Mercan balığı...

Mandagöz mercan (Pagellus bogaraveo), 
Bantlı-Çizgili mercan (Pagrus auriga), 
Fangri (Pagrus pagrus, iri bir mercan türüdür), Tongabaş Mercan, 
Kırma mercan (Pagellus acerna), 
Kocagöz Mercan, 
Antenli mercan, 
Tranca, 
Sinarit, 
Mırmır (Lithognathus mormyrus, Mercan balıklarının en çok bilinen türü),

Mercan Balığı (Pagrus caeruleostictus),
(Sparus pagrus), Sparidae familyasından bir balık türü. Vücut oval, dorsal yüzgeçler yüksek, vücut pullarla kaplı, renk sırtta koyu, yanlarda açık pembe,karın beyaz, baş kısmı ve yüzgeçlerde hafif pembemsi lekeler vardır. Genel görünümü pembe renklidir. İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir. Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer. Kuyruk yüzgecinin arka kenarları merkezde siyah, uçta beyaz renklidir. Derinliği 250 m. kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7.7 kg ağırlığa ulaşabilmektedirler. Protogenetik hermafroditizm vardır. 2 - 4 yaşalarında cinsel olgunluğa erişirler, bu zamanki boyları yaklaşık 24 cm boya denk gelmektedir. Şubat - Nisan ayları arasında yumurtlarlar.

Vücut oval, dorsal yüzgeçler yüksek, vücut pullarla kaplı, renk sırtta koyu, yanlarda açık pembe, karın beyaz, baş kısmı ve yüzgeçlerde hafif pembemsi lekeler vardır. Genel görünümü pembe renklidir. İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir. Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer. Kuyruk yüzgecinin arka kenarları merkezde siyah, uçta beyaz renklidir. Derinliği 250 m. kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7.7 kg ağırlığa kadar ulaşabilmektedirler. Protogenetik hermafroditizm vardır. 2 - 4 yaşalarında cinsel olgunluğa erişirler, bu zamanki boyları yaklaşık 24 cm boya denk gelmektedir. Şubat - Nisan ayları arasında yumurtlarlar .

Kafası iridir, gözleri vücuduna oranla iricedir, burnu oldukça uzundur. Ağzı büyük sayılmaz ama çeneleri karagözde olduğu gibi çok güçlüdür. Tüm mercanların dişleri önde kesici, arkada azılar olmak üzere güçlü ve sağlamdır. Midyeleri, küçük kabukluları kolayca kırarak yer. Sırt yüzgeci tektir; enseden kuyruğa kadar uzanır, ön tarafında sert dikenler vardır, arka kısmı yumuşaktır. Kuyruk ve yanal yüzgeçleri de vücuduna göre oldukça gelişmiştir. Karın ve anal yüzgeçleri diğer yüzgeçleri kadar güçlü değildir. Rengi sırtta parlak kırmızı-pembe yanlarda giderek açılır karnı beyazdır. Balık sudan çıkartıldıktan sonra bu güzel renkler ne yazık ki solar. Vucudunda bantlar veya çizgiler yoktur. Pulları iridir vücuduna iyice bağlıdır yine de kazınması gerekir. Yüzme kesesi vardır. Herşey yiyicidir bununla birlikte küçük balıklar, yumuşakçalar, eklembacaklılar başlıca gıdasını oluşturur. Yerel balıklardandır göç yapmaz. Üremeleri Nisan ayından itibaren yaz boyunca nispeten sığ ve sert tabanlı bölgelerde sürer, bazen Eylül ayında da yumurta döktüğü olur. Mercan balıklarının ortalama ömürleri 15 yıl kadar tahmin edilmektedir.

Hemen hemen tüm mercan balıkları hermafrodit özellik gösterirler, yani hem dişi hem de erkeklik özellikleri bulunur. Bazı dişiler üç yaşından sonra (17-20 santim boya gelince) cinsiyet değiştirerek erkek olurlar. Mercan balığı 60 santim boy ve 3,5 kilo ağırlığa kadar büyüyebilir. Sıcak ılıman iklimi severler ve bu tür iklime sahip denizlerde yaşarlar, Yurdumuz denizlerinden başka Atlantik okyanusunun her iki yakasındaki ılıman iklimli bölgelerde bulunur.

Mercan balığının küçüğü...

Litrinoz (Mercan Balığının küçüğü),
Litrin, 
Mangır (100 gramdan küçüklerine denir),

Mercan (Pagrus caeruleostictus); 
Mandagöz mercan (Pagellus bogaraveo), 
Bantlı-Çizgili mercan (Pagrus auriga), 
Tongabaş Mercan, 
Kırma mercan (Pagellus acerna), 
Kocagöz Mercan, 
Antenli mercan, 
Tranca, 
Fangri (Pagrus pagrus, iri bir mercan türüdür), 
Sinarit, 
Mırmır (Lithognathus mormyrus, Mercan balıklarının en çok bilinen türü),
isimleriyle anılan türleri vardır. 

Yavrularına litrinoz denir. Karadeniz'de avlanmaz. Mercan balığı yabancı yayınlarda Comman Pandora, king of the breams (İng.), Pagel (Fra.), Breca (İsp.), Pandora (ABD), Litrini (Yun.), Krasny pagel (Rus.) isimleri ile bulunabilir. 

Vücudu yanlardan basık elipse yakın şekildedir, yüksek sırt profili elips şekli biraz bozar ama balığa mükemmel bir manevra yeteneği kazandırır. Kafası iridir, gözleri vücuduna oranla iricedir, burnu oldukça uzundur. Ağzı büyük sayılmaz ama çeneleri karagözde olduğu gibi çok güçlüdür. Tüm mercanların dişleri önde kesici, arkada azılar olmak üzere güçlü ve sağlamdır. Midyeleri, küçük kabukluları kolayca kırarak yer. Sırt yüzgeci tektir; enseden kuyruğa kadar uzanır, ön tarafında sert dikenler vardır, arka kısmı yumuşaktır. Kuyruk ve yanal yüzgeçleri de vücuduna göre oldukça gelişmiştir. Karın ve anal yüzgeçleri diğer yüzgeçleri kadar güçlü değildir. Rengi sırtta parlak kırmızı-pembe yanlarda giderek açılır karnı beyazdır. Balık sudan çıkartıldıktan sonra bu güzel renkler ne yazık ki solar. Vucudunda bantlar veya çizgiler yoktur. Pulları iridir vücuduna iyice bağlıdır yine de kazınması gerekir. Yüzme kesesi vardır. Herşey yiyicidir bununla birlikte küçük balıklar, yumuşakçalar, eklembacaklılar başlıca gıdasını oluşturur. Yerel balıklardandır göç yapmaz. Üremeleri Nisan ayından itibaren yaz boyunca nispeten sığ ve sert tabanlı bölgelerde sürer, bazen Eylül ayında da yumurta döktüğü olur. Mercan balıklarının ortalama ömürleri 15 yıl kadar tahmin edilmektedir. 

Hemen hemen tüm mercan balıkları hermafrodit özellik gösterirler, yani hem dişi hem de erkeklik özellikleri bulunur. Bazı dişiler üç yaşından sonra (17-20 santim boya gelince) cinsiyet değiştirerek erkek olurlar. Mercan balığı 60 santim boy ve 3,5 kilo ağırlığa kadar büyüyebilir. Sıcak ılıman iklimi severler ve bu tür iklime sahip denizlerde yaşarlar, Yurdumuz denizlerinden başka Atlantik okyanusunun her iki yakasındaki ılıman iklimli bölgelerde bulunur.

Ege bölgesinde temel taşın üstü kerpiç ve tahtadan yapılmış ev tipi ...

Megaron (Alm. Megaron) ,

Ege bölgesinde, temeli taştan ve üstü kerpiç ile tahtadan yapılmış en eski ev tipi. MÖ. 3. bin yılında Anadolu' da Ege' de, Güneydoğu Yunanistan' da, Trakya' da, Doğu Bulgaristan' da görülen ve genelde iki odalı mimari plana sahip ev. Önünde bir giriş bölümü, içinde yalnız bir odası, odanın ortasında da ocak bulunan taştan Yunan konutu. 
Bütün Yunan mimarlığına örnek olan ev biçimi.
Prehistorik çağlardan itibaren ege çevresinde uygulanmış, kısa tarafında giriş bölümü olan ön dehliz ve dikdörtgen bir odadan oluşan ev tipi. Yunan tapınağının prototipi.

Önceleri kült ile ilgili işlemler için sınırlanmış bir alan içinde bir sunak yeterliydi, ancak sonraları insan görünümündeki tanrı heykellerine bir ev naos inşa etmek isteği ile tapınak yapıları kurulmaya başlamıştır. Eski Yunan tapınağının kökeninde Miken evi “Megaron” vardır.

Düzen, hile...

Dek (Farsça),
Düzen, Hile, Entrika, Oyun, Aldatma, Düzen, 
Fent,

Hud'a, Mekir (Şeytan),

Düzeltmen...

Düzeltmeci,
Musahhıh,

Düzeltimci...

Düzeltimci, Düzeltmeci.
Reformist (Fr. réformiste ),
Islahatçı,
Musahhih,

Köpeklerin boynuna takılan ve üzerinde çiviler olan demir tasma...

Tasma,

Bakla,
Hanaka, Hırtal (Çoban köpeğinin boynuna takılan halkalı demir, tasma),
Hışt (Köpek tasması), 
Hışta, Hişti,
Meres (Köpeklerin boynuna takılan diken gibi demirli halka, tasma.),
Sad,
Toht (Halk dilinde Çoban köpeklerinin boynuna takılan dikenli demir halka, tasma), 
Tok (Yemliklere hayvanı bağlamak için takılan demir halka),

Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ.

Kösele şerit, yaklaşık 3 cm. genişliğinde yumuşak şerit ...

Vardela, (Rumca),
Yaklaşık 3 santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit.

Kapama parçası olarak kullanılan deri ya da kumaş bant ...

Pat,

Saka kuşu...

Kutan, Saka, Ökse kuşu (Carduelis cardelis).   
Fr. chardonneret commun . İng. goldfinch
Saka kuşuna verilen bir başka ad.

Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, bol renkliliğiyle dikkati çeken, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş.  Gagasının etrafındaki dar bir şerit, tepesinin ortası ve başının arkası koyu siyah, alnı, yanaklarının önü ve gerdanı parlak kırmızı, sakakları ve yanaklarının arkası beyaz, ensesi, omuzları ve sırtı sarımsı - kahverengi, gırtlağı ve göğsünün yanları açık kızılımsı - kahverengi, karnı beyazdır.  Ötücü-kuşlar takımının ispinozgiller familyasından bir kuş türü. Kuyruğu gibi siyah olan kanatları enli bir sarı şeritle süslüdür. Erkekle dişi birbirine çok benzer. Uzunluğu 13 cm. Sırtı kahverengi, karnı ve kuyruğu beyaz, yüzü kırmızı, kanatları kara olur. Avrupa, Kuzey Afrika ve Sibiryada ağaçlarda yaşar. Türkiye'nin hemen her yerinde yaz kış görülebilir.

Bütün Avrupa ile Batı Asya'da bulunan bu zarif yapılı ve hareketli kuş, güzelliğinin farkında imiş gibi davranır. Gerçek bir ağaç kuşu olduğundan ender yere iner ve bu takdirde oldukça beceriksiz hareket eder. İtina ile örülmüş yuvası, pek sık olmayan yapraklı ormanlarda, meyva bahçelerinde, çok kere de ev bahçelerinde yerden 6-8 metre yüksekliktedir. Kara başlı iskete'ninki gibi gözden çok iyi gizlenmiştir. 

4 - 6 yumurtanın üzerine yalnız dişi kuş kuluçkaya oturur. Kara başlı iskete gibi bu da en sevilen kafes kuşlarındandır.

Sağılan hayvanların süt torbası...

En,

Pazar yeri...

Suk,  

Çarşı, Pazar, Alım satım yeri.
Pazar kurulan yer.
Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer. 

Belli bir şeyin satıldığı yer.

Edinme isteği, gıpta ...

İmren,  İmrenme,
Arzu.

Edim,

İcraat, (İcra).
Yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar.
Meydana getirilen işler. 
Yapılan işler. 
Ameliyat. 
Tatbikat.

Edebiyatta düz yazı...

Nesir,(Fr. Prose),
Düz yazı, Edebiyatta düzyazı sanatı.  

Dil kurallarından başka hiçbir kurala bağlı olmayan, konuşma diline yakın olan doğal anlatım yoludur. Terim olarak önceleri düzyazı yerine inşa, düz yazı yazarına münşi denirdi. Sonradan inşa nesir, münşi nasir oldu. Günümüzde nesir yerine düzyazı, hatta yalnızca yazı ve nâsir yerine yazar terimleri kullanılmaktadır. Genel olarak tartı, ölçü ve uyak gibi kayıtlara bağlı olmıyan yazıya nesir denir.

Edebiyatta etkiyi çoğaltmak için bir şeyin tersini söyleyerek alay etme ...

İroni, (Fr. ironie), (Eski yunanca eironeía),

Gülmece,  Alaysılama
Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme. Dolaylı ve alaylı anlatım, mizah
Söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir. Söylenen ya da yapılan eylem, ciddi görüntüsü altında, karşıt söylenceyi ya da eylemi, çelişki noktasına çekmeyi hedefler. Mizahdan farkı olarak, ironi daha eleştirel yaklaşır. İroni mimik, jest ve tonlama ile söylemek istenenin altını, dolaylı çizer.

Eklemleri etkileyen ve en sık rastlanılan eklem hastalığı...

Osteoartrit,

Halk arasında Kireçlenme ya da Romatizma ya da Yel adıyla bilinen, tıp dilinde ise Artroz, Osteoartoz ya da Dejeneratif Eklem Hastalığı olarak isimlendirilen Osteoartrit romatizmal hastalıkların en sık görülenidir. Osteoartrit, erişkinlerde fiziksel özürlülüğe yol açan en önemli nedenlerden birisidir.

İki kemiğin karşılaştığı yere eklem denir. Eklemlerdeki kemik yüzeyleri ince bir kıkırdak tabakası ile kaplıdır. Bu kıkırdak bir örtü gibi kemik yüzeyini örter, ekleme yük bindiğinde kemiği darbelerden korur ve hasar görmesini önler. Kıkırdak aynı zamanda eklem yüzeylerinin pürüzsüz bir şekilde kaymasını sağlar. Eklem, sinoviyal zar adı verilen bir zarla çevrilidir ve bu zarın içinde kalan eklem boşluğu bir sıvı (sinoviyal sıvı) ile doludur, sağlıklı bir eklemde sinovial sıvı bir enjektörle alınamayacak kadar azdır. Bu sıvı, kıkırdak dokusunu beslerken, aynı zamanda eklem yüzeylerinin de kayganlığını sağlar. Böylece eklem hareket ederken, kıkırdak yüzeylerinin birbirine sürtünmesi önlenir. Bütün eklem, sinoviyal zarın dışında bulunan bir kapsülle çevrilidir. Bu kapsül, eklemi oluşturan kemiklerin gereğinden fazla oynamasını önler. Osteoartrit (halk dilinde kireçlenme), eklemleri tutan bir hastalıktır. Osteoartritte, eklemdeki kıkırdak tabaka düzgünlüğünü kaybeder ve incelir. Kıkırdağın altındaki kemik ise kalınlaşır ve kenarlarında osteofit (kemik çıkıntısı) adı verilen küçük kemik çıkıntıları oluşturur. Eklem içinde kıkırdaktan kopan serbest cisimler olur. Sinoviyal zar kalınlaşır ve eklem içindeki sinoviyal sıvı artar. Bu da eklemin şişmesine sebep olur. Eklem kapsülü ve kapsülün dışından geçerek eklemi kuvvetlendiren ligamentler (bağlar) kalınlaşırlar ve şişen eklemi korumak için kasılırlar. Bütün bunlar, eklemin kendisini tamir etmeye yönelik çabalarıdır. Ancak bu tamir çoğu zaman başarılı olmaz, giderek eklemde ağrı ve hareket kısıtlığı gelişir. 

Osteoartrit (kireçlenme) başlangıçta kıkırdak ve kıkırdağın altındaki kemiğin hastalığı iken hastalık ilerledikçe eklemle ilgili bütün oluşumları etkiler, tüm eklemleri tutabilir ancak en sık; diz, kalça, el, ayak, boyun ve bel eklemlerinde görülür. Yavaş gelişen bir hastalıktır. Hastayı rahatsız edici değişikliklerin oluşması genellikle yıllar sürer. Bazen eklemde küçük değişikliklerle sınırlı kalır ve günlük hayatı çok etkilemez. Bazen de çok ağır ve çok kısıtlayıcı olabilir. Ağır durumlarda kıkırdak iyice incelir, hatta kaybolur ve eklem içindeki kemik yüzey çıplak kalır. Korunmasız kalan bu kemik yüzeyler hareket sırasında birbirlerine sürtünürler ve aşınmaya başlarlar. Bu sırada kemikte osteofit oluşumu da artar. Sonuçta eklemde şekil bozukluğu gelişir ve eklem normal düzenini kaybeder. Osteoartritte sık görülen bir sorun da; kıkırdaktaki kalsiyum kristalleri eklem sıvısının içine dökülüp eklemde kızarıklık, sıcaklık ve şişlik gelişmesine neden olurlar. Bu duruma sinovit adı verilir. Tedavisi normal osteoartritden bazı farklılıklar gösterir.

İpek ve pamuklu bir kumaş...

Çitar, 
Çitari,
İpek ve ipekle karışık yollu dokuma.
İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş.
Bir çeşit basma.

Kumaş, ipliklerin, çeşitli yöntemlerle bir araya getirilerek oluşturduğu kaplayıcı yüzeylerdir. Pamuk, yün, ipek, keten vb maddelerden elde edilir. Birbirlerine dik ve paralel konumda bulunan ipliklerin birbirlerinin altından üstünden geçirilmesi ile kumaş oluşturulur.

Görünüş, biçim...

Suret, Görünüş, biçim
Zevahir, Görünüm,
Yazı veya resim kopyası, nüsha

Osmanlıların Avusturya' ya ve halkına verdikleri ad...

Nemçe, (Sırpça),  

Avusturya (Almanca Österreich, eski dilde Nemçe)
Osmanlılar tarafından Avusturya ve Avusturyalı manasında kullanılan bir tabir.

Osmanlılarca Avusturya' ya ve halkına verilen ad, Nemse.
Slavca bir kelime olup nemetz kelimesinden alınmış ve dilsiz, dil bilmeyen demektir.
Niemietzkiy, Nemetsky, Nemçe.

Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri ad...

Voyvoda, (Sırpça voivoda),
Slav dillerinde kumandan ya da prens anlamındadır.

Osmanlılar  Eflak ve Boğdan' ı topraklarına katmadan önce bu ülkelerin kralları voyvoda adıyla anılmaktaydılar. Osmanlı Devleti zamanında aynı terim Eflak ve Boğdan vilayetlerine padişah tarafından tayin edilen valiler için kullanılmaya devam etti. Voyvodalar Osmanlı Devleti' nin kadrolarında sancak beylerine eşit konumdaydılar ve Anadolu ve Rumeli' deki hıristiyan yöneticilere voyvoda denmekteydi.

Voyvodaların en meşhur olanı ise Voyvoda III. Vlad Tepeş ( 1431– 1476), Kont Drakula ya da Kazıklı Voyvoda (Rumence: Vlad Ţepeş) idi.
Voyvoda III. Vlad düşmanlarını (özellikle esir aldığı Osmanlı askerlerini) kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçmiştir. Sonradan Bram Stoker'ın Drakula romanına ve Drakula filmlerine konu olmuştur.

Memnu...

Yasak,  
Menedilmiş. Mâni olunmuş.
Memnu (eski dilde yasak)
 Memnuat, Memnu ve Memnua.  Yasak şeyler.
Aşk-ı memnu, yasak aşk.

Mercan resifleri üzerinde duran, çoğunlukla kumlu, küçük ve düz ada...

Key,
Su yüzüne kadar çıkan yuvarlak mercan resiflerinin birleşmesinden oluşan adacıklara Mercan adası ya da atol, denir.

Derinin üst katlarında kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkan bir deri hastalığı ...

Egzama,

Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler. Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır.

Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez. Eski Grekçe bir kelime olan “ekzein”den geliyor. Kelime anlamı ise kabarma, köpürme olarak tanımlanıyor ve egzamadaki ödem ve sulantıyı ifade eder. Egzamalar vücudun her yerinde oluşabiliyor. Ancak cildin en fazla kuruyan, travmaya maruz kalan bölgeleri eller olduğundan egzama ellerde daha fazla görülüyor.


Deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli cilt rahatsızlığı. Akut ve Kronik diye ayrıldığı gibi Yaş ve Kuru ekzema cinsleri de vardır.

Ekzama çeşitleri;
Kenarlı hebra egzaması ,
Seboreli egzama ,

Sünni anlayışın yasakladığı ve günah olarak değerlendirdiği şeyleri yasak görmeyen anlayış...

İbahilik,
Sünni anlayışın yasakladığı ve günah olarak değerlendirdiği şeyleri yasak görmemektir. Hatta bir bölümünün tersini yapmak anlayışıdır. Bu anlayış yolun temel kurallarından biri durumuna Balım Sultan'la gelir. İslamlığa bir yorumdur. Sünni İslamın ortaya sürdüğü şeyleri, Alevi-Bektaşi anlayışından süzerek/geçirerek kabul etme veya kabul etmeme anlayışı ve tavrıdır. Alevi-Bektaşiliğin özgün yanını ve -Sünniliğe karşın- kimliğini bu anlayış ortaya koyar. Alevi- Bektaşiliğe yorum(tevil) yolunu açar. Bir başka deyişle Alevi-Bektaşiliğin felsefik altyapısını oluşturur.

Müslümanlığın haramlar ve yasaklar konusundaki bütün kısıtlamalarını kaldırarak her türlü davranışı helal ve serbest sayan aşırı sufiler ve Batınilere verilen ad...

İbahiler,
İbahiyun ,

Herşeyi mübah sayan.  Sevab veya günah olduğunu kabul etmeyen bâtıl ve dalâlete saparak dinden çıkan bir fırka veya bu fırkadan olan kimse. İslam dininin haramlar ve yasaklar konusundaki tüm hükümlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan ,aşırı tasavvuf ve batınilik akımlarının genel adı.

Ezoterizmin Osmanlıca karşılığı "Batınilik"tir. Batın; iç yüz, içteki anlamındadır. Bunun Türkçe karşılığı "içreklik" sözcüğüdür. "Ezoterik", "içrek" demektir. Bu sözcük "içte kalan, saklı" anlamına gelir.

Çinli dahi piyanist, gençlik ikonu ...

Lang Lang,
1983 doğumlu Çinli piyanist. 
Klasik müzik kayıt ve konser endüstrisinin yeni gözdelerinden olan Philadelphia' daki curtis institute of music' den mezun olmuş.
 
Pekin Olimpiyatı’nın açılışında da çalan Lang Lang, Çin’in en büyük kültür ihracı olarak görülüyor. Klasik müziğin en medyatik isimlerinden olan ve neşeli kişiliğiyle genç nesillere klasik müziği sevdiren Lang Lang’tan etkilenerek 45 milyon Çinli çocuğun klasik müzik eğitimine yöneldiği belirtiliyor. Lang Lang, daha önce 2003 yılında İş Sanat’ta Bilkent Senfoni orkestrasıyla birlikte sahneye çıkmıştı.
 

Ağlatma...

İbka,
Ağlatmak.

Koyunun en değerli etine ve bu etle yapılan kebaba verilen ad...

Küşneme,  
Kasaplık hayvanların omurga kemiğinin iç tarafından elle çekilip çıkarılan, en ideal kebaplık et.

Koyunun omurgasının iki tarafından uzanan yaklaşık 15 cm uzunluğunda bir et parçası. sinirsiz olduğu için en yumuşak koyun etidir ve terbiyesiz sadece tuzlanarak mangalda hafif pişirilerek tüketilir, kıymetlidir.
 
Koyunun sırt kısmında bulunan yağsız ve sinirsiz et. çok az miktarda bulunduğu için, kilosu en pahalı olan etlerden biridir. aynı zamanda hayvanın bu bölümünden yapılan yemeğe de denir.

Kadınlar tarafından oynanan Azeri halk oyunu...

Enzeli,
Azeri kızların halk dansı ,

Bayındırlık işleri...

Nafia,(Arapça).
İmar,

Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılanların tümü, bayındırlık işleri.
Osmanlı Devleti 'nde Bayındırlık bakanlığı' na  Nafia Nazırlığı ya da Nafia Nezareti denirdi.

Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı...

Okültizm (Fr. occultisme),
Gizlicilik, Gizlibilim, Okült,

"Görünen, görünmeyenin tezahürüdür." Her şeyin kökenindeki temel hakikat budur. Bu ilkeden hareketle "görünen"den yola çıkarak, "görünmeyen" esas güce, ana sebebe doğru uzanmaya çalışmaktadırlar. Eflatun'un "idea"ları, Jung'un "arşetip"leri ve daha pek çokları bu görünmeyen ilkeleri ifade etmektedirler.

Latince’de gizlemek, saklamak anlamına gelen occulere sözcüğünden gelen, “gizli, saklı” anlamındaki occultus sözcüğünden türetilmiş olup, “gizli ve saklı olanın bilgisi” anlamına gelir. Buradaki “gizli ve saklı olan” ifadesi hem görünmeyen aleme, hem doğaüstü denilen fenomenlere ilişkindir. Geçmiş çağlarda doğa, evren, tesirler, insan ve evren ilişkileri ve gelecek hakkında gerek medyumluk yoluyla gerekse aktarılagelen ezoterik tradisyonlar yoluyla edinilmiş derin bilgiler bütünü olarak tanımlanır.

İki kişi arasındaki soğukluk...

Mabeyin,

Hastalık nöbeti...

Akse,
Kriz,

Ortaçağda ve Rönesans döneminde nota yerine kullanılan işaretlere verilen ad...

Brevis,
Günümüzün uluslararası müzik yazısı haline gelmiş olan nota yazısı ortaçağ kilise ve manastırındaki şarkıcıların, ezginin iniş ve çıkışını göstermek ve böylece anımsanmasını kolaylaştırmak amacıyla ellerindeki yazmalara (sözlerin üzerine) koydukları Neum (grek. işaret) denilen imlerden türemiştir.  Bu yeni yazı biçiminin öncülerinden Philippe de Vitry'nin (1291-1361) "ars nova" diye adlandırdığı bu evrede ölçek nota brevis olmuştu. Buna göre bir müzik parçasının başına konulan daire, her brevisin üç semibrevise bölüneceğini, yarım daireise her brevisin iki semibrevise bölüneceğini gösteriyordu. (Bu yarım daire, dört vuruşlu ölçüleri ya da sebare ölçüleri göstermek için kullandığımız C imi olarak halen yaşamaktadır.) Daire ve yarım dairelerin içine konan bir nokta, birim vuruşun üçe (nokta yoksa ikiye) bölüneceğini gösteriyordu.

Bir tür yumurtalı ve hafif hamur tatlısı....

Mafiş, (Selanik mutfağına özgü bir tatlı.)
Mafiş Tatlısı, Çanakkale ve civar illerinde yapılan şerbetli bir tatlıdır. Rumeli kökenli bir tatlı olduğu düşünülmektedir. Trakya' da özellikle Gelibolu ve Eceabat civarında çokça yapılır. Mevlevi mutfağının lezzetleri arasında da yer etmesinin, Gelibolu mevlevihanesinden sebep olabileceği düşünülmektedir. Zira mevlevihane döneminde oldukça etkilidir, böylelikle değişik yerlere taşınmış oabileceği varsayılmaktadır.


Malzemeler;
3,5 su bardağı un,
1 çay bardağı yoğurt,
1 çay bardağı sıvıyağ  
1 yumurta  
Yarım çay kaşığı tuz  
1 paket kabartma tozu  
1 su bardağı çekilmiş ceviz  1 su bardağı nişasta  Şerbeti için :   1,5 su bardağı toz şeker  2 su bardağı su  
Yarım limon suyu  

Yapılışı ;
Derince bir kaba unu alın.  Yoğurt, sıvıyağ, kabartma tozu, yumurta ve tuz ilave edilerek yumuşakça bir hamur elde edinceye değin yoğurun.  Hazırlanan hamuru 2 eşit parçaya ayırıp,bir saat dinlenmesi için üzerine ıslak bez örtüp kenara alın.  Tezgaha nişastanızı serpip üzerinde hamurlarınızı ince bir şekilde açın.  Hamurun kenarlarını bıçakla keserek düzeltin.  Hamurunuzu kenarlarından tutun ve hafif hafif yaklaştırıp büzdürün. Pileli bir görünüme sahip olmalarını sağlayın.  Bu büzdürülmüş hamurunuzu 10 cm aralıklarla parmağınızla sıktırıp, boğum yerleri elde edin.  Bu sıktığınız yerlerden bıçakla kesip, uç yerleri açılmayacak şekilde düğüm yerlerini sıkılaştırın.  Elde edilen hamurları kızdırılmış yağda, pembeleşene değin kızartın.  Önceden hazırlanıp soğutulmuş şerbetin içine, kızgın hamurları atıp, şerbetini içtiğinden emin olunca servis tabağına alın.  Üzerlerine ceiz serpeleyip servis edin. 

Sicilya kökenli bir tür dondurmalı tatlı...

Kasata, Kasatta, 
Yarım silindir veya yarım küre şeklindeki kalıplara değişik dondurmaların kat kat konarak deepfreeze de dondururlması ile hazırlanır. Kalıplar ters çevrilerek çıkarılır. Dilim dilim kesilerek servis edilir.Dondurma kaşığı ve pasta atalı kullanılır.

Bazı kasatta çeşitleri:
Kasattta Napolitan: Vanilya ahududu antep fıstıklı dondurmaların ortasına koyu şeker şurubu meyve şekerlemesi ve çırpılmış yumurta konarak hazırlanır.
Kasatta Sicilya:Napolitan gibi hazırlanır.Fıstıklı dondurma yerine çikolatılı dondurma kullanılır.
Kasatta Kontes:Çilekli ve vanilyalı dondurma ile hazırlanır.Dikdörtgen kalıpta servis edilir.
Kasatta Maria Tesse:Dikdörtgen kalıp çikolatalı dondurma ile sıvanır.İçine krem şanti biskivi kırıntıları kiraz likörükarışımı ile doldurulmak sureti ile hazırlanır.Servis edilirken ananas dilimleri ile garnitürlenir.

Vücudun tümünün ya da bir bölümünün duyarlılığının az ya da çok yok olması...

Anestezi (Fr. anesthésie, İng. anesthesia),
Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok olması, duyum yitimi, 

Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması.

Yunanca an =sız, Yunanca aisthesis = duygu, anlamı duygusuz anlamındadır. İlaç, hastalık ya da hipnotizma ile duygunun yok olması, kısmen ya da bütün olarak bir duygusuzluk meydana getirilmesi. Uyuşturma.

Fas kralının kararnamesi...

Dahir,

Sigara makinesinde, içine kıyılmış tütün doldurularak sarılmış uzun ve şerit halinde sigara...

Makaron,
Sarmalık kıyılmış tütün mamulü: Genetik olarak değiştirilsin ya da değiştirilmesin tütün yaprağının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile kıyılarak hazırlanan tütünün yanı sıra, makaron ya da sigara kağıdını da içeren ambalaj içinde piyasaya arz edilen içme amaçlı ürün.

Sarmalık kıyılmış tütün mamulü, Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan fabrika kurma, üretim ve satış izni alan firmalarca üretilebilecek. Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ''Sarmalık Kıyılmış Tütün Mamullerinin Üretimi, Ambalajlanması ve Piyasaya Arzına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'' ile söz konusu ürün için üretici ve dağıtıcıların alacakları önlemleri belirledi. Yönetmeliğe göre, üreticiler, kullanılacak yaprak sigara kağıdı yada makaronu kendi üretebilecekleri gibi, belirlenen esaslar çerçevesinde ithal de edebilecek. Makaron üreten makineler de, yine Kurumdan izin almak kaydıyla iç veya dış piyasadan sağlanabilecek. Bu makinaların nakli, devri ve ülke dışına çıkarılması da, Kurul iznine tabi olacak. Makaron veya yaprak sigara kağıdı ithal etmek isteyen firmalar, ihracatçı ülkede çıkış işlemleri tamamlanmadan önce bu malzemelerle ilgili belgeleri vererek, uygunluk belgesi talebinde bulunacak. Gümrük idareleri de, bu belgenin alınıp alınmadığına bakacak.

Eski yelkenli teknelerde "yelken aç" komutu...


Foravele,
Yağmurdan ıslanmış olan yelkenleri seren üzerene açarak kurutmak için verilen komuta denir.
Yelken, (Fransızca Voile, İng. Vela, Vel, Velorum) .
Amora, Yelken açma komutu.

Fora, Denizcilikte, yelkenleri açtırmak için verilen komut. 
Fora etmek, Düğüm açmak. 
Foravele, Sarılı bulunan ve yağmurdan ıslanmış bulunan yelkenleri kurutmak maksadıyla açmak için verilen komut.


Bir kimseden sürekli ve ısrarlı biçimde istekte bulunan ve bu eyleminde direten kimseler için kullanılan sözcük...

Sırnaşık,
Yapmacık,
Sırıtkan.

Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen (kimse).

Muğla' nın Fethiye ilçesinde antik bir kent...

Fethiye çevresindeki antik kentler;

Kaunos, 
Kadyanda (Cadianda),
Letoon,
Oktapolis (Sekiz Şehir) Antik Kentin uzantısı ve kaya mezarları (Bozbel),
Pınara, 
Telmessos,( Lykia' nın Karia sınırında bulunan antik kent),
Tlos, 
Xanthos. 

Fethiye, Akdeniz Bölgesi'nin batı kesiminde, Muğla iline bağlı bir ilçedir. Fethiye ilçesi, Fethiye körfezinin doğusunda, Fethiye ovasının güneybatısında yer alır. Muğla'ya uzaklığı yaklaşık 130 km' dir. 

Fethiye civarındaki birbirinden güzel plajlar vardır bunlar;
Ölüdeniz gibi dünyada eşi bulunmayan bir plajı,
Belcekız (Belceğiz),  
Çalış Plajı,  
İztuzu Plajı (Dalyan),

Yaşlı, ihtiyar, koca...

Pir,
Yaşlı, koca, ihtiyar ,
Yaşlı ihtiyar; reis herhangi bir meslek ve sanatın başlatıcısı,
Bir tarikat veya sanatın kurucusu,
Herhangi bir konuda, bir meslekte tecrübe kazanmış, eskimiş kimse,

1923' te doğmuş, manzara resimleri ve portreleriyle tanınmış ressamımız...

Tiraje Dikmen, (d. 1923, İstanbul), Türk ressam.

Işık Lisesi'ni (1940), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi (1946). Bir yandan “İstanbul’da Kadın İşçilerin Çalışma Koşulları” konulu doktora tezini hazırlarken, bir yandan da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde Leopold Lévy'nin atölyesine devam etti.1949 yılında Fransız Hükümeti’nden aldığı burs ile Paris’e gitti. İlk kişisel sergisini 1956 yılında, Ernst, Miro ve Arp’ın eserlerini düzenli olarak sergileyen Galerie Edouard Loeb’da açtı. 

1964’te davet edildiği ve bugün Gerçeküstücülük tarihinin en önemli sergilerinden biri sayılan “Gerçeküstücülüğün Kökenleri, Tarihi ve İlişkileri” sergisinin kataloğunda kendisinden “genç imgesel resmin en güçlü figürlerinden biri” olarak söz edildi.

Daha sonraki yıllarda eserleri, Fransa ve Türkiye’nin çeşitli sanat merkezlerinde açılan kişisel ve karma sergilerde izlenen Tiraje Dikmen, resim çalışmalarını aralıksız sürdürdü, Paris’ten ayrılmadı.

İstanbul'da önce Paris'te yaşayan ressamların açtığı karma bir sergiye katıldı (1968). İlk şahsi sergisini İstanbul'da Galeri I' de açtı (1970).




Afyonkarahisar iline ait yemekler...

Afyon Salatası (Haşhaş bitkisinin yeşil yaprağından yapılır), 
Ağzıaçık (Bir hamur yemeği),
Buğday kavurması (Kavurgaç),
Cızdırma,  Cücü,
Çullama köfte,
Göce köftesi,
Gölle (Buğday haşlaması),
Haşaşlı Yaprak sarması
İlibada dolması,
Kavut (Şekerli kavurgaç unu), Keşkek,
Mercimekli Bükme , Miyane çorbası,
Nohut çöreği,
Paçık, Patlıcan pilakisi,

Sakala çarpan çorba (mercimek ve hamurla yapılan çorba), Sırtsırta,
Şakşuka, Şepit,
Velense hamuraşı,
Zürbiye (Soğan yemeği), 



Tatlılar;
Ağız, 
Erişte baklavası, 
Fırma baklavası, 
Haşhaş helvası, Höşmerim, 
İncir dolması,
Kaymaklı lokum, Kedi külümbe, Kurabiye, 
Muhallebi,
Palize, Pandispanya,
Saksağan beyni,
Yepinti,

Bizans kiliselerinde kadınlar ayrılan bölüm...

Yineke,

Bizans İmparatorluğunun Afrika ve Kalya' daki valilerine verilen ad ...

Eksarh (İng. Exarch),
Doğu kilisesinde başpapaza verilen san.
Bizans İmparatorluğunun Afrika ve İtalya' daki valilerinin sanı.

Macar devletinin kurucusu ve Macar tarihinin en ünlü kişilerinden biri olarak kabul edilen, ilk Macaristan Kralı...

İstran,

Macaristan, denize kıyısı olmayan bir Orta Avrupa ülkesidir. Batısında Avusturya, kuzeyinde Çekoslovakya, kuzeydoğusunda SSCB, doğusunda Romanya, güneyindeyse Yugoslavya vardır. Tuna Irmağı ülkeyi doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırır. Batı kesiminin ortasında bir dinlence yeri olan balıklarıyla ünlü Balaton Gölü yer alır. Orta Avrupa' nın en büyük gölü olan Balaton Gölü'nün uzunluğu 77 km kadardır, derinliğiyse 11 metreyi geçmez. Gölün kuzeyindeki ormanlık Bakony Dağları, kuzeydoğu yönünde Tuna Irmağı kıyısındaki Budapeşte kentinin bulunduğu tepeye kadar uzanır. 

Eski kaynaklarda Macaristan' dan Panonya diye bahsedilmektedir. Macarlar 10. yüzyılda Hıristiyan dinini benimsedi.  Macaristan, tahta çıkan I. István tarafından 1000 yılının Aralık ayında Estergon merkez olmak üzere Hristiyan bir krallık olarak ilan edildi. István, Géza' ın oğlu, yani Árpád' ın soyundandı. 1006 yılına gelene kadar István, hem eski Macar pagan dinsel inançlarını sürdürmek isteyen, hem de Bizans İmparatorluğu'nun Ortodoks Kilisesi'ne bağlanmayı savunan tüm karşıtlarını alt ederek gücünü pekiştirdi. Daha sonra Macaristan'ı bütünüyle Hristiyan inanç ve geleneklerine göre yönetilen feodal bir ülke yapmak için tüm reformları kaldırmak ile uğraştı.

István'in tüm yaptıklarının sonucunda ortaya, Alman Krallarına ve Macaristan topraklarından geçen Haçlı Orduları'na, Macar boylarını takip ederek doğudan buralara gelen yağmacı konar göçer boylara karşı tüm gücüyle ayakta duran bir krallık çıktı. Bu dönemde aralarında Hırvatistan ve doğu Slovakya topraklarında bulunan birçok küçük Slav krallığıda egemenlik altına alındı.

Macar Kralı I. Istvan, Macaristan'ı yönetim birimlerine ayırdı. Bu birimlerin yöneticileri bölgelerini kral adına yönetiyordu. Bunu izleyen yıllarda baş gösteren taht kavgalarına karşın Macaristan, zengin ve iyi yönetilen bir ülke oldu.

Kentler;
Budapeşte (Başkent), Debrecen , Miscolc , Szeged , Pecs.

Afyonkarahisar iline özgü bir tür soğan yemeği...

Zürbiye Yemeği (Soğan Aşı),  

Malzemeler;  
Yarım kg arpacık soğan,
250 gr kuşbaşı,
1 fincan yağ,
1 kaşık salça,
Tuz, pul biber,

Yapılışı;
Tencereye yağı koyarız, salçayı, soğanları içine ilave edilir. Üzerine haşlanmış kuşbaşı eti, tuzu, biberi ekleyip hepsini biraz kavururuz. 2 bardak et suyu ilave ederiz. Ocaktan indiririz, üzerini maydanozla süsleyerek servis yaparız.





Işıklar Bayramı' da denilen ve sekiz gün süren Yahudi Bayramı ...

Hanuka, 
Hanukka, Hanukiya,


Museviler 21 Aralık Perşembe gecesinden 29 Aralık Cuma gününe kadar uzanan sekiz günü Hanuka (Hanukkah) Bayramı olarak kutluyor. Bu kutlamanın MÖ 167 yılına kadar giden 2.167 yıllık bir geçmişi var.



Musevi takvimine göre, Kislev ayının 25'inci günü Haşmonay ailesinden Matatyau ve "Makabiler" olarak anılan beş oğlu (Yeuda Makabi ve kardeşleri) ile yandaşları Suriye yönetimine baş kaldırdı. Kudüs'ü ele geçirerek, daha önce kapatılmış olan Büyük Mabed - Bet Amikdaş'ı kurtardı. Mabedi putlardan temizledi. Mabette devamlı yanması gereken altın "Menora" yerinde yoktu. Onun yerine bir madenden yapılmış yeni bir Menora bulunup konuldu. Menora'da yakılacak yağın hazırlanması için sekiz güne ihtiyaç vardı. Mabedin bir köşesinde bulunan yağ ise Menora'yı bir gün yakacak kadardı. Ancak bir mucize gerçekleşti. O bir günlük yağ sekiz gün boyunca yandı.
Bu mucizeyi Yahudiler her yıl, sekiz gün boyunca "Işıklar Bayramı" olarak kutlamaya başladı. Hanuka Bayramı aralık ayının son haftalarına rastlar. Hıristiyanların Christmas kutlamalarıyla çakışır.

Kudüs'teki mabette sekiz gün yanan ışık, Yahudilerce "Hanukiya" adı verilen dokuz kollu bir şamdan ile simgelenir. Ortadaki kandil veya mum diğerlerini yakmak için kullanılır. İlk gece birinci mum veya kandil yakılır. Daha sonra her gece birer tane artırılarak son gece sekiz mum veya kandil beraberce yakılır. Hanuka'da yanan mum veya kandilin tüm insanlara cesaret ve umut ışığı verdiğine inanılır.

Uykuda veya kaygılı veya gergin durumlarda ortaya çıkan dişleri birbirine sürttme, gıcırdatma ve çeneyi sıkma olayı...

Bruxism, (Diş Gıcırdatma, Diş sıkma),
Bruksizm.

Bruxism, hafif ve sadece bir kere gerçekleşebilir, yada şiddetli ve sık sık ortaya çıkabilir. Bruxism genellikle geceleri olur.  Bruxism (Diş sıkma-gıcırdatma), genelde uyku esnasında çenenin sıkılıp dişlerin gıcırdaması. Kişiden kişiye şiddeti artabilir ve dişlerin çatlayıp kırılmalarına kadar giden sorunlara yol açabilir. Diğer sebeplerin yanında, stres bu problemin çıkmasındaki en önemli faktör olarak görülür. Genel itibariyle titiz ve çabuk sinirlenen kişilerde daha sık görülür.

Dişleriniz veya çeneniz zarar görene kadar dişlerinizi gıcırdattığını ve çenenizi sıktığınızı farkedemezsiniz. Dişlerini gıcırdatan insanlarda ayrıca horlamaya ve uyku apnesine de sık rastlanmaktadır.


Farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Gece yatarken diş hekimlerince hazırlanıp, diş aralarına yerleştirilen koruyucular kullanılabilir.


Elazığ' ın eski adı...

Elazığ (Eski adı: Mamuret'ül Aziz, El Aziz), 
Elaziz, 
Elazık,

Elazığ ili, M.Ö. 3000' li yıllarda kurulduğu sanılan, Harput kentinin oradaki devamıdır. Bu nedenle yıllarca Harput (Harpot) denmiştir. Mezra denilen bugünkü yerleşim yerine 1834'de taşınan Elâzığ'a 1862 yılında Sultan Abdulaziz' in tahta çıkısının 5. yılında Hacı Ahmet İzzet Paşa devrinde buraya tayin edilen Vali İsmail paşanın teklifi ile Mamuret-ül Aziz ismi verilmiştir.

Fakat telaffuzu güç olduğundan halk arasında kısaca El'aziz olarak söylenegelmiştir. Zaman içinde bölgeye eyalet merkezliği yapan şehre 1937 yılında Atatürk tarafından tahıl ambarı bolluk ve bereket anlamına gelen El'azık adı verilmiş olup, zamanla Türkçe ses uyumuna uygunluğu ve söyleniş kolaylığı nedeniyle Elâzığ olarak kullanılır olmuştur.


Güzel koku...

Aroma, Arf,
Esans (Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı),
Itır,

Nefha, (Ar. nefha Flegmon.),
Rayiha (Koku, güzel koku),
Şemime (Güzel kokan, güzel kokulu),

Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları sarı kumaş...

Aseli,
Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları sarı kumaş,
İbranilerin belli olmak için vücutlarının üst bölümüne koydukları sarı bez parçası,
Eskiden kullanılan bir kumaş çeşidi ,
Bal gibi sarı renkte olan,

Aydın'ın Nazilli ilçesinde antik bir kent...

Harpasa, (Arpaz),
Arpasa, 

Nazilli İlçesi'nin, Esenköy Köyü sınırları içindedir. Köyün sırtını dayadığı Asar tepenin üzerinde yer alır. Arkaik Devirden kalma surlarının kuzey yönündekiler hemen hemen büyük ölçüde ayakta kalmışlardır. Şehirde kesintisiz olarak oturulmuştur. Tiyatro, Hellenistik Dönem özellikleri gösterir. Kent teraslar üzerine kurulmuştur. Antik Karia bölgesi kentlerinden biridir.



Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde iskân gördüğü buluntulardan anlaşılmaktadır. Bizans Döneminde küçülüp surlarını tepeye çeken kentte; daha sonra da oturulmuş, Osmanlı Döneminde Arpas Beyliği olarak mülkî ve askerî yönetim merkezi olmuştur. Harpasa'da kuzeye doğru uzanan tepelerin üzerindeki tümülüsler Lydia etkisiyle yapılmıştır.

 

Musa peygamberi daha bebekken Nil Irmağı' ndaki bir sepetten kurtarıp büyüten kadın...

Asiye,

Musa Peygamber'i, daha bebekken Nil ırmağı'ndaki bir sepetten kurtarıp büyüten ve sonra da onun peygamberliğine inanan kadın,
Hz. Musa' yı (A.S.) Nil nehrinden çıkararak büyütüp yetiştiren kadın. Firavunun zevcesinin ismi.

Kandaki şeker oranı...

Glisemi,  
Kan Şekeri,
Glükoz organizmanın ana yakıtı olarak kabul edilir. Asıl olarak iki çıkış kaynağı var. Glükoz, vücut tarafından ya yedek yağ depolanmasından sentez edilir ya da glusid metabolizması sonucu ortaya çıkar. Her iki durumda da glükoz glikojen formunda kana karışır. İşte bu sayede kan şekeri kanda mevcut glükoz miktarını belirler.

Evrensel meyve, elma, sert kabuğunun altında kendini koru­yan yapısıyla kıtır kıtır yenen bir meyvedir. Bilim adamları el­manın yararlarını kanıtladılar: Kolesterolü ve tansiyonu düşü­rür. Her zaman belli oranda tüketmek anti-aging etkinlik sağlar; kandaki glisemi oranını düzenler (kandaki şeker oranı) ve diya­betten hızlandırdığı erken yaşlanmayı engeller. Şimdi kanser karşısında nasıl kesin sonuç vereceğini biliyorsunuz, şeker ora­nını düşürerek ve uzun süre yaşayarak. Bağışıklık sistemini güç­lendirir, her gün yemek çok iyidir.

Ava alıştırılamayan bir cins doğan...

Esperi,      
Ava alıştırılamayan bir tür doğan.   

Doğan,   Delice Doğan da denir.    
Gündüz yırtıcı kuşları,  (Falconiformes) takımındandır. Doğangiller familyasından,  Falco cinsini oluşturan yırtıcı kuş türlerinin ortak adı, Doğan'dır.     

Bazı türlerine kerkenez adı verilir. 
Doğanlar yuvalarını genellikle,sarp kayalık bölgelerde kayaların kenarlarına yaparlar. Her kuluçka döneminde dişi kuş, kabuğu kirli beyaz üstüne kızılımsı kahverengi benek lekelerle süslü dört-beş yumurta bırakır.    


Kuluçka süresi yaklaşık 4-5 haftadır. Yumurtadan çıkan yavrular 35 gün kadar yuvada kalır. Bu sürede ana-babası tarafından beslenir.

Tavana yakın pencere...

Taka,

Mürekkep okkalarına konulan ham ipek...

Lika,

Hokkanın içine yerleştirilen ham ipekten bir tutam. Eski hokkalara mürekkep doğrudan doğruya konulmazdı. Mürekkep bunun üzerine dökülürse, lika, mürekkebi sünger gibi emer ve kalemin hafifçe likaya bastırılmasıyla, lüzumu kadar mürekkebi kalemin ağzını bular.

Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan çoğunlukla tuzlu ve killi toprak ...

Takır,

Takir (Takyr),
(Russian, Orjinal olarak Kazak ya da Türkçe)
Orta Asya' daki çölde oluşan  bazı çukurların tabanını kaplayan çoğunlukla tuzlu ve killi toprak, zemin.

İslamda ehli sünnet mezheplerinin en büyüğü...

Eşariye,
Eşarilik,

Mezhep (Arapça mazhab, çoğ. mazahib), bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri. İslam dininde Sünni ve Şii olmak üzere 2 ana mezhep vardır. Bu mezhepler de çeşitli açılarından kendi içinde alt mezheplere sahiptir.

Sünniler günümüzde inanç açısından Maturidilik (İmam Maturidi ) ve Eşarilik (İmam Eşari), fıkhi açıdan da sırayla Hanefi (İmamı Azam Ebu Hanefi tarafından kurulmuş), Şafii ( İmam-ı Şafii tarafından kurulmuş), Maliki ( İmam-ı Malik tarafından kurulmuş) ve Hanbeli (İmam-ı Hanbeli tarafından kurulmuş) mezheplerine bağlıdırlar. Bu dört mezhepten ilki olan Hanefi mezhebi Maturidilik'e diğer üç mezhep ( Şafii, Maliki ve Hanbeli ) ise Eşarilik'e bağlıdır. Sünnilik'te Selefiyye veya Selefiyyun ( geçmişe bağlılar ) olarak anılan grup vardır. Hanbeli mezhebi Selefiyye anlayışına en yakın Sünni mezhep olarak tanınır. Sünni alimleri tarafından Selefiler Sünni olarak görülmezler, Mücessime olarak görülürler.

Şiilerde;
Caferilik, İmam Cafer-i Sadık' ın adını taşıyan mezheptir. (İmamiye, Caferiyye),
Zeydilik; İmam-ı Zeynel Abidin'in oğlu Zeyd bin Ali'nin adını taşıyan mezheptir.(Zeydiyye), İsmaililik; İmam Cafer-i Sadık'ın büyük oğlu imam İsmail'in adını taşıyan mezheptir.(İsmailiyye),

İslam’ da diğer mezhepler şunlardır:
Bahailik, Babilik,
Cebriyye,
Dürzilik,
Haricilik, Hurufilik,
Kaderiye, Kadıyanilik,
Mürcie,  Mutezile, Melamiyye, Müsebbihe,
Nusayrilik,
Vehabbilik,
Yezidiyye,

Bazı gemilerde baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi ...

Talimar,

Yiyeceklerde tat ve koku verici olarak kullanılan, küçük hindistan cevizi tohumlarını saran derimsi kabuk...

Besbase, (Rhizoma Polypodii), Nutmeg and mace
Basbasa (Arabic); chan thet (Thai); djus hendi (Farsi); egoz musqat (Hebrew); gabz (Amharic); hindistancevizi (Turkish); jaiphal (Hindi); jou tou koumoschokarido (Greek); muskatnuss  (German); muskatny oryekh (Russian); noce moscata (Italian); noix de muscade (French); noz-moscada  (Portuguese); nuez moscadapala (Indonesian). Mace: Besbase (Turkish); dok chand (Thai); fleur de muscademacis  (French); fuljan (Arabic); javatri (Hindi); macis (Spanish, Portuguese); muskatblomme (Danish); muskat-bluete (German); muskatnyi tsvet (Russian); sekar pala or (Indonesian). (Chinese);  (Spanish);

 Küçük Hindistancevizinin çekirdeğindeki zardır. İyisi, rengi sarı ile kırmızı arasında olanıdır. Kokusu kuvvetli, tadı yakıcıdır. İçerisinde esans ve uçucu yağ bulunur. Vücudu rahatlatır ve kuvvetlendirir. İştah açar. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Balgamı söker. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur.Küçük Hindistan cevizi (Muskat) gibi kullanılır. Suda kaynatarak ya da yutarak alınabilir. Besbase fazla kullanılırsa zehirlenmelere neden olabilir. Karanfil ve günlük ile karıştırılıp kullanılırsa vücuda rahatlık verir ve bel gevşekliğini giderir.  Besbase,ağızda çiğnenirse fena kokulan giderir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ