Tarla, bahçe kenarlarına konulan ağaç, dikenli çalı, tel veya tahtadan yapılan çit, çevirge...

Bat,

Bat kelimesinin Türk Dil Kurumunda açıklanan diğer manaları aşağıda gösterilmiştir.

Tarla, bahçe kenarlarına konulan ağaç, dikenli çalı, tel veya tahtadan yapılan çit, çevirge...
Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir çeşit takoz.
Kurşunculukta kurşun boruları işlemekte kullanılan şimşirden yapılmış bir aygıt,
Ocak ve tandırın iç yüzü, kenar parçaları.
Merdiven, merdiven basamağı.
Soğan, ceviz, tuz, bulgur, kırmızı biber, domates, maydanoz karıştırılarak yapılan, asma yaprağına sarılıp çiğ yenilen dolma. 
Asma yaprağı.
Bakla içi, nane, reyhan ile yapılan bir çeşit katık.
Ördek.
Kış aylarında kurulan keklik tuzağı.

Ege denizinde Yunanistan' a ait bir ada...

Nios (İne-Ios),
Yunanistan' a ait Nios adası turizm cenneti olan tarihi değerleriyle ünlü dağlık bir adadır. Büyük ölçüde kayalıklarla kaplıdır. Kato Kampos vadisinde, ve yan vadilerde teraslama yolula elde edilen arazilerde tarım yapılmaktadır. Eski bir geleneğe göre Homeros' un annesi Klymene Nios adasının yerlisi olup mezarı buradadır. Barbaros Hayreddin Paşa, komutasında 1537 yılında Osmanlı donanması Venedik'e ait olan Syra (Şira), Egina (Ekin), Nios (İne), Paros, Tinos ve Skorpento (Kerpe), Kasos (Kaşot) gibi adaları aldı. Ve Nakos (Nakşe) dükalığı Osmanlı idaresine bağlanmıştır. Helenistik çağdan bir su kemeri ve Venedik kalesi ile Plakotos antik tapınağın izleri mevcuttur.

Girit (Crete), Yunan Adaları içinde en büyük adadır. Tarihi M.Ö 7000'lere dayanan Girit; Avrupa'nın ilk uygarlıklarından Minos Krallığının kurulu olduğu adadır. Yine ilk yazılı belgelerin bulunduğu adadır ve bu sebeple ayrı bir öneme sahiptir. Mitolojide Tanrıların babası Zeus'un ve bilgelik Tanrıçası Athena'nun doğum yeridir. Tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altına girmiş ama yine de ulusu özgürlük ve onurla birlikte anılmıştır. Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Venedikliler ve Osmanlılar adaya hakim olmuşlardır.  Farklı medeniyetlere kapılarını açmış olmasından dolayı birçok medeniyetten izler taşımaktadır Girit. Yunan ve Roma kalıntıları, Bizans Dönemi'ne ait birçok kilise, Osmanlı Dönemi'ne ait birçok cami, türbe, tekke, Venedik evleri, kaleleri, surları ve tersaneleri adada görebileceğiniz bu medeniyetlerin izlerinden bazılarıdır. Gortis, Faistos, Knossos bölgeleri arkeolojik değerleri bakımından ziyaretçilerin ilgisini çeken yerlerin başında gelmektedir. Minos sarayı Knossos, Heraklion ve Chania Arkeoloji müzeleri, Heraklion antik kenti, Fortetsa Venedik kalesi adada görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Osmanlı zamanından kalan cami ve çeşmeleri de görmenizde yarar var. Özellikle Yeniçeri Camii ziyaret için önerebileceğimiz noktalardan biri.

Delos, Delos; günümüzde modern yerleşimin bulunmadığı bir adadır. Arkeolojik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ada eski Yunan mitolojisine göre Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis'in doğum yeridir. Apollon Tapınağı, Aslanlı Yol, Antik Tiyaro yer alır. Delos Harabeleri dışında adada yer alan mozaik süslü evler de son derece ilgi çekicidir.


İkaria (Icaria), İkaria; Nicaria olarak da adlandırılan, doğal güzellikleri ile insana huzur veren bir adadır. İkarus efsanesinden dolayı popülerlik kazanan ada eşsiz manzaralara sahiptir. Özellikle gezebileceğiniz yerler arasında; radiumlı kaplıcalar, Bizans Dönemi'ne ait kale, M.Ö 3. yy.'a ait kule bulunmaktadır. Ayrıca doğa yürüyüşleri için de oldukça uygundur ada. Tabi güzellikleri birçok turisti adaya çekmektedir.

Kos adası (İstanköy), On iki adaların en büyüklerinden olan Kos adası diğer adıyla İstanköy Bodrum yarımadasının sadece 8 mil uzağındadır. Ege’nin en güzel ve en karakteristik Yunan Adası sayılan bu adada 32.000 yaşayanı olmasına rağmen yılda 1 Milyona yakın turiste ev sahipliği yapmaktadır. Ege Denizinde Türkiye’ye en yakın Yunan Adası'dır. Kos Adası'na Hem Turgutreis’ten hem de Bodrum limanından her gün birçok sefer yapılmaktadır. Kos Adası bir dönemde hekim Hipokrat, ressam Apelles, şair Philates ve Theocritus Prenslerin eğitim almak için geldikleri bir merkezde oldu. 

Meis adası, Kaş'ın hemen açığındaki yunan adası. diğer adı "castello rizo", yani "kırmızı kale". (Yunanca: Kastellorizo, resmi olarak: Megisti, İtalyanca: Castelrosso), Doğu Akdeniz'de Yunanistan'a bağlı ada. Türkiye kıyılarından sadece 1300 m uzaklıkta olup, Yunanistan'ın Türkiye'ye en yakın adasıdır.

Midilli (Lesbos),Adını; kendi cinsine ilgi duyan kadın şair Sappho zamanından gelen  "lezbiyen" tabirinden alan ada, doğal güzellikleri, şifalı sıcak suları, müzeleri, Ortaçağ'dan günümüze kalmış kaleleri, festivalleri ile mutlaka görülmesi gereken adalardan biri. Bizans, Roma ve Osmanlı İmparatorluklarının, Venediklilerin, Cenevizlilerin eline geçen adada, şair Sappho'nun yaşadığı Eressos, Kalloni, Petra, Sykamia, Sigri, Molyvos, Antissa ziyaret edebileceğiniz noktalardandır.

Mykonos, Özgürlük ve eğlence adası Mykonos.. Sabaha kadar süren partileri, sınırsız özgürlük anlayışı, dar sokakları ve klasik Yunan mimarisi ile mutlaka görülmesi gereken Yunan adalarından biri. Kumsallarında güneşin ve masmavi suların tadını çıkarabileceğiniz adada, geceleri sınırsız eğlencenin keyfini sürebilirsiniz. Platis Gialos, Agia Anna, Elia, Pragka, Super Paradise hem dinlenebileceğiniz hem de eğlenebileceğiniz plajlarından bazıları. Platis Gialos adanın oldukça ünlü bir plajıdır ve adanın güneyinde yer alır. Yine adanın güneyinde yer alan Super Paradise popüler eğlence noktalarından biridir. Agios Stefanos plajı ise daha sakin bir tatil geçirmek isteyenler için önerebileceğimiz plajlar arasında yer alır. Psaru plajı masmavi suları ile büyüleyici bir güzelliğe sahip.


Naxos,  Sahip olduğu yükselti nedeniyle doğal bir güzelliğe sahip olan ada, huzurlu ve sakin bir tatil arayanlar için iyi bir tercih olacaktır.  Mitolojik bir tarihi olan ada tarih severlere de alternatifler sunmaktadır. Arkeoloji müzesini, Venedik döneminden kalma kaleleri, manastırları, katedralleri, Apollon Tapınağı'ndan günümüze kalan Portara- Büyük Kapı-, Bourgos ve Kastro bölgeleri, 10 metre boyundaki 2600 yıllık dev Apollanas Heykeli görülmesi gereken yerlerdendir. Ada erken Yunan ve eski Roma döneminden eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Kastro bölgesi tarihseverler için ziyaret edilmesi gereken noktalardan biridir. Ortaçağdan kalma görüntüsünü koruyan Kastro'da kaleyi ziyaret edebilirsiniz.

Paros, Ekatontapyliani Kilisesi efsaneye göre kilisenin 100 kapısı vardır ancak şimdilik sadece 99 kapısı gün ışığına çıkmıştır. Kayıp olan 100. kapı bulunduğunda İstanbul Yunanistan'a geri verilecektir. Katedral adada mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında gelir. 1700 yıldır kullanıma açıktır ve Meryem Ana ikonasına ünlü Paros mermerinden yapılmış tahta, Aziz Agia Theoktisti’nin ayak izine, 11. yy.dan kalma bir vaftizhaneye ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi geziye devam etmek isteyenler Yunan adalarının olmazsa olmazlarından Arkeoloji Müzesine ziyarette bulunabilirler. Kilisenin yakınındaki müzede, 4.yy'dan kalma eserleri, Paros Dokümanı'ndan kalıntıları görebilirsiniz.

Patmos (Batnoz), Yunan adaları içinde küçük ve sakin bir adadır Patmos. Yeni Ahit'te bahsi geçen ada, efsaneye göre İsa'nın Aziz Yuhanna'ya göründüğü mağaraya ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle Hristiyanlarca kutsal sayılır ve bir hac merkezi özelliği taşır.  Adada Aziz Yuhanna'ya adanmış manastır ve kiliseleri ziyaret edebilirsiniz. Ageia Ioannes Manastır'ı ziyaret edebileciğiniz kutsal yerlerden sadece biri. Manastırın bulunduğu Chora; yüksek tepeye kurulu, daracık sokaklara sahip tarihi bir yerleşim yeri. Efsaneye konu olan mağarayıda gezebilirsiniz, ziyaretçilere açık. Ayrıca buaradaki manastır; çocuk sahibi olmak isteyen kadınların adak adayarak, dizleri üzerinde zorlu bir yürüyüş gerçekleştirdikleri bir yerdir.

Rodos (Rhodos), Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına, St. Jean Şövalyelerine ev sahiplği yapmıştır. Tarihi son derece ilgi uyandırıcı olan Rodos adasında, İtalyan akımlarnın etkileriı hissedilmektedir. Tarihinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmasında ötürü mimarisi, yapısı oldukça zengin. Camilerden, kalelere, çakıl taşlarıyla süslü yollara, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bir Ortaçağ mahallesine sahip. Dünya'nın 7 harikasından biri olan 32 metre boyundaki Rodos heykeli artık adada yer almıyor, yerinde adanın simgesi geyik heykelleri mevcut.


Sakız (Chios), Sakız ağaçlarının kapladığı ada adını anlaşıldığı üzere bu ağaçlardan almıştır. Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine de girmiş olan adada bu dönemden günümüze gelen camilere de ev sahipliği yapmaktadır. Kiliselerin de yoğun olarak bulunduğu adada, kiliselerin duvar süslemeleri ve barındırdıkları ikonlar görülmesi gereken güzelliklerdendir.
Adada ayrıca gezebileceğiniz bir Arkeoloji Müzesi de bulunmaktadır. Nea Moni Manastırı, Bizans Kilisesi Panagia Krina, İkaros Kasabası, Bizans müzesi, Justianiani Müzesi adada gezebileceğiniz diğer yerlendendir.

Santorini, Romantik atmosferi ile farklı bir yere sahip olan Santorini, siyah kumsalları, volkanik yapısı, beyaz badanalı evleri, mavi kubbeli kiliseleri ile mutlaka görülmesi gereken adalardan bir tanesidir. Dorlar zamanında adı Thira olan ada, Venedikliler zamanında Azize İrene'ye itafen Santorini adını almıştır. M.Ö meydana gelen volkanik patlamalar sonucu ada bugünkü hilal görünümünü almıştır. Plajları siyah- gri kumlara sahip olan ada uçurum kenarına kurulmuş, otelleri, restaurantları ile eşsiz bir manzaraya sahiptir. Özellikle Kamari Plajı en çok rağbet gören plajdır. Adanın merkezi olan Fira, Calderaya tepeden bakış imkanı sunmaktadır. Özellikler Özellikle günbatımında etkileyici bir manzara sunmakta ve ziyaretçilerini büyülemektedir. Mutlaka buradan manzarayı izlemeniz tavsiye edilir. Adada gezebileceğiniz belli başlı noktalar; arkeoloj müzesi, Megaro Ghisi müzesi, Fira ve Oia bölgesi, siyah kumları ile Kamari ve Perissa plajları, Thira ve Akrotiri antik kenti, Caldera'dır. Oia neo-klasik dönemin izlerini taşıyan ve geçmişte vampirlerin yaşadığına inanılan bir yerleşim bölgesi olarak görülmeye değer bir nokta. Akrotiri antik kenti ise 3000 yılı aşkın süre küller altında gömülü kaldıktan sonra 1967 yılında gün yüzüne çıkmıştır. Thira antik kenti ise M.Ö 4. yy.'a uzanan kalıntılara ev sahipliği yapmaktadır.

Samos (Sisam), Ege denizindeki Yunan adalarından bir tanesi. Kuşadası'nın tam karşısındadır. ingilizcesi Samos, Susam, Samos, Yunan adalarının en büyüklerinden biridir.  Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını kazanan ilk ada olması bakımıyla da ünlüdür. Beyaz badanalı ve mavi pencereli evleri ile Yunan mimarisinin örneklerini görmenize imkan veren  ada aynı zamanda ünlü matematikçi Pisagor'un bir zamanlar yaşadığı kasabaya da ev sahipliği yapmaktadır. Kasabasının yukarısında bulunan kilise, eşsiz deniz manzarası ile birleşerek görenleri adeta büyülüyor. Samos plajları ile de ünlü bir ada. Denizin ve güneşin tadını çıakrmak isteyenler için; Mykali Beach, Posidonio Plajı, Kerveli Plajı, Klima Beach, Lemonakia Plajı önerebileceğimiz adreslerden bazıları.  Adadaki tek kum plaj olma özelliğini taşıyan Psili  Amos da mavi suları ile sizi dinlendirebilecek bir nokta.


Symi (Simi),  Yunan adalarının en şirini, en bakımlısı. Sünger ticareti ve eskiden yılda 500 gemi üretilen tersaneleriyle 17'nci Yüzyıl'da 12 adanın en zenginidir. Türkiye kıyılarına yakın Yunan adaları içinde en küçüklerinden biri, buna karşın en sevimlisi olan Simi' nin yüzyıllarca geliri süngercilikten olmuş. Elde edilen süngerler Adalılar tarafından İstanbul, Trieste, Marsilya, Frankfurt, Londra ve Bari'deki ticari temsilciliklerle bütün Avrupa'ya dağıtılıyordu. Simi yönetsel olarak Rodos'a bağlı. Kış aylarında adanın merkez yerleşimi olan Simi ile Pedi adlı köyünde toplam bin kişi yaşarken, yaz aylarında bu rakam 5-6 bin kişiye çıkıyor.Symi adası yunan adaları içinde en romantik olanlarındandır. Symi Neoklasik evleri ile şirin ve benzersiz bir adadır.  Symi Adasının başkenti Yialos'dur. Adada inzivaya çekilen keşişlerin manastırlarının bulunduğu tenha koylar, küçük tarım alanları, vadilerde zeytinlikler.  Symi Adasında ayrıca bir çok taverna bulunmaktadır. Birbirinden güzel plajları bulunan Symi adasında dar patikalar sizleri tarihin derinliklerine götürmektedir.Osmanlı döneminde Sömbeki olarak adlandırılmıştır. Rodos Adasının 41 Km kuzeyindedir. 57 km² yüzölçümü bulunan Symi Adası'nda halk balıkçılık, ticaret ve turizm ile geçinir...Süngerciliktede ada başka bir ün salmıştır. Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğunun hükümranlığında bulnanan Symi Adası 1912 yılında İtalyanlar adaya yerleşmiş ve 1923 yılında yasal olarak İtalyanların yönetimine girmiştir. 1948 yılında ise Yunanistan'a tekrar katılmıştır.

Eğik, yerey...

Yaka, 
Yalman,

Eğik olarak kesilmiş kenar...

Şataf,
Pah,

Egzogami ..

Ekzogami, 
Fr. exogamie, 
İng. exogamy,  
Egzogami. 

Bir topluluğun üyelerinin o topluluk içinden kimselerle evlenmelerini yasaklayan evlilik düzeni.

Dış evlilik
(Toplum bilimi).
Dıştan evlenme.

Edebiyat, güzel sanatlar, müzik ya da bilimsel amaçlar için kurulmuş okul ya da dernek...

Akademi, ( Fr. académie  İng. academy )
Bilim dallarında, güzel ya da uygulamalı sanatlarda orta ve yüksek öğretim yapan kimi okullara verilen ad. 

Platon'un Atina yakınlarında kurduğu, ölümünden sonra onun temel öğretisine bağlı kalmayarak, kuşkuculuğa sonradan da dogmacılığa kayan felsefe okulunun adı.
Eski Atina'da Platon'un öğrencilerine ders verdiği ağaçlıklı yer. Sonraları bu ad, güzel sanatlar öğretimi yapan okullarla kimi bilim kurumlarına ya da yüksek okullara verilmiştir.
Üyeleri bilginlerden, yazarlardan, sanatçılardan oluşan bilim ve sanat kuruluşu.
Yüksekokul: Güzel Sanatlar Akademisi.
Çıplak modelden yapılmış insan resmi.
Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

Norveç' li caz saksafoncusu...

Jan Garbarek, (4 Mart 1947 Mysen/Norveç) Polonya asıllı, Norveçli caz saksafon sanatçısı.
İskandinav cazının babası olarak nitelenebilir. 

Jan Garbarek 1970'li yıllarda piyanist Keith Jarrett, bas çaları Palle Danielsson ve baterist Jon Christensen ile Avrupa Quartet 'i ismiyle sahneya çıkmıştır. Daha sonraları, sahnede giderek daha fazla, solo olarak görünmeye başladı. 1993 yılında yayınladığı Officium albümünde saksafonu ile 5. ses olarak Hilliard Ensemble'ye eşlik etmiştir. 
Garbarek'in parçalarına etki eden en önemli unsur onun; klasik amerikan caz büyüklerinin yanında kendisine, özgün ve farklı sound sağlayan , geleneksel norveç folklorunu kullanmasıdır. Gençliğinde müzikal anlamda örnek aldığı kişi John Coltrane' dir. Hemen hemen tüm albümleri, müzik yapımcısı Manfred Eicher ile sıkı sanatsal çalışmalar sonucu kaydedilmiştir.  Müziğinin kökeninde Norveç halk şarkıları vardır. Ayrıca Hindistan, Pakistan, Tunus, Brezilya, Endonezya, Portekiz gibi ülkelerin halk müziğini de kendi müziği içerisine katmıştır. Garbarek’i caz tarihinin farklı bir noktasına yerleştiren şey de işte bu kültürlerden etkilenmiş olması ve üfleyişindeki sadelik ve yalınlıktır.

Eserleri;
1970 - Afric Pepperbird
1973 - Witchi-Tai-To
1976 - Esoteric Circle
1978 - Places
1978 - Jan Garbarek/Keith Jarrett - My Song
1979 - Photo with...
1979 - Jan Garbarek/Kjell Johnson - Aftenland
1980 - In Praise of Dreams
1981 - Eventyr

1982 - Paths, Prints

1983 - Wayfarer

1984 - It's OK To Listen To The Gray Voice

1987 - Jan Garbarek/Gary Peacock - Guamba

1988 - Legend of the Seven Dreams

1989 - Jan Garbarek/Agnes Buen Garnås - Rosensfole

1990 - I Took Up The Runes

1990 - Luminessence

1991 - Jan Garbarek/Miroslav Vitous/Peter Erskine - StAR

1991 - Jan Garbarek/Paul Giger/Pierre Favre - Alpstein

1992 - Jan Garbarek/Ustad Fateh Ali Khan - Ragas and Sagas

1993 - Miroslav Vitous/Jan Garbarek - Atmos

1993 - Twelve Moons

1993 - Jan Garbarek & The Hilliard Ensemble - Officium

1994 - Jan Garbarek/Anouar Brahem/Shaukat Hussain - Madar

1996 - Visible World

1998 - Rites (Doppel-CD)

1999 - Jan Garbarek & The Hilliard Ensemble - Mnemosyne (Doppel-CD)

2002 - Jan Garbarek/Kim Kashkashian - Monodia

2003 - Jan Garbarek/Miroslav Vitous - Universal Syncopations
2004 - In Praise Of Dreams

Norveç' li kaşif Nansen' in buza dayanıklı gemisinin adı...

Fram,

Norveçli Fridtjof Nansen, (1861-1930) Kuzey Ku­tup Bölgesi'nde yaptığı keşiflerle tanınan, de­ğerli bir bilim ve devlet adamıdır.

Oslo yakınlarında Store-Fr0en'de doğan Nansen, 1880'de zooloji öğrenimine başladı. Öğrenimi sırasında İtalya ve Norveç' in çeşitli bölgelerinde araştırmalar yaptı. Grönland'ın buzlarını aşmak için yaptığı tasarıyı 1887'de halka açıklayan Nansen, 1888'de doktorasını tamamladıktan sonra Grönland'ı doğudan ba­tıya geçti. Ardından daha tehlikeli bir sefer için hazırlandı. Denizin sürüklediği tahta par­çalarının hareketini izleyerek, Kuzey Buz Denizi'nde Bering Boğazı'ndan başlayan ve Norveç Denizi'ne ulaşan bir akıntı olduğunu gördü. Buzlar arasında sıkışan bir geminin, bu akıntıdan yararlanarak, Kuzey Kutbu'na ulaşabileceğini düşündü. Büyük ölçüde ken­disinin tasarladığı ve buzlar arasında sıkışma­ya dayanabilecek bir biçimde yapılan Fram (İleri) adlı gemisiyle 1893'te yola çıktı. 

Kuzey Buz Denizi'nin Rusya kıyıları boyunca doğu­ya doğru ilerledi ve burada gemisini donan buzlar arasında bıraktı. Mart 1895'te geminin Kuzey Kutbu üzerinden geçemeyeceğini anla­dığında bir arkadaşıyla birlikte gemiyi terk etti ve buzullar üzerinden köpeklerin çektiği kızaklarla Kuzey Kutbu'nun 400 km yakınına kadar gitti. Buraya daha önce insan ayağı basmamıştı. Nansen ve arkadaşı, taştan ve mors derisinden yaptıkları kulübede, mors ve kutup ayısı etiyle beslenerek kışı geçirdiler. Yolda başka bir keşif ekibi tarafından gemiye alınan Nansen ve arkadaşı yolculuğa başladık­larından yaklaşık üç yıl sonra geri döndüler. Bu arada Fram da sapasağlam dönmeyi başar­mıştı. Gemi, bugün hala Norveç'in başkenti Oslo'da görülebilir.


Nansen, bir devlet adamı olarak 1905'te Norveç'in barışçıl bir yolla İsveç'ten ayrılma­sında etkin görev aldı. Kısa bir süre için İngiltere'de Norveç büyükelçisi olarak görev yaptı. Milletler Cemiyeti'nin ilk toplantısında Norveç heyetine başkanlık eden Nansen, I. Dünya Savaşı'nın sonunda Rusya'da savaş tutsağı olan Alman ve Avusturya-Macaristan askerlerinin ülkelerine geri gönderilmeleri işiyle görevlendirildi. SSCB yönetimiyle görü­şen Nansen bu görevi iki yıl içinde başarıyla sona erdirdi. Savaştan sonra Güney Rusya'da baş gösteren kıtlık yıllarında kişisel çabasıyla gerekli yardımı toplamayı başardı. Nansen, 1922'de, hiçbir ülkenin yurttaşı olmayan mül­teciler için Milletler Cemiyeti Pasaportu (Nansen Pasaportu) olarak bilinen kimlik belgesinin oluşturulmasını sağladı . Yaşamının sonuna kadar, Milletler Cemiyeti'nde etkin görev yapan ve çeşitli yardım çalışmalarını sürdüren Nansen, 1922'de Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştır.

Norveç' te dünyanın en uzun karayolu tünelinin adı...

Laerdal Tüneli (Lærdalstunnelen),

En uzun karayolu tüneli Norveç'te. 2000 yılında hizmete giren tünelin uzunluğu 24 bin 510 metre. Avrupa'daki en uzun bu tünel Norveç' te, Oslo ve. Bergen arasındadır. Çin'de bulunan ve bu yıl açılması planlanan tünelin uzunluğu ise 18 kilometre. Avusturya' daki Arlberg tünelinin uzunluğu 14 kilometre, Tayvan'daki Hsuehshan 13, Japonya'daki Hida'nın uzunluğu ise 10,7 kilometre.

Ege ve Akdenizde yaşayan eti lezzetli bir balık...

Bakalyaro (Merluccius merluccius),  Berlam balığı, Gadidae familyasından, orta boylu, yumuşak vücutlu bir balık türü. Mezgit ile birlikte Merlangius cinsine aitdir. Eti, beyaz, yumuşak ve çok lezzetlidir. Tavuk etine benzeyen etinin hazmı kolaydır. Bu sebepten Tavukbalığı diye de bilinir.

Vücut uzundur, birinci sırt yüzgeci kısa ve diğerinden yüksektir. İkinci sırt yüzgeci uzun ve kuyruk yüzgecine kadar yaklaşır, ortasında girinti bulunur. Anüs yüzgecinde de aynı girinti mevcuttur. Çene altında büyük yoktur, sırt gri, yanlar ve karın açık renklidir. Yüzgeç çıkıntılarında diken yoktur, yan çizgi düzdür. Karın yüzgeçleri göğüstekilerden daha önde olup, bütün yüzgeçlerin kenarı siyahtır. Ağırlığı 300-500 gr.dır.

Güneydoğu Anadolu' da bir dağ ...

Karacadağ, Şanlıurfa'nın siverek ilçesi sınırları içinde volkanik bir dağ. (1724 m.),

Mazı Dağı,

Raman Dağı,

Sof Dağı (Güneydoğu Torosların uzantısı olup Gaziantep' e 32 km. dir. Sof Dağları'nın en yüksek tepesi Kepekçi Tepesidir.),

Tektek Dağı,

Zambakgillerden beyaz çiçekli, kökü yumrulu bir bitki...

Çiriş otu,

Sarızambak, 

Asphodelus ramosus, Liliaceae


Zambakgillerden; beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan “Çiriş” yapılır. Ülkemizde çiriş bitkisinin genç sürgünleri ve taze yaprakları sebze olarak pişirilip tüketilmektedir  Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar.  Bileşimi nişasta, inulin, acı madde.

Faydaları;
Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.
Memeli basuru tedavi eder.
Mafsal ağrılarını dindirir.
İdrar söktürür.
Adet kanı söktürür. Adet düzensizliklerini düzene koyar.
Saçkıran tedavisinde de kullanılır.
 
Kullanım Şekli ve Dozu : 2 bardak suya 30 - 40 gr. bitki konularak kaynatılıp balla tatlandırılıp günde 3 defa yemeklerden evvel içilir.

Yumurta ile Mıhlama Yapılması;
Malzemeler :
1 kg. çiriş otu
3-4 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yemek kaşığı tereyağı
kişi sayısı kadar yumurta
tuz, karabiber, kırmızı pulbiber,
Yapılışı :
Çiriş otları üzerlerindeki beyaz kısım çıkarılır ve güzelce yıkanır. 1 cm uzunluğunda doğranıp tuzlu kaynar suda haşlanır. Suyu süzülüp ılık hale gelince elde sıkılır. Soğanlar piyazlık doğranıp tereyağı-sıvıyağ karışımında pembeleşinceye kadar kavrulur. Çiriş otu da eklenip bir süre karıştırılır. Üzerine yumurtalar kırılıp, tuz eklenir kapağı kapalı olarak pişirilir. Yumurtalar pişince isteğe göre karabiber-kırmızı pulbiber serpilerek sıcak servis yapılır.

Not;
Yemek pastırma, kıyma ile de yapılabilir. Ayrıca sarımsaklı yoğurt ile haşlanmış kısım karıştırılarak rakı mezesi olarak afiyetle yenir.

Doğu Anadolu' da bir dağ ...

Ağrı Dağı (5165 m.) , Akdağ, Aladağ, Allahuekber Dağı (3.111m), Artos Dağı,
Başet Dağı, Bingöl Dağı,
Cilo Dağı (Reşko tepesi 4.168m.), Cudi Dağı,
Çakmak Dağı (3.060m), Çimen Dağı,
Engizek Dağı, Erk Dağı, Erek Dağı, Esence Dağı,
Gündizin Dağı,
Hacreş Dağı, Hazarbaba Dağı (2.285m.), Hinbit Dağı, 
Hirabit (Van ilinde yüksek bir dağ).
İsabey Dağı, İspiriz Dağı (Van Başkale),
Kargapazarı Dağı, Keşiş Dağı, Kısır Dağı, Karasu Dağları, Kop Dağı,
Manda Dağı, Mengene Dağı, Mercan Dağı (3.463m .), Mor Dağı, Munzur Dağı,
Narkut Dağı, Nemrut Dağı, Nurhak Dağı,
Palandöken Dağı (3271 m. Erzurum), Perli Dağı (3.200m) , Pir Reşit Dağı,
Sat Dağı (Irak sınırında),
Süphan Dağı (4058 m.),
Şerafettin Dağı, Şevli Dağı, Şuşans Dağı,
Tendürek Dağı (3.542m.),
Yanlız Çam Dağı,

Yemeği yapılan, ıspanağa benzer bir yaban otu...

İbi; Yemeği yapılan, ıspanağa benzer yabani bir ot.
Evelik, Develik; Yaprakları yenilebilen, tohumlarından da çay yapılan ıspanağa benzeyen bir çeşit ot.
Hoşkuran; Ispanağa benzer, yenilebilir bir kır bitkisi.
Pazı; Ispanağa benzeyen bir bitkidir.

Ispanak, zekayı güçlü tutar. Karaciğer, yumurtalık, kolon ve prostat kanserlerinden korur. Besin değeri bakımından en zengin gıdadır.

Merhametli, yufka yürekli...

Rakik,
Merhametli, yufka yürekli.

İtalya' nın Sicilya Adası' nda üretilen ünlü bir şarap...

Marsala Şarabı,

İtalya’nın mafyasıyla ünlü bu sıcak adası, aslında son 10 seneye kadar önemli bir şarap merkezi sayılmazdı. Daha çok kurutulmuş üzümden yapılan tatlı beyaz şaraplarıyla, “Passito”larıyla ve alkolle güçlendirilmiş tatlı şarapları Marsala’ larıyla ünlüydü.   Marsala Sicilya’ nın batı bölgesinde yer alır. 1798’ de İtalyanların kendi şaraplarını, İngiltere’ ye tanıtmak için üretilmiştir ve yine İngiltere’ye taşınması sırasında içine brandy eklenerek kuvvetlendirilmiştir. Günümüzde İtalyanlar yemeklerinde Marsala’ yı kullanırlar. Marsala yemek öncesi ve ilk yemekle birlikte servis edilir. Günümüzde parmesan, gorgonzola, roquefort gibi peynirlerle servis edilir.

Marsala Şarabı, Sicilya' nın batısında üretimektedir. Mayalanacak şıra, fıçılara doldurularak güneşe bırakılır. Üzüm cinsi, toprak ve iklim benzeri etkenler şarabı farklı bir tada ulaştırmıştır.

Mermilerde ve ateşli silahlarda çap...

Kalibre, (Fr. calibre), 
Mermilerde, ateşli silahlarda çap.

Yivli Silahlarda kalibre yani çap, namlu içindeki karşılıklı iki set arasındaki açıklığı gösterir. Bu konuda Amerika ile Avrupa (İngiltere hariç) ülkelerinde kulllanılan ölçü sisteminin farklı olmasından dolayı, çapları kendi ölçü birimleri olarak ifade etmişlerdir. 

Örneğin: Amerika Birleşik Devletleri’ nde 22 kalibre bir silah namlu içindeki karşılıklı iki set arasındaki açıklığın 0.22 inch olduğunu gösterir. Bunu Avrupa ölçü birimine çevirmek için 1 inch = 2.54 cm olduğuna göre 0.22 x 2.54 = 5.5 mm’ dir.

Molière'in "Hastalık Hastası" adlı oyunundan Ahmet Vefik Paşa' nın yaptığı uyarlama....

Meraki,

Ahmet Vefik Paşa'nın Molière'in Hastalık Hastası oyunundan uyarladığı Meraki, hastalık ve ölüm kuşkusu ile çevresindekilerin ve kendi yaşamını kâbusa çeviren bir insanın düştüğü gülünç durumları sergilerken, Molière'in takıntısı olan hekimler için de bir taşlama niteliği taşır.

Hastalık Hastası, bu büyük komedya ustasının son oyunudur; kendisi bu oyunda başrolü (Argan-Meraki) canlandırırken, oyunun 4. gecesinde (17.5.1673) sahnede hastalanmış, evine kaldırılan yazar, sabaha karşı yaşamını yitirmiştir.

Domuzlahanası, yılanyastığı, gibi adlar da verilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bitki...

Nivik (Arum maculatum).
Tirşik pancarı, Yılan Otu,Yılan Dili, Ayı Kulağı, Yılan Yastığı, Yılan bıçağı, Kabargan, Avupancarı, Yılan Ekmeği, Domuz Lahanası,

Nivik, özel olarak ekilip yetiştirilen bir bitki değildir. Bir önceki yılın çiçeklerinden dökülen tohumlardan çıkar. Eğer çıktığı arazi sürülüp işlenen bir araziyse, daha iyi büyürler ve daha taze olurlar. Bizim bölgemizde  daha çok ekilip biçilen tarlalarda ve kırlarda kendiliğinden Doğal olarak yetişir. Bu niviklerin 2 cinsi vardır biri Bitkinin  yaprakları boy ve en olarak biraz daha küçük yenilebilen türü, diğeri ise yenilmeyen yaprakları boy ve en olarak büyük olan  zehirli öldürücü bir cinstir.  Nivik   belirli aylarda yapraklarının genç olduğu dönemde toplanır.

Kaynatılırken kaynama esnasında çıkan yeşil köpükler alınır. Bu köpükler otun zehrinin  çıktığını göstermektedir. Yerken Fazla çiğnememeye özen gösterilir çünkü bitkinin zehri damaklara ve boğaza gıdıklama gibi bir his bırakır. Kahraman Maraş yöresinde bu bitkinin çorbası yapılır ve adıda Tirşik Çorbasıdır.

Nivik Yemeği;
Malzemeler: 2 kg taze bitki, 1 kg yoğurt, 1 su bardağı döğme, 1 su bardağı nohut, 1 yemek kaşığı tuz, 1 litre su, yeteri kadar un.
Hazırlanışı: Önce tencere içerisinde su hafif ateşte ılık hale getirilir. İçerisine döğme, nohut, tuz ve yoğurt konularak karıştırılır. Bu esnada toplanıp temizlenen ve ince ince doğranmış bitki ilave edilir. Üzerini kaplayacak şekilde un serpilir. Daha sonra tencerenin kapağı sıkıca kapatılır ve sofra beziyle sarılır. 1 gün kadar beklemeye alınır. Sonra tencere kaynamaya bırakılır. Kaynama esnasında çıkan yeşil köpükler alınır. Bu köpükler otun zahirinin çıktığını belirtmektedir. Köpükler bitinceye kadar kaynatılır. Sonra biraz dinlendirilerek servise hazır hale gelir.


 

Dana veya öküz derisi...

Telatin, 
Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi.  Eskiden sofralar telatin denilen sağlam, yumuşak deri ile kaplanırmış.

1918-1961 yılları arasında yaşayan ve toplumsal gerçekçi bir anlayışın egemen olduğu yapıtlarıyla tanınan ressamımız...

Haşmet Akal, (d. 1918, İstanbul, ö. 1960, Ankara), ressam.İlköğrenimini Galatasaray’ da tamamladıktan sonra, Haydarpaşa Lisesini bitirdi. 1938’de girdiği İDGSA Resim Bölümünde, Leopold Levy’nin yanında çalıştı. Bu atölyeden yetişen ressamların, 1940’ta bir araya gelerek kurdukları ‘’Yeniler Grubuna’’ katıldı. 1946’da Akademiyi bitirdi. Üç yıl sonra devlet bursuyla gittiği Paris’te Andre Lhote ve Fernand Leger gibi ressamların atölyelerinde çalışma olanağı buldu. Jean Metzinger’e bir süre asistanlık yaptı. Kuzey Fransa’da restore edilen bir kilisenin açmış olduğu yarışmayı kazanarak gittiği Valenciennes kasabasında duvar resimleri uyguladı.1953’te yurda döndü.

1954’te Yapı Kredi Bankasının açtığı ‘’İstihsal’’ konulu yarışmada, Balıkçılar adlı kompozisyonuyla derece aldı. Aynı yıl İstanbul’da (Beyoğlu Şehir Galerisi), eski ve yeni resimleriyle kapsamlı bir sergi düzenledi. 1955’te meclis resimleri için düzenlenen gezi nedeniyle, Adana’da topladığı belgelerin ışığında, yöresel çalışmalar yaptı. Bu resimlerle Adana’da bir de sergi açtı. 1956’da Mersin Lisesinde resim öğretmenliğine başladı. Burada kaldığı dört yıl içinde sergiler yaptı, öğrencileriyle Elek adlı bir dergi çıkardı ve tiyatro çalışmalarına katıldı. 1960’ta, Ankara’da açtığı serginin ilgi uyandırması üzerine, GEE Resim-İş Bölümü öğretmenliğine atandı ise de, kısa bir süre sonra öldü.

Resim sanatımızda, ‘’Yeniler Grubu’’ ile toplu bir eğilim yansıtan sosyal-gerçekçi anlayışa bağlıdır. Figürden yana ağırlık gösteren ve çevre yaşamının özelliklerini, gerçeklere bağlı kalarak ifade etmeyi amaçladığı resimlerinde, mesajla plastik bütünlük arasında bir denge gözetmiş ve yer yer de deformasyona yönelerek anlam vurgusuna kesinlik kazandırmaya çalışmıştır.Şair Rasim Haşmet Bey`in oğludur.

Ağaç dikmek için açılan çukur...

Emen,

Ağaç, bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur,
Ağaç dikmek için açılan çukur,
Ağaç ya da sebze dikmek için açılan çukur,
Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan çubuk,
Çukur yer,
Çukur, bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur,

Merhamet eden, Koruyan...

Rahim,
Koruyan, acıyan, merhamet eden (Tanrı). 
Eski dilde, Koruyarak, acıyarak, merhamet ederek.

Kofanadan küçük lüfer balığına verilen ad...

Sırtıkara,

Lüfer (Pomatomus saltatrix), 
Vücutları uzun, sırt yüzgeçleri iki tane, kuyrukları çatallı, ağızları iri, dişleri sivri ve güçlüdür. Yan çizgi hemen hemen düz olup, pullarla örtülüdür. Yan çizgide pul sayısı 95-100 adettir. Sırt tarafı koyu mavi yeşilimtırak, alt tarafı gümüşî, yanları daha açık renk olan bu balıkların karnı parlak beyazdır. Keskin dişleri vardır. Uzunlukları 110 cm'ye, ağırlıkları 11,5 kg'ye ulaşabilir. Eylül sonu ekim başı gibi Karadeniz'de yumurtlayan balıklar İstanbul boğazından çıkmaya başlarlar.

Lüfer balığının küçükten büyüğe doğru isimleri;
Defneyaprağı, 
Çinekop, 
Sarıkanat, 
Lüfer, 
Kofana, 
Sırtı kara 

Osmanlı donanmasında ve ordusunda hafif piyade askeri...

Azap, Azab,
Osmanlı devletinde çoğunlukla garnizon askeri olarak görev yapan bir askeri birim. Sözcüğün anlamı "bekar erkek' tir. Henüz evlenmemiş genç erkekler azab yazılabilirlerdi. Gönüllülerden oluşan yayalardır. Savaşta ordunun en önünde yer alırlardı. Azablar Osmanlı ordusunun Anadolu'daki yaya askerlerinin çoğunluğunu oluştururlardı ve yerleşim birimlerinin güvenliğinin sağlanması, kalelerin savunulması gibi görevleri yerine getirirlerdi. Kara ordusu dışında, donanmada görevli deniz azapları da vardı.

Eyalet Askerleri;  
Yerli Kulu Askerler;
Azab, 
Sekban, 
Tüfenkçi, 
İcareli, 
Serhat Kulu Askerler: 
Deliler (Deli), 
Gönüllüler, 
Besliler, 
Topraklı Süvari, 
Tımarlı Sipahiler,
Akıncılar.

Osmanlı Devleti Ordusunda rütbeler...

Rütbeler;
Harp Okulu'ndan mezun olunca mülazım-ı evvel (teğmen), Harp Akademisi' nde birinci sınıfa geçince mülazım-ı sani, Harp Akademisi'ni bitirince erkanıharp (kurmay) yüzbaşı rütbeleri alınıyordu. Harp Akademisi' ne sadece Harp Okulu' nu iyi dereceyle bitirenler alınırdı. 

Rütbeler üstten asta sıralı olarak şöyledir: 
Müşir (Mareşal),
1. Ferik (Orgeneral),
Ferik (Tümgeneral ile Korgeneral arası),
Mirliva (Tuğgeneral ile Tümgeneral arası),
Miralay (Albay) ,
Kaymakam (Yarbay),
Binbaşı ,
Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı),
Yüzbaşı ,
Mülazımı sani (Üstteğmen) ,
Mülazımı evvel (Teğmen) ,

Çavuş ,
Onbaşı,
Nefer,

Merhamet, etme, acıma...

Gufran, (Bağışlama).
Rakik, (İnce, narin).
Rahmet, (Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme).

"Bakal" da denilen ötücü bir kuş...

Karatavuk, (Turdus merula),
Bakal,
Bozbakal, Karabakal (Bursa),
Ardıç kuşu-Paslı bakal,

Karatavukgiller (Turdidae) familyasından tüyleri kara, meyve ve böceklerle, solucan, salyangoz ve darı, kanarya yemi ve kendir tohumu ile beslenen ötücü bir kuş türüdür. Erkek karatavukların gagası parlak sarı, tüyleri siyah; dişilerin ise gagası soluk, tüyleri siyahtır. Karatavuklar kış mevsimi güneşi en çok alan kuytu alanları secer. Özellikle sık çalılıklar arasında fark edilmeden gün boyu saklanır. Çok hareketli ve hızlı uçan bir kuştur. Sık yapraklı ağaçlarda yaz mevsimi geceler. Sabahları erken saatlerde alışık olduğu yerlerde gezinir. 

Burdur ilinde bir baraj...

Onaç Barajı, (1995-2001) Onaç Çayı üzerinde, sulama amaçlı barajdır.

Karacaören Barajı, Aksu çayı üzerinde kurulu bir barajdır.
Bademli Barajı,
Belkaya Barajı,
Karamanlı Barajı,
Karaçal Barajı,
Kozağacı Barajı,
Kızılsu Barajı,
Çavdır Barajı ,

Yapraklı barajı, (Gölhisar –İbecik Yolu üzerinde kısık mevkiinde 1985-1991 yılları arasına yapılmıştır.)

Günler, gündüzler anlamında eski sözcük...


Ruzan (Farsça), Eyyam,
Ruziye, Gündüze ait, gündüzle ilgili.
Ruzane,  Gündelik, yevmiye.

Batı' nın ve Hıristiyanlığın geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını temelden eleştirmiş, düşünceleriyle bir çok yazarı derinden etkilemiş ünlü Alman Filozof...

Friedrich Wilhelm Nietzsche,
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900),
"Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan Alman filozof.

Nietzsche, yalnızca Alman felsefesinin değil genel olarak felsefe tarihinin en ayrıksı düşünürlerinden biri olarak değerlendirilir.Kendisinden sonraki felsefe ve düşünce yönelimlerini derinden etkilemiş ve belirlemiş bir düşürdür.Felsefi söyleminde şiirsel bir dil kullanmış, uç noktalardaki felsefi argümanlarıyla her zaman anlaşılmaz, yoruma açık ve çok katmanlı bir düşünür olarak yer almıştır. Nietzsche, felsefe tarihi içindeki metafizik geleneğe, gelenekselleşmiş akılcı söylemsel yapıya, soyut öğretilere itiraz eder ve bilinen anlamdaki felsefe yapma tarzlarını yadsır. Heidegger, Foucault, Sartre, Jacques Derrida, Richard Rorty gibi filozoflar; varoluşçuluk, yaşam felsefesi, dil felsefesi, postyapısalcı felsefe gibi felsefi akımlar Nietzsche tarafından derinden etkilenmişlerdir.

Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir.

Eserleri;
İnsanca, Pek İnsanca, Nietzsche'nin bu eseri ilk olarak 1878'de yayımlandı.  
Karışık Fikirler ve Maximler (Vermischte Meinungen und Sprüche) (İki bölüm), 1880. 
Gezgin Ve Gölgesi (Der Wanderer und sein Schatten). 
Özgür Ruhlar için bir Kitap (Menschliches, Allzumenschliches, Ein Buch für freie Geister)
Böyle buyurdu Zerdüşt - Herkes için ve Hiçkimse için bir Kitap, Nietzsche'nin başeseridir
Tan Kızılığı
Şen Bilim (La Gaya Scienza)
Ahlakın Soykütüğü Üzerine
Homeros ve Klasik Dilbilim
Schopenhauer'ci Felsefe ve Uygarlığı
Yunanların Trajik Çağında Felsefe
Zerdüşt Şiirine Eklemeler

Genellikle tüylü ve yapışkan yapraklı, pembe ya da beyaz çiçekli bir çalı...

Laden, 

Laden gülü, Cistrose, Tauricus, Cistaceae familyasından Cistus incantus,  cinsini oluşturan beyaz veya pembe çiçekli bitki türlerine verilen ad. Bitkinin yaprakları yapışkanlıdır. Laden bitkisi, daha çok orman yangınlarından sonra, çamın yerini almaktadır. Genellikle 50-100 cm boylanabilir. Kış aylarında yaprak dökmeyen, yeşil, bodur bir çalıdır. Yaprakları karşılıklı bir sonraki ile çapraz, üzeri hafif tüylü üst kısmı açık yeşil, alt kısmı boz renkte, eliptik veya mızrak şeklinde uca doğru sivridir. Çiçekleri açık pembe, pembe veya alımsı renkte, buruşuk veya kırışık bir şekildedir. Tohumları bir küre şeklinde, üzeri tüylü içinde tohumları vardır. 

Vatanı Türkiye’nin Ege ve Akdeniz bölgesi olup buradan önce diğer Akdeniz ülkelerine sonra da Avrupa ve Amerika’ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Türkiye’nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde yabani olarak yetişen Laden gülü, Türkiye’nin diğer bölgelerinde de yetiştirilebilir. Laden otu (yaprak, çiçek, gül, dal ve sürgünleri) Mayıs’ tan Ekim’e kadar toplanarak kurutulur ve nemden uzakta özel kaplarda muhafaza edilir.  

Pişikleri geçirmek için kullanılır.Özellikle çocuklarda meydana gelen pişiklerde kullanılır.
Kaşıntılı, kabarcıklı, sulu egzama gibi deri hastalıklarında kullanılır. Besin alerjisinin neden olduğu deri iltihaplanmasında fayda sağlar. Cinsel uzuvlar, ağız içi, yutak, mide-bağırsak, deri ve tırnak mantarlarını geçirici etkisi vardır.

Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Laden otu demliğe konur ve üzerine 300-400 ml sıcak su konularak 5-10 dakika demlenmesi beklenilir.Elde edilen çay demi ile yaraların üzerine  kompresi yapılır. Bitkinin uzun süre içilirse uyutmama etkisi vardır.

Hortlak...

Ubur,
Hortlak,
Öldükten sonra dirilen kişlere denilir.  Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık.

Ubur; Dünya hayatını kötülükle geçirmiş ve başkalarına eziyet vermiş yaşlı kadınları öldükleri zaman toprağın kabul etmediğine inanılırdı. Bu şekildeki yaşlı kadınların öldükten sonra bir hafta veya 10 günlük bir süre içerisinde geceleyin mezarlarından dışarıya çıkıp, hayatta iken yaşadıkları yerleri çığlık atarak dolaştıklarına inanılırdı. Ayaklan altında Allah tarafından ceza olarak konan ateş korları onlara eziyet verdiğinden, ızdırap içerisinde dolaştıklarına inanılır hatta evlerin kapılanna kadar gelip dayandıkları kabul edilirdi. Halk arasında "Ubur" diye adlandınlan hortlağa silah etkili olmadığından, sesini duyunca veya kendisini görünce; "urum eline, urum eline" diye üç kez bağırmak gerekiyordu. Ubur şafakla birlikte tekrar mezanna döndüğü için gündüz bir sorun yoktu. Fakat ubur-dan kesin olarak kurtulmak için mezarını tespit edip gündüzün mezannm üzerine ardıç ağacından yapılmış bir kazık çakmak gerekiyordu. Böylece uburun bir daha mezardan çevreye dehşet saçması engellenmiş oluyordu.

Yürek çarpıntısı, çarpması ...

Daraban, (Kalp vuruşu, kalp atışı.),
Afakan,
Helecan,

"Yengeç Dönencesi", "Oğlak Dönencesi", "Kara İlkbahar", gibi romanlarıyla tanınmış ABD ' li yazar...

Henry Valentine Miller , ABD'li yazar.
(26 Aralık 1891, New York, ABD – 7 Haziran 1980, Kaliforniya, ABD) 
Yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.
1891'da Amerika New York’ta doğdu, 1980 yılında Los Angeles’ta öldü. Amerikan edebiyatı' nın ön önemli isimlerinden. Gençliği güç koşullar altında geçti. Çeşitli işlere girip çıktı. 1930-1938 yılları arasında Paris’te yaşadı, edebiyat ve sanat çevresine karıştı. Romanlarının konularını genellikle kendi fırtınalı özel hayatından aldı ve cesur bir dille aktardı. Türkçe’ye çevrilen başlıca eserleri Yengeç Dönencesi, Oğlak Dönencesi, Kara İlkbahar, Maroussi Heykeli, Anımsamayı Unutma, Seksus, Pleksus, Neksus Üçlemesi’dir.
Eserleri;
Yengeç Dönencesi
Oğlak Dönencesi
Aşk Mektupları
Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları
Çılgın Üçlü
Neksus
Pleksus
Seksus
Rimbaud ya da Büyük İsyan
Kara İlkbahar
Hatırlamayı Hatırlamak
Cennette Bir Şeytan
Uykusuzluk
Merdiven Dibindeki Gülümseyiş
Clıchy'de Sakin Günler

Halk dilinde Domatese verilen ad...

Banadura, Gırmız, (Eskilerin dediği Domates)
İnce ve uzun, kan kırmızı, etli ve tadı güzel domateslere halk arasında verilen ad.

Domates (Solanum lycopersicum), patlıcangiller (Solanaceae) ailesinden anavatanı Güney ve Orta Amerika olan bir yıllık yenebilen bir otsu bitki türü. Peru civarında çıkarak muhtelif memleketlerde ve yaklaşık 1900 yıllarında Adana’da yetiştirilmeye başlanmıştır.

Ucuz ve bol vitamin kaynağı olan domates besleyici ve lezzetli özelliğinden dolayı dünyanın birçok ülkesinde en çok üretilen sebzelerdendir. Turfanda olarak yetiştirilebilmesi nedeni ile her mevsimde tüketilebilmektedir. İçinde A, B1, B2, C, K vitaminleri, niacin, protein, yağ, karbonhidrat, potasyum, kalsiyum ve demir bulunur. Taze olarak yenildiği gibi salça, domates suyu, konserve turşu, reçel, ketçap, şeklinde de değerlendirilebilmektedir. Tek yıllık bir bitkidir. 5-6 kg domatesten yaklaşık 1 kg salça elde edilebilir. 250-400 bin adet tohumu 1 kg gelir.

Domates Çeşitleri;
Kavata; Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates türüdür.
Pearson, Yuvarlağa yakın oldukça düzgün şekilli kırmızı renkli eti dolgun, çok lezzetli, şartlara kolaylıkla adapte olabilen çeşittir.
Sc 2121, Geçci ve erkenci çeşitlerinin olması üretimde devamlılığı sağlaması bakımından avantajlıdır. Ayrıca meyve kalitesi yüksek, nakliyeye dayanıklı yüksek verimli ve sofralık bir çeşittir.
Sofralık; 
Start, Epona, Red Top, Sc2121, Kiraz, S.Million,  S.Gold.

Fenike mitolojisi tanrıları....

Fenike mitolojisi, 
Fenikelilerin inanç ve kültürlerinin mitolojik bütününü tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kenan mitolojisinden ayrı bir şekilde değerlendirilemeyecek olan mitolojinin temel odaklarından biri ölen-tanrı (dying-god) miti ve bu mitin başrolünde yer alan ölen-tanrı idi. Ugaritik Kenan' da ölen-tanrı Baal' dı.
 
Adonis, (Avlamak istediği yaban domuzu ta­rafından öldürü­len Fenike Tanrısı. Karısı Aştart'ın, O'nu kurtar­mak için cehen­neme indiğine inanılırdı.).
Adon,
Astapte, (Bir tanrıça).
Baalat, (Fenikelilerin ve diğer sâmî kavimlerin en büyük tanrısı.)
Baal Tsefon, (Bir elinde hayat ağacı, diğeriyle şimşek fırlatan bir şekilde temsil edilirdi.),

El, (Fenike mitolojinde en büyük tanrısı, tanrıların babası. El' in karısı olan deniz tanrıçası Aşera tanrıların anasıydı). 
Eşmun - Eshmun, (fenike mitolojisinde bitkiler ve şifa tanrısı).
Haddad,
İştar,
Milkat, Tanrıçalar,
Mot, Ölüm tanrısı,
Şadrapa,
Tammuz,
Tanit,

Geri verme...

İade,
Alınmış bir şeyi geri verme.
Geri vermek. Eski haline getirme. 

Petrolde bulunan renksiz ve sıvı durumunda hidrokarbon ...

Oktan,
Oktan bir alkandır. Kimyasal formülü CH3(CH2)6CH3dür. 18 adet izomeri bulunur.  Oktan oranları yakıtın (benzin) kalitesini belirtmede de kullanılır. Benzinin patlamaya karşı olan direncine "oktan" denir. Asfalt tabanlı ham petrolden üretilen benzin parafin tabanlılardan daha az vuruntu yapar. Bütün benzinler bu iki türün karşımından elde edilir. Eğer karışımlerı kontrol edilmezse kaliteleri değişir.

Geri verilmek üzere başkasından ödünç olarak alınan eşya...

Ariyet,
Borç, geri verilmek üzere alınan para veya eşya; bir veya birkaç kişiye yahut bir kuruma karşı yerine getirilmesi gereken yükümlülük, ödünç.

Geri dönen...

Raci, (Rücu. dan) Geri dönen, ric'at eden.
Eski dilde, Geri dönen.
Dokunan, ilgilendiren, dayanan.

Kır yaşamını anlatan kısa pastoral şiir...

İdil,
Eglog,

Pastoral şiir (fr. Pastorale), Çobanlama .
Doğa güzelliklerini anlatan şiirlerdir. Kır, çoban hayatını, çıplak tabiat güzelliklerini tanıtıp sevdirmek gayesini taşıyan edebî eserlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur. Bu söz için Türk Dil Kurumu  karşılığı önermektedir.Doğa güzelliklerinin dile getirdiği çoban ve kır yaşamını anlatan şiirlere pastoral şiir denir. Bu şiirlerde söz oyunları yapılmaz. Gösterişten ve yapmacıktan uzak yalın bir dille yazılır. Kökeninde doğaya duyulan sevgi ve özgür yaşama özlem vardır.

İdil ve eglog olmak üzere iki türü vardır.
İdil, tek kişinin ağzından yazılır. Çobanı! aşkı ve kırsal güzellikleri anlatır. Kısa şiirlerdir.
Eglog, birkaç çobanın karşılıklı konuşmasıyla yazılır. Yine, aşkı ve kır yaşamını anlatır. Çoban ve kır yaşamını, doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir.

Havai kökenli ve üzeri rengarenk çiçekli bir tür yazlık gömlek...

Aloha,

Havai inanışında tanrılar...

Kane,
Lone,
Kanaloa,
Ku,
Pele,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ