Bulgur, biber, domates, soğan, maydanozla yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yiyecek...

Bat, (Tokat).
Soğan, ceviz, tuz, bulgur, kırmızı biber, domates, maydanoz karıştırılarak yapılan, asma yaprağına sarılıp çiğ yenilen dolma.

Malzemeler;
300 gram taze asma yaprağı,
Yarım su bardağı yeşil mercimek,
1 su bardağı ince bulgur,
1' er adet soğan ve domates,
1 çorba kaşığı salça,
Kimyon, karabiber, pulbiber ve tuz,
2 çorba kaşığı nar ekşisi,
1 adet limonun suyu,
Yarımşar demet taze nane, 
Maydanoz ve taze soğan,
1 adet ince kıyılmış sivri biber ,
6-7 dal taze reyhan,

Yapılışı;
Yıkanmış yeşil mercimeği haşlayın. Suyunu süzmeden soğumaya bırakın. Diğer tarafta bulguru bir kaba alın ve içine ince kıyılmış soğanı katıp sıcak su ile ıslatıp. Suyunu çektikten sonra küp doğranmış domates, salça, kimyon, karabiber, pulbiber, tuz, nar ekşisi ve limon suyunu katıp karıştırın, ince kıyılmış taze nane, maydanoz, taze soğan, sivri biber ve taze reyhanı ilave edin. En son yeşil mercimeği suyuyla birlikte bulgurlu karışınım içine katın. Bütün malzemeyi karıştırın. Suyu az gelirse su ekleyin. Ağzı kapalı olarak buzdolabında 1 saat bekletin. Sıcak suda haşlanmış taze asma yapraklarının içine l' er çorba kaşığı koyup sararak yiyin.

“Gemide teslim satış” anlamında kullanılan ticari kısaltma...

FOB,  (İng. free on board),  
Malların geminin güvertesine geçtikten sonra oluşacak her türlü hasar, kayıp ve giderlerin alıcının sorumluluğunda olduğu uluslararası F grubu teslim biçimlerinden biri ve buna dayalı fiyat.

Tedarikçinin malzemeyi nakliye yapılacağı geminin güvertesine taşıyana kadar olan sorumluluğundadır. Fabrikadan liman gümrüğüne kadar olan taşıma masrafları ile, liman gümrüğü ve liman masrafları tedarikçiye aittir. Malzeme gemi güvertesine taşındıktan sonraki sorumluluk ise müşteriye aittir. Genellikle deniz taşımacılığında kullanılan bir terim olan FOB, petrol fiyatları ile ilgili olarak CIF ile birlikte en sık kullanılan terimdir.

CIF ise (ing. Cost, insurance & freight) uluslararası ticaretle ilgili bir terim olup sözcük karşılıkları mal bedeli, sigorta ve navlun anlamındadır. 

Buğday, nohut, fasulye ve çeşitli yemişlerle pişirilen bir tatlı...

Aşure,
Hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günü Aşure Günü'dür. Muharrem ayı boyunca evlerde aşure pişirilmesi de adettendir. Aşure, orijinali Aşura, Arapça’ da 10 manasına gelen aşara kelimesinden türemiştir. Türkçe' ye ise Arapça' dan geçmiştir. Aşure günü oruç tutmak sünnettir ve bu oruca aşure orucu denir.

Aşure Malzemeleri:
2 su bardağı aşurelik buğday,
1 su bardağı nohut,
5 su bardağı tozşeker,
1 su bardağı kuru fasulye,
15 su bardağı su,
Yarım su bardağı pirinç,
1 su bardağı kuru üzüm,
1 su bardağı küp doğranmış kayısı,
1 su bardağı doğranmış kuru incir,
1 portakal,

Süsleme için, 1 su bardağı kuş üzümü, Çekilmiş ceviz içi, Antep fıstığı , Tarçın, nar taneleri

Hazırlanışı:
Buğday, fasulye, nohut ve üzümü yıkayıp ayrı kaplarda bir gece önceden ıslatın. Ertesi gün buğdayı süzüp büyük bir çelik tencereye alın. 15 su bardağı su ekleyip kaynatın. Üzerinde biriken köpüğü bir kevgirle alıp tencerenin kapağını kapatın ve 30 dakika kaynatın.

Fasulye ve nohutu süzüp ayrı kaplarda haşlayın. Pirinci yıkayıp süzün ve buğdaya ilave edin. Buğday taneleri iyice yumuşayıncaya kadar yaklaşık 4.5 saat kısık ateşte arasıra karıştırarak pişirin. Buğdayın suyu un çorbası kıvamına gelmek üzereyken tozşeker, nohut ve kuru fasulyeyi ekleyin. Portakalın kabuğunu ince ince doğrayıp karışıma ekleyin. Kuru üzüm ve kuru kayısıyı ilave edip karıştırın. Birkaç taşım kaynattıktan sonra ateşten alın. 
Aşure piştikten sonra doğranmış inciri ekleyip karıştırın. Sıcakken kaselere boşaltın. Soğuyunca üzerini ceviz içi, Antep fıstığı, kuş üzümü, tarçın ve nar taneleri ile süsleyerek servis yapın. İsteğe bağlı olarak gülsuyu da serpebilirsiniz.

Çalıştığı sanat alanında başarı gösteremeyen, yeteneksiz sanatçı...

Rate, (Fr. raté). 
Başarısız.

Kuşku...

Şek, Şüphe,
Acaba,
İşkil,
Kuruntu,
Kuşku, (İng. suspicion ).
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba.

Anadolu’nun kimi yörelerinde içkili, çalgılı ve kadınlı eğlencelere verilen ad...

Oturak,
Oturak Alemi,
Cümbüş,
Muhabbet, (Kırşehir).

Anadolu' da erkekler yanlız çengi oyunları için muhabbet, cümbüş, oturak alemi, ve benzer isimlerle özel ve bu amaçla düzenlenen toplantılardır. Çengi oynatmak için yapılan gizli, çalgılı toplantıya Orta Anadolu ve Konya yöresinde oturak alemi denir. Bu alemde çengiye fransızca dansöz denir. Bazı yörelerde(Kayseri, Niğde, Nevşehir) çengiye Fahişe denir. Orta Anadolu' da özellikle Ürgüp, Nevşehir, Kayseri, Konya dolaylarında çengi oynatmaya avrat oynatma denir. Bu yörelerde avrat oynatma havasına da hürünü ya da çengi havası denir. Çorum yöresinde kadın oynatma oyunlarına hürünü denir. Kına gecelerinde oynanır. Tek oyundur. Çorum yöresinde yine başka bir çengi oyunu daha vardır ki çombam.

Bu alemlerde muhabbet toplantılarında yani cümbüşlerde cilveli ve manalı bir davranış yapan dansöz veya çengi toplantı dışına çıkarılarak  erkeği tarafından dövülür  ki bu olaya terbiye etmek denir.
Kadın toplantılarında çalan erkek saz takımı ise bir örtü arkasına sokulur. Böylece kadınları görmemesi sağlanır Bu olaya da perde çekmek denir. Elazığ yöresinde çengiye daha iyi bir yer ve değer verilmiş onların türkü ve şarkı söyleyerek normal bir kişi gibi oynasına hak tanınmıştır ki buna çengi söyletmek denir.
Çenginin (dansöz, oryantal, orientale, çengi) dizleri üzerine oturarak arkaya bükük bir şekilde köprü kurar gibi oynamasına oturma denir. Dansözün hızlanmış müzik karşısında ayaklarını kıpırdatmadan kollarını havaya kaldırarak oynamasına susta denir.




Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması...

Patronaj, (Fr. patronage).
Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması, 
Yönetim, gözetim.

Eski dilde kış...

Şita,
Kış, Senenin soğuk mevsimi.

Asık suratlı, somurtkan...

Abus, (Arapça). 

Çatık, asık (yüz),
Somurtkan (kimse).  

Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı...

Faska, (Latince). 
Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı.

Mısırlı yazar ve feminist ...

Neval El Saddavi, (Dr.)
Mısırlı yazar ve Arap dünyasının en tanınmış feministlerinden ve politik muhaliflerindendir.
1931 yılında Kahire' nin kuzeyinde Kafr Tahla adlı küçük bir köyde doğdu. Kahire'de psikiyatri öğrenimi gördü. Mısır'ın çeşitli şehirleri ve kırsal bölgelerinde doktorluk yaptı. Mısır'da sağlık eğitiminin yönlendirilmesine büyük katkılarda bulunan yazar, siyasal yazıları nedeniyle işinden uzaklaştırılarak, yıllarca hapiste kaldı ve ölüm cezasına karşı mücadele etti. 

Arap dünyasındaki kadınlar hakkında yazdığı incelemelerinin birçoğu, birçok dile çevrildi. El Saddavi, Kahire'nin kuzeybatısında, ağırlıkla işçi sınıfının yaşadığı Shubra' da eşiyle birlikte yaşamını sürdürmekte.  

Eserleri;
Havvanın örtülü yüzü (1991),
Kadının cennette yeri yok (2003), 
Kahire Saçlarımı Geri ver (2001),
Petrol diyarında aşk (2002),
Sıfır noktasındaki kadın (1975),
Şeytanın masumiyeti (2004),
İmamın düşüşü,
Kadın ve Seks(Women and Sex) 1972 ,

“Midak Sokağı”, “Miramar” gibi romanları dilimize de çevrilen ve 1988 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Mısırlı yazar...

Necib Mahfuz, (11 Aralık 1911 - 30 Ağustos 2006), Mısırlı yazar.
Nobel Edebiyat Ödülü’ nü kazanan ilk Arap yazar. Mısır’ın Balzac'ı olarak bilinir.

1911 yılında Kahire’nin Cemaliye bölgesinde doğdu. Devlet memuru bir babanın çocuğu olan Mahfuz, hayatının ilk sekiz yılını bu bölgede geçirdi. Kuran okuluna burada gitti. 1919 yılında Kahirelilerin İngilizlere karşı başlattıkları ayaklanmaya burada tanık oldu.  Yazı hayatına, 1928'de Selame Musa'nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde yayımladığı değini yazıları ve öykülerle başladı. Kahire Üniversitesi'nde felsefe öğremi gören Mahfuz'un ilk romanı "Abes el-Akdar" 1939'da yayımlandı. 1957'de yazdığı "Kahire Üçlemesi" ile Arap edebiyatının tanınmış bir ismi oldu. Bu üçlemede Kahire'de yaşayan bir ailenin üç kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952'deki Nasır darbesine kadar olan dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumununu değişimini anlattı.Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a İsrail ile yaptığı barış antlaşmasında verdiği açık destekten ötürü birçok Arap ülkesinde kitapları yasaklandı. 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra bu yasaklar kalktı.

1989 yılında Mısırlı köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkartılan Mahfuz, 1994 yılında Kahire'deki evinin önünde bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırıdan yaralı kurtulan Mahfuz, sağ kolundaki sinirler zedelendiği için yazmakta büyük güçlük çekmeye başladıysa da ilerleyen yaşına rağmen edebiyattan kopmadı ve kısa hikâyeler yazmaya devam etti.

Eserleri;
En ünlü eseri, Kahire Üçlemesi-Cairo Trilogy (1956 - 57)  ile, 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
Old Egypt (1932),  Whisper of Madness (1938),  
Mockery of the Fates (1939),  Rhadopis of Nubia (1943) ,  The Struggle of Tyba (1944) ,  
Modern Cairo - Yeni Kahire, Savrulan Kahire adıyla Türkçe'ye çevrildi. 
Khan al-Khalili (1945),   The Mirage (1948),   
The Beginning and The End (1950),   
Palace Walk (1956) - Saray Gezisi (Kahire Üçlemesi 1)  
Palace of Desire (1957) - Şevk Sarayı (Kahire Üçlemesi 2)  
Sugar Street (1957) - Şeker Sokağı (Kahire Üçlemesi 3)  
Children of Gebelawi (1959) - Sokağımızın Çocukları  
The Thief and the Dogs (1961) - Hırsız ve Köpekler,
Quail and Autumn (1962) - Bıldırcın ve Sonbahar,
God's World (1962) , Zaabalawi (1963), The Search (1964)   
The Beggar (1965) - Dilenci  
Adrift on the Nile (1966) - Nil’in 3 Çocuğu, 
Miramar (1967) - Miramar  
The Pub of the Black Cat (1969)   
A story without a beginning or an ending (1971)  
The Honeymoon (1971)   
Mirrors (1972)   
Love under the rain (1973)   
The Crime (1973),  Respected Sir (1975)  , The Harafish (1977)   
Love above the Pyramid Plateau (1979)   
The Devil Preaches (1979), Love and the Veil (1980), Arabian Nights and Days (1981), 
Wedding Song (1981) , One hour remains (1982)   
The Journey of Ibn Fattouma (1983), Akhenaten, Dweller in Truth (1985)   
The Day the Leader was Killed (1985) - Başkanın Öldürüldüğü Gün  
Fountain and Tomb (1988),  Echoes of an Autobiography (1994)  
Dreams of the Rehabilitation Period (2004),  The Seventh Heaven (2005) 
Midak Sokağı, Midaq Alley (1947),

Sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, asal gazlar sınıfından element...

Neon, (Fr. néon).
Atom sayısı 10, atom ağırlığı 20,2, yoğunluğu 0,7 olan, sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, havada pek az olarak bulunan, asal gazlar sınıfından bir element. 

Renksiz, standart koşullarda vakum deşarj tüpünde kırmızımsı-turuncu ışık veren ışık, lamba ve reklam işaretlerinde kullanılan bir elementtir. 

1898 yılında Ramsay ve Travers tarafından keşfedilmiştir. Hava sıvılaştırılması ile elde edilir ve damıtma kesirli diğer gazlar ile ayrılır. Neon zehirli olduğu bilinmemektedir. Neon ışık, çok inert bir gazdır.

Sembolü Ne, mol kütlesi 20,179g , e.n. -249 °C, k.n. 246 °C ve üç izotopu olan , ilk defa 1898 yılında atmosfer içinde bulunduğu belirlenen, aydınlatma lambalarında kullanılan, herhangi bir kimyasal bileşiği bilinmeyen soy gaza verilen ad.

Kozalaklılardan ve kimi ağaçlardan elde edilerek boyaların üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan kokulu reçine. ...

Terebentin,(Terementi),  
Resin, Turpentine. (Fr. térébenthine ).

Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya da kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan,yağlı boya,yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine. 
Çam ağacının kabuklarında açılan yaralardan sızan reçineden elde edilir. Damıtılmasıyla terebentin esansı oluşur. Bu esansa neft yağı da denir. Renksiz ya da açık sarı bu sıvı, çok keskin kokar. Kolayca alev alır. Yağlıboya, vernik, mum, cila gibi maddeleri inceltmek ve daha yumuşak hale getirmek için kullanılır. Yapay reçine, böcek ilacı, yapay çam yağı gibi ürünlerin üretiminde, tıp / veteriner hekimliğinde kullanılır.

Terebentin, Çam, karaçam gibi çeşitli kozalaklılardan elde edilen yağın içinde bulunan reçine çözeltisi. Terebentin yağı yarı akışkan, yapışkan, kırmızı renkli keskin kokulu bir maddedir. Kokusu ağaçlardaki yarıklardan dışarı taşar. Tedavide terebentin esansı kullanılır. Terebentin esansı renksiz, berrak, keskin kokulu, acımtırak lezzetli bir sıvıdır. Süreğen bronşit gibi süreğen solunum yolu hastalıklarında kullanılır. Terebentin yağı hem doğrudan doğruya hem de dolaylı olarak solunum yolları mukozaları üzerine etki eder.

Terebentin yağı, gerek kuru olarak (bir solunum maskesi üzerine birkaç damla terebentin koyarak) gerekse yaş olarak (bir litre kaynar suya 5-20 gr. terebentin koyarak) hastalara buğu halinde çektirilir. Terebentin yağı, merhem halinde de vücudu ovmak için kullanılır.

Çam terebentin esansı terebentin veya ağaçtan distilasyon yöntemi ile elde edilen bir yağdır. Terebentin esansı güzel kokulu, renksiz, yakıcı lezzetli bir sıvıdır. Reçine asidi, kokofan ve pinen içerir.

Çam ağacı, (Latince ismi, Pinus  Çam),  Pinus türünden olan kozalaklı bir ağaçtır. Pinaceae (çamgiller) soyundandır. Çamın 115 civarında çeşidi vardır. Loblolly Pine (Pinus taeda), erkek kozalaklardır. Çamlar daima yeşil kalır (kışın yapraklarını dökmez) ve reçinelidir. Çam ağacının kabuğu çoğunlukla kalın ve pul puldur, fakat bazı türlerinin kabuğu pullu ve incedir.
Çam terebentini, saçı besler, dökülmesini ve kepek oluşumunu engeller. Saç diplerini kuvvetlendirir. Saçı besler. Dökülmeyi önler kepeği giderir. Solunum yolu rahatsızlıklarında kullanılır, idrar yolu enfeksiyonlarında oldukca etkilidir, bel soğukluğuna iyi gelir. Bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir.  
Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. Saç dipleremasaj yaparak kullanılır. 200 grlık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılır. 
Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.

Yaylı çalgılarda yayın süratli olarak çekilip itilmesini belirten müzik icra terimi...

Tremola,

Tremolo bir telli müzik aletinin tellerinin çalan kişinin istediği sürede gevşetilmesi için kullanılan genelde çubuk şeklinde bir alettir. Tremolo ile teller gevşetildiğinde çıkan ses kalınlaşır. Genelde bir nota çalındıktan sonra tremolo kolunun telle doğru yaslanıp geri çekilmesi şeklinde kullanılır. Böylece bir kesik sesler bütünlüğü oluşur.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz bir tremolodur. Bu, köprüden tellere bağlı yaylı bir sistem olup, telleri hafifçe gevşetip germe amaçlı bir sistemdir. Aşağı yukarı yapılınca teller gevşeyip esner ve müziği canlandırır.

Midye türleri...

Kidonya,
Bangoli, Japon, Telline
Akivades (Tapes aureus) Kum midyesi,

Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık, kuryelik ve muhafızlık yapan asker sınıfı...

Peyk, 
Postacılık, kuryelik ve muhafızlık yapan, törenlerde yer alan asker sınıfı . Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki  dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. Padişahın Seyahatlerinde Önde Giden Yaya Haberci.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’ ne gelindiğinde gelişmiş bir posta ve haberleşme örgütü görülür. Bu dönemde ulak adıyla anılan posta tatar' larının at değiştirdikleri yada zorunlu hallerde kaldıkları noktalarda konakladıkları yerlere menzilhane denir. Özellikle ulak ve menzilhane temeline dayanan bu hizmet, Tanzimat Dönemi’ ne kadar yalnızca devletin işlerinin yürütülmesinde kullanılmış, halkın bu hizmetten hiçbir şekilde faydalanmasına izin verilmemiştir.  

Devletin önemli ve  acele işlerle ilgili haberlerini merkez ve eyaletler arasında götürüp getiren ulakların seçiminde güvenilir, dürüst ve yol şartlarına dayanıklı olmalarına özen gösterilirdi. Osmanlı saray teşkilatında, sultanların maiyetinde bulunan, mesajları uzak mesafelere koşarak iletmekle görevli sırma işlemeli elbiseli, mücevherli gümüş kuşak ve altın hançer kuşanmış, ellerinde teber ve başlarında sorguç olan “peyk”ler bulunmaktaydı. Koşma yeteneklerinden dolayı ilk zamanlar padişahların buyruklarını tebliğ için istihdam edilen peykler, bir tür acele posta hizmeti görmüşlerdi. II.Mahmud dönemine gelinceye kadar Osmanlı Devleti’nde düzenli bir posta sistemi kurulmamıştı. II.Mahmut’un çalışmaları oğlu Abdülmecid’e ışık tutmuş ve ilk Posta Teşkilatı Tanzimat Fermanı ile yaşanan gelişmelerin sonucu olarak 23 Ekim 1840 tarihinde Abdülmecid tarafından Nezaret isminde kurulmuştur. Posta Nezaretinin kurulmasıyla beraber haberleşme örgütü, Osmanlı Devleti halkının ve yabancıların da posta ihtiyaçlarına cevap vermeye başlamıştır. 1840-1842 yılları arasında ilk Posta Nazırlığını Ahmet Şükrü Bey yürütmüştür. 

Posta Nezareti kurulduktan sonra merkezlerde ve taşrada postaneler açılmıştır. İlk postane İstanbul’da Yeni Camii avlusunda Postahane-i Amire adı ile açılmıştır. Postanelerin çalışmaları ilk defa 16 Kasım 1840 tarihinde yapılan I.Posta Kanunu ile düzenlenmişti. Bu kanun Fransız Posta Kanunundan yararlanılarak hazırlanmıştı. İlk memurlar Süleyman Ağa, tahsildar Sofyalı Ağyazar Türkçe dışında yazılmış gönderilerin adreslerini tercüme etmek üzere mütercim olarak atanmışlardır. Kuruluş zamanında Osmanlı postaları her gün değil, çoğunlukla haftada bir defa çıkarılabilmişti. Kara taşımacılığının zorlukları karşısında denizyolundan da istifade edebilmek amacıyla 1859 yılında iki vapur satın alınmış. 1863’te ise Sahil Postaları kurulmuştur. Demiryolları kurulmaya başlandığında, posta taşımacılığı demiryolundan da faydalanmaya başlamıştır.

İlk posta pulu, İngiliz Posta İdaresinin Posta Bakanı Rowland Hill zamanında 6 Mayıs 1840 yılında çıkartılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk posta pulu ise, Beşinci Posta Nazırı Agâh Bey girişimiyle 13 Ocak 1863 tarihinde kullanıma başlamıştır. Bu tarihe kadar mektuplar her postanenin kendine ait mührü ile damgalanırdı. Osmanlı İmparatorluğu’nda 300 seneyi aşan bir süre, ülke içi ve dışıyla haberleşmede yabancı posta servisleride rol oynamıştır.

Midyeden daha büyük kavkılı bir deniz yumuşakçası...

Pines,(Pinna nobilis), Pina, Pinna,
Yumuşakçalardan, midye biçiminde, ondan daha büyük kavkılı bir deniz hayvanı olup azman bir midye çeşidi olduğu da bilinir.

Yaklaşık 80 cm. kabuk uzunluğu vardır. Kabuk kürek şeklinde olup arka kısmı eğimli ve yay şeklindedir. Kabuklar üzerinde radyal kanal ve pul şeklinde çıkıntılar mevcuttur. Bu çıkıntılar genç türlerde daha belirgindir. Açık kahverengi iç tarafı kızılımsı ve genelde sedefimsidir. Ege ve Akdeniz' de yaygın olarak bulunur.

Midyeye benzer deniz kabuklusu...

Pines,(Pinna nobilis), Pina, Pinna,

Yumuşakçalardan, midye biçiminde, ondan daha büyük kavkılı bir deniz hayvanı olup azman bir midye çeşidi olduğu da bilinir.

Yaklaşık 80 cm. kabuk uzunluğu vardır. Kabuk kürek şeklinde olup arka kısmı eğimli ve yay şeklindedir. Kabuklar üzerinde radyal kanal ve pul şeklinde çıkıntılar mevcuttur. Bu çıkıntılar genç türlerde daha belirgindir. Açık kahverengi iç tarafı kızılımsı ve genelde sedefimsidir. Ege ve Akdeniz' de yaygın olarak bulunur.

İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan, kumun 5-6 cm altında yaşayan lezzetli bir midye türü...

Akivades (Tapes aureus), Kum midyesi,

Vücut iki eşit kabuktan yapılmıştır. Kabuklarının üzerinde yatay ve düşey biçimde halka şeklini andıran çizgiler mevcuttur. Kabuğun iç kısmı altın sarısı renkte (karakteristik özelliği) olup, iki adet kapama kası bulunur. Önde 3 adet kardinal diş bulunur. Solunum ve boşaltım sifonları vardır. Tırtıklı ayakları gelişmiş olup, toprağı kazmaya, yürümeye ve çok küçük canlıları yakalamaya yarar.   Zeminin 5-25 cm derinliğinde kumluk  çakıllık ortamlarda yaşar.

Haziran  ve Temmuz aylarında üreme dönemidir. Delikli Kürek denilen bir metot ile vede Trola benzer ,deniz dibinde çalışan , dip Algarna ve Dreçler ile avlanırlar. Daha doğrusu denizin dibinden Algarna ve Dreçlerle  büyük küçük demeden toplanırlar. Akivades avcılığında kullanılan eleklerde, elek göz mesafesinin de minimum 24 mm. olması yasalarla belirlenmiş olmasına rağmen avcılar tarafından uygulanmaz.

İspanyolların patatesli omletine verilen ad...

Tortilla, (İspanyol Omleti).
İspanyolların patatesli omletine verilen ad. İspanyollarca, geleneksel mayasız İspanyol kekleri ve omletlerine benzerliği nedeniyle "tortilla" adı verilmiştir. 

İspanyolların daha doğrusu Katalan bölgesindeki halkın yokluk zamanlarında köylerinde en çok bulunan malzemeleri birleştirerek hazırladığı bu omlet günümüzde sevilerek yenilen bir yemek. 

Klasik patatesli olan tortilla’yı, farklı malzemelerle de hazırlayabilirsiniz. Bu İspanyol omleti artık mönülere de konuluyor.

Malzemeler;

6 yumurta,
5 büyük patates,
Yarım çay bardağı zeytinyağı,
1 büyük kırmızı tatlı (dolmalık) biber,
Tuz, Karabiber,

Yapılışı;

Patatesleri soyup küçük küpler halinde kesin. Kurulama bezine veya kağıt havluya alın. Biberi de aynı büyüklükte küp küp doğrayın. Yapışmaz bir tavaya üç yemek kaşığı zeytinyağı koyup ocağa alın. Isındığında patatesleri atın. Tuz serpin ve sürekli karıştırarak kavurun. Biberleri ekleyin. Diğer tarafta yumurta, zeytinyağı, tuz ve karabiberi iyice çırpın. Tavaya dökün. Üzerini kapatın, beş dakika kadar sonra açıp üzerindeki yumurtanın durumuna göre biraz daha bekleyin. Üzeri sulu değilse bir tabak yardımıyla ters çevirin. Aynı şekilde diğer tarafı da kızardığında sıcak olarak servis yapın. Bu tarife arzu ederseniz sarımsak ve kuru soğanda ekleyebilirsiniz.

Meksikalıların mısır unu ile yaptıkları bir çeşit gözleme diyebileceğimiz incecik ekmeklerine de verilen ad Tortilla' dır.

Tortilla, Meksika, Orta Amerika, Karayipler, ABD ve Kanada' da mayasız ince ve yassı olup, mısır unu ya da beyaz undan yapılan bir çeşit ekmektir. Aztekler ve Nahuatl dili konuşan diğer toplumlar, kendi tortillalarına tlaxcalli demektedirler. Mısır unlu ile yapılan tortilla,  otantik tortilla denir. Meksika' nın mısır yetiştirilmeye uygun olmayan bölgelerinde beyaz undan yapılan tortillalar da vardır.

Benzer türde başka bir ekmek de Güney Afrika' da yapılan ama tortilladan daha kalın arepa' dır.  

Meksikalıların mısır unu ile yaptıkları bir çeşit ekmek...

Tortilla, (İspanyol Omleti).
İspanyolların patatesli omletinin de adı Tortilla' dır.

Meksikalıların mısır unu ile yaptıkları bir çeşit gözleme diyebileceğimiz incecik ekmeklerine verilen ad. Tortilla, Meksika, Orta Amerika, Karayipler, ABD ve Kanada' da mayasız ince ve yassı olup, mısır unu ya da beyaz undan yapılan bir çeşit ekmektir. Benzer türde bir ekmek de Güney Afrika'da yapılan ama tortilladan daha kalın arepa' dır.  

İspanyolların daha doğrusu Katalan bölgesindeki halkın yokluk zamanlarında köylerinde en çok bulunan malzemeleri birleştirerek hazırladığı bu omlet günümüzde sevilerek yenilen bir yemek. Klasiği patatesli olan tortilla’yı, farklı malzemelerle de hazırlayabilirsiniz. Bu İspanyol omleti artık mönülere de konuluyor.

Malzemeler;

6 yumurta,
5 büyük patates,
Yarım çay bardağı zeytinyağı,
1 büyük kırmızı tatlı (dolmalık) biber,
Tuz, Karabiber,

Yapılışı;

Patatesleri soyup küçük küpler halinde kesin. Kurulama bezine veya kağıt havluya alın. Biberi de aynı büyüklükte küp küp doğrayın. Yapışmaz bir tavaya üç yemek kaşığı zeytinyağı koyup ocağa alın. Isındığında patatesleri atın. Tuz serpin ve sürekli karıştırarak kavurun. Biberleri ekleyin. Diğer tarafta yumurta, zeytinyağı, tuz ve karabiberi iyice çırpın. Tavaya dökün. Üzerini kapatın, beş dakika kadar sonra açıp üzerindeki yumurtanın durumuna göre biraz daha bekleyin. Üzeri sulu değilse bir tabak yardımıyla ters çevirin. Aynı şekilde diğer tarafı da kızardığında sıcak olarak servis yapın. Bu tarife arzu ederseniz sarımsak ve kuru soğanda ekleyebilirsiniz.

Ekmek dilimlerinin üzerine çeşitli malzemelerle hazırlanan bir aperatif...

Bruşetta (Bruschetta),

İtalya' da aperatif olarak ya da hafif bir akşam yemeği için sofra şarabı ile son derece uyumlu bir birlikteliği olduğu için tercih edilebilen bir atıştırmalık. Ekmek dilimlerinin üzerine çeşitli malzemelerle hazırlanan ve yapımı son derece kolay bir aperatif. 

Klasik Bruşetta hazırlamak için mevsiminde ve lezzetli domatesler, taze fesleğen, kaliteli bir zeytinyağı ve köy ekmeği yeterlidir. 

Malzemeler;
8 dilim köy ekmeği (taze ve bir santim kalınlığında kesilmiş),
3 büyük tarla domatesi,
1 avuç taze fesleğen, 
Sızma zeytinyağı, Sarımsak,
Kaya tuzu, Taze çekilmiş karabiber.

Yapılışı;
Ekmeklerin fırın tepsisine dizin ve üzerlerine zeytinyağı gezdirin. Önceden ısıtılmış 200 °C fırında ekmekler altın sarısı renge bürünene kadar 10 dk kızartın. Üzerlerine sarımsağı rendeler gibi sürün. Domatesleri iyice yıkayıp küçük küpler halinde kesin. Servis tabağına ekmek dilimlerini yerleştirip zeytinyağı gezdirin. Domatesleri bolca üzerine yerleştirip ince kıyılmış ya da bütün olarak fesleğenleri serpiştirin. Üzerine tuz ve karabiber serpip biraz daha zeytinyağı gezdirin ve servis yapın. Önemli bir ayrıntı; domatesler kesinlikle yumuşak olmamalı.

Sığır etinin incecik kesilmesiyle yapılan, soslu soğuk başlangıç, meze tabağı ...

Karpaçyo, (Carpaccio).
 
1950 Venedik’ inde Harry’s Bar’ın aşçısı Giuseppe Cipriani doktorunun et yemesini yasakladığı bir müşterisi için özel olarak hazırladığı tabağın tablo gibi olduğunu görünce adını o dönemin ünlü ressamından etkilenerek carpaccio koymuş. Bu yemek, günümüzde halen en çok sevilen başlangıçlardan biri. Hatta artık hemen tüm malzemelerle değişik carpacciolar yapılmakta. Orijinali sığır etiyle yapılan carpaccio, filetoluk yağı ve siniri tamamen ayıklanmış bir parçanın buzdolabında bekledikten sonra incecik kesilmesi ve üzerine sos ilave edilmesiyle hazırlanıyor. ‘Çiğ et yiyemem’ diyenler ise önceden haşlanarak yapılan ahtapot ve ıstakoz carpaccioları tercih edebilir.

Sığır, Ördek, Dana, Dil, Ahtapot, ıstakoz, Kabak, Marine edilmiş Ton balığı, Soya Soslu Levrek karpaçyoları yapılabilir.

Malzemeler;
Yarım kilo temizlenmiş dana filetosu,
1 yemek kaşığı mayonez,
1 yemek kaşığı Worcestershire sosu,
3-4 damla limon suyu, Tuz, karabiber

Yapılışı;
Eti yıkayıp, kağıt havluyla iyice kurulayın. Dondurucuda yaklaşık 5-10 dakika bekletin. Çok keskin bir bıçakla incecik kesin. Geniş bir servis tabağına bir tarafları üst üste gelecek şekilde düzgünce sıralayın. Mayonez, Worcestershire sosu, limon suyu tuz ve karabiberi bir kasede iyice çırpıp etin üzerine gezdirin. Yeşillikler veya ince şerit halinde kesilmiş sebzelerle süsleyerek servis yapın.

Kars mutfağına özgü et ve nohutla yapılan bir kebab ...

Piti Kebabı (Bozbaş),
Kars mutfağında Bozbaş olarak geçen piti kebabı oldukça basit ve çok lezzetli.

Malzemeler: 
500 gram kuşbaşı kuzu veya dana eti,
1 çorba kaşığı eritilmiş kuyruk yağı,
1 su bardağı haşlanıp kabuğu soyulmuş nohut,
2 adet yeşil biber,
2 adet lavaş veya 4 yufka, veya tandır ekmeği,
Yeteri kadar tuz, tereyağ,
1 çay kaşığı safran, Karabiber,

Hazırlanışı: 
Nohutları akşamdan bol suyla ıslatıp haşlayın ve suyunu süzün. Nohutların kabuklarını soyun. Kuşbaşı etleri tuz ve karabiber ile tatlandırın. Yeşil biberleri 1 kaşık kuyruk yağında soteleyin ve etleri ilave edin. Etler sunu salıp çekinceye kadar orta ısılı ateşte soteleyin. Az su ilavesiyle pişirin. Suyu azalırsa tekrar ilave edin. Lavaşları servis tabağına küçük parçalara ayırıp koyun. Üzerine et suyunu gezdirin. Etli nohudu lavaşların üzerine eşit olarak dökün, sıcak olarak servis yapın.

Güneydoğu Asya' da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış...

Ratan,
Rattan,

Gemici, işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili ve danslı yer...

Baloz, (Rumca).
Eskiden Galata ve Tophane çevrelerinde konuşlanmış, çokluk denizcilere hizmet veren liman meyhanelerine, payvonlarına verilen isim.

Çanakkale Boğazı’nda, pek çok deniz kazasının meydana geldiği bir burun...

Nara,
Çanakkale Nara Kalesi.

Nara Kalesi Eski Abydos şehrinin eteğine ( Abydos Şehri Çanakkale İl Merkezinin 6 Km. kuzeyinde bulunan Nara burnu ucunda kurulmuştur.)  3. Selim zamanında başlanılmış olup, 2. Mahmud devrinde tamamlanmıştır. Kale halen Çanakkale Boğaz Komutanlığına bağlı Deniz Birlikleri Komutanlığınca iskan edilmekte olup, iç kalenin durumu iyidir.

Çanakkale Boğazının güvenliğini sağlamak amacıyla Kum kalesi ve aynı amaçla Nara burnunda inşaa edilen Nara Kalesi günümüzü kadar korunmuştur. Çanakkale' ye 2 km. uzaklıkta, Nara Burnu'nun güneyinde ise Abydos kurulmuştur.

Rize ilinde bir içmece ...

Andon İçmesi, 
Rize -Andon Ilıcası (Küçükçayır) İçmeleri,

Andon yolu Taşlı dere (Salarha) yatağı boyunca Rize’ den 30 kilometre uzaklıktadır. Yol stabilize kaplama olup, heyelan nedeniyle bazı kesimlerinde yolda bozukluklar bulunmaktadır. Minübüslerle gidebilme imkanı vardır. İki ayrı içmesi bulunana bu yörenin çok kalabalık bir nüfusa sahip olması da dikkat çekmektedir. Bu yörede içmelerin yanında arıcılıkta yapılmakta olup, balın özellikleri anzer balıyla hemen hemen eşdeğer durumdadır.

Litresinde 2,5 gram civarında toplam mineralizasyon bulunmaktadır. Karbondioksitli, demirli, kalevi ve toprak kalevili, acı, bikarbonatlı bir madensuyudur. İçilerek kullanıldığında karaciğer, safra kesesi, mide, bağırsak, sarılık üzerinde bir etki göstermektedir. Sıcaklığı 10 santigrad derece olup içeriğinde kalsiyum sülfat, kalsiyum, sodyum, magnezyum, karbondioksit, demir ve bikarbonat vardır.
1960 yılında Devlet Hıfzısıhha Enstitüsü tarafından incelenmiş; kadın hastalıkları, kalp, karaciğer, bağırsak hastalıklarına özelliklede böbrek hastalıklarına (kum ve taş düşürmede) çok faydalı olduğu belgelenmiştir.

Rize yöresinde mezgit balığına verilen ad...

Laho,
Lelema,
Mezgit balığı (Gadidae familyasındandır.)

Akdeniz ve Ege' de pek sık rastlanmaz. Marmara ve Karadeniz' de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır. Boyları 20 – 40 cm., gövdesi elips şeklindedir. Gelincik ve Bakalyaro ile aynı türdendir. Sularımızda yaşayan türü bilimsel adıyla Gadus merlangus' tur. İnce derisine iyice intibak etmiş yumuşak pulları mevcuttur. Mezgitin gövde yapısının başlıca özelliklerinden biri üç adet sırt yüzgeci olmasıdır, iki adet anüs yüzgeci palet biçimindeki kuyruk yüzgecine doğru uzanır. Tüm yüzgeçleri dikensiz ve yumuşaktır. Kafası gövdesine orantılı büyüklükte olan mezgitin ağzı büyüktür. Çenelerinde sivri dişler bulunur. Gözleri iridir. Yanal çizgisi belirgin olup, kuyruğa doğru uzanır. Mezgit balığının sırtı grimsi kahverengi, yanlan açık kahverengi, karnı ise beyazdır. Solungaçlarının arkasında birer siyah leke bulunur.  Mezgit sürüler halinde dolaşır. 30 – 40 m. nin altındaki derin sularda yaşar. Gündüzleri yüzeylere çıkarak hamsi, sardalye vs. gibi sürü halindeki küçük balıkları avlayarak beslenir. Ayrıca yumuşakça, deniz kestanesi, solucanlar ve balık yumurtalarıyla beslenir. Bölgesel şartlara göre Şubat - Mayıs arasında üreme yapar. Mezgit balığının eti beyaz ve lezzetlidir. Tavası, haşlaması yapılır.   Trol ağlarıyla büyük miktarda avlandığı gibi olta ile de avı yapılır. 30-40 kulaçta, iskandili dibe değdirmek suretiyle çift köstekli takımla ve çapariyle yakalanması kolay bir balıktır.

Mezgit Tava;
8 Mezgit,
3 Dilim ufalanmış bayat ekmek,
3 Çorba kaşığı tereyağ,  
Yeteri kadar tuz, karabiber  
1 Su bardağı zeytinyağı,  
2 Limon.   

Balıkları yıkayınız ve içlerini boşaltmadan önce sivri bir bıçakla baştan kuyruğa kadar sırt kısmını yarınız. Kılçıklarınızı çıkarıp temizleyiniz. İçindeki siyah deriyi de kaldırınız. Yıkayıp tuz ve karabiberledikten sonra kapatıp bir kenara koyunuz. Yağı koyunuz. Mezgitleri içine atmadan önce açarak ufalanmış ekmeğe bulayınız. Çok sıcak olmayan yağda çevirmeden 8-10 dakika pişiriniz. Bir kâğıdın üzerine koyarak yağının süzülmesini sağlayınız. Hafif tuzlayıp servis anında her balığın üzerine bir dilim tereyağ, maydanoz, tuz, karabiber ve bir dilim limon koyunuz.

Rize yöresine özgü bir tür pide...

Goleti, Rize yöresine özgü bir tür pide.
Cumur, Trabzon yöresine özgü bir tür pide.

Rize Çamlıhemşin' de bir kale...

Zilkale,
Kale-i-zir
Zilkale/Çamlıhemşin,

İlçe merkezinin 15 km. güneyinde, Fırtına Deresi’nin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur. Kalenin üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre dere yatağından yaklaşık 100 metre yüksekliktedir. Kaleyle dere arasında gizli bir geçitin olduğu ve zamanla kapandığı söylenmektedir. Kale, dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Kale doğal bir kaya kütlesi üzerine kurulmuştur.

Dış kalenin kapısına kuzeybatı yönündeki patika bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söğe taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır. Buradan ikinci bir kapı yardımıyla kale içerisine girilir. Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır.

Bunlar muhafız binası, şapel ve baş kuledir. Kulenin dört katlı olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu (vadi, manzara) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktır. Kulenin 8 burç ve bir gözetleme kulesinden oluşan, savunma hendeği durumundaki Zil deresine merdivenle inilen, bir kale olup, kesin yapım tarihi bilinmemektedir.

Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur, 14-15 yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Bölgenin ilk çağları gibi orta çağ tarihi de karanlıktır. Hemşin yöresinin İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu zamanlarında tam olarak mı kısmen mi fethedildiğini bilinmektedir. Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya devam etmiştir. Kalede bulunan iki el topu Trabzon Müzesindedir.

Varoş Kale, 
Zil Kale, 
Cihar Kale,
Pazar Kız Kalesi,

Petrolde bulunan renksiz hidrokarbonlu sıvı...

Oktan,

Kimyasal formülü CH3(CH2)6CH3 olan bir alkan' dır. 18 adet izomeri bulunur. 

Benzin (yakıtın) kalitesini yakıtın kalitesini belirtmede oktan terimi kullanılır. Benzinin patlamaya karşı olan direncine "oktan" denir. Asfalt tabanlı ham petrolden üretilen benzin parafin tabanlılardan daha az vuruntu yapar.

Petrol yağlarındaki parafinin giderilmesiyle elde edilen arıtılmış yağsı parafin...

Gaç, 
Petrol yağlarındaki parafinin giderilmesiyle elde edilen arıtılmış yağsı parafin

Nafta, Petrolden damıtılan bir ürün.
Oktan, Petrolde bulunan renksiz hidrokarbonlu sıvı.

1941'de doğmuş, "Pop Sanat" ve "Foto Gerçekçilik" doğrultusundaki yapıtlarıyla tanınmış ressamımız ...

Nur Koçak,

1941 İstanbul' da doğmuş olan sanatçı, Türkiye’de foto gerçekçilik akımını ilk uygulayan sanatçılardandır. İlk ve ortaöğrenimini gördüğü TED Ankara Koleji’nde ilk resim çalışmalarını Turgut Zaim’ le yapmış, daha sonra liseyi bitirdiği ABD’ nin başkenti Washington’ da resim öğretmeni Soyut-Dışavurumcu Leon Berkowitz (1911-1987) kendisini ‘okulunun en iyi resim öğrencisi’ seçmiştir. 1960’ ta Türkiye’ ye dönünce Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’ ne giren Koçak bu kurumda önce Adnan Çoker, sonra Cemal Tollu ve kısa bir süre de Neşet Günal’ la çalışmıştır. 1968’ de  mezun olmuş, 1970’ te Milli Eğitim Bakanlığı’ nın açtığı Avrupa sınavını kazanarak resim dalında uzmanlık eğitimi görmek üzere Paris’ e gitmiştir. ENSBA (Güzel Sanatlar Ulusal Yüksekokulu)’ nda Jean Bertholle’ ün (1909-1996) duvar resmine yönelik desen atölyesinde bir süre daha eğitim görmüş, bu yıllarda Avrupa’ nın çeşitli müze ve galerilerini yakından izleme olanağı bulmuştur.

Fetiş Nesneler/Nesne Kadınlar  adlı resim dizisine 1974’ te Paris’ te başlamıştır. Aynı yıl İstanbul’ a döndükten sonra 1975-81 arasında İDGSA (e.GSA) Yüksek Resim Bölümü’ nde, 2000-2001  arasında Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nde   öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. 1981’ den beri serbest ressam olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Sanatçı pek çok kişisel sergiler açmış, yurt içinde ve yurt dışında grup sergilerine katılmıştır.

Tropikal Amerika’da yaşayan, "Koati' ye benzer etçil bir hayvan...

Olingo, 
(Bassaricyon),

Memeli bir hayvan cinsi olup rakungiller (Procyonidae) familyasından bir cinstir. Koati' ye ve Kinkaju' ya benzer etçil bir hayvan olup Orta Amerikada Peru ve Nikaragua' da ve Güney Amerika yağmur ormanlarında yaşarlar.




Koati (Nasua),
Amerika' da yaşayan, rakuna benzer memeli bir  hayvan.

Kinkaju-Kinkajou (Potos flavus)
Bal ayıları,

Bileği çarkı...

Küstere (Rumca),
Köstere (Yunanca),
Değirmen taşı yapılan taş. 
Bileği çarkı,
Bir çeşit uzun rende,

Birçok esnaf  eskiden bıçaklarını, makaslarını ve parçalayıcı aletlerini bu seyyar bileyicilere  verirlerdi. Motor gücü ile dönen zımpara taşının devri çok yüksek olur. Devir yüksekliğinden dolayı da aletleri aşındırırken aşırı sürtünmeden dolayı yakar. Çelik malzemenin keskin olan tarafının suyu gider ve ağız kısmı çelik özelliğini kaybeder. Bundan dolayı da kesici ağızları çabuk körelir. Halbuki ayakla döndürülen zımpara taşlarına istenilen hız ayak hareketi ile verilir. Taş yavaş döndüğünden  çeliğin yanması da önlenmiş olur.

Bilecik iline özgü, un, yumurta, ceviz ve pekmezle yapılan bir tatlı...

Linka,

Malzeme:
1 kilo un, 3 yumurta,
Biraz karbonat ve tuz ,
3 kasık tereyağı
250 gr. dövülmüş ceviz ,
1 bardak pekmez .

Yapılışı:
Un, yumurta, karbonat ve tuzu yeteri kadar su ile karıştırırarak sulu muhallebi kıvamına getirin. Kızgınca bir sac veya tavaya tereyağ sürün ve sıvı hamuru bir miktar tavaya akıtıp kaşıkla yayın. Her seferinde tavanın büyüklüğüne göre, ince bir tabaka haline gelecek şekilde hamur dökmelisiniz. Hamurun iki tarafını da pişirdikten sonra, tavadan alıp araşma bir kaşık dövülmüş ceviz ile bir kaşık pekmez dökerek servis yapabilirsiniz.

Bilecik’ e özgü yemeklerin çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Yöre halkının bir bölümü ekmeğini kendisi pişirir. Pide, bükme, kömme, hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir. Yöre halkı makarna, tarhana, kuskus, erişte gibi yiyecekleri de kendisi hazırlar. 

Bilecik’e özgü yemekler; 
Büzme tatlısı, Bozüyük, Parmak köfte, Bıldırcın kebabı, Nohutlu tavuklu mantı, Keşkek, Ovmaç çorbası, Mercimekli mantı, Kesme hamur, Saçta yufka böreği, Yağlı yufka, Su böreği, Keklik kebabı, Güveç, Kuru fasülye, Kuskus pilavı, Piruhi, Samsı, Pancar pekmezi, Saç kebabı, Köpük helvası, Hoşmerim, Kıtırcı helvası, Karacaoğlu helvası, Cevizli üzüm sucuğu, Mantı, Kavurma, Dağ eriği ekşili kesme çorbası, Linka (un, yumurta, ceviz ve pekmezle yapılan bir tatlı).

Dağ eriği ekşili kesme çorbası,
Malzemeler:  
1.5 su bardağı yeşil küçük mercimek,
1.5 su bardağı kesme makarna(ev yapımı),
5-6 bardak et suyu, 
1 su bardağı dağ eriği ve kızılcık kurusu,
Bir miktar karabiber,kimyon,tuz  
Bol miktarda nane  2 baş soğan  2 diş sarımsak  1 çorba kaşığı salça  
Bir miktar sıvı yağ  50 gr. Tereyağ   

Yapılışı;  
1 kaşık sıvı yağda soğanlar incecik doğranır ve hafif sarartılır. Mercimek ve et suyu ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Mercimekler pişince makarna eklenir ve 1-2 taşım daha kaynatılır. Ayrı bir tavada dövülmüş sarımsak, salça, karabiber, kimyon ve nane tereyağ ile çorbanın üzerine sos olarak hazırlanır. Servis yapılacağı zaman bu sos kesme çorbanın üzerine gezdirilir. Dağ eriği ve kızılcık kurusu bir kapta 2 bardak su ile kaynatılarak özel lezzeti haiz ekşi hazırlanır. Arzu edildiği kadarı çorbaya eklenir. Sıcak servis yapılır.

Çin'de yaşayan Uygur Türklerine özgü bir içki...

Akarak,

Eski dilde kaplan...

Bebir, (Farsça). (İng. tiger, Fr. tigre ).
Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris).  Etçiller (Carnivora) takımının, kedigiller (Felidae) familyasından, 225-260 cm kadar uzunlukta, tarçın renkli ve enine kara çizgileri bulunan, kuyruğu püskülsüz, Asya'da yaşayan bir tür. 

Kaplana benzer, ondan daha büyükçe ve pek yırtıcı bir canavar ki, Hindistanda ve Afrikada bulunur. Saldırdığı zaman derisindeki tüyleri kabarıp korkunç bir manzara arzeder. Arslanı bile korkutan bir hayvandır.

Maranta adlı kamıştan elde edilen ve çocuk maması yapmaya yarayan un...

Ararot, (Maranta arundinacea),  
Maranta nişastası, Arrowroot.

Çeşitli bitkilerin köklerinden elde edilen kokusuz ve tatsız, nişastaya benzeyen beyaz bir tozdur. Maranta nişastası olarak da bilinir. Sıcak iklimlerde yetişen "Maranta" adlı kamıştan veya ona benzer başka bitkilerin köklerinden çıkarılan beyaz bir tozdur. Nişastadan daha incedir. Kokusu ve tadı yoktur. Çocuk maması yapmakta kullanılır. Hastalıklardan sonra görülen halsizlikleri giderir. Çocuk gelişimini destekler. Nekahat devresini kısaltır ve halsizliği giderir. Çocuk mamalarında sıklıkla kullanılır. Hastaların halsizliğini gidermek için de hastalara verilir. Ayrıca, meyveli jölelerde kıvamı tutturmak için ve dondurmalarda buz parçacıkları oluşmasını önlemek için kullanılır. Çoğu kez patates unu, mısır unu, hatta bildiğimiz beyaz buğday unuyla kanştırılarak satışa sunulur.

Yahudilerin gönüllü olarak ya da zorla yerleştikleri kent dışındaki yer...

Getto, 
Geto,
Venedik' te 1516 yılında oluşturulan, şehrin Yahudilerini içinde yaşamaya zorladıkları bir Yahudi mahallesinin adından
Getto terimi gelmektedir.  Avusturya İmparatoru V. Charles ve adar çeşitli yetkililer, XVI. ve XVII. y üzyıllarda Yahudiler için Frankfurt, Roma, Prag ve diğer şehirlerde gettolar oluşturma emri verdiler. 


Bir kentin herhangi bir azınlıkça yerleşilen bölümüne genel olarak Getto ya da Geto denir. İbranice kökenli bu sözcük özelde Almanya ve Doğu Avrupa şehirlerinde eskiden Yahudilere ayrılan sonra da Yahudi semtlerine verilen bir addır. Genelde kötü koşulların hakim olduğu bölgeler için kullanılır. 

Günümüzde ise özellikle ABD' de zenci mahallelerinden oluşan getto yerleşim alanı vardır.

II. Dünya Savaşı sırasında gettolar, Almanların kentsel bazen de bölgesel Yahudi nüfusunu bir araya topladıkları ve onları sefil koşullarda yaşamaya zorladıkları, genellikle dışarıya kapalı olan şehir semtleriydi. 


Gettolar, Yahudileri Yahudi olmayan nüfustan ve diğer Yahudi topluluklarından ayırarak soyutladılar. Almanlar sadece Alman işgali ve ilhakı altındaki Polonya' ya ve Sovyetler Birliği' ne az 1.000 getto kurdu. Alman işgal yetkilileri Polonya'da ilk gettoyu Piotrków Trybunalski'de Ekim 1939 yılında kurdu. 

Üç tip getto vardı: kapalı gettolar, açık gettolar ve imha gettoları.

Güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum...

Alagün,

Marksist terminolojide, dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümüne verilen ad...

Praksis,
Uygulama, aksiyon, pratiğin önemi gibi anlamlara gelmekte olan felsefi bir ifadedir.

Praksis, Hegel' de hem vardır, hem yoktur. Ancak Marks bilinçle uğraşır ve bilincin kökenini sorgular. Marks' ta bilinci belirleyenin toplumsal pratik olduğunu belirtmiştik. Marks, Hegel' de metafiziğe bürünen praksisi dönüştürerek devrimci rotaya çeker. Temel bir nokta olarak Marksizmi öteki bütün düşünürlerden ayıran yanı-devrimci özelliği, maddeci bir tavır almasından çok, pratik bir özellik taşımasından ileri gelir. Böylece teoride kalan soyut düşüncelere sahip felsefi idealizmi aştığı gibi maddeciliği de aşar. Dolayısıyla praksisi insani pratiğin ne olduğunun farkına varılmasını sağlayan bir çaba olarak görmek gerekir. Praksis, bilinçli eylemdir. Bilinç, eylem üzerine düşünmektir, farkında oluştur. Praksisin devrimci yönü proletaryanın tavrında ortaya çıkar. 

Marksist felsefeye içkin bir içerik ile daha çok formüle edilmiş olan praksis, bilimsel, politik ve sanatsal görünümler ile ortaya çıkabilir. Henri Lefebvre' e göre praksis ihtilalci bir etkinliktir. 

Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde, ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık...

Akromegali, (Fr. acromégalie, İng. acromegaly ). 
Yunanca akros "yüksek" ve megalos "büyük" anlamında kullanılmaktadır.

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzamasına denir. Normal kemik gelişiminin tamamlanmasından sonra hipofiz bezinden aşırı miktarda salgılanan büyüme hormonu etkisiyle, vücudun çene, yüz, deri, tırnak, iç organlar gibi belli kısımlarının normalden fazla büyümesiyle belirgin sadece köpeklerde görülen bir çeşit devlik.

Hipofiz bezindeki bir tümör bu hastalığa neden olur. Hipofiz bezi beyin tabanında bulunan, büyüme-gelişme, üreme ve metabolizma ile ilgili hayati hormonların salındığı ufak bir bezdir. Büyüme hormonu da hipofiz bezinden salınan ve isiminden de anlaşılacağı üzere büyümeyi sağlayan bir hormondur. Akromegaliye sebep olan tümörler çevredeki sağlam beyin dokusuna baskı yaparak baş ağrısı ve görme bozukluklarına neden olurlar.

Ergenlik öncesinde ortaya çıkışı oldukça nadirdir ve bu durumda hastalığa jigantizm (devlik) ismi verilir. Çoğunlukla 30-60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Hastalık erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Büyüme hormonu aşırı salgısı sonucu yüz görüntüsü değişir, kabalaşır, hastalar baş ağrısı, terleme, el-ayaklarda büyüme ve yorgunluktan şikayet ederler. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi, hormonal sistem başta olmak üzere pek çok organı etkiler ve ölüm riskini 2-4 kat arttırır.

Belirtileri;
Ellerde ve ayaklarda büyüme, ayakkabı numarasında artış, 
Yüzüklerin parmağa dar gelmesi,
Yüz hatlarında kabalaşma, çenenin uzaması,
Ciltte kalınlaşma ve / veya esmerleşme,Terlemede artma ,
Seste kalınlaşma - Dil, dudaklar, burunda büyüme ,
Eklem ağrısı - Genişlemiş kalp ,
Diğer organların büyümesi ,
Kollarda ve bacaklarda yorgunluk ,
Horlama - Yorgunluk halsizlik ,
Baş ağrısı - Görmede daralma ,
Kadınlarda adet bozuklukları ,
Kadınlara göğüsten süt gelmesi ,
Erkeklerde iktidarsızlık ,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ