Üç boyutlu sinema tekniği...

Sinerama,
Mercekleri 27 mm. aralıklı üç ayrı alıcının yan yana birleştirilip eşlemeli olarak çalıştırılmasıyla ortaya çıkan bir geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.

Sinerama, sinema tekniğinin bir buluşudur. Bu buluşta, sinema filmleri, üç ayrı makine ile gösterilmektedir. Sineramada derinlik daha belirli olmakta ve sinema perdesinde görülen görüntüler, daha belirli bir şekilde derinlik kazanmaktadırlar. Bunun sonucu olarak, sinema perdesinin sağında ortasında ya da solunda olan seyirciler görüntüleri ya gerçekte olduğu gibi sağ tarafları ile görebilmektedirler, ya da ortada olduklarına göre, karşıdan bir cismi görür gibi olmaktadırlar. Sol tarafta oturanlar ise, filmdeki görüntülerin sadece sol taraflarını görebilmektedirler.

Atardamar iç gömleğinde oluşan yozlaşma...

Aterom,

Atardamarların iç ve orta tabakalarında yer yer kolesterinli yağ birikmesi ve ya bu damarların yıpranmasıyla ortaya çıkan doku bozuklukları. Damarlarda, yağ birikimiyle birlikte çeper sertleşmesi de görüldüğü için aterom bir damar sertleşmesi türü olan ateroskleroza da yol açar.

Atardamarların duvarlarında oluşan anormal yangısal (enflamatuvar) makrofaj akyuvar birikmesidir. Bu anatomik bozukluklar (lezyonlar) çocukluğun geç döneminde, yaklaşık 10 yaşından önce gelişmeye başlar ve zamanla iyice gelişir. Cerrahi müdahale ile, örneğin baypas ameliyatıyla atardamar yerine yerleştirilmiş toplardamarlar hariç, toplardamarlarda aterom gelişmez.

Bu birikimler arter tüpünün endotel tabakası ile düz kas tabakası arasında olur. Patologlar, aterom oluşumunun gözle görünür ilk aşaması için "yağ çizgisi" terimini kullanmışlarsa da aslında ateromlar yağ hücreleri içermezler. Kalp veya arterlerden bahsedilirken aterom için "plak" (Fransızca "plaque") terimi de kullanılır. Ateromun gelişim sürecine toplu olarak aterojenez, hastalık sürecinin sonucuna da ateroskleroz denir.


 Aterom, kolesterinin yutar hücreler içinde toplanması veya kristaller oluşturmasıyla meydana gelir. Yozlaşan bu kesim daha sonra kireçlenir. Kristaller ancak kireçlendikten sonra röntgende görülebilirler. Atardamarların daralmasına veya çeperlerin esnekliklerini yitirmesine bağlı olarak kan akışı azalır. Aterom bu nedenle tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Ateromlu damarlar uzar, sertleşir ve biçimlerini kaybederler. Sonuçta kan akımı birdenbire durur ve iç organlarda enfarktüse, kol ve bacaklarda kangrene veya beyinde yumuşamaya yol açar. Bazı durumlarda damar kopmaları olur ve şiddetli kanamalar görülür.

Ateroma, hormon dengesizlikleri, şeker, damla gibi hastalıklar ve aşırı şişmanlığa bağlı olan kolesterin birikmesi sebep olabilir. Hastalık perhiz yaparak, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ve hormon dengesizliklerini giderecek hormonlar kullanarak tedavi edilir.



Kaynakça, http://tr.wikipedia.org


Dövene koşulacak çağa gelmiş öküz ya da manda...

Gemlik,
Dövene koşulacak çağa gelmiş öküz, manda. Gümüşhane ve Giresun civarında kullanılır.
Ekin demetlerini bağlamaya yarayan uzun buğday sapı.

İskandinav mitolojisinde, denizcileri kapıp kaçırdığına inanılan tanrıça....

Ran,
Aegir' in karısıdır. Denizlerin fırtına tanrıçasıydı. Boğulan insanları ağıyla denizden toplardı. 

Aegir, isminin anlamı genellikle suyla bağdaştırılmıştır. (Hler - Gymir). Aegir deniz kıyısının veya okyanusun tanrısıydı. Kızdığında fırtınalar yaratırdı. Aegir, Vanir' lerden bir devdi. Babası Mistarbilindi (Sis körü), ve kardeşleri Logi (Ateş ve bazılarına göre Loki) ve Kari (Hava) idi. Karısı (ve kardeşi) Ran' dı ve Hlesey adasının yakınlarındaki denizde yaşarlardı. Ran ve Aegir' in herbiri birer dalga olan dokuz çocukları vardı.

Aegir tanrılar için bira mayalardı. Her kış tanrılar Aegir'in evinde bira içerlerdi ve o misafirperverliğiyle ünlüydü. Evinde ışık sağlamak için ateş yakmak yerine yere altın koyarlardı. Bu yüzden altına "Aegir' in ateşi" denir. Aegir' in Fimafeng ve Eldir adında iki hizmetçisi vardı. Balder'in ölümünden sonra Tanrılar Aegir'in evinde ziyafet için toplandılar. Loki kendini gösterdi ve odadaki herkese küfür etti. Fakat tanrılar oranın kutsal bir yer olmasından dolayı Loki' ye hiçbirşey yapamadılar.


Balder, Aesir' lerden biridir ve isminin anlamı "muzaffer"dir. Aynı zamanda Gözyaşı Tanrısı olarak da çağrılan Balder, Odin ve Frigg' in oğluydu ve çok yakışıklı ve adil bir tanrıydı.

Odin, İskandinav mitolojisinde Odin bütün tanrıların şefi ve evrenin kurallarını koyan tanrıdır. Odin donmuş dev Bor ve Besstla' nın oğluydu. İlk başlarda kardeşleri Villi ve Ve ilk dev Ymir' i yendiler ve dünyayı yarattılar. Odin karısı Frejya ve diğer önemli İskandinav tanrılarından Thor ve Tyr ile birlikte Asgard' da yaşar. 

Ragnarok' da tanrılar Odin'in yönetiminde Loki' nin yönettiği devlerle çarpışırlar. Bu savaşta Odin kurt Fenrir tarafından yenilir. Ama sonra oğlu Vidar onun öcünü alır. Odin' in kutsal kuşu kuzgundur ve ana silahı da mızraktır (Gungir). Odin' in iki tane kurtu vardır. Geri ve Freki (anlamları açgözlüdür ). İki tane de kuzgunu vardır. Biri Huginn ( düşünceli) , diğeriyse Muninn (akıllı) isimlerinde olan bu kuzgunlar dış dünyada gördükleri ve duydukları herşeyi gelip Odin'e anlatırlar. Odin'in aynı zamanda 8 bacaklı Sleipnir adında bir atı vardır. Odin her yerde uzun boylu ,sakallı, ve tek gözlü olarak tasvir edilir. Efsaneye göre tek gözünü akıl ve bilgelik için değiş tokuş etmiştir. Hristiyanlık öncesi İskandinavya' sında Odin genelde insan kurban edilmesiyle anılır. Odin sık sık tatillere çıkar. Genellikle yeşil bir pelerin giyer, bir şapka ve maske takar. Odin şekil değiştirip kuş, balık, solucan gibi çeşitli hayvan kılıklarına bürünebilirdi. Bu gezilerinden en ünlü olanları Grimnisnal ve Vafprudnismal' dır. Adı Almanca' da Woden veya Wotan'dır. İngilizcedeki Wednesday (Çarşamba) " Odin'in günü"nden yani " Wodan's day" den gelir.

Vor, İsminin anlamı "yemin" olan tanrıçadır.Ondan hiçbirşey saklanamaz çünkü çok bilgedir. Bazı kaynaklara göre evliliğin ve anlaşmaların da tanrıçasıdır.
 Loki, İskandinav mitinde Loki kıskançlık ve tüm kavgaların ruhudur. Bir devin oğludur fakat tanrılarla beraber Asgard'da yaşar. Sürekli olarak tanrıların başına bela olur ama aklıyla da onlara hep yardım eder. Balder'i bir şekilde öldürmeyi başardıktan sonra tanrılar hain Loki'yi zehirli bir yılanın altına bağlarlar.Karısı Siguna yılanın Loki'nin yüzüne damlattığı zehir damlalarını bir kaba toplar ama kabı boşaltmak için döndüğünde Zehir Loki'nin canını öyle yakar ki bağırmasıyla bir depremler olur. Depremde karısının elindeki kap Loki'nin suratına dökülür Loki yine acı içinde kıvranır. Loki şeytani kuvvetlerin başı olacağı büyük savaş Ragnarok'a kadar hapis kalacak ve en sonunda tanrılara karşı büyük savaşı başlatacaktır.
 
Frigg, Frigg iskandinav mitolojisinde odinin karısı ve en güzel tanrıçadır. İngilizcedeki cuma gününün ismi(friday) onun isminden gelir. Güzellik ve aşk tanrıçasıdır. 

Thor, İskandinav Mitolojisinin en güçlü tanrısıdır. İngilizcedeki "Thursday" (Perşembe) kelimesinin kökeni, Thor'a dayanır.

Valkür, Valkürler İskandinav mitolojisinde Odin'in yardımcıları olan ve ata binen savaşçı bakirelerdir. Gökten kanatlı atlarıyla savaş alanına inip savaştaki cesur kahramanları Valhalla'ya götürürler. Buraya götürmelerinin nedeni Ragnarök'de yani dünyanın sonunda olacak savaşta Odin'in yanında savaşacak güçlü savaşçılar toplamaktır. Modern sanatta Valkürler bazen muazzam güzellikte, zırh kuşanmış, kasklı, mızraklı, kanatlı atlara binmiş dişilerdir ama aslında Valkür atları, kurtlarla kırmadır. Yani bilinenin tersine Valkürler kanatlı atlar sürmezler. Onların evcil hayvanları cesetlere ve ölü savaşçılara dadanan sürülerden oluşan kurtlardır.

Buri, İlk tanrı ve Borr' un babasıdır.
Frey, Erkeklik gücü tanrısıdır. Eşi, Gerd' dir. 
Mani, Ay tanrısıdır. 
Sol,  Güneş tanrıçasıdır. 
Rynkar, Zaman tanrısı
Njord, Deniz, rüzgar, balık ve bolluk tanrısı 
Bragi, Şiir tanrısı. Eşi: Idunn 
Dagr, Gündüz tanrısı, Delling ve Nott'un oğlu. 
Hlin, Teselli tanrıçası. 
Hod, Kış tanrısı. 
Kvasir,  İlham tanrısı. 
Sjofn, Aşk tanrıçası. 
Lofn, Aşk tanrıçası.
Vor, Bilgelik tanrıçası.
Var, Sözleşme tanrıçası.

Bir koşucuya, diğer koşucular kümesinden sıyrılma olanağı veren çaba...

Eşape,
Bir koşucuya, diğer koşucular kümesinden sıyrılma olanağı veren çaba.
Bir koşucuya, diğer koşucular kümesinden sıyrılma imkanını veren çaba. 
Dans adımı.

Hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi...

Mitomani,
Yalan söylemeye ve uyduruculuğa olan sayrılı (hastalıklı) eğilim. Bir mitomanın uydurduğu öyküler, bazen içerik açısından fakir ve gerçeğe uygun bir yapıya sahip olmamasına karşın bazen de orijinal ve iyi uydurulmuş olabilir. Bu eğilim ilkin bir ruhsal dengesizlik olarak kabul edilmişse de, günümüzde yapısal faktörler göz ardı edilmeksizin gelişimin ilksel bir evresine yapılan gerileme yada saplantı olarak ele alınmaktadır. Mitomaniye isteride sıklıkla rastlanır. Buna halk dilinde yalan söyleme hastalığı da deniyor.

Mitomanlarda aşağılık kompleksleri vardır. Mitomanlar, günlük yaşantılarında gerçek dışı fikirlerle insanları yönlendiren, aynı zamanda belli bir amacı olmayan kişilerdir. Mitomani hastalığına yakalanmış kişiler, yalan bilgiler üzerine kendilerince kurgulanan bir hayat geliştirirler. Bunun temelinde sevgi ve ilgi arayışı vardır. Bir kısmında aşağılık kompleksi altta yatan sebeptir ve genel olarak çocukluğundan beri önemsenmediğine inanmıştır. Bilinçaltında önemseneceğine inandığı kurgusal bir hikaye hazırlar. Kendileri bunun gerçek dışı olduğunun farkında değildir. Bu durumda çevrelerinden önce ve hatta daha çok kendilerine zarar verirler.

Mitomani’ye dürtü kontrol bozukluğu da denir. Kleptomani bilinen diğer adıyla çalma hastalığı, uyuşturucu ya da alkol bağımlılığı, kaş, saç yolma hastalığı gibi. Kişi yalan söylemede kendine engel olamaz. Bu, kendisinin karşı koyamadığı bir dürtüsüdür. Yalan söylerken önemli ölçüde haz duyar yalnız ardından pişmanlığını yaşar. Mitoman, yalan söylemenin suçluluğunu yaşar hatta çevresindekilere tekrarlanmayacağını söylerse de engel olamadığından yine de yalan söylemeye devam eder. Çok basit şeyler için gereksiz yere yalan söyler. Mitomanlar, yalan söylerken kandırmak amacında değildirler. Üstelik yalanları son derece gelişigüzel ve umarsızdır, bu sebeple nasıl toparlayacakları hakkında bir planları yoktur. Daha kötü olanı ise eşleriyle yaşadıkları sorunlardır.

Mitomaniye Sebep Olan Psikiyatrik Sorunlar şunlardır.
Kişilik bozuklukları
Narsistik kişilik
Asosyal kişilik
Histerik (histriyonik) kişilik.
Çocukluk yıllarında istismara uğramış olmak.

Bu bilgiler doğrultusunda biz de diyoruz ki; ailenizde ya da çevrenizde yalan söyleyen kişiler hatta mitoman olduğuna inandığınız kişiler varsa onu aşağılamak ya da dışlamak yerine tedavi olması amacıyla doğru yönlendirmelisiniz. Sonuçta önemli olan, bir insanı kazanmaktır, kaybetmek değil.

İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad...

İlat,  (Osmanlıca). 
İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad. Büyük bir bölümü türkmen plan bu kabileler, savaşlarda süvari olarak iran ordusunda görev alırlardı. Bunlara çadırlarının kıllarının rengi nedeniyle, "kara çadırlı", yöneticilerine de "İlhan" denirdi. Yöneticilerin kesin egemenliğinin olduğu bu kabileler, yer değiştirmelerde ilhanın önünde geçit töreni yaparlardı. Ayrıca devlete vergi veren kabilelerin, orduya birer piyade alayı ve yedek süvari bölüğü verme zorunluluğu vardı.

 

Vietnam' da yetişen ve gövdesinden tıpta kullanılan bir zamk elde edilen büyük ağaç...

Tlon,

Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. ...

Nefes,
Nutuk,

Bektaşi inancını dile getiren bir şiir türü,
Bektaşilerin görüş ve düşüncelerini anlatan şiir.
Alevî-Bektaşî ozanların tekkelerinde ve meclislerinde özel ezgilerle okunan, biçim yönünden koşmaya benzeyen, konusu tasavvuf ve tarikat kuralları ile ilgili olan, ince anlamlı, alaycı, koşuklar, ilâhi.

Nazar, göz değmesi.
Soluk.
Şifa amacıyla hastaya okunan dua.
Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman.

Et sucuğu...

İrişkin, 
İrişgi,
İrişgil,
İrişgik,
Sucuk.
Et sucuğu.
Halk dilinde Sucuk, Et sucuğu.
Adana yöresine özgü bir sözcük, 
Ayrıca Sinop, Bayburt ve Kahramanmaraş yöresinde de kullanılır.
Çukurovada sucuk anlamında kullanılan kelime.
Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek

Et sucuğunun yapılışı;
Malzemeler;
5 kilo yağlı dana kıyması (Kaburga kısmından) veya 3 kilo sığır eti, 1.5 kilo koyun eti, kuyruk yağı kıyılarak da et hazırlanabilir.
150 gr. Kırmızı (tatlı veya acı) biber.
150 gr. kimyon, 50 gr. karabiber, 
150 gr. ince tuz,
20 gr. yeni bahar,
2 baş sarımsak,
Yeterince yıkanmış temizlenmiş kalın bağırsak.

Hazırlanışı;
İnce kıyılmış yağlı kıyma bir içerisine konularak üzerine yukarıdaki miktarlarda baharat, ince ayıklanmış makinada çekilmiş kimyon, dövülmüş yeni bahar, ince tuz, soyulmuş ve dövülmüş sarımsak, konularak karıştırılıp iyice yoğrulur. Yoğrulan bu karışım tekrar kıyma makinasından geçirilir. Üzeri ıslak bir bez ile örtülerek serin bir yerde 12 saat bekletilir. Kışın daha iyi kıvama gelir. Bekletilen malzeme tekrar yoğrulur. Temizlenip yıkanmış ve kurutulmuş bağırsaklar hazırlanır. Sucuklar doldurulurken boşluk kalırsa boş olan yerler iğne ile delinir.  Sıkıştırmak veya üzerinden et makinasından kıyma vermek suretiyle boşluklar giderilir.

"Yavşan" da denilen, mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki...



Veronika, (İtalyanca veronica),  Veronica Salicifolia Veronika.
Yavşan otu,
Çıban Otu, 
Avrupa Çayı, 
At teresi,
Yara otu.

Yarı otsu, odunsu yapıda herdem yeşil çalı şeklinde bir süs bitkisidir. Uzun müddet açık mavi renkli dik salkım şeklinde çiçekleri vardır. Yerden dik ve sık dallanma yapar. Ilıman bölgelerde, toprak nemi ve nisbi nemi yüksek yenlerde güzel gelişme gösterir. Park ve bahçelerde grup veya tek olarak kullanılır. Tohum ve çelik ile üretilir.

Çiçekli bitkiler familyası Plantaginaceae'nin yaklaşık 500 türle temsil edilen en büyük cins taksonudur, daha önceleri sıracaotugiller (Scrophulariaceae) familyasında sınıflandırılmıştır.

Yavşan otunu kökleri hariç tamamı çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Sıracaotgillerin bir alt grubuna ait olan veroniceaegillerin (yavşanotugiller) takriben 300 alt türü mevcuttur. 
Şifalı yavşan otu; Veronica officinlis.
Su yavşan otu; Veronica beccabunga, 
Virjinya yavşan otu; V. Virginica, 
Horasan yavşan otu; V. Persica, 
Başaklı yavşan otu; V. Sipicata.
Kafkas yavşan otu; V. İncena.

Veronica kelimesi vera ve unica kelimelerinden türümiş olup hakiki yavşan otu anlamına gelir ve officinalis kelimesi de şifa veren demektir. Yavşan otu hakkında 16.yy.da ilk geniş bilgiyi Hieronymus bock yazmış ve onu diğerleri takip etmiştir. Franken kralı yakalandığı ekzemadan bir türlü kurtulamaz ve ona bir çoban yavşan otunun çayını içmesini tavsiye eder ve kral iyileşir. 

Yavşan otu çok yıllık, az çatallaşan, yarıya kadar yerde yatan ve yarıdan sonra yükselen bir bitkidir. Bu özelliği bitkiyi diğer bitkilerden hemen ayıran büyük bir özelliktir. Yarıya kadar yerde uzanan gövde bulunduğu yerden kökler salar ve bu şekilde bitki kısa sürede bulunduğu yerde kümeler oluşturur. 

Yaprakları ters yumurta şeklinde kenarları kertikli, kısa saplı 2-5cm uzunluğunda 1-2,5 cm eninde koyu yeşil renkli ve bir sonraki yaprakla çaprazdır. Çiçekleri oldukça küçük 4 adet taç yapraktan meydana gelir, 0,5-0,8 ml büyüklüğünde açık mavi morumsu veya leylaki renkli üzeri beyaz çizgili ve ortasından 2 adet pembemsi döllenme tozlukları bulunur. Yavşan otunun bir fidesi veya tohumu ilkbahar veya sonbaharda yarı gölgelik bir yere ekildiğinde hiçbir özene gerek kalmadan yayılır. 


Asya, Avrupa ve Kuzey Amerikanın killi, kireçli topraklarında ve güneşli yerlerde, ormanların seyrek yerlerinde veya orman kenarlarında, yol kenarları, çimenlikler ve meralarda yetişir.





 

Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk...

Sabi,
Veled.
Ergenlik çağına gelmemiş oğlan çocuğu. Kıza Sabiyye (Küçük kız, kız çocuğu) denir.
Küçük çocuk,
Yeni doğmuş bebek.
Henüz süt emen çocuk.
Büluğ çağına gelmemiş olan çocuk.
Üç yaşını tamamlamayan erkek çocuk.


Telli çalgıları seslendirmede kullanılan ve genellikle kiraz ağacı kabuğundan yapılan mızrap...

Tezene,
Mızrap, 
Çalgıç, 
Pena.

Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacının kabuğundan yapılan alet.

Antalya' nın bir plajı...

Antalya’ nın, Akdeniz’ le buluştuğu 640 km.’ lik sahil şeridinde çok sayıda plaj bulunmaktadır;

Lara, Fenike, Konyaaltı, Adrasan, Keykubat, Karpuzkaldıran, Koru, Sorgun, Kahyalar, Kaputaş,  Ayışığı, Adalar, Phaselis, İskele, Side, Belek, Patara, Reşat adası, Mermerli , Tekirova, Portakal, Olympos Plajı, Alanya Damlataş Plajı, İncekum plajı, Ulaş plajı, Koru plajı, İskele, Kahyalar,


Lara, Antalaya`nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.

Fenike sahilleri, İnce kumları ve güzel manzara ile Akdeniz sahillerinin tabii plajlarına sahiptir.

Konyaaltı, Antalya`nın 3 km. batısında, yaklaşık 1.5 km. uzunluğunda kum çakıl karışımı bir plajdır. Belediyenin yaptırıp işletmeye açtığı halka açık plaj tesisleriyle yeme, içme ihtiyacına cevap verebilecek gazinolar, pansiyonlar ve oteller vardır.

Kleopatra plajı, Alanya`nın tarihi Yarım adasının Batısısın da Damlataş plajının bitimi ile hemen başlar ve 2 kilometrelik bir uzunluğuna sahiptir. Kleopatra plajı adını M.Ö.69 -M.Ö.30 yılları arasında yaşamış Antik Mısır`ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra`dan almıştır. Efsaneye göre Roma generali Antony, Alanya ve çevresini Mısır kraliçesi Kleopatra`ya hediye ettiğinde , Kleopatra her gün kale yamacında banyo yapmak için Kleopatra plajına inermiş. Aslında , Kleopatra`nın yüzmek istediğinde kullandığı ve kaleden direk olarak plaja giden bir tüneli varmış. Mısır Kraliçesi Kleopatra Akdenizde çıktığı her sefer sırasında Alanya`ya uğramış ve bu plajda denize girermiş.

Karpuzkaldıran, Lara Plajı’nın batısında Düden Şelalesi`nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığdır.

Kaputaş plajı, Antalya - Kaş -Kalkan'daki Kaputaş plajı dünyanın en güzel plajlarındandır. Özellikle sabahın erken saatlerinde gitmenizi tavsiye ederim. Denizi dalgasız ve havuz gibidir. Arabanızı yukarıya yolun kıyısına parkedip, merdivenlerden aşağıya kumsala ineceksiniz.


Keykubat Plajı, Alanya`nın doğusunda, Antalya-Mersin karayolu üzerindedir. Keykubat Plajı ile birlikte 14 km.`lik sahil uzantısından oluşur. Sahil boyunca plaj tesisleri bulunmaktadır.


Adrasan sahilleri, (Antalya`nın doğal bir limanı olup kayalık ve ince kumlu doğal plajlara ve çok güzel bir manzaraya sahiptir).

Koru Plajı, Gazipaşa`nın Koru Mahallesi`nde bulunan bu plajda, kendi kendini filtre eden bir denize sahiptir. Üç doğal havuzu vardır. Bunlardan iki doğal havuz özellikle yeni yüzme öğrenenler için idealdir. Gazipaşa’ya 3 km. uzaklıkta İskele Plajı ve Kahyalar beldesinde de Kahyalar Plajı vardır.

Damlataş Plajı, Damlataş Mağarası`nın önündeki kıyıdadır. Mavi Bayraklıdır. Deniz ve plaj kumdur. Kumsal sırtını yarımadanın eteklerine dayamıştır. Plajın yarımadaya doğru uzanan ve iri taşlardan oluşan küçük koyu Kleopatra adıyla anılır. Efsaneye göre Mısır Kraliçesi Kleopatra Akdeniz`de çıktığı bir sefer sırasında Alanya`ya uğramış ve bu koyda denize girmiştir. Kleopatra Koyu`nun özelliği suyunun berraklığıdır. Uzun bir yüzme parkuru arayanlar kıyı boyunca yarımadanın altındaki Fosforlu Mağara`ya gidilebilir.

Belek, Patara, Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Patara (Ovagelemiş), Kaş-Fethiye yolu üzerinde ilçe merkezine 45 km. uzaklıktadır. Patara, Türkiye`nin en geniş (800 m.) ve en uzun (15 km.) kumsalıdır.

Patara plajı, BeachPark şehirden uzaklaşmadan, şehir stresinden kurtulmak ve benzersiz bir tatil günü geçirmek isteyenler için en ince ayrıntılara kadar düşünülerek yaratıldı. İster tek başınıza, ister ailenizle ve dostlarınızla unutulmaz birgün geçirmek için tek yapmanız gereken, sadece BeachPark`a gelmek ve size sunulan yüzlerce alternatiften dilediklerizi seçmek. İsterseniz temizliği uluslararası mavi bayrak ile belgelendirilmiş plajlarımızda kendinizi güneşin ve denizin kucağına bırakın, isterseniz su sporlarıya enerjinizi suyla birleştirin.

Sorgun Plajı Antalya`nın en güzel plajlarındandır. Manavgat`a giderken güneye inen yoldan 5-6 km. gidilince fıstık çamları arasında şirin, doğal bir plaj ve sahildir.

Adalar Plajı,
Karaalioğlu Parkı`nda kayalık bir plajdır. Yeme-içme ihtiyacının karşılandığı gazinosu ve soyunma kabinleri vardır.

Olympus plajı, Lykia döneminde bir liman şehri olan Olympos Lykia Federasyonu`nun bir üyesiydi. Zenginliğinden ötürü Olympos`un federasyonda üç temsilcisi bulunmaktaydı. Kent bu dönemde korsanların baskınına maruz kalıyordu. Daha sonraları, kent Romalı komutan Isauricus tarafından kurtarıldı. Kentin zenginliği ticaretteki stratejik konumundan ötürüydü – kentin doğal limanını kullanan Cenevizli ve Venedikli tüccarlar kent refahına katkı sağlıyorlardı.

Portakal Plajı-Alanya, Kent merkezinin doğu kıyısında yaklaşık 1 kilometre uzunluğundadır. Mavi Bayraklıdır. Keykubat Plajı`nın devamı olarak Oba Çayı`nın denize döküldüğü yerden başlar, Dim Çayı`nın denize döküldüğü yerde biter. Arkada Toroslar`ın görkemli yamaçları yükselir. Zaman zaman 100 metreyi bulan geniş kumsalları vardır. Denizi kum ve bazı yerlerde kum kayasıdır. Giriş ücretsizdir. Büfelerin plaj hizmetlerinden ve turistik otellerin plaj kafeteryalarından yararlanmak olasıdır. Çeşitli su sporları yapılır. Turistik tesislerde rüzgar sörfü için eğitmenler vardır. Çayların denize döküldüğü kesimlerde serin tatlı suya girilir.


Mermerli Plajı, Mermerli Parkı`nın altında olan plajın soyunma kabinleri ve duşu vardır.

Reşat Adası Plajları, Eskiden Sultan Reşat`ın mesire yeri olan plaj; Antalya`nın 15 km. kadar batısında, Kemer yolu üzerinde etrafı ormanlarla kaplı tabii bir plajdır. Karayolları tarafından düzenlenip ayrıca piknik yeri olarak da değer kazanmıştır. Kemer`de Beldibi mevkiinden başlayıp Tekirova`ya kadar olan, genellikle ince kumlardan oluşan doğal bir plajdır.

Kemer merkezde Belediye Plajı, yat limanı yanındaki Ayışığı Plajı ve Phaselis Plajı denize girenler tarafından tercih edilen plajlardandır.  


Phaselis Plajı , Tarih, dağ, deniz, orman, sığ bir koy ve ince kumun birleşmesiyle meydana gelen eşine az rastlanır güzellikte bir plajdır.

Tekirova, kayalık ve kumsal kıyıları, vahşi tabiat güzellikleri ve nefis kokulu portakalları ile dikkat çekmektedir.



Ulaş plajı: Antalya-Mersin karayolu üzerinde Alanya merkezden batıya doğru 6 km. uzaklıkta bulunmaktadır.

Koru plajı,  Gazipaşa'nın Koru Mahallesi'nde bulunan bu plajda deniz; kendi kendini filtre eden tek deniz olma özelliğine sahiptir. Üç doğal havuzu vardır, Bunlardan iki doğal havuz özellikle yeni yüzme öğrenenler için idealdir.

Gazipaşa'ya 3 km. uzaklıkta İskele Plajı ve Kahyalar beldesinde de Kahyalar Plajı vardır.
 

Kobalt Oksit ile maviye boyanmış özel cam...

Smalt,

Kobalt oksitli cam, kobalt mavisi.
Kobalt oksitle mavi renk verilmiş cam.
Kobalt ile boyanmış camın tozundan yapılan koyu mavi boya, kobalt mavisi.

Kumaş, deri ya da kağıt süslemede kullanılan bir boyama yöntemi...

Batik, (Fr. batik, Alm. Abdeckverfahren ).
Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem. 
Bu yöntemle hazırlanmış kumaş.
Bu kumaştan yapılan (giysi).

Ak kumaş üzerine çizilen bezeğin boyanacak bölümlerinin boş bırakılması, boyanmayacak bölümlerininse eritilmiş balmumuyla kapatılmasıyla Cava'da, Hindistan'da, Malezya'da uygulanan basma ve ipekli kumaşları boyama tekniği, 
İkat.

Bez üzerinde süs yapma tekniği. Süslenecek bez üzerine bezeme çizimi yapılır. Boyanmayacak bölümler çizime göre balmumu ile kapatılır. Boyanacak yerler açık bırakılır. Bez, boyanmak üzere kumaş boyasının içine atılır.

Değirmen oluğu...

Abara,
Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne.
Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. 
Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. 
Çift demiri ve pullukla açılan su yolu,
Tarlaya abara çektim.
Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. 
Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. 
Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. 
Tünel.
Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur.

Değirmen taşı yapılan taş...

Küştere, (Yunanca).
Küstere, küşdere, küşdüre, küşkür, küştere, küşteri, küştüre.
Bileği çarkı.
Değirmen taşı yapılan taş.
Bir çeşit uzun rende.
Tahta düzeltmekte kullanılan uzun marangoz rendesi.

Buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi ...

Abereci,
Sırf buğday yolmasında kullanılan buğdaycılar.
Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi.
Gaziantep yöresinde kullanılan  bir sözcük.

Etiyopya' da bir göl...

Abbe,
Abbe Gölü, Doğu Afrika'da Etiyopya ile Cibuti sınırı arasında bulunan bir tuz gölüdür. 45,000 ha yüzey alanı bulunan gölün, 34,000 ha alanı su ile 11,000 ha ise sadece tuz ile kaplıdır. Gölün ortalama derinliği 36 metredir.

1968 yılı yapımı Maymunlar Cehennemi filminin bazı sahneleri gölün kıyılarında çekilmiştir.
 

Abaya, Avasa-Awasa,
Şala,
Tana,
Zivay,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ