıvrılmış saç biçimi.
Dışa doğru fön çekilerek yapılan saç modeli.

Ense Hizasında küt kesimli bir saç modelini hazırlamak için uçlara biraz hareket katmak yeterli. Röfleli ya da iddialı bir saç renginiz varsa rengini koruyan bir şampuan kullanın. Yıpranmalarını önlemek için de fön öncesi bakım balzamı uygulayın. Önce düz fön çekin. Uç kısımlarını iri bir fön fırçasıyla dışarı doğru bir tur sararak fönleyin. Karavelin uzun süre dayanması için sabitleyici bir sprey kullanın. 
70' li yıllarda Farrah Fawcett' ın öncülüğünü yaptığı ve onun adıyla da anılan bir saç modeli.

Aynı zamanda Çift motorlu bir uçak türü için de Karavel kelimesi kullanılır.


Bir vadinin dik yamaçlı ve dar kesimi...

Kısık,
Kanyon.

Bir vadinin dik yamaçlı ve dar kesimi
Kıvrımlı yapılarda, bir kıvrımı keserek, iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki gedik koyaklara verilen ad.

Kısık sözcüğünün diğer anlamı;
Kısılmış olan.
Boğuk, güçlükle çıkan ses.
Dar yer.
Kasık.
İki dağ ve tepe arasındaki dar geçit, boğaz.
Dağların kuytu yeri.
Uçurum.
Dar yer, iki kayanın arası.
Dar ve uzun sokak, yol.
Köşe, bucak, ara.
Çıkmaz sokak, eğri büğrü yol.
Yol dönemeci.
Sıralanmış tepelerin küçük vadileri.
Derenin ya da ırmağın çok dar yeri.
Ufak derelerin birleştiği yer.
İki dağ arasında sıkışmış ufak dere.
Apışarası, kasık.
Kol ve bacakdaki oynak yerler.
Kısa.
İki tarla arasındaki dar yol.

Lesotho' nun başkenti...

Maseru,

Lesotho Krallığı, (Muso oa Lesotho) Güney Afrika'da bir ülkedir.
Başkent; Maseru.
Para birimi; Loti.
Resmi dil; Sesotho, İngilizce.

Önemli Şehirleri; 
Quthing, Mohale's Hoek, Mokhotlong, Thaba-Tseka, Makheka, Pitseng, Maputsoe, Kao, Nykosoba, Phomong, Semonkong, Butha-Buthe, Mphorosane, Mapoteng, Qacha' s Nek, Malumeng, Mafeteng,
 
Güney Afrika topraklarıyla çevrelenmiş bağımsız bir cumhuriyettir. Ülkenin büyük bölümü yüksek plato diye adlandırılan yüksek düzlüklerdir. Birçok bölümü 1.200 metre yüksekliğindedir. Plato, kıyı bölümünden, doğudaki en yüksek tepeleri 3.300 metreyi aşan Draken(Drakensberg) Sıradağları'yla ayrılır. Güney Afrika'nın önemli ırmaklarından Oranj ve Tugela bu ülkeden doğar. Oranj Irmağı ülkenin ortasında doğudan batıya doğru uzanır.  Ülkenin batı kesimi, kıtanın iç kesimimdeki yüksek platonun devamıdır.
 
Eski adı Basutoland' dir; Lesotho' nun kabaca anlamı, sotho dilini konuşanların ülkesi demektir. Lesoto, ilk olarak 1822 yılında ayrı bir yönetim olarak kuruldu, İngiltere tarafından 1843' te tanındı. 1868' de Basutoland adıyla İngiliz himaye bölgesi haline geldi. 4 Ekim 1966 tarihinde İngiltere'den bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlıktan sonra iktidar mücadeleleri ve iç savaşlar yaşayan ülke şu an meşruti bir monarşi ile yönetilmektedir.

Ülke ekonomisi, Güney Afrika Cumhuriyeti'ne yapılan su ve elektrik ihracatına, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca elmas, koyun ve keçi yünü de ihraç edilmektedir.

El, ayak ve yüzün kızarıp şişmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalık ...

Alaz,
Yalaz,
Alev, 
Ateş dili.
Alaz alaz olmak, alevlenmiş gibi pırıl pırıl olmak.
Tıp. El, ayak ve yüzün kızarıp şişmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalık.
Yüzde ve vücutta beliren sivilce, çıban ve kırmızı lekeler. (Eşanl. erythema.) 

Almanya' da bir ırmak ...


Rhine, (Ren). 865 km.
Neckar, Main,Moselle-Mosel.
Elbe 727 km.
Isar Nehri ,


Lahn, 
Lippe,
 Ruhr, 

Sieg, 
Tuna Nehri (Donau) 687 km. Tuna nehri havzasında 120 kadar ırmak ve nehir Tuna'yı beslemektedir. İnn (505), Drava (894), Tisa (966), Sava (861), Morava (563), Olt (542), Siret (726) ve Prut Nehri (950).

Weser Nehri.


Kurutulmuş meyvesi halk hekimliğinde kullanılan bir ağaçcık ...

Gilaburu,
Sinirotu, (Plantago Major),
Amin,
Babadeşen, Bağa, Bağayaprağı, Bağyaprağı, 
Belgibrin, Belhaves, Belhavis, Belhavz, 
Beşdamarotu, Beyyaprağı, Beyazbıçakotu, 
Bobvista, Boğayaprağı, 
Ca havez, Çığarca, 
Damarlıot, Damarotu, 

Halile,(Farsça)  
Doğu Hindistan'da yetişen bir bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan ve kurutulan 1-3 cm. uzunluğunda, iğ biçiminde sert, kokusuz taneleridir. Sarı Halile ve Karahalile olmak üzere iki çeşidi vardır. (Terminalia citrina).

Karakabarcık, Kesikotu, Keskinotu, Kırksinir, 
Sıtmaotu, Siğilotu, Sihirotu, Silsilikotu, Simsekotu, Singeryaprağı, Sinirliot, Sinirlikabalak, Sinirliyaprak, Sinirotu, Sivrisiğilotu, Siyilyaprağı, Siyilliyaprak, Siyilotu, Supazısı, Sümürşük, 
Yaraotu, Yedidamarotu, 




Sinirotu Köküyle beraber tüm bitkinin çayı gırtlak kanserinde içilir. Yapraklarının, nane ve ısırgan yaprakları ile beraber hazırlanan çayı damar açıcı olarak içilir.

Anadoluda kırmızı meyveleri turşu yapımında ya da halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık.
Orta ve Kuzey Anadolu'da yetişen,meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık .

Yapraklarının çayı mide ağrısında içilir.  Yapraklarının çayı vücut kaşıntısında ve parmak arasında oluşan mantar tedavisinde içilir.  Yapraklarının çayı böbrek ve bağırsak rahatsızlıklarında içilir. Yapraklarının çayı iltihap söktürücü olarak ve sabahları aç karnına tansiyonu düşürmek için içilir.  Yaprakları doğrudan veya ısıtılıp yaranın çıbanın üzerine sürülür.

Yaprakları kekik yaprakları, ıhlamur çiçekleri ve bir adet soğan ile beraber kaynatılır, içine limon sıkılır, bu su süzülür ve günde – defa bağırsakları yumuşatmak amacıyla içilir. Yapraklarının ısırgan yaprakları ile beraber kurutulup hazırlanan çayı bağırsak yumuşatmak amacıyla içilir.

Tohumlarının ısırgan tohumları ile beraber hazırlanan çayı yaban elması ve ayva meyveleri katılarak astım, bronşit ve öksürük için içilir. Tohumları dövülüp balla karıştırılarak öksürük ve soğuk algınlığı tedavisinde yenir. Tohumları yoğurda katılıp ishal kesici olarak yenir.

Küçük örs...

Sava,

Küçük örs.

Maşraba gibi küçük boyda kap yapmakta kullanılan örs. 

Bakır işlemekte kullanılan demir araç.

Haber.
Müjde.

Nal...


Takav,
(Arapça),
At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası.

Aşağıdaki atasözü;
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.

Önemsiz gibi görünen bazı eksiklikler büyük sonuçlara gebe olduğunu anlatmaktadır.

Gıda zehirlenmesinden duyulan korku...

Trikinofobi,
Gıda zehirlenmesinden korkma.

Şebeke akımından bina akımını ayıran sigorta ...




Kofra, (Fr. coffret).
Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu.

Fizyolojide özümleme olgularının tümü...

 Anabolizma, (Fr. anabolisme, İng. anabolism ),
Özümleme.
Hücre bileşenlerinin daha küçük öncül moleküllerinden enerji gerektiren yollarla daha büyük moleküllerinin biyosentezini içeren ara metabolizma yolu. Vücuda alınan maddelerden yeni maddeler sentezlenmesi. Bu maddeler hücrelerde yapı malzemesi olarak kullanılır.

Özümleme, asimilasyon veya anabolizma, basit yapıdaki moleküllerin, daha karmaşık yapıdaki moleküllerin sentezinde kullanılması ve bunlara ilişkin kimyasal değişimlerdir. Metabolizmanın yapım faaliyetleri olarak da tanımlanabilirler. Bu tür olaylara genel olarak sentez gibi isimler de verilebilir.
Katabolizma, 
Yadımlama,Yadımlama veya Katabolizma, enerjice zengin ve büyük moleküllü moleküllerin daha küçük moleküllere parçalanması olayı ve bu işlemler sürecidir. Yani metabolizmanın yıkım aşamaları olarak da genellenebilir. Katabolizma kapsamında besin maddeleri niteliğinde olan uzun moleküllerin hücre içinde enzimlerin katalizörlüğünde parçalanarak, molekül bağlarında depolanmış enerji açığa çıkarılıp kullanılır.








Kaynak: http://www.msxlabs.org

Ailesinin geçimini sağlayan kimse...

Ail, (Arapça).
Ailesini geçindiren, idare eden. 
Kalabalık ailesi olan. 
Fakir.

Doğu slav halkı...


 Rus (Rusça: Русские / Russkiye), 
Genellikle Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimselere denir. Dünya çapında yaklaşık 160 milyon kişi civarında bir nüfusa sahiptirler.

Rusların ataları erken ortaçağ zamanlarında Doğu Avrupa Ovası'na göç eden doğu slav boylarıdır. Rusların ayrı bir etnik grup olarak ilk kez tanınması 15. yüzyıla rastlar. Bu sıralarda onlara Moskova Çarlığı'nın bölgesel bir güç olarak birleşmesinden dolayı Muskovit Rusları deniliyordu. 17. ve 19. yüzyıllar arasında Sibirya ve Rus Uzak Doğusu'na yerleşen Rus göçebeler sayesinde etnik Rus'ların yaşama alanı genişledi.






Kaynakça: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruslar

Güğümleri parlatmak için kullanılan araç ...

Molu,
Ankara Beypazarı yöresinde kullanılan sözcük.
Güğümleri parlatmak için kullanılan araç.
Bir diğer anlamı, Zafer kazanmış.

İçinde yağ, peynir saklanan mağara...

Opan,
Köylülerin, içinde yağ, peynir sakladıkları mağara.
Mağaraların doğal çekiciliği yanında  dinsel önemleri, prehistorik yerleşme mekanı olmaları ve speleo terapiye izin veren mikroklimatik özellikleri nedeniyle daha çok turistik amaçlı kullanılmaktadır. Bununla birlikte sığınak, depo, kültür mantarcılığı ve peynir üretimi gibi farklı amaçlar için de kullanıldıkları bilinmektedir. Köylüler peynir ve yağ saklamak amacıyla kullanılan bu mağaralara opan demektedirler.

"İskoç çoban köpeği" de denilen, uzun tüylü bir köpek cinsi...

Collie,  
Koli,
İskoç çoban köpeği ırkı.

Kaslı bedenli, ince uzun burunlu, uzunca kuyruklu olan Colley'nin uzun tüylü ve kısa tüylü iki çeşidi vardır. Bol tüylü bir köpektir. Omuzdan yere yüksekliği 60 - 65 cm, ağırlığı 23 - 34 kg'dır. Post rengi kahverengi - beyaz, kremrengi ve beyaz, siyah - beyaz ve kahverengi olabilir. Çoban köpeği olarak ve refakat köpeği ya da bekçi köpeği olarak kullanılmaktadır.

Bu ırkı dünya çapında üne kavuşturan, Lassie filmi ve dizisidir.Hatta film öylesine ünlü olmuştu ki,bu film yüzden yanlış bir şekilde Collie ırkı,pek çok yerde Lassie ırkı sanılmaktadır. Çok zeki, herkesle iyi geçinen bir köpektir. 

Sevdiği insanlara yakın davranır ve onları korumasına alır. Çocuklarla iyi anlaşır. Saldırgan değildir, ama hoşlanmadığı kimseler kuşkuyla yaklaşır. Gereken durumlarda hemen savunmaya geçer. Sıcak havalarda bol su bulunan gölge yerleri arar. Kurtarma, körlere rehberlik ve koruma görevlerini başarıyla yerine getirir.

Bu ırk için önemli olan konulardan biri apartman hayatına asla uygun olmamasıdır zira köpeğin doğal özelliklerinden biri ona nekadar egzersiz imkanı tanınsa da o kendisi için yeni işler yapma fikri edinmesidir. Köpek dünyada kabul görülen kaynakların çoğunda en zeki ırk olarak bilinir ve zekası boş boş tüm günü evde geçirmeyecek kadar geniştir. 

Yalnız bırakıldığında ve ilgilenilmediğinde kötü alışkanlıklar edinir ve eşyalara zarar verebilrir. Bu ırk büyük bahçeler veya çiftlikler içinse ideal bir seçimdir. Koyun gütme güdüsü okadar güçlüdür ki eski bir inanışa göre sığırları hipnoze etme gücüne sahiptir. Gerçekten de ırk sığırların gözlerine dik dik ve derin derin baka baka sığırı yönlendirir. Irk insanların yanında da aynı güdüyü sergileyebilir kimi zaman bu ırktan bireyler çocukları yönlendirmeye kalkışır. Köpek arama kurtarma, bomba bulma, narkotik köpeği olarak en başarılı ırklardandır. oldukça eğitilebilir bir köpektir. Iskoçyada ingiltere sınırında Northumberland bölgesinde üretilen ırkın kanında Spaniel kanı ve eski ingiliz koyun gütme köpeklerinin kanı bulunmaktadır.









http://tr.wikipedia.org/

Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış...

Muaf, (Arapça).
Bağışlanmış, affedilmiş.
Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. 
Özgür, serbest.
Afvolunmuş. 
İstisna edilmiş, ayrı tutulmuş.

Yoz beğeni, zevksizlik ...

Kiç,
Yoz beğeni, 
Zevksizlik 
Zevksiz olma durumu

Bingöl yöresine özgü, pekmezle yapılan bir hamur tatlısı ...

Şilki (Kunik).

Malzemeler:
1 su bardağı un
1 yumurta
1 tatlı kaşığı kuru maya
2 çorba kaşığı tereyağı,

1 Su bardağı  b
Yarım su bardağı pekmez
Yarım su bardağı su,

Yapılışı;

1 çay bardağı ılık suda mayayı eritin. 10 dakika bekletip yumurtayı ilave ederek karıştırın. Unu derin bir kaba alıp mayalı karışımı ekleyin. Lokma hamuru kıvamında sıvı bir hamur elde edecek kadar ılık su ilave ederek iyice karıştırın. Teflon tavayı veya sacı ısıtın. Hamurdan bir kepçe alıp tavaya boşaltarak yayın. Krep şeklinde iki taraflı pişirin. Krepleri dilediğiniz şekilde keserek bir tepsiye yerleştirin. Tereyağını bir tavada kızdırıp kreplerin üzerine gezdirin. Su ve pekmezi karıştırıp şerbeti hazırlayın. Kreplerin üzerine gezdirip servis yapın.


Ayrıca; 
1 çay bardağı ılık suda mayayı eritin. 10 dakika bekletip yumurtayı ilave ederek karıştırın. Unu derin bir kaba alıp mayalı karışımı ekleyin. Lokma hamuru kıvamında sıvı bir hamur elde edecek kadar ılık su ilave ederek iyice karıştırın.
Teflon tavayı veya sacı ısıtın. Hamurdan bir kepçe alıp tavaya boşaltarak yayın. Krep şeklinde iki taraflı pişirin.  Krepleri dilediğiniz şekilde keserek bir tepsiye yerleştirin. Tereyağını bir tavada kızdırıp kreplerin üzerine gezdirin.  Su ve pekmezi karıştırıp şerbeti hazırlayın. Kreplerin üzerine gezdirip
servis yapın. 

Tavuğun gögüs etiyle hazırlanan ve pişmiş hamurla yenen bir tür çorba ...

Arabaşı,
Çokça tavuk veya koyun etiyle yapılarak, tepside dondurulmuş hamurla, kışın, sıcak içilen ekşili, biberli bir çeşit çorba.

Arpa ve darı unu ile şekerden yapılan bir çeşit yemek.
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.

Haşlanmış hamurla birlikte içilen, tavuk, tavşan vb. hayvan etiyle yapılan biberli çorba.
Un, et, yağ ve biberden yapılan bir yemek.  


Malzemeler;
2 tavuk göğüs eti,
7 su bardağı su,
2 çay kaşığı salça,
2 tatlı kaşığı toz kırmızıbiber,
20 gr margarin,
1 çorba kaşığı un ,
1 limonun suyu ,
1 tatlı kaşığı nane
Hamur için;
7 su bardağı su,
1 su bardağı un,
Tuz,
 
Hamur için, büyük bir tencerede 1 çay kaşığı tuz ilave edilmiş 5 su bardağı suyu kaynatın. Kalan 2 bardak soğuk suyla unu karıştırıp bulamaç haline getirin. Süzgeçten geçirip kaynayan suya hızla karıştırarak ilave edin. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamında pişirin. Hamuru yaklaşık iki parmak kalınlığında bir tepsiye döküp ılınmaya bırakın. Dinlenmesi için buzdolabında 1 saat bekletin. Servis yapmadan önce hamuru kesin.
Çorba için, büyük bir tencereye tavuk etini alın. Sulandırılmış 1 çorba kaşığı salça ve 1 tatlı kaşığı toz kırmızıbiberi ilave edin. Etler yumuşayıncaya kadar pişirin ve parmak büyüklüğünde parçalara ayırın.

Bir tavada margarini eritip unu kavurun. Kalan salça ve biberi ilave edip 3-4 dakika daha kavurun. Bu karışımı, sıcak tavuk suyuna karıştırarak ilave edin. Tavukları ekleyin. Bir taşım daha kaynatıp ocaktan alın.

Çorbayı servis kaselerine paylaştırın. Üzerlerine hazırladığınız hamurlardan ilave edin ve limon suyunu gezdirin.
Nane serpiştirin. Sıcak servis yapın.
Afiyet olsun.

Trabzon yöresine özgü, altın ya da gümüş tellerin elde örülmesiyle yapılan kuyumculuk işine verilen ad...


Kazaziye,

Yörenin en tanınmış el sanatlarından olan ve geçmişi 1900′lü yılların başlarına uzanan Trabzon hasırının kente göç eden Kafkasyalılardan öğrenildiği belirtiliyor. 0,32 mikron kalınlığında 22 ayar altın veya 900 ayar gümüş teller kullanılarak örülen, geçmişten günümüze kadar değişik ustaların marifetiyle geliştirilen altın hasır, Trabzon ile özdeşleşti. 

Yoğun bir işçilik ve emek gerektiren hasır sanatında değişik tarzlarda kemer, bilezik, kolye ve küpeler özellikle bayanların ilgisini çekiyor. Son yıllarda zümrüt, yakut, safir gibi yarı kıymetli taşlar kullanılarak ve oksitlenerek tasarlanan otantik başlıklı gümüş hasır çeşitleri de hasır işine yeni bir renk kazandırdı.

Tel işi anlamına gelen telkarinin ilk örneklerinin ilk çağ Anadolusunda üretildiği ifade ediliyor. 15. yüzyıldan sonra Güneydoğu Anadolu’ya yayılan bu el sanatı Trabzon’da da yerleşmiş ve kentteki ustalarca geliştirilerek yöreye özgü farklı tarzlarda üretilmeye başlanmıştır. Trabzonlu ustaların yetiştirdiği yeni nesil ustalar gümüş nalınlar dışında ürün yelpazesini geliştirerek gerek takı gerekse ev aksesuarları yapımında çeşitliliği artırdı. Kentte telkari çalışması geçmişte olduğu gibi saf gümüşle üretilen ürünler ya da resim çerçevesi, şekerlik gibi daha kalın işçilikle ve bakırla üretilip gümüş kaplama yapılan ürünler olmak üzere iki şekilde yapılıyor.

Yöreye has ürünlerden olan kazaziyede, önce 24 ayar saf altın veya bin ayar saf gümüş, 0,008 mikron kalınlığında ince tel haline getirilir. Saç teli kalınlığındaki bu tel, bir çıkrık yardımıyla ipek iplik üzerine sıkı bir yay gibi sarılarak belli bir esneklik ve kalınlığa ulaşır. Bu kalınlığa getirilen tel, kazaziye sanatının ana ham maddesidir. Bu telden tamamen tel örgü teknikleri kullanılarak değişik parçalar üretilir. Tasarlanan ürüne göre bu küçük parçacıklar birleştirilerek takıya dönüştürülür. Eskiden sadece tespih püskülü olarak bilinen kazaziye işinde artık modern ve klasik kolyeler küpeler, bileklikler, kolye uçları, kol düğmeleri gibi değişik ürünler üretilebiliyor. Kazaziye, telkari gibi el sanatlarının Trabzon’un el işçiliğinde çok önemli yer teşkil ettiği bilinir.

Eskiden mürekkebi kurutmakta kullanılan çok ince kum...

Rıh,
Rih-Rik, (Farsça).
Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir tür kum.
Eskiden mürekkebi kurutmakta kullanılan çok ince kum.

Mürekkebi kurutmaya yarayan toza ‘rih’ denir. Bu tozun içine konulduğu kaba da ‘rihdan’ denir.

Mürekkep;
Yazı genellikle, is, zamk, su ve daha başka katkı maddelerinin katılmasıyla hazırlanan siyah mürekkeple yazılır. İs mürekkebinde kullanılan is, yakılınca is veren bezir yağı, balmumu, neft yağı, gaz yağı gibi maddelerden elde edilir. İs mürekkebinde kullanılan ve is mürekkebini kağıt üzerinde sağlamlaştıran arap zamkıdır. İs mürekkebi zamanla hiçbir şekilde solmadığı için batı usulü mürekkeplere karşı üstünlüğü vardı. Fakat bugünkü kalem sisteminde is mürekkebi kullanışlı değildir.
İs mürekkebi aharli kağıda yazıldığı zaman yüzeyde kalır, silinip kazılmaya hatta yalanmaya elverişlidir. Okumuş yazmış kimseler hakkında kullanılan “fazla mürekkep yalamış” sözü de buradan gelmektedir. 

Hat sanatında siyah mürekkebin yanı sıra çeşitli amaçlarla sarı (zırnık), kırmızı (lal), beyaz (üstübeç) ve altın (zer) renkte mürekkepler de kullanılmıştır.

Şöhret, ün, lakap ...

Angı,
Nam,
San,
Ün,
Şan,
Hatıra, 
Hediye, 
Armağan.

Halk dilinde mezara verilen ad...

Gor,
Cehennem çukuru, Cehennem gor,
Duvar örülürken üst üste dizilen taş sırası. 
Mezar.
Sin,
Kabir, (Arapça),
Metfen, Medfen,
Makber,
Karayer, Cehennemin dibi,
Gömüt.


İnatçı, dik kafalı...

Kadıyoran,
İnatçı,
Ayak direyici,
Anut,
Muannit, (Arapça).
Aksi,
İnatçı, hırçın, huysuz.

Boş, ıssız, tenha...

Hali,(Arapça),
Boş, ıssız, tenha.
Teli,
Tenhâ. 
Boş. 
Sahipsiz.
Issız. 
İçinde bir şey olmama.

Tanınmış bir gitar markası....

İbanez,
Elektro gitar,  Akustik gitar, Bas gitar üreten, Japon kökenli bir firmadır. 

Firma Japonya Nagoya' da kurulmuştur. Sahibi Hoshino Gakki dir. 

Joe Satriani, Paul Gilbert, Steve Vai, Dino Cazares, Andy Timmons, John Petrucci, Frank Gambale, George Benson, Pat Metheny, John Scofield, Mick Thomson, Herman Li, Daron Malakian gibi pek çok ünlü gitaristin tercih ettiği Japon kökenli firma, elektro gitar pazarında Kore' de ve Endonezya' da ürettiği modeller de dahil olmak üzere en ön sıralardadır .
















Kaynakça;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ibanez

Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet...


Mahfe (Arapça).
Mahaffe,
Mahfil,
 Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet.
Deve veya katır üzerine konan ve içinde iki kişi oturabilecek yeri olan kapalı mahmil. 
 

















Bir kaç dizi altın zincirden oluşan enli gerdanlık ya da bilezik...

Akıtma,
Enli bilezik.
Bir kaç dizi altın zincirden oluşan enli gerdanlık ya da bilezik.
Birkaç dizi enli gerdanlık.


Diğer anlamları;
Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kıllar.
Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir çeşit tatlı.

Dökme.
Mısır ununa haşhaş, yağ veya pekmez karıştırılarak tepside pişirilen bir çeşit ekmek.
Tepside pişirilen yumurtalı veya yağlı ekmek.
Hamuru saç üzerine dökülerek pişirilen bir çeşit ekmek, pide, çörek.
Hamuru yağda kızartarak yapılan bir çeşit ekmek veya tatlı.
Hamuru, yassı kadayıf gibi saç üzerine dökerek yapılan bir çeşit tatlı.
Hamuru, saç üzerinde pişirildikten sonra tepsiye alınıp, üzerine et suyu veya tatlı dökülerek yapılan bir çeşit yemek.
Mısır unundan yapılan ekmek.
Bir çeşit sucuk.
Bir ottan toplanan süt sakızı.
Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyaz leke.
Alçıdan yapılan tavan süsleri.
Bir çeşit nakış.
Susamın sapları karışmadan tanelerini bir yere toplama.
Tarlanın, yalnız ekilecek kısımlarını gübreleme.
Çamsakızı, reçine.
İçine haşhaş, yağ ve pekmez sürülerek yapılan börek.
Saçta pişirilen bir çeşit hamur yemeği.
Yağda kızartılan hamur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ